![]() |
Nikotin tadında birşey bu.. Hüzne alışık gönüller daha dayanıklı ... Bunu biliyorum... Hayata hep göz yaşı penceresinden bakmak. Acıyı saklamak ve onu mukaddes bir emanet gibi taşımak asilce... "Ardımda yangın bir şehir var... yıkıntıların üstünde hala dumanların tüttüğü... Köşe başlarında yaralı ve gönlü yaralı insanların dalıp dalıp gittiği sokak aralarında şaşkın kedilerin dolaştığı yangın yeri bir şehir... Dönüp bakıyorum. Sırtımda alevlerin sıcaklığı hala… Gözyaşı kaynağım kurumuş... Gözyaşım yollarımda sararmış otlar… Gözlerim ufukta ... Kaçıp giden rüzgarı yangın büyüten o rüzgarı ve geciken yağmuru arıyorum” Hüzün... Acının çiçeği. Acı ve acılar onlara esir olmak yerine oynaşmayı tercih edenleri heykeltıraş gibi biçimlendiriyor. Acılarla oynaşmak. Hüzün uzakların çağrısıdır... Her gün yüzlerce binlerce defa yollara düşerde düşüncelerimiz bedenin hapistir ve kaçıp kurtulamazsın. Hüzün uzakların çağrısıdır. Gidemezsin. Hüzün kaçıp giden son trenin ardından bakakalmaktır gece yarıları garlarda. Hüzün üşümektir gecenin bir vakti sizi aramak için çırpınan karanlık dalgalara ve şehrin ışıklarıyla oynaşan yakamozlara cevapsız kalırken… Hüzün ağlayamamaktır... Ağlamak için çırpınırken ağlayamamaktır... Hüzün aşksatmaktırduvarlara... Hüzün aşkta boğulmaktır ve kimsenin anlamamasıdır feryatlarımızı... Hüzün içten içe yanarken üşümek ve ürpermektir... Hüzün yalnızlıktır... Yalnızlıksa soylu bir duygu kristal kadehle sunulmuş. Ve alışkanlık yapar… Hüzün uzaklara ait olup yakınlara hapsolmaktır …” |
♥♥♥ Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, Dünyanın en güzel sesinden En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, Ben artık şarkı dinlemek değil, Şarkı söylemek istiyorum. (alıntı) |
Bu Gece Çalsın Kapımızı Aşk Sevgili Sil beynindeki zamanı Ayrılıkları unut İncilmişliğini İnciltmişliğini Geçmişe göm... Tüm gitmeleri bırak Kal yanımda... Avuçlarımda yansın ellerin Gözlerime bakarken hızlansın nefesin Dokunurken tenime titresin bedenin Bu gece çalsın yine kapımızı aşk... Sevgili,,, Sil ezberindeki benli cümleleri Unut geçmişi.... Sil ezberinden ayrılıkları Unut bensiz geçmişi... Bak bu gece Ankara çok soğuk Üşüyor bedenim Tut ellerimi Bırakma,,, Sar hadi beni... Gece kıskansın bu gece bizi Ayrılıklar acı çeksin, Kavuşmalara yenildiği için Bugünü gösteriyor takvimler Dünü unut,,, Yarını yoksay Tüm gitmeleri bırak Kal yanımda... Kal ki Bu gece çalsın yine kapımızı aşk Pınar Yılmaz |
Hadi anlat içine sağdıramadıklarını, Özlemlerini,rüyalarını Susma anlat yalnızlığın ızdırabını Seni anlat beni anlat Nasıl ikiye bölündüğümüzü anlat Anlat ki acımız azalsın Belki diyorum orta bir yol buluruz Bir kaldırımında sen diğerinde ben Yürürüz! Üzülme hey can elbet bizde Büyürüz! Şu hasretli günlerin duvarını yıkıpta. Hadi susma anlat bunu senden duymalıyım Takatim kalmadı yorgunum anlasana Ellerim son satırlarını döküyor Kanlı mısralarına Son bir kez ağlıyorum son bir kez Hem sana hem bana! ! ! Rüveyda Yılmaz |
Bekletme Ağlasam, ağlasam ne fayda ederdi, senin gidişine, Beni buralarda yalnız bırakmana ne fayda ederdi, Ağlayan gözler, duygularıma ne demeliydim, kanama, Benim gözlerimi değil, duygularımı kanattın gitme! Ağlasam, ağlasam kalır mıydın? duygumu kanatmaz mıydın Ağlıyorum, ağlıyorum gözümde yaş kalmadı bekletme, Kanayan gözüme, duygularımı yeter artık kanatma, Çabuk gel gözlerim görmez, duygularım kalmaz gecikme de...! Muharrem Ayrancı |
Neyin peşinde geçti bir ömür? Bir hayalim mi vardı? Sürekli sorulan soruların bir anlamı olmalı… Düşünmek bile isyana sürekler Işığında boğulursun doğruların Yüzüne vurulan acı gerçekler Geceleri vicdanın üzerine çöker. Artık çok geç geri dönemem ki! Kirlenen kaderim yenilenmez. Çıkmaya çalışsamda içinden bu bedenin Yok oldu parıltısı gözlerimin. Sürekli sorulan soruların bir anlamı olmalı. Kayboldum… |
Değerini Bilmek Gerekir Takvimler hep 1 ocağı gösteriyor odamda Günler eriyip gidiyor farkına varmadan. Koparmasam yaprakları ne fayda Akrep kafa tutmuş yelkovana Dakika saat birbirine karışmış Zamanı durdursam ne fayda Hayat ne güzelllikler sunmuş avucuma Zamana yenik düşmeden Değerini bilirsem Ne ala... Ayhan Çankaloğlu |
İyi Ki Varsın!.. dokunulmamış denizlerdeki balıklar gibi sonsuza dek kalbimde, özgürce yüzebilirsin dost ya da sevgili, iyi ki varsın sen kalbimin en taze ve en eski aşkısın dipsiz göklerin varılmamış yıldızları gibi sonsuza dek ruhumu, aydınlatabilirsin dost ya da sevgili, iyi ki varsın sen ruhumun en taze ve en eski aşkısın Tanrının günahsız melekleri gibi sonsuza dek ellerimden tutabilirsin dost ya da sevgili, iyi ki varsın sen gönlümün en taze ve en eski aşkısın... İsa Yılmaz |
Sevmeyeceksin Arkadaş sevmeyeceksin arkadaş, bilmiyorsa sevmeyi, sevmeyeceksin, alışmayı bırakıp, sevmeyi denemiyorsa, o karanlık yolu secmıyorsa, sevmeyeceksin aslında bizde, bilmıyoruz sevdigi kadar sevmeyi, sonrasında, tek başimiza yuruyoruz, karanlık yolları, varlıgı en güzel armagansa, yoklugunda armaganlıyla yetinmeyeceksin, sol tarafından cıkarıp, kapı arkasına asabıleceksin, sevmeyeceksin arkadaş, varlıgı şerbetse, yoklugunun, zehir oldugunu bileceksin, sevginin karşiligi oldugunda, karanlık yolun sonu aydınlık, goreceksin, Gürsel Aksoy |
GÖÇMEN KUŞUN VEDASI göçmen kuşun vedası I. aşka doğunca veda boğar aşkı hıçkırık şiir muztarip kalır kalemim aşka kırık zamanın kollarında büyüyemeyen sürgün göçmen kuş / ayrılığın hasretime dökülür yandıkça ve yağdıkça gözüm puslu / kalb üzgün deniz kırlangıcımsın anıların bendedir bir sonbahar çiçeği gibi soldurma beni göçebeyim göçmen kuş / benim dünyam sendedir yalnızlık yola çıkıp sevdaya yandığında hasretine susamış bir yâr gibi beklerim kelebek dolu ruhum adını andığında seyyahını özlemiş diyar gibi beklerim sahrama yaprak döken hazan olma göçmen kuş bir gece ayışığı ıslattı gözlerimi güneşi bulamadım yakamoz ağlarında yanına al da ısıt titreyen sözlerimi kanat çırp sırrımızın handesiz dağlarında bir gece ayışığı ıslattı gözlerimi II. şebnem yutan şûlede heybesiyim ezginin gezgin benim içimde / ben içinde gezginin gök / yüzümün sancısı kanayan yara mısın duydum aşka inleyen nağmesini ömrümün sen ıssız sefineden görünen kara mısın sensizliğin göğünde sessizliği yaşadım uzun lafın aşkıyım ve biten aşkın lafı dokunmayın ağlarım yas tutuyor kanadım hangi bir özlem böyle seni delice bekler gözesine dilenen pınar gibi beklerim bu güneşi ağlatan gelmeyişinmiş meğer izlerinin çölünde yanar gibi beklerim ardınsıra sevgime zindan olma göçmen kuş sana ben kadar yakın / bana sen kadar uzak ardında varlığımı serseri eden yollar bulduğum her işaret ya dönemeç ya tuzak uçurumuna vardı uzayıp giden yollar sana ben kadar yakın / bana sen kadar uzak III. derviş olsam da gece sana yıldız toplasam aşkın semaverinden sevdanı yudumlasam denize kırağılar düşmemişti ki henüz göçtün gittin sürüne yavru kırlangıç gibi kaç bahar sonra düşer can evime yönünüz yaz güneşi girince evine bir baharın binbir aşk masalında bulur muyum ben seni doğar mı hiçbir daha kanatlarında yarın acıları saklayan ayrılıklara küstüm çiçekleri büyüyen bahar gibi beklerim gittikçe boğsa beni hançeremde bir düğüm yolunu kâh gülerek kâh ar gibi beklerim dakika yudumlayan zaman olma göçmen kuş bebeler göçmen kuşu dinliyor masal diye ben seni sonbaharda serzenişle tanırım susmak bilmez bir ağıt kaldı senden geriye ay diyorum sadece dilimde ismin yarım bebeler göçmen kuşu dinliyor masal diye IV. hüzün lekelerimden bir baldıran büyüdü açtı da karanfilim ellerinde üşüdü dökülen her sağnağın rafından düştü melâl kanadın çalılara takıldı göçmen kuşum hüzünbaz gençliğimi bulmuş yine hoşça kal zambaklar üşüse de kırağı yine yakar azade leyl-ü nehar iğreti yazgısında boyun bükmüş mateme ayrılığında bahar göçebeyim göçmen kuş göçebesin göçebe gölgeni yıllar yılı nigâr gibi beklerim zihnim en cüretkar sitemlerine gebe buluta pusu kuran rüzgar gibi beklerim hayallerimi alıp kaçan olma göçmen kuş düşümde bir kelebek bataklığa düşüyor tavan aralarında kayboluyor sevincim ellerimde bir kızın avuçları üşüyor ayrılık çıkmazında çırpınıyor bilincim düşümde bir kelebek bataklığa düşüyor V. içimde mısra mısra büyüyen bir dünyasın ne açılan bir kapı ne varılmaz hülyasın meçhule giden aşkı beklese de limanım sen kıyı hilalinde fenerin yıldızısın yosun tutarken taka'm can çekişir zamanım hayat seninle başlar seninle biter madem rüzgar inmiş kıyıma köpük vurma ey deniz göçmen kuşun vedası derdi eylüle dedem vefa sana her sözüm feveranım ve yâdım izbesine dövünen vakar gibi beklerim susturulmaz bir dille duyulmazsa feryadım şiir olup kalbine akar gibi beklerim yine aşk dergahımda viran olma göçmen kuş ayrılığın öyküsü hicret kadar özgürdü davetimi taşırken yanık uçlu papirüs beni sevgin ağlattı / seni sevgim göçürdü hazin bir göç zamanı çöller aşka niye küs ayrılığın öyküsü hicret kadar özgürdü VI. sensiz geçen zamanın kapısında bir mühür resmini taşısa da dağında öldü ömür yüreğine açılan penceremde bir sancı özgürlük mü istiyor ölüme mi koşuyor ah yutkunamıyorum hançeremde bir acı hangi bir ayılığın kapısından girmişim üç beş satır yeter mi her aşkı söndürmeye elveda türküsüyle dokunmazken ibrişim sahici duygularım tükense yavaş yavaş umudu kamçılanan ısrar gibi beklerim yine yalnızlığımı etme bana arkadaş yıllardır dönülmeyen karar gibi beklerim içimdeki dünyaya nâdân olma göçmen kuş kim anlar kim anlatır sana benim aşkımı yanarım da derdimi kimseye söyleyemem yaşamın diğer adı ayrı düşmek aşkı mı veda vurma kıyıma hüznümü gizleyemem kim anlar kim anlatır sana benim aşkımı VII. ayrılık çiçeğinde damla damla vedasın gözyaşı düğünümde ne garip bir edasın elimden düştü kalem sırrı ifşada kağıt çifte minarelerde çifte hüzün saklıymış dağa çöküyor gibi kondu bağrıma ağıt neden ey yedi iklim yaz sonu üşür yüzün yorgun bir yürek gibi uçuşurken kuşların dolaştı dolaştı da eylülle geldi hüzün gözlerimden uçtuğun ayrılıkla süslenip bir martı çığlığında koşar gibi beklerim kanat sesini çalan kaldırımda tükenip yaşamak hevesiyle yaşar gibi beklerim nerdesin bilmiyorum yaban olma göçmen kuş çıkmaz sokaklarımın en gezgin adamıyım bana aşk kevserinden gülüşlerimi verin gözlerimdeki ferin kanayan yaşamıyım dualarım umudum gökyüzü kadar derin çıkmaz sokaklarımın en gezgin adamıyım VIII. bağrım yangın büyütsün bir umut toprağında adresini bulayım her gülün yaprağında aşk seninde kapını bir gün çalacak desen mısralarda aşkın var cümlelerde hayatın kalbimde bir elveda / bir yanardağ gibi sen kaç seveni ağlar ki ardından sevgilinin mevsimler yas tutmayı hediye etti bana gözyaşı çiselendi melül mahzun nazenin bir ebem kuşağıyla süsleyeceksen beni yağmuruna susayan gülzar gibi beklerim gizemli bir elveda alsa elimden seni ölüsünü gözleyen mezar gibi beklerim masmavi gökyüzüme duman olma göçmen kuş güneşlerim silindi yangınlardan dönerken yetişemedim göçmen yetişemedim sana göçüyorken ışıyan gözlerden erken erken ağlayık yüreğimden yalnızlık kaldı bana güneşlerim silindi yangınlardan dönerken IX. sana yazılan şiir hep sana okunuyor bana sadece senin gidişin dokunuyor adına ne demeli yarıda kalan düşün dallar aşkın kalbine güzden yuva yapınca göçmen kuş vedasını sevdalara not düşün ah eylülün çiçeği seni arayacağım hasret kalırsam eğer sevincinin yüzüne eylülde gittin dite susup ağlayacağım ben aşka düşen şair / dönüp dolaşıp yine şu gönlümü bin kere dağlar gibi beklerim sabrın en güzelinden güller sunup sevgine sevdiğini kaybedip ağlar gibi beklerim sen gelmeyi isteyip bîcan olma göçmen kuş doğmayacak günlerin korkusunda bul beni yüzümde figanımın yankıları olmasın bitmeyen gecelerin uykusunda bul beni düşümden arda kalan gündüzümde solmasın doğmayacak günlerin korkusunda bul beni X. aşka doğunca veda boğar aşkı hıçkırık şiir muztarip kalır kalemim aşka kırık şebnem yutan şûlede heybesiyim ezginin gezgin benim içimde / ben içinde gezginin derviş olsam da gece sana yıldız toplasam aşkın semaverinden sevdanı yudumlasam hüzün lekelerimden bir baldıran büyüdü açtı da karanfilim ellerinde üşüdü içimde mısra mısra büyüyen bir dünyasın ne açılan bir kapı ne varılmaz hülyasın sensiz geçen zamanın kapısında bir mühür resmini taşısa da dağında öldü ömür ayrılık çiçeğinde damla damla vedasın gözyaşı düğünümde ne garip bir edasın bağrım yangın büyütsün bir umut toprağında adresini bulayım her gülün yaprağında sana yazılan şiir hep sana okunuyor bana sadece senin gidişin dokunuyor mehmet şamil baş |
| Saat: 23:27 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık