![]() |
Olan aşk olmayan aşk Vermeyi isteyince istemeyi veren aşk, istemeyi ver bana, istemeyi veren aşk. aşkın aşkı olunca, aleme rahmet oldu,rahmet aşk merhamet aşk,mehmet aşk muhammet aşk. bir gün ben dee düşseydim bu aşkın ateşine, anlardım ki o zaman düşen aşk düşülen aşk. derler zikret yerleşsin diline gönlüne aşk, madem herşey aşk ise dilde aşk gönülde aşk. bülbül gülü görseydi ona aşık olmazdı, bir çiçeğin hasreti özlemiyle dolmazdı, gözde aşkın olunca, gören aşk görünen aşk. hevayı yaralasam, adımı karalasam, irci der misin bana, dönem aşk dönülen aşk. alemde ne var ise aşk ile varolmuştur, adem de ne var ise aşk ile yoğrulmuştur, görmryrn göremeyen aşk ile boğulmuştur......... Alıntı... |
Bir Yabancı Gibi Gelip Gidiyorsun... Sanki seninle hiç bir şey yaşamadık. Bir yabancı gibi gelip gidiyorsun yanıma, Sanki birbirimiye deli gibi aşık olmadık, Bir yabancı gibi gelip gidiyorsun yanıma... Acıyorum şimdi seninle geçen zamana, Her gelişinde bir tebessğm,kuru bir mehaba, Demek sonunda bunudamı yaşytacaktık? ha! Şimdi bir yabancı gibi,gelip gidiyorsun yanıma... Sanki deli gibi seven,sevilen biz değildik? Kimi zaman güldük,kimigünler ağlardık, Şimdi birbirimize iki yabancı olduk, Yazık bir yabancı gibi,geliyorsun yanıma... Gözlerin bile eskisi gibi gülmüyor, Senin için ne acılar çektiğimi bilmiyor, Her an seninleyim,gönlüm seni seviyor, Sense bir yabancı gibi geliyorsun yanaıma... İnanıyorum bu acılar bir gün dinecek, Bu garip aşık bu dünyadan göçecek, Senmi kaldın arkamdan gözyaşı dökecek? Gelme artık, bir yabancı gibi mezarıma... Söy Yazarı. Erol Sagun. |
BİR KADIN GİTTİĞİNDE Kadınlar gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluk bırakırlar Onlar bir gün çekip gittiklerinde peşlerinde yetim öksüz kalan çok olur. Mutfaktaki dolaplar, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler. Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar. Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların. Sık sık boynunu büker sarıkız. O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlamaz krom hac taşının. Balkon artık sessizdir.koridor kimsesiz. Bir kadın gittiğinde .. Buir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı,bir bahçıvan, bir muhasebeci. Bir anne gider.. Bir dost.. Bir arkadaş.. Bir sevgili.. Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.. Yine ıslandı göz pınarlarım.. Ben dahi yetim kaldım.. Sözcükler yetim kaldı.. Hep böyle olur,bir kadın gittiğinde,övgüler,uyarılar,yakınmalar,dualar yetim kalır, Kapı eşiğindeki " Dikkat et " duyulmaz. Annesi gitmiştir "geç kalma"nın. Kadınlar arkalarında büyük boşluk bırakarak giderler. Bir kadın gitiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında.. Ve bir kadın gittiğinde.. Pek çok "yetim" bırakmıştır arkasında....http://www.turkiyemforum.com/images/satellite/smilies/smilie39.gif:( Alıntı |
ŞİİR GÖZLERİN Deniz feneri misali, rotasındayım bakışlarının, Dümenim kırık deniz gözlerinde. Geceye yenildi gündüz, ışığındayım. Bilirim ne zaman gidilir gözlerinden. Rotasız olsa da bakışların, gözlerinde demir atarım. Geceye sürgün edildi gözyaşlarım, Kalemi kırıldı gözlerimin. Zindan karasına mahkûm edildi bakışlarım. Bilirim, Ne zaman mahkûm olunur gözlerinde. Müebbet olsa da bakışların, gözlerinde yaşlanırım. Serseri bir kurşun şarkı söyler gecede, Gözyaşlarım düşer kaldırımlara. Masum bir sevda vurulur köşe başında. Bilirim, Ne zaman ölünür gözlerinde. Bakışların saplansa da kalbime, gözlerinde hayat var ya. Gözler kalbin aynasıdır derler ya. Bilemez kimse deniz gözlerin neler anlatır. Yalnızlığıma yoldaş, yüreğime sırdaştır bakışların. Bilirim, Ne zaman aynayım gözlerinde. Bakışların benden uzak olsa da, gözlerin zaten benimdir ya Şair değilim yazayım gözlerini. Yaradanım özenle yaratmış her birini. Gözlerim kör, bakışların lal yaptı dilimi. Bilirim, Ne zaman şiir yazılır gözlerinde. Şair sensin şiir sensin, gözlerin zaten şiir’dir ya. 14.06.2006/Bursa SEBAHATTİN ABİ |
KEDİM bir kedim var adı pamuk pamuk henüz bir yaşında hem cesurdur hem kurnaz küçüktür insandan biraz bir tıkırtı duyar duymaz uyanır aslan kesilir gözleri volkan kesilip bizlere haber verir o geldiği günden beri bizim evin fareleri damdan tavandanindiler bir deliğe sindiler pamuk buldu fareleri damdan ve tavandan çıkardı diri diri artık bunlardan hiçbiri dolaplara girmiyor hiçbiri eve gelmiyor kitapları kemirmiyor. SEVDA EFE |
Sonu yok bu sevdanın, görünmüyor bir ışık, Ben, uslanmayan deli, asi, çılgın bir aşık. Mevzu bayağı derin, birazcık da karışık. Düştüm dipsiz kuyuya, görünmüyor bir ışık. Damarımda kan oldun, bedenimde bir nefes, Seninle çok mutluyum, seninle oldum enfes. Ruhun bir başka güzel, baş tacımsın prenses… Ölürsem, olur musun bedenimde bir nefes. Ben, sevgine inandım, bir gülüşünde yandım, Kandırmadın ki beni, nasıl derim aldandım? Sözlerim senet olsun, hiç senden kopamadım, Ben, cehennemde değil, bir gülüşünde yandım Varlığın candır bana, sen yoksan ben bir hiçim, Hasretin dağlar beni, sevdandan yanar içim. Adam gibi severim, sana sevgim o biçim. Dünyayı da verseler, sen yoksan ben bir hiçim. Vecdi Murat SOYDAN |
Sen gelince... silkiniyor,titriyor ve kendine geliyor şehir.. Gün ortası oluyor gece yarısı.. Sen gelince gidiyor yalnızlığım,umutsuzluk terk ediyor yüreğimi.. İçimi kaplıyor çocuksu bir sevinç.. Sokağımın adı “Mutluluk “ oluyor Sen gülünce... gülüyor şehir.. Tüm sevinçleri kucaklayıp bana armağan ediyor.. Dağılıveriyor hüzünlü bulutlar bir çırpıda.. Derin bir huzur kaplıyor sokakları .. Ve hareketleniyor yüreğim uçacakmışçasına.. Utanıyor şehrin asık yüzü sana bakıp.. Tebessümler art arda diziliyor dudaklarımda.. Sen gülünce;ben de gülüyorum.. Sen konuşunca... susuyor,Çıtı çıkmıyor hüzünlerin.. Koşar adım uzaklaşıyor ulaşılmaz hayallerim.. Susuyor vadesi dolmuş suskunluğum sen konuşurken.. Sözlerine sarılarak uyuyorum,sessizliğin yerine.. Sen susunca... susuyor tüm şehir.. Gel-gitlerim bitmiyor kendi içimde.. Gidiyorum ama gelemiyorum.. Sen susunca..sesler susuyor,ben susuyorum... Bu koca şehir susuyor... Susuyoruz,susmalara lanet ederek.. Sen gidince.. benden gidiyor şehir.. Güneşini sırtına sarıp kayboluyor umutlarım ufukta.. Yollarım, yollarına düşüyor peşin sıra.. Gölgen görülmez oluyor saçlarımda.. Ve ben öylece kalakalıyorum koca bir boşlukta.. Tıpkı annesinin elini bırakıp kaybolmuş bir çocuk gibi.. Öksüz ve yetim.. Sen Gelince... Sen Gülünce... Sen konuşunca... Sen susunca.. Sen gidince... Vaz geçemiyorum iki nokta arasındaki gel-gitlerden.. Ya gel.. Ya git.. Yanıyor bu şehir içimdeki yangınımla.. Söndürmek mi? Ne çare.. Yanmakta Güzeldir Bazen. Yakan değerliyse.. |
Yağmur yağıyor sırırsıklam olmuşum gözlüklerim buğulanmış camlarına seni çiziyorum içimi bir boşluk kaplıyor sinirleniyorum çıkarıyor bir hiddetle siliyorum üstüme başıma her yere her şeye siliyorum her yer sen oluyorsun silinmiyorsun çıkmıyorsun hayatımdan çıkartamıyorum seni tutup içimden uzaklara dalıyor yeşil gözlerim dağların tepesinde ki sislere takılıyor o an orada seninle elele oluyorum gözümü açıyorum yoksun atıyorum o an o dağdan aşşagı çarpa çarpa parçalanıyorum param parça oluyorum sisler peşimden geliyor görüyorum beni topluyor seni topluyor bizi topluyor birleştiriyor yine çıkmıyorsun içimden ne istiyorsun benden daha ne kaldı ki alacağın çöreklenmiş oturuyorsun alacağın cansa kaçıncıya alacaksın farketmez yine al ve git ama ne olur yalvarırım bu sefer gerçekten git |
Bir gün sende düşersin aşk ocağına Yanarsın alev alev Yandıkça beni hatırlar Hatırladıkça ağlarsın Ne ilaç kar eder yarana Ne sular söndürür ateşini Ne o eski dostun teselli eder seni Ne de annenden kalan o güzel sözler Omzuma yaslanıp ağladıkların gelir aklına Beni ararsın gözyaşlarını paylaşmak için Sevdiğim Bilirim Anlarım gözlerinde kaynayan pınarı Ne olur Hiç düşünme Çık gel Tıpkı eski günlerdeki gibi Yaslan omzuma hıçkırıklarınla Ne zaman istersen çık gel bana Mezarım çayın kenarındaki küçük tepenin İstanbul’a bakan yamacında Beraber diktiğimiz servi ağacının altında. Gözyaşlarını paylaşmak için Aynı şefkatle Aynı özlemle Ve aynı sabırsızlıkla hep seni bekliyorum… 14.05.2008 Sinan Akgün |
Puufff..ve Sen Yoktun.. bekledim biraz kalkan tozun yere inmesini biliyordum.. emindim.. toz bulutunun ardından gözlerin gözlerime değecekti.. arayan,telaşlı gözlerle buluşacaktım toz dindi.. kargaşanın tozu bitti.. ve bin atlı koştu yüreğimin üstünde.. seni bulamama,yitirme korkusunu hiç yaşamayan ben.. sen gitmiştin.. başı okşanmış çocuklar gibi masumca, ben bişey anlamadan hemde.. sanki mahsustan.. verdiğim tüm sözler yalandı nasılda kandırdım seni diye haykırarak.. arkanda bıraktığın toz bulutuyla.. peri masalı gibi geldin.. ve puff diye gittin... Elifnaz Kar |
| Saat: 11:42 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık