![]() |
SANA YAZDIĞIMI BİL YETER. İncilerle işledim nakış ,nakış , mısralarıma seni... şiirlerime gizledim , sana olan caresiz sevgimi... yüzüm al al olmuştu, utandım soramadım "ismini " ne sevgimden söz ettim sana , ne kendimden.. korktum çekersin diye , "beyaz kanatlarını " üstümden.. masam gibi dagınık duygularım.. başka diyarlarda şimdi uykularım.. benmi kabiliyetsizim ? yoksa kelimelermi kiyayetsiz ? "ŞİİRLERİM " Öksüz ve sensiz.. aylar oldu arayıp ,sormadın.. kelimelerim yanlış , cümlelerim bozuk. kalbim kırık ,boynum bükük .. şiirler yazmaz oldu kalemim ellerinin sıcaklğına muhtaç "ELLERİM " Biliyorum ,hisediyorum , birliktelik yazmıyor bize bu kader... sensizlik kokan bu şiirimin, sana yazıldığını bil "bu bana yeter "... |
Son mektubunu dün gece aldım Yazmışsın her satırında özlemini Dile getirmişsin beni ne kadar özlediğini Bu ayrılığa bu hasrete can dayanır mı sanıyorsun Son mektubunu dün gece aldım Resminle kokunu da göndermişsin Ah çekip bağrıma basıyorum İçim yanar sensizlik kavurur Bu dört duvar arasında sensiz kaldım Geceleri ay ışığımı göstermiyor bana kara bulutlar Sarmış dört yanımı Bu gece içiyorum seni düşünerek Gözlerim etrafta seni arıyor Ne zaman bitecek bu sensizlik Şuan son mektubunu okuyorum Birde resmine bakıyorum Seni görmeden bu hasrete bu özleme dayanır mı sanıyorsun Bu son mektubun Belki geleceksin Üşüyorum bilesin Şayet gelmesen eğer Razıyım kaderime Anlıyor musun? |
BİR ZAMANLAR Halbuki biz Ne güzel gülerdik önceleri Rahat ve dertsiz. Aşk gelmezdi aklımıza Nasıl olduysa Sancılandı erik dalları Ve arkasından Ağaçlar dolusu tasa ... Pençe pençe ayağa kalktı kartallar Dağlar dizildi karşımıza Buğulandı pırıl pırıl bakışların Bir şey girdi aramıza Halbuki biz Ne güzel gülerdik önceleri Rahat ve dertsiz Bahar Çiçek çiçek döküldü erik dallarından Kaç sonbahar düştü kaldırımlara Yaprak yaprak Yıllar geçti Yalnız gecelerini yaşayarak Mumları avuçlarımla söndürdüm birer birer Halbuki biz Ne güzel gülerdik önceleri Rahat ve dertsiz ... |
HOŞ SEVGİLİM AĞAÇ Ağacım, dört kol çengi kıyametHer dalımda bir memleketUzar kollarım uzarTaşımda toprağımda bereketKöklerimden başlar hürriyetBana çarptıkça anlarYağmur yağmur olduğunuRüzgâr, rüzgâr.Taşımda toprağımda kıyametKöklerimden başlar hürriyet. Hoş Olur Andıkça Düşmesin yüreğe düşmesin bir köz; Dumanı yandıkça akar göklere... Ne ferman dinler bu gönül ne bir söz O yâri andıkça bakar göklere... Bir sesi ulaştı gelmez nefesi, Bekletir herkesi geçer hevesi, Tebessüm darbesi yaman gülmesi Figana döndükçe döker göklere... Kalmadı takatim kalmadı gücüm, Pare pare kardır şakağım, sacım, Bir bilsem âlemde ne benim sucum Bir güle kondukça kokar göklere... Üzer bir güzelden gelen bu çile, Şaşırtır dağlarda ıssız bir yola, Muhabbet arzular hasretle güle Bülbüller indikçe yakar göklere... Emeli bir sensin, aydan güzelsin, Sesinle eğlensin sohbete gelsin, Incitme ey "Peri," kadrini bilsin Aşk közü söndükçe çöker göklere... Neylesin bu aşık köşkü sarayı, Yeter ki açmasın yürek arayı, Dert etmem yâr açsa kalpte yarayı Boş yere döndükçe yıkar göklere... Ressam Halil, söze verir nihayet, Varsa gönlü anlar etmez ki hayret, Kaynağı kalptendir dilde zerafet Hoş olur andıkça çıkar göklere... Sevgi - Aşk Sevgi, geleceği görmektir, dünü ekmek yarını biçmektir sevgi. Aşk, vaktim çok sanır ekmeye, yabanıl bir süreklilikte coşmaktır aşk. Sevgi, umudu bilemek karamsarlığı yenmektir. İçebakıştır sevgi. Aşk, meydan okumaktır bilenmemiş kılıcı sallamaktır hayata... Sevgi, hoşgörü ve anlayış taşır mekanına. Güvene ve huzura varıştır sevgi. Aşk, şiddeti kadar şüphecidir. Hatırlatır sana kendini her anda, koşullanmış varlığına, ispat ister aşk. Sevgi, okyanusun derinliklerinde keşiftir, aşmaktır her engeli varmaktır okyanusa. Aşk, okyanuslar için çırpınan bir balık, engeli çok olan. Sevgi, sınar insanı bırakır kendi haline. Aşk bırakmaz yakanı, seven geri döner ama giden aşık dönmez asla... |
UZUN YAĞMURLARDAN SONRA Yirminci yüzyılı yaşadım Ertelenmiş bir yüzyıldı bu Yıkık bir sur yazgımızın uydusu Bekletir ömrü yürüyen ayla birlikte Bırakmaz günün adını koyalım. Yanıtsız bir yaşamdı erdemimiz Herkes içindi ve kimse içindi Okunmamış bir yazı, umudu doyuran, Duaları düşünmek neye yarar Kurgular tutuşturdu bacalardan. Yirminci yüzyılı taşıdım Tedirginliğimizin zorbalığıdır sanrılar Ve tohumun beklenmedik gürültüsüyle Çıplak su gibi yinelenir zaman Gökyüzünde usumuzun dirliği Aklın başarısızlığa uğradığı içtenlik Bir şive gibidir insan, ey öldürülmüş insan Bilinmeyen bir hayvana özgü bir ses gibi Sabırsız testi, hep dolar gibi olan Her şeyin sese dönüşeceği bilinemez ki! Yiminci yüzyılı yaşadım Parlak suyunda boğulmuş sahipsiz İnsan yeryüzünde durur, bulutlar Bulutlar düşümüzde doludizgin Soylu bir çılgınlıktı gündemimiz. Ellerinde oyuk gözlü idoller Yüreğimin yalanını besler üç güzel Bir dağın tepesinde buldum üç güzeli Ama ses yok, sessizlik yok, önce erte yok. Yirminci yüzyılı taşıdım Golgota' ya dirilemem ki, Taşlar arasında yabanıl erinç Ölümü diriltiyorduk hep Yaşam tabular arasında bir esinti. Mevsimler kurgularla oyaladı bizi Tarlaya bırakılmış bir at gibi Bağlı, yalnız ve özgür, Umudumuz sabrın tutamadığı ırmak Umutsuzluğumuz insan kalmak içindi. Yirminci yüzyılı yaşadım Dingin karşıtlıkların adını bulmalı Sel gibi kuruyor yaşlılık, gençlik Sanki melekleri gördük uzun saçları Tanrının unutkan kuzgunu idik. Nasıl unuturum ey doğa Bana bir diyeceğin vardı, kalakaldım, Vaktim yetmedi, ölüm kalım, Bütün yüzyılları yaşadım Vaktim yetmedi anlamaya. Yirminci yüzyılı taşıdım Atalardan kalma huysuzluk Kuşku, yeryüzü deliliği, Kıralımız doğuştan yarım Ama tanrımız Ara Ara idi. Yaşayamadım yirminci yüzyılı Kim yaşadı ki kendi yüzyılını Akarsuyun dilinden sezenimiz yok Orpheus' tan sonra ben geldim Giz dönüp baktığımız yerde kaldı. Görüp de bilenimiz yok. Ah acımasızdır uykusuz soru Delice zeytin yerdi atamız Homeros Biz yemezdik, aşılı zeytindi bizimki Suskun arpa, uyur uyanık harlı toprak Ama yüzyılımız hamdı, delice idi. Yirminci yüzyılı yaşadık O çağa bu çağa gömüldük Bir şey var, susar, bakar durur Ölümün soluduğu denizle varolan Gökyüzünden başka çağ yoktur. Oysa ne çok geçmiş var, ne çok zaman Ne çok gelecek, ne az zaman Benzerlikle karşılaştık, susalım, Kapalı bir avuçtur sözcük Neden açıp da sormak ister insan? Sorup da dönenimiz yok. Hiçbir yüzyılı yaşamadım Tüy kuşun ruhudur, ses teni Hep anlar gibi oldum duvara vuran güneşi Nesne ve bilinç birdir, çağ atlattı beni Bir hoş bilmece içinde yaşadım. dingin ol ruhum, belki uzaklarda Bir yerde nicedir ilk dizeleri Yaratılıyor acıklı destanımızın Çağlar sonra hayranlıkla okunmak için Belki benzer umursamazlığımız kahramanlığa. Kalk dostum ormana gidelim Geyik sesleri içine çökelim Yeniden doğuş, kıvanç, uyum Kurgular bir yana, biz bir yana İlk kez düşünmeden görelim Martılar gibi yağmurun altında |
GüL Sen güllerle dolu bir bahçe, Ben ise tellerle dolu bir sazım, Sen koklanıp gül dökünce, Ben ise dertli dertli çalınca olurduk lazım. Ama sen her güzel elde dolaşırdın, Ben ise yalnız usta ellerde çalışırdım, Kimileri seninle aşklarını yenilerdi, Bazıları ise benimle dertlerini giderirdi. Sana özlem duydukları zaman geldiler, Bana ise elem bulduklarında geldiler, Seni yerinden kopardıkları zaman acı vurdu, Benim ise telime dokundukları an sancı vurdu, Sen saf su ile sulandıkça yeşerirdin, Ben ise türkülerle özenip bezenirdim, Sen atılmayacak kadar güzeldin gülünle, Ben ise kırılmayacak kadar özeldim gönülde, Sen benim dalımda gül, Ben ise senin elinde saz olmak istiyorum, Böylece ne sen tüken nede ben GÜLÜM. |
YAĞMUR ARKASI Yağmurlar yağdı ve hiç dinmedi Her biri saydam çiçeklenen saçında Yağmurlar daha çok pencereler içindi Öksüzdüm gözyaşıydım dudağında Bir sancıydım boğuk akşamlar gibi Büyüdükçe büyüdü isli ve yalnız olmak Kirazını soldurdu ağaçların Nasıl devrildi taşlar üstümüze Çoğalan nasıl boydan boya kuşkular Kar dizboyu ölümü sokakların Ezgiler sabahlarda eriyecek Gözlerin uykumda yeşerir durur Kalsam çağlar boyu yokluğunun kapısında Yaşamak bunca umuda yeniden varmak olur Ölmek seni duymamak bir gün daha |
Sevenler Mezarlığı Beyaz bir örtüyüm bugün sabahın koynunda Gül dikiyorum ellerimin değdiği her yere İnsanların kulaklarına aşkı fısıldıyorum Rüya değil gördüklerim, hayatta yapmak istediklerim Buz dağları gibi kopup kuzey kutbundan, Okyanusa yol alacağım arkama bile bakmadan. Yüzen bir ada olacağım dünyanın kalbinde İnsanların içini ferahlatacağım sıcak yaz gecelerinde Sevdiğinden ayrılmış insanları toplayacağım bu adaya Aradığı ama kimsenin vermediği mutluluğu tattıracağım onlara Buzdan kaleler değil ama gül bahçeleri yapacağım Kuşlar yavrularını benim adamda büyütecek En güzel kardelenler bedenimde yetişecek Güneş hiç batmayacak bu adada çünkü güneş bana aşık olacak Geçtiğim her yere bir parçamı bırakacağım Kimine düşlerimi, kimine mutluluklarımı, kimine de gözyaşlarımı. Bende kalan ise kırılmış kalbim olacak. Onu kimseye vermeyeceğim çünkü acılarımı taşıyorum içinde, Gözümden akan zehirleri depoladım kimsesiz yüreğime, Acılarımı zincire vurdum kanımın aktığı zindanlara Hasretlerimi; bir çocuk gibi büyüttüm içimde Sadece kalbim kalacak benimle bir köle gibi Ne kimselere verebilirim kölemi ne de satabilirim, İnsanlara umut vereceğim kokladıkları güllerin içinde Mutluluğu şerbet diye içecekler hasretlerini dindirene kadar, Acılarını bana gömecekler cenaze namazı bile kılmadan Üzerimde kimsesiz bir mezarlık taşıyacağım Ama bu mezarlıkta gül bile yetişmeyecek Son damlama kadar yüzeceğim okyanusun engin kollarında Taki çölün kavurucu sıcaklığında eriyinceye kadar. Eridiğim yerde bir vaha olarak öleceğim Ölürken bile insanlara sevgi bırakacağım Her çöle düşen âcizin kurtuluş yeri Ölü bedenimdeki vaha olacak Sadece kelebekler uçacak mezarlığımda Çünkü kelebekler kadar ince ve kırılgan olacağım o gün. İnsanlar hayat bulurken ben acılarımla yatacağım o vahada Ve son bir şey daha sana Bir gün akbabalar uçuşursa o vahada Bilki sevgi son soluğunu vermiş olacak sevenler mezarlığımda |
Aşığım Demekle Aşık Olunmuyor. Aşk aşk diye inliyoruz durmadan, Duygularımız akıp gidiyor satırlara, Kelimeler,dizeler,şiirler,ardı sıra Geçek aşk'ı yaşıyormuyuz aceba? Şimdiki aklım olsay dı eğer, Sorardım kendime,aşık olmadan önce Bu güç,bu hırs,bu azim varmı diye. Sorardım sevdiğime Beni sevmek yürek ister, Sende bu yürek var mı diye. Aşığım demekle aşık olunmuyor, Sevmek,ölesiye sevmek yetmiyor. Sevği karşılık ister,özveri ister. Aşk verdiği kadarını almak ister. Aşığım demekle aşık olunmuyor, Bozulmuş'sa terazinin bir kefe'si Gelmiyor sa verdiğin sevği geriye Kabuslar görürsün tüm gecelerin de. Aşığım demekle aşık olunmuyor Çalışacaksın,üreteceksin,hep vereceksin. Seviyorsa o da seni,senin sevdiğin gibi, Elbet dönecektir sana,verdiğin sevgi Ruhumda Aşk Var! Ne mahpushane yıkar beni, Ne de ölüm düşleri... *****ymiş insanlar, Bozukmuş düzen, Ne yazar..? Yaşama sevinci var yüreğimde, Sevgi var.. Sevda var.. Kısacası dostlar... Ruhumda... Tüketemediğim aşk var..! |
Beyazıt Meydanı`ndaki Ölühttp://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gifBir ölü yatıyor on dokuz yaşında bir delikanlı gündüzleri güneşte geceleri yıldızların altında İstanbul`da, Beyazıt Meydanı`nda. Bir ölü yatıyor ders kitabı bir elinde bir elinde başlamadan biten rüyası bin dokuz yüz altmış yılı Nisanında İstanbul`da, Beyazıt Meydanı`nda. Bir ölü yatıyor vurdular kurşun yarası kızıl karanfil gibi açmış alnında İstanbul`da, Beyazıt Meydanı`nda. Bir ölü yatacak toprağa şıp şıp damlayacak kanı silâhlı milletimin hürriyet türküleriyle gelip zaptedene kadar büyük meydanı. Nazım Hikmet |
| Saat: 21:58 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık