![]() |
zenginse gönlüm yalnız seninle sevebiliyorsam eğer mutluluksa adım yorgun düşürse bile seni hayat aldırma aldırma yanlış adımlara işlenmiş suçlara durma hareketsiz kalma kim olursa olsun vurma arkasından vurma gönlün mutlulukla dolsun seninse boş sayfalar yazılmamış,yazılmayı bekleyen üzülme yalnız tayfalar seni sensizliğe ekleyen |
Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Kalbim şimdi bir sokak çocuğu Kelebekleri göç etti gönlümün Issızlaştı hayat sanki Sanki, sabahı eksik şiirlerimin. Sanki, gecesi hep kanayan bir yara Ve sanki, artık hep kanayacak... Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim Çare yok, ağlayacak. Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Kapıları kendime ben açamadım Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım.. Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım. Savunamadım seni kimselere Anlatamadım seni kimselere Kimsesiz kaldım, En çok da sensiz... Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben.. Sana uyumak, Sana uyanmaktı hayat. Sıratını geçtim yaşarken korkmadan Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile Tek sen gitme diye Sonbahar oldum yaprak yaprak Ağaç oldum köklerimi unutarak Tesellisiz bir geceye fırlatıldım Kalbimi dar kafese kapatarak İçimdeki bir kanarya Hiç susmadan ağlayacak Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına Beyazında akladım bulutunun Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim. Bugün sardunyalarım da açmadı Belki de küskün renklere Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım Sensiz soluyorum anlayacağın Mavi mavi ölüyorum Duyuyor musun, orada mısın, Var mısın, yok musun? Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yanarak, yıkılarak Aklıma her geldiğinde ağlayarak.... NAŞİDE GÖKTÜRK |
Korkunç ellerinle bastırıp yaranı dudaklarını kanatarak dayanılmakta ağrıya. Şimdi çıplak ve merhametsiz bir çığlık oldu ümid... Ve zafer artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar tırnakla sökülüp koparılacaktır... Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor. Düşman haşin zalim ve kurnaz. Ölüyor çarpışarak insanlarımız - halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı - ölüyor insanlarımız - ne kadar çok - sanki şarkılar ve bayraklarla bir bayram günü nümayişe çıktılar öyle genç ve fütursuz... Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor. En güzel dünyaları yaktık ellerimizle ve gözümüzde kaybettik ağlamayı : bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp gözyaşlarımız gittiler ve bundan dolayı biz unuttuk bağışlamayı... |
elveda Umutlarım vardı, Yarınlara dâir… Susamıştı kâlbim, Aşka, sevgiye… Gönül vermiştim Onsekizinde bir liseliye… Henüz Doyamadan Aşka, sevgiye; Çekip gitti yosmam, “Elvedâ” diye… |
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır. Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur. Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Yoktur Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili. İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur, Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır, Yitirdikleri de... New York'ta, Bir Sokakta, Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının Çıplak Yalnızlığı da Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki, Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de... Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili, Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır, İnan... Kim Demiştir Hatırlamıyorum, Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye. Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde, O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda, Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır, İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim. Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye... Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da... Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider, Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya... İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır Kimselere Veremez Sevgisini, Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır... Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı. İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz, Oysa Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu. Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara... Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın Tüm İnsanlara Yayılması Gibi... İşte Şimdi Biz de Sevgili, Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp, Soluğu Evlerde Alacağız, Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi. Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak, Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak, Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu... Birazdan Sabah Olacak... Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Başlayacak... Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili. Birbirimizi Kandırmayalım... Hadi Güne Hazırlan, Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü, Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel, O Yaban Ağrısını Geri Alacak Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek, Sonra Geçecek... Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak... AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ |
Güllerin Ölümü Hoyrat bir rüzgardır esen Güz bahçelerinin soldurduğu güllerinde. Gönlümün gülleri Ah! ...Ne de vakitsizdir ölümleri Vakitsiz açmaları gibi Yoktu yarını aşkımızın Dününün olmadığı gibi. Nedensizdi seni sevmem Kırlarda açan çiçekler gibi. Çiçekler ne zaman ölür? Vakitsiz açarlar mı güllerim gibi? Güllerin açtığı bahçelerde Tez solmuş en güzelleri Unuttum, ne renkti gözleri? Öldürür ki silahların en beteri Onlar mıydı yoksa öldüren gülleri Yakıyordu öpmeleri sevmeleri Gördüğüm her bahçe tarumar! ... Gönlüme çok benzer. Savruk ve ölgündür güller Bir zamanlar en kırmızısından ateştiler. Ah! ...Nasıl da yanardı içimiz Ne hoştu o ateşle kendimizden geçişimiz Doymak ne mümkündü yanmaya? Hala sıcak mıdır öptüğüm yerler; Ellerimin izi hani nerdeler? Ya o açılmış gül gibi gözler Şimdi hangi sevdanın yolunu gözler? |
Teselli Ararım Deniz gözlerinin içine dalıp Her saat her dakika aklıma takıp Çaresiz kalınca bir sigara yakıp Teselli ararım yok deniz gözlüm Yanaklarım ıslak,buz tutmuş gibi Gözlerim bulutlardan daha da nemli Yüreğimde sevdanın gök gürültüleri Teselli ararım yok deniz gözlüm Efkarlanır deli gönlüm ağlarım Hasretine boş odamda koklarım Kara gecelerden, seher vaktinden Teselli ararım yok deniz gözlüm Bir sevda şiirinin mısralarında Hüzzam bir bestenin notalarında Her gece bu masada, mum ışığında Teselli ararım yok deniz gözlüm |
Sitem Etmedim Bırakıpta gittin diye, Sana sitem etmedimki Ateşlere attın diye, Sana sitem etmedimki Ellerim boş kaldı diye Ümitlerim soldu diye Hergünüm dert doldu diye Sana sitem etmedimki Gerçek aşkta sitem olmaz Seven kalpler böyle yapmaz Hiç bir zaman unutulmaz Sana sitem etmedimki Git mesut ol hayatında Beni getirme aklına Mutluluklar benden sana Sana sitem etmedimki El sözüne kanıp durma Hayatına darbe vurma Benden zarar gelmez sana Sana sitem etmedimki Geçmişini unut gitsin Geleceğin parlak senin Rabbim sana huzur versin Sana sitem etmedimki |
Hatırlama Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak Rüyaların kadar sade, güzeldin, Başbaşa uzandık günlerce ıslak Çimenlerinde yaz bahçelerinin. Ömrün gecesinde sükun, aydınlık Boşanan bir seldi avuçlarından Bir masal meyvası gibi paylaştık Mehtabı kırılmış dal uçlarından |
Sitem Vurdu Beni! .. Etmeseydin bunca acı sözü, ah keşke! .. Dost, sesinden duyduğum sitem vurdu beni... Gül yüreğini değişmem ki hiçbir mülke; Dost, sesinden duyduğum sitem vurdu beni! .. Gözlerimi bir görseydin vurmadan önce; Bilmem ki kalkar mıydı elin yağmur düşünce; Bilmezsin, sızlar yüreğim, güldürdüğünce; Dost, sesinden duyduğum sitem vurdu beni! .. Sevdim, can bildim, can besledim gülüşünle; Saydım, şan bildim, şan eyledim gelişinle; Sustum, kan içtim ya ben kızılcık yerine; Dost, sesinden duyduğum sitem vurdu beni! .. |
| Saat: 16:07 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık