MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Tiglon 19 Mayıs 2007 10:17

aglayan gözlerim

Ağlayan gözlerim.
Yollarını gözler,
Ne özler,ne söyler.
Dilim tutulmuş,
Suskunluğum üzerimde,
Üzğünüm yaralıyım.
Sensiz karanlıklardayım,
Güneşim kaybolmuş..!
Aydınlığım kararmış..!
İçimi karartan yokluğun,
Tek başıma ağlar.
AGLAYAN GÖZLERİM..


Misafir 19 Mayıs 2007 11:45

Sarı Odalarda Hüzün

Sevdiğinden uzağa düşer sarı odalar
Kapatmaz yaşanan acıların izlerini
Hasretlerin rengi sinen perdeler

Seçemezsin sır taşımayan aynalarda
Eskimiş yüzlere karışırken yüzün
Kırık umutların ağırlığı çöker bakışlarına
Hangi cama baksan hüzünlü gözler görürsün

Yatağa birikmiş korkuları saklayamaz örtüler
Az önce koyduğun yerde bulamazsın ellerini
Silinir sol koynunda sakladığın kokular
Sevdiğini düşündüğün sandalye taşıyamaz artık
Düşünmekten yorgun bir adamın yükünü

Telefonun günlerdir boş bir mesaj bekler
İçinde sevmeye dair ne varsa canlansın istersin
Tek tek ölümlerini seyreder sonra,
Cama yapışmış yaşlı gözlerin…
Ölen sana mı yakın, sevdiklerine mi,
Bilemezsin…



Yunus Güzel


MaLiNBeR 19 Mayıs 2007 12:57

Yaprak Gözlüm






hüzün molalarında , yaprak gözlüm ;
unutulmuş bir aşk aralığından ,
bakınca gözlerine , bir kahve içimi
ikiz doğuruyor acılar ...

bu benim diyorum ..

seninle ölmek ,
sende ölmek ,
sana gömülmek istiyorum ..


Orhun Basat


nünü 19 Mayıs 2007 13:43

Neylesin

Gökyüzüne ağız verip gecesini gün eylemiş
Ya neylesin gün görmeyen ya neylesin
Daraldıkça yüreğini zor eylemiş
Zaman olmuş hırçınlığı huy eylemiş
Ya neylesin durgun suda çağıltısız ya neylesin

Yorulanlar dili bülbül kini sümbül eylemiş
Yaş eylemiş şaş eylemiş düzenbazı baş eylemiş
Direnenler yılı yıla derdi derde taş eylemiş
Uykuları kuş eylemiş özgürlüğü düş eylemiş
Zaman olmuş sızıları usul usul boş eylemiş
Acıları aş eylemiş bir dilimi beş eylemiş


Nihat Behram



CaNaRY 19 Mayıs 2007 14:49

Aşkımız bir gün uçup giderse aramızdan sevgilim
sırt çantalı bir duman gibi
bir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız
sevgilim
yalnızca kanatlarına güven

kendi yarattığımız boşluğun ucunda
sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman
yürüdüğümüz yollar daralırken
çökerken altımızdaki merdivenler
sevgilim
yalnızca kanatlarına güven

sevdalılar bilir
bir kuş yağmurudur ilkbahar
sevmeyi beceremeyenlerin koyduğu yasaklar
çözülüp gider çocuk gölgelerinde yazın
ve ağzımızın içinde dağılır aşk
sapsarı bir şeker gibi erirken sonbahar
bitmeyen bir kıştan söz açılırsa sevgilim
sevgilim
yalnızca kanatlarına güven

elimi uzattığımda sana gemileri göstermek için
dümende kan kokusuyla bayılmış bir kaptan
ateşin yüreğine sürüklenen bir ülke ufukta
ve çekirge sürüleri yolcu bavullarından çıkan
sevgilim
dökülürken tüyleri
savaş uçaklarına çarpan güvercinlerin
her gün değişen atlasların içinde tara saçlarını
ve yalnızca kanatlarına güven

götürürlerse bir gün beni ellerim iplerle bağlı
şiirlerimin bilmediği yerlere ve hiç kimsenin
alnımdan fırlayacak göçmen bir kuş gibi dur
dünyanın paslanmış sırtında
ve bensizliğe havalanırken
korkma sevgilim
sevgilim
yalnızca kanatlarına güven

Akgün AKOVA


CaNaRY 19 Mayıs 2007 15:12

Bilmiyorsun...

Kaç gecedir seni uyuyorum,
Seni uyaniyorum kaç sabahtir,
Bilmiyorsun !
Ismin hala dudaklarimda gizli,
Seni içiyorum sabah aksam kaç dumandir,
Gözlerimde tütüyorsun.
Seni agliyorum kaç damladir,
Seni gülüyorum,
Bilmiyorsun !
Hiç düsündün mü
Saçlarim neden bu kadar daginik
Neden gözlerim bu kadar parlak
Ve seni neden seviyor bu kadar delicesine
Kaç dalgadir seni vuruyor denizler yüzüme
Kaç martidir basimda dolasiyorsun
Kaç rüzgardir saçlarimda ellerin
Bilmiyorsun !
Kaç mizraptir seni vuruyorum tamburun tellerine
Kaç sestir sen agliyorsun gögsümde name name
Kaç nefestir üflüyorum gözlerini neyime
Bilmiyorsun, bilmiyorsun...
Kaç siirdir seni yaziyorum kalbime
Seni çiziyorum kaç resimdir
Seni çagiriyorum türkü, türkü,
Bilmiyorsun !
Kaç gündür seni üsüyorum,
Sana yaniyorum kaç haftadir
Bilmiyorsun !
Kaç buluttur islaniyorum askindan
Yüzüm sen, gözüm sen, saçim sen oldun
Kaç aynadir sen duruyorsun karsimda
Kaç ormandir yaniyorsun yüregimde
Bilmiyorsun !
Güller gördüm kirlarda, kelebekler gördüm
Kaç bahardir seni açti çiçekler
Sende uçtu bütün ugur böcekleri
Seni tuttu balikçilar
Arilar seni koydu kovanlarina
Kaç ülkedir seni gezdi göçmen kuslar
Bilmiyorsun !
Kaç sarkida seni dinler aglarim
Kaç kadehtir sen dokunuyorsun dudaklarima
Seni içiyorum kaç saraptir
Kaç özlemdir özlüyorum kokunu
Kaç vapurdur sen geçiyorsun içimden
Kaç saattir bekliyorum, aramiyorsun
Bilmiyorsun
Kaç ölümdür ölüyorum ardindan
Kaç mezardir gömüyorum askini, olmuyor
Seni neden sevdigimi, nasil sevdigimi
Bilmiyorsun
Kaç gecedir seni uyuyorum,
Seni uyaniyorum kaç sabahtir
Bilmiyorsun
Kaç zamandir sana ihtiyacim var;
bilmiyorsun....
Necati Özer...


Sedef 21 19 Mayıs 2007 15:46

Madem Sonunda Ayrılık Vardı


Madem sonunda ayrılık vardı
Söyle gülüm sevda neden yaşandı
Madem ayrılık sonumuz gözyaşı mahsulümüz olacaktı
Söyle gülüm sevda neden yaşandı.

Madem gitmek için gelmiştin bana
Söyle gülüm sevda neden yaşandı
Madem ardında bir dalı kırık bırakmaktı niyetin
Söyle gülüm sevda neden yaşandı.

Madem kanlı hançerini kalbime batıracaktın acımadan
Söyle gülüm sevda neden yaşandı
Madem sevgiye inanmıyordun
Söyle gülüm sevda neden yaşandı.



Emre Buğday


jöly 19 Mayıs 2007 16:05

Benim Şiirlerim

Sen kalpsizsin, hani senin gençliğinin hayatı?
Aşklarım mı? Bir nefesle solabilen bu şeyler
Bir yanardağ ateşiyle kömür gibi karardı;
Şimdi ise yerlerinde bir sıtmalı yel eser.

Evet, benim her şi'rimde yılan dişli diken var;
Sizler gidin, bal verecek yeni açmış gül bulun.
Belki benim acı sesim kulakları tırmalar;
Sizler gidin, genç kızların türküsüyle şen olun.

Varın sizler, onlar ile korularda el ele
Gezin, gülün, bir çift bülbül aşkı ile yaşayın;
Yalnız kendi, yalnız kendi ruhunuzu okşayın.

Zavallı ben, elimdeki şu üç telli saz ile
Milletimin felaketli hayatını söyleyim;
Dertlilerin göz yaşını çevrem ile sileyim!...


Mehmet Emin Yurdakul


arwen 20 Mayıs 2007 00:58

hangi yolu yürüsem karşıma çıkacaksın
hangi kapıyı çalsam biliyorum sen açacaksın...

yalnızlığımsın benim
üşüyen içimde çırılçıplak
yüreğim kadar yakınsın
gözlerin bana tam bir ömür uzak
ne farkeder sonsuza dek sussak...

yiten mevsimlerimsin
tükenişim, dirilişimsin hep yeniden
merak etme iyiyim ben...

sen benim yalnızlığımsın
vazgeçemediğim
ve beni hiç terketmeyen...


bekir mutlu gökçesu


Mystic@L 20 Mayıs 2007 01:38

Çarşılarda bir şey
Biz pek aramazdık çocuklar olmasaydı.

Kasaplarda manavlarda bazı yorgun kadınlar
Hep de tenha saatleri seçerler
Sonra yavaş bir sesle
Çocuk için hasta kaç gündür yemiyor
Biraz et biraz meyva isterler.

Sevdiği bir reçeli gün aşırı yalnız ona
Kaşıklarla beraber büyür bir üzüntü
Yağların şekerlerin çayların
Uykularda bile bitiyorsa
Annelere düşündürdüğü.

İnsanlara tezgahlara kağıtlara kolaydı
Biz bu kadar eğilmezdik çocuklar olmasaydı.
Behçet Necatigil


arwen 20 Mayıs 2007 01:39

Çıplak yalnızlıklar yalıyor sokakları
Her köşede sığıntı bir telaş
Her köşede tükenen kalabalık

Bitecek gibi değil
Geçmiş ile gelecek kavgaları
Bir kısa mesaj görgüsü yetiyor
Günü kurtarmaya görünürde
Ve yetişmek zorlaşıyor
Gittiğimiz her nereyse

Bir sokak daha dönüyorum
Üşüyen gölgemden habersiz
Farkımız kayboluyor karanlık arttıkça
Dalıyorum yalnızlığımdan
Bir sokak bir sokak daha



musa takçı


arwen 20 Mayıs 2007 02:58

Bir yön versek hayata
Ayrı yollardan kendimize seslenerek
Atsak beyinlerimizden
Kalbimizi boşaltan inançlarımızı
Görsek
Bizi uçuruma sürükleyen senaryoları
Ezip geçmeyi arzulasak
Kurulu tuzakları
Ayrı bir gözle baksak
Şu yaşadığımız hayata

Şöyle biraz düşünsek
Her günkü hayatımızı
Neyin nesidir bütün bunlar
Yoksa bir oyuna mı gelmekteyiz
Düşünecek başka şeylerimiz kalmadı mı
Nereden bulacağız aradığımızı
Kim tarafından onaylanan belgeye ‘evet’ diyoruz
Neyi yaşıyoruz biz
Hep bir hesapla mı geçecek günlerimiz
Kurulan bir oyunun
Bir parçası mı olduk
Elimizden mi alındı
Bizi tanıtan kimliğimiz

Söküldü galiba
Dağlar deviren heyecanımız
Bir zavallı olduk artık
Can çekişmekle geçiyor
Karanlık gölgeler altında hayatımız
Hazır değiliz hiçbir şeye
Ve inanmıyorum da
Aldatılan ruhumuzun heyecanlanacağına

Ne zaman görülecekti
Yazılmayan tarihe damgasını vuran gerçeklerimiz
Düş değildi bizim bu hikayemiz
Yeniden hayat bulacaktı
‘Artık bitti’ dedikleri ne varsa
Çünkü ölemezdi bu
Ağır senetlerle imzalanmıştı
Hayat garantisi


musa takçı


blood_lovee 20 Mayıs 2007 17:08

Nasıl Ayrılacağım


Nasıl ayrılacağız biz seninle?

Öyle çok sevdim ki seni,

Öyle alıştım, öyle bağlandım ki sana,

Sevdiğim senden nasıl ayrılacağım?



Nasıl doldun içime bilemezsin…

Acı tatlı seninle dolu yüreğim,

Her nefeste aklımdasın bebeğim,

Sevdiğim senden nasıl ayrılacağım?



Sensizliği düşünürsem çıldıracağım,

Bilmem nasıl sensiz yaşayacağım?

Ben hasretine nasıl alışacağım?

Sevdiğim senden nasıl ayrılacağım?



Ayrılmamız gerek biliyorum,

Deli gönlüme söz dinletemiyorum,

Sensiz doğan günü istemiyorum,

Sevdiğim senden nasıl ayrılacağım?




Yıldız Erkan


jöly 20 Mayıs 2007 18:36

OLMAZ MI?

Yön yön sarılmışım ne yana baksam;
Sarılan olur da saran olmaz mı?
Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam;
Geçip de aynaya,soran olmaz mı?

Bir parçacığım ben,bütüne hasret;
Zaman döne dursun,o güne hasret;
Ruhumsa zamanın üstüne hasret;
Ebediyet boyu bir an... Olmaz mı?

NECİP FAZIL KISAKÜREK

**************
İŞİM ACELE
Gökte zamansızlık hangi noktada?
Elindeyse yıldız yıldız hecele!
Hüküm yazılıyken kara tahtada
İnsan yine çare arar ecele!

Gençlik... Gelip geçti... Bir günlük süstü;
Nefsim doymamaktan dünyaya küstü.
Eser darmadağın, emek yüzüstü;
Toplayın eşyamı, işim acele!

Necip Fazıl Kısakürek

*********************
SAÇLARIN

Saçların omuzlarından aksın
Mermer üzerinden geçen su gibi
İçinde ezgin bir his duyacaksın
Yaz vaktinin gündüz uykusu gibi

Saç tel tel örtüler hep tül tül düşer
Gözünün değdiği yere gül düşer
Sonunda sana da bir gönül düşer
Gönlümün şimdiki duygusu gibi

Dillerde dökülüp sayılır saçın
Sıcak nefeslerle bayılır saçın
Bir tütsüdür kalbe yayılır saçın
Kararan gözlerin buğusu gibi

Necip Fazıl Kısakürek



Mystic@L 20 Mayıs 2007 19:54

Adı barış olacak

Yakında bir oğlum olacak
adını "Barış" koyacağım
Savaşın ortasındayken bile
yüzü hep gülecek yavrumun
Gülen fotoğraflarına bakacağım
Hasbelkader cephedeysem
Yaşama umudum olacak
benim gül yüzlü ciğerparem
Ya kızım mı olursa?
Ne fark eder ki?
Öğütledim hayat arkadaşıma
Adı yine "Barış" olacak

Özcan Günergök


jöly 20 Mayıs 2007 20:34

BİR LİSELİ SİLUETİ
Hayat hattında acemi tayfalardık
Ne avunduk sevinç müsvetteleriyle
Ne aşktan ikmale kaldık...

Bak her sabah bağıran yeni sabaha
Artık iklimler değişmiş, kuşlar da gitmiş
Tenimde eski ateş, gözlerimde fer bitmiş

Heybetli dağlar arasında
Göğümde yıldız yitmiş...

Sen
Hala
Anılarımın
En
Beyaz
Yanısın

Sen buğulu bir camın ardından izlediğim hayatın
Yarısısın
En sağanakla gelen sabahlarda
Çok eski bir şarkının adısın...

Daha adamlar şehirlere otomobillerle
Geceler anılarla birlikte gelir
Siluetin giderek uzaklaşır, düşler de kilitlenir
Efkarım bir yaralı ayrılıktan beslenir

(Artık ne teneffüs zilleri çalar
Ne otobüs duraklarında sabırsız bekleyişler var...)

Kimse bilmez
Yıllar yılı hep aynı beyazla gezmek nedendi
Olsun!
Yirmi yıl seni özleyerek yaşlanmak da güzeldi...

Çünkü sen buğulu bir camın ardından izlediğim hayatın
Yarısısın
Sen sağanakla gelen sabahlarda çok eski
Çok eski bir şarkının adısın...
Yılmaz Odabaşı


blood_lovee 20 Mayıs 2007 22:50

Korkular


Anlamlandıramadığın her koyulukta kıvrılıp uyumak zorunda mısın?
Korktuğun şehvetlere sırtını dönüp kaçar mısın?
Karar verirken neden bu kadar hırçınsın?
Keşke seni bir de benim gözümle görsen o zaman anlardın..
Ne ben gel derim ne de sen gelebilirsin
Öpüp koklayamam seni
Yasaklı dünlerin tutsağında yaşayamayız yarınları
Bir deli sensizlikteyim işte neylersin...
Yaşamışsan en derinine
Sanrılar korkutur gözünü
Sonra beklersin sadece bir daha incinmemek için
Gece yatağında ansızın midene giren acıdan kıvranırsın
Ne ilacı vardır bu hastalığın ne tabibi
Sessizce inlersin geçmesi için dua edersin
Ama nafile ne duası vardır bu hastalığın ne tedavisi.


Emrah Biroğlu


jöly 20 Mayıs 2007 23:03

YÜREĞİM
I
Yüreğim ıslaktır benim
Kuytularda ağlamaktan
Ve hafif uçuktur rengi
Kurusun diye kaç kez
Güneşe asılmaktan
II
Barış yüreğimde
Çam kokulu bir orman
Varsın konsun dallarına
Savaş denilen
Yaşlı ağaçkakan

III
Yüreğim
İlk şiirim
Sunay AKIN


kambis 21 Mayıs 2007 00:17

Uyan..!

Gözlerini açmak gibi değil,

Temiz havayı solumak gibi uyan.



Başla ...!



Yepyeni bir güne

Aynı yolda yürüyor gibi değil,

Başka gezegene ayak basmış gibi başla..



Ve şimdi Terket..!



Kendine acıyormuscaşsına,

Gozyaşlarına karışıyormuşcasına değil,

Hiç yokmuşçasına terket beni..



Neden mi..?



Çünkü artk gitmeliyim..



Hüzünlü yüreğin hep acıtmıştı beni,

Vedamdan sonraki hıçkırığın ,

Yankılanmadan kulaklarımda,

Her gece o sesle yorulmadan
Terket beni



Hiç yokmuşçasına...!



İki kişilik hüzün taşıyabilir bu beden,

Ağıtlarını yoketmek adına,

Yok olabilir istersen.



Sevgi dokunmak değil,

Acımak değil,

Fedadır...!!!



Feda edebilirim şimdi

Şu hüzün saatlerinin bitişini

Kendi varoluşuma..!






Suzan Batmankaya


jöly 21 Mayıs 2007 00:35

SEVİNÇSİZ ANILAR
Ölümüm kandil olacak,
Akşamlar akşamlar akşamlar olacak
Ben bu acılı baloda
Maskesini yitirmiş seferi şair
Ben inançsız yolcu
Bütün istasyonlarda
Kanlı rütbeler takılacak omuzuma
Bir kuşluk vakti dalgın atların hıncını düşünürken
Sen "Yalnızlığın bahçesini sulamış olacaksın"
Ve gidiyorum...
Dudaklarımda bir nergis tadı
Bak, kar izleri örttü bile,
Kendini iyi koru, bu kış çok uzun sürebilir.
Anılarım tutkularıma bağlıydı bilirsin
Artık pişmanlık olsa da olur olmasa da.
Ne olursun sen hep böyle kal
Varsın ellerim ellerinsiz kalsın.
"Ölümüm kandil olacak,
akşamlar akşamlar akşamlar olacak..."
Cezmi Ersöz


kambis 21 Mayıs 2007 00:38

YORGUN KADIN
*
Belli ki yorgunsun
Hiçbir şey almadan yıllarca vermişsin
Engeller içindesin
Takılmışsın olayların ağına
Sen hayat bahçesinde sevgi dilencisi
Bende aşk bahçesinde sevgi misyoneri
Ağlarken gizli gizli
Dökerken incilerini gerdanına
Göğüs aranda biriktirirken gölü
Bir avuç sevgi ile yalasan
Avuç içi kadarda olsa sevgin
Biçarelerdesin
Düşünceler deryasında karabatak gibisin
Önce sen çaldın kapımı
Birlikte çıktık aşıklar sokağına
Beni yarı yolda bırakıp kaçtın
Şimdi
Seni seven
Sen sen diye diye
Elini arayıp ağlarken
Sen
Hep ucunu tutmuşsun ayrılığın
*
SERDAR SAN İZMİR 2005


VerSchL@GeN 21 Mayıs 2007 00:41

Tabanca

Sigara içenlere ateş etmeyiniz
Evli bir kadınla rakı içerken
Rozet gibi göğsüne takmış cesaretini
Ben Mitridat'tan sözettim siz etmeyiniz

Eski bir Osmanlı paşası gibi
Feodaliteyi süpüren bıyıklarıyla
İstanbul, İstanbul uzakta
İstanbul'a ateş etmeyiniz

Tutalım yanılıp ateş ettiniz
Şeker Ahmet Paşa'nın resimlerini
Eski hececilerin şiirlerini bir de
Ben çok seviyorum siz de seviniz

Cemal Süreya |


scanner_11 21 Mayıs 2007 07:26

Ağıt

Ağlayın, parmakları nur
Sularından kınalı kızlarım,
Ağlasın Meraga göklerinden
Meraga'ya bakıp yıldızlarım!

Yollara Kürşad'lar uzanmış, ölü...'
Ağlasın Akülke, ağlasın Sütgölü!
Yiğitlerim uyur gurbet ellerde..
Kimi Semerkant'ta bekler beni,
Kimi Caber'de...

Caber yok, Tiyanşan yok, Aral yok.
Ben nasıl varım?
Ağla, ey Tanrı dağlanndan
İndirilmiş Tanrım!




NiliM 21 Mayıs 2007 08:31

Sevmekten Gidince

Sen beni sevmekten gidince ben bana borçlu kaldım
Ya sen bana fazla geldin ya ben sana az kaldım
Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur
Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur

Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde
El tutmak yol açıyor diye hesapsız
Susmalara kaldırdık tüm tutuşmaları
Yasak kelime oyunu yapmak
Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak
Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok
Tomurcuklanmak günah
Ve bir insan gözü yüzünden 100 gün ardarda uyumamak
Kimse ölmesin diye
Kimsenin aklında her sevdalı verdiği sözü geri alacak
Güneşi ayı ve hatta hiç bir tabiat olayı
Şahit gösterilmeyecek hiç bir sevdaya
Ne deniyorsa onu atacak kalp
Ve süresi24 saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın

Sen sesini alıp gidince ben burda dilsiz kaldım
Ya sen bana fazla geldin
Ya ben sana az kaldım
Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur
Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur


Yılmaz Erdoğan


HEMAN 21 Mayıs 2007 09:34

eminmisin
 
YAĞMURUN BİRGÜN DİNMEYECEĞİNDEN HİÇ BİTMEZ GÖRÜNEN
HAYAT IRMAĞININ BİRGÜN KURAMAYACAĞIDAN SENİ ALIP DİYARDAN
DİYARA GÖTÜREN RÜZGARIN BİR GÜN DURUVERMEYECEĞİNDEN EMİNMİSİN?

HEP ATAN YÜREĞİNİN DURUVERMEYECEĞİNDEN GÖREN GÖZÜNÜN HEP GÖRECEĞİNDEN DUYAN KULAĞIN HEP DUYACAĞINDAN
EMİNMSİN?

BEN OLMAZSA OLMAZ DEDİĞİN İŞLERİN ASLA SENSİZ YAPILAMAYACAĞINDAN SEN OLMAZSA DÜNYANIN DURUVERECEĞİNDEN SESLENDİĞİNDE TİTREDİĞİNİ SANSIĞIN ŞU DAĞLARIN HEP EMRİNDE OLACAĞINDAN
EMİNMİSİN?

SANA UZANAN ELLERİN HEP YANINDA OLACAĞINDAN YÜREĞİNİ VERDİKLERİNİ BİRGÜN SIRTLANIP DÖNMEYECEĞİNDEN
EMİNMİSİN?

BEYAZ KOYUNUN BOYNUZLU KOYUNDAN HAKKINI ALCAĞI GÜNDE BALIKLARDAN KUŞLARA AĞAÇLARDAN GÜNEŞE ÜZERİNDEKİ MESAJLARI OKUYUP ANLAMADIĞIN YARATILMIŞLARIN SENDEN ŞİKAYETÇİ OLMAYACAĞINDAN
EMİNMİSİN?

SANA HEP AÇIK DURAN İLAHİ KAPILARIN BİR GÜN KAPANMAYACAĞINDAN EMİNMİSİN?
KARANLIĞIN İÇİNDEN KAYBOLUP GİDEN ÇIĞLIKLARI DUYABİLDİĞİNDE YÜREĞİNDEKİ IŞIKTAN BAŞKALARINA VEREBİLDİĞİNDEN
EMİNMİSİN?

GÜZEL BİR HAYAT YAŞADIĞINDAN, YAPABİLECEĞİN HERŞEYİ YAPTIĞINDAN EMİNMİSİN?

BÜTÜN BUNLAR İÇİN BİR DAHA FIRSATIN OLACAĞINDAN GERÇEKTEN EMİNMİSİN?

Son mektubun elimde
Bana veda etmişsin
Ayrılırken herkese
Her şey bitti demişsin

Duydum da inanmadım
Aşka üp geçmişsin
Benimkisi değil
Bir oyundu demişsin

Zafer n zaferin
Eser n eserin
Sevin ey zalim sevin
Bak bir erkek ağlıyor

Geceden ta sabaha
Resmine baka baka
Hayatında ilk defa
Bak bir erkek ağlıyor


Mystic@L 21 Mayıs 2007 13:54



Diyelimki yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşalırcasına yağıyor mübarek,
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
Işte o evin kapısında bulacaksın beni

Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi dibe dalayım diyorsun
İçine çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Ben varım

Can Yücel


Tiglon 21 Mayıs 2007 14:13

bayrak
Bir bayrak adını aldığı yere,
örtü olmak için boy boy dikilir.
mehmed'in mermi'yi yediği yere,
adres olmak için boy boy dikilir.

nazlı bir bekleyiş sözlü güzel'den,
hasreti taş olmuş özlü güzel'den,
elinde iğnesi köylü güzel'den
gergef almak için boy boy dikilir.

adı ana olan inan her türk'e,
iffeti emanet alan her türk'e,
maraş'ta olanı bilen her türk'e,
namus örtüsü'dür boy boy dikilir.

gelecek nesilin bilmesi için,
okul'da tören'de görmesi için,
bir gün lazım olsa ölmesi için,
gönlere çekmeye boy boy dikilir.

gün olaki birgün şahit olursun,
namert vurur sende şehit olursun,
ahali arkanda önder olursun,
tabut'u örtmeye boy boy dikilir.








Ey, mavi göklerin beyaz ve kizil süsü,
Kizkardesimin gelinligi,
sehidimin son örtüsü !
Isik isik, dalga dalga bayragim,
Senin destanini okudum,
senin destanini yazacagim.

Sana benim gözümle bakmayanin
Mezarini kazacagim.
Seni selamlamadan uçan kusun
Yuvasini bozacagim.

Dalgalandigin yerde ne korku,
ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasin,
günler dogmasin ne çikar.
Yurda ay yildizin isigi yeter.

Savas bizi karli daglara götürdügü gün.
Kizilliginda isindik,
Daglardan çöllere düsürdü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, herşeyim;
Yeryüzünde yer beğen:
Nereye dikilmek istersen
Söyle seni oraya dikeyim!

Arif Nihat Asya


Mystic@L 21 Mayıs 2007 14:48

Binmediğim hiç bir otobüs
Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde
Gittikçe azalıyor hayat
Neyi erken yaşadıysam
Hep ona geç kalıyorum
Sana göçüyorum her sonbahar
Yolların çıkmıyor aşkıma
Unuttuğun yağmurların adı saklımda
Seni içimden terk ediyorum

Susmaktan yoruldum
Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
Efkar demliyorum gözlerimde
yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum
Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
Seni içimden terkediyorum

Ne unutacak kadar nefret ettin
Ne hatırlayacak kadar sevdin
Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum
Beni hep bulmamak için aradın
Yanılgımdın
Yandığımdın
Yangındın

Sensizliğe yenilmek
Sana yenilmekten zor olsada
Ardımda bir sürü “belki”ler bırakarak
Seni içimden terk ediyorum

Şimdi
İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan
İki yarım kaldık
Tamamlayamadık bizi
Elinden tutamadık yanlızlığımın
Saçlarımıda uzaklarına gömdün

İçimin mavisi senin okyanusundandı
Al! geri veriyorum.
Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
Sana bensizliği terkediyorum

“Yârime uzanmayan bütün dallarım kırılsın” demiştin
Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

Ne tuaf değil mi?
İçimi acıtanda sendin
Acımı dindirecek olanda
“Ya öldür beni”dedim
Ya da git benden
İçi bulanık bir sevdanın ucunda
Seni kaybettim
Aldırmadın aldırmalarıma
Bir gecede yakıp yârini
Şafaklara sattın ihanetini
Küllerime basanlar bile utandı yaptığından
İşte soluk bir ömrün son nefesi

Benden
İçimden
Terkediyorum


Tiglon 21 Mayıs 2007 15:27

iki bıcak
İki Bıçak
İki bıçak seç kendine
Biri yaralamak için
Biri öldürmek
Pusu kur gözlerinin karanlık gölgesine
Biri sevmek için
Biri ihanet
İki yürek seç kendine
Biri yaşamak için
Biri gizlenmek
Bir korkak,bir kaçak,bir firar
Kaç kişisin sen sevdiğim çocuk
İçimdeki bıçak iki kere daha dönüyor
Olduğu yerde
Kalırsan sel basar yataklarımı
Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde
Kimi zamanlar olur sevgilim
İki bıçak bile yetmez
Bir tek ölüme


Sedef 21 21 Mayıs 2007 15:35

HATIRLA...

Kar yağarken yağmur bilmez omzuna,
“Ne yaşarsak yaşayalım seni çok sevdiğimi hiç unutma emi? ” dediğini hatırla.
Ve anımsa
“dahası olacak bu aşkın ” dediğin yerde
Karaladığını öykümü...
Gün doğarken güneş bilmez uykuna,
Sayıkladığını ismimi hatırla.
Ve ağla,
Hiç dolmayacak boşluklarda
Çaldığına türkümü...
Bir gece yarısı yolda bana yazdığın mesajda
“darmadağınığım gavurun kızı” dediğini hatırla.
Ve kına,
Beni bırakıp kaçarcasına gidişini memleketten
Gözlerine takıldıkça hayalim,
Bitirdiğini hatırla bu aşkın masalını...

elif eylul aybaşoğlu


scanner_11 21 Mayıs 2007 16:03

AĞITI YARALI KUŞLAR KONAR ALNIMA

Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Beni bir sağucu mu sanırlar
Tünedikleri ömrün kâhinidir onlar
Dökerler kanatlarını rehin bir nehrin avlusuna
Gelir bana konuk olurlar

Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Sesini sebil etmiş çeşmeler durulanır
Güvercin uykulardan bir menekşe uyanır
Zamanın aynasında salınır salkım söğüt
Göğün kırlangıcını şu ağaç tanrı sanır

Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Baharı firar etmiş bahçelerin imlası dökülür
Bir serçenin düşünü hayra yorar bir bilge
Dalında yaprak çürür
Evren küçülür

Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Tanrının üvey çocuğu mudur onlar
Bu yüzden mi şairlere dokunurlar
Göğün yorgun yüzünde düşsüz uyurlar

Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Hüznüme usul usul yağar kar...




Sedef 21 21 Mayıs 2007 16:05

Bana Bir Şey Söyle
Bana bir şey söyle, anlamını kimse bilmesin,
tek ben anlayayım,

Bakışlarından uzak olsamda sözlerinde cesaret bulayım,
Güzelliğine değil, kişiliğine aldanayım,

Bana öyle bir umut ver ki, ömür boyu o umutla avunayım,
Bana kalbinde bir yer ver, bıraktığın gibi hep orda kalayım...


Sercan Akay


Tiglon 21 Mayıs 2007 20:06

Mavi Çiçeğim Gonca Verdi
Uzakta bile olsan
endişe duyma.
Sana söz verdiğim gibi
sevdamı koruyorum masumca.


Mavi bir çiçeğe
sakladım duygularımı usulca.


Canım aşkım
bir müjdem var sana.


Sevda çiçeğimiz
gonca verdi
bu bahar da
Hülya ARISAN


Mystic@L 21 Mayıs 2007 23:42

Bir çığlığın içinde yakalıyorum seni
Kaç kez İstanbulsu,
Parıldayan, ısıtan, yakan bir alev gibi.
Üstünde uzun, pis, yalnız sokakların yağmuru..
Odaların, merhabaların, gülücüklerin sıkıntısı
Tramvayların, vapurların sıkıntısı
Yitmiş aşkların, yitecek aşkların
Aynı vazoların, aynı öğütlerin, aynı yasakların sıkıntısı.
Yakalıyorum, öpüyorum, avutuyorum.
Karanlık etini kemiriyor,
Vaktimiz kısa,
Düşlerimizi kolluyorlar durmadan
Durmadan kovuşturuyorlar
Mendilimi ıslatıp alnına koyduğum
Suyundan içtiğimiz hayat çesmeyi,
Yalnız-geceler boyu uzanan kadını bakırlarda
Durmadan horluyorlar
Geyiğim, saklım benim
Bakma arkana, ne olur, aldırma
Onulmazlığımızdan büyük yapılar kurduk
Horlandıkça aşkımız, derya.
Vaktimiz kısa,
Karıncalara, rüzgarlara, sulara dokunmak
Uyanan toprakları bilmek gerekiyor.
Ormanlar görmüş dolunayın tılsımını
Ağlamayı unutmadan
Dövüşmeyi bilmek
Tirnaklarınla tutunmayı bilmek gerekiyor
Sağılandığımızı, kollandığımızı bilmek gerekiyor

Kapa tunç, kapılarını gece
Soğuktan, kırgın, parasız milyon kişi.
Geyiğim, saklım benim,
Ölüm dayanmadan kapıya
Sev, öp, yitir beni

Ahmet Oktay


jöly 21 Mayıs 2007 23:53

GÖL
Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin
Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
Zaman adlı denizde bir gün, bir lahza için
Demirleyemez miyiz?

Ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,
Seyrine doyamadığı o canım su yanında
Bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak
Oturdum tek başıma!

Altında bu kayanın yine böyle inlerdin,
Yine böyle çarpardı dalgaların bu yara,
Ve böyle serpilirdi rüzgarla köpüklerin
O güzel ayaklara.

Ey göl hatırında mı? Bir gece sükut derin,
Çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta
Suları usul usul yaran kürekçilerin
Gürültüsünden başka

Birden şu yeryüzünden bilmediği bir nefes
Büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi.
Sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses
Şu sözleri söyledi:

"Zaman dur artık geçme, bahtiyar saatler siz
Akmaz olunuz artık!
En güzel günümüzün tadalım o süreksiz
Hazlarını azıcık!"

"Ne kadar talihsizler size yalvarır her gün
Hep onlar için akın;
Günlerle birlikte dertlerini götürün,
Mesutları bırakın."

"Nafile isteyişim geçen saniyeleri
Akıp gidiyor zaman;
Geceye "daha yavaş" deyişim boş, tan yeri
Ağaracak birazdan"

"Sevişmek! Hep sevişmek! Akıp giden saatin
Kadrini bilmeliyiz!
İnsan için liman yok, sahil yok zaman için,
O geçer biz göçeriz!"

Kıskanç zaman, kabil mi sevginin kucak kucak
Bize sevgi sunduğu sarhoş edici anlar,
Kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak
Matem günleri kadar...

Nasıl olur kalmasın bir iz avcumuzda?
Nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?
Demek vefasız zaman, o demleri bir daha
Geri getirmeyecek...

Loş uçurumlar: mazi, loşluklar, sonrasızlık,
Acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?
Alıp götürdüğünüz derin hazları artık
Vermez misiniz geri?

Ey göl! Dilsiz kayalar! Mağaralar! Kuytu orman!
Siz ki zaman esirger, tazeler havasını,
Ne olur ey tabiat, o günlerin saklasan
Bari hatırasını!

Sakin demler de olsun, deli rüzgar da olsun
Güzel göl etrafını süsleyen oyalarda,
O kapkara camlarda, sularına upuzun
Dökülen kayalarda!

İster meltemlerinde, ister ürperişle esen
Seslerde, ister uzak ister yakında olsun,
Yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen
Ay ışığında olsun!

Kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,
Meltemini dolduran kokular, hep beraber,
Ne varsa işitilen, duyulan ve koklanan,
Desin ki: "Seviştiler."
Alphonso de Lamartine


arwen 22 Mayıs 2007 01:47

Gökyüzünde mehtap,
Yeryüzünde sen,
Hanginiz hanginizi kıskandırıyor bilemem,
Bülbüller sana aşık olmuş şakıyor,
Güller seni kıskanmış dalında soluyor,
Gökyüzünde mehtap değil gözlerin parlıyor,
Bülbülleri kıskandıran o berrak sesin,
Bana unutamayacağım şu cümleyi fısıldıyor,
Seni seviyorum.....



seyyid burhaneddin kekeç


arwen 22 Mayıs 2007 02:32

Sen gidersen ismim mi kalır dünyada?
Gönül viran olmaz mı gidişinle?
İsmimle inşa edilen kilit taşısın sen,
Yıkılırım Havernak Sarayı gibi
Gönül sarayının Sinimmar’ısın sen
Aşk binasının mimarısın sen…

Sen gidersen hangi mumla yanar pervane?
Hangi ateşte yok olur gönül semenderi?
Ateş olmayınca semender perişan,
Mum tükenirse pervane nicedir?
Bu canı tutuşturan ateşsin sen,
Donan yüreğimi ısıtan güneşsin sen…

Sen gidersen zindan olur gönül bahçesi,
Kan damlar tomurcuk güllerden,
İğdeler kokmaz, diken olur her yanı,
Feryat eder gülşende bülbüller…
Hayaliyle avunduğum gülsün sen,
Gülüşüne can verdiğim sümbülsün sen…

Sen gidersen nasıl yol alırım denizlerde?
Rotasını şaşırmaz mı bu yaşlı gemi?
Dumanım tütmez yanarım her daim
Dümeni kırılır da kalırım yolda?
Aşk gemisinin kaptanısın sen,
Hilaloğlu’nun sultanısın sen

Gitme ne olur can sevgilim,
Kilit taşı giderse yıkılır saraylar
Yokluğun ateş olur yakar kulunu,
Fırtınalar kurutur nazlı gülleri,
Girdaplar yutar kaptansız gemileri


hilaloğlu


scanner_11 22 Mayıs 2007 07:38

Ağladım

Dün gece uzun uzun
Seni andım, ağladım.
Sonu yok yolumuzun
Ona yandım, ağladım

Kim bilir acımızı
Bu yasak aşkımızı
O eski şarkımızı
Çaldım çaldım, ağladım!..

Dolaştım sokaklarda
Ağaran şafaklarda
Seni senden uzakta
Sardım sardım, ağladım

İmrendim sevenlere
Sarılıp gidenlere
Elele gezenlere
Baktım baktım, ağladım

Benimsin bende değil
Ellerim sende değil
Yanmamak elde değil
Yandım yandım, ağladım

Tuza bastım yaramı
Aşkla açtım aramı
Sensiz son sigaramı
Yaktım yaktım, ağladım.




NiliM 22 Mayıs 2007 08:23

Aşk

Aşk bir kumar,bir oyun
Sevgi yalan,sevda yalan
Gez,eğlen dünyada
Sakın aldanma bunlara
Kendini arama bu oyunlarda


Seversen cezan hüküm olur
Sürgün olur göçersin bu diyarlardan
Sen bunlara inanma
Maceralara sokulma
Sakın sürüklenme bu oyunlarda


Aşık bir kumar,aşk bir oyun
Aşk bir yalan,aşk bir ceza
Aşk bir masal,
Aşk...?


Çiğdem Yaldırak


blueeyez 22 Mayıs 2007 12:10

GERİDE KALAN

o tren gitti
ben kaldım
bir güz yaprağıydı hüzün
döne döne
indi önüme

yerde ezik bir karanfil
gözlerimde son gülüşün
ve belki hâlâ sallanan elin

o tren gitti
ıpıssız kaldım
yaslandığım ağaç gövdesi
nasıl anlasın beni?

gittikçe daha uzaksın
ses yok kulak dayadığım raylarda
kim duyacak içimde kopan çığlığı
kim görecek beni
kör karanlığında gecenin?

gökte akan bulut
varır mı senin gittiğin topraklara
benden sana taşır mı bu yağmuru?

rüzgara bıraktım kendimi
sürüklenip gidiyorum
bir şiir seni fısıldıyor
boşluğa düşüyor adımlarım
sigaram söndü ateşim yok
meyhaneler çoktan kapanmış
kendime çekilsem
limanım belirsiz
pusulam kayıp

o tren gitti
ben kaldım
bir güz yaprağıydı hüzün
döne döne
indi önüme

Hüseyin Yurttaş


YANLIZLIK

Dışımda yağmur yağıyor, sessiz
İçimde yalnızlık öyle yorgun
Gökyüzü genişler birazdan, yağmur diner
Mindere uzanır misafir güneş

Camlarda ışıldayan altın aydınlık
Masadaki sürahiye yansır
Bütün tazeliğiyle yeniden
Cömert bir gün doğar şehrin üstüne.

Güzeldir bu tabiat güzelliğine
Oysa insanları da sevmek isterdim
Böyle uzak oldukça kendimden bile
Tad alamıyorum canım dünyadan

Mustafa Şerif Onaran

YANLIZIM YANLIZSIN YANLIZIZ

kimse içimdeki boşluğu görmüyor
bir adresi yitirmek neler hissettirir insana
kalp atışlarından uzak olmak
soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor

çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız
ciddiye alınmıyor sorularımız
gün afrikalı kalmaya kararlı
bu dünyadan olmamak da yetmiyor

ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet
hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz
küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim
yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde

ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum

Metin Celal

Yanlızsan Eğer

hayatın devraldığı
sessiz bir özsudur acı
birikir yüreğinin kıvrımlarında
ve ağar gözlerine ağır ağır
bulutlar yere inmiştir artık
ya da gurbettesindir
unutma

bir hayalet gibi kapındadır
yalnızlık denen şey
ufkun kararabilir birden
için çölleşebilir
kaçışın bile bir adımdır
ya da dönüşündür kendine
unutma

Her sayfası kederle kararan
bir hüzün defterine döner günler
ve her sabah "merhaba hüzün"
"merhaba yalnızlık"
diyerek başlarsın hayata
ama hayat bağışlamayacaktır seni
unutma

Üstelik günlüğü yoktur hüznün
hiç bir zaman da tutulmayacaktır
serüvenlerin yorgun yeniği
elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
ya da hasta bir tanıdıktır ancak
hepsi o kadar
unutma

Ahmet Telli


Nephthys 22 Mayıs 2007 13:27

Susma.....


. Susma,
Sen sustun diye bozuldu büyü;
Dagildi periler, yikildi Kaf,
Anka öldü.
Sen sustun,
Derinlesen bir kuyudur
Simdi içimde zaman.
Yiter dibinde uyku,
Yiter rüya,
Yiter benim Yusuflugum.
Ah, kirilir çikrigi bu kuyunun,
El atmaz kimse,
Çürür çöl ortasinda, çürür…
Bulamaz beni hiçbir bezirgân.
Çünkü sen sustun diye durdu
Heybesinde umut tasiyan kervan.
Susma, susarsan
Kim çikarir beni bu dipsiz kuyudan?
Ey saçlarinda aydinlik,
Ninnilerinde yagmur saklayan!
Asi saçlarimi oksa dizinde,
Dokun bir yangin yeri alnima ellerinle
-Gögümde gezinen buluttur ellerin.
Parmaklarinin arasinda büyür
Topraga can veren yagmurlar.
Dokundugun yerden günah silinir,
Baktigin yerden karanlik-
Ve çöz masal yumagini üstüme,
Çekip al beni bu karanliktan.

Ben ki
Kundakta susuz bir Ismail’im;
Sen susunca kizgin çöldür besigim.
Bir yanim Merve, bir yanim Safa,
Dönünceye kadar Ibrahim,
Kos Hacer, kos
Yüregini koparip yerinden
Yedi defa,
Yetmis defa,
Yetmis bin defa…
Kizgin kumlar arasinda
Bir damla su ara.

Sen sustun,
Sustu ninni, masal sustu…
Ey rüyalari çalan haramiler!
Alin gözlerimdeki buguyu,
Ker*** bir damin bacasinda tüten
Alin, ekmek kokusunun hazzini.
Alin çikinimda ne varsa:
Çizmelerimde sakladigim hiçkirigi,
Çakima sürülen sögüt suyunu…
Nasilsa,
Koptu elimden annenin saçlari,
Zamanin ipi koptu.
Gök mavi olmayacak artik,
Nasilsa yagmura küstü nisan,
Çiçekler kanmayacak bahara.
Geri dönmeyecek bir daha,
Geri dönmeyecek;
Son sefere çikti göçmen kuslar.

Sustu masal,
Ah, bir Sehrazat kadar bile
Yer tutmuyor insan.


. Veysi Atici


Nephthys 22 Mayıs 2007 13:51

Bilir misin....?




Bilir misin leyli, bilir misin,
Ben trenleri neden sevmem.
Trenler demirdendir leyli,
Trenler demirden…
Kaba bir yük gibi
Taşırlar yürekleri.
Trenlerin kalbi yok ki;
Trenler anlayamaz seni beni.

Bilir misin leyli, bilir misin,
Ben trenleri neden sevmem.
Yolcuyuz leyli, ikimiz de;
Yolcuyuz, her şey ve herkes gibi.
Biletimiz ezelden alınmış,
Menzilimiz bilinmez…
Fakat trenler saate esir leyli,
Trenler saate esir…
Trenler bekleyemez kimseyi.
Sen istasyona yeni gelmişken,
Benim trenim çoktan gitmiştir.

Bilir misin leyli, bilir misin,
Ben trenleri neden sevmem.
Demir raylar üzerinde yürürler,
Uzak diyarlara varırlar,
Fakat trenlerin direksiyonu yok leyli,
Trenlerin direksiyonu yok;
Trenler dönemez geri.
Sen bahar istasyonu burcunda;
Ben çölü yaran rayların ucunda
Giderim kış üzeri.
Gövdem yol yorgunu,
Yüreğim senin avucunda…
Bekleme Leyli, bekleme beni;
Trenler dönemez geri.


Veysi Atıcı


scanner_11 22 Mayıs 2007 15:47

Ağlayan Çocuklar

Kafesli evlerde ağlar çocuklar,
Odalarda akşam olurken henüz.
O zaman gözümün önünde parlar,
Buruşuk buruşuk, ağlayan bir yüz.

Ne vakit karanlık kaplasa yeri,
Başlar çocukların büyük kederi;
Bakınır, korkuyla dolu gözleri:
Ya artık bir daha olmazsa gündüz?

Gittikçe kesilir derken sedalar,
Gece; bir siyah el gözümü bağlar;
Duyarım, içime sığınmış, ağlar,
Bir ufacık çocuk, bir küçük öksüz...




Misafir 22 Mayıs 2007 21:46

Saadet

Ömür tezgahında çile dokudu,
Cefa ateşine düşer SAADET.
Sabırla şükretti dua okudu,
Sevgi ocağında pişer Saadet.

Ruhsuzun yüreği taşmı,demirmi,
Helalden pişmeyen yemek yenirmi,
Temelden yanlışa Töre denirmi,
Nusibeti bir bir aşar SAADET.

Çile girdabında yüreği yandı,
Hayata bağlayan dört tane can’dı
Onların gülmesi en mutlu andı,
Evlad sevdasıyla yaşar SAADET.

Azimle değişti hayatın rengi,
Evinde düzeni sarraf ahengi,
Cefanın,vefayla bulunur dengi,
Mutlu bir hayata koşar SAADET.

Kederli günleri geçmişte kaldı,
Kızları yetişti mutluluk saldı,
Hediye torunun sevgisi baldı,
Pınar duygusuyla taşar SAADET.

Kibar endamıyla buğday tenlidir,
Hayat bilgisiyle çağdaş yönlüdür,
Gizli hazinesi onun gönlüdür,
Güzellik sunarken coşar SAADET,

Kahverengi gözün,görmesin hüzün,
Sevgiyle doludur,duygulu özün,
Kalpleri ısıtır,tatlıdır sözün,
Mutluluğu yaşa, başar SAADET.


Kadir Kaya


arwen 22 Mayıs 2007 23:11

................................................................._ kimin malını kimden saklıyorsun_

Bana şiirlerimi geri ver
Henüz yazmadığın yahut yarım bıraktığın
Yine kaybedilen zamanında bu canın
Bulmuşken ruh ikizini
Ne zor değil mi
Bir kıvılcım yetecekken yanmaya
Azıcık cesaret bile yok aşka
Böyle gözlerimin içine derin derin bakıp
Kavurdun kül bırakmadın bağrımda
Hadi bir tut elinden talihin
Bir sarıl inadına tüm evrenin
Bitmeli diyorsak da bitemez artık biliyorsun
Ertelenen bir yalan ömrü
Öbür diyara sakladık diyorsun
Bana şiirlerimi ver ey peri
Okumalı ve yeniden doğmalıyım mısralarınla
Kıskançlığım ustalığında değil kaleminin, sakın ha
Safımıza katılmışsın ne fark eder, ha öndesin
Ha arkada
Ele veririm kendimi diye susma boşuna
O şiirlerle nefes alırım
Doğan güne umut açarım taze bir çiçek gibi
Çiçeğimsin biliyorsun hem de en güzeli
Dalına el değmemiş
Ve hiç koklanmadan bekliyor beni
Karşımdasın ve bir ümit
Bir mucize diliyorsun dudaklarımdan
Yoruldum diyerek kırıyorum hayallerini
Utanmadan
Bana sevgili
Bana şiirlerimi geri ver
Bari teselli bulayım yazdıklarınla
Sarıp hayalleri koynuma
Senin yerine öpeyim mısraları, doyasıya
Nasıl ki en güzel şarkı
Daha sözü yazılmamıştır diyorsun
Ve kondurulmamış bestesi
İşte öyle güzel sevilişin
Bu kör duvarlara bakıp bakıp hayal edilişin
Ver artık o şiirleri
Ver de bu ızdırap bitsin
Döktüğüm gözyaşı sitemine değsin


hüsnü zafer kömürcü


Mystic@L 22 Mayıs 2007 23:29

Ben acılar denizinde boğulmuum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...
Ümit Yaşar Oğuzcan


jöly 22 Mayıs 2007 23:37

KIRK İKİNDİ YAĞMURLARI
Sabahları aşık değilim dedim
Hakikaten de öyleyimdir
Her sabah rahat, neşeli olurum
Hatta sesime bakmadan türkü söylerim
Herkes gibi işime giderim bende
Çalışmak sanki özlediğim bir şeydir
Sonra yavaş yavaş o aklıma gelir
Havam bulutlanır gitgide
Peşinden koşmaktan yorgun düşerim

Çekilmez olur artık şehir
Bilirim şimdi kırlarda
Bir hayvan sakince suya eğilmiştir
Trenler geçip giderken küçük kuşlar
Durmadan yer değiştirir telgraf tellerinde

Gitsem gezinsem derim limanda
Rıhtım kahvelerinden birinde otursam
Bir şey içsem ve dönsem
Değiştirsem elbisemi,
Yahut uzanıp saatlerce uyusam
Belki bu dertten kurtulurum
Derim ama akşam olur
Gene kapına düşer yolum.
Necati CUMALI


arwen 22 Mayıs 2007 23:45

Unut anılarını...
Unut sen de ben gibi...

Dünlerimi siliyor aklım...
Aklımdan sen yokkenki geçmiş silinip gidiyor! ...

Unut sen de acılarını...
Unut ben de erimiş karlar gibi...

Sarıl bana sarıldığın gibi bu ana...
Benim sana sarıldığım gibi sarıl bu yakalanmışlığa...

Sana sarılıyorum sen yokken...
Seni arıyorum bu küçük dünyamda...

Şu an yanımda yoksan seni arıyorum...
İçimin aradığı gibi sen de ara beni...

Şimdi varız; tam da bu anın içindeyiz biz!
An biz olmuş...Biz anın...

Şimdi sen içimdesin...
Şimdi içim sen! ! ! ...

Seni özlediğim doğru...
Sen de doğrularımdan ol; sen de özle beni...

Anda yaşıyorum...
Anda seviyorum...

Gelecekten korkum yok senli...
İçimde seni büyütüyorum çünki...

İçlerine sal beni birtanem! ...
İçlerine öyle sal ki beni...
Benliğimi sarsın ruhun! ...
Bu anda aşk var...
Bu anda sen varsın! ...
Gerisini unut! ! ! ...
Ne varsa; ruhunun karabasanlarından kurtul! ...
Seni ve beni bırak sadece bu anda kalalım!
Sal köklerini toprağıma içimin! ! ! ...
Sal ki büyüsün bizde aşk! ...
Seni sevmelerdeyim...
Sen de kal bende...
Sendeyim...

Büyülü bir gecenin içinde tek sensin hissettiğim! ...
Sensin bunca dünyevi güzelliği ezip geçen! ...

Senin gözlerinde kalmışlığımdır gecenin rengi...
Sensiz yanmışlığımdır güneşin alevleri! ...

Sensiz sessizdir gece...
Sensiz ıssızdır içim...
Sensiz bu yangın yeri...
Aslında hiç sensiz kalmaz bilirsin! ...
İçimin alevlerinde tek sen varsın yine...
Keşke bilebilsen sevdiğim...
Tek sen varsın yokluğunda bile! ...
Sen içimdesin...
İçim sen...
Ben bu gece senin düşlerindeyim...
Düşler hep sen! ...


aşkın egeli


jöly 23 Mayıs 2007 01:57

GÜN DOĞUYOR

Dili çözülüyor gecelerin..
Gölgeler kaçışıyor derine
Alıp sihrini bilmecelerin:
Gün doğuyor şehrin üzerine.
Korkarak şeklalıyor bacalar,
Gün doğuyor şehrin üzerine;
Dalıyorlar günün gözlerine
Gözleri uykulu atmacalar.
Sallıyarak dallarını kavak
Yükseliyor her günkü yerine,
Gün doğuyor şehrin üzerine
Mavi bir ışıkla ağararak.
Gün doğuyor şehrin üzerine,
Renk renk hacimle doluyor her yer.
Bakıyor dağınık yüzlü evler
Hala yanan sokak fenerine.
Toprak kımıldıyor yavaş yavaş,
Gün doğuyor şehrin üzerine,
Bembeyaz gece çiçeklerine
Sabahla düşüyor bir damla yaş.
Ve bir deniz hücumu halinde
Gün doğuyor şehrin üzerine.

ORHAN VELİ KANIK



Sedef 21 23 Mayıs 2007 02:24

Tarifsiz Bir Aşk
Seni öylesine çok seviyorum ki
anlatılmaz bir şey benimkisi
Sana öylesine tapıyorum ki
Kölelik misali benimkisi
bu ne yüce bir sevgidir ki
Leyla ve Mecnunu bile kıskandırır bizimkisi
bu öylesine büyük bir tutkudur ki
Ölüm bile ayıramaz bizi!!!


Göksal Ertek



Saat: 23:04

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık