![]() |
Yürümeliydik denizlerin üstünde Bütün ışıkları süzüp gözlerimizle En derin kuytularda Söndürmeliydik Olsun güzelim Olsun Benim göz yaşım Bu bitmez yağmurlar olsun Oysa ne çok sevdim seni Ne çok özledim Ne çok kızdım Şimdi bütün yollarım tuzak Ve sana hasret gözlerim korkak Sırtımda hançerin Ellerim Ellerim senden uzak... Ulaş Işık |
Kayıp şehirlerin Karanlık sokaklarında çaresiz kaldım Ayaklarımda umudumun ağır prangaları Ellerimde yokluğunun kelepçeleri Kimselerin bulamayacağı bir yerdeyim Sendeyim Sana en az pencerene gelen bir serçe Yolda gördüğün bir çocuk Sahilde tek başına oturduğun bir bank Gizli gizli ağladığını gören bir ayna Ellerinden dudaklarına değen bir sigara Üzerine alelacele giydiğin bir elbise Uyumak için Ellerinle bir sevgiliyi sardığın gibi sardığın bir yastık Gözlerine düşen uykusuzluk Okuduğun bir kitap Canını sıkan bir insan Öpülesi dudaklarınla ısırdığın bir erik Ve hep beklediğin Hayallerini süslediğin o sevgili kadar yakın olmak istedim Biliyorum ben sana dokunamadan Avuçlarında bir hayatı tadamayacağım Biliyorum Sensizliğin karanlıklarında şiirler yazıp Her şeye rağmen içimde yaşayacaksın Senin yerin orası biliyorum Alıntı |
? Ne zaman yüzüne baksam yalnızlığın o mutlu gerilimi O öksüz göl hızla derinleşir biliyorum, acılarım hiç bitmeyecek, bu öyle bir yeşil Ne zaman gözlerinin içine baksam, biliyorum ikimizi de aşar, o kapının ardındaki masal bense yüreğimin bu hallerinden korkar, kalırım bir hız trenine bindirilmiş küçük bir çocuk gibi geçip giden yüzlerine bakar kalırım Ömrün kısalığı çarpar camlara ateş hızla yayılır içerilere Akşam olur, evler dolar boşalır acıyla erir, yüzüne aşık çocuk Ne zaman gözlerinin içine baksam, biliyorum İkimizi de aşar, o kapının ardındaki masal. |
Gözlerine Bakarken Gözlerine bakarken, Güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, Bir buğday tarlasında, Ekinlerin içinde kayboluyorum.. Yeşil pırıltılarla Uçsuz bucaksız bir uçurum, Durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi Gözlerin, Sırrını hergün bir parça veren Fakat hiçbir zaman Büsbütün Teslim olmayacak olan.. Volkan Tekin |
Yüreğim sızladığı zaman Gece yarılarından sonra,şafaktan önce Bilmediğim bir istasyondan,bilmediğim bir müzik geliyor kulağıma: Uzak vahşi Karanlık... Gece denizleri gibi bir müzik, Batık gemilerli gece denizleri gibi bir müzik, Çağırıyor,çağırıyor beni durmadan Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yüreğim sızladığı zaman Duvarları banka afişli çok eski bir şehrin Cumhuriyet Caddesi'nde iki tüfek bir kelepçe, Tüfekler garip garip Kelepçe garip... Öyle beter Öyle çamur Bir yaprak döne yuvarlana, Bir akarsu bata çıka... Koşuyor koşuyor bir kadın kelepçenin ardından Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yüreğim sızladığı zaman Bir kara tank çıkıyor bir ağıttan,bir filmden,bir savaş romanından çıkıp yürüyor sevgilerin,özlemlerin üzerinden. Aşkların,umutların,oyuncakların,küçük emeklerin,büyük kaygıların üzerinden geçip gidiyor. Su gibi ilerliyor yangın İşliyor kıtlık karanlığı Ölüler birden bire şarkılaşıp Virüsler bakteriler Bütün dilleri birden konuşuyor herşey. Çırpınıyor yerde bir damla kan Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yüreğim sızladığı zaman Kör bir çeşme başında kör bir kadın geliyor gözlerimin önüne Bütün iplikleri bütün iğnelere takıyor da Ne iplikler bitiyor,ne de iğneler. Götürülmüş oğluna mı kaçırılmış kızına mı Geçen günlerine mi Unutmuş neye ağladığını Ağlıyor,aranıyor Aranıyor, Bıkmadan Bilmeden usanmadan. Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yüreğim sızladığı zaman Ciğerlerime çekerken kötülüğü, Ellerimle dokunurken kötülüğe, Ayaklarıma dolaşırken kötülük, Şu taşı şurdan alıp şuraya koymamanın pis bunaltısı geçiriyor tırnaklarını gırtlağıma. Kokuyor işyerleri Kokuyor günaydınlar. Ne varsa verilmemiş, Alınmamış ne varsa; Edilmemiş söz, Patlamamış öfke, Uyutulmuş ne varsa Ne varsa kokuyor birden bire Ve kayıyor bir şey parmaklarımdan, Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yani ben dört mevsime bölerek bu yürek sızısını, Günlere,saatlere bölerek bu yürek sızısını, Sokağım,kentim,vatanım sanarak bu yürek sızısını, Bir yaprağı durmadan işliyorum bu ölümsüz ağaca. Günlere,saatlere bölerek bu yürek sızısını... Hasan Hüseyin Korkmazgil |
Tutkulu dudaklarının Beni yavaşça büyüleyen Yakan, o tatlı-ürkek sıcaklığında Öpüşlerinin ıslak ateşini duyarım Hayal ettikçe, düşündükçe seni hâlâ Gökkuşağı renkli, kalleş düşlerimin Yitip gidiveren o yalan dudaklarında Nizamettin Esen Haymanalı |
Seni O Sandım Bir yerlerde durmuş Beni gözlemektesin.. Sevilmek güzel şey, Öyle değil mi? Benden her an Bunu beklemektesin... Karşılıksız aşk Kalbe gömülür oysa, Kalan sadece sevgidir, Bunu bilesin.... Aşk bitti, Sevgi kaldı bende... Biraz düş, Biraz ümit, Hepsi sona erdi.. Tükendin bedende.... Bir anlık nefse daldım, Sonunda uyandım. Asıl aşk O'naymış, O'nu sen sandım..... Nil Yıldırım |
BİR FOTOĞRAFA... Karşımdasın işte... Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni. Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim. Tıkandığım o an, elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte, aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim. Ellerim boşlukta, ben darda kaldım. Ellerim buz gibi, ben harda kaldım. Bir senfoni vardı kulağımda çalınan, bitti artık hepsi... Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme. Bakış açım belli oldu yine. Geride kalan, ardından bakar gidenlerin. Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her esişimde. Yollara küfrettim her gidişinde. Demiştim sana hatırlarsan: "Önemli olan 'zamana bırakmak' değil, 'zamanla bırakmamak'tır..." Şimdi bana, geçen o zamanın Unutulmaz sancısı kalır. Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim? Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim... Alıntı |
Nasıl Dolmasın Gözlerim Gözlerim doldu yine Açılmak üzere musluklar Tutamıyorum kendimi Gördükçe acı manzara resimlerini Doğuda kardeşlerim şehit olmuş Hainler kalleş pusu kormuş Baba ocaklarına matem koymuş Ağlıyor analar ağlıyor babalar Yükseliyor feryat figanlar Nasıl dolmasın gözlerim Musluklar nasıl açılmasın Ölenler benim kardeşlerim Bu akşam hüzün doluyum Sağ yanım acı çekiyor Sol yanım ağlıyor Nasıl rahat uyuyayım ben Türk evladı kardeşlerim şehit olmuş Yüreklerimiz yanıyor Hüseyin Önder |
**Adı duyulmamış çiçekler** Bir şiir yazılsın sayfalara Farklı olsun Kelimeleri, hayalleri Bir başka dünyaya Sarsın, götürsün Sızsın yüreğimin derinlerine Tazelesin umut çiçeklerini Defnetsin kapkara renkleri Büyütsün gönlümde Adı duyulmamış çiçekleri Gözyaşları inci saçsın Kelimeleri harf harf Melekleri yumuşatsın Bir şiir yazılsın sayfalara Dünya sarılsın cana Hayallerinin farkıyla Zarif üslubuyla Can katsın cana Farklı olsun ki Gerdanlık yapayım boynuma. Veda ediyorum, hiç duyulmamış küfürlerle! veda ediyorum yıldız düşmeyen zeytin kokulu gecelere zifiri karanlık sarılı yolunu kaybetmiş talihsiz ay dedeye.. acımadan toprağa saplanmış diğren misali yapışıyorum küf kokulu kavak dalına uzanıp gidiyorum birlikte veda ediyorum daha dün tohumlandığım kırılgan köklerime.. onluk çivilerle çakılıyor dört bir yanım acıyor kazınmış budaklarım hızar gürültüsünde çalınıyor şarkılarım yontuluyorum maharetli bir marangoz çırağının ellerinde mengeneyle sıkılıyorum.. veda ediyorum çekiç gürültüleri arasında sırtıma vurulan ah dolu darbelere.. çarpışıyor birbiriyle bulutlarım dağılıyor gökyüzünde damlalarım terkedilmiş sevgilinin saçlarını ıslatıyorum siliniyorum elinin tersiyle fırlatılıp atılıyorum veda ediyorum gök gürültüleri sonrasında kopan kızılca kıyametin tam ortasında.. iki el arasında rahmetle yerimi alıyorum merhametle sıvazlanıyor yüzüm üstüme atılan tonlarca toprak altında titriyorum umutsuz bakışlarıma son bir duayla yalvarıyorum veda ediyorum gözlerinden yansıyan ay ışığında söyleyecek tek bir söz bulamıyorum.. veda ediyorum dilime doladığım hiç duyulmamış küfürlerle.. lambaları sönmüş sokak başlarında bağıra çağıra beddua ediyorum.. |
| Saat: 06:07 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık