![]() |
Aşk İki Kişiliktir Değişir rüzgarın yönü Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar; Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına Aşk iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştır Geceler boyu sevişmelerden; Binlerce yıl uzaklardadır Binlerce kez dokunduğun ten; Yazabileceğin şiirler Çoktan yazılıp bitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Avutamaz olur artık Seni bildiğin şarkılar; Boşanır keder zincirlerinden Sular tersin tersin akar; Bir hançer gibi çeksen de sevgini Onu ancak öldürmeye yarar: Uçarı kuşu sevdanın Alıp başını gitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Yitik bir ezgisin sadece, Tüketilmiş ve düşmüş, gözden. Düşlerinde bir çocuk hıçkırır Gece camlara sürtünürken; Çünkü hiç bir kelebek Tek başına yaşayamaz sevdasını, Severken hiçbir böcek Hiç bir kuş yalnız değildir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Dudak Payı Çay bardağında Bırakılan dudak payı Kadar bile Uzak kalamam Gözlerine Yakın olsun isterim Ellerime ellerin Yanındaki beton binaya Yaslanması gibi Köhne bir evin Seni bir çivi Gibi çaktım Çünkü beynime Ve toplayıp Bütün kerpetenleri Attım denize |
Öylesine Bir Aşk Şiiri Gözlerin ipekyoludur ömrümün Akasya yüklü kervanlar geçer Çan sesleri arasında bir fener Yanar söner yanar söner yanar söner Gözlerini ipekyoludur ömrümün Kentin en kalabalık yerlerinde Dört nala koşan bir at gibi Çılgınlığa akan yalnızlığa ölüme Yazılmış şiirleri yeniden yazmak bütün Hayatı teğellemek yepyeni bir güne Ve sonra sökmek uzun uzun Gözlerin ipekyoludur ömrümün Yalnızlıktan gelir yalnızlıklara gider Düşülür her şeyin altına bir tarih Soluksuzum günlerdir geceler uzar Yaşamak dünyayı ödüllendirmektir artık Kendimi öldürdüğüm yerlerde beni kan tutar Başıma gelecekleri bile bile yürürüm Hilton Oteli\'nde hu çekerim huu... İşte hırkam ben de bir dervişim Asamı vestiyerde bırakmak zorunda kalırım Nescafeyi konyakla kardığım günler gecelerdir Bakarım gözlerine eğnim silkelenir Döktüğüm acılar yıllar kederlerdir Alnıma bir avuç tuz atılır düşünemem Konuşamam ağlayamam bağıramam Neden gece her gecenin ardından gelir Gözlerin ipekyoludur ömrümün Gözlerin tarihçesi yaşayıp öldüğümün Ihlamur ağaçları altında bir Saraybosna hatırası Sen ben ve Deniz bir de rüzgarın örttüğü gençliğimiz Sen ben ve Deniz. Sen ben ve Deniz... Ahmet Erhan |
Seni Seviyorum Ne güzel şey seni seviyorum demek Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel Her baharda gece gündüz her saniye Seni seviyorum Seni seviyorum Seviyorum seni diyebilmek ne güzel Bir kere sevdaya tutulmayagör Ateşlere yandığının resmidir Aşık dediğin mecnun misali kör Ne bilsin alemde ne mevsimidir Çünküsü yok nedeni yok sevmenin Zamanı hiç yok, dakikalar zaman üstü Utangaç bir gecenin kucağında Yağmurlar vuruyor pencereme Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında Aşkın ayak seslerinin duyuyorum yüreğimde Ve hasretin içimde Seni seviyorum Sesinin duymak istiyorum uyumadan önce Sabahlara kadar konuşmak Hiç kapatmamak telefonu Aynı düşlere uyumak sonra Ve uyanmak aynı güneşe Bir kere sevdaya tutulmayagör Ateşlere yandığının resmidir Aşık dediğin mecnun misali kör Ne bilsin alemde ne mevsimidir Daha bir güzelleştim son günlerde Gözlerimin içi parlıyor Kabıma sığdıramıyorum aşkı Gülmek geliyor içimden Sokaklarda koşar adım yürümek Tanıdık tanımadık herkese selam vermek Merhaba ülkemin güzel insanları Hepinize hepinize merhaba Sizi de seviyorum Yağmuru, denizi, kokusunu toprağın Gökmavisinde güvercinleri, martıları Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı Bin dallılarıyla köy kızlarını Ve elleri hamur kokan anaları Hepsini sende seviyorum Seni seviyorum Bir kenara mahsun çekilen içim Yemeden içmeden kesilen içim Sensiz/yarsız uykuyu haram bilen için Ayrılık ölümün diğer ismidir Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime Ve daha çok seviyorum limonlu çayı Senin sevdiğin herşeyi seviyorum Türkülerini memleketinin Feneri ve kara kartalı senin için Davamızı ve şiiri sende seviyorum Seni seviyorum İyi ki doğdun İyi ki varsın Doğum günün kutlu olsun Seni çok seviyorum Seni çok seviyorum Yaşamaksa seni sevmek Ben hiç ölmedim Seni seviyorum (bu şiir 'i dun tanıştım birene armağan ediyorum) |
mevsim hangi mevsimdi hatırlamıyorum seni sevdiğimde, hatırladığım ellerin,o kadar beyaz,o kadar güzellerdi ki.. hangi saatti seni bekleyipte gelmediğin hatırlamıyorum, hatırladığım gelecek olmandı,hala bekliyorum... dudaklarını hatırlıyorum birde, beni sevdiğini ne zaman söyleyeceğini beklerdim onlardan.. hala bekliyorum..bir umut.. ellerimi açtım Allah'ıma dualar ediyorum,kalbine ver beni Allah'ım diyorum,kalbine ver beni..onun kalbine.. karanlık her sabahım,ve her gecem kan kırmızı.. gözlerimden dökülüyor hasretim.. kan kırmızı.. hasretine adanmış bir ömrü yaşıyorum.. hasretin büyüdükçe,yreğimde büyüyorsun sende.. hasretin her geçen gün gözlerime düşüyor.. gözlerin aklıma.. aklım sana.. düşüyorum.. her gece,her sabah,her an sana düşüyorum.. bekliyorum... |
NAZLIM Hiç halim yok Nazlım Gündüz olur mu gün doğmadan Divane biçareyim kalmadı aklım Bilmiyorum sabaha kavuşturur mu yaradan Kalmadı ne gizlim nede saklım Gecedir güneşi gizleyen nazlım Sebepsiz yakılmaz türküler Gözlerimde yazılı en acıklı şiirler Bende okunur en trajik öyküler Söylenmez dile gelmez fikirler Umudadır bütün yolculuklar Nazlım Düğüne gittiğini sanır ölüme gidenler Bir ince maraz biraz gözyaşı Farklıdır her dertte nedenler Çökük gözler bedenler andırır naaşı Gözlerimin kızıllığında sevdam nazlım Ben ağlayamam öyle kolay kolay Yaşasamda ölüm anındaki ızdırabı Anlatamam çeker esrarı üzerimden ay Düşler yüreğim gece en uyduruk serabı Pusludur her doğan gün nazlım Karanlıktır artık bütün umutlar Yalandır yüzdeki tebessümler Yağmur yüklüdür kurşuni bulutlar Yaralıdır canlar çaresiz ölümü bekler Suskunum kaç zamandır nazlım Süzülür yüreğimden damla damla kan Çekilsem senden uzak bir köşeye Ya ben yaklaşsam sana ya sen uzaklaşsan Bilmiyorum nazlım sonum varacak nereye Hayat akıp gidiyor nazlım Bir akşam üstü yitirdim dengemi Yüreğimi yakar bir kor yangını Ağzıma vurmuşum ateşten gemi Seçemedim hayatla mematın farkını... |
Bilirim; Sevmezsin bir başına Seyretmeyi yağışını yağmurun Omuzunda kolu olmalı sevdiğinin Aynı damlada seyretmelisin dünyayı Gökkuşağında aynı renk Aynı koku olmalısın toprakta... Kır çiçekleri toplamanın anlamı olmaz Taç örecek baş uzaklardayken. Gezdiğin dağlarda İçtiğin pınarlarda Hüzün pusu kurmuştur Tadı tuzu kalmamıştır hayatın. Bilirim; Şarkılar eski şarkı değildir artık Her nota ayrı bir yalnızlık Her yıldız umarsız bir göz kırpış Sevmezsin ayın süzülüşünü enginlerde Hasretli bakışlarla seyretmesini. Sevdiğinin başı olmalı dizinde Kulağında ninni gibi sesi Hep yanında olmalı Hep yanı başında Nefesi...... |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Geceilk defa acı çekerek özlüyorum seni, ve de gecelere öyle isyanım ki... ne zaman gece olsa bir burukluk çöküyor içime lanetler yağdırıyorum gecenin zehir zemberek karanlığına.. sonra susuyorum ve seni düşünüyorum. aklıma önce o gülüşün düşüyor, acı bir tebessüm beliriyor yüzümde çok sürmüyor gecenin katran karası karanlığı bozuyor. seni kaybettiğim geceyi hatırlıyorum, kahroluyorum. oysa ne hayallerimiz vardı hatırlasana.... bir anlık öfke bir anlık sinir ve gecenin ürpertici karanlığı.. bunlar hazırlamıştı ayrılığımızı. isyanım da azalıyor lanetlerim de, çünkü sabahın ilk ışıkları vuruyor ağlayan gözlerime.. |
Bir gözyaşı damlası aşk, Suskun hasretimin sessiz çığlıklarında, Ağlayan kalbimin, Özlem dolu gönlümün yanında Çırpınan küçük bir yürek aşk! Hayalini kurduğum boş gecelerde, Sensizlikten yandığım bu boş şehirde, Akan gözyaşımda, çarpan kalbimde Bir deli rüzgar, bir duygudur aşk, Bir garip sızı, bir gözyaşı aşk!.. |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Vicdansız SevgiliBu gece yine uyuyamadım. Uyumak istemedim belki de Hep seni düşündüm İnsafsız, kara vicdanlı… Beni Viceroy'dan ayıran Bon, Behmen… Ben asla yabancılardan yakınmadım Bana ne yaptıysa dostlar yaptı. Kız Kulesi'nde saklı sevgilim! Hiç mi vicdanın yok senin… Benim gibi birine yapılır mı bu! Sana gelebilmek için okyanusları aştım, Kirli sularını yuttum denizlerin Yılanbalıkları, köpekbalıkları, Ahtapotlarla savaştım. Sana hep gül getirmek isterdim Kalb bahçemden. Hep senin için çırpınıp durdum. Güneş bile kıskandı beni senden Ay yarıldı da yıldızları saldırttı üzerime. Yarasalar o hücredeki dostun Kanlı mendilini getirdi bana Güle gözyaşı oldu şebnem. Ama sen kapıyı bile açmadın yüzüme Günlerce kapıda beklettin beni. Aç dedim bir şey demedin. Halbuki ne güzel anılarımız vardı seninle. Hatırlıyor musun Malatya zindanlarını! Daha yeni ekmiştik çiçeklerimizi, Daha açmamıştı tomurcuklar. Tanımıyordu kimse bizi. Sırata benzer bir köprü üzerindeydik seninle. Adımız bile yoktu. Bir tek Nusret gardiyan anlardı bizi. Kızıl ve kara orduları saldırıyordu dört bir yandan Biz de tam dört inanmış adamdık hani! Herkesin kendisinden olmayı arzuladığı Dört inanmış adam! Sen o zamanlar daha küçüktün Üç dört yaşlarında haylaz bir çocuktun. Ama seni çok seviyorduk. Sen düşmanlarla boğuşuyorduk. Sen gülünce gülüyor, Sen ağlayınca ağlıyorduk. Sahi bir Ömer Abi'miz vardı anımsıyor musun? Bağırdı mı yer yerinden oynar, Ağladı mı alem ağlardı! O da seni çok severdi Senin yanında olmak için Ona vermiştik gönüllerimizi Senden habersiz, ama ölesiye bir aşktı bu. Biz vicdansız sen tün bunlardan habersiz, Parklarda oynarken Biz hücrelerde yeminini içmiştik aşkımızın Ölene kadar seni sevecek, Seni büyütecek, kollayacaktık. Sahi bir de resmini yapıştırmıştım Hücremin duvarına; Elinde silah koşuyordun. Altında bir de şiir yazmıştım! Ama ne yapayım söküp yırtmıştı Hüseyin gardiyan! Ben yazdım, onlar yırttılar, Ben çizdim, onlar yaktılar Ben inşa ettim onlar bozdular… Daha yüzünü bile görmeden Aşık olmuştuk sana. Yılmaz abi aşkını bile değiştirdi Senin uğruna. Ama yine yaranamadık sana her nedense! Seninle konuşabilmek için Dilini öğrenmeye çalıştım. Gramer sözlük… Hiç bir şeyim yoktu. Bir tek sözünü anlamak için Günlerce uyumadım. Kapına gelince sana seslenmek için Yıllarca feryad ettim. Sahi desene daha ne istiyorsun benden! Senden esirgediğim neyim kaldı benim Şimdi de beş kurban sundum sana! Hala doymadın mı kanıma! İnan sana duyduğum aşkı Dağlara duysaydım Kerem'in delmesine gerek kalmaz Tuz-buz olurdu. Secdeye kapanırdı önümde. Ama sen hala inatsın! Vampirler gibi kanımı emiyorsun. Neden Muaviye'ye özeniyorsun? Sen Ali'nin öğrencisi değil misin? Aliyle yaşamak, Ama Muaviye'nin varisi olmak Ne kötü bir miras! Kız yerin dibine batsın o lanet olası Kule'n! Hiç mi duymadın o dostun sözünü. Hiç mi ibret almadın "Bin Ay'dan! Neden avuçlara döküldü yıldızlar? Emin olduğun dostları kov, Güvenmediğin düşmanlarını yanına al öyle mi! Sen nasıl bu kadar kötü olabilirsin? Kendini bulunmaz Hint kumaşı mı sanıyorsun? Öyleyse yazıkla olsuna sana, Haram olsun sana uğruna verdiğim bunca emekler… |
DAMLA DAMLA SEN Damla Damla Sen Yağmurları bekleme yeter dön artık Yağmak zorunda değilsin susamış bedenime Öyle çok özlemişim, seviyorken delice Düşmek zorunda değilsin her gece düşlerime; Bırakda rüyalarda kendim sarayım. Yağmurları bekleme dinsin bu hasret Damla damla gelişin bana huzur vermiyor. Ellerini tutmak için çabalıyorken Avuçlarımdan kaçışın beni mutlu etmiyor. Bırakda sana tamamen sahip olayım. Yağmurun kokusuna sardım Tutamadığım kendimi. Damla damla sen Çisil çisil sen Aklıma düşen sen her yağmurda Aklımda bir başka sen oluşuyor Çıktığım yağmur dualarında. Bırakda dualarım günahlarım için olsun. Hakan Şengün |
| Saat: 16:07 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık