![]() |
Kendimden yoruldum.. Sürekli maske takmaktan, İçim kan ağlarken, İnsanlara gülmekten yoruldum... Çok sinirliyken bile, Sakin olma zorunluluğundan yoruldum. Hüzün çizgileri sarmışken yüzümü, Gamzelerimi göstermekten yoruldum.. Bağıra bağıra ağlamak isterken, Gözyaşımı içime akıtmaktan yoruldum. İçimde deli gibi çağlayan aşk varken.. Dağlara taşlara haykırmak varken Sesimi içime çekip, Susmaktan yoruldum.. Gözlerinin mavisinde sana bulanmak isterken Siyahın esiri olmaktan yoruldum.. Kendimden yoruldum Hep güçlü olmak ne kadar zordur; Hep sorumluluk sahibi olmak, Çocukken genç olmak , Gençken olgun olmak Kimlik değiştmekten yoruldum.. Çabuk tükettim Umutlarımı Yarınlarımı Duygularımı.. Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim Yine kurulmuş sahne Başrolde ben Yardımcı oyuncular ;hüzün, acı maske Konu;herşeye rağmen mutlu olma sanatı Ha bide Oyunun adı var ;Hayat Gülüyorum yine zorunluluktan.. Bu kaçıncı rol alışım bu filmde Alışılmış senaryolar bunlar.. Acemi mi sandın beni hayat!! Ben her gece bu sahnenin müdaviniyim Hadi bırak mutlu olma tasasını Yapışmış alnımıza Hayatın kavgası Düş yakamdan hayat!!!.. Oyunumu oynarım Sahnemi kapatırım Ölümdür sonuma yakışan Bilmezmisin!... En çok ölülerdir alkışlanan.. Alıntı |
Aynalar Harmanım ben harmanım Kırk satırlık fermanım Yok dizinde dermanım Eyletmen beni Söyletmen beni Ağlatman beni Aynalar aynalar İster anam darılsın İster babam darılsın Vuran elim kırılsın Hüznüm sizde görünür Saçım beyaz örülür Yaşarken de ölünür Söyletmen beni Ağlatman beni Aynalar aynalar Yüzümde hep çizgiler İçimde hep ezgiler Uçup gitti seneler Eyletmen beni Söyletmen beni Ağlatman beni Aynalar aynalar (alıntı) |
Tepedeki Çimenlik Tepedeki çimenlik Yalınayak dolaşarak Yemyeşille masmavinin ortasına uzanarak Hayaller kurarak Rüzgara savurarak Vazgeçmek birdenbire Herşeyden vazgeçmek Tepedeki çimenlikten Seyreylemek şu alemi Küçülmüş ufacık olmuş insanların alemi Bir buluta tutunup Bir kuşun kanadına takılmak Vazgeçmek birdenbire Herşeyden vazgeçmek Sadece gökyüzü Sadece deniz Sadece sen ve ben Sadece sevgi Hepsi bu (Alıntı) |
ve yağmur yağıyordu geceye… (Yaprak mıdır yaşama bağlanmak için dala sıkı sıkıya tutunan yoksa dal mıdır delice esen sonbahar rüzgarlarına inat yaprağını bırakmayan) Gittin Son yolcusu gibi binerken vapura bir yerlerinden tutabilmekti tek isteğim, yüreğine uzanan ipi kopmadan ve ayrılıklar değmeden Ne kadar da kolay ve çabuk döküldü gece uykularından sıçrayan çocuk hüznü gözlerimden yaşlar Şimdi ışığı çalınmış odalarda gözyaşı ile çiziliyor resimler Gittin Yıldızlara küs, Ay’ın karanlık yüzü vardı aramızda Kayıklar koşuyordu kurtulup iplerinden denize Acı ve hüzün taşıyan bulutlar toplanmış ve yağmur yağıyordu geceye (Sonbahar mıdır ayrılıklara güneş gibi doğan her yıl değişmeden yoksa ayrılıklar mıdır sonbaharı bekleyen) Gittin Ne kadar da kolay ve çabuk oldu gidişin bir kez dahi arkana bakmadan Çiçekler gibi tomurcuğu patladı ayrılığın üşüten bir rüzgardır şimdi yüreğime değen Aynı suça ortaklık edip takvimler ayrılık gününe takılı dört bir yandan tüketiyordu zamanı akreple yelkovan Oysa, değişmeyen bir maviye sevdam ve bin yıllık yalnızlığım vardı hiç eksilmeyen Gittin ‘yarıda kalmış bir cümle gibi’ (Son yaprak da bıraktı kollarını) Gittin Yağmur yağıyordu geceye alıntı |
Yağmur Bugün yağmur Bir kadın saçıdır Yeryüzüne Dökülen Upuzun ince ince karanlık kokulu Sen ki aşkla aldatıldın Yüreğin taş parçası Dinle yağmuru dinle Teselli bul türküsünden Her şey olur Her şey büyür Her şey geçer Hayat kalır (alıntı) |
Karanlıkta yıldızlar batar batar ağlarım Güne doğan güneşle, umut ile özlerim Mavi yeşil gözümü, korlar ile dağlarım Bir sevda masalında seni arar gözlerim Kalabalık içinde ıssız kalmış geçmişim En güzel gülleri, yine sana seçmişim Bir türkü tutturup, hayatımdan bezmişim Bir sevda masalında seni arar gözlerim Bir mum yakıpta yarına umutlar yazarken Kürekle toprak atıp, mezarımı kazarken Issız adam misali, yine yalnız gezerken Bir sevda masalında seni arar gözlerim Özlem oldu duygular, yüreğimin içinde Hayalin gözlerimde, her gün başka biçimde Senin için kalbinde, belkide bir hiçimde Bir sevda masalında seni arar gözlerim Gölgeler hep peşimde, yalnızlığım olmuşlar Tek hayalim umudum, aşkımada konmuşlar Güneşin sıcağında, umutsuzca donmuşlar Bir sevda masalında seni arar gözlerim Son harfi hecelerken, dudağımda sözlerim Bir gölge gördüğümde, sensin diye izlerim Gölgeler gerçek olsa, çözülsede dizlerim Bir sevda masalında seni arar gözlerim Vedat Okkar |
Parmaklıklar son acil durum araması beklemeye alınan yıllar dile gelmek istemeyen korkular bir ben mi karşılamak isteyen ölümü otogarda ölümü bekleyen bir ben mi valizimde söylenememiş sözcükler, birbirini suçlayan yalanlar, beni aşağılayan günahlar, bir ben mi rahatsızım güneşin doğmamasından, hayatıma kumar oynamalarından, kemik atıp koşmamı beklemelerinden, sonu gelmeyen merdivenlere tırmandırmalarından, kabuslardan uyanmak istemeyen bir benim artık, bilinçli bilinçsizlikler itince karanlığa, korkudan yapılmış huzurlu yastığımdayım, gözlerimi dikmiş parmaklıklara, kulaklarımdan çınlayan nefret ezgisiyle, geçmişi aramaktan yeni günü geçmiş sanmışım, bir yudum hayatı depresyon haplarıyla süslemiş, son kez bir kelebeğin doğmasını ve ölmesini bekliyorum Seyda Özdemir |
Tane tane tanem Nazlanmadan sessizce sallanan Kilometre taşlarım Seneleri yutarken Zamansız değer Şarkıların tenime Hicran yinede kucağına alıyor, Şimdilerimde Tek dünya dönüyor Ayyaş olan bense Dönerken saçlarımı savuramadım tenine Aşkımsa, Hala semâzenlerin Eşiğinde Ellerini açmış duada Kara inciler dökülüyor Tane tane tanem, Şarkılarım değseydi Tenine Son defa dokunsaydım Artık kelebeklerin yok Papatyanın üzerinde Aşk ağlıyordu Sağanak yağmurun Koşturmalarında Ben hala dönemiyorum… BERNA ÇANKAYA |
DEDİKODU Kim söylemiş beni Süheylâ'ya vurulmuşum diye? Kim görmüş, ama kim, Eleni'yi öptüğümü Yüksekkaldırım'da, güpegündüz? Melâhat'i almışım da sonra Alemdar'a gitmişim, öyle mi? Onu sonra anlatırım fakat Kimin bacağını sıkmışım tramvayda? Güya bir de Galata'ya dadanmışız; Kafaları çekip çekip Orada alıyormuşuz soluğu; Geç bunları, anam babam, geç; Geç bunları bir kalem; Bilirim ben yaptığımı. Ya o, Muallâ'yı sandala atıp, Ruhumda hicranın'ı söyletme hikâyesi? Orhan Veli Kanık |
SABAHA KADAR Şu şairler sevgililerden beter; Nedir bu adamlardan çektiğim? Olur mu böyle, bütün bir geceyi Bir mısraın mahremiyetinde geçirmek? Dinle bakalım, işitebilir misin Türküsünü damların, bacaların Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını Yuvalarına? Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını Kullanılmış kafiyeleri yollamak için, Kapıma gelecek çöpçülerle, Deniz kenarına? Şeytan diyor ki: "Aç pencereyi; Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar." Orhan Veli Kanık |
| Saat: 23:05 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık