![]() |
Dostum Dağlar yakın olsa keşke dağlara çıksam Buralar karlı, sarp kayalık alpler dostum Buzları eritir bakışım, karşıdan baksam Yâre niyazımda kül olur kalpler dostum Kışlada gönlüm sürgün, yadeller ocağım Kuş uçmaz, insiz, cinsiz kimsesiz kucağım Kulak çınlar, gözümde biter köy bucağım Yâr hasretimde, duman olur gönül dostum Baharı getiren anasının kuzusu Yok ki buram buram çiçeklerin kokusu Harman bilmez, başında kasketsiz köylüsü Yârsız gurbetin kahrı hiç çekilmez dostum Ağarırken saçımın toprağı tepişir Çile zinciri gönlüm acıyla pekişir Uykusuz gözlerim yüreğimle çekişir İkisinden de kan damlatır gurbet dostum Gül nedir bülbülsüz dalda açmasa olur Sehersiz diyarlara bülbül uçmaz olur Kardelen vatanından vuslat geçmez olur İlkbahara yâr olur göçmen kuşlar dostum Sele saldım ömrümü meçhule akarım Vade doldu mataram boş vebal yakarım Enkazda beden, azraile yol bakarım Yâr ateşinden çatladı faylarım dostum Bu alın yazısı nasıl yiyip içilir Sözüm kitledi yarını nasıl açılır Anahtarı yârda yanından zor geçilir Elde derdime çare varsa gönder dostum |
Yalnizliklar Içinde Iste gemiler gidiyor, Birakip beni kumsalda. Kirik gönlüm ; Koskoca bir issiz ada Her yanda yalnizlik Her yanda hüzün var. Ne sevenim Ne gülenim yüzüme Yalnizim, yalnizliklar içinde Gel! Yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk, O gün basucuma karalarla gel Arkanda, çepçevre, kizil bir ufuk, Tepende simsiyah kargalarla gel Elinden, dal gibi düserken ümit, Ne bir hasret dinle, ne bir ah isit; Bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git, Kirik bir tekne ol, dalgalarla gel.. |
Gecede Keman Hıçkırıkları Akşam olmakta uzak dağların ardında trenler geçmektedir şimdi gözlerimde mavi gecelerin yıldızları yüreğimde özlemin ince sızıları yorgun güvercinlerin kanat çırpınışlarında soluğum bakakalırım her akşam öyle dalgın dargın ve ıraklardan ırak yalnızlığımdır damlayan karanlığın kirpik uçlarında her gece her sabah bir çocuktur içimde alıp gider başını, başı dumanlı dağların doruklarına yıllar var ki tek bir çiçek açmadı gönül bahçemde kabr-i hanemde tek bir yolcu geçmedi çöl oldu gülüstanım şiiristanım, düşistanım oysa hep yolculuklardı sakladığım kendime, keşifsiz denizlerdi yıllarca bir ayrılığı biriktirdim deltalarda, bir yalnızlığı kendimden kaçıp kaçıp kurtulmak isteyen bir gemiydim belki belki bir deliydim herkesin akıllı olduğu bir dünyada oysa yıllar var ki tek bir gemi geçmedi denizlerimde göğümde tek bir martı uçmadı yaşlı ve yalnız bir ağaç gibi, sürgün kaldım yüreğimin içinde bilirim ki, her akşam gözlerimde akıp giden o çağıltı avuçlarımda taşıdığın ateşle sudur o uzak dağların ardında bıraktığım menekşe gözlü kızın kokusudur her dizede yüreğime kanayan sözcüklerle yazılan akşam olmakta uzak dağların ardında trenler geçmektedir şimdi yüzümde sınırları çizilmemiş bir hüznün camları parçalanıyor depremler başlıyor her gece, şehirler çöküyor içimdeki çukura ve her sabah yeniden yüreğimde sızılarla uyanır bir dağ çiçeği bakakalırım öyle uzaklara kanayan gülüşlerle, kırık düşlerle ki, metropol duvarlara yapıştırılmış boynu bükük bir resim karesi gibiyim sanki hüzünlü yüzüm aykırı sakalımla Akşam olmakta uzak dağların ardında trenler geçmektedir şimdi gecede keman hıçkırıkları, başımda gam belki analar ağlamaktadır uzak bir kentte yittik çocuklar, yorgun babalar ve yüreklerinde ezikliği çaresizliğin belki herkes bir yarayı sarmaktadır kendi içinde kim bilir kimsesiz bir ölümü karanlığında yıllar var ki, ayrılıklar yaralı bir nehir gibi akmaktadır içime rüzgarlar eserken alnımın sahillerinden, uzak denizlere savrulur düşlerim kirlenir mavi gülüşlerim, martılar yaralanır, havada asit ve kir kalır simsiyah bir bulut gölgeler yüzümü her gece, gecelerki, yaslandığım tek sığınak akşam olmakta yine ey geceden gelip geceye giden trenler bir gün yanlış saatlerin gözlerimde buluştuğu bir noktada bir damla su gibi düşünce hayatın uçurumundan son isyanını çekince yüreğim, alıp beni götür buralardan insanın uğramadığı uzak kıyılara bir derviş gibi ıssızda yanmak için, kendi içimde sarmak için yaramı… |
İşte Beyaz,İşte Yaşam,İşte Aşk.. koridorlar tren istasyonları gibi pürtelaş vagonlarda yaşam kavgaları...odalar beyaz melekler üzgün doktorlarda bir telaş hayat memat meselesinde insanlar aşk varmı? gözlerde küçücük flörtler odalarda hayat anları feryat... figan... can pazarı... ah hayat,ah yok olma duygusu sevgililerde tereddütler, heyecan yaşama..yaşatma meslesi...dertler anlarda kücücük meşkler gönüllerde kaybolma korkusu gözlerde hatıralar.. beklenen sevgililer.. ve özlenilen anlar... aşk varmı? olmalımı olmamalımı derken olmalı hemde yüreğin tam ortasına konmalı gülümsemeli yaşam aşk gülümsemelerde tutuklanmalı.. hiçbirşey unutulmamalı.. koridorlar tren istasyonları gibi pürtelaş ve vagonlarda yaşam kavgaları...odalar beyaz melekler umutlu doktorlarda bir telaş işte aşk, işte beyaz,işte yaşam |
Aşk Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git. Gözlerin durur mu onlarda gidiyorlar. Gitsinler Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı, Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz Sanki hiç olmamıştı Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullular Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi ki sevmek Ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken Bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti Çünkü iki kişiydik |
Özlem Bir özlemse gözümden akan damla O içinde balıklar oynaşan bir denizdir. Yosun kokar Kum tanelerini biriktirir göğsünde. Güneş olur yanar Ay olur sedefleşir Gece karanlığında köpürür Özlem vurur sahile. Bir özlemse gözlüğümü buğulandıran nefes O bir esintidir Ihlamur kokuları taşıyan. Yaprakları düşürür önüne Tüylerini savurur martıların Öpücükler kondurur Tenime doğadan. Gece karanlığında ürpertir Özlem çarpar yüzüme. Bir özlemse titrek dudaklarımdan dökülen ses O Hacı Arif'tir Dede Efendi'den bir nağmedir. Bazen saraydan kız kaçırır Deli kızın türküsüdür. Bazen ilahi neydir benliğimi saran Gece karanlığında duyulur Özlem dolar kulağıma. |
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, malmı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah, hançer mı olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı? |
Değişir rüzgarın yönü Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar; Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına Aşk iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştır Geceler boyu sevişmelerden; Binlerce yıl uzaklardadır Binlerce kez dokunduğun ten; Yazabileceğin şiirler Çoktan yazılıp bitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Avutamaz olur artık Seni bildiğin şarkılar; Boşanır keder zincirlerinden Sular tersin tersin akar; Bir hançer gibi çeksen de sevgini Onu ancak öldürmeye yarar: Uçarı kuşu sevdanın Alıp başını gitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Yitik bir ezgisin sadece, Tüketilmiş ve düşmüş, gözden. Düşlerinde bir çocuk hıçkırır Gece camlara sürtünürken; Çünkü hiç bir kelebek Tek başına yaşayamaz sevdasını, Severken hiçbir böcek Hiç bir kuş yalnız değildir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. |
Yine Ağlayacağız! Sana yok olmak ister içimde muzderip bir gülüş, Gonca kırmızı açarken sözlerimde verem savaşları... Hiç bilmedin ve bilmeyeceksin Ölüyorum ben, senden adım ötede... Sana yokolmak istiyorum artık Ama bunu yüzemeyecek kadar kırılgan yüreğin. Ne yangınlara şahit oldu gözlerim, mahali yüreğimdir... Ne sevdalara şahit oldu yüreğim, yangını gözlerimdir... Ama yine de, yok olacak bu aşkı, son yeminimin! Her gün merhaba diyeceğim sana Hiç yalnız komayacak bedenim seni Her gün aynı adım uzaklığında daha uzak merhabalar fısıldayacağım Bir gün zaten olmayacak olacak Ve tükettiğimiz dengesizliklerin yokluğunda ağlayacağız Sen bana yabancı, ben sana ianetkar... 'Sana yok' olmak istiyorum artık Zencefiller gibiyiz... Kokusu hoş, tadı acı(!) Zencefiller gibiyiz... Sana yok olmak isteyeceğim yine, Olamayacağımı bilerek hemde! ! ! Acılanacağım... Sancılanacağım... Biliyorum yine ağlayacağım Sen bana yabancı, ben sana ihanetkar... |
ELLerim kadar bO$ sÖyLeyecekLerim, SınırLarımın öteSinde gÖzLerin, YaLvarırım geLme akLıma, Zaten SenSizim... Ne qecem war, ne qündüzüm.. AraSında kaLdım hayatLa öLümün. ßir ßakışLık canım war ßakma gündüzüm.. ÖLmeden yakSaLar ßeni küLLerimi DoLunaya savursaLar SeSSizce gitseLer kOnu$madan O zaman ßeLki duyarım seni.. ßitmi$im ßen sOnumu arıyOrum. Seni aRadım heryerde ßuLamıyOrum, sOn nefeSim sende kaLmı$ öLemiyOrum... |
| Saat: 10:09 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık