![]() |
BEKLEDIM Saymadim hasretinle bu kacinci yilbasi Bir ihtimal de olsa doner diye bekledim Ne bir demet karanfil ne bir damla gozyasi Bir hal hatir sormayi dener diye bekledim Su kista kiyamette omrume dusen karda Bir dostuma ugrayip ahvalimi sorar da Belki de bir merhamet duyar da Yenilmez gururunu yener diye bekledim Bir yanda gozlerimde ebediyet uykusu Bir yanda seni son kez gorememek korkusu O guzel ellerinden icersem bir damla su Butun izdiraplarim diner diye bekledim Perdesiz pencereme safakla soktugun an Gelipte basucumda boynunu buktugun an Pinar dudaklarindan ismimi doktugun an Icimdeki yanardag soner diye bekledim Ne sıkmaga gucum var versen bile elini Ne sarmaga mecalim var o incecik belini Alnimda hayal edip o minicik mendilini Gul kokusu tenime diner diye bekledim Dudaklarimda tekbir ellerim goge acik Sen diye irkilirim ses duysam en ufacik O mavi gozlerini bir daha son defacik Dunya gozuyle gormek huner diye bekledim... alıntı. |
Sancısı hissedilmemiş bir doğuş, Farkettirmeden usul usul geliş… Dudak kıpırdayışlarındaki giz, Sesi çığlıklaştıran bir tiz. Ritimle dans eden, Notalardaki biz. Kaç adım koşar, Kavuşabilmek için damarlarımdaki kan? Kaç kana kavuşur, Yüreğimde atarken can? Kal gitme… Farkındayım, Hissettiğim doğuşu sancılı bir gidiş… (15.03.2009) M. Mehtap Türk |
Suskunum Sana Hangi şiire başlasam suskunum sana Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun Güneşte kavrulan bir kum tanesi Çatlayan dudaklarım oluyor her gece Yağmura suskun yaşamaya suskun Haykırabilsem Belki bir nehir köpürebilir sesimde Silinebilir kuraklığın bütün izleri Upuzun çöller vadileşebilir içimde Hangi güzelliği özlesem suskunum sana Yürek boşluğunda bir of kadar suskun Özlüyorum seni masmavi Koşuyorum sana bembeyaz Ve kahroluyorum bir anda kapkara Ah oluyorum Of oluyorum Ve susuyorum Oysa haykırabilsem Işık yumağı bir pınar olur soluğum Hangi türküye uzansam suskunum sana Ağıt ağıt, özlem özlem suskun Tut ki vurulmuşum Aşktan ve kandan bir damla olmuşum Bir saçlarının rüzgarına Bir de ağzının kıyılarına konmuşum Hangi dalga silebilir beni senden Hangi kasırga koparabilir Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum Coşkuların her şahlanışında Sana deprem deprem susmuşum Ve sana susmaktan inan ki yorulmuşum Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası Sözlerinde baskı yasası yeter Hangi kavgayı özlesem suskunum sana Zafer sabahlarında gece kadar Bayram sabahlarında yas kadar suskun Böyle güzelliklere de Böyle suskunluklara da lanet olsun Al bu suskunluğumu al artık Al ki Bütün gürültüler kahrolsun Adnan YÜCEL |
HÜZÜN Hüzün gülümseyişlerimde sevdadır dokunamadığım! Bakamamaktır gözlerine sevgilinin, Duymamaktır toprağın sesini, Bilememektir belkide hüzün,bilinsede her şey! Hüzün evimizin çatlak duvarından içeriye giren üşümektir! Hüzün hiç bir zaman hiç kimseye anlatamadığımdır, Yüregini ortaya koymaktır benim ülkemde hüzün Bulut bulut dolaşıp kaybolmaktır birden bire gölgesiz! Hüzün üşümektir temmuzunda güneşe inat! Deniz olsanda ıslanamamaktır, Özgür olsanda koşamamaktır, Dalgasız kalmaktır limanı olmayan günlere! Hüzün Özgür olmaktır bazen Olamamaktır birde, Olmamış gibi çaresizliktir Nerde diye sormaktır hüzün! Dilsiz olmaktır belkide hüzün İzlemektir kör olsanda gideni ardından! Hüzün Özgür gülümsemelerin en güzel rengine bakıp Siyah beyaz kalmaktır! Hüzün dudaklarındaki ter damlasına dokunamamaktır! Yüregi yanmak,kül olmaktır hüzün, Külünden yine yangınlara koşmaktır! Uzun bir yolun sonundaki yolsuzlukla karşılaşmaktır belkide Hüzün Kocaman bir boşluğa sarılmaktır! Susmaktır Hüzün çığlık çığlığa! S u s t u n! S u s t u m! S U S T U K! Deniz Ekrem |
33 KURŞUN Vurun ulan vurun Ben kolay ölmem Ocakta küllenmiş közüm karnımda sözüm var Halden bilene Babam gözlerini verdi Urfa önünde Üç de kardaşını Ömrüne doyamamış üç dağ parçası üç nazlı selvi Burçlardan tepelerden minarelerden Kirve hısım aşiret çocukları Fransız kurşununa karşı koyanda Bıyıkları yeni terlemiş daha benim küçük dayım Nazif Yakışıklı hafif iyi süvari Vurun gardaş demiş vurun namus günüdür Ve şaha kaldırmış atını Vurulmuşum dağların kuytuluk bir boğazında Vakitlerden bir sabah namazında yatarım kanlı upuzun Vurulmuşum düşüm gecelerden kara Bir hayra yoranım çıkmaz Canım alırlar ecelsiz sığdıramam kitaplara Kirvem hallarına aynı böyle yaz Rivayet sanılır belki Gül memeler değil bu Dom dom kurşunu paramparça ağzındaki Ölüm buyruğunu uyguladılar Mavi dağ dumanını ve uyur uyanık seher yelini kanlara buladılar Sonra oracıkta tüfek çattılar Koynumuzu usul usul yoklayıp aradılar didik didik ettiler Kirmanşah dokuması al kuşağımı tespihimi tabakamı alıp gittiler Hepsi de armağandı acemelinden Vurulmuşum dağların kuytuluk bir boğazında Vakitlerden bir sabah namazında yatarım kanlı upuzun Kirvem hallarına aynı böyle yaz rivayet sanılır belki Rivayet sanılır belki Gül memeler değil bu Dom dom kurşunu paramparça ağzındaki Paramparça ağzındaki Ahmet Arif |
Serseri Yeryüzünde yalnız benim serseri, Yeryüzünde yalnız ben derbederim. Herkesin dünyada varsa bir yeri, Ben de bütün dünya benimdir derim. Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı, Aradım bir ömür, arkadaşımı. Ölsem dikecek yok mezar taşımı; Halime ben bile hayret ederim. Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar; Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr, Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr, Gölgemin peşinden yürür giderim... Necif Fazıl KISAKÜREK |
GEL TUT ELLERİMİ Gönül takvimimi durdurdum Saatlerde çalışmıyor dondurdum Sen gelene kadar hayat ilerlemeyecek Bilmiyorum bu ne kadar devam edecek Yerini doldurmak mümkün değil Kalbim sana akıyor, sanki zebil Bu beden her şeye katlanıyor Ama sensizlik beni öldürüyor Kısacık adın düşmüyor dilimden Geleceğim demiştin ya giderken Elim nabzımda sürekli Her atışta seni çağırıyor sanki Kaderim bana yine oyun oynadı Bilmiyorum kimler seni benden aldı Söyle şimdi gittin mi bensiz Her yerde hatıralar ve yapayalnız Neden anlamadın seni sevdiğimi Sen içimde dolanırken bil ki Kimse mutlu edemez beni Hadi gel tut ellerimi kurtar bu sevgiyi Nuran Üçer |
HERKEZ GİBİSİM HERKES GİBİ Gönlümle baş başa düşündüm demin; Artık bir sihirsiz nefes gibisin. Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin Akisleri sönen bir ses gibisin. Mâziye karışıp sevda yeminim, Bir anda unuttum seni, eminim Kalbimde kalbine yok bile kinim Bence artık sen de herkes gibisin alıntı |
Yaşam Hakkı En son ne zaman günesin doğuşunu görmek için sabahı bekledin? kimin ne diyeceğine aldırmadan güneşin ilk ışıklarıyla dans ettin. en son ne zaman yağmur altında sırılsıklam ıslanmak için yürüdün. yağmur sonrası kokan toprağı en son ne zaman kokladın. gök kuşağını seyrederek çıplak ayakla en son ne zaman toprağa bastın. en son ne zaman bir çocuğun kahkahalarına eşlik ederek başının üstünde döndürdün. en son ne zaman birine yüksek sesle seni seviyorum dedin. en son ne zaman gözlerinden yaş gelinceye kadar güldün. en son ne zaman ıslıkla şarkı söyledin. en son ne zaman sırt üstü uzanıp yıldızları seyrrettin. sahi sen en son ne zaman kendine yaşam hakkı tanıdın? Suray Ekinci (hiçbizaman) |
Hüzün Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı. Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara. Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim. Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi. Ota düşen çiğ gibi, düşmekle şiir cana Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa. Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana Hepsi bu. Uzaklarda şarkı söylüyor biri. Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona Ellere yar olur. Öpmemden önceki gibi. O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla Artık sevmiyorum ya severim belki yine Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca Belki bana verdiği son acıdır bu acı Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona alıntı |
| Saat: 16:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık