![]() |
-Gece- sessiz bekçisidir gece el değmemiş günahların sokaklar sakin ve sessiz saklar gibi tüm yasakları ve gece gizler duyguları, kirli battaniyesiyle riyaların uyuturken seni yağmur sesiyle aslında uyanışıdır kendisi tüm günahların masum görünen bir boşlukta öpüşü gibi bir hayat kadınının ilk defa bir erkeği dudaklarından Elif Gülay |
İyi ki Varsın Bir şiir yaz benimle gözlerini anlatalım en derin mısralarda yoklukları eritelim kısa mısralarında. Sen bana anlat kendini ben seni yazayım tüm varlığımla bir mısrasını sen yaz şiirin bir mısra ben ekleyeyim gönül ister ki sevdiğim son mısrada birleşelim. Bir şiir yaz benimle yüreğin tükenmeyen kalemim olsun sevda sana en yakın mısra özlem bana en uzak mısra tutku bizi anlatan her mısra olsun. Varsın hiçbir kitap almasın içine hiçbir mekanda okunmasın zamanı durdur mısraların birinde saat, ayrılıkla buluşturmasın. Bir şiir yaz benimle ellerinle okşa her mısrasını gözlerin her kıtada nöbette her kelimesi ağırlığınca yansın okudukça gözlerim seninle aydınlansın. Yüreğini değdirip yüreğime yüzünün çizgilerinde yansıt yüzümü kaldır aramızdan yer çekimini boşluğa bırak kalan ömrümü. Bir şiir yaz benimle adını bırak her mısrasına kaybolan günleri tut avucunda yokluğu ayır başka şiire bedenin kalsın en son mısrada dumanı tüterken sana sevdanın bir şiir yaz, seni unutturmasın. Tutuştur harfleri, dünüm de yansın şiirimin özü, iyi ki varsın. Halime Baydar |
Bıraktın ellerimi Unuttun sözlerini Yıkılan hayallerim Biten ümitlerimdi Giderken uzaklara Ağlayan gözlerimdi Söyle buna değdimi Ama sen hep haklıydın Bak şimdi pişmanmışsın Beni hiç uğraştırma Sen yolu biliyorsun Git boşuna yalvarma Hani hep derdin ya Sevdiğim benim herşeyim Söylesene bumuydu değerim Vazgeçmem kararımdan Bir tek gururum kaldı o da benim herşeyim.. |
Kalemi aldım elime Çıkmadı tek bir kelime Sus oldum Suspus oldum Saat tik tak tik tak Zaman doluyor bak Ömürü sorarsan İlerliyor ah Ne ah işe yarar Ne de içten bir vah Çünkü ahirettir Varılacak karargah.... Handan Kalsın |
Meğer Ne Çok Susamışım Ruhuma Denk Günlere Dün gözlerimin önünden geçip gittin; geçmeyen zamana inat ötelediğim tüm öfkeleri biriktirdiğim tüm hüzünleri yüreğime yığarak acı bir hatıranın hatırını bile hak etmeden gözlerimin önünden geçip gittin… Bir hayaletten farksızdım yanından kaçarcasına gittiğim gece… Yollara vurup kendimi aldırmadan kalabalığa avazım çıktığı kadar haykırışım geldi aklıma… Kaç kere kaçmak istedim kendimden senin kahkahayla çınlattığın sokaklarda. Ezilmişliğimle kendimden utanışımla karıştığım karanlıklarda kendimi kaç kere delirmişliğimin sınırından topladım… Kadınlığımdan utandım ilk defa ilk defa bu kadar yoğundu nefretim kendimden… Yüzümü döküp önüme pişmanlığıma sarılıp kalktım ayağa ağlamadım… Korktum; Sahipsizliğimden kimsesizliğimden zihnimdeki belirsizlikten korktum… Karıştığım kalabalıklardaki yüzler anlamış mıydı sence utancımı? Ellerimle söküp atmak istediğim yüreğimin deli gibi çarptığını duyan olmuşmuydu sence? Git artık ömrümden gecelerimin karabasanı olmaktan vazgeç. Gözlerimin önünden geçip gittiğin gibi tüm varlığını al git yaşadığım şehirden… Senden yana biriktirdiğim tüm özlemlerimi özgür bıraktım artık… Şimdi tüm tebaasını kaybetmiş bir komutan gibi başım dik ama ne yapacağını bilmez vaziyette geziyorum ortalarda… Yazdan sonbahara döndü mevsim… Ruhumdaki hüzne inat masmavi gökyüzü yerini yüzünü dökmeyi bekleyen bulutlara bıraktı. Ben ilk defa bu kadar ait hissetim kendimi hayata. Meğer ne çok susamışım ruhuma denk günlere.Meğer ne çok acıkmışım insan yüzüne... İlk defa hissizleştim acıyı ilk defa boğdum belki de öfkemde. Çünkü sen; Geçmeyen zamana inat ötelediğim tüm öfkeleri biriktirdiğim tüm hüzünleri yüreğime yığarak acı bir hatıranın hatırını bile hak etmeden gözlerimin önünden geçip gittin… Ve ben son defa sadece sözlerimde tekrarlıyorum seni düşlerimde bir daha tekrarlamamak adına… |
Ve Anla çıplak ayaklarınla dokunuver toprağa anla serinliğini anla derinliğini yağmurlu bir günde çık çayıra-çimene dolaş çamurlu yollarda bak ıslanan yapraklara ve anla köy yaşantısını var güzelliğinin en temizine bırak ıslansın saçların yağmur damlalarıyla kalabalık ve kirli şehirlerin lüks duşlarından iyidir dağların yağmurları utanma soyun karalarından çıkar at kirli giysilerini yık önündeki aşılmaz surları kendine gel kim ne derse desin tenine yağmur damlaları değsin Ömer Ilgaz |
Aralığından penceremin Görünür mü ay yüzün gülüm Sevmekse kökü bende Gene uzar aşkın dalları Benzemez başka şeye Şaşırtır aşkın halları Han Danca |
Bana Bir Şimşek Çak Bana bir şimşek çak ortalık fena karanlık yüreğim örtülüyor ağır bir dalgınlığa genişliyorum durmadan değişen o mevsimde dağlarda kalın omuz omuza bulutlar çok fena kalabalık ellerim çıplak bana bir şimşek çak kötü bir tuzaktayım bilmem ne yapsak aklımda fikrimde onlar yaşlı ve genç erkek ve kadın korkularıma tutsak bana bir şimşek çak içim içime sığmıyor artık vahim bir çağrışımdan daha vahimine atlamaktayım bana bir şimşek çak belki fena halde yanılmaktayım o ince kız çocuğu gün doğmadan her sabah bir hapisaneden bir nezarethaneye kelepçeli götürülüyor dudakları titrek gözlerinde buğu bilmem ki nasıl anlatayım bağışlanmaz suçu dünyayı sevmek bir de o adını bile bilmediği kıvırcık saçlı'devrimci'öğrenciyi fakülte kapısında vurulmuş yağmurun altında çıplak bana bir şimşek çak çok yanlış anlaşılmaktayım hesabım yanlış bir mahkemede görülüyor içimdeki zemberek boşandı boşanacak yaşamak mı gerek yoksa unutmak mı şaşırmaktayım galiyef yoldaş ne olacak galiyef yoldaş sibirya sürgünü sanki yalın bir bıçak kayarak bir kırlangıç hızıyla bulutların arasından karanlığın böğrüne saplanacak galiyef yoldaş ne olacak galiyef yoldaş sibirya sürgünü elinde bir mektup eski yazıyla artık yüzünü bile unuttuğu karısından burnunda sadece kokusu var ilkbahar kadar müşfik sonbahar kadar yumuşak galiyef yoldaş ne olacak avrasyada hala mazlumların uğultusu kısa bozkır atlarının nallarından gizli kıvılcımlar ki etrafa saçılıyor azadlık mermileridir çekirdekleri çelik cehennem gibi sıcak bana bir şimşek çak sala veriliyor görünmez minarelerden İzmir de istibdat'ı yaşamaktayım bir yangın soluğu sokak içlerinden kordonboyunda muzaffer atlılar fahrettin paşanın süvarisi bana bir şimşek çak yolumu aydınlatacak gazi'nin gözlerinden mavi bir şimşek kuva-yı milliye mavisi aynı emaneti taşımaktayım 'hürriyet ve istiklal benim karakterimdir' çünkü hain sinsi ve korkak aynı düşmana karşı savaşmaktayım Atilla İlhan |
Devrilmez Aşk Devrilmez aşk çınar gibi Yanıyor ki fener gibi Yaprak gölge sunar gibi Bir aşk buldum bu aşk bende Gözyaşlarım gönül çeşmem Söz vermiştim yara koşmam Düldülsüz dağları aşmam Bir aşk buldum bu aşk bende Kor ateş dumansız yanar Gönül bende, koca çınar Kuşlar dalda haber mi var Bir aşk buldum bu aşk bende Cemalinde aşklar çoktur Bir aşk buldum bende Yeryüzünde varlık haktır Bir aşk buldum bu aşk bende İnsanlara sitem etmem Bir aşk buldum bu aşk bende Geceleri bazen yatmam Bir aşk buldum bu aşk bende Dalgalandı beden yanar Bu nasıl aşk çare arar Yar gözyaşı pınar sanır Bir aşk buldum bu aşk bende Fehmi çözülmedi bağım Gönül ölmedi ki sağım Yar diyor ki nedir çağım Bir aşk buldum bu aşk bende Alıntı... |
Unutma ki... Sen uykusuzluk nedir bilir misin Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı Gözlerini tavana dikip Düşündüğün oldu mu bütün gece Ve bütün bir gün Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç Gelmeyince Seni aramayınca Ölesiye ağladın mı Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların Ona ait ne varsa Bir bir hatırladın mı Sen günden güne erimeyi bilir misin Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi Bir teselli aramayı Issız parklarda, tenha sokaklarda Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda Deli divane yollara düşüp Yaşlanmış bir köpek gibi Eskimiş bir gömlek gibi Atılmışlığını hissettiğin oldu mu Sevmekten Günler geceler boyunca yürümekten Elin ayağın yoruldu mu Sen yalnızlığın acısını bilir misin Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı Bütün gururunu çiğneyip Sevdiğinin geçtiği yollarda Bastığı toprakları eğilip öptün mü Sen çaresizlik nedir bilir misin Sen yokluk nedir gördün mü Yanan başını Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden Sen her gün bin defa öldün mü Böyleyim diye ayıplama beni Bir gün kendimi Sonsuzluğun koynuna bırakırsam Yaralı ve yenik bir asker gibi Darılma Unutma ki Her seven isimsiz bir kahramandır Unutma ki İnsan; sevebildiği kadar insandır. Ümit Yaşar Oğuzcan |
| Saat: 16:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık