MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

scanner_11 23 Mayıs 2007 07:26


Cemalin ay, gözlerin yıldız, yanağın lâle
Kolların şamdanlık, ellerin sanki meş’ale
Gel de bak; aşkınla beni getirdiğin hale
Aşk ateşimi söndüremiyor en gür şelale

Sanki lâl ü güher dökülüyor o tatlı dilinden
Ben nasıl etkilenmem ki o tatlı sözlerinden
Gökkuşağı oluşmakta, gözlerindeki ferden
Ben nasıl etkilenmem ki o ela gözlerinden

Sen, sevgi fistanı giydirilmişsin ta ezelden
İnci mercanla süslendirilmişsin ta ezelden
Vazgeçer miyim ki senin gibi bir güzelden
Dünyayı verseler yine vazgeçmem senden

Çiçek açmış yanağında, bal var dudağında
Aşkımızın meşalesi yanıyor, ela gözlerinde
Lâl ü güher dökülüyor o bal tatlısı dilinden
Aşk badesi içmek isterim, senin ellerinden

Ah kır çiçeğim, senin şiirlerini yazmalıyım
Ama; önce Ferhat gibi dağları kazmalıyım
Sonra da Mecnun gibi çöllerde gezmeliyim
Senin kokunu ta fizandan bile sezmeliyim




Misafir 23 Mayıs 2007 08:09

Gülüşün

bir avuç duru sudur gülüşün
gülüşün bir pınar başında
yüzüme serpe serpe serinlediğim
seher yelidir
okşar kanatlarını yüreğimin
maviye değer başım

zaman kavramının dışında
yelkovanın akrebi yirmidört kez çiğneyip geçtiği
doğanın bütün kanunlarını ihlal edip
kavrulup savrulan bir kumsalda
susuz yeşeren narin bir çiçektir gülüşün

ve biz ondan öncesini unutmuş olarak
aşka dairlerin ütopyasını çizdik yürek haritamıza
sen orada, ben burada

alıp avuçlarımın arasına iki yanağını
süzüp ışıltısını kirpiklerimden gözlerinin
nariçi dudaklarında
otuziki diş öpüşümdür gülüşün

nakışlayıp adını yüreğimin kabzasına
sesinin her telini sarıp belleğime
yorgan misali gecelerce örtündüğüm
gökyüzüdür gülüşün

duruşun halkım
mabedimdir gülüşün
ötesi uçurum olsun varsın
düşüp ölmek sende güzelleşir

sende ben
aşkın evrensel gizemini sevdim
kırlangıçların göç göç gidip gelişini
güvercinlerin bahar coşkusunu
yasakları
ve yasakların yasak tutkusunu
sende ben
unutmamayı
bir de unutulmamanın onurunu sevdim

ülkem bakışlım
hadi tut ellerimden sıkıca
bir türkünün bilinmeyen ırasını fısılda
olanca sıcaklığını bırak içime
iki dudak arası bir öpüş yansın
sende ben
türkü türkü ülkemi sevdim...



Meral Vurgun


NiliM 23 Mayıs 2007 08:51

Gözlerin

Düşlerin parlayıp söndüğü yerde
Buluşmak seninle bir akşam üstü
Umarsız şarkılar,dudağımda bir yarım ezgi
Sığınmak gözlerine,sığınmak bir akşamüstü
Gözlerin bir çığlık,bir yaralı haykırış
Gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi

Bir orman bir gece kar altındayken
Çocuksu,uçarı koşmak seninle
Elini avcumda bulup yitirmek
Sığınmak ellerine bir gece vakti
Ellerin bir martı,telaşlı ve ürkek
Ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken

Bir kenti böylece bırakıp gitmek
İçinde bin kaygı,binbir soruyla
Bitmeyen bir şarkı,dudağında bir yarım ezgi
Sığınmak şarkılara sığınmak bir ömür boyu

Gözlerin bir çığlık,bir yaralı haykırış
Gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi
Ellerin bir martı,telaşlı ve ürkek
Ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken


Hüseyin Can


Mystic@L 23 Mayıs 2007 09:30

Yağmurda

Bir beyin doğuyor

bir beyin...


bir beyin kabuğunu zorluyor

bir beyin...
P A T L A Y A C A K

bense sağnak yağmurum şimdi.

Cem Güneş


vain 23 Mayıs 2007 10:13

Güvercin Eyledim Yüreğimi..
Yarasına tuz basılmış bir kuşum
Sanaydı son sabrım, son uçuşum
Bakışın namluydu dillerin kurşun
İşte öldüm
Daha vuracak mısın?

Güvercin eyledim yüreğimi
Göğün mavisine boyadım
Açtım kapıları sonuna kadar
Sana yolladım
Daha duracak mısın ?

Bahar eyledim gözlerimi
Hüzün duruşunu sakladım
Canımı yaksan da nereye kadar
Külümü yandım
Daha yakacak mısın ?

Eşkiya eyledim yüreğimi
Gecelerine durdum
Gözyaşım süzüldü sabaha kadar
Sana beni sordum
Daha susacak mısın ?

Ez yüreğimi ellerinin içinde
Bu ayrılık “senin suçun” de
Kaç kere sabahın üçünde
Götürüldüm asıldım
Daha asacak mısın ?

Kanasın içimde eski bir yara
Vuslat kalsın başka bahara
Güvercin yüreğim bir kere daha
Ölmeye kaldım
Daha atacak mısın ?

__________________


Nephthys 23 Mayıs 2007 13:28

Efkârima Çeyrek Var....


. (yalnizlik sirça kösküm / cama dayanmis burnum
hava puslu, bulutlu / efkârima çeyrek var)

Sen Istanbul gibisin sevgilim..

Bazen Sultan Ahmet Camii'nin avlusunda yemlenen
gri bir güvercinin; kursaginda dil gibi
ürkek, kuskulu ve
.................... tedirgin sözlerin..

Bazen Karaköy Iskelesi'nde aksam simidi satan
hinzir bir bacaksizin; yüreginde can gibi
sicacik, taptaze ve
.................... çitir çitir hevesin..

Bazen de Pera Palas Oteli’nin aynalarinda gezinen
fettan bir gölgenin; yalazinda tül gibi
hesapsiz, çalpara ve
.................... çirilçiplak sebebin..

Kâh Eminönü’nün nemli zemini gibisin
kâh Kasimpasa’nin delikanli ayazindan
..................................................daha keskin ve derinsin
ve sanirim Babiali’de degil de
Kumbaraci Yokusu’nda tikaniyor nefesin..

Sen Istanbul gibisin sevgilim
ya Beyoglu nostalji tramvayinin vatman amcasi kadar asina
ya da izledigi güzergâhin raylari kadar kesinsin
ya da Haydarpasa Gari'nda bekleyen yolcular kadar kentlisin.

Sen Marmara Denizi'nin dalgalarinda çirpinan yakamoz
bir balikçi kayiginin sipirdayan yarim küregi gibisin.

Kimi zaman Anadolu Hisari'nin viran duvarlari misali dökülüyorsun
kimi Kiz Kulesi'nin kizil gecelerinde bir zindani aska dönüsüyorsun
ve sen edalim;
Emirgan'in o ihtisamli seyrinde
izani zivanadan çikmis üç sirça kösk gibi
..................................................eflaka yükseliyorsun.

Seni düsünüyorum
arasira Sirkeci Hatti'ndaki külüstür vapurlari
veya çiglik çigliga bagiran martilari
sonra Besiktas'i, Çiragan'i, Çamlica'yi..

Arasira kendimi düsünüyorum
arasira bahçeleri, laleleri, saraylari
veya Gülhane'yi, Göksu'yu, Sadabat'i
sonra Konstantiniyye Surlari'nda
mehtabi oksayan Bizansli Elena'yi..

Ve ansizin sen gözbebegim
Alkazar Sinemasi'nda içli bir Türk filminin
bestesi buruk, güftesi hazin sarkisi oluyorsun
ya da Ortaköy'de ahsap bir evin asma katinda
veranda begonyalari kadar pervasiz büyüyorsun.

Kimi zaman Yedi Tepe'nin yedisinde
kimileyin Altin Boynuz'un o meczup mavisinde
arada bir Eyüp Sultan'in münacat pesrevinde
yahut Baba Haydar Tekkesi'nin müebbetinde gizleniyorsun.

Ya sonra
bu koskoca Beldeyi Tayyibe'de
Ayasofya gibi öksüz
Mihrimah Sultan kadar zarif
Rüstempasa'nin çinileri kadar mukim
meftunca gülümsüyorsun.

Yahut sabahin saat üçünde bir köhne iskembeci de
çakirkeyif bir çorba içimi kadar sade ve sakin
yahut Yerebatan Sarayi'nin dehlizleri kadar karanlik
Galata Kulesi'nin odalari kadar gizemli görünüyorsun.

Ve sen
Bogaziçi'nin hasmeti mahserinden
Piyer Loti'nin telveyi zarafetinden
ve Karacaahmet'in payidar sessizliginden
usulca süzülüyorsun.

Saki sevgilim
sarap yarenim
sen yalnizlikta Dolmabahçesaray'im
sen cama dayanmis kirik burnum
beyaz, puslu bulutum
hava saganak yagmurlum
sen efkârima çeyrek kala güzellesiyorsun.
ve sen Istanbul'un ta kendisi oluyorsun..


. Halil Pazarli


scanner_11 23 Mayıs 2007 15:49

Ah Ulan Felek

Ah ulan felek
Duyar mısın sana sitem etsem,
Ne acılar çekti
Ne ayrılıklar yaşadı
Bu gönül bir bilsen.
Kaç kez suskun kaldı
Kaç onmaz yara kapandı,
Kaç unutulmazı unuttu
O'nu unutmadı bir tek,
Bir tek onun için yandı bu yürek
Bir tek onsuz yapamadı
Yalnız onun için susmadı
Yalnız onun gidişine ağladı
Bu gözler
Ve sayamadım
Kaç zaman
Kaç akşam
Ve kaç gece
Gizliden gizliye,
Bu odada
Şu masada
Bir bankta kimi zaman
Ya da kentin sokaklarında
Yıldızlara aya anlattım onu
Ah ulan felek
Öyle zavallı ki bu yürek
Nereye gitsem
Kime ne desem
Kim anlar ki beni,
Ne istedin benden
Ne demeye çıkardın karşıma onu
Nasıl da girdin kanıma
Umurumda değildi oysa
Yaşadığım bu umutsuz dünya,
Ne desem
Ne söylesem bilmem ki
***** felek
Zalim felek
Beğendin mi şu yaptığını
Madalya mı taktılar sana,
Göğe mi erdi başın
Mutlu musun şimdi söyle,
Darmadağın ettin
Can evimden vurdun beni
Hiç mi yanmadı için
Hiç mi acımadın,
Vay zavallı yüreğim
Vay ki vay sana
Bak sonunda işte
Sen de düştün feleğin çarkına,
Senin neyineydi sevda
Aşkların çok ucuza
Hem de
Üç otuz paraya satıldığı zamanda.
Ah ulan felek ah
Yine yaptın kelek,
Ne de çokmuş sende
Her sevdaya ateşten gömlek
Dağıt ha dağıt bitmez mi
Bunca acı yetmez mi?
Oysa ben kendimi dağıtmışım
Dünyamı dağıtmışım
Senin umurunda mı.
İnsafın kurusun desem
Hoş ne gezer sende insaf.
Ah ulan felek bu sevda unutulmaz
Kapanmaz bu yara
Oldu mu istediğin oldu mu ha,
Mahvettin en sonunda beni de...




jöly 23 Mayıs 2007 21:39

MERDİVEN
Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...
Ahmet HAŞİM


arwen 23 Mayıs 2007 23:40

Gitme sevdiğim,
Bırakma beni yaban ellere,
Bildiğim ne varsa aşka dair
Hepsi hükümsüz sen yokken...
Yemin olsun sevdama,
Yalnız senin gözlerine mühürlü bu yürek
Çarpmayacak senden başkasına...
Şimdi ağlarım, sensiz yalnızlığıma...
Umutsuz sevdama ağlarım,
Gitme diye haykırırken sessiz çığlıklarım,
Duyman için yalvarır
Gururumun ardından ürkek bakışlarım...
Gitme sevdiğim,
Yalan olur her şey sen yokken.
Yokluğunda dahi sana sığınır düşlerim,
Hayalinle avunurum...
Gitme sevdiğim,
Bu sahte dünyada bulduğum tek gerçek senken
Bırakma beni tanımadığım yalancı düşlere...
Günahsız, masum bir sevdaya ağlarım,
Gözlerin en elasından kaçar
Sen bilmesen de sevdiğim,
Gecelerin en karasında
Her gün sana ağlarım...


gül kabacaoğlu


Sedef 21 24 Mayıs 2007 00:05

Ucu Yok Sevdamın
Seni bir hayat boyu sevebilirim ben..
Ölümün beni bu dünyadan ayırdığı son nokta,
İşte oraya kadar..
Belkide ondan sonrası da var benim için;
Seni kara toprakta bembeyaz kefenle bile sevebilirim ben..
Duyguların bittiği yer yok benim için;
Seni bir çiçeğin gözünde,
Seni bir çocuğun elma şekerinde,
Seni,sen benden uzaktayken bile sevebilirim ben...


Erhan Kartal


Mystic@L 24 Mayıs 2007 00:17

Beni bir dağ başında böyle yapayalnız kodular,
rüzgarlara, kuşlara, bulutlara yakın,
senin etinden, tırnağından ayrı,
senin kokundan uzak.

Benim güzelim,
benim ceylan bakışlım,
benim kafamın ateşi,
yüreğimdeki.
Mümkün mü u anda rüzgar olmak, kuş olmak,
şu anda üç dört portakal almak, getirmek sana,
sana tuzlu badem,
kabakçekirdeği.

Şu anda hiçbir şey mümkün değil.
Şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzağım ben.
Şu anda sadece yalnızlık ve kahır.

Hayır, güzelim,
hayır, ceylan bakışlım,
hayır, kafamın ateşi, hayır,
hayır, yüreğimdeki.
Şu anda mümkün en güzel olan tek bir şey vardır:
Yanarak sevmek seni.
A.Kadir


arwen 24 Mayıs 2007 01:17

Yollar boyu içimde izlerin
Taşlardan örülü hüznün urbasını giydim
Uzaklaştıkça yakınlaştı yalnızlıklar

Dün gece bir düş gördüm
Sarmaşıklar şehrinde
Üzerimde en sevdiğim elbise
Hüznün rengi saçlarıma bulanmış
Sarılar giydirmiş geceye
Ne gariptir
Sen yoksun
Gözlerim yollarda
Kokun burnumda
Bir sızı inceliğinde
Gölgen göründü şimdi bulutlar içinde
Koştum koştum
Tam değecekken yüzüne
Yok oldu aksin gecede

Mor çiçekli entarisini giymiş bir uçurumun
Kıyısındayım şimdi
Bak
Yine göründü aksin denizin yüzeyinde
Sesleniyorum
Dalgaların çığlıklarında kayboluyor sesim
Korkular içindeyim terler içinde
Neden dokunamıyorum tenine

Koşuyorum
Adımlarım geriye gidiyor binlerce
Bağırıyorum
Çığlıklarım sessizlik
Yakalayamıyorum gölgeleri
Yıkılıyorum yerlere

Ağlıyorum
Gözyaşlarım denizden de büyük
Gözyaşlarıma dayanamazdın sen
Koşar gelirdin sevdiğim
Nerdesin
Hangi hayatın içinde uyuyor kalbin
Sana hasret canım
Sana hasret ömrüm
Gel gel gel
Gel kurtar zifiri yalnızlıklardan
Gel kurtar uçurumun kıyısından

Bir çocuk açlığıyla muhtacım sevgine
Sensiz çölleşir yüreğim
Ruhum vazgeçer gökyüzünden
Gel yaralım
Gel sevdalım
Gel yoksa
Öleceğim....



seval durun


blueeyez 24 Mayıs 2007 01:21

SEVEREK AYRILANLAR

Severek ayrılanlar bilirler ayrılığı
Severek ayrılanlar yaşarlar pişmanlığı
Çok uzak şehirlerde aynı çarpar iki yürek
Çok uzak bir şehirde beklendiğini bilerek

Gün gelir için yanar elin gider mektuplara
Gün gelir beni ararsın gözün dalar uzaklara
Yaz gelir sıcak olur akşam sahil yollarında
Her adımda beni anarsın gözün dalar ufuklara

Rüzgar aşkımı kucağına alsa
Dağları tepeleri aşsa
Saçlarına ulaşsa

Severek ayrılanlar bilirler ayrılığı
Sen benim eş ruhumsun
Unutmuş olsan hissederdim
Unutmuş olsan yanımda durmazdı
her sabah hayalin
Seni görmek için geri geldim
Sen gideli çok olmuş
Nereye gidersen git
Çantanda bir resmim
Aklında gülüşüm olsun
Beni seni gerçekten sevdim
Bitmez demiştim bitmedim.

ERHAN GÜLERYÜZ


Sedef 21 24 Mayıs 2007 01:25

Acılı Gecenin Bitiminde
Yaşadığımı işitmek istiyorum
Bir ses uzaktan yakından ya da içimden
Düşen yaprak örneğin
Kağıt hışırtısı olsun
Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı
Bir inilti derinden
Damlayan su
Bir elektrik düğmesi çıt diye
Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ses
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

Yaşadığımı görmek istiyorum
Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden
Sesindeki pırıltıya
Gözündeki ışıltıya benzer
Bir kibrit çakımı
Bir yanıp sönse yeter
Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak
Ya da gün batımı pembesi dudak
Bir yıldırım hızında çizilsin
Bir şimşekçe yazılsın karanlığım
Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen
Bir yıldız parlayıp sönen
Dişlerinin aydınlığını
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ışık


Aziz Nesin


arwen 24 Mayıs 2007 02:32

Ey yağmur!
Bütün yalnızlık şiirlerim,
Senden ilham alır.
Yaz yağmuruysa yağan,
Şiir yarım kalır...


ferhat kızılırmak


jöly 24 Mayıs 2007 02:44

ÇOCUKLUK
Çocukken arasıra
Kurtarırdı bir tanrı beni
İnsanların bağırışlarından ve sopalarından;
Masum rahat, oynardım o zaman
Çiçekleri ile korunun
Ve göklerin meltemleri
Oynardı benimle
Tıpkı sana doğru
Narin kollarını açan
Bitkilerin kalplerine
Sevinçler saçtığın gibi

Friedrich Hölderlin

*************************************************************************** *******

İNSANLARIN RAĞBETİ
Sevdiğim gündenberi en güzel bir hayatla
Dolan kalbim ilahi bir varlık olmadı mı?
Neden beni daha çok dinlerdiniz vaktiyle?
Ben ki o zaman daha kibirli, daha kaba,
Ağız kalabalığı yapan boş bir adamdım...
Ah! insanlar pazarda para edene koşar,
Uşak ruh saygı duyar ancak heybete karşı;
Ve ilahi olana bizzat ondan olanlar.
Yalnız ondan olanlar imanla inanırlar.

Friedrich Hölderlin

*************************************************************************** ***********

HAYATIN ÇAĞLARI
Fırat kıyısındaki şehirler!
Palmir'in yolları!
Ve ey çölün ovalarındaki sütun ormanları,
Ne oldunuz?
Siz ki aşıyordunuz hudutlarını
Bütün yaşıyanların,
Fakat göklerin estirdiği yeller
Ve yaktıkları ateş
Aldı başınızdan taçlarınızı;
Bense şimdi
Bulutlar altında oturmaktayım,
Her birinde bir huzur olan bulutların,
Karacaların dolaştığı kırlarda
Göğe doğru yükselen nefeslerin.
Ölü ve yabancı görünüyor gözüme
Ruhları o eski mesutların

Friedrich Hölderlin



scanner_11 24 Mayıs 2007 07:05

Akşam Güneşi

Hayatım temsili bir yenilgi gösterisidir
Okulu seven çocuklara bıkkınlık getiren
Yağmurda yalnız kalır, seyircisi yoktur
Onun için yaşamak alelade bir lükstür

Rüzgara karşı kalem oynatır hayatım
Damla damla büyür beyninde bir gül
Bir şiirdir ve hiç de kötü değildir
Dizeleri birbirine iteleyerek geçer

Sararmış bir devrimci fotoğrafıdır hayatım
Genelevi bulamayan yeniyetmeye benzer
Yalnızlığı yalnızlıktır ve çok sıradandır
Her hafta sonu annesini görmeye gider

Kartpostal görüntüleri ile intihar eder
Donar kalır bir aynada eli yüzü çıplak
Altıncı filo gibi bir şeydir, isyanlar bastırır
Yasaktır elini koynuna sokmak yasaktır

Sonuçta bir hayattır,naftalinler kullanır
Parası çıkmazsa gider sakal bıyık bırakır
Sevgilisi yoktur ve artık sevgisi de yoktur
Radyoda söylenmeyen bir ölüm sessizce kepenklerini kapatır...




NiliM 24 Mayıs 2007 08:31

Sevmeyi bilmeyen ne anlasın


Gül yüzlerde solmuş güller açmaz oldu söyle
Niçin garip aşıklar düşmüş sefil yüreklerde
Sevda bağlarında bülbül feryat eder güle
Aşık şem a yanar sevmeyi bilmeyene

Kaç aşık bir maşuk uğruna düştü çöllere
Umut besledi benim gibi kuru bir gülde
Aşık olanın derdi vuslat bulmaktır sevgiliye
Naz eder sevmeyi bilmeyen merhametsiz zalimce

Kim var benim gibi derde düş olup aşka yanan
Bir hayale uğrunda koşan varmı benim gibi yorulmadan
Aşk ehlinden olup ölümü bekleyen aşkı tatmadan
Varmıdır benim gibi Firavun yürekliye aşk ilan eden

Zaman nedir sevmeyi bilmeyene aşk hikayedir
Çile dost olur şem a yanan aşığa şerbettir
Zehir aşık olan için bir tebessüm ilk bahardır
Sevmeyi bilmeyen ne anlasın aşk sevgi nedir

Yılmaz Öztürk


Mystic@L 24 Mayıs 2007 10:26



Gecede ayaklarım ağır kurşun mafsallarım
Yürüyorum bir dağ yolunda ateşe dönük
Biraz yaklaşır mısın kır çiçeğim öksüz papatyam
Silahsızım çevrilmişim yalnız sana anlatacağım
İşte ateşledim cigaramı bir soluk aldım
Tütün bastım yarama tuz koydum çaresiz
Oysa damarlarım vuruyor dağ başlarına
Eritiyor karanlığı ilkin gözlerin sonra dudakların
Yanan cigaramın dumanında görüyorum seni
Hep onsekiz Ağustos hep kızgın bir bakır
Sonra bir Akdeniz sabahı aydınlık yüzün

Rüzgarlı bir denizle kolkola kıyıda sen
Kırık bir aynanın parçalarında sen
İlkin saçlarını görüyorum tanıyamıyorum
Sonra yüzünü dönüyorsun biraz Temmuz güneşi
Öyle bir siluetin olmalı rüzgarda biraz sarı
Tek tek ufak ufak çizgiler kağıtta

Eğilirim suya yaprakların arasından bakarım
Yüzünün bir yanı başlar konuşmaya
Omuzumu sarsıyor anılar yürüyelim biraz
Kolay mı çılgınlıklara yürek tutmak
Biraz zehir sert içki sonra bir yudum soda
Bir soluk bir soluk daha tut beni düşeceğim
Yaklaştırıyor uzaklardan gelen bir türkü
Önce seni sonra bir kenar mahalleyi
İki saattir karamsarım ayakta duramıyorum
Dolduracağım sabaha yaklaşırken dağ başında
Mavi bir demir kadar sert olacağım

Ömer Faruk Toprak


jöly 24 Mayıs 2007 23:28

VENI, VIDI, VIXI
Değil mi ki o derin acılarımla şimdi
Buna destek olacak tek bir kolda yoksunum
Ve çocuklara bile zorlukla gülüyorum
Ve açmıyor içimi çiçekler renkleriyle
Anlamalıyım artık : yaşadın yeterince!

Değil mi ki ilkbahar kuşatınca her yanı
Doğayı şenlik yerine çevirdiğinde tanrı
Bu görkemli sevdaya aşksız bakıyorum
Değil mi ki gün-gece ışıktan kaçıyorum
Duyarak o en gizli kederi herşeydeki

Değil mi ki ruhumda umudum yenik düştü
Değil mi ki bu güller, kokular mevsiminde
Sevgili kızım benim, içimde, ta derinde
Yalnız senin yattığın karanlığa özlem var
Madem ki öldü kalbim, yaşadım yeterince!

Yeryüzünde yükümü tek bir gün reddetmedim
Arığım işte orda, burda başak demektim
Yumuşadım gitgide, yaşama gülümsedim
Ve yaşamın o büyük, dipsiz gizi dışında
Dimdik durdum ayakta, kimseye eğilmedim

En iyisiyle yaptım yapabildiklerimi
Ne çok uykusuz kaldım, ne çok hizmet götürdüm!
Sonra acılarıma güldüklerini gördüm
Nefretlerine hedef seçildikçe üzüldüm
Anarak çalışıp çektiklerimi

Tek kuşun uçmadığı şu dünya sürgününde
Öyle bezgin, ışıksız, ellerimin üstünde
Diğer tüm kölelerin alayları içinde
Taşıdım ağlamadan al kanlara bulanıp
Koparılmaz zincirden payıma ne düştüyse

Şimdi bakışlarımın ancak yarısı bende
Ötesi darmadağın acılı gömütlerde
Dönüp de baktığım yok çağıran olsa bile
Sersemlik ve sıkıntı yüklü bir uykusuzum
Hiç gözünü kırpmadan kalkmış şafaktan önce

Miskin karanlığımın orta yerinde şimdi
Yanıt vermeye bile gönül indirmiyorum
Canımı sıkıp duran o en günücü ağza
Ulu Tanrım gecenin kapısını aç bana
Ki çekilip gideyim, dönmeyeyim bir daha!


Victor Hugo


arwen 25 Mayıs 2007 01:34

''seni ben ellerin olasın diyemi sevdim''


tufanlar koparır bu ayrılık içerimde, birden bine
dumansız yangınlar sarmış etrafımı, eridim günden güne
tatsız tuzsuz hayat, her anım sensiz, her anım çile
bir ben kaldım aşık, aşksa bende oldu tahliye
tan yeri yıkılır her akşam, ağarırken üzerime
kararınca hava, ayrılık kokan bulutlar iner ellerime
tüter dumanı aşkımın, her dumanla elem dolar ciğerime
bir ben kaldım aşık, aşksa bende oldu tahliye

acımasız yalanlarının vurgunuymuş buselerin
meğer kuytusundaymışım yüreğinin, sevgilim bilemedim
bağlanırmıydım sürgüncesine sana,
ağlarmıydım ayrı kalmışcasına vatanımdan, ayrılınca
meftun edermiydim yüreğimi, senin şevkat bildiğim gözlerine
tutmazdım o zaman ellerini, yüreğim bilip
şimdi yanmazdı yüreğim, ismini dudaklarımdan dinleyip

ne yapsın şair yürek hayat yolunda gitmezse
ne yapsın asi beden ihanetlerle sevişirse
bir umut taşımak ister niyet
ne sevda kalmış ne de sevdaya ehemmiyet
umutsuz akşamların yalnız savaşçısıyım ben
her şafak güneşe kurşun sıkanlardanım ben

bir ayrılık kükreyişiyle sarsıldı umutlar
canhıraş haykırdı uykusuz anlarım
aşk sanmıştım tutarken ellerimi
güneşi kucaklar sanırdım seni sardığında bedenim
şimdi tane tane damlarsın gözlerimden
hep bir tutam gül yaprağında ararım kokunu
yanyana yazardık isimlerimizi ağaçlara
şimdi ise adımın yanına koskoca bir elveda yazıldı
hani unutulmaz anlar yaşatacaktınya bana
evet yaşattın ömrümü yollara seren
ve ben yıkılmışım yollarına
''ayrılık namına''

İsmail AKTAŞ



blueeyez 25 Mayıs 2007 01:42

YANLIZLIK

Yalnız kaldınız sanırsınız,
Biliyorum.
Yalnız bırakılmışsınız,
Biliyorum.
Ötesi yok.

II
Ötesi var:
Yalnızlık
Müziğin bile seni dinlemesidir.
Yalnızlık
İnsanin kendine mektup yazması
Ve donup-donup onu okuması
Yalnızlığın da ötesidir.

ÖZDEMİR ASAF
---
YANLIZIN DURUMLARI

Yanar
Sobasında
Yalnız'ın
Üşüyen
Bakışları.

Lambasında
Karanlığa dönük
Bir ışık
Titrer
Sönük-sönük.

Penceresi
Dışına kapanmıştır,
Kapısı
İçine örtük.

ÖZDEMİR ASAF


Sedef 21 25 Mayıs 2007 01:43

Mavi Sevda
Bir mavi denizdeyiz şimdi seninle
ak bir martı gibi umut ve sevinç yüklü gemimiz
mutluluk rüzgarları vuruyor yelkenlerimize
pupa yelken yol alıyoruz sabaha
güneşli günlere çıkıyoruz mavi gecelere

seninle
güzelliklerin el değmemiş ormanlarındayız
düşlenmemiş renklerin çılgınlığı var bakışlarımızda
kulaklarımıza binlerce kuş sesi dökülüyor
şiir cıvıltıları üşüşüyor saçlarımıza
sevgi çelenkleri örüyor zaman içimizdeki ışıltılardan

şiirlerle beslenerek,
bir çiçek büyüyor tüm zamanların özlem bahçelerinden
bütün küskün çocuklardan bir çocuk gülümsüyor geleceğe
sevinçler bizim artık
mutluluklar bizim
aşkı içiyoruz su gibi yudum yudum
hava gibi nefes nefes
sevdamızı tüm sevgilerin üstüne koyup
yelin suyla öpüştüğü kıyılara mavi gözyaşları bırakıyoruz

kaldırıp duvağını gökyüzünün
öpüyoruz tüm beyaz bulutları alnından
dudakların dolunay oluyor, gözlerin yıldız
uçuk bir mavide dansediyoruz sevgiyle sırılsıklam

seninle sokaklar dolusu mutluluk
çiçekler dolusu sevgi ekiyoruz güzelliğin doruklarına
kanatlanmış atlar geçiyor rüyalarımızdan
kardan çiçekler
maviler boyu martılar uçuruyoruz gökyüzüne

bir adem hava faslındayız şimdi seninle
yeni bir rüya görüyoruz
yeni bir bahar yeşeriyor tenlerimizde
Yaşanmamış bir masalı yaşıyoruz şarkıların tılsımında
bir yanı Mecnun masalımızın bir yanı Leyla
bir yanı Yusuf bir yanı Züleyha
güneşi, mehtabı, yıldızları içiyoruz tüm pınarlardan

dudakların kalplere sığındığı bir adada
binbir arzuyla köpürüp kabarıyor sular
şiir’in yedirenk kumları vuruyor kıyılarımıza
rüyada olsa güzeldir bir şiiri yaşamak kelebek kanatlarında

bütün ihanetlerden arı, bütün çirkinliklerden uzak
mavilere tırmanmak ince alımlı ayaklarıyla aşkın


Nuri Can


arwen 25 Mayıs 2007 02:03

çağlayandır duygularım akar gözlerimden
kaç mevsimle boğuştumda hep seninle buluştum
hasret yağmurları yağıyor bak saçlarıma
kar değildir bu yağan
hicranla kavrulan ak düştü bakışlarıma
ayrılık nağmeleriyle raks eder yüreğim
hüzün bağlarında toplarım çile meyvesi
yağmur yağmaz ovalarıma
ben ovalarımı gözyaşlarımla sularım
isyanlar koruyamadı beni sevda mevsiminden
koruyacaktır beni efsunum, abamdır hicran
yokluğun aşikardır yüreğimin dehlizlerinde
yokluğuna da vurgunum sitem etmem bu aşkın derinliklerinde
bırakıyorum, al senin olsun yıldızlı gecelerim
ve sen özgürsün artık mavi gökyüzü kadar
ese dursun bakışların ılgıt ılgıt gözlerime
senden gelen asi bir meltem
kopartacaktır tufanlar yüreğimde
ayrılık senfonisi çalsın yine yüreğim
fırtınalar kopartsin zihnimde benliğim
tarumar olsun yaşanan bütün sevgiler
hüzünlere boğulsun kahırla dolsun bütün latifeler
daha kaç aşka ev sahipliği yapar yüreğim
bilinmez, kim bilebilir daha kaç kere gülmeyeceğim
hiç üzülmem
seven çıkar elbet beni de bir gün
bir gül çağında benim ömrümün

İsmail Aktaş


jöly 25 Mayıs 2007 02:22

ASLINDA BU DENLİ GÜZEL KOKMAZ

Aslında bu denli güzel kokmaz hiç bir karanfil,
Onda seni kokladığımdan bunca güzel.
Aslında bu denli güzel olmaz hiç bir Sarıyer,
Orda seni öptüğümden bunca güzel.
Aslında bunca güzel olmaz hiç bir dünya,
Seni sevdiğim için dünya da böyle güzel.
Aslında bu denli deli değildim sor kime istersen,
Sevince seni delilik bile bak ne güzel.
Aslında sen dünya güzeli değilsin,
Sevdiğim için dünyada tek güzelsin...
AZİZ NESİN

*************************

ARKADAŞIM BADEM AĞACI

Sen ağaçların aptalı
Ben insanların
Seni kandırır havalar
Beni sevdalar
Bir ılıman hava esmeye görsün
Düşünmeden gelecek karakış..
Acarsın çiçeklerini ..
Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
Bir güler yüz bir tatlı söz..
Açarım yüreğimi hemen
Yemişe durmadan çarpar seni karayel
Beni karasevda
Hem de bilerek kandırıldığımızı
Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
Koş desinler bize şaşkın
Sonu gelmese de hiç bir aşkın
Açalım yine de çiçeklerimizi
Senden yanayım arkadaşım
Havanı bulunca aç çiçeklerini
Nasıl açıyorsam yüreğimi
Belki bu kez kış olmaz
Bakarsın sevdan düş olmaz
Nasıl vermişsem kendimi son sevdama
Vur kendini sen de bu güzel havaya

AZİZ NESİN


arwen 25 Mayıs 2007 02:40

Ellerimde güller,
Solmuşlar,
Yeniden dirilmemecesine,
Bahçemde gül ağaçları dökmüşler yapraklarını
Bir daha ki bahara açmamacasına,
Solan güller ismini heceler bana
Bu aşka da yeni baharlar olmayacak bilirim.
Ama yıldızların parlamasına engel olamadım
Adını yazdım bir daha yazmamacasına
Bir ağladım, bir güldüm,
Bir yandım, bir söndüm,
Bir irkildim, bir durdum,

Ellerimi uzatıyorum bak kan revan içinde,
Yüreğimi yolluyorum suskun, yalnız ve gözü yaşlı
Suskunluğumu gölgelerimde bozuyorum
Kah yumruklarım konuşur duvarlarla
Kah gözlerim konuşur gözyaşlarıyla,
Her defasında yumruklarım sen
Duvarlar yüreğim oldu
Gözlerim ben
Yaşları sen oldun.

Titremesin artık sesin, yokum işte yanında
Özlemesin artık tenin, ben değilim artık koynunda
Sitemlerine adres olmayacak bir daha yüreğim
Titrek dudaklarına sarılmayacak artık sözcüklerim
Öpmeyecek bilirim, ellerim tenini bir daha
Ve diz çökmeyecek dizlerinin önüne bu adam
Ellerini uzatmayacak ellerine bir daha
Keşkelerle birde rüyalarda buluşacağız istemesek de her defasında
Her gece tekrar-tekrar ayrılacağız.
Ayrılıklara inat şafaklara nispet yeniden-yeniden her gece.
Rüyalarımızda buluşacağız.

Şair yalnızlığını bilir misin?
Hani hep gelmesini istersin
Hani hep istersinde yine de, gelmesini istemezsin.
Hep aşkı hasretlerle yaşatmak istersin.
Ağlamayı istersin ama onunla gülmeyi istemezsin
Korkarsın çünkü gelirse gider
Ağlarsında güler diye.

Ve gidişlerle gidiyorum
Ve de geri gelmeyişlerle
Seni sana
Seni yüreğimdeki yanardağa bırakıyorum
Ben şair yalnızlığını sırtlanıp sensizliğe uçuyorum.
Al elvedaları sana bırakıyorum.


İsmail AKTAŞ


scanner_11 25 Mayıs 2007 08:37

Aldırma Reis

Sen içerdeyken ben
Sinemalara gittim
Bütün filmlerini seyrettim
O sevdiğimiz artistin
Sen içerdeyken ben
Vita kutularında çiçek yetiştirdim
Sokakta top oynadım çocuklarla
Ayakkabılarımı eskittim
Güneşe karşı durdum sabahları
Geceleri bir başıma yıldızları bekledim
Annenin gönlüne su serptim
Aldırma dedim aldırma
Bir şarkı söyle, bir dilek tut herkes için
Bir ada rüzgarı gibi
Sürtünerek geç hayata
Bir sarmaşık gibi tutun
Ve değer ver hatıralara
Aldırma dedim
Sen annesin, aldırma

Sen içerdeyken ben
Kiramı ödedim, pijamalarımı giydim
Haber bültenlerini izledim
Gazetelerden kupon kestim
Sen içerdeyken ben
Sigara içtim, öksürdüm
Otobüse bindim
Fotoğraflarımıza baktım
Acıyan yanlarımı körelttim
Deniz kıyısında yürüdüm
Manavdan soğan aldım
Yeni çıkan şarkıları dinledim
Kafeste beslediğimiz kuşu saldım
Islık çaldım
Sen içerdeyken ben
Hep uyandım, sayıkladım
Kanadım boyuna
Takvimler aldım
Her gün bir yaprağını kopardım
Deli ayrılığın

Sen içerdeyken ben
Gömleğimi ütüledim
Sobada elimi yaktım
Bir şiir yazdım
Bir hercai menekşe aldım çiçekçiden
Hani o alnına kader değmiş
Hani o dudaklarına deniz tuzu dokunmuş
Hani o erken vurulmuş
Gençliğimiz gibi dağıldım
Sen içerdeyken ben

Bir adını söyleyemedim
Şöyle bağıra bağıra
Bir yüzünü göremedim
Görüş günlerinde
Bir de eline değemedim
Bir de yüreğine
Şöyle kucaklayamadım bir de
Ölümüne

Sen içerdeyken ben
Kapı kapattım, pencere açtım
Mutfakta oyalandım
Kanepede yattım
Hatta bir yolluk aldım odaya
Çok da kulak asmadım
Çok da koymadı bu bana
Alt tarafı içerdeydin
Alt tarafı bir yanımı alıp götürmüştün
Bir yanımı
Yani adamlığımı
Yani gözlerimin ferini
Yani canımı
Alt tarafı şarkılar ölecekti
Alt tarafı kanayacaktı kalbim
İşte sensiz
İşte nefessiz
İşte kimsesiz bir sesti alt tarafı
Her tarafım

Yıldızlar yine oradaydı oysa
Yazdıklarım
Gözden kaçan o defter yapraklarında
Boşver 128
Hayat bir gemi
Yürüt onu göreyim seni
Boşver 128
Boşveriyor ya
Aldırma reis
Reis aldırmıyor ya

Bir adını söyleyemedim
Şöyle bağıra bağıra
Bir yüzünü göremedim
Görüş günlerinde
Bir de eline değemedim
Bir de yüreğine
Şöyle kucaklayamadım bir de
Ölümüne

Sen içerdeyken ben
Vitrinlerin önünden geçtim
Minibüs duraklarında bekledim
Simitçilerle yarenlik ettim
Üstüme bir ceket aldım
El tezgahlarında kitaplara baktım
Sen içerdeyken ben
Hiç oturup ağlamadım
Hiç karartmadım umudu
Hiç bulandırmadım onuru
Öyle dimdik durdum ortada
İşte burada ulan işte burada
Böyle burada
Hiç yıkılmadan
Hiç utanmadan
Ve hiç unutmadan

Sen içerdeyken ben
Gülen resmimi yaptırdım
Sokaktaki ressama
Her zaman yaptığım gibi
Buzdolabını ayağımla kapadım
Parkların banklarına adını kazıdım
Adını kazıdım duvarlara
Adını, adımın yanına yazdım
Hiç unutmadım, utanmadım
Korkmadım
Parmaklarımı şıklattım Fidayda'da
Hani vardı ya
Fidayda'da hanım kızım Fidayda
Gelip geçen her tren bağırtısında
Kalkıp aynaya baktım sonra

Sen içerdeyken ben
Perdeleri hiç kapatmadım
Hiç bakmadım arkama
Başını ellerinin arasına alan
Üç-beşinin arasında olmadım
Öyle bıraktığın gibi
Öyle yaşadığımız gibi yaşadım
Sen içerdeyken ben
Bir adını söyleyemedim
Şöyle bağıra bağıra
Bir yüzünü göremedim
Görüş günlerinde
Bir de eline değemedim
Bir de yüreğine
Şöyle kucaklayamadım bir de
Ölümüne
Sen içerdeyken ben...




NiliM 25 Mayıs 2007 09:32

Aşkın hakimi olsaydım

İğdam veremezdim aşk sarhoşuna
Leylaya mecnuna çöle kıyamam
Bırak dil dökmeyi boşu boşuna
Aslıya kereme küle kıyamam

Hüküm verip kıyamazdım bir cana
Kendi nefsim gönderirdim iğdama
Birtek balta vurdurmazdım fidana
Bülbüle sümbüle güle kıyamam

Bir çiçek kokusu bedeldir ömre
Isıtır toprağı havayı cemre
Bırak anlamasın o cahil zümre
Ben bana kıyarım ele kıyamam

Sen gelip öfkeyle saldırsan bile
Vucudum ortadan kaldırsan bile
Sen benim ruhumu öldürsen bile
Ben senin saçında tele kıyamam

Aşık Boraniyem sözümden düşmem
Sevgi varken nefret ile döğüşmem
Sevgi aşkı dünyalara değişmem
Hiçbir mahlukata kula kıyamam


Halil Çimen


Mystic@L 25 Mayıs 2007 12:40

Hiç benim olmadın, olacağın da
yok sanırım. Bir iki söz, bir yanaşma
Dün bardaki gibi - o kadar.
evet, acı bir şey bu. Ama biz sanata hizmet edenler
kimi zaman beyindeki gerilimle
Neredeyse tensel bir haz dulabiliriz
Kuşkusuz kısa bir süre.
İşte dün barda böylece-
Güzel yardımıyla alklün-
Cinsellikle dopdolu bir yarım saat geçirdim.
Sanırım anladın halimi
Ve biraz daha kaldın yanımda bilerek.
Gerekliydi bu. Çünkü bütün düşgücüne, alkolün
büyüsüne rağmen
Senin dudaklarını da göreliydim
Yanımda olsun istiyordum gövden.

(Türkçesi: Barış Pirbasan)
Konstantinos Kavafis


scanner_11 25 Mayıs 2007 14:51

Alıcı Kuş

Vurur düşlerine ozanın
Güneş kızgınlığından birkaç ağustos
Birkaç ağaç
Yüksek ormanlar kuytusundan

Kardeşliğin alıcı kuşu
Kalkar konar

Köylü
Biçer ayrık otlarını ayırır başaklardan
Kalkar konar
Kardeşliğin alıcı kuşu

İşçi
Tutar ucundan en acar biçimlerin
Sürer
Bin başıboş atı bin cehennemi birden
Kardeşliğin alıcı kuşu
Kalkar konar

Duran el
Gitmeyen ayak
Bir göz ki
Arkasında bir ölü gözü
Bir ses ki
Arkasında bir ölü sesi
Döner durur
Kardeşliğin alıcı kuşu
Kalkar konar
Bir açık yürekten bir ötekine
Bir bugüne bir yarına
Alıcı kuşu kardeşliğin




dell26 25 Mayıs 2007 15:11

İLKYAZDA
SEN BİR ŞARKIYI YORUMLARKEN

AYAKLARIM YERDEN KESİLİR BENİM

YEDİ KAT GÖKLERDE DOLAŞIRKEN

BAŞIM BİR YILDIZA ÇARPAR

AK KOR KESİLİR BEDENİM



SEN BİR ŞİİRİ YORUMLARKEN

BENSE GÖK KUŞAĞINA BİNERİM AMAN

YÜREĞİM KIPIR KIPIR BİR KUŞTUR ARTIK

DAĞIN, VADİNİN ÜZERİNDE

YAĞMURLA YARIŞ EDERİM.



SEN BİR RESMİ YORUMLARKEN

BOYALAR CANIMA KARIŞIR BENİM

FİGÜRLER EGEMEN ZAMAN VE MEKANA

YER GÖK TÜRKÜ ÇİÇEĞİDİR

YEŞERTEN SENSİN GÜZELİM





"sen sustuğun vakit ilkyaz yok artık.

Berekette biter, sevda da biter.

Birden çöküverir kış ve karanlık.

Şarkısız, şiirsiz, resimsiz bir dünyaya dökülür

Kanatları kırılan türküler."
BAHAETTİN KARAKOÇ


Mystic@L 25 Mayıs 2007 15:44

Yarım Saat Hiç benim olmadın, olacağın da
yok sanırım. Bir iki söz, bir yanaşma
Dün bardaki gibi - o kadar.
evet, acı bir şey bu. Ama biz sanata hizmet edenler
kimi zaman beyindeki gerilimle
Neredeyse tensel bir haz dulabiliriz
Kuşkusuz kısa bir süre.
İşte dün barda böylece-
Güzel yardımıyla alklün-
Cinsellikle dopdolu bir yarım saat geçirdim.
Sanırım anladın halimi
Ve biraz daha kaldın yanımda bilerek.
Gerekliydi bu. Çünkü bütün düşgücüne, alkolün
büyüsüne rağmen
Senin dudaklarını da göreliydim
Yanımda olsun istiyordum gövden.

(Türkçesi: Barış Pirbasan)


blood_lovee 25 Mayıs 2007 19:34

Ölü Mavi

Çıt yok,korktuğumda buydu,
Nasıl bir sessizlik bıraktın sen bana,
Hep ben susardım,sen dinlerdin,
Sessizliğimi bile severdin...
Yer yok,yüreğimin dalları tıka basa dolu,
Ne çok şey yaşamışız meğer biz seninle,
Beni kıran ne varsa,hep tamir ederdin,
sen beni hesapsız severdin...
Hayır yok,bende hiçbişey değişmedi,
Tüm ahmaklığım ve serseri hallerimle,
Yalnızlığın bu ölü maviliğinde,
Yitirdiklerimi sahiplenmekteyim...
Bir sen yoksun bu şehirde,
Birde o şevkatli hallerin,
Her hayaline uyusamda,
senizliğe uyanır düşlerim...
Şiirlere boyadım tüm sokakları,
Birtek sen görebilirdin,
Yokluğun gelip geçti üstünden,
Yitirdi rengini tüm şiirlerim...


Tuğrul Kaya


Sedef 21 25 Mayıs 2007 19:38

Nasıl Öderim
Bugün yalan dünya yarın ahiret,
Sen imdat etmezsen kime giderim.
Bu borcun altında kalmak marifet,
Ben senin hakkını nasıl öderim?

Sayende karıldı bu aşkın harcı,
Sabrında örüldü kalesi burcu,
Gözümde büyüyor bir şükran borcu,
Ben senin hakkını nasıl öderim?

Ne hata, ne özür, ne kusur gördün,
Ne günah işlesem sen mazur gördün.
Yıllardır ne rahat , ne huzur gördün.
Ben senin hakkını nasıl öderim?

Nasıl yaramazdım nasıl haşarı,
Bir gün evci idim beş gün dışarı,
Ödülsüz kalır mı bunca başarı,
Ben senin hakkını nasıl öderim.

Bana bahar verdin kendin kışladın,
Ben azar bekledim sen alkışladın,
Ben ceza bekledim,sen bağışladın,
Ben senin hakkını nasıl öderim?

Ne yalan söylesem sen gülüp geçtin,
Ne günah işlesem sen silip geçtin,
Ne kadar yenilsem sen galip seçtin,
Ben senin hakkını nasıl öderim?

Sen nöbet beklerken viranelerde,
Ben efkar dağıttım meyhanelerde,
Ömrüm de tükendi bahanelerle,
Ben senin hakkını nasıl öderim?


Cemal Safi


arwen 25 Mayıs 2007 23:25

sana yazdığım şiirler,
vurur acıtır yüreğimi,
ah bir bilsen.
içimden kopan sevda,
takılır kalır dudaklarıma,
işte o vakit,
susan tenime,
ah bir değsen.


hasan öztürk


arwen 26 Mayıs 2007 00:04

Üzüm salkımlarına uzanamaz oldum;
Ellerim kelepçeli,
Gözlerim kapalı,
Dilim lal,
Kulaklarım sağır oldu.

Ellerini ellerimde hissetmek,
Dalgalı saçlarında yüzmek,
İçimdeki aşkı anlatmak,
Sesini duymak,
Zor olur buralarda,
Çünkü sen yasaklımsın.

Sessiz sessiz kaydı gençliğim kaydırıklardan,
Hayallerim, salıncaklarda sallandı,
Ruhum uçurumlardan yuvarlandı,
Bedenim sensizlik ateşinde yakıldı,
O an anladım ki yasaklardan,
Sen yasaklımsın...



abdulgafur gündüz


jöly 26 Mayıs 2007 00:37

Geldigin Günün Hatirasi

Sana nasil anlatilir
Sensiz hayatin boşlugu,
Bir zindanin agir agir
Çöker üzerime loşlugu.
Dünya her mihnete bedel
Sen oldugun için güzel
Hayat, hayal, ümit, emel
Senden aliyor hoşlugu.
Ariyorum seni uzak
Bir şehirde sallanarak
Hala geldigin günün bak
Üzerimde sarhoşlugu.


Orhan Seyfi Orhon |


arwen 26 Mayıs 2007 00:40

çiseleyen bir yağmur altında,
bir çift yürek görürüm
el ele tutuşan.
yaşlı biri çıkar sokak başından,
gözlerinde bir çift yağmur damlası.
yavaşça yürür,
üzerinde ölümün soğuk hırkası
beli bükülmüştür, gözleri de yorgun...
sanki bir savaş esiri,
özgürlüğe adım adım giden.
sonra bakar yüzüme,
belli ki anlar halimi
gülümser yüzüme,
gülüşlerinde yılların hatırası.

yağmur yağmaya devam eder,
göçebe düşlerimin üstüne.
sonra sen çıkarsın yorgun hasretlerimden.
damlalar gözlerime yağar,
ıslanırım.
tutup da ceketimi savurur,
gömleğimi yırtarım.
sırılsıklam olurum.
içim ansızın ısınmaya başlar,
yüreğime yağan,
yağmurların hatırasıyla
içim ateşler içinde yanarken
derimden buzdan bıçaklar.
patlamak üzereyken,
seni içimden atmaya çalışırım
ama nafile umutlar.
yüreğime gözlerin yağar,
ve ben seninle ıslanırım
yağan her yağmur damlasıyla


halis babat


Misafir 26 Mayıs 2007 00:45

Yanlış Anla Beni

Keskin Bıçak Aşkının Kestiği Damarımdan Fışkıran
Ayrılığı İntihar Ediyorum
Kırık Şakaklarıma Yapıştırdığın Teselliyi Dudağımda Uçuklattım
Gidiyorsun Yağmurun Kızı Çekmişsin Pimini Ayrılığa
Gözlerinden Ağrılar Sızıyor Çığlığını Yüklerken Gemilere
Geldiğin Her Yere Yabancısın İçinde Taşıyorsun Katilini
Tokada Doydu Yüzünün Sol Yarısı
Kalın Bir Kalem Altını Çiziyor Şimdi
Kanat Sürçüyorsun Bir Gidişe
Ardında Gurbetleşen Kavuşmalarımız

Yakıştırıyor Her İntiharı Bana
Benden Çok Sağanaksın
Parmaklarımın Ucusun
Yaktım Ve İçtim
Dön Ve Gül
Gül Ki
Gözlerim
Çiçeklensin
Yalanlarla
Saklıyorum
Sevdamı

Ne Olur Yanlış Anla Beni.....


Kahraman Tazeoğlu


Mystic@L 26 Mayıs 2007 01:21

İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler.
götürüp kâfire : «Buyur...» dediler.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Eli kolu zincirlere vurulmuş,
vatan çırılçıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur :
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Nazım Hikmet


arwen 26 Mayıs 2007 01:24

ölümsüz gülüm



Zaman bin kanatlı kuş gibi
Göz açıp kapamadan gelip geçiyor
Bu aramızdaki sayısız çiçek gibi
Anılarımızın aynasında birer birer açıyor

Bakışların canıma can katıyor her çiçekte
Seni kokladıkça yüceliyorum
Gökyüzündeki telli turnalarla birlikte
Adını heceliyorum

Zaman takılıp donacak yakamızda inanıyorum
Aynı resimdeymiş gibi yan yana kalacağız
Mevsimler dönüp gitse de bir tanem
Göz göze, el ele olacağız

Sevdalı gönlüm seninle dolu
Yok musun ölüyorum
Ütülenmiş elbisemde, yıkanmış gömleğimde
Varsan gülüyorum

Es deli rüzgâr es, zamanı katıp önüne
Hangi yöne götürürsen götür
Bahçemdeki biricik çiçeğim, sevdiğim
Ölümsüz gülümdür!



oyhan hasan bıldırki



arwen 26 Mayıs 2007 03:15

UNUTMAK KOLAYMI

Bir an düşünmeden durabilsem seni
Unutabilsem o gülen gözlerini
Avucumda izi kalan ellerini
Unutmak kolaymı tatlı anılar


Sesini duyunca göklere uçarım
Gölgen hep yanımda gözüne bakarım
Hayalinle yaşar hep seni anarım
Unutmak kolaymı tatlı anıları


Başım omuzunda koklasam tenini
Tutunup sarsam o titreyen elini
Unutsam herşeyi öpsem gözlerini
Unutmak kolaymı tatlı anıları


Heder oldu ömrüm senden uzaklarda
Aşkımızın izi her an ruhumuzda
Sevgiyi tanıdım tek senin yanında
Unutmak kolaymı tatlı anıları

Şimdi turnalara tutunup gelemem
Dikenli yollardan gülleri veremem
Özlemin bitmiyor sevgini silemem
Unutmak kolaymı tatlı anıları


Maziyi anarda,yürekten coşarım
Sen geldin diyerek,durmadan koşarım
Senin için karlı dağları aşarım
Unutmak kolaymı tatlı anıları


SABİHA SERİN


€c€m 26 Mayıs 2007 11:53

http://www.balcanet.net/resima/jpg/dagarcik10101.jpg
http://www.balcanet.net/resima/jpg/dagarcik10101-isim.jpg


Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı:

Ona işaret parmağımı kaldırıp yasaklar koymak yerine,
parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim.
Hatalarını daha az düzeltir,
onunla daha cok yakınlık kurmaya çalışırdım.
Onu sadece gözlerimle izler,
saat kısıtlamaları koymazdım.
Daha bilgili olmaya çalışır,
daha cok şefkat gösterirdim.
Onunla daha çok yürüyüşlere çıkar,
uçurtmalar uçururdum.
Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine,
onunla oyun oynardım.
Onunla kırlarda koşar,
yıldızları seyrederdim.
Onunla daha az çekişir,
ona daha çok sarılırdım.
Önce benlik saygısı kazanmasını sağlar,
sonra bir ev almaya çalışırdım.
Ona her zaman katı davranmaz,
onu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim.
Güç konusunda daha az ders verir,
sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim.

Diane Loomans


Mystic@L 26 Mayıs 2007 12:46

İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler.
götürüp kâfire : «Buyur...» dediler.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Eli kolu zincirlere vurulmuş,
vatan çırılçıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur :
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Nazım Hikmet


Mystic@L 27 Mayıs 2007 00:48

Seni aradım bu şehirde yıllarca
Yana yakıla seni..
Sen kimdin, sen neredeydin kimbilir.
Hep böyle sensizmiydi bu şehir.
Bu şehir İstanbul’muydu ?
Öyleyse sensiz yaşanmazdı bu şehirde
Gemiler demir almazdı
Trenler işlemezdi
Sen olmasaydın
Bir ömür bitip
Yepyeni bir ömür başlamazdı içimde
Bahar gelmezdi
Ağaçlar çiçek açmazdı
Seni bulmasaydım
Ve ben yoktum
İstanbul yoktu
Sen olmasaydın.
Ümit Yaşar Oğuzcan


jöly 27 Mayıs 2007 01:08

Aşk Kitabı

Ne olur söyleyin sevenler bana
Ayrılmak kanun mu aşk kitabında
Elele tutuşup gülmeden daha
Terketmek kanun mu aşk kitabında

Ümitlerim kırıldı bitti
Hayallerim yıkıldı gitti
Bu dert beni benden etti
Sevdim sevdim bak ne hale geldim

Her seven sonunda düşüyor derde
Bu aşk kitabının yazanı nerde
Bir aşık inandı çok sevdi diye
Terketmek kanun mu aşk kitabında
Ahmet Selçuk ilkan


arwen 27 Mayıs 2007 02:02

Devreden zaman içinde,
Ağıtlar yakan bir türkü gibi,
Dudaklardan uzak,
Unutuldum....

Hoyrat bir rüzgar önünde,
Kırılan bir dal gibi,
Korumasız,kıskıvrak
Unutuldum....

Hayalin yürürken önümde,
Tozlu bir kitap gibi,
Suskun,tutsak
Unutuldum....

Sindiremesemde içime,
Çökmüş bir mezar gibi
Yalın, çıplak,
Unutuldum....



seda ahmet


Sedef 21 27 Mayıs 2007 02:28

Farkındamısın
farkındamısın
bir sami burda
yanan aylardan sonra
zalim seni anan
bıkmadan usanmadan
olmayan aşkını arayan
farkındamısın
kopr içimden
unutulur bu mısralarda


farkındamısın
uyurken yatağında
belki başkasının koynunda
bilinmeyen memlekette
sınırsız uzakta
farkındamısın
aşk yakın bana
bir nefes kadar
ondanda öte
karışamıyor havaya




Serhat Demircan


arwen 27 Mayıs 2007 02:34

BENİ SUÇLAMA


Karanlıktan ürperiyorum,
Soğuk değil biliyorum,
Geceler uzun ve kahır dolu,
Yıldızlar soruyor bana onu.

Sen varsın şuan yanımda,
Birde yıldızlar semada,
Hafif bir rüzgar,
Saçlarımı uçurmakta.

Gine vurdun aklıma,
Bu defa özlemle değil,
Nefretle andım seni,
Düşündüm son yaptığın pisliği.

Birkez daha lanet okudum kadere,
Birkez daha kızdım kendime,
Niye tanıyamadım seni diye,
Niye Allahım niye?

Sen bendeki beni öldürdün,
Artık bıraktığın ben değilim,
Herkeze,herşeye tedbirliyim,
Ve yalan aşka tepkiliyim.

Biri var hayatıma girmek isteyen,
Beni olduğum gibi kabul eden,
Belkide olur,neden olmasın,
Nasılsa sen gittin,hayatımda yoksun.

Severse beni yürekten,
Haberi varsa sadakatten,
Açacağım gönül kapımı ona,
Sakın bundan dolayı,beni suçlama.

Sonunda banada ihanetti öğrettin,
Bak sende eştiğin kuyuya düştün,
Bundan sonra bende ne varsa senin eserin,
Övün emi eserinle sen sevin.



NİHAL ÇİĞDEM NALÇACI


arwen 27 Mayıs 2007 04:13

Bir çift söz oldun dilimde
Duruyorsun icimde
Dualarimda dilegimde
Hep sen varsin unutmadim

Bir çift goz oldun bende
Seviyorum seni sevmesende
Ruyamda hayalimde
Hep sen varsin unutmadim

Bir can oldun bedenimde
Yasiyorsun icimde
Baktigim her yerde
Hep sen varsin unutmadim



yüksel akkaş



Saat: 11:00

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık