![]() |
Gözlerimde İstanbul Soyunur Bir garip olurum, ne zaman gelsem sana, Dingin bir huzur kaplar içimi, İsterim ki, dört bir yanını gezmek, Anladım artık, ömrüm kafi gelmeyecek, Sultanahmet, Çamlıca, Beyoğlu, Üsküdar, Her semtin, kendi makamında şarkılar söyler, Ezanlar çan sesiyle, kardeşçe yankılanınca, Binlerce güvercin havalanıp, barış türküsü söyler Her mevsimin sende ayrı bir tadı var, Emirgan’ın kendini sevdiren bir adı var, Bunaltarak geçen yazın ardından, Tatlı bir hüzündür, sonbaharda adalar, Sana şarkı yazsam, uyduramam kipi, Türkü yaksam, notaların gözleri ıslak, Dört yanın cennet, her taşın tarihi yapı, En öpülesi yerin, Fatih’in girdiği kapı, Bulutlardan, üstüne düşen bir damlayım, Dolaşsam, kuytu köşelerinde boydan boya, Dudağımı özlemle, dayayıp yanağına, Öpsem seni, mavi gerdanından doya doya, Adını duyduğum an, yüreğimde martılar uçuşur, İçimde hüzünler yeşerir, elim buz olur, Ne zaman, güzel bir kadın görsem, Gözlerimin önünde, İstanbul soyunur, İstanbul, bilmem ki sana nasıl bağlandım, Kimler aramızdaki bağa, yıllarca düğümler attı, Ayrılamam senden, türbesin artık gözümde, Hangi yönüne selam dursam, duam seninle. Doymadım, doyamadım sana İstanbul, En iyisi benim için, göklerinde mezar hazırla, |
Ayrılık Sevdaya Dahil Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin En gorkemli saatinde yildiz alacasinin Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan Onu cok ariyorum onu cok ariyorum Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari Bir yerlere yildirim dusuyorum Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus Tedirgin gulumser Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili Hic bir ani tek basina yasayamazlar Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili Telasli karanlikta yumusak yarasalar Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte Yansimalar tutmus butun sahili Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil Cunku ayriliklar da sevdaya dahil Cunku ayrilanlar hala sevgili Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik Hava agir toprak agir yaprak agir Su tozlari yagiyor ustumuze Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani Karanlik coktu denize Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ Atilla İlhan |
Güzellik Geride Kaldı Benim yüzüm, yüzünden baştan başa hüzündür. İkisinden birisi ikimizden biridir. Görmeli'dir, eskidir, yaşamış'a dönmüştür Yarışa çıktıkları güzelliği geçmiştir. Ağladığını bilir bilmediği şeylere Güldüğünü unutmuş, hiç görmemiş gibidir. Taşınmayan ne varsa bir yerden öbür yere Seve seve taşımış, sırtına yüklemiştir. Parayla ölçülmeyen sevgi saygı borcunu Ne aldıysa ve kimden aldıysa ödemiştir. Verdiğini unutmuş onun ne olduğunu Ne verdiyse ve kime verdiyse yok bilmiştir. Özdemir ASAF |
VAZGEÇMEZ.. NEREYE GİDER BU YOLUN SONU, SERSERİ BİR AŞIĞIM, SONA YAKLAŞIRKEN KALBİNDE, BU SONDAN KAÇIŞTAYIM.. ÖZENİRMİYİM SANIYORSUN AYRILIĞIN NEFESİNE, YALINAYAK KALDIM, SENSİZ BOŞLUKTAYIM!.. AYAKLARIMDA SANKİ PRANGALAR VAR! YANAKLARIM ISLAK, GÖZLERİM GÖRMEZ, SENSİZ ÇIĞ GİBİ GELİYOR KORKULAR, BU GÖNÜL SANA MÜEBBETTEN ASLA VAZGEÇMEZ.. |
Yaşarım Seninle İstanbul söndürebildiğim alevi düşünürken mumun 'is'inde aklıma düşersin İstanbul güneş gündüzü ilk demlerine hazırlarken serin bir deniz olur gök ben ikinci hecenin tadına varırım İstanbul yaşam girdabının sarhoşluğunda fütursuzca başkalaşınca vazgeçmişim aramaktan gerekli olanı son hecendeki emirle hatırlarım İstanbul inişli çıkışlı dar sokakların anımsatır hayatımı bana bunalımdan kurtulmak için asarım hamağımı iki köprünün arasına Süleymaniye'nin kubbesinden yayılan rayihayı koklarım Sultanahmet'ten yedi tepenin her biri göğe yükselen işaret parmakların şehadet eden kasvetin misafir olduğu yüreğimin şifası Üsküdar ezanları söndürür semanın gerdanında yıldızları hayilimin yetersiz kaldığı cennet hediyesi misali Dolmabahçe Sarayı'n Ayasofya'da sultan Fatih'in el izi sende gemisinin izleri haykırır heybetli mazini boğazın suları eritirken geceyi ızdıraplı şöhreti Kadıköy'ün acıtır canını Eyüp'ün zorlanır soluğum çekerim içime bir nefes Beykoz'u iki kapılı konakta üstümü örten sensen İstanbul uyumadan bulmak dahi sabahı masalları kıskandıran bir rüyadır yaşarım seninle İstanbul hayat buldun en sevgilinin dudaklarında |
Ve acının yazılmayan tarihi 3- Gidip Geri Dönmeyenler Bu deli yollara oğul verdin Gidip geri dönmediler Kaç kolun koptu Yemen Kaç yürek yaran Çanakkale Ocakların kör kaldı Kaçıncı söndü umudun Gidip geri dönmediler Güldün mü Kıvılcımlar saçılır geceye Bakışın ilk insandan bu yana Bütün bakışların bahçesi Ayakların Hitit' ten beri Böyle sıkı basar toprağa Geride hep yoksulluğu koydular Kıran düştü- kıtlık düştü payına Gidip geri dönmediler. 5- Yediveren Direnci zemheriden karılmış-ölüm kapı komşusu Sabrı dağlarla bir- cehennemden sökün etmiş ağustosu Zulümlerle dövülmüş yüreği yoksulluğun örsünde Gene de yangınlar içinde yediveren güldür sevdası Yıkılası kara dağlar boyun büküp yol verir Değilse kıyametler doğurur coşkusu Lâkin körolası yollar uzanmış yatar toz kül içinde Kör bir engerek gibi azrail hovardası Bir yol gülüşlere karışmış Bakışlara tünemiş-sözcüklere bulaşmış Ezeli bir acının doğurduğu nefret aşılmaz Yıkılmaz muhanetin karlı dağları çevresi dolaşılmaz Ruhları yağmalanmış babadan oğula devrolan lanet Çifte su verilmiş yüreği kâr etmez hasretine Koparır elini kolunu gurbet Gene de yediveren güldür sevdası Bilmezler Yaşamak derler adına Dağların ötesinde bin yıldır paylarına düşen esaret Günah-vebal-yemin-gammazlık -yalan- kin Uğur-nazar-büyü-yılan-çiyan-cin Ekmek atlı insan yaya-can ter içinde Korkuyla nefretle silahlandırmış ruhlarını cehalet Bilmezler Özgürlük derler adına Dağlarda yapayalnız ağlayabilmenin Ölmenin doktorsuz ilaçsız Bazan çocuk üstüne bazan yılan sokması Sanırsın ki unutturmuş sevmeyi Gülüşlere afat olmuş nuhnebiden kalma cinnet Gene de yediveren güldür sevdası |
Gelincik Gibi Saat beş dedi mi kararan kış havası gibisin; Gündüzleri gözlerimin sana doyamadığı kadar kısa, Geceleri uykusuzluğumla savaştığım kadar uzun. Tek tesellim yine sabah olacağı, Yüreğimin sevince boğulacağı. Bir akşam şehrin üstünden baktığım ışıklar gibisin; Kimi zaman çok yakın, Gözlerimi kamaştıracak kadar güzel. Kimi zaman ise mum ışığı gibi zayıf Benden çok uzak. Bir sabah vakti Yemyeşil tarlalarda üzerine çiy düşmüş gelincik gibisin; Gelincik gibi çok güzel ve masum. Varlığınla yaşam ümidi dağıtan, Yokluğunda beni yalnızlığa sürükleyen Umutsuzluğa sevk eden . Gelincik gibisin... |
Aşk Aşk dediğin nedir ki Tenden bedenden sıyrık Çocukların içinde Yaşadığı bir çığlık Aşk dediğin nedir ki Histen nefesten varlık Umutsuzluk içinde Karanlığa son ıslık |
Goncagül Masana bıraktığım gül, İki gonca iki gönül. İkisi de açacaklar, Mutluluğa uçacaklar. Sevgi orda kucak kucak, Kaçamak yok köşe bucak. Herkes onları görecek, Sevdalarını bilecek. Tüm sevgiler böyle olsa, Gönül huzur neşe dolsa. |
Biz zaten hiçbir sinemaya tam vaktinde yetişemedik Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi Oysa Nuh'un Gemisi'nde bile, bize yer kalmamıştı Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı Neylersin... Biz bu aşkı sürdüremezdik, inan sürdüremezdik Kalbimiz bu heyecana müsait değildi Bize hep acılar kaldı Bize hep yağmur Unutmasan bile artık unutur gibi yapacaksın Ve buruşturup buruşturup attığım kağıtlarda Hiç bitiremediğim bir şiir olarak kalacaksın. |
| Saat: 13:42 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık