![]() |
ARTIK SEVEMIYORUM O baslamisti seni seviyorum diye Bende sevmistim lesiye Gezip, dolasir, konusur kene Bende kanmisim onun her szne. Nerden bilirdim sonunun byle gelecegini Bir anda beni terkede bilecegini O mavi gzlerin yalan syleyebilecegini Bir anda dnyami yakabilecegini Bilmen simdi baskasini severmi Onuda sonunda benim gibi edermi Yalniz sunu biliyorum Tek onu sevdim baskasini sevemiyorum. |
Senin soldurduğun yerden Bu hayat yeşerecektir yine. Ve dağılacaktır, Giderken gökyüzüme astığın bulutlar... Aydınlık sabahlar da olacak elbet Yeni sevdalar filizlenecek, Daha önce duyulmamış bir merhabayla... Düştüğüm yerde bıraktığım gülüşümü, Yine takacağım yüzüme. Hep efkar türküleri söyleyecek değiliz ya? Sesime mevsimlik hüzünleri ekleyebilirsin... Bir süre anlamsız kılabilirsin şarkılarımı... Hatta, Çıldırmış yağmurları yükleyebilirsin geceme... Ama umudu çalamazsın yüreğimden Çünkü hayat ordan başlayacak! Tam da senin vurduğun yerden..... YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK http://www.myehost.de/resim/images/uoE07852.gifhttp://www.myehost.de/resim/images/VxG07783.gifhttp://www.myehost.de/resim/images/uoE07852.gif http://www.myehost.de/resim/images/uoE07852.gif Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! http://www.myehost.de/resim/images/uoE07852.gif Aşk demişti yaşamın bütün ustaları aşk ile sevmek bir güzelliği ve dövüşebilmek o güzellik uğruna. işte yüzünde badem çiçekleri saçlarında gülen toprak ve ilkbahar. sen misin seni sevdiğim o kavga, sen o kavganın güzelliği misin yoksa... http://www.myehost.de/resim/images/uoE07852.gif Bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bin kez budadılar körpe dallarımızı bin kez kırdılar. yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz bin kez korkuya boğdular zamanı bin kez ölümlediler yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! http://www.myehost.de/resim/images/uoE07852.gif Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri suyun ayakları olmuştur ayaklarımız ellerimiz, taşın ve toprağın elleri. yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık törenlerle dikilirdik burçlarınıza. türküler söylerdik hep aynı telden aynı sesten, aynı yürekten dağlara biz verirdik morluğunu, henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz... http://www.myehost.de/resim/images/uoE07852.gif Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne ne tan atışı doğumların sevincine ey bir elinde mezarcılar yaratan, bir elinde ebeler koşturan doğa bu seslenişimiz yalnızca sana yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! http://www.myehost.de/resim/images/uoE07852.gif Saraylar saltanatlar çöker kan susar birgün zulüm biter. menekşelerde açılır üstümüzde leylaklarda güler. bugünlerden geriye, bir yarına gidenler kalır bir de yarınlar için direnenler... http://www.myehost.de/resim/images/uoE07852.gif Şiirler doğacak kıvamda yine duygular yeniden yağacak kıvamda. ve yürek, imgelerin en ulaşılmaz doruğunda. ey herşey bitti diyenler korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler. ne kırlarda direnen çiçekler ne kentlerde devleşen öfkeler henüz elveda demediler. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!... http://www.myehost.de/resim/images/uoE07852.gif http://www.myehost.de/resim/images/uoE07852.gifhttp://www.myehost.de/resim/images/VxG07783.gifhttp://www.myehost.de/resim/images/uoE07852.gif |
SEN SEVDIGIM Bir sonbahar esintisi salarinda Isil isil kapkaranlik, Ve sevgi isiltilari piril piril, Senin gzlerinde Ilik yaz aksamlarinin sicakligi Agustosun ortasinda yaz yagmuru Ve sabahlarin tatli meltemi Senin dudaklarinda. Uzaklarda bir karli dagin zirvesinde Tek basina bir kardelenin, Ve kir ieklerinin taze kokusu Senin gzelliginde, Issiz ve yalniz kis aksamlarinda Iimi isitan, umut esintileri Ve dertlerimin ortagi Sen sevdigim gzel kiz. |
yanlızlık bende mutluluk sende kaldı... GİTME DİYEMEDİM GÖZLERİM GÖZLERİNDE KALDI SUSUZ ÇİÇEK BÜYÜRMÜ ÇİCEK BENDE SU SENDE KALDI yıllarca yüreğimden aktın bir ırmak misali şimdi kuruyan toprakların kokusu sinmiş üzerimize toprak sende çiçek bende kaldı sonsuzluk bunun adı karanlık bir şehir gibi sevgim sende adın bende kaldı bu şehir küsmüş yanlızlığa yanlızlık bende mutluluk sende kaldı... |
8 Mart Dünya kadınlar günü —Anneme ve bütün annelere— Nasıl hatırlamam anacığım nasıl? Kaç geceler bana ninni söylerdi, Hasta olunca oydu başucumda bekleyen, Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi. Nasıl hatırlamam anacığım nasıl? Uzun kış geceleri masal masaldı. Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar, Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı. Nasıl hatırlamam anacığım nasıl? Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı. Akşam biraz geciksem yollara düşerdi . Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi. Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı. Nasıl hatırlamam anacığım nasıl? Bilirim yine kalbinde yerim anacığım. Selam sana Kadınlar Günü İstanbul’dan. Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan, Vefalı ellerinden öperim anacığım. Ümit Yaşar OĞUZCAN |
Yakamoz</B> Bir yaz akşamı,içimde hüzün,kalbimde yara. Yine mutsuz yine çaresiz ve yalnızım. Derman yağmur olsa bulutlar düşmez üstüme. Ümitlerim nehir olsa,çağlayanlar önüne bend çeker. Hislerim paramparça,duygularım karmakarışık,şaşkınım. Elimde gitarım,serpilmiş kumsallara kimlere çalarım. Her teline vurduğumda ayrı bi anı ayrı bi hüzün. Yıldızlara bakıyorum iç çekerek,umutlar ordamı gizli. Küskün gibiydiler,bir doğup bi kayboluyor,gizemliydi. Gitarımdan çıkan herses hançer gibi yüreklerindeydi. sislerinden düşen her damla,deryalarla kucaklaşır. Ay tüm kudretiyle bedenini gösterir ,nurunu saçar kalplere. Deniz çarşaf gibi uyuyor mışıl mışıl. Bir çocuk gibi dans ediyor bazen hüzün çöküyor yakamoz. Senmisin yüreklere derman olan kalplere huzur dağıtan yakamoz. Yoksa sendemi hüzünlüsün,senidemi vurdular yakamoz. Ben çok sevdim ,çok ağladım yakamoz. Hiç uzmedim,hiç yıkmadım hep yıkıldım be yakamoz. Bakma ağlamadığıma göz pınarım kurudu yakamoz. Terkedildim,hiç umursanmadım umutsuz çöllere itildim yakamoz. Uyumadım hayal ettim,durmadan dinlenmeden,koştum aradım. Yüreğimi verdim sevgimi verdim,yine boş yakamoz. Bana hiç inanmadı ,alay etti,hiç sızlamadı yüreği yakamoz. Sen neden ağlıyorsun ,sendemi kederlisin,yoksa banamı yanıyosun. Sana ihtiyacım var yakamoz tut ellerimi bırakma. geliyorum doruklarına ,işte yanıdayım artık sen varsın yakamoz. Gün ışığı parlıyor deryalara,kumsallar ışıl ışıl. Gitarımın üstünde kumlar dans ediyor. Anılarım şiirlerim rüzgar son kez karıştırıyor. Martılar şarkılar soyluyor yani umutlara süzülüyor. Balıkçılar bir yaşam mucadelesi kısmet arıyor. Kısmet deilmiş ağlarında sadece , ümitsiz bir aşık. Son isteğim bedenim toprağın,göğsümü yarın kalbim onun. ismail Akman |
Mavi Kuş Bir mavi kuş konar pencereme Pencerem yüreğim, açmasam üşüyecek Açsam kaçıp gidecek Ne yapmanın sorusuna takılıverdim Hayat geçip gidiyor Mavi kuş titriyor Penceremde tünemiş Bekliyor yaz gelsin Yaz gelmeden ölüm gelip donarsan mavi kuş, donar düşersen karlar üzerine, ve ısıtmamış ise bu sevda yüreğini, karlar erimezse, sana gösteremem ki yaptığın yanlışları bir bir, sen donmuşsun, donmuş nehir Git uçmak istediğin yerlere Durma buralarda Sıcak iklimlere Bildiğin tanıdığın diyarlara Güvenli kucağına, bin yıllık uçuşlarına, göçmen kuşların Tabiatın çizdiği yola Ya da gir açılan pencereden içeri Cesaretini toplayıp Yaşa yaşamak istediğin sevgileri Durma öyle penceremde uçmakla kaçmak arası, karanlık soğuklarda donmaya bırakma kendini küçük mavi kuş, inanma söylenen hiçbir söze denemek yaşamaktır, bilmekse denemek Göğe açılan kapıların önünde duruyorum Arkası özgürlük olan kapıların Ben kapıları açanım Ben seni özgürlüğe uçuranım Tutsak akşamlarından, sığındığın korkuların Sabahları uyandıranım Ey kaderin cilvesine kananlar Cilveli kaderlerin çaresiz esirleri Ne kader Ne de keder çözebilir sizi bağlayan zincirleri Ne de şehvetli kalçalarında kaderin mest olabilirsiniz Benim kollarımda unuttuğunuz dünyalar kadar Çıkarın yüreğinizdeki mavi kuşları Salın göklere Cennetin yolunu bulun Takip ederek götürdüğü yere Ve o sunulan şarapların tadını anlamak için cennet bahçelerinde, tatlı günahların tadını bilmelisiniz önce dünya üzerinde, ey günahsızlığın ızdırabında yokolan arzuların körelmişliğinde kıvranan ruhlar, bakın görünmediğiniz aynalara, bakın suratsız suratlarınıza yüreğinizin dümeni başka yönlerdeyken, vicdanınıza çektirdiğiniz işkencelerin acısını çekin bir bir Sen mavi kuş Kanatlarında taşıdığın ağırlıkları bırak Daha yukarılara uçmak için Kaybolup gitmek için bulutlar arasında biz seni görmezken Sen bizi seyretmek için Ben kapısını açıyorum kafesinin.... |
YILDIZ GÖZLÜM Bu kez alnından öpüyorum Gidiyorum iki gözüm Neden diye sormazsın biliyorum Seni bu yüzden seviyorum Gece uyurken açık olmasın üstün Ayaza meydan okuma kalın giyin Kendi gider, hatırası kalır Evladiyelik değil aşk dediğin Kirli sakallarımı sevdiğin günden beri Hasat mevsimi gelmedi yüzüme Ayrılık ensemizden hiç inmedi Ellerimse başka ele değmedi Sana benden yalan yok Alnım açık gül yüzlüm Hadi sil gözyaşlarını ve hakkını helal et Yıldız gözlüm Yar yar benim için ağlama Bana o koyar Gezdiğimiz yerler,gördüğümüz günler Yakama yapışırda hesap sorar. Ne bir ölüm ayırıyor bizi Ne de bir celse, sadece gidiyorum Onurum elimde, gururum cebimde Ve seni şimdiden özlüyorum Zenginlik hayallerim fakirlere Baba olabilme özlemimi yetimlere bırakıyorum Sen şimdi bensiz akşamları sineye çekersin Gizli gizli ağlarsın biliyorum Kimseye yokluğumu hissettirmezsin Seni bu yüzden seviyorum |
Dayanmam Lazım Hasretine Sensizliğin ışıkları vuruyor bu sabah yine, Ne yapsam dinmiyor hasretin. Varlığın hayatımı aydınlatırken, Yokluğun karartıyor. Hasretin dinmek bilmiyor, Her geçen gün hasretimi,sevgimi ve seni büyütüyor içimde. Biran önce kavuşmak istiyorum sana. Aramızdaki mesafeler kısa bir süreliğine engel oluyor buna. Dayanmam lazım bu hasretine, Çünkü sonunda SEN VARSIN... |
Çocuktuk küçük yüreklerle koca sevdalar oynayan yüreciklerinde sevmekten başka yüklemi bulunmayan ve böyle bir dünyada yaşamak zorunda olmaktan başka suçu olmayan başlarında güllerden lalelerden,sümbüllerden ve tertemiz sevdalardan taçlar bulunan bir yürek dolusu çocuktuk... kış sonbaharı aşıp serpiştirmeye başlayınca eteğindeki karları tahta kızaklarımızı kız gibi süsler sonra bırakıverirdik kendimizi her kış aynı türküyü söyler camdan bakan arapkızına el sallar sonra birbirimize karabasan hikayeleri anlatırdık rüyalarımızın özeti olmaktan ibaretti söylediklerimiz gelecek,karların içinde bir beyaz güldü bizler için kimbilirdi ki içindeki koca karanlığı kim bilirdi.... yazları da ham meyveleri koparmakla ve üzerine sadece bir diş izi bırakmakla geçerdi.. ağaçların üstünde.. kimimizin kolu bacağı kırılırdı yeri boylayıp.. kimimizin de kalbi içimizdeki kıpırtıyı anlayamayan büyüklere sebep... |
| Saat: 20:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık