![]() |
HÜZÜNGücüm hayatım nem vara kaybettim Kaybettim ah, dostlarım neşemi Kalmadı hayatta kibrim, azametimOydu vehmettiren dahiliğimi "Hakikat budur" dedikleri zaman Karşımda sahiden bir dost zannettim Hakikati anlayıp duyduğum an Çoktandır galip gelmişti nefretim Ama işte hakikat ebedidir Yaşarsa bir kimse ondan bihaber Alemde ömrünce gafil kişidir Tanrı soruyor, cevap vermek ister İyi ki ağlamışım ara sıra Elimde kalan servet bu, dünyada ALFRED de MUSSETÇeviri: Orhan Veli Kanık |
Mevsimsiz Kapandı şehrin kapısı, Soluksuz gecede, /Hiçbir günahta eskitilmeyen, Işıkları yandı kaldırımların, Göç zamanı, Sevdiklerim durur karşıma, Avare ruhun çıkmaz sokakları, Yasaklanmış aşkların, Sonsuz geçitlerinde kayıp, Olasılık bayramları, /Yortulan sessizlik, Tuvalde renksiz, Yakamoz vurgunu, Cümleler tutulması, /Serin sularında, Yelkensiz, Bir nefeslik düş kaldı içimde, Gelişimde utangaç, Gidişimde mevsimsiz... |
Öze özlem Denize özlem onun derinligine Yaylaya özlem onun güzelligine Daglara özlem erişilmez oluşuna Geceye özlem yalnızlıgına Poyraza özlem deliligine Sılaya özlem yarın güzelligine Saza özlem nağmelere Söze özlem bal dillere Uykuya özlem ölüm oluşuna Rüyaya özlem yarın gelişine Dosta özlem yüregine Sırra özlem serden geçişe Öze özlem özden oluşuna Kula özlem topraktan gelişine Yaza özlem kışı silişine Güle özlem bülbülün hatırına Özlem toprakta bitecek Bu can özlemle gidecek |
Minik Taneler küçük kar taneleri onların bir tanelari aşkımın tuz taneleri |
Aşk Okudum - Aşk Dokudum Ben bu gönül tezgahinda Ask dokudum, ask okudum Erenlerin dergahinda Ask okudum, ask dokudum Her güçlügü bile bile Göznuruyla, sabir ile Yumak, yumak, çile çile Ask dokudum, ask okudum Bir ömür yana yakila Yazdigim sigmaz akla Acimadim kirkdört yila |
Mızrak Deliğine Saklanan Aşk - ben mi geciktim yoksa ben mi geciktim. Görememişken karşı yamacı, hazırdın hızlı varışların kalkış noktasında, öyle ki yelkenlinin bezini damarlarınla yamadın bin yerinden delikleri tıkamıştın, birkaç enli yanlı mısraları karaladığın eliften kılıcının düzlediği kaburca kemiklerimizle ne senindi güdülmeden doymuş düşünceler ne benim Ne sen takıldın çobanın düz dallardan ördüğü zamanın boynunda asılı kolye gibi duran çite ne ben sen bilemedin vasiyetinden anladım zirvelerin yolu uğramazdı o çitlere kim eğmiş yolları bildik ya. Hüzne sahiplenen dalları düzelttiğimiz kazanda yaktım vasiyetinin gereği. Ateş gülümsedi seni andığımda ağlamayı def ettik ayıklanmış topraktan toprak çıkarıp başını aşktan geri verdi mızrak deliğine sakladığın dişlerini tüm gölgeler gölgeni andı, ağladım. Yelkenliler tazelendi fosforlandı yollar gerildi hainler toprağın çenesinde kilitlendi haydi'ler bürünürken hoşça kal'ın hırkasına şaşıran insanlara vasiyetinin gereği bu şiiri yazmak düştü. |
bahar vurgunu sevda mevsimindeyiz gülüm doğum sancısında bir ana gibi bereket saçıyor toprak ışığa,umuda aydınlığa uzanıyor kollarım aşk doluyor yüreğimin sarnıcına... ah benim yüreğinin sesine gönül verdiğim yine seher yelleriyle giriyorsun kanıma adınla çiçekleniyor dudaklarım kokunu getiriyor dağ rüzgarları menekşeleniyor gözlerim sıcacık bir gündoğumu oluyorsun tenimde.. şimdi sevgiye bulandı sesim ay ışığına söylüyorum şarkımızı kıvılcımlar geçiyor yanaklarımdan keşfedilmemiş okyanuslarla dökülüyorum yollarına... kollarım iki yanı açılmışken eşkalin yansırken duvarlarımda yakomazlarla yanan ay ışığı gibi alev alev sen ak içime bırak yanabildiği kadar yansın üşüyen soluğumu ısıt nefesinle... gel! .. sokul bana al sensizliğimi kollarımdan biriktirdiğim yıldızları saç karanlığa erteleme içimde yeşeren baharı uyanan doğa, filizlenen ağaç misali sevdanı sür..doldur damarlarıma senin limanına demirlesin gemilerim parmak uçlarından yol alalım sevdaya... 17.03.2006 00:20 Seval Kemertaş |
TÜRKÇE KATLİAMI Bu gün dil bayramı, yıl dönümünde, Fevkalâde geliştirdik Türkçe’yi. Bıraktı Atatürk, yetmiş senede, Yetmiş parça bölüştürdük Türkçe’yi. Kökümüze ateş yaktık, harladık, Dalga geçtik, küçümsedik, horladık. Bambaşka bir dil olamaya zorladık, En sonunda oluşturduk Türkçe’yi. Hele gençler, çocukları uyuttuk, Televole kültürüyle büyüttük. Baskı yaptık, öz dilinden soğuttuk, İngilizce çalıştırdık Türkçe’yi. Aydınlar, yazarlar, enteller ile, Basını, medyası verdik el ele, Uğraştık, didindik, koyduk bu hale, El âleme gülüştürdük Türkçe’yi. Kafamıza göre çaldık, söyledik, Dışardan “sözcükler” ithal eyledik. Afrika’yı, Uganda’yı boyladık, Tarzanca’yla buluşturduk Türkçe’yi. Eskiler bu dilde ağıt yakardı, Güzelliği yürekleri yıkardı, Anamın ak sütü gibi kokardı, Günden güne yılıştırdık Türkçe’yi. |
Muhtacım Sana Gözlerin namluda Bir çift kurşun gibi Vurur beni Her gece Hatıralar bir kabus gibi Girer her gece rüyalarıma Tenin ateş gibi Yakar bedenimi cayır cayır Sen gittin gideli Namluda duran gözlerinle Rüyama giren kabus gibi hatıralarla Bedenimi yakan teninle Yaşamaya çalışıyorum Yokta olsan yaşamaya çalışıyorum Anla beni çalışıyorum işte Yalnız gidiyorum gideceğim yere Yalnız yatıyorum yatağıma Ne bileyim yalnız geçiriyorum günlerimi Ne bileyim sabah yalnız kalkıyorum Unutmaya yok saymaya çalışıyorum Senli günleri yaşamamış sayıyorum Ne bileyim unutmaya çalışıyorum Unutabiliyor muyum ki sanki Ne bileyim Bilmiyorum, bilmiyorum Ne bileyim Bildiğim tek bir şey varsa Oda, Sana muhtaçlığımdır Birtanem. |
HEP YANLIZIM Matemini tutup Yıllarca acısını çektiğim Uğruna ateşler yaktığım Dağ başlarında Sürgün yediğim hançerlendiğim Köy yollarında Şimdi rüzgarlar eser Kadere inat.... Ve bir ölüm düşün Yaşanması mwcburi Uçurum kenarında Aşklara sebep Ve beni düşün karlı yollarda Yanlız başıma dolaşırım hep... |
| Saat: 14:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık