![]() |
SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE Benim hiç sapanım olmadı anne, Ne kuşları vurdum, Ne de kimsenin camını kırdım... Çok uslu bir çocuk değildim ama, Seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım. Ben hayatım boyunca Bir tek kendimi vurdum! .. Suskun görünsem de, Fırtınalı ve mağrurdum anne. Bir mızrak gibi, Aynada hep dik durdum anne! .. Ben sana hiç bir gün laf getirmedim, Leke sürmedim. Ama göğsümü çok hırpaladım, Kalbimi çok yordum... Ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ... Benim hiç sevgilim olmadı anne, Ne bir yuva kurdum, Ne bir gün şansım güldü... Öpemeden bir bebeğin gidişini, Tükendi gitti çağım... Kimi yürekten sevdiysem, Yüreğini başkasına böldü... Bir muhabbet kuşum vardı, O da yalnızlıktan öldü... Sen beni göğsünde Hep acılarla mı soğurdun anne? Yoksa evlat diye, Koca bir taş mı doğurdun anne? Eziyet degilim, zahmet değilim, Musibet hiç değilim; Bir senin mi balına sinek kondu, söylesene! Doğurdun da beni, Ne ile yoğurdun anne? Benim hiç hayalim olmadı anne... Ne seni rahat ettirdim, Ne kendim ettim rahat... BİR MUTLULUK FOTOĞRAFI BİLE ÇEKTİRMEDİ BU HAYAT! Kaybolmuş bir anahtar kadar Sahipsizim anne... Ne omuzumda bir dost eli, Ne saçımda bir şefkat... Say ki yollardan akan, Şu faydasız çamurdum anne... Say ki ıslanmaktım, üşümektim, Say ki yağmurdum anne! Bunca yıldır gözyaşlarını, Hangi denizlere sakladın? Oy ben öleyim, SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE? Yusuf Hayaloğlu |
Bu şehrin caddelerine hüzün yağıyordu yine Deli bir rüzgar yalayıp geçiyordu kaldırımları Ve Darmadağın kalıyordu düşlerim Seni gösteriyordu yine takvimler Yolunu şaşırmış gariplere benziyordu halim Oysa Kaç kez yırtmıştım kefeni... Geçtiğim bahçelerde güller yoktu artık Zaman kollarında durmuştu geçmişin Dağlar devriliyordu Kayıp gecelerimin yalnızlığına Bir postacının peşine takılıp Adrese ulaşamayan mektupların arasında buluyordum Ömrümü... Soluksuz kalıyordum bir pencerenin pervazında Yüzümün aksi düşünce karanlık bir cama Ben kimim diyordum Bilmiyordum İki yana düşmüş kollarımdan sarkıyordu Bezginliğimin insafsız dillenişi Kendimden korkuyordum... Bir dilek tut İçinde sen İçinde ben İçinde biz olan demiştim Dinlemedin Bir bütün olamadık senle Hep yarımlarda buldum kendimi Sevmedim bu halini Kalma git! İnce bir veda havası yükseliyordu gülüşlerimde Ve Kırılma noktası dedikleri bir yerde Gözlerimde parlıyordu ışıltısı Deliliğin Çek vur diyordu bir ses Çek vur! Kopsun inceldiği yerden... Eylül GÖKDEMİR. |
BİR UMUT Yorgunsun, uzaklardan gelmişsin; Yitirmişsin nen varsa birer birer. Bir sağlık, bir sevinç, bir umut Onlar da nerdeyse gitti gider. Dost bildiğin insanların yüzleri Aynalar gibi kapkara. Suyu mu çekilmiş bulutların Dönmüşsün kuruyan ırmaklara. Taşlara düşen saat gibi Ne artı, ne eksi. Bir sağlık, bir sevinç, bir umut Hikaye hepsi... Cahit KÜLEBİ |
Aze yüreğime dokundu../..dost gele.. (yüreğime değen dost yanını yüreğime yapıştırdığım kadına Azime Akbaş'a ithafen. Dünyaya geldiğin gün kutlu olsun) 'ey hayat! Sen şavkı sularda bir dolunaysın aslında yokum ben bu oyunda ömrüm beni yok saysın' (Yılmaz Odabaşı) I. derinlerde saklı tutulmuş kayıp sevinçlerini getirdim sana söndüremediğin mumların kokusunda türküler derledim Aze! Gün batımı kızıllığında sevdaya susan kadın dağlardan inen soğuk sulardım dost yanında kaldım sıcağında demlendim bir nefeslik sigaraysa gülüşlerimiz içine çek söndüğünde yakmaya geldim II. yanık mavi sarıldı yorgun turuncuya gebe kalan şiirlerin rahminden döküldü acılar kıvrandı gece esnedi sızı düştü veda Aze! Suskuların içinde ağıt yakan kadın dudaklarda eriyen öpüştüm çocuk yanına süzüldüm uyudu sitemlerim bir notalık şarkıysa kavuşmalarımız haydi söylebittiğinde yeniden yazmaya geldim III. tesellisi olmuyor çalınan umutların kapı tokmaklarında unutulan merhabaları çıkardım sana Aze! Koynunda düşleri emziren kadın sahile vurmuş bir dalgaydım anaç yanına uzandım ellerinde iyileştim bir yudum şarapsa yıllanan anılarımız iç gitsin yenilerini doğurmaya geldim IV. deli hüzün uslandı katreler dize geldi sevinci okşayan rüzgarın parmaklarına tutundu hayat sustu ay sustu gece konuştu yürek Aze! Dehlizlerinde ümit yoğuran kadın sesi yaralanmış dertli bir makamdım can yanına sokuldum dile değdi ezgilerim bir nehir gibi akıyorsa büyüttüğümüz düşler yüzmeye başla yorulduğunda seni tutmaya geldim 20.08.'04../..yaz bitimi Pelin Onay |
Aşk uzak yolları aşmak Dağları geçerken bulutlarla boğuşmak Sevdiğine varırken sevmediğinle uğraşmak Aşk büyük olduğu gibi büyük davranmak Aşk sevdiğinin yanındayken kavuşamamak Bir gece vakti sahilde sabahlamak Dolunayı seyrederken onunla mutlu olmak Aşk fedakarlıktır aşk Aşk kıskananları çatlatmak Kendin kırılsandan sevdiğini kırmamak Gözlerinin içine dalmak kaybolmak Aşk kimi zaman tek kişiliktir aşk Aşk güneşin altında onun için yanmak Kavrulsanda umursamamak Zamansız öğrendiklerini sinene atmak Aşk bir ufacık tebessümdür aşk Aşk uykusuz kalmak Uykusuzken çalışmak Evinde düşlere dalarken Bir fincan kahvenin hatrıdır aşk Uzak yollar, uykusuz zamanlar Sahildeki anlar, her an gözlerden damlar Aşk seninle yaşandıkça aşk.. Alıntı |
Olan aşk olmayan aşk Vermeyi isteyince istemeyi veren aşk, istemeyi ver bana, istemeyi veren aşk. aşkın aşkı olunca, aleme rahmet oldu,rahmet aşk merhamet aşk,mehmet aşk muhammet aşk. bir gün ben dee düşseydim bu aşkın ateşine, anlardım ki o zaman düşen aşk düşülen aşk. derler zikret yerleşsin diline gönlüne aşk, madem herşey aşk ise dilde aşk gönülde aşk. bülbül gülü görseydi ona aşık olmazdı, bir çiçeğin hasreti özlemiyle dolmazdı, gözde aşkın olunca, gören aşk görünen aşk. hevayı yaralasam, adımı karalasam, irci der misin bana, dönem aşk dönülen aşk. alemde ne var ise aşk ile varolmuştur, adem de ne var ise aşk ile yoğrulmuştur, görmryrn göremeyen aşk ile boğulmuştur......... Alıntı |
Bencil Ruhum Ben derim düş ol O der gerçek olayım Ben derim ki Azıcık düş Ol O der ki Azıcık gerçek olayım Ben derim ki sesin sitem Hiç olma O der Ki Sende Olma! Anlaşamayız Kalkarız masadan Bir satır sonra Onun sandalyesi yerinde Benimki azıcık kaymış Otururuz karşılıklı Ben saati sorarım Bakar Düşünür Cevap verir “zaman geçmiş” Bir de ben düşünürüm İnanmak da güzel Ama verdiği bir acı var Masaya bir damla düşer Takip eder Geldiği yolu ararım Hafifçe yaklaşır Gözlerimi siler Ben Damlamı kaybettiğime yanarım O Bana dokunduğu için Mutlu! İrkilirim. Geri çekilir Bir oda Sadece Masa Ve Yüksek Küçük bir pencere Ellerimi hissederim birden Soğuktandır der Ellerine bakarım Soğuktandır derim Sonra kapıya bakarım Kaçmak istediğimi sanır Kalkıp pencereyi neden kapatır? Ayağa kalkarım Ayağa kalkar Yavaşça elim alır tasını tarağını Gider benden Bir bakarım Omzunu süsler Bir satır sonra Kanatlarım kırılır Bir de kırıldığı yerlerden Akar pembe İçimde bir ses “kapı açıktı” “kapatmadın” “kapattı mı”? Uçmadan Pembe renge aldanmadan Yavaşça Adımlarımla Yaklaşırım Başımı usulca onu görebileceğim boşluğuna koyarım Bir gülüş! Topladığım kanat parçalarım kucağımda İçeriye girer Masaya dağıtırım Hala bir gülümseme Arkamı dönerim Hala bir gülümseme Arkamı dönerim Bir boşluk Hala bir gülümseme “uçma boş ver” “boş ver kanatlarını” Der! Arkamı dönerim Toplarım masadaki Varlığımı Bir sitem Yavaşça eğilir Kulağıma fısıldar “sana anlattığım masalda” “sen yoktun”! Der! Hep inandım O inanmadı Toz duman ortalık Artık insanım …! Çiğdem Dal |
Umut Olmasaydı yürekte Küçücük bir umut, Solardı yeşeren dallar, Ay kapkara olur, Belki dünya dururdu.. Yıldızlar üşür, Sönerdi tüm Yakamozlar.. Balıklar hıçkırarak Kıyıya vururdu. Dalgalar durur, Güneş ağlardı Durmadan.. Biterdi sevda Türküleri, Susardı Dört bir yan.. Ve o zaman Özgür bir bulut gibi Bir martının umudunda Düşlemezdim yaşamı.. Ama şimdi; Umut etmekten, Yanılgılardan Öylesine bıkkınım, Bulanık bir Gün batımıyım Ve ölesiye yorgunum... |
Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin Bir gün baksam ki gelmişsin.. Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar. Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik Saçlarında ilkbahar.. Bir gün baksam ki gelmişsin.. Gülüşünde taze serin bir rüzgar Ellerin yine eskisi kadar güzel Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar.. Bir gün baksam ki gelmişsin.. Hasretin içimde sonsuzluk kadar. Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz. Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar. Bir gün baksam ki gelmişsin.. Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var. Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm Benim olmuş dünyalar. . . Yavuz Bülent Bakiler |
Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı. Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. Yılların telaşlarda bu kadar çabuk Geçeceği aklınıza gelmezdi. Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı, Gecelerde ve yalnız. Vermeye az buldunuz Yahut vakit olmadı Behçet Necatigil |
| Saat: 07:56 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık