![]() |
Yağmur Duası Ben geldim geleli açmadı gökler Ya ben bulutları anlamıyorum Ya bulutlar benden birşey bekler Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum Ben geldim geleli açmadı gökler Bir yağmur bilirim bir de kaldırım Biri damla damla alnıma düşer Diğerinde durup göğe bakarım Ne şehir ne deniz kokan gemiler Bir yağmur bilirim bir de kaldırım Nedense aldanmış bir gece annem Bir kadın gömleği giydirmiş bana İşte vuramadı gökler bana gem Dinmedi içimde kopan fırtına Nedense aldanmış ilk gece annem Biri çıkmış gibi boş bir mezardan Ortalıkta ölüm sessizliği var Bana ne geldiyse geldi yukardan Bana ne yaptıysa yaptı bulutlar Biri çıkmış gibi boş bir mezardan İyi ki bilmiyor kalabalıklar Yağmura bakmayı cam arkasından İnsandan insana şükür ki fark var Birine cennetse birine zindan İyi ki bilmiyor kalabalıklar Yağmur duasına çıksaydık dostlar Bulutlar yarılır gökler açardı Şimdi ne ihtimal ne de imkan var Göğe hükmetmekten kolay ne vardı Yağmur duasına çıksaydık dostlar Ben geldim geleli açmadı gökler Ya ben bulutları anlamıyorum Ya bulutlar benden birşey bekler Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum Ben geldim geleli açmadı gökler |
Bu gün değil yarınsın sen Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif Edemeyeceğimi biliyorum. ulaşılmaz oldun hep; dokunmak Hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, kocaman bir Yalnızlıktı payımıza düşen Payıma düşen her şeyi erteledim. ama erteleyemediğim bir Şey vardı, sana benziyordu. su olsan dokunduğumda Bozulurdun, bozulmayan bir 'şey'din... gidilecek bir yer Olsa sonu olurdu, sonu olmayan bir 'şey'din... uykuda Görülecek bir rüya olsa uyanırdım, beni rüyamdan Uyandırmayacak bir 'şey'din... simsiyah saçların olsun İstiyorum, ama bahtın değil O gün seni gözlerinden, anafatma'dan, üç ırmağın Birleştiği yerinden öpeyim desem, aklına ırmaklar gelir Düşün ki yılan dağından aşağı iniyoruz ve dünyada sadece İki kişilik türkü kalmış, onu söylüyoruz. öyle Bir 'şey'sin sen... seni düşündükçe yoruluyorum desem Dünyanın en büyük yalanı olur. yalanım yok Bu günden yarına ne kalır bilmem, ama sen kalırsın tıpkı Yatağı değişmeyen bir ırmak gibi Yaşadıklarımız azdı, zamana sığmadık yaşamak isterken her Şeyi. bu gün şarkı söylüyorsam, o gün şarkı değil, şarkı Gibi seni yaşamak isterim Halkıma benziyordun, bir yanın göç, bir yanın toprak Kokuyordu hep. gezmediğim yerin kalmadı, bazen yasaklandın Bana, bazen suç gibi boynumda taşıdım seni. yedi telli Sazımla bile tam anlatamadım. sen bir uçurum gülüydün Ellerimi her uzattığımda bin kırıkla geri döndüm Yasaların bile tanımlayamadığı bir 'şey'din sen Haritalara sığmazdın, her ülkede bir başka gülüyordun Uzundun, inceydin, dokunduğumda nereli olduğumu seninle Hatırlardım. bana hep kendimi hatırlatan bir 'şey'sin Sen Uzaksın, yakınsın, özlenensiN ama bugün değil, yarın gibi Bir 'şey'sin sen Bugün her şeyi değiştirmek için çabalarken, sen değişmeyen Olarak duruyorsun karşımda. kabul ediyorum. dünyaya bu Kalsın, ama sen bilme Dünyada kaç iklim, kaç zulüm, kaç ölüm var? bir seni Bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin. bilme! Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata Dönüyorum yeniden Gecenin en karanlık yerindeyim, bir sigara ateşinin Aydınlattığı kadar ışık bile olsan, yine de istiyorum Seni. sadece benim seni anladığım, kimsenin unutmamak için Defterine not düşmediği, ama hayatımda hep bir dipnot Olarak kalan kendi yasaklarım gibi unutmuyorum seni Dağları delmiyorum, inmek istiyorum oralardan. hepiniz Gibi aynada saçlarımı taramak, ''günaydın'' der gibi Sokağa fırlamak ve şarkı söylemek istiyorum sana Adına aşk diyorlar, gelecek diyorlar... bana yetmiyor. her Şarkımda sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum. bir başka Dilden seviyorum, kırmızıdan daha uzundur Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim, köşe bucak Kim ne derse desin geri dönecek yerim yok, bir kentin Ortasında çığlık çığlığa bağırarak tek başına kalsam da Yine seviyorum seni Bu bir suç duyurusudur, kendimi ihbar ediyorum |
AYRILIK HEDİYESİ Şimdi saat sensizliğin ertesi Yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın Avutulmuş çocuklar çoktan sustu Bir ben kaldım tenhasında gecenin Avutulmamış bir ben... Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim Ki bu yaşlar Utangaç boynunun kolyesi olsun Bu da benden sana Ayrılığın hediyesi olsun Soytarılık etmeden güldürebilmek seni Ekmek çalmadan doyurabilmek Ve haksızlık etmeden doğan güneşe Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun... Şimdi iyi niyetlerimi Bir bir yargılayıp asıyorum Bu son olsun be... bu son olsun! Bu da benim sana Ayrılırken mazeretim olsun! Şimdi saat yokluğunun belası Sensiz gelen sabaha günaydın! İşi-gücü olanlar çoktan gitti Bir ben kaldım voltasında sensizliğin Hiç uyumamış bir ben... Şimdi dişlerimi sıkıp Dudaklarıma kanamayı öğrettim Ki bu kızıl damlalar Körpe yanağında bir veda busesi olsun Bu da benden sana Heba edilmiş bir aşkın Son nefesi olsun... Kafamı duvara vurmadan Tanıyabilmek seni Beyninin içindekileri anlayabilmek Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü Bütün saatleri öylece durdurabilmek için Çıldırasıya paraladım kendimi Lanet olsun! Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde Olsun be! ne olacaksa olsun! Bu da benim sana Ayrılırken şikayetim olsun Gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun Her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun İsterim sen de yan ömrüne hep ağla Hep ağla bu benden son dua Bu benden ayrılık hediyesi olsun Yusuf Hayaloğlu |
Ben Sana Mecburum Bilemezsin Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Ölmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun. Belki haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin. Attilâ İlhan |
Yeni bir Sayfada Sana Bakmak her sey yapilabilir bir beyaz kagitla uçak örnegin uçurtma mesela altina konulabilir bir ayagi ötekinden kisa oldugu için sallanan bir masanin veya siir yazilabilir süresi ötekilerden kisa bir ömür üzerine. bir beyaz kagida her sey yazilabilir senin disinda güzelligine benzetme bulmak zor sen iyisi mi sana benzemeye çalisan her seyden bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor belki tabiattadir çaresi senin bir çiçege bu kadar benzemenin ve benim bilinci nasirli bir bahçivan çaresizligim anlarim bitkiden filan ama anlatamam topragin günesle konusmasini sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla sen bana isik ver yeter bende filiz çok köklerim içimde gizlidir gelen giden açan soran bere budak yok bir siir istersin “içinde benzetmeler olan” kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir sey yok uzun bir yoldan gelen tedariksiz katiksiz bir yolcuyum yarali yarasiz sevdalardan geçtim koynumda bir beyaz kagit boslugu her seyi anlattim olan olmayan acitan sancitan bilsem ki sana varmak içindi bütün mola sancilari bütün stabilize arkadasliklar daha hizli kosardim severadim gelirdim gözlerinin mercan maviligine sana bakmak suya bakmaktir sana bakmak bir mucizeyi anlamaktir sana sola bakmadan yürüdügüm yollar taniktir ask sorgusunda sahanem yalniz kelepçeler saniktir ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatirlar hem yapilmis hem yapma çiçek satanlar bahçivanlar degil tüccarlardir sen öyle göz sen öyle toprak ve günes ortakligi sen teninde cennet kayganligi iken sana siir yazmak ahmakliktir bir tek söz kalir dislerimin arasindan ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya baslar verdigim bütün sözler sende kalsin isterim ben sana gülüm derim gül sana benzedigi için ölümsüz yazdigim bütün siirler sana baslayan bir kitap için önsöz sana bakmak bir beyaz kagida bakmaktir her sey olmaya hazir sana bakmak suya bakmaktir gördügün suretten utanmak sana bakmak bütün rastlantilari reddedip bir mucizeyi anlamaktir sana bakmak allah’a inanmaktir Yılmaz Erdoğan |
Yaşam gölgesidir sabrımdaki gerçeğin Yorgun damarlarımı sevindiren. Düğümlerin gizini çözmeye geldim, Cinnet orduları geçti bahçemden. Yaşasam, bende kalan doğanın görkemini Çiçeklerle koklaşsam, kuşlarla söyleşsem. Esinlerin dalgasına bıraksam kendimi, Sarhoşluğun bordasına vurdukça evren. G İ T T İ N Anlatacaklarım vardı henüz Bitmemişti kelimelerim Gitmeseydin yüreğimden Gecelerin şiirle sevişmelerini anlatacaktım Yüreğime düşen sevgi ile oluşan kelimeleri Tenine dokununca duyduğum hazzı Bahar yelinde titreyen yaprak misali Sesini duyunca içimin titremesini anlatacaktım . Gittin Kalsaydın Aşk şarap tadında akacaktı Dudaklarımdan tadacaktın sarhoşluğu Tenime her dokunuşun alev gibi yakacaktı Gittin canımı yakarak Gittin diğer yarımı yanına katarak Gittin günümü gece yaparak Gelme artık ..! AŞK BAŞLAMADAN GÜZEL Aşk başlamadan güzel, Kalplerde heyecan Bakışlarda korku olduğu zaman güzel... Birbirimize sezdirmemek için çırpınış, Başkaları görmesin diye çabalayış, Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman... Aşk başlamadan güzel.... |
*** Benim tek suçum seni sevmek *** Kalbimde bir saplanti Onun acisi kalbime saplandi Hayat tuncer olmu$ pe$imde Elleri pençe olmu$ ensemde Kaderim iki gözü önüme akti Seni bir ba$kasiyla dü$ünemedim $erefsiz oldugunu tahmin edemedim inkar etmem seni sevdim Ne mal oldugunu $imdi ögrendim Seni bir kalemle sildim Silemedigim tek $ey içimdeki nefretin Fazla aldanma zaman her derde devadir unutma Sen beni hiç haketmedin aslinda Beni aldatsanda sen yenildin bana Arkandan agladigimi sakin sanma Ba$ladik bir kere bu oyuna kurtulu$un olacagini sanma Bak sende bir yere varamadin Bak sende yikildin Bak da gör aynaya Dönmeye kalkma sakin bana Unutabilir'miyim bunu bilemem Aldatmana kar$i seni kabullenemem Gururumu yenemem Gönlümü sana veremem Ama senden bir ba$kasinida sevemem Benim tek suçum seni sevmi$tim Bakma bana öyle inanmam kanmam bir daha Kandim bir defa Seni sevemem bin defa Gözüme sakin bir daha görünme Geri dönmek için kapimda tepinme . Gülmelerim yok olup birakmi$ beni Hedefini nereye aldin ihanetlerle'mi ya$adin Gördün'mü adalet yerini buluyor Yoksa hayalindeki ihanet yolunda'mi yürüyor Baksana $u haline konu$maya bile gücün yok Bana bakmaya kalmami$ dermanin . Seni sevebilmem için tekrar'mi ba$lasam Kanin akar'mi bicagi kalbine saplasam Kalbin sever'mi altinla kaplasam Utancindan toprak ariyorsun ama toprak bile seni kabullenmez . Sevseydi gider'miydi ? Özlese döner'miydi ? Beyaz kefen giyseydim kabrime gelir'miydi ? Yari yolda birakmi$ senin flörtlerin Sevgiye susami$ bir çöl gibi kalmi$ Acinacak bir halde Ayaklari ate$ üstünde yürüyor Gözlerin i$ik ariyor belli Gelme canin yanar Elalem seni sevdigimi sanar Gelme kapimin önüne bir daha Kalbim kanar Can yaktin Cani ya$arken ya$amimi elimden aldin $imdi ise tek ba$ina kaldin Ben senin gibilerini gömerim bir bardak rakiya Sen artik kapanmi$ kapisin umutlarima Bir daha giremezsin kanima Silah dayasan alnimin tam ortasina Dönmem sana bir daha çünkü ben artik yeminliyim Benden bu kadar Sana elveda çünkü ben o eski ben degilim artik Sen mutlu ol yeter |
S E N Saatler yine seni vuruyor Gecenin en dip yerinde Düşünmekteyim, Kimse anlamasın, Kimse görmesin diye Seni seviyorum Yüreğimin en ulaşılmaz, en çocuk En masum yerinde seni öpüyorum Bazen nefret ediyorum senden Ama en nefret ettiğim anlarda Daha bir farklı seviyorum seni Bir ananın , Yavrusunu sevdiği gibi Okşuyorum yüzünü, ellerini İşte ozaman yaşadığımı anlıyorum Sen zamansın , Yanındayken herşey avuçlarında Sen aşksın , Sen hüzünsün Sen, artık bensin..... |
YALANLARIN İÇİNDEKİ GERÇEK ! Hayatım birbirinden farksız günlerden ibaretti sanki Her gün aynı şeyler, her gün aynı yüzler, aynı muhabbetler Artık geleceğimden bile umutsuz yaşayıp gidiyordum Biliyordum boşuna oksijen tükettiğimi Biliyordum artık ***** dünyadan beklemem gereken bir şey kalmadığını Amaçsız bir uçurtma gibi rüzgarın estiği yönlerdi hep yolum Kırılmıştı bir kere kalemim aşk mahkemesinde Sıkılmıştım dünyadan, yalanlardan, insanlardan Her şeyin yalan olduğu bu dünyada, nerden bilirdim ki güneş doğacak içime Nerden bilirdim ki yeşerecek yeniden içimdeki kurumuş çiçekler Artık her şeyden umudumu kesmiştim ki Sen çıktın karşıma Ne vardı ki baktım ela gözlerine, ne vardı ki ayrılamadım yanından Öyle duygular içerisine kapılmıştım ki Döktün birden içindekileri tüm samimiyetinle haykırırcasına Feleğe isyan edercesine kusuyordun içindekileri Güvenden bahsettin hep Anlam veremediğim, insanların sana veremedikleri güven Haklıydın, o güveni nasıl verebilirdim ki sana Sana nasıl itiraf edebilirdim hayattan kopmak üzere olduğum bir dönemde içimde senin için kopan fırtınaları Sana nasıl diyebilirdim artık ela gözlerinden farklı gözlerde insanlar kalmadığını Ama söyledim işte Haykırırcasına anlattım içimdeki her şeyi sensizliği göze alırcasına Belki artık beni görmek istemeyecektin Belki artık bakmayacaktın gözlerime Saklayacaktın kendini benden Anlattım işte her şeyi göze alırcasına Belki biraz pişmanlık, belki de korku vardı içimde Sandım ki artık sen olmayacaksın, yine her şey aynı olacak Hayatımda ilk defa gerçek yüzünü gösteren güneş, bu sefer ilelebet saklayacaktı kendini kapkara bulutların ardına. İlk kez bir çiçeğin açtığını görürken, korktum ellerimle kurutacağımdan Hayatının baharındayken sana acı çektirenlerle aynı kefede tutulacağımı sandım Ve onun için sakladım, saklandım Onun için beni de onlar gibi sandın Onun için inanmıyorsun Onun için güvenmiyor ve onun için kaçıyorsun Seni seviyorum dedim, sensiz yapamıyorum dedim Sen yoksan kimsenin olamayacağını anlattım saatlerce, günlerce Seni görünce zevk almaya başladım, insanları sevdim tekrar Tutundum sıkı sıkıya bir daha bırakmamak üzere hayata Şimdi anlat bana gördüklerimin bir rüya olmadığını Göster hayatın gerçek yüzünü, göster güneşin parlaklığını Beraber yeşertelim susuz kalmış fidanları Beraber tutunalım, aşalım tüm engelleri korkusuzca, Beraber gelelim üstesinden bütün yalanların yanlışların Ne olur gel artık...! |
MEÇHULLERDEYİM BAZEN SENİ UZAKTAN SEYREDİYORUMDA SORUYORUM KENDİME EVET NEYDİ BENİ SANA BAĞLAYAN NEYDİ GECELERİ AĞLAMAMA SEBEP OLAN İÇİMDE TARİFSİZ AMA GARİP ACI ACI AMA BAZENDE ZEVK VEREN BENİ KENDİ DÜNYAMA MECNUN EDEN VARMIYDI ACABA SENİ BENİM KADAR SEVEN NOLURDU Kİ SENDE BENİ SEVSEN SANA GÜLÜMSEDİĞİMDE EN AZINDAN TEBESSÜM ETSEN SANA GÜNÜMÜZÜN MANEVİ OLAN EN DEĞERLİ DUYGUSUNU BIRAKIYORUM KARŞILIKSIZ SEVMEYİ BU DUYGU HERKESE BESLENMEZ BESLENEN KİŞİ DEĞER BİLMEZ GİTTİĞİM YER SANA UZAK KALIYO MEÇHULLERDEYİM ADRESİ KİMSE BİLEMEZ |
| Saat: 01:21 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık