MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Guest_ASU 16 Mayıs 2007 11:43


Aşk


Aşk,
Bir sürgü yahut asma bir kilit.
Bir benlikten başka bir kimliğe sürülmek belki de.
Kendi varlığıma yabancılaşıp,
Senin varlığında mülteci olmak.

Aşk,
Kendi kendime yetemeyişim.
Senle bir bütünken,
Sensiz bir yarım bile olamayışıma verdiğim sıfat.
Tek kişilik esaretten,
Seninle hürriyete giden yolum.


Aşk,
Tüm ezberleri ve kuralları bozan anarşist yanım.
En mağrur hallerime meydan okuyuşum.
Asık suratımı gevremiş bir karton gibi yırtarak,
Zulamdaki çocuğu çıkarışım.

Aşk,
Tüm meçhulleri aşikar eden aydınlığım.
Karanlık ülkelere doğru sırtımda taşıdığım güneşim.
Her nesneye renk veren ışık,
Her canlının soluduğu hava.

Aşk,
Bütün meraklarımı seninle dindirdiğim kutlu tören.
Kitaptan kitaba okuma telaşında,
Sensizlik cehaletinden irfana varışım.

Aşk,
Sabah yediğim siyah zeytinin tadı.
Her nimet ertesinde,
Şükrün şevkine kanamadığım anım.
Karşında su kadar ak ve berrak duruşumun nedeni.

Aşk,
Her zoru kolay eden kudret.
En sert yüreğe bile çaresizliği gösteren ibret.

Aşk,
Her gürültüden uzakta derin bir sükunet.
Sensiz başlayan her cümlenin devrik oluşu

Alper Özbilen


blueeyez 16 Mayıs 2007 11:49

BU AŞK BURADA BİTER

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

Yanyana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

ATAOL BEHRAMOĞLU


Misafir 16 Mayıs 2007 11:53

Bu sensin
Ve sesin
Bu terin ve tenin haklı ıslaklığı
Kal öyle
Isıt gözlerimi gülüşlerinle
Birazdan kapılar kırılacak belki de
Birazdan kapkara bir örtü olabilir gözlerimizde
Biz diz kırarken sinesinde sancının
Yolunur papatya
Deşilir ten
Ve yara da !
Çünkü ölmek günleri biraz da
Gülmek günleri(de), inadına
Gün gülümsemeleri ardında
Gün gülümsemeleri ardında
Dağlandıkça
Dağlaşmak
Ve dağları sevmeye yaraşmak
Yaraşmaya
Yanaşmak günleri
Sen de yanaş kıyılarıma bir vapur gibi
Çarpıp durayım güvertelerde gözlerine


Yılmaz ODABAŞI


blueeyez 16 Mayıs 2007 12:02

KALBİM DİNAMİT KUYUSU

Beni, gözlerin götürür
Gözlerin
Aşkla, acıyla...
Kuşatmışlar
Sesimi, soluğumu
Kesilmiş
Tuz-ekmek payım
Vurgunum
Ve darda,
Gözaltındayım.
Dal, kor keser
Penceremde açarsa
Kuş, vurulur
Üzerimden uçarsa.
Ve hal böyle böyle,
Yol bu yöndeyken
Gelir,
Ki her gelişinde
Daha da içten
Gelir,
Soluk soluğa
Benim olursun.
Amansız sarmasında
Kollarımın
Esrik,
Çığlık çığlığa
Erir, kar gibi vücudun...
Nicedir,
......ağzında
Bir salgın,
Bir deprem gibi künyemiz.
Nicedir,
Başımıza zindan dünyamız.
Biz ki
Yarınıyız halkın,
Umudu, yüzakıyız,
Hıncı, namusu...
Şafakları,
Taa şafakları
Hey canım,
Kalbim
Dinamit kuyusu...

AHMED ARİF


Tiglon 16 Mayıs 2007 14:58

DÖNMEM
Ben sana dönmem bir daha,
bir kere kandim o yalanlara,
bir kere daha düsmeyecegim senin avcuna,
benim sana geri dönecegimi mi saniyorsun?
Iste burda kendini kandiriyorsun......

Sana dönmekmi asla, senin yalanlarina kanmakmi asla,
bir baskasini sevmekmi asla, ben sevdim bir defa, sevmeyecegim bundan sonra....

Gittigin günü unutmadim, beni yiktin ya insallah sende yikilirsin,
gözünden yaslar hep sel misali aksin, ben mutlu olamadim sende insallah hic olamazsin,
acilar senin pesini hic bir zaman birakmasin, tipki sana olan Askimin benim pesimi birakmadigi gibi,
insallah sende seversin birgün deliler gibi beni, ama unutma sakin geri dönmeyecegimi!

Ben dönmem sana, dönemem! Gidisinle öldüm zaten bir defa bir daha ölemem!
Benimle bir kez oynadin, gururumu bir kere ayaklar altina aldin, bir defa basardin aldin beni avcuna, hic bosuna ugrasma alamayacaksin beni kollarina, bu hatayi bir kere daha yapmam, senin yalan Askina inanmam, senin gibi Serefsize bir kere daha kanmam, ben bir daha kimseye Asik olamam, cünkü ben senin gibi Alcak olamam!


scanner_11 16 Mayıs 2007 16:04

Anlarsın Bir Düş Gördüğünü

Bir kırlangıcın kanadındadır hayat.
Bazen yükseklere alır seni,
bazen umulmaz alçaklara,
beklenti geç doğan güneş gibidir,
gecikmekse yağan bir yağmur...

Bir damla su olursun bazen,
ya da bir hıçkırık boğazlarda yutkunan.
Bir ırmak olur akarsın tepelerden,
durgunlaşırsın hava kararırken...

Sonra susarsın biraz,
rüzgara karşı bir mum yakarsın, hep söner.
Pişman olursun nedense, ağlarsın.
O da eser kendi halince,
silip götürür bütün benliğini.
Belki çok seversin, belki az,
zamanı gelince anlarsın bir düş gördüğünü,
her şey bir kördüğüm olur,
bir ağrı geçer gider yüreğinden,
çok üşürsün sen kalabalıktaki yalnızlığında...

Belki çok düşünürsün, belki az.
Bir ateş düşmüştür önüne,
bir el tutmuşsundur belki istemeden,
belki bir güneş, belki...

Zamanı gelince anlarsın bir düş gördüğünü,
duyguların bulutlardan sıyrılıp önüne düştüğünü...




scanner_11 16 Mayıs 2007 16:45

Acıya Kurşun İşlemez

Sabrın çalkalanıp taştığı sulardadır
Çığlıklarla parçalanmış uykularda
Buruşturulup atılmış aşklarda
Ve çalınmış mutluluklardadır
Ses ile yürek
Büyük rüzgarların o yanık şarkısı
Hala yükselir içimizden, dağılır
Coşkunun doruklarında sürer yankısı

İlk kurban adanırken bir nehire
Korkunun ilk nisanında başlamıştır
Gözyaşının ilk damlasından kalma
Yaslı baharlarla gelmiştir bugüne
Kanla yazılan yasalarla
Açlığın otağ kurduğu sabahlarla
Ve sonuçsuz kalan ahlarla gelmiştir
Acıya kurşun işlemez artık
Ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir

Yok bundan böyle ter yarası
Zincir tutsaklığı ve sabır
Kırbaç yalvartması sessizliğin
Can pazarı ve kahır yok
Herşey yaşanan şu gün gibi gerçek
Adımız halk olduğu günden beri
Bir direnç olmuştur bizde sevinçler
Şimdi acının her kuraklığında
Onlar
Yüreğimizin ovalarına çiselenirler

Boşuna değil bu ölürcesine sevmek
Ve ölürken bile yürümek
Boşuna değil
Hep yatağı olduk tarihin ırmağının
Yenilgilerle durulmanın
Zaferlerle köpürüp kabarmanın
Ama hiç bir zaman
Anası olamadık geçmişi doğurmanın

Yıldızlar ve sular tanıktır
Aç ve kavruk bir memeden
Direnmeyi yudum yudum emen
Bir çocuk gibi öğrendik
Ve direndik
Ordular kurduk türkü renklerinden
Bütün ağıtları bir hücumda yendik
Acıya kurşun işlemez artık
Biz yaşamayı zulümsüz sevdik




Tiglon 16 Mayıs 2007 16:46

SEN İÇİMDESIN
Sen içimdesin
Yüreğimde, kalbimdesin.
Üzülemiyorum.
Sen yüreğimdesin ya...
Sende üzülürsün diye üzülemiyorum.

Gözlerimdesin;
En derin yerinde,
Gözbebeğimdesin.
Ağlayamıyorum.
Sen gözlerimdesin ya...
Sende ağlarsın diye ağlayamıyorum.

Aklımdasın;
Beynimin en son noktasında,
Yüreğimi yöneten yerindesin.
Gittiğini düşünemiyorum.
Beni bırakıp gidersin ya...
Bende korkup kaçarsın diye düşünemiyorum.

Ellerimdesin.
Avuçlarımın içinde, hayat çizgimdesin.
Yazamıyorum.
Sen ellerimdesin ya...
Adını yazdığım kağıdı,
Yanlışlıkla atarım diye yazamıyorum


blood_lovee 16 Mayıs 2007 19:57

Veda

Bu kalpler güzeldir kırılmaz biran
Yürekte saklansın doyulmaz şu an
Size kurban olsun sevgisiz bu can
Dostlar varolmasa çekilmez cihan

Dostlar vardır hani düşman sanarsın
Ağaran saçınla yalnız kalırsın
Bir gün elbet gerçek dostu tanırsın
Dostun kıymetini o gün anlarsın

Bunu söylemeden çekip gidemem
İki cihan sizle kalsam diyemem
Veda edip ayrılsam da gülemem
Ağlar yürek gözyaşını sizsiz silemem

Kırılmayın dostlar bana boşuna
Sevgim yetmez bu cihanın taşına
Okyanusa sular akmaz boşuna
Düşman olan dostun gitmez hoşuna

Hayat budur çile bitmez bilirim
Sevgi yüreklerden gitmez dilerim
Dostluk vardır ömür yetmez ki derim
Bilen insan dostu satmaz eminim

Can ciğerden beni seven sizlerin
Yürekteki sevgileri çok derin
Yaşadığım şu ölümsüz anların
Hatırası yürektedir hep derim

Belki yalan gelir sözlerim size
İki cihan yürek açıktır öze
Gönüldeki yara gelmeden göze
Veda edip gitmek düşüyor bize


Osman Ata


Mystic@L 16 Mayıs 2007 20:14

Ölümün ve göçün dokunmadığı tek nesne
var mıdır
ölüm yok eder göç değiştirir
kendisi kalamaz kimse
sarp ve suskun ninelerden başka
onlar kimi zaman sırtlarında
kimi zaman sımsıkı kucak
hala evin bebelerini avutmada

kimse kendi gibi kamamıştır
o seven sevilen amca
döner birgün apansız, bırakılan kente
herkesin doğduğu evi haraç mezat
açmıştır izinsiz eski sandığı
artık başkasının olan evin avlusunda
tüccarı değildir bilemez nesi kaç para
sedef nalın, oyma kutu
fildişi tahta kehribar
tarak toka
mum bebeği kızın, armağan çıngırak, ilk elbise
(naylon girmemişti daha saf hayatımıza)

sonra görülecektir
birinin evinde mor fanussuz lamba
ötekinde mor fanus (ah yağma)
arar lambayı fanus fanusu lamba
uzağında sahibinin
kirlenir porselen kırılır sırça

mor ipekten kenarıydı bir kırlentin
moru solmuş ipek ezilme derdinde
anılarından utanan çocuk
yaşlanınca şaşar kendine
sözcükler dizerek barışır diliyle
söyler, anlaşılır
Gülten Akın


Sedef 21 16 Mayıs 2007 20:24

Şehit Vasiyeti

Gene hangi dua’yı okudun anne,
Vurulduğum yerde güneş açtı
Yine mi ağlıyorsun anne,
Cennetime yağmur yağdı

Üzülme anne ağlama, sırtımdan yedim kurşunu kalbimden değil.
Öylece duruyor hayallerim, vatanım ********lere yar değil.

İzin günümde be anam.
Yârime mektup yazdım o gün.
Kınalı ellerinin kokusunu özledim demiş,
Bir kalp çizip içine de şafağımı yazmıştım.

Birliğe döndüğümde erkenden yatmış,
Gece beni bir üç nöbetine uyandırmaya gelen çavuşla
Rüyamda seni gördüğüm ve beni uyandırdığı için tartışmıştım.

Sıkı giyin oğlum, hasta olma sakın ve paran varmı diye soruyordun
Bende her zamanki gibi var anne diyordum, var.
Hiç olmadı be anam, hiç olmadı
Nasıl isterdim, ardımda bir yar birde ana bırakmıştım.

Sağ olsun tertibim cemil memleketinden tütün getirmiş, sigarasız kalmıyorduk.

O gece birlikte gittik nöbete.
Yolda bana "Sanki bu gece bir şeyler olacak" der gibi bakıyordu
Ama yiğitti söylemiyordu.
Nöbeti devraldığımızda garip bir sızı çöktü benimde içime.
Sanki terli terli su içiyor, seni üzüyordum be anam, öyle bir şeydi işte.

Nasıl oldu anlamadım!
Cemil " yere yat " dediğinde çoktan yerde bulmuştum kendimi.
Anlamadım vurulduğumu, sıcacık bir şey hissettim sırtımda
Terliyordum, sanki yaz gelmiş öğlen sıcağı çökmüştü tepeme.

Dudaklarım kurudu birden
Cemil " dayan " diyordu, ama ağlıyordu
Gözyaşları yüzüme damladığında verdim son nefesimi.

İşte o an sana ilk ihanetimi ettim anne.
Önce atalarım, sonra yârim canlandı birden gözümde.
Hoş gör be anam, kızma. Bende baba olacaktım
Daha adını bile koymamıştık oğlumuzun, iki ay vardı doğmasına.

Bilmiyorum duyuyor musunuz sesimizi
Korkmayın, ağlamayın, gurur duyun.
Vasiyetimizdir.
Öyle evlatlar yetiştirin ki, adları Mehmet, soyadları Şehit olsun.





blood_lovee 16 Mayıs 2007 20:47

Sana Bugün Daha Fazla İhtiyacım Var



Sana bugün daha fazla ihtiyacım var
Dünden ondan önceki günden de fazla
Anlamadın belki gittiğin günden beri yalnızım
Anlasana bugün sana daha fazla ihtiyacım var

Gelsen görsem tutunup dokunsam
Çözülecek belki de tüm düğüm
Nefes alamıyorum nefesine sesine ihtiyacım var
Anlasana bugün sana bir başka ihtiyacım var

Buz gibi oldu ellerim daha çok sıkılıyor yüreğim
İçimdeki çocuğun acıyor kanıyor bir yerleri
Bugün sana dünden de önceki günden de fazla ihtiyacım var
Son çırpınışlarım bunlar ya şimdi gel kurtar
Yarın bu çirkinlikler denizi zaten beni boğar




Tayfun Karakaş


Guest_ASU 17 Mayıs 2007 00:09

Gülümse

sabaha varması yakın gecenin
yıldızları sönmüş rengi turkuaz
kurumuş gözyaşlarımda
olmaz sevdam
saf temiz ve beyaz

güneşin ilk ışıkları
ulu çınarın yanıbaşında
umut renk renk oldu şimdi
çiçeğin uyanışında

silkelen diril deli gönlüm
hayalleri bırak gecenin koynuna
bak çayın soğumuş sigaran sönük
it elinin tersiyle umutsuzluğu
gülümseyerek bakmalısın aydınlığa

Ayşe Bozkurt


arwen 17 Mayıs 2007 02:24

yaşadıkça özelsin


Aldığım her nefesim nefesine eklensin
İçimdeki her nefes hayalinle demlensin
İzin verde şu gönlüm varlığınla renklensin
Senin aşkın gönlümde yaşadıkça özelsin

Bir ışık hüzmesisin inersin yüreğime
Geceleri yasaklar koyarsın düşlerime
Sana dayanamazken kor düşer ya içime
Sensiz kara bulutlar çöker benim üstüme

Sensizlikten korkarken yanarım gidişine
Bakamadım son bir kez sevdiğim gözlerine
Kopası şu ellerim dokunmadı tenine
Hasret gidecek yarim bedenim bedenine

Kalbimde izi kaldı tüm günahlarımızın
Bağrımda acısı var kaçamak sevdamızın
Günahı neydi sanki bu gözyaşlarımızın
Yakıp yıkan hasreti olmasın aşkımızın

Özlemle dans ediyor demlendikçe yüreğim
Beni sevebilecek tek bir yürek isteğim
Bakabilsem gözüne sevgini göreceğim
Bıraksan yüreğimi bin kere seveceğim

Sen yanımda olunca dertler bile güzeldir
Senden ayrı yaşamak benim için eceldir
Bu can bu aşk uğruna verilecek bedeldir
Senin için olunca ölmek bile güzeldir


alaşara ışık


scanner_11 17 Mayıs 2007 08:16

Adımlarım Koşar Sana

Güneşin doğuşusun sen, batışı değil
Gerçeğe en yakın olan, asla düş değil
Ellerimde hayat bulan beyaz narin gül
Sevgiyi anlatırsın, ayrılık değil.

Karmakarışık olup dolanmış yüreğime
Bir düğümsün içimde, çözülmez değil
Mutluluğu ararken hasret gecelerinde
Elimin altındasın görünmez değil.

Şimdi artık umudu tüketen ben değilim
Başımda esip duran hasret rüzgarı değil
Gözlerimi kapatsam hissederim kokunu
Kulağımda çalan şarkı ayrılık için değil.

Gamze gamze gülüşlerin yakıyor bedenimi
Seni sevmeme neden yeşil gözlerin değil
Hiç bu kadar istekli hissetmedim kendimi
Sana koşar adımlarım, artık yürüyerek değil.




NiliM 17 Mayıs 2007 08:44

Ruhumda Fırtınalar

Ruhumda fırtınalar delirmiş eser,
Limana hasret beklerim.
Umutsuzluk daglarca yolumu keser,
Yola hasret beklerim.

Dil söylemek,el yazmak ister,
Kelama hasret beklerim.
Kır zincirleri sevgini göster,
Sevgiye hasret beklerim.

Alıcı kuşları başımda döner,
Dermana hasret beklerim.
Yüregimin feri söndü söner,
Sevgiliye hasret beklerim.

Sisler sarmış dörtbir yanımı,
Rüzgara hasret beklerim.
Yorgun,düne hasret canımı,
Azraile hasret beklerim.


İshak Özlü


nünü 17 Mayıs 2007 11:19

SEVEMEDİ İSTANBUL İKİMİZİ

Seninle hiç İstanbul'da olamadık
Göremedi İstanbul ikimizi...

Ne bir semaver tüketebildik
Ne Aşiyan'da hüzün...
Bir tepeden seyretmek için bu güzelim kenti
Ne Çamlıca kısmet oldu ne Piyer Loti...
Hiçbir vapur taşımadı bizi Marmara'da
Bir güvertede seni
Liseli aşıklar gibi dakikalarca öpemedim..
Ellerini avuçlarımda tutup ta içimi dökemedim

Şöyle bir elimi atıp ta omzuna
Kolun belimde
Yürüyemedim seninle Beyoğlu'nda
Bir sinema yada tiyatro koltuğunda
Parmak uclarıma değmedi dudakların
Pasajda Arjintinleri çekip
Nevizade'de bir iki tek atamadık
Doyulmaz uykulara bir türlü yatamadık

Seninle İstanbul'da olamadık
Duyamadı İstanbul sesimizi
Sahaflar'da yorulup ta kitaplara bakmaktan
Çınaraltı'nda mola veremedik
Karışıp çılgın kalabalığına Kapalı Çarşı'nın
Tadına varamadık bir öğlen rakısının
Yada Sultanahmet'te bir müzeyi gezip
Dostlara uğrayamadık
Gülhane'den uzanıp Sarayburnu'na
İntiharı düşünemedik enine boyuna
Ne Laleli'den geçebildik sevgilim
Ne kendimizden
Bir çalgılı Kumkapı meyhanesinde
Aglayamadım doyasıya sımsıcak göğsünde
Eski İstanbul'da gezdiremedim seni
Yemiş'te Asmaaltında
Ne kaldırımlarımı gördün ne çayhanelerimi
Ne çocukluğumu bildin ne gençliğimi

Seninle hiç İstanbul'da olamadık
Saramadı İstanbul hiç bizi
Çılgınlar gibi dolanamadık otobüslerle
Trenlere binemedik
Bırak bütününü bu koca kentin
Sadece bir tek semtin
İçinde bile olamadık
İstanbul hiç doymadı bize bitanemmm
Bizde O'na doyamadık...


VEDAT DİDARİ


asia 17 Mayıs 2007 13:49

BILDIGIM BIR SARKI VAR

Merhametsiz karanlik icindeyim
Ne zaman gunes dogacak bilmiyorum
Mavi denizlere mor daglara karsi
Bildigim bir sarki var onu soyluyorum

Bildigim bir sarki var onu soyluyorum
Butun sarkilar gibi kederli
Sokaklar, caddeler, evler bombos
Yoklugun sirtima saplandi bir bicak gibi

Yoklugun sirtima saplandi bir bicak gibi
Akitir tasa, topraga kanimi
Dunya seninle aydinlik ve guzeldi
Simdi bin gunes dogsa goturmez karanligimi

Simdi bin gunes dogsa goturmez karanligimi
Yanmaz elinin degmedigi isiklar
Gel, o sarkiyi beraber soyleyelim
Tut ellerimden beni aydinliga cikar

Tut ellerimden beni aydinliga cikar
Yumdum gozlerimi seni dusunuyorum
Mavi denizlere, mor daglara karsi
Bildigim bir sarki var onu soyluyorum

UMIT YASAR





rymacan 17 Mayıs 2007 15:02

Alıntı:

Sedef 21 adlı kullanıcıdan alıntı (Mesaj 446534)
Penceremde Yağmurlar




Başımda karakuş var
Dayanılmaz bir acıydı bendeki
Ve karşılıksız bir aşktan geriye kalan can kırıkları
Üzerine basmamak için uğraştığım sen duymazken beni
İçimde bir volkan var ağlıyor ve yakıyor yüreğimi
Belki biraz da vuslata özlem sarıyor beni.

Penceremde yağmurlar
İmkansız aşkım batıyor yüreğimin sahillerinde
Ve ben bir balıkçıyım
İnsafsızım belki ama vicdansız asla
Vuslatın hasretini çektim ben
Otururken yanı başında
Ve özledim seni her nefes alışımda.

Penceremde yağmurlar
Ve bir nisan akşamı oluyordun
Serin bir nisan akşamı
Kardelenler açıyordu mevsimlik
Ve bir de...
Bir de nisan yağmurları yağıyordu sessizce
Sessizce ağlıyordu gökyüzü
Karşılıksız sevgime
Ruhumu bıraktığım sokaklar ıslanıyordu
İlk kez nefesimin kesildiği
İlk kez kalbimin sızladığı o sokak
Belki seni görürüm diye sabahlara kadar beklediğim
Sabahlara kadar hıçkırarak ağladığım
O sokak ıslanıyordu
Ömrümde ilk defa aşık olduğum
İlk defa delicesine tutulduğum o kadın ıslanıyordu
Bil ki bitanem sen ıslanıyordun
Penceremde yağmurlar ıslanıyordu.


Recep Yaşar Macan

İsmimi yazdığınız için çok teşekkür ederim ben bu şiiri çok eskiden çok özel birisine yazmıştım o yüzden değerli.bazı sitelerde bazı şahıslar kendi şiirleriymiş gibi yazmışlar allah'ahavale ediyorum sizede teşekkür ediyorum.üyeidim buraya ama bilgilerimi unuttum bu teşekkürü etmek için tekar üye oldum.saygılar sunarım.

herseyim_nil

sizi tanımak isterdim.


scanner_11 17 Mayıs 2007 16:03

Adını Sen Koy

Bir hayal kırıklığı merhaba dedi,
Sabahla beraber aydınlanan geceme
Bir yorgunluk çöktü,
Gece boyu nöbet tutan gözlerime
Adını sen koy!

Sen söyle nedenini,
Tıpkı söylemediklerin gibi
Sen düşün sebebini,
Tıpkı düşünmediklerin gibi
Adını sen koy!

Bir sevgi tomurcuğu ek,
Olmayan yüreğine
Ve bir doğru daha kat
Yalan sözlerine
Adını sen koy!

Sen koy gözlerine elayı
Sen koy elanın önüne uçurumları
Sen ör uçurumların burçlarını
Ve sen sallandır oradan sevdamı
Adını sen koy!

Birde yürek düşün ömre sığmamış
Hep burçlardan aşağı sallanmış
Vefasızlığı, uçurumun karanlığında yaşamış
Adını da ben koy...




e.t.i.c.h.e.t 17 Mayıs 2007 19:29

fikir yürütmek ne kadar doğru
başkası anlayamaz çünkü anlatılamaz
zedelenir Onur
asabın bozulur
sen belli etmesende yüzünden okunur
affetmek aslında en büyük intikam
ihaneti hazmetmekse büyük marifet

gerçek olmadı tutulan Dilek
sen benim kadar dürüst diilmişsin demek
harcanan emek ziyan olan sevgi
bana asıl koyan haksız yenilgi...



Misafir 17 Mayıs 2007 22:29


Karanlıktan önce ölmeli

Saat duvara
Gün saate çakılı

Gölgesi düşer mevsimin
Gelincik dibine

Dillenir papatya
Aşk sağır ve kör

Sahipsiz mezarlar doğrulur
Şehir ayak altı

Ben İstanbul’a
İstanbul sana yazılı


Yıldız bahçesinde
Ağaçlar saplı, kör güneş

Anılar demlenir
Vapurlar süzülür

Kesilir boğazı şehrin
Kanı yitik mavi.

Erguvan yağmış yedi tepeye
Eteklerimde, çamurlu bahar

Topraklar kana susamış
Can üstüne can.

Gün sökülecek saatten
yine de duvarda zaman

Karanlıktan önce ölmeli

Gün, düne
Dün tarihe
Tarih utanca kazılmadan



“ Bir çocuğun uçurtmasını delmeden mermiler
Bir kızın çığlığına karışmadan sapık salyaları
Bir bebeğin parmakları kopmadan anasının memesinde
Bir baba gömmeden teröre lanetiyle oğlunu
Açlıktan köşe başında bir adam ölmeden
Bir kadın yalvar yakar yardım istemeden
Havlıyor diye köpekler öldürülmeden
Akımlara kanıp yakılmadan kediler
Satılmadan genç bir kızın eti, hayalleriyle
Emekli kuyruğunda krizi geçirmeden bir dede
Aç, bi-sefil ölmeden yeşilçamın kararmış fidanları
Satılmadan toğrağı yurdumun
Bayraklara gölgesi düşmeden menfaate açılan ellerin”

Karanlıktan önce ölmeli.

Arzu Altınçiçek


Guest_ASU 17 Mayıs 2007 22:41


Deli aşık


Seni tek uçan kuşlara sormadım, onlarda artık uçmuyorlar zaten
Gölgelere sığınıp, karanlıkta yaşıyorlar belki
Belki de adresini vermemek için benden kaçıyorlar
Düştüğün o durumu, belki de benden gizliyorlar

Seni ağaçlara sordum, akan buz gibi pınarlara, kurudular sebepsizce
Firari düşüncelerle, seni dilden kaçırdılar edepsizce
Ser verdiler ama sırrını asla
Bilmem ki neden? Bu nesnelerin sana arka çıkışı, nedensizce

Dudağımda benim gibi acı çekenlerin isyanını dile getiren acı bir ıslık
Sokak lambasının altında bir deli edasıyla oturuyorum,
Geçen günleri o kadar net olmasa da gözden geçiriyorum
Bir deli edasıyla, ıslığımın sesi yükseliyor,edepsizce..

Kar yağıyor başıma, soğukta olmasa, bu halimden memnunum
Ve bir geceyarısı sokak köpekleri, ve onların heveslendiği evdekiler
Ne anlar tok acın halinden, ev perdesinin arkasından bakarken hayata
Aşıklara her gün bayram gülüm, aşık olmayanlara iki gün olsada..

Sana olan özlemimi, bir gün daha savuştururken dünün kucağına
Dünler çoğalırken gelecek daralmakta, acımasız hayatın keskin tırnaklarında
Ellerim ceplerimde, dudağımda isyan şiirim ve cıgaram
Ayakkabımın ökçesine de basmışım, yine sensizliği uğurladım dünün kucağına…

Murat Avcu


Mystic@L 17 Mayıs 2007 22:43

Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı
Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü

Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını

Ahmet Telli


MaLiNBeR 18 Mayıs 2007 00:36

tuhaf döngü..

tuhaf bir döngü..


koşuyorlar...duruyorlar....

bir daha koşuyorlar..


kimi saçmalamaktan hoşlanıyor..


korna sesinden,


motor gürültüsünden ...filan...


burada işim ne diyorsun..


ya da aynaya baktığında

görmüyorsun hiçbirşey..


ayna seni göstermiyor ki..


yükseklerde buluyorsun kendini..


dağ-başlarında,sarp geçitlerde

tuhaf renklerin arasında...


saçmalamaktan sende hoşlanmayasın için..


ahenk,kuş-sesi ve renk armonisi..




tuhaf....


sesler duyuyorsun


doğudan..batıdan..
ve içinden..


sesler...
bişi yapmıyor sesler sana..


acıtmıyor..delirtmiyor..yüceltmiyor....


orada olup bitene bakıyorsun..


tuhaf bir döngü bu..


koşuyorlar...


duruyorlar...

susup uyuyorlarrr....


tuhaf!......



Ümit Kasım


arwen 18 Mayıs 2007 00:49

Ben hep seni düşünürüm
Bu soğuk ayaz gecelerde
Alevler yükselir gözlerimde
Bu şehrin bütün itfaiyeleri peşimde

Ben hep seni ararım
Güneş doğduğunda dışarı çıktığımda
Simit aldığımda yalnız kaldığımda
Yokluğun içten içe acıttığında

Ben hep seni özlerim
Belediye otübüslerine bindiğimde
Benzeri aşıklar gördüğümde
Sensizliğimde ve kimsesizliğimde


fırat sırtlan


blood_lovee 18 Mayıs 2007 00:51

Ölüm

Ben ölmedim ki
nasıl beklersin ölmemi
ölüm,
senin için bir hiçken benim için her şey
zaten senin için yaşıyorum.

Ölmek ne acıklı bir kelime benim için
senin için değil neden?
Ama ben senin için yaşıyorum.

Sen hiç öldün mü?
Nereden biliyorsun yaşamayı.

Sen aslında hiç bir şey bilmiyorsun
ölmedin ki biri için
ama ben ölmüşüm
ölmedim desem de senin için ölmüşüm

öldüm diyorsun ne için?
Kim için?
Benim için ölmedin ki bilesin.

Ölüm benim
ölmen için ben olmam lazım
yalnız ölemezsin biri gerek
benim o biri
ben yoksam ölmedin, ölemezsin.

Ölümünde beni kabul et
ben olayım lütfen
hani biri dedim ya o benim dedim ya
yalvarırım ben olayım
ben senin için öldüm sende benim için öl.


Musa Karakan


MaLiNBeR 18 Mayıs 2007 00:51

Bende ki SEN

Solgun baharlardaki mavi yağmur
Akşam karanlığında yorgun gölgem
Ikış ayazında yaz güneşimsin
Bulutlardaki saklı düşlerim

Her gün boyunca özlediğimsin
Yüzün kadar temiz kalbin
Hahgi sevgi hangi yürek olur ki
SEN den başka SEVDİĞM
YOKLUĞUN YAĞMURA YAZI YAZMAK KADAR
OLMAZIMDIR ARTIK BENİM CANISI
Sensizlik mi BENİM İÇİN ÖLÜM KADAR ACI


PIMAR SUNA AY


Sedef 21 18 Mayıs 2007 01:13

Liselim
Hadi çıksana dışarı tenefüs zili çaldı
Ben yine bekliyorum okulun arka bahçesinde
Sen mezun olalı belki yıllar oldu ama
Giderken diplomanla birlikte, kalbim de sende kaldı

Hani ilk seninle gitmiştim sahile
Kaçıp gitmiştik yazlığa
Beraberdik akşama kadar
Bana yine sabah olmamıştı sen gelene kadar

Yine sinema, yine sahil
Yine dalgalansın saçların
Gene gözlerin gene sözlerin
Gene gülüşlerin olsun
Seninle benim yanımda

Ayrılma ne olur ayrılma

Hani herkes derdi işte bunlar liseli
El ele göz göze diz dizeydik
Hani sormuşlardı geç kalınca nerdeydiniz
Ben hep seninleydim sen nerelerdeydin

Şimdi üniversitedesin
Aykırısın çılgın özgür
Motora da biniyormuşsun
Denize de gidiyormuşsun

Evet kıskanıyorum ben hala lisedeyim
Evet unutamıyorum ben hala liseli seviyorum
Evet kabul ediyorum sen yoksun artık
Evet ben de mezun oldum o okuldan artık


Ülkü Ural


arwen 18 Mayıs 2007 01:40

gittiğim sensin


Uzaktan uzağa sevda seline
Kapılıp ardından gittiğim sensin
Aşkına gömülüp yarı beline
Kaybolup ardından gittiğim sensin

Kulağımda çınlar o güzel sesin
Sanki ensemdedir her an nefesin
Alınca o nurlu yüzünden esin
Takılıp ardından gittiğim sensin

Kabuslu düşlerde gecemin nuru
Sensiz özlemlerin olmaz süruru
Yüreğim çağlayıp geçince suru
Dökülüp ardından gittiğim sensin

Gözlerin gök kubbe deniz mavisi
Çalışmaz beynimin çıktı çivisi
Ne zikzaklar görüp döndüm kavisi
Durmadan ardından gittiğim sensin

İster hayal olsun isterse rüya
Dalarım denize deryaya suya
Söz verdim dönemem erkeklik buya
Takılıp ardından gittiğim sensin

Semahi yüreğim kanar durmadan
Yollara koyuldum güneş vurmadan
İçimdeki farklı sese uymadan
Takılıp ardından gittiğim sensin


erol duran


scanner_11 18 Mayıs 2007 07:14

Afrikalı Çocuklar

Adı geçmedi hiç gazetelerde
Annesinin kucağında
Belki sekiz, belki on yaşında
Daha küçücük bir çocuk
Kara kuru bedeni,
Bedeninde yuva yapmış
Kan emen sinekleri
Daha küçücük bir çocuk
Hayallerini sormadı kimse
Zaten hayal dediğin
Bir lokma ekmek
Bir yudum sudan ibaret
Onun adı hiç konmamış
O Afrikalı bir çocuk




NiliM 18 Mayıs 2007 08:33

Güzellikler iyilikler

Saadet olsaydı
Mutsuzluk olmasaydı
İyilik olsaydı
Kötülük insanı bulmasaydı
Ne güzel, ne iyi olurdu

Sevinç olsaydı
Dert olmasaydı
Neşe olsaydı
Çile olmasaydı
Ne güzel, ne iyi olurdu

Serdar Sayıl


Mystic@L 18 Mayıs 2007 10:39

Kaçmalı...

Aslında şimdi ,
Kaçmalı buralardan, kaçmalı
Sonsuz özgürlüklere; dağlara çıkmalı.
Deli gönlü kırlara sermeli.
Lale , gül ve nergis dermeli.
Çam ormanlarından geçmeli,
Yürümeli, yürümeli, yürümeli...
Ve sonra yorulup bir yol kenarında
Mola vermeli; ayran tasş yanında
Irgat yemeği götüren köylüler
Yemekler vermeli...
Sonra soluklanıp kalkmalı insan
Her zamanki gibi dönecek devran
Devrana yetişmeli..
Devrana yetişmeli...

Mehmet Kızılkaya


nünü 18 Mayıs 2007 10:42

Kavuşursak Biteriz Biz

Kavuşursak biteriz biz,

Biz mutlu sonlar katiliyiz.
Kavuşursak biteriz biz.
Sevgiyle bakan gözleri kör ederiz.
Herkesin bildiği bir aşk,
Herkesin attığı bir imza
Herkes gibi değiliz biz.
Belki biraz serseri,
Belki biraz deliyiz,
Ama kavuşursak biteriz biz.
Pervane böceğinin mum alevine sevdası
Ateş böceğinin susuzluğuyuz biz
Yanar ama su içmeyiz
Etrafında döner, alevle dansederiz.
Bize kimseden zarar gelmez,
Biz zararı ancak kendi kendimize veririz.
Severiz, özleriz, aşktan ölsek kimseye söylemeyiz.
Biz artık biz değiliz.
Ruhlar kavuşur ve konuşur gökyüzünde bir yerde
Ama bedenen kavuşursak biteriz biz.
Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz.
Onu bilir, onu söyleriz,
Kavuşursak biteriz biz.
İki sınır ülkenin dikenli telleriyiz,
Dokunursak kanar ellerimiz.
Kimselere söylemez gizli gizli severiz
Ama kavuşursak biteriz biz.
Bir kor var içimizde yanan,
Onu küllendiremeyiz.
Görüşemeyiz, konuşamayız ve sevişemeyiz.
Bir aşk var bizi biz yapan,
Kavuşursak biteriz biz.
Biz herkes gibi değiliz.
İstadeğimiz zaman gelip,
İstediğimizde gidemeyiz.
Kahve içip, gülüp, konuşup, başbaşa yemek yiyemeyiz.
Ne bir filmdeki mutlu son,
Ne de göz yumulacak bir kaçamak değiliz biz.
Sadece özlemle severiz,
Ve kavuşursak biteriz biz.
Sevda iki kişinin birbirine aşkı değil artık.
Artık her aşk her ağızda sakız.
Biz birbirimize aslında her aşıktan daha yakınız.
Belki ayrı şehirlerdeyiz,
Ama her gece aynı mehtapta buluşur,
Yağmur yağarsa, çıkar,
Aynı yağmurun altında ıslanırız.
Bu aşkı ancak biz biliriz.
Şiirleri güvercinlerin kulağına fısıldar,
Mektupları suya yazarız.
Biz belki ayrıyız,
Ama her gün aynı geceyi sabahlarız.
Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz.
Onu bilir onu söyleriz.

Kavuşursak biteriz biz.
.

Uğur Arslan




Tiglon 18 Mayıs 2007 12:57

Sevgisiz Nisan

çiseleyen yağmurlar anlamsız gelir
yıkanan yüreklere ise yetmez lisan
her damlada düşünceler yetişir.

çoşkun seller yaratır gönüller
sevdayla dolu ruhlar sığmaz bedene
zincir vurulamaz dillere, susmaz gözler
acı bir türkü dolanır diline

her söylendiğinde gözyaşına boğuldum
yüreğimdeki tüm dertler silindi
sevdanın ateşiyle kavruldum
kurudu yüreğim , kurudu gözlerim ...... kurudu şimdi

dökecek gözyaşım kalmadı
ağlamayı nisana bıraktım
nisanın gözyaşlarıdır sevdayı büyüten
ben sevdaya can veren yağmurları sevdim......


Mystic@L 18 Mayıs 2007 18:04

Annemin mezarına gittik bugün

Annemin mezarına gittik bugün
Babam, Namık, Nihat, Defne ve ben
Namık'ın arabasıyla geçtik
Yollardan ve mezarlığın içinden

Çiçekler serptik üstüne mezarın
Durduk orda sessizce
Birbirine bakmadan herkes
Ağladı,ya da birşeyler düşündü kendince

Annemin mezarının yanındaki
Bir başka mezarın önünde bir kadın ağlıyordu
Kocasıydı sanırım toprağın altındaki
Kısa bir zaman önce yitirmiş olduğu

Bayram ziyaretçileriyle doluydu mezarlık
Herkes ölüsüyle birlikte olmaya gelmişti
Ağlanacak,bir an anımsanacaktı geçmiş
Sonra yine hayatın hırgürüne dönülecekti

Saçma olduğunu bildiğimiz halde gelişimizin
Hiçbirimiz bir başka dünyaya inanmadığımız halde
Durduk mezarı önünde annemin
Annem oradaymışcasına;
Babam, ben, Namık, Nihat,Defne

Dönerken sessiz bir anlaşma vardı aramızda hepimizin
Saçma da olsa gelişimiz,bir başka dünyaya inanmasak da
Birlikte ya da yalnız,gelip duracagız önünde bu mezarın
Bir daha dönülmez şeyleri düşünüp ağlamaya..

Ataol Behramoğlu


NiliM 18 Mayıs 2007 18:48

Ölesiye Sevmek

Seni öylesine sevmek vardı
Gül yaprağı öper gibi/
sin emde topragın kanar,
Bulutlar yağmasa
Oysa...
Seni Öylesine sevmek vardı.

Dardı,
Sen olmasan dünya
Başıma zin
dan
dı...
ve
Yağardı yüreğime
salkım salkım
Yaza akşamları
kadardı...
Hüzün.

ve
Ölüm vardı
Gündüzüm,
Seni öylesine sevmek vardı.


Seni öylesine sevmek vardı.
ve
Bulutlar gözlerine
Kanardı...
Issız nağmeler gibi
Gökyüzünden dökülüp
Sınardı...
ve
Işık damla damla
Gül Yapragına
Konardı.

Yar gözleri yardı,
O yardan beni atardı
ve
sevda bedenime dolardı.

Seni ölesiye sevmek vardı.


Selim Tunçbilek


jöly 18 Mayıs 2007 19:22

SİZDEN SAKLI
Gelmediniz, ben hep sizi bekledim
Eksilen yanlarımla
Sizden saklı eskidim.
Her şeyden önce aşk verilmiş bir sözdü benim için
Gün, ay, saat, hafta, takvim işi; zaman yani
Aldıkça dönemeçleri değişmedi hiçbir şey
Yalnızca ufuklar yeniledim.

Kaç aşktan oluşmuş bir şeydi aşk
Her sevgiliyle biraz daha
Biraz daha sizden saklı eskidim.
Murathan Mungan

**********
ESKİDENDİ, ÇOK ESKİDEN
Hani erken inerdi karanlık,
Hani yağmur yağardı inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken,
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.

Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.
Murathan Mungan



arwen 18 Mayıs 2007 23:28

sigaramsın


Yaktığım her sigaranın hep dumanındayım
İçilesi hayatın tam ortasındayım....
Hüzünleri içtim, gün geldi..
Özlemlerle okuduğum hayatın
Sayfalarını yırttım bilmeksizin
İçime çektiğim dumanımdı hayatlar
Ne hayatlar gördüm dumansız
Tertemiz sandığın, bilmediler onlarda
Dumansız anlamı kalmadı hayatın....
Yaşadınmı hayatı çekeceksin dumanını,
Derin bir nefes alıp içeceksin hayatını.
Hey gidi dünya...
Sigaram kadar bile almadın kollarına
Sevinçleride içtim bazen,
Korkularla kol kola gezen,
Onlarıda çektim içime,
Neşeler duydum zamanda,
Aşk' sa o zaten bambaşka
Çektiğim dumanlarda sakladım hayalleri
Dağalacak diye zamanla,
Göreceksin sende
Herkesin kendisi kendi dumanlarında...


lütfiye yapar


jöly 18 Mayıs 2007 23:53

ANNABEL LEE
Senelerce senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
İsmi; Annabel Lee
Hiç birşey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni
O çocuk ben çocuk, memleketimiz
O deniz ülkesiydi
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee
Göklerde uçan melekler
Kıskanırlardı bizi
Bir gün işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde
Üşüdü bir rüzgarından bulutun
Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı oradadır şimdi
O deniz ülkesinde
Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskanırdı bizi
Evet !Bu yüzden "Şahidimdir herkes ve deniz ülkesi"
Bir gece rüzgarından bulutun
Üşüdü gitti Annabel Lee
Sevdadan yana kim olursa olsun
Yaşca başca ileri
Geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler
Ne deniz dibi cinleri
Hiç biri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee
Ay gelir ışır, hayalin erişir
Güzelim Annabel Lee
Orda gecelerim uzanır beklerim
Sevgilim sevgilim hayatım gelinim
O azgın sahildeki
Yattığın yerde seni...

Edgar Allan Poe


arwen 19 Mayıs 2007 01:20

Cehennemden yeni çıkmış gibi alev alevdi saçları.Boğucu bir Ankara akşamında kaybettim gözlerini...Şimdi yüzümde eski zamanlardan kalma bıçak izleri,dolaşıp duruyorum İstanbul sokaklarında.
Ben serseri bir sokak köpeği,sen savrulmuş bir gelincik çiçeği.Nasıl olsa bulamayız birbirimizi...



murat kalaç


Mystic@L 19 Mayıs 2007 02:32

sen geldin
eskidi biryerleri zamanın, eskidi gözleri kadınların - sen geldin
evler eskidi birden - eskidi evimsilerde kölemsi yalnızlıklar
bayramlar eskidi gülüm, derinlikler eskidi - ve pişmanlıklar
eskidi yatakbiçimlerde iğreti ikililer - ve çok çok
saksılarda çölbitkileri, salonlarda kartpostal mutluluklar
eskidi maskelerin sırıtan düşmanlıkları - ve nice yazlar
oh ne güzel yeniden - bu senin güzelliğin ne demek
sel ne demez azime'm, savaşlarda durma ne demek, güzel ne demek
sen geldin ey benim kadınülkem - yepyeni ufuklar geldin
dürülü bayraklarım güldü gülüm - sen geldin
kutuplarım değişti

bir horoz öter biryerlerde bir horoz bir horoz bir horoz daha
bir ateş yanar biryerlerde bir ateş bir ateş bir ateş daha
bir yumruk sıkılır biryerlerde bir yumruk bir yumruk bir yumruk daha
düşer barış cemreleri sabah çaylarımıza
biter *****lik
biter bu gökyüzünün çok uzaklığı

sen geldin ey anamın en güzel kızı - yaşamak geldin
badem çiçek açar gibi geldin, yürek sızlar gibi geldin - sen geldin
al beni kankırmızılardan vur beni kankırmızılara
dürülü bayraklarım gülsün gülüm, kutuplarım değişsin ey benim ülkem
bitsin bu zulüm
bitsin bu zulüm
bitsin bu zulüm

sanki dünyada ilk şafaktı kollarımda uyanmaların
o büyük barışa bir adım kala

(temmuz bildirisi)

Hasan Hüseyin Korkmazgil


blueeyez 19 Mayıs 2007 02:49

DÜZGÜN
Sevgiyle yuğrulmamışsa yüreğin
Tekkede, manastırda eremezsin.
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin, cehennemin üstündesin.


ÖMER HAYYAM


jöly 19 Mayıs 2007 03:04

SONE
Benzetebilir miyim bir yaz gününe seni?
Sen daha sevimlisin, daha sakinsin ondan.
Sert rüzgarlar Mayısın narin çiçeklerini.
Hırpalar ;Yaz ise pek çabuk geçer...Durmadan!

Bazen, kızgın olarak,parlar gözü semanın...
Bir karartıyla sık sık söner altın bakışı;
Her güzel, güzelliğini kaybeder: Tabiatın-
Sebep olur da bazen bu kararsız akışı!

Fakat senin ebedi yazın hiç sönmeyecek,
Dönmeyecek sendeki güzellik bir yalana.
Ölüm sana yaklaştı diye, öğünmeyecek:

Sen eşitken ebedi mısralarla zamana
Yaşadıkça insanlar, görebildikçe gözler,
Seni yaşatmak için yaşayacak bu sözler

William Shakespeare


BlueNighT 19 Mayıs 2007 03:21

Toplan Kalbim Gidiyoruz

Haydi toplan akşam oldu

vakit doldu
toplan gidiyoruz ey kalbim
kırkikindi yağmurlarına kalamam
kaldıramam bunca ağrıyı, ihaneti
biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
alıp götür beni buralardan
içimdeki cesetleri çiğneyerek
kalbimdeki mahşere
http://img254.imageshack.us/img254/1885/kalpwq8.gif

bak akşam
vakit tamam
dürüp ömrümün defterini
Toplan gidiyoruz ey kalbim

yorgunum
bir sonbahar ezgisi gibi bekleyemem son yaprakta
sevgisi iğdiş edilmiş tarihlere koma beni ey kalbim
bak güz yağmurları iniyor acılar ve ihanetler üstüne
çırılçıplak ve sevgisiz kalmış bir şiirim
kimsesiz bir kış sokağında

ne gülen gözleri menekşelerin avutuyor beni
ne de munzur bakışlı cerenler
al götür beni buralardan ey kalbim
geçtiğim tüm kıyılara kırık göz yaşlarımı
ince duygularımı bırakarak
ve kırarak aynalarını hüzünlü bakışlarımın
artık hiç bir sevince yakışmıyor yüzüm

sevinçlere geç kalmış yorgun ve yaralı bir yolcuyum
heybemde türküleri unutulmuş bir şafağın yalnızlığı
geçtiğim bütün kıyılara gözyaşı yağdırıyorum
http://img254.imageshack.us/img254/1885/kalpwq8.gif
bütün dinlerden kovsunlar beni
bütün ülkelerden
bütün yüreklerden kovsunlar
hangi tanrıya sığınsam yaramın merhemi yok

biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
yeni bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
sevdalı bir kuş yükleyip acılarımı kanatlarına
alıp götürsün beni buralardan
içimdeki ölüleri çiğneyerek
kalbimdeki mahşere

hamuru çürümüş dostluğun, vefanın, aşkın
vefasız mevsimlere bırakma beni ey kalbim
ağlatma beni sevda kapılarında
***** kapılarında eğme boynumu
kurşunlar sıkılsa da canevime
çiğnetme yoksulluğumu ayaklar altında
bırak başım dik, içim ezik kalsın
onurlulara mahsus bir makamda ağırla beni
satılmışlığın, alçaklığın, ihanetin ortasında koma

biliyorum bu düş sığmaz kirlenmiş sokaklara
bu sevda sığmaz
bakmayın gözlerime
nasıl saklarım yüreğimdeki incinmişlikleri
kınalı bir kelebek konunca saçlarıma

http://img254.imageshack.us/img254/1885/kalpwq8.gif
ah! benimde hayallerim vardı
baharlarım vardı yazlarım vardı
kuşlar uçup gitti yüreğimden
gökyüzü yaralı kaldı
bir isyan giydirip gözlerime
dipsiz bir uçuruma yuvarladım umutlarımı

aşk diyordum talan oldu, yalan oldu ömrüm
tınısı kırık bir keman sızısıyım artık
yok gideceğim bir başka kapı
haydi toplan vakit tamam
toplan gidiyoruz ey kalbim
boşalsın ince duygularımın sırtındaki yük...


Bülen Güner


jöly 19 Mayıs 2007 03:40

HER ŞEY SENDE GİZLİ
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel


BlueNighT 19 Mayıs 2007 03:50

haziranda ölmek zor....


gece leylak ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüregim
uy anam anam,
haziranda ölmek zor
calışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
yorulmuşum, acıkmışım, uykusamışım
anama sövmüş patron
sıkmışım dişlerimi
ıslıkla söylemişim umutlarımı
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler
çıkmışım bir dalgadan, vurmuşum sokaklara
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla dallarda
insan iskeletleri
gece leylak ve tomurcuk kokuyor
'uyarına gelirse tepemde bir de çınar' demiştin yıllar önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki manda gözü
demek ki sile bezi
bir de memedin yüzü
bir de saman sarısı
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 Haziran 63'ü
bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne
bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
okşar yanan alnını
Nazım Ustanın
bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne
bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
gece leylak ve tomurcuk kokuyor
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir kuş ötüyor.


haziranda ölmek zor....

HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL


jöly 19 Mayıs 2007 03:56

ÖZLEDİM SENİ
Özledim seni...
Ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
Beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olmasak bile
Benimle olduğunu bilmenin
Bunca zamandır içimi ısıttığını
Yeni yeni anlıyorum

Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
Mütemediyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
Akşamları her işi bir kenara koyup
Seninle başbaşa konuşmaları özlüyorum;
Oynaşmalarımızı,
Yürüyüşlerimizi,
Sevimli haşarılığını,
Çocuksu küskünlüğünü...

Nasıl da serttin başkalarına karşı
Beni savunurken;
Ve ne kadar yumuşak
Bir çift kısık gözle kendini
Ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
Buna mecbur olduğunu görmek
Ve sana bunları söylemeden
''Git artık'' demek
''Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa''
Demek sana ne de zor

Seni görmemek ve belki yıllar sonra
Karşılaştığımızda
Bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
Can Yücel


NiliM 19 Mayıs 2007 07:32

2
AŞK OKUDUM - AŞK DOKUDUM

Ben bu gönül tezgahinda
Ask dokudum, ask okudum
Erenlerin dergahinda
Ask okudum, ask dokudum

Her güçlügü bile bile
Göznuruyla, sabir ile
Yumak, yumak, çile çile
Ask dokudum, ask okudum

Bir ömür yana yakila
Yazdigim sigmaz akla
Acimadim kirkdört yila
Ask okudum, ask dokudum

Sevgi insanligin özü
Odur aydinlatan bizi
Hak yolunda oldum terzi
Ask dokudum, ask okudum.

Günahindan, sevabindan
İçtim ask sarabindan
Ulularin kitabindan
Ask okudum. ask dokudum


Ümit Yaşar Oğuzcan


Nephthys 19 Mayıs 2007 10:14

Heybetli Dagçiçegi

. Babama selam söyledin mi anne?
Yandigimi ateste geceleri
Ne çok yakisiyordu zayif kollarina tirpan
Ve alnina baba, damar damar ter
Kör atin sirtina senin için minder
Benim için kanli kizilcik heybeye
Bir koca aci
Dogdugum günden bir gün önceye

Gece parliyor, kar yagan lambasiz evlerde
Bir daha dogrulmamak üzere
Süt kovalariyla bükülüyor anne belleri
Yüzünde peçe, belinde pestemal
Telis çuvalla tasinan killerle yikanir testide çocuklar
Ve ehrama bürünür defalarca genç kizlar
Haramsiz ehramla anne, gülü tütsüle



Anne
Ben hastayim diyorum
Sen agzima biber sürüyorsun
Yigilip yerde kaldigim günde
Babam bana kiraz getirdiginde
-Kiraz,küpedir köylü çocuklarinin kulagina
Koynumun atesine kar
Derdime derman anla anne -
Senin ellerin gümüs tepside serbet
Sessiz ölümlere gebe kizlarin kinasindasin
Ben çok hastayim anne
Sen ölmüs kizin için dizini dövme


Düs

(Yeleli köpekler vardi
Ve asilacak karli daglar
Ben Yeris’in sirtindaydim aslan gibiydi
Yeris kasabanin en saygin köpegi
Ziya ve Ali baska sirtlarda
Aslan gibiydiler Yeris’in yoldaslari da
Astik daglari ikindiydi, eylüldü
Daglar sariydi, zaman sariydi, ar sari
-Raskolnikof! Kosma aklima durup dururken
Prensesler, prensler Miskin mesela
Hanginizde epilepsi, Dosto’da yara-
Ziya diyor ki yoktu Ali
Ali diyor ki yoktu Ziya
Cezbe girer nöbetlerime
Diyemem size ne benimdir rüya
Yenilgi baslar birinci ölüm virajinda)

Anne ben hastayim duydun mu beni?
Senden ilk ayrilisimda da eylüldü
Atese girdigimde de eylül
Sen açiyordun ateste kirmizi
Babam atiyordu kizilcik dallarini aklima
Yanacaktim Mansur, sönecektim Ibrahim
Mum denizinde sinek ölüleri
Bak aglamayi ögrendim; biçimli biçimsiz
Aglamak için gelecegim sana, dizini yaralama
Dere kenarinda alnima isaret verdi Milan Kundera
1980’di sana geldim, dizini yaralama
Basimi koyacak koyak yok baska
Nasil oldu dizin yirmi bes yil sonra?
Ben naçarim ve sen agliyorsun
Ben agliyorum sen hasta
Bunca yolcudan artan gözyasi var mi musallada
Elbette nefestir sefkat anneden çocuklara
Ve sefkat anne, çocuklarindan sana
Sen Asiye'yle anla Musa’yi isyan isyan
Ben sende gördüm Meryem’i en masum doguran


Düs

(Yedi uyuyanin sekizincisine hayran
Hep uyanan, her saniyede bir daha uyanan
Atese giremeyen bahtsiz, uçamayan kelebegim kanatsiz
Kokuna üsüsmek istiyorum sekizinci uyuyan
Ögret bana da soluksuz girmeyi rüyaya
Sis kalksin, büyü kalksin, perde açilsin
Kanatsin atesi mum, kirmizi parçalansin)

Ömür törpüsü bir ogul olmak istiyorum sana
Yaslanarak korkusuzca kokuna
Sen her sabah gül koksan da
Ben kül koklarim sokakta
Kokusuzum, küllügü eselerim
Bir kirmizi horoza öykünür sol bilegim
—Hasir seccadede kizlik soyadin anne
Dijital zamanlar için büyük deneme
Kadinin adi var seccadede elli yil önce -
Beni aynalarla deniyorlar anne
Sakin babama onbasi gene hasta deme
Kalkip gelmesin Serinçukur'dan
Bir elinde tirpan
Öbür elinde çerçilerden alinmis kiraz, kizilcik sepeti
Ben korkan, çok korkan, hep korkan yalniz hastalanmaktan
Ama yine de hastayim anne, elimde degil ki zaman
Girdim disina anlamin, siyrildim çocukluktan
Savurdum cezbeyi rüyalara, uykuya
Savundum Erasmus’u; Pilaton’a, Ogüst Komt’a
Sütten kestim aklimi, azad ettim çagimi

Düs

(Iç Anadolu'da bir kasaba
Bitmemis bir bina, son katta
Yüzlerce izmarit ve bir yesil parka
Orada günes yalniz gülüyor hala
Dudaklarimizda tütün
Gözlerimizde tütün
Sari ellerimizde ve sagir düslerimizde tütün
-Tifo, menenjit, veba
Sizofreni, epilepsi, kasaba -
Yüzlerce kelebek dolusuyor balkona
Sikismisti kanatlari iki parmak arasina
Atese giriyor, yanmiyorlardi
Ama öldüler birer birer pencerede
-Her kelebek
Ölür saniyede-
Anladim anne)

Anladim anne, anladim anne, anladim
Son kez dizinde basima bir konak aç
Ben sonrasiz asklarda lal kaldim

Balik, kelebek, ceza, romatizma
Rüya, zaman, izmarit, kasaba
Gel diyorlar bu toprakalti odaya
Ates
Illa ki ates Hallac’i gösteriyor bana
Ve iste vakit geldi
Yenilenmek için baslanan satrançta
Vezir kanatli atlarla ask atiyorum anne sana


. Recep Mervan Toksoy



Saat: 15:47

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık