![]() |
senın ıcınde nefes alıyorum gulumse sevgılım sadece gulumse ben yoken bıle gulumse sana sozum yok askım ebedı degılım dunyada varlıqınla mutlu olan ben yokluquna nasıl alısacam sana ole tutarsızca baqlınmısken bu bagları nasıl koparacam ben herseyı sneın ıcın yabıorum askım nefes alırken bıle ıkı kes alıorum havayı ıcıme bırı senın ıcın bırıde ıcımdekı sen ıcın sen yokken komadakı hasda gıbıyım kalbı atan ama hıc bır yasam belırtısı gostermeyen benı yasama ve hayata baglıjaktek ksı var oda kım mı_? onun ııcn nefes aldgım ksı Alıntı |
'Seni Bende Yaşatıyorum Çoğu Kez' Nisan… artık yağmurlarda başlıyor gece bitmeden önce alacakaranlık avuntularım sarmaş dolaş incinen yanlarım artık cezbetmiyor beni asık yüzüm geçmişin ân’a yansıması aysız gecelerde kıvranan yazmak arzusu gibi yakama yapışmış ayrılık uykusu gibi sersem,ağlamaklı duruşum yanağımdan süzülen her damla Seni çağırır bendeki Sen ayakta tutar kimsesizliğimi karanlık tarafıma gidiyorum aksesuar gibi bir kişilik bulutlar gökyüzünde asılı sanki içimin güzellikleri kazındı spatulayla ve siyahın tonlarına boyandı yeniden yalnızlığın rengine… gün gün ömrümü yiyorum artık savruk günlerin ihatasındayım bir senfoni edasında çığlıklarımdan yükselen sesler dilsizliğimin seferberliğinde kenetlendi kelimeler Gecenin büyülü gizemine vuruyorum kendimi dilime avuntu türküleri doluyorum ağlamak yaşları biriktiriyorum gözlerimin deltasında ruhumun hazan örtülü uçurumlarında med-cezirlerimi gizliyorum her geçtiğin duraklara “Sen” numaralı otobüsleri görevlendiriyorum dağları ve taşları sürüyorum Senli düşlerime yüzümde yansıyan gülüşlerine asıyorum yelkovansız saatleri aklımdasın şu an, zamanın akışkan kanında buluyorum Seni sıcacık Seni içimin duvar diplerinde çoğaltıyorum nefesinle sürüp,atıyorsun içimdeki gizemli yalnızlığımı öyle çoğalıyorsun ki yüreğimde,Seni benle karıştırıyorum Seni bende yaşatıyorum çoğu kez Sende beni yaşat/ıyormusun..! ? Süleyman Altunbaş |
Hayallerim Seninle Yok Oldular Bir seni sevmiştim,yalnızca seni, Onca güzelin içinde seni seçmiştim,seni, Umutlarımı,hayallerimi senin üzerine kurmuştum, Seni mutlu edebilmek için vermiştim tüm hayallerimi. Sen ne yaptın!Bütün hayallerimi yaktın, yıktın, Kullanılmış bir yırtık çorap gibi sokağa attın, Söyle ne yaptımda benden böyle tez bıktın, Madem sevmeyecek,hayallerimi yıkacaktın, Niçin yalancı gözlerinle gözlerimin içine baktın. Ne istedin benim damla kadar olan yüreğimden, Yaşama hayata umut dolu bakan hayallerimden, Sana ne yaptımda kopardın beni sevdiklerimden, Şimdi çokmu mutlusun yaptığın iğrenç ihanetinden. Sanmaki yaptıkların gelir seninle birlikte mezara, Hesap vermeden kolay kaçamazsın böyle hizana, Yakanı bırakmaz hayallerim girsende kara kazana, Sitemim yalnız sana değil senin gibi vefasız olanlara. Halil Evren |
S Küs Çiçeği diller mi vefasız yürekler mi gömüt taşına mı yazılacak zamansız kayboluş şiirlere karıştı sevdam unuttum günleri külrengi yolculukta gelirsen bulacaksın gücenmemiş şiirlerde kıpırdamayan akrep de yelkovan da şiirlerimin gizli öznesi ilkyaz tufanımsın gidersen eksilirim sanma aşkların mevsimi binlerce renk çökerken sisleriyle gökyüzü yüzüne yangın yerine çevrilen eylem su kuşunun belirsiz serüveninde noktalama imleri dolaşır sokağında sen bana dokun anılarıma dokunma sen bana dokun yüreğime dokunma konuşurum susarsın sustukça içimde isyan yoruldum sevgimi taşımaktan sanık dillerimdi gelmek istesem yeminin gölgemdi hoşçakal demedim savunmanı üstlendim gönül bahçemde gülüyorsun ateş böceği gibi kayboluyorsun bir aşk daha karışıyor tarihin sararmıuş sayfalarına yalnızım çırılçıplak kaldım sevdam da aşkın onuru yokmu dünyada bıkkınlığım yok ne de ihanet hain deyilim korkak hiç deyil kim bilir kimse sormasa da adımı hatırlamasa da ırmaklaklarda yüzümü desinler ki denizdeki balıklar gii heyecanlı desinler ki aşkın örülmemiş dili sevdamı boğsada ellerin yüzümde ilkbahar sevinci ekiyorum düşünceme yıldızlar aşk rüzgarlarına savruluyorum ya sen hangi rüzgarlara küs çiçeği ey! beyaz günlerimin ışığı karanlığı aydınlat kini nefreti at gel dola saçları saçlrıma çözülmüş gözlerinle gel kaçışın:yitiriş kaçışın:yok oluş kaçışın: aşkın alaborası sen hayatımın sevdası doığrumda yanlışımda olsan konuşturuyor yüreğim beni bak! yaşlanıyor gençliğimiz alıp götürüyor yıllar bakarsın aniden gelir ayrılık ne adın kalır ne de sevdan saniye gündüz yıldırım'ın GÜNEŞ AY YALINAYAK adlı şiir kitabından(Makedonya,Gürcistan,Moldova'da yayımlanmıştır şu anda arapçaya çevirisi yapılmıştır.) Saniye Gündüz Yıldırım (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Küs Çiçeği - Saniye Gündüz Yıldırım şiirini Facebook arkadaşlarınız ile paylaşmak için tıklayın PAYLAŞ puan 9,7 (40 kişi) yaz | oku -------------------------------------------------------------------------------- Elam beğendiğim şiiri gönderiyorum çok güzel şiir.tüm hüzünlü aşklar |
Gözlerindeki hüznü göremez kimse İçin için yaşadığın hayatı sorgularsın Sevmekten bile korkuyorsun bilirim Ama ben seni herşeye rağmen severim Sevdiğine yürekten sahip çıkarsın Gördüğünde sarılışınla içine sokarsın Ferhat gibi dağları delmezsin ama Sevdiğini üzmemek için kaçıp gidersin Hep kırıldı hayallerin coşarken Kendine ettin hep başkası yüzünden Konya sana dar geldi nefes alamadın Senin için yanan o yüreğe kıyamadın Sana hep kıydı birileri tutarsızca Hayatını zindan etti kadını birisi Alkol alsanda bitmez derdin içinde Senin derdine çare benim İnsanlığın yeter seni sevmeye Sinirin ardır derdin çok Anlayanın yok sanırsın anlatamazsın Bu hayat geçer bir bakarsın yanlızsın. Üzüldüğüne dayanamazsın seni sevenin Meraktan çatların nasıl diye Sen onu üzdüm sanırsın İnsanlığın yeter seni sevene Bir içten aşkım değişin var ki Yada bir sarılışın ömre bedel Hayatı boyunca gülmese biri Senin yanına gelmesi yeter Ben sende öğremdim gülmeyi Sen ferhat'ın ben şirin'in Böyle aşk kalmadı derler Ben sevmeyi sende bildim Uzak şehirdesin sevdiğim bana Ama kalbimdesin bunu unutma Mutluyum seni tanıdığıma Dualarım hep yanında SENİ SEVİYORUM Nebahat Çakır |
SUSUYORUM ARTIK... Ruhumu yırtan çığlığı Boğazıma düğümledim, Dudaklarımda kendi diş izlerim.. Bu yüzden gri şehrin üzerinde sonbahar Kızıl alevlerle yanıyor Dudaklarım kendi diş izlerimden kanıyor Sustum! ! ! ! ! ... bırak kalsın içinde sonsuzluk yazma anlatma kirletmesin kimse konuşma kendine sakla sadece gözlerine baktığında içini görecek biri gelene dek sus... Söylediklerimden çok sakladıklarımda Saklıyım... Ve gizlediklerimde gizliyim... Beni anlamak için; Konuştuklarımdan çok .... alintidir __________________ |
İhtiyar Çingene İHTİYAR ÇİNGENE İhtiyar çingene, baktığın falda Sevenler bahtiyar olur demiştin Bir sabah terk edip gittiği halde Gecikmez, üç vakte gelir demiştin Yüzünde sanki nur tanesi vardı Teninde mehtabın haresi vardı Hani ya bu derdin çaresi vardı Güzeller edalı olur demiştin İhtiyar çingene, dinmedi sızım Bir ceylan gözlüye geçmedi nazım Hadi kır fincanı, kalmadı lüzum Cemreler düşmeden gelir demiştin Yalan mı söyledin küstü mü fallar Dağlar mı devrildi çöktü mü yollar Dalında bitmeden kırmızı güller Bülbüller ötmeden gelir demiştin Hıfzı Altümsek |
Bu sabah kalkıp baktım sonbaharın geldiğini hissettim içimde, durgun yüreğim başkalaştı, hüzün vardı,bir gariplik vardı burukluk vardı. sessizlik sukunet vardı yüreğimde, fırtınaların yakında çıkacağını hissettim, acıların hüzünlerin yaklaştığını hissettim, içimde, o güne kadar hiç hissetmediğim kadar hissettim, hem de, en derin kuyuların kazıldığını, hissettim, içimde. Ürpertici alevler gördüm bu sabah, ışıklar doğuran, kaçışan kara bulutları gördüm yıldırımlardan, kızgın sinirli kıvılcımları gördüm bizleri yeri göğü korkutan, ve burukluk hissettim bu sabah içimde. ve sonra boşalan bulutları gördüm, delicesine çılgıncasına, insanların oradan oraya kaçıştığını,sellerin sokaklardan aktığını gördüm bu sabah, ve sonra ağaçlara baktım dayanmaya çalışan, yaprağını birer, birer dökmeye başladığını gördüm erkenden, öksüz kalan yaprağından yoksun bazı ağaçları gördüm, bu sabah ben. Güneş her zamanki gibi doğmamıştı,kızıl değildi dağlar, yoktu yerinde güneş, dağlar dün sabahki gibi kızarmamıştı,sisliydi kızıl dağlar sisliydi, alaca karannlıktı düne kadar o mavi olan gök yüzü, bir burukluk bir hüzün vardı, bu sabah, yüreğimde. Her gün sabah olduğu gibi cıvıldamıyordu artık,uçup durmuyordu, ağaçlardaki neşe dolu küçük kuşlar, sinmişti onlar da kanatları ıslak,yürekleri parçak sığırcıkların döndüğünü gördüm, elektirik tellerinde sıra sıra,ardıçlarda toplanan, yoktu evimin bacasındaki yuvalarında artık leylekler, ve çayırlarda otlayan allı turnalar, onlar geceden yada erkenden göçüp gitmişlerdi anlaşılan, düne kadar gördüğüm, leylekler o allı turnalar, kimbilir hangi bilinmez hangi bilinmez uzaklara gitmişlerdi. yokluğunun acısını hissettim, bu sabah içimde. Bir başka başkaydım bu sabah, düşündüm, ne olmuştu da yoktu bu sabah güneşe, o pırıl,pırıl olan düne ne olmuştu bu gün de yoktu, kış değil,yaz daha yeni bitmişti, yoktu işte baktım bu sabah güneş. o yakıp kavuran kızgın güneş o gün kayıbdı bu sabah, siyah gri bulutlara o esir mi düştü diye düşünürken, bu gün esir miydi ne? Erken başlamıştı, erken gelmişti son bahar, ağaçlarında yapraklar erken başlamıştı sararmaya, erken başlamıştı, dallardan onlar bir,bir dökülmeye, dirense de hala bazıları hala dalında, rüzgarlara, yaklaşan mevsime yaklaşan güze, belli ki yorgundu, onlar da yorgundu. hastalıklıydı ve cılızdı, onlar yaşamaktan bıkmış ve yaşlanmıştı da belki, onlar da mecburdu ölüme dökülmeye, ölümler en çok son baharda olmuyor mu saten, Allah’ın koyduğu, doğanın kanunu değil mi bu. O sararan yapraklar, o dallarını yalnız bir gün öksüz ve yalnız bırakmamaya, mecburdu yine de,ama biraz erken bitmişti yaz,erken gelmişti güz, kararlıydılar sanki sımsıkı sarılırken dallarında hasta yapraklar, düşmemeye ve erkenden sararıp ölmemeye dökülmemeye, çiğnenmemeye, uçuşmamaya yerlerde sürünmemeye, ve kuru birer çiğnenen gazel olup, çiğnendikçe, garip sesler çıkaran insanın yüreğini sızlatan, gazel yığınları olmamaya. Öğlen yaklaşmıştı,ve aralandı, ve izin verdi siyah o gri bulutlar artık, yağmurunu boşaltmıştı ama, hala dolaşıp duran o siyah olan bulutlar, ve göründü o kayıp, esaretten kurtuldum diyen, soluk benizli güneş, yüzünü göstermeye başladı, arada bir bulutlardan, ama hali yoktu, gücü yoktu! kimseyi, yeri! göğü! ısıtmaya, ortalığı daha birkaç gün öncesi gibi kızartmaya, temmuz ağustosda yaptığı gibi, yakıp yıkıp kavurmaya. Bu defa, dayak yemiş gibiydi, yorgundu ve hastalıklıydı güneş, ve benim gibi üzgündü, yaklaşan sonbahardan ve sonrası kıştan, o solgun güneş. A.Yüksel Şanlıer |
Seni Sevmek Seni seviyorum, Cunku, Her sabah kalktigimda Yasamak için tek neden,sen varsin Fakat seni sevmek için binlerce nedenim var. Seni seviyorum, Cunku, Bu siyah beyaz dunyada tek renk sensin, Bir ressamin fircasindan cikmis gibi. Ama alalade bir renk degil, Gokkusaginin her tonunu gölgede birakan bir renk. Seni seviyorum, Cunku, Bu soguk gunde icimi isitan bir esinti gibisin. Hafiften esiyorsun, Iliklerimi isleyerek. Sonra da kaybolup gidiyorsun, Daha nereden geldigini anlayamadan. Seni seviyorum, Cunku, Seni sevmekten baska bir sey gelmiyor icimden. O kadar dogalki bu duygu Ruhumun derinliklerinde, Sanki dogdugumdan beri var. Sadece ortaya cikmak icin seni bekliyordu. Seni seviyorum, Cunku, Sensiz bir yasami artik dusunemiyorum. Sensiz bu kuru dunyada yasamaktansa, Olumun soguk nefesini opmeyi Bir daha hic seni gormemektense Hayata arkami donmeyi tercih ederim. Seni seviyorum, Cunku, Ne zaman bir ask siiri duysam, Misralardan sen akiyorsun. Ne zaman eski bir sarki gelse kulagima, Gitar telleri arasindan suzulen notalar, Seni getiriyor bana. Seni seviyorum, Cunku, Sen hep benimlesin. Gozumu kapatmam yeterli seni gormem icin. Tatli narin tenini... Seni seviyorum, Cunku, Belki de ilk defa bir kadinin kokusu beni cilgina ceviriyor Icimden Odyseus a turku soyleyen deniz kizlari da Onu ayni kokuyla bastan cikarmaya mi calistilar acaba diyorum. Seni seviyorum, Cunku, Gozlerinin icindeki binlerce yildiz, Gecenin karanligini delip geciyor. Bana bakaraken kendimi yildizlara tepeden bakiyor gibi hissediyorum Seni seviyorum, Cunku, Benligim sana ait. Sen onu burusturup cope de atabilirsin, Kalbine yakin bir yere de koyabilirsin. Tanrim! O kalbine yakin sicak yerde olmak istiyorum. Seni seviyorum, Cunku, Sen sensin. Ama sen beni Ben oldugum icin seviyor musun? Onu kim bilir. Seni seviyorum Cunku, Seni sevmeyi seviyorum. Seni koklamayi seviyorum. Sana dokunmayi seviyorum. Seni seviyorum, Cunku, Saclarin ellerimin arasindan kayip giderken, Dunyadaki cenneti bulmus gibiyim. Bir an elimde tutuyorum o cenneti. Bir an sonra belki de Tamamen ellerimden kayip gitmis olacak. Seni seviyorum, Cunku, Ben hic bir kadin icin siir yazmadim, Bu hep tuhaf gelmisti. Ama simdi Senin icin siir yazmamak tuhaf geliyor. Seni seviyorum, Cunku, Icimde bir umut var. Bu siiri belki basucuna koyarsin. Kimbilir belki yanina da kirmizi bir gul... Seni seviyorum, Cunku, Tanri cicekleri yaratirken Seni de onlarla beraber yaratmis Papatyadan guzel, Zambaktan asil, Manolyadan tatli, Gulden daha guzel kokulu. Seni seviyorum, Cunku, Guzelligine melekler imreniyorlar. Dunyada ise, Olumluler arasinda Galiba bir tek benim gibi bir iki sansli Onu farkedebiliyor. Seni seviyorum, Cunku, Olene kadar Yokolana kadar Seninle olsam, Bu herhalde bir ceza gibi gelir, Daha cok senle olamadigim icin. Seni seviyorumi, Cunku, Senin tarafinan sevilme fikri bile Bir insani hayati boyunca mutlu edebilecek kadar guzel ve asil. Seni seviyorum, Cunku, Seni anlatmak icin misralar yetmiyor. Dusunuyorum bir kis gecesi bunu yazarken, Acaba kac sair onun guzelligini anlatmak icin Binlerce misra yazdi. Seni seviyorum, Cunku, Senin gulumsemen gunesin dogusu gib, Insana herseyi unutturuyor, Sadece seyredip tadina varma hissi uyandiriyor. Seni seviyorum, Cunku, Bu kadar nedenden sonra bile Seni ne kadar sevdigimi anlatamadim... Utku Erdoğdu |
Düşlerimde Seviyorum Seni Bahar şarkılarında duydum sesini İnliyordun derinden derine Gün gibi ağlıyorum sesini duyunca Gel diyorum gelmiyorsun sevgilim Gel diyorum gelmiyorsun sevgilim Gözlerim gözlerine uzanınca Yıldızlar yakıyor yüreğimi Düşlerimde seviyorum seviyorum seni Turgut Çakır |
| Saat: 07:59 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık