![]() |
Bana bir masal anlat Say ki küçük bir çocuğum Dizlerine koymuşum başımı yıldızları seyrediyorum Bir ağaç altındayız Uzun uzun kavak ağaçları olur ya, işte öyle Ben dizindeyim Sen ellerinle saçlarımı okşa Hayatta Hiçbir şeye üzülmeye değmez de, bana Yanında ben varım korkma de Ağlarsam gözyaşımı sil usulca Uzaklarda ağlayan bebeklerin Çile çeken kadınların Sevdiklerine sahip çıkamayan acılı erkeklerin Hepsinin bir gün düzeleceğini söyle, bana Ellerimi sımsıkı tut Eğer sen tutarsan ellerimi Sen giderken hiç ağlamayacağım Ayrılıklar nasıl parçalar beni hiç bilmeyeceksin Ya da usul bir şarkı söyle bana Hafif bir rüzgâr essin Saçlarımı dağıtırken rüzgâr Bütün sıkıntıları da dağılsın Bakışların örtüm olsun Sesin ninnim Uyut beni.. uyut beni.. |
Dağın Ardındaki Yıldız Şu dağın ardında bir yıldız saklı dediler Koskoca yükü üstüme yüklediler Yıldızın adı aşkmış meğer Yüzüme gülerken bunu söylediler. Her adımda yolumdan bir taş kaydı Zirve gözümde pek bir uzak kaldı Ne zor bir yolculukmuş bu sana Tadamadım suyundan kana kana. Taze açmış çiçekler buldum yolunda Saklı dediler kokun onda Koparmaya kıyamadım dalından Eğilip kokladım yeni açmış salkımından. Boğazımı yakan bu kokuda nedir Kokladıkça koklayasım gelir Bu çiçek uğruna değil bir gün Koca bir ömür verilir. Adı neymiş bu çiçeğin dersin Aşık olmayan adın bilmez Derde düşen beri gelsin Sor şu biçareye de sana cevap versin. Hani yar gülerde herkese bir sana gülmez Derdi var dersin, derdin söylemez Tek bir söz ,tek bir hece beklersin Sanki derman, aman nedir bilmez. Bildin mi şimdi ey halden anlamaz Koklamayı bilirsen boğazın yakmaz Hani dedim ya tek bir hece tek bir söz O güzel çiçeğin adı; Naz. Adım adım çıkıyorum yolunda Nefesimi senden alıyorum her soluğumda Koca bir çam ağacı kesti yolumu şimdi Gövdesinde bir ses beni çağırır içeri. Başımı döndüre bu reyha nedir? takılı kaldım Elimi usulca göğsüne uzattım Çekemiyorum kendimi aman Allahım Bir ağaç gölgesinde asılı kaldım. Söyle ey peri nedir bu bağlandığım Ne yatar altında bu altından kisvenin Yoksa O, O mu yıllardır saklandığım Kölesimi oldum şimdi kaçtığım işvenin. Ey Aşk! ne zorlu yolların varmış Sana ulaşamayanlar benim gibi Yarı yolunda binbir engele takılmış Bekleşirler köşebaşında ölüm gibi Gözüm zirvede kaldı şimdi sana bakıp Diğerleri gibi sana ulaşamayıp Kaderim burada bir acı ağıt yakıp Sevmekmiş bir başkasını sen sayıp. |
Sen Seversin Sevdiğin Seni Sevmez... Sen çok seversin ama sevdiğin seni sevmez, Sevmekten vazgeçmezsin, Her gün ölürsün sevdin diye, Her sabaha hüzünlü bakarsın,,, Geceler, hain geceler, Güneş doğmamaya yemin etmiştir sanki, Karanlık, çaresizlik, sensizlik, Ve geçmek bilmeyen her dakika yeniden Ölürsün gecenin tenha sokaklarında,,, Yar nerededir bilmezsin, Seni düşünmez bile çoğu zaman, Umursamaz senin halini, İşte bunlar da öldürür seni,,, Umut denizinden gelecek bir gemi beklersin, Ufuk hep karanlıktır, Gemi gelmeyecektir hiçbir zaman, Bu da öldürür seni,,, Ve bir gün sevdiğini görürsün, O cennet gözleriyle bakar sana, Sonra kafasını çevirip geçer gider yanından, İşte o zaman öyle bir ölürsün ki, Bir daha uyanamazsın…. |
http://www.yazgulu.com/Bg/soy.jpg Tek taraflı bir sevgiydi, beni sana bağlayan ve gözyaşına boğulan yüreğimdeki.. İki tarafına da dokunsan, hiçbir sonuç alamadığın, bir sevdaydı benimkisi.. Ben seviyordum ve içimden, bağıra bağıra söylüyordum. Ben sana aşıktım, ama sen hissetmiyordun.. Çıkaramıyordum içimdeki gücü. Anlatamıyordum ´seviyorum´lu biten o son sözü. Ve gözlerimle söylüyordum ve ben seni özlüyordum, ama sen görmüyordun...! Seviyordum çocuksu bakışını. Her yere ayak uyduran, o çılgın rahatlığını. Ve yerinde kullandığın, olgun tavrını seviyordum.. Her şeyinle hoşuma gidiyordun ve bana, her şeyinle çekici geliyordun.. Ben sana hayrandım, ama sen bilmiyordun.. Söyleyemedim sana.. Attığım her yeni adımda, risk alarak başlardım hayata. Ama, sana karşı kumar oynayamadım, rest çekemedim hayata. Seni kaybetmekti, sevginin yanında sevgimin yalnız kalmasıydı korkum ve ben bunu, bir türlü göze alamıyordum...! Sana söyleyemedim... Belki sen bunu, hiçbir zaman bilmeyeceksin.. Ama birgün öğrenirsen, suçu kendinde arama. Çünkü bütün suç benim.. Ve olur ya, birgün gelirsen bana, ben her zaman, her şeyimle seninim...! Küçük bir dünyanin içine gizlenmissin Sadece hissedebiliyorum seni Tipki senin beni hissedebildigin gibi Bazen bütün umutlarimi ,bütün sikintilarimi Oradan sana söylüyorum Tipki senin bana söyledigin gibi Içimizin karanligini bosaltiyoruz bazen Bazen de iki kelime saklayabiliyoruz Seni böyle hissetmek, seni böyle sevmek güzel Bir bakiyorum bir adim geliyor, Bir bakiyorum kilometrelerce uzaksin Geceleri seni düslüyorum yine Küçük bir makinenin içinden Biliyorum ayni yerdeyiz ayni seyi dinliyoruz Hissedebiliyoruz ayni seyi Elimde sana dair hiçbir sey yok Sadece yani basim da çalan minik bir radyo Bilmiyorum su an ne haldesin Ve de evin neresindesin Belki salon da koltuga oturmus, Belki odanda yatagina uzanmis Ayni seyleri düslüyoruz Gecenin bizim için hazirladigi güzelligi dinliyoruz Ben bu gece çok hüzünlendim Göz yaslarim yanagimda kaldi Bir ananin acisini paylasti göz yaslarim Bir sevgilinin siirinde duygulandim Ama bunlarin hepsinde seni düsledim Tipki senin beni düsledigin gibi |
İSMİMİ UNUTMA ismimi unuttuğun zamanlardı kimbilir../.belki de sadece ismimi kaç gece uykusuz kaldı düşlerim yarı uyanık sarıldım bende bıraktığın kelimelerine kimbilir../..bilebilir..? hem de bir çok gece beni anladığını sandığım bir sen vardı oysa beni herkesden çok duyumsadığını sandığım özgeleceğim vardı mesela, özgeçmişim değil nasıl da uzaklaşıyorum senden../..utanarak ama../..tahmin edemeyeceğin kadar../..sıkılarak beni bağışla diyemem sana diyemem yüreğimi ben yangınlara attım sensin beni senden ayrı tutan beni suskunluğunla../..sen kaçışlara attın kelimeleri araladığımda, gözlerimi alan her boşlukta ayrılık yatıyor ayrılık çıkıyor karşıma../..yazmak istemediğim her satırda bir zaman geliyor, unutmalıyım diyorum unutmalıyım avuçlarımda biriken gözyaşlarını uzaklar hep uzak kalıyor sevdaya biraz daha uzaklaşırsam, sol yanım hep uzak düşecek sevdana.. ne kadar ayrı kaldın oysa yazmaktan bir doğum günü geçti bu yalnızlıkta kimbilir kaç gece yağmurlar birikti kirpiklerimde kimbilir kaç gece../..sen hiç bilmedin bir düşünce var ki kemiriyor beynimi belki de hiç bilmek istemedin ne güller geldi../..ne sevgi dolu telefonlar oysa istediğim bir tek sendin../..yetişemedin.. eskiden sen baktığında görebiliyordum düşlerimi şimdi../..kim gözlerime baksa, sensizliğin intihar sahnelerinde buluyor kendisini sen hiç bir çift gözün içinde öldürüldün mü..? ben senin gözlerinde şahadet getiriyorum../..dudaklarıma akıt nefesini oysa umarsızlığından taşıyor bekleyişlerim nasıl bir bıçak gibi kesip atabilirim..? -miş’li geçmiş zamanların küllerinde şehvetimiz var sabret diyorsun../..sabrediyorum lakin, her gün artan acılarımda../..senin mutlak parmağın var susmaktan bıkmayan bir ben../..bir daha olmayacak diyebilir misin.? bende tutunduğun yer kadar../..benim de tutunmaya ihtiyacım var.. ismimi unuttuğun zamanlardı kimbilir../..belki de sadece ismimi kaç gece sığındım bende bıraktığın sözlerine yarı üşür bir halde küfürler yağdırdım../..rüyalarımın kesilişine kimbilir../..bilebilir..? hem de her gece hatırlayabildiğim senden daha çok sevilmem daha çok ben../..içimden.. şimdi aynaya son kez bak kendin için göreceğin yüz../..sende bıraktığım son eserim.. |
ada içinde adımladın ada içinde adımladın yaşamayı ilk adımım sen bir zamanlar üşüdüğüm denizde diz boyu tanıdığım martıların hüzünlü çığlıklarında koynumda serin sular üzerimde demirden bir yorgunluk taşıdığım şimdiyse ellerin ısıtır çocukluğumun düşlerini kim bilir ansızın yakalıyıveririm sobelerim seni, filizlerim gövdemim sarmaşıklarını zaten bıraktığım izleri bende unuttum çabuktur, ulaşır yağız erkekler atlarında sürünen benim, sensiz duruşlarım ve akşama göz kırpan ikindilerim dayanılmaz bir hal alınca daha ham, ama işlemeye devam etmeliyim şiirlerimi yeniden yazmalıyım her şeyi kim bilir genç bir kızın hislerini anlamak ya da anlatmak yaşlıca dedelerin öpülesi ellerini söyleyebilmek tüm içtenliğimizle türkülerimizi sözgelimi Kütahya'nın pınarlarını ya da Erzurum'da sarı gelinini sahi sen sarımısın dercesine sarıyı övebilmeyi unutmak solgunluğunu sevgilinin beyaz gülleri taşımayı ve gözlerinin içine bakmayı hey sen istanbulda bir kız varmış adı nihalmış! gördün mü ellerindeki nasırları ne ki tuttuğu gülün yorgunluğudur bir başka kokar toprak orda sıcaktır gün sıcaktır sevgin söyleyebilmek tüm içtenliğimizle her şeyi yok canım ne şairliği ama şimdi düşün kim bilir ne güzeldir sevilmek birde düşün anlatılan bir öyküdür olanca ağırlığıyla göz kapaklarımıza çöken efendim ne olacak ardıç depremler vurmaktaysa tam göğsümüzün orta yerinden ve yıkılan yiten ocaklar varsa anadoluda ne demeli... bir gün çam kozalarının düştüğünü görünce düşen bir koza yüreğimde yuvalandı örümcekvari bir kıvraklıkla tuttu avlarını odur budur çam kozalarının ipek kozalarından iyi olduğunu söylerim ama anlayana balıklar kayıp gider elimden tut ki martılar yanı başında neye yarar ki açlık diz boyu ya sevda nerde tut ki birine mahkumsun ya vurulmak yine bir başkasına al başına püsküllü sevda yoğur yüreğinde bir geçit aç sonra ne bilim al başına hayallerini offf offff dersin dersin böyle gelip geçer gündelik telaşlarımız evet bir gün Kayseride kimselerin olmadığı bir yerde yokuşlarda bir türkü tutturdum elimde on dörtlü silahım mermilerim yamaçlarda yankılandı kuzular kaçıştı çoban köpekleri uludu ben senin asi sevgilin işte böyle haykırdım sedalarım yankılandı sen yoktun meğerse ben kuşkularıma attım mermilerimi aç yüreğini, serin rüzgarlar soluklandırmalı ciğerlerimi yoksa boğulurum... sen siyah güzelim esmer tenlim Urfalım bir gün demircide yüreğime su verdim biledim, sonra vur dedim usta vur ben bu köyleri tanımam ferace giyen kadınları Balıkesiri Sındırgıyı Şuradaki yaşlı nenenin çığlığını tanırım onu çok duydum hey gidi hey! ben buralara gelmezdim usta gelmezdim ben yağız bir attım şimdilerde eğerimi taşıyamam ama karacatepeyi ben yaptım kalenin burcundaki bayrakta bendim vur yüreğim örselensin vur usta |
Öylesine… Hani huzur Verdiğin o narin bakışın,o derinden gülen gözlerin nerde! Birşeyler var nedense çözemiyorum şu huzursuzluğu! Ağladım gecelerce ümitsizlikten, İçimdeki huzursuzluk nedense beni sürükleyip çekiyor biryerlere Yağmurun yağışı gibi akıp gitse şu huzursuzluk içimden Akan seller doldursa şu boşluğu keşke…. Bir şeyler var huzursuzluğumu anlayamıyorum! Seninle evet seninle mutlu olmak istiyorum Şu huzursuzluk ne ki içimi yiyor! beynimi karıncalandırıyor, Kimsin, nesin ki beni huzursuz ediyorsun! Sevdiğim halde bile haykıramıyorum, haykırsam da nafile.. Birşeyler var hislerim bana tepki veriyor Ağlasam, inlesem, ne etsem, ne fayda Huzursuzluğum beni benden alıp gidiyor Şu huzur ne olur gel artık içime Sevinmek istiyorum, hüzünlenmek değil İçim üşüyor, ellerim titriyor Ardıma bakmadan gitmek istemiyorum Kaybolan ömrüm çığlıklar ardından çekiliyor Yoksa bedenimi sensiz bir kıyıya mı sürüklüyor! İşte gidiyor başka bir huzurlu beden ile buluşabilmen dileğiyle…. |
BENİ BENDEN ALDIN http://www.izedebiyat.com/ikon/167.gif Umutla beklerim, zaman yavaşlar, Sevincim kaybolur, hüzünler başlar. Başıma yağarken çiçekli taşlar, Geldiğin yollara bakamam artık. Yürekten sevenler çıkmaz sözünden, Sevda cevherini atmaz özünden. Sevgine aldanan gönül yüzünden, Yağmur yaşlarını dökemem artık. Her söz verişinde yollara baktım, Nice duyulmamış türküler yaktım. Mavi gökyüzünü sana bıraktım, Hasret bulutundan çıkamam artık. Sevgi bahçemizi yaktığın korla, Uzakta bir yıldız kalarak parla. Gülen gözlerinden esen rüzgarla, Kendimi yeniden yıkamam artık. Yalan sende meslek, bende de ayıp, Sevgi gurbetinde yüreğim kayıp. Sağır kulağına sevdamı sayıp, Karşında boynumu bükemem artık. Gönlüm gözlerinin izine düştü, Yalan sözlerinin közünde pişti. Taptuk kapısına hizmete koştu, Ben senin kahrını çekemem artık |
ah nasıl ah nasıl dememeli nasıllarını çözmeli, niyelerini çözmeli gül vermeli, dermeli soru vermeli, gülümsemeli açıkça bilmeli, önermeli merhaba! ne var ne yok demeli... |
SEN Seni sordum ama yoksun, güneş bile sensiz battı bugün.Bilir misin sen! bilemezsin, sendin o son sözleri söyleyen, senin sözlerindi onlar, kırık camlar gibiydi senin sözlerin. Çare aramadım zannetme, yüreğim kan ağlıyor sensiz, hem de çok derinden kanıyor, ürkütüyor her kapı açıldığında beni, sensiz yarınlar yokmuş gibi.Güneş bile parlamıyor eskisi gibi sensiz,vurgunum sensiz kahretsin, kahroldum,dayanamıyorum sensizliğe. Gündüzüm gece olmuş sensiz, sensiz yaşamak çok zor,bizi ancak ölüm bile ayıramaz diyordun,dar geliyor bana,alışamadım sensizliğe.Anlayamaz seni başkası biliyorsun sen, bir yandan ruhumdaki garip parçasın sen, sen al da gel kendini,son bir kere daha, o zamanlar saftım çocuk gibi,sen hele gel, sensizlik çok zor, böyle hayat batsın,seni sensiz yaşamak çok ama çok zor. |
| Saat: 12:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık