![]() |
Ardıç Gözlerin ardıç gözlerinin kuytularında sarhoşluğa soyunduğum günler hançerlenirdi gökyüzü ve bütün yağmurlar bende yağardı ıslanırdım toprak ıslanırdı tomurcuklar açardı dudakların var ya dudakların onlardı bir yudum bir yudum daha nehirler doğardı… ruhum sarhoş ben sarhoş ne zaman ayılmak istesem yağmur yağardı … Müsade Özdemir |
Huzuru İmbikten Çekmek Var Huzuru İmbikten Çekmek Var güneşi kucakladı geldi aktı toprağa tohum titredi sıcacık bir öpüş kondurdu güne adı çiçek de değil ne zaman dokunsa elleri bahar kokladıkça nefeste boy veriyor kökten yapraklara bu öyle bir ışık ki yanar sonsuza kadar şimdi huzuru imbikten çekmek var Müsade Özdemir |
Biz Çocuk Kalacağız Biz Çocuk Kalacağız bir rengi bir ahengi olmalı sevmenin derinliğin de gözlerin de kimse bilememeli içinden geçenleri çocuksu bir yanı olmalı sevdanın gül kokulu ellerin de salıverirken yamaçlara uçurtmayı yaşam denen uğraşın doymazlığında insan değil bir çocuk olmalı hani büyür, büyür de küçülürsün öz olsan suyunu verirsin gün boğulurken gecenin koynunda bulut boğuşurken fırtınayla kırağılaşan gözlere aldırmaz yürür ya birileri çocuk olmak gelir içimden utancımdan düşünemem çocuksu korkuları çocuk olmak gelir içimden bize iğreti gelir bu yaşam yüreğimizde bahar çırpınışları ayaklarımız çıplak çimenin-çiçeğin yumuşaktır dokunuşları oysa, saman örttü suları içinde su samurları, sanki çamurda döllenmiş ruhları insan değil insancıktır insanlığı yozlaştıran dur-durak bilmeden koşturan dolduran-boşaltan, dolduran- boşaltan o çamur dölleri değil mi karanlık kuyuları dolduran ben hayata umut ektim, gün gelecek yeşerecek ehil filizlere serçeler konacak bir şaşkını da yakama gagasında türküsü, gözlerinde yağmur damlası yüreğime akacak sevdası dünyanız sizin olsun biz çocuk kalacağız renkli-ahenkli, haykıracağız sevdamızı yamaçlara bulutlara gün geceye su samana varsın gömülsün biz çocuk kalacağız varsın kimsecikler tınmasın bilmesin biz çocuk kalacağız Müsade Özdemir |
Yaprak Dökümü Yaprak Dökümü dört başı mahmur bir mutluluk bu toprağa söz kestiğimizden beri yürek aynı yürek tutku başka sonsuz bir ninniyi dinler gibi sarılmışız turkuazın atlasına dağlarda koylarda uçsuz bucaksız bir ufuk uzanıyor göğsümüzde insanla insanlığı birleştiren yıkılmaz aşk ilkbaharda uyanan dal dal açan ağaçlar gibi yüzümüz bir çocuğun sıra dışı sevinciyle sokakları aralıyoruz dönüş yolunda delik cepten yokluk toplayan yorgun elleri işçilerin buğulu nefesiyle tenleri toprak kokuyor emekçilerin bir-bir okunuyor künyeleri kirlenmemiş sayfasında defterin sokakları aralıyoruz başlıyor serencam gölgesi titrek ağaçlarda bir yaprak dökümü ayak altında kuru otlar deviniyor asaleti bozuk zatlar zamanın serkeşleri çekmiş fitilini kurnazlığa tohum salıyor çekirdekleri üfürükçüler-sahte dinciler dümbeleği elinde vebalı bilimciler ve havariler genişletiyor boğazının kuburunu azledilmiş özsaygı utançlar karanlıkta saklı kanları dolanıyor hayvan damarlarında belleğindeki tılsımla faziletsizi en nefissizi durdukça hesaba sapa duruyor insanlık en keskin dönemeçlerin uçurumunda sessiz bir çığlık denizler karalar dumanı tütmeyen fabrikalar köprüler limanlar bankalar küçüldükçe küçülüyor karınca lokması kadar kabuklaşan yara bu biçimsizlikten hazin bir nihayet bunca cürüm bunca cinayet siyah beyaz bir resimdir suretini tarihin aşındırdığı sokaklar susmuş içindeki çığanın ağırlıyla çakıldık aralarına hangi yolda yürüsek kırgın ve öfkeli sözcükler küsmek ah küsmek küsmek zehir zemberek ne sokaklar ne insanlar ne de topraklar aynı renk kurşunileşmiş doğa kurşunileşmiş yürek silinmiş ihtilaller kazındığı taşların üstünden fırtınalara mahkum perili bir köşk gibi duruyor sokaklar umut az ötede umutsuzluk içinde Müsade Özdemir |
Çaresizim... Akrep yelkovanı kovalıyor, Günler ayları... Bense çıkmaz sokakta bir başıma kalmışım. Ne ileri gidebiliyorum, Ne de geri dönüş var... Karanlığın içinde, Gecelerin ayazındayım... Yüreğimde sen, Dilimde çaresizliğin türküsü... Sibel Uygun |
Jiyan son yolcu gitti, son yağmur yağdı sustu son şarkı bu ne ilk ne de son gece… soğuk sarılar içindeyim, boyun eğiyorum gidişin hangi tufanın gelişiydi boynumda muska gibi gezdirdiğim kasırgam kim var benden başka böyle bekleyen kimler senin kadrine kapanıktır benim kadar jiyan umuda buladığım hangi gülün bülbülüsün sevdayı yükledin yorgun kanatlarına söyle jiyan söyle, göç etme zamanı gelmedi mi hangi dağı aşsam hangi dala tutunsam hasretin göğsüme değen taşkınlığında ateş yanarcasına eriyip giden bu zavallı bedenim, bir avuç küldür jiyan alışamadım yokluğuna ölüme alıştığım kadar gitme, bırakma ellerimi demiştim gittin jiyan gittin gideli düşmelerdeyim sesinde gizlediğin neydi jiyan, bedenimi parçalara bölen sırrın neydi jiyan acıyı dillendiren hecelerim yorgun, haykırıyorum sensizliğe bir yanım düşer gibi toprağa jiyanım sıcaklığım jiyanım uysallığım yokluğunda yok olmuşluğum bin bir koku, bin bir renk, sokaklarımda izlerine kavuştuğum zaman eğiliyor yalnızlığa, düşün jiyan tükenerek yenilmeyi düşün söyleyecek söz bulamıyor insan uzayan yolları dinamitliyorum, sana erişilmezliği bağırıyorum sevdamın görkeminde gök yanıt vermiyor, yer yanıt vermiyor boşluklardayım sabaha düşman gecelerde buluyorum seni çiseliyorsun benliğime ılık ılık gün doğuyor, yankılana yankılana gidiyorsun çekiliyor yüreğimin kanı jiyan kerpiç duvarlım, yıkık damlım, kapılarda meltemim saçları buğday başaklım odam soğuk, yatağım yorgun, inliyor pencerem nereye baksam sen, neye dokunsam sen ah bir bilsen jiyanım bilsen kuşlar deli deli uçuyor yörüngesiz gel kıralım feleğin çemberini gel bozalım ayrılığın hesabını gel jiyanım gel, adınla gel toprağıma korkma kim kendi dağında düşebilir elini ver yanan parmakların ucunda kim üşüyebilir kurumuş dudaklarımda türkülerin en içlisi uzadıkça acının boyu düşlerimde, gökler düşüyor üstüme çöl fırtınaları üstüme üstüme ateş topuyla geliyor düş avcıları ıssız zamanlarda yitip sana koşuyorum yıldızlarım sönüyor sönüyor jiyan ve kimse görmüyor kesiliyor elim ayağım, siliniyor yüzüm hayallerine sığındığım, ateş bedenli tılsımım nice şehirler yıkıldı bir gecede sana hangisinden sesleneyim son şarkı kim içindi çanlar kime kimin bu nihayet, sessiz - kimsesiz bu ceset, bu cinayet kimin jiyan kimin |
BİR BEYAZ KARANFİL Benden son arzumu sorsaydın eğer Seni son bir defa görmek isterdim Ayrılıp gittiğin o günden beri Nerdesin nasılsın bilmek isterdim Bir beyaz karanfil vermek isterdim AHMET SELÇUK İLKAN |
Ey Meleğim canımı alsalardı acımazdı bu kadar. şimdi yokluğunla tek savaşıyorum. kafamı vurmak geliyor içimden taşlara. değermiydi diyorum bu akan yaşlara. hergece bölünüyor uykularım, allahın al bu canımı dayanamam acıya. her gece bölünüyor uykularım sancıyla. duvarda duruyor resmin,aldığımız o mavi çerçevede... nasılda acımasız bakıyorsun bana. ben seni mi sevmişim.... kaç gece böldün uykularımı saymadım. kan ter içinde seni sayıkladığım da çok oldu. bir görünüp , bir kaybolan sendin elbette. neden gittin meleğim ? seni de benden alacaklarmıydı böyle ? bir kuş gibi kaçıp gidecekmiydin ellerimin arasından ? umutlarla beslediğimiz o MAVİ sevda bitti mi şimdi? sen olamazsın bu sevdiğim. sen olamazsın uğruna can verdiğim. bir hayal olmalı bunlar. bu sen olamazsın ey meleğim... Erdoğan Alarçin |
BEYAZA DÖNSÜN DİYE DEVRAN Yanlış susuyorsun - gözlerin ağıt - maviye bak. Bir bugün mü , başında bunca bela. Hatırla , bulut değildi , umut hiç değil üstümüze abanan - isli duman. Biz ki milattan önce , milattan sonra acı kara yıllar devşirdik sabırla beyaza dönsün diye devran. Kimi zaman bir çığlıkla çıktık , çığ altından bir çığlıkla yıktık surları kimi zaman. Biz ki nice tuzaklardan , sunaklardan korlardan , korsanlardan kurtulan kurban. Yanlış susuyorsun - gözlerin ağıt - maviye bak. Sesin gökyüzüne akan ulu bir çavlan susma , zamanın durağı yok. yok tarihin molası. Bırak sesin gökyüzüne aksın , yıkasın yıldızları. Kapama şarkını , şarkını kapama durma öyle kendine uzak. Yanlış susuyorsun - gözlerin ağıt - maviye bak. Değer kıyımlarına en soylu yanıt şarkıyla güneşe köprü kurmak. Türkan İldeniz |
Bir sonbahar lezzetinde söyleyeyim merhabamı... Selamım! Ağustos sıcağı gibi olur çünkü Zemheri soğukluğunda buldum ben seni Bak nefesin donmuş, al nefesimden Selamım gibi sıcacık olur Kırma beni parkamı omzuna atayım Bahara kadar kalsın sende Tatlı bir esintiyle baharda gelirse kokun Gelir alırım ama sende bir kez yüreğime dokun.... Enver Çiçek |
| Saat: 05:21 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık