![]() |
Mesut sanmak için kendimi Ne kağıt isterim,ne kalem Parmaklarımda sigaram Dalar giderim mavisinden içeri Karşımda duran resmin.. Giderim deniz çeker Deniz çeker,dünya tutar İçkiye benzer birşey mi var Birşey mi var ki havada Deli eder insanı,sarhoş eder? Bilirim,yalan,hepsi yalan Taka olduğum,tekne olduğum yalan Suların kaburgalarımdaki serinliği İskotada uğuldayan rüzgar Haftalarca dinmeyen motor sesi Yalan.... Ama gene de Gene de güzel günler geçirebilirim Geçirebilirim bu mavilikte Suda yüzen karpuz kabuğundan farksız Ağacın gökyüzüne vuran aksinden Her sabah erikleri saran buğudan Buğudan, sisten,ışıktan,kokudan... Ne kağıt yeter ne kalem Mesut sanmam için kendimi Bunların hepsi...hepsi fasafiso Ne takayım, ne tekneyim Öyle bir yerde olmalıyım Öyle bir yerde olmalıyım ki Ne ışık,ne sis,ne buğu gibi İnsan gibi.... |
Zaman Belki Zaman belki alıp götürecek beni uzaklara Sen yanıbaşında zannederken Ben biniyor olacağım çocukluğumdaki salıncağa Ninnilerini duyacağım babaannemin Ve arada bir kıpırdayacağım bitmesin diye ninnisi Sen, dinlediğimi zannedip günlük telaşını anlatacaksın "Patates 35 bin oldu, fasulye kalmadı..." En uygunsuz zamanda gülümseyince kuşkulanacaksın; "Ben hastayım diyorum, sen gülüyorsun..." Oysa ne tatlı rüyalardır ne vefalı dostlardır beni gülümseten bilemezsin Yanıbaşında yalnızlığı yaşatma bana Bırak artsın enflasyon Bırak bu ay fasulye alamayalım Yarım ekmek arası zeytin-peynirle yaşanacak Ne güzellikler var bilsen Ve ne mutluluklar Gülüşlerimizde sırasını bekleyen. |
1. sonsuz bir tuval mi dünya ömrümüze aşk mı anılar kadar uzaktan unuttum sesimi yüzümü unuttum kilitlenmiş kapılarında günlerin sizin sustuğunuz yerdeyim içimde yıllardan süzülen tuz tadı anılara yeni yüzler katılıyor anılara yeni sesler acı kipinde her geceye bir ömür sığıyor şimdi 2. bu akşam bütün türküleri al yanına tuz tadını al güze yaslanan günlerin uzundur gece kulak ver suların sesine yanına son sözlerini al bu akşam öyle kal uzanıp dağların ufkuna acıya sığmayan bir ses olsun adın ömrünü çizen yolculukları düşün geçip yıkılmış köprülerinden yaşamın kaç kentin kapısından süzülmüştün yağmurla anımsa bir kıyı gecesi eski yüzünü öyle kal dokunup bir selamın sıcaklığına yalnızlıklara sığmayan bir ses olsun adın sessizliği dostun gibi al yanına unutma kayan bir yıldız olduğunu solgun fotoğraflara dalıp öyle kal gecede kalsın anlatamadığın 3. özlemezdim seni böyle benzemesen hüznüme giderdim aşkın ince yüzüne gömüp sözlerimi binbir ses ve ışıktan geçerdi zaman namludan mermi geçerdi yüreğimden sen tükenirdi sarışınlığım bir dağ yamacında uzaklarda bir güz olurdum biliyorsun yüzümde ırmakların gölgesi koşardım söylencelerin içinde imgelerini yitirmiş bir ozan olmasam özlemezdim seni böyle 4. ey ömrümüze bir sızı gibi yayılan gidenlerin boşluğunda çırpınan kentler yazlık sinemalardan taşar çocukluğum konuşsam kim ses verir kimin özlemi büyür şiirimizde dağların söylencesine düşmüşse zaman 5. ağrıdıkça kirpiklerimde bu uykusuzluk sığınıyorum yüreğime / ölür müyüm içimde kırılmış dal kanayan su unuturum nasıl öpülürdü taşralı kızlar akasyalardan yağmur topladığımız sabahlar dışarıda kar / en eski şarkısı doğu nun yağıyor kuşların çocukların imgesini barut kokan göğsümden dağılıyor şiirler mektuplar yazıyorum unutarak konuşmayı kaçak tütünlerin yoksul hüznüne sığınıp yağmura dönüyorum yüzümü aklımda sönmeyen son deniz feneri ağrıdıkça kirpiklerimde bu uykusuzluk sığınıyorum yüreğime/ gider miyim yaşamın tuvaline işlendikçe acılar ellerimde sızlayan el izleriyle koşarım tarihin içinden kentlere 6. bütün sözlerimi dağlara gömdüm yüreğimden akarken ayışığı koştum çığlıklara basmadan incitmeden ırmakları ve kuşları rengini yitirmiş bir tuvaldi dünya karanlığa karışmış erguvandı zaman 7. kentindeyim senin iç içe aynalar kentinde sesime sığmayan şiirlerden sızıyor özlemim kentin son ışığında büyüyen kederden yanımda çıplak ayaklı yaz geceleri yüreğimi dağlara sürdüğüm o hiç kapanmayan kapılara bir dağ çiçeği getiremedim sana sana bir dağ çiçeği incecik boynunda ıssızlığın ürperdiği sana bir avuç su bir tutam kar benimle kanayan sular benimle kırılmış dallar var yorgunluğumda o bitmemiş sonsuzluğu getiremedim karlı bir güne çizdim kentini akşamı seçtim senin için ırmakları kattım sesime düşlerimi getiremedim artık unutmak eklenmişse ömrüme bir deniz yoksa yüzümün kıyısında toprak kokuyorsa belleğim ırmaklar ve kuşlarsa zaman neresindeyiz uzaklara düşmüş güzün doğulu bir ilkyaz getiremedim sana 8. konuşalım biraz ayışığından damıtalım sözlerimizi bir annenin yüreğini koyalım aramıza sevdiğimiz kentlerden sözedelim ki uçurum olan yüzler gezinir durup baksak alanlarına bir saklı selamla geldim bozkırına geceye savrulmuş ıslık kadar uçarıyım alıp ellerimi gizlemiş bir büyük orman dağların tuvaline düşmüş yüzüm ağır ağır azalıyorum sustukça konuşalım biraz bir şeyler anlatmalıyım sana |
Bir Masaldır İstanbul Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Kız kulesinde başlar ilk cümlesi masalın, İşte ordadır tam kalbindedir vuslatın. Işıldar,büyüler,hayran eyler virane aşık-ı nurunu, Boğazı sarar ya baştan başa vurgunu. Kız bakmaktadır kuleden, Boğaza mavilerini bırakmaktadır gözlerinden. Kızın kulesi ya... Kız naz eder,söz eder aşığına, Dert eyler,derman eyler behtbahtına. Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Bir şiirdir İstanbul. Bir şiire bin anlam yükleyerek seslenilen. Nedim tadında,Orhan Veli tarzında yaşadığımdır. Necip Fazıl kadar yandığım,Nazım kadar hasret çektiğimdir. Bâki gibi şiirlerimle baki kalanımdır. Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Bir türküdür İstanbul. En yanık gönüllerde bestelenen Aşıkların sazında sergilenen Ağızdan ağıza dillenen Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Bir şarkıdır İstanbul. Senelerdir bitmeyen Fatih'in söylediği,ecdadın eşlik ettiği Peygamberin tasdik ettiği Aşıkların dilinden düşmeyen Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Bir ses,bir nefestir İstanbul. Kimi zaman bir ezan sesidir Süleymaniye'den duyulan. Kimi zamansa bir nefeslik isyanın sesidir Beyoğlu'nun arka sokaklarından savrulan. Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Bir hasrettir İstanbul. Fatih'in rüyalarına konuk olan, Peygamberin sözlerine konandır. Bizans'ın bitmeyesi ahı, Ecdadın mabihül iftiharıdır. Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Bir tutkudur İstanbul. Adına nice türküler yakılan, Kader olup alınlara yazılan, Uğruna ölümle yarışılan, Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Bir kardeşliktir İstanbul. Ayasofya ile Sultanahmet Camii'nin karşılıklı muhabbeti, Boğazın şikayetsiz yüreğinde her daim taşımasıdır kızın kulesini. Galata'nın balıkçı dostlarıyla bütünleşmesidir, Eyüp'ün Haliç'i benliğine katmasıdır. Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Bir cilveli kadındır İstanbul. Bir çok medeniyete göz kırpan Ama kalbini son kez Fatih'e açan Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Bir yangındır İstanbul. Üsküdar'ı yandıran,Karacaahmet'i ağlatan Necip Fazıl'ı söyleten, yürekleri dağlayan Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Bir yardır İstanbuldur. Çöl eyler gönlümü sıcaklığıyla Mecnun olup yaşarım serabıyla. Yangın eyler,kor eyler ciğerimi Kerem misali sarabilemem yaremi. Züleyha gibi atsa da beni zindanlara Yusuf kadar doymuşumdur sevdalarına. Aslıdır,Leyladır,Züleyhadır Sevilendir yardır... Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Bir şehr-i şuaradır İstanbul. Bunun kanıtı bunca yıldır dökülen, Bir kandır ecdattan süzülen, Senelerdir hayallerden inmeyen Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. Kız kulesinde başlar ilk cümlesi masalın, İşte ordadır tam kalbindedir vuslatın. Işıldar,büyüler,hayran eyler virane aşık-ı nurunu, Boğazı sarar ya baştan başa vurgunu. Kız bakmaktadır kuleden, Boğaza mavilerini bırakmaktadır gözlerinden. Kızın kulesi ya... Kız naz eder,söz eder aşığına, Dert eyler,derman eyler behtbahtına. Bir masaldır İstanbul. Zümrüdü anka misali, git Git de bul. |
Susarak Güneş altında söylenmedik söz yokmuş.. Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi.. Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz.. Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde.. Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik... Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde.... Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor... Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ... Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde |
Sessiz Gemi Artok demir almak günü gelmişse zamandan Mechule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahetten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden, Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal Beyatlı |
Sözün Ötesi Sözün ötesi daha keşfedilmedi biliyorum. Ben; sadece keşfedilen kısmıyla oynuyorum. Hiç kolay değil okunası bir öykünün yazarı olmak; Kalbim buzlukta kral aileleri gibi yaşayarak. Hepimiz, Sıradan bir aşk bulana kadar bir hiçiz. Sonra? Sonra çekip gidebiliriz. İyi niyetten kör olmadan önce gözlerim , Yavaşça müziğin nöronlarına dönmeliyim. Madem ki. İç dünyalarımız, Tüpsüz dalınamayacak kadar derin. Hiç değilse kıyısına, Bir çiçek koyabilmeliydi ellerim. |
Ah aydınlıklardan uzaktayım Kafamda o dağılmayan sükûn. Ölmedim lâkin, yaşamaktayım Dinle bak: vurmada nabzı ruhun. Yarasalar duyurmada bana Kanatlarının ihtizazını. Şimdi hep korkular benden yana Bekliyor sular, açmış ağzını. Ah aydınlıklardan uzaktayım Kafamda dağılmayan sükûn. Ölmedim lâkin, yaşamaktayım Dinle bak vurmada nabzı ruhun. Siyah ufukların arkasında Seslerle çiçeklenmede bahar Ve muhayyilemin havasında En güzel zamanın renkleri var. Ölmedim halâr. yaşamaktayım. Dinle bak: vurmada nabzı ruhun! Ah aydınlıklardan uzaktayım Kafamda o dağılmayan sükûn. Ruhum ölüm rüzgarlarına eş, Işık yok gecemde, gündüzümde. Gözlerim görmüyor... lâkin güneş O her zaman, her zaman yüzümde. |
Suları Islatamadım Savaştayım elli yıldır Ömrüm geçti boşalt, doldur Anlamadım bu ne haldir Birgün silah çatamadım Suları ıslatamadım Ekin ektim başak yılan Kuşandığım kuşak yılan Yorgan akrep, döşek yılan Birgün rahat yatamadım Suları ıslatamadım Ne payem oldu ne sayem En doğruya varmak gayem Düşüncemdir tek sermayem Alan yoktur satamadım Suları ıslatamadım Yolum yokuş, izim ayrı Dilim yağsız, sözüm ayrı Bedenimden özüm ayrı Biri bire katamadım Suları ıslatamadım Talipli yoktur sevgiye Anlamadım, neden? Niye? Canlar gücenmesin diye Can attım gül atamadım Suları ıslatamadım |
****Istanbul da Aşk var**** Istanbul da aşk var günlerdir. Gönlüm delirmiş martıların çığlığında Bir hayal var içimde Kadıköy vapurunda, elin ellerimde Kız kulesini izlemek Gökyüzünde bir güleç güneş.. Denizin her damlasına aşkı anlatmak Ve temizlemek kirlenmiş marmarayı Aşk katmak mayasına yeni, Doğmuş cocukların Ki aşk büyüsün daha da Bizde kalan hatıralar olmasın Biz kalalım birbirimize Kulağımızda yeni doşmuş çocuk çığlıkları Cebimizde aşk, gözlerimizde sadece birbirimiz Ve ikimiz... Istanbul bu hayaller kurduruyor durmadan Mesala diyorum... mesala... Bir bebek doğsa Adını aşk koysalar Sonra bir tane daha ve... Btütün çocukların adı AŞK konsa Sen konsa... Ben konsa... Istanbul konsa... Dedim ya sevgilim Istanbul da aşk var Seviyorum seni, seviyorum...! İçimden bin kez daha tekrarlayarak SEVİYORUM SENİ diye.... Hadi bir çocuk gelsin yanımıza Adı ISTANBUL.. Gelsin mi? |
| Saat: 08:50 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık