MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

NiliM 6 Haziran 2007 09:31

Umutlar sustu...


doğmayan güneşin ışıklarını
al şimdi avuçlarına
kaybettiğin her adımda
kaybolup da yitirilen
sevdanın son sesi ve
seni sana bırakmanın saati

sözlerin vurgunu sonbaharda
tüm çiçekler sararır bir anda
hayata dair yaşanmış/yaşanacak ne varsa
kaybolur gider an’lar, anılar
sevmek olmasın bunun adı
Aşk olmasın


sus/mak sonsuzluğun adı
sev/mek ömrün tadı
ayrılık yıldızların rüzgarı
aşk maviliklere açılan sensizlik olsun

sözlerim bende
duygularım yüreğimde
sevgim ömrümde
can’ın can özümde
sen’li içselliğim gözlerimle
renklerim armağan olsun düşlerine

bil ki..sevmeyecek açılmayan ömründe
gecenin busesi ışıldamaz ben gibi
mavinin rengiyle örtüşen hayalinde
sevgi mührünü kazıyıp ta ellerime
bu kadar kolay mı sanılır atmak
bir köşeye

kaybettin bendeki ben’i
başın sağ olsun sevda çiçeğim
sen’li anlara veda
sensizliğe merhaba..


Selma İzcimen


Nephthys 6 Haziran 2007 12:58

Uzak, Sehir ve Hayal


. Yedi sükût sakladim cennet oldu rüyama,
Adini kim koydu ey sonsuzlugun yarisi!
Hayal satiyor zaman sis konuyor hülyama,
Çigliklar bestelendi sana olsun darisi!

Nedir yalnizlik suda, ya da sende adalar?
Düsleri fayton tasir sükûnetin kâtibi!
Kimin kalbinde yesil derin uykuya dalar?
Kimdir bu manzaranin kus yürekli sahibi!

Köprü kurdum tarihle buz kesti ayaklarim;
Meger sükût tutarmis gölgelerde avcilar!
Kaç güvercin sitemi isittin kulaklarim!
Sadakatin ecrini kimden alir acilar?

Sirtinda yük mü dersin sur kokan bulutlara?
Kim asti kirpigine bu destansi yazgiyi!
Müjde dedin duydum ben göz kirptin umutlara,
Çöz at artik kanasin gül yaran su sargiyi!

Ey çok sesli hayatin çok renkli solgun yüzü:
Al senindir zaten öpülmemis bir bahar...
Sende kaybettim en son ey topraktan gökyüzü!
Kalbim yine bahari senin avcunda arar...

Kaç sigin sularina günesin Kiz Kulesi;
Öpsün seni alnindan sesin renkli Üsküdar!
Adin kokuyor tarih bu bahçenin lalesi,
Dalgalar kulagina söyle neyi fisildar!

Iki yakasi açik uslanmaz bir çocuksun!
Var git yollar senindir istedigin hayale...
Seni bulan gönlünde sonsuzlugu okusun,
Merhem olsun yüregin gül kokulu melâle...

Çok isikli yasama nazar eder galata:
Kalbindeki gözün mü, ya da nedir niyeti?
Yalnizlik senfonisi besteliyor hayata;
Kim kirdi yüregini ya bu neyin diyeti!

Haliçin sol yaninda kimin kalbidir atan?
Herkes bilir utanma fatih senin sevgilin!
Sana güzel yâr seçmis seni böyle yaratan,
Adini vustlat koymus kurdelesi gül gelin!

Meshur bir düs mü dersin uzagindan kurulan?
Yaradan yüregine hangi ruhu üfledi!
Seni görüp kaderce gözlerine vurulan,
Mecnun olup zamandan hayalini eledi!

Ey hayale ruh olan, ey zamanda can sehir!
Kelimeler müptela mana üfleyen ney’e!
Güllerin damarinda kan diye akan sehir:
Hangi dilde okusam ask çikiyor sen diye!

Sir tutan ellerine yagmur kurusu düstü;
Alnin kime sadakat kime verdin sözünü!
Yedi sükût demistim ne de güzel bir düstü:
Mihrimah avucunda rüzgâr öpsün yüzünü!

Kaç minare yemindir günes sirtinda batan?
Saçlarina kizili sarmak da nerden çikti!
Yine seher olunca sessizligi unutan,
Hangi dervisin ki o, sesi hala ilikti!

Sesi hala ilikti bogazin ve zamanin,
Kim koydu söyle bana cebine bu öyküyü!
Bilirim egik boynun önünde bu fermanin,
Sen kadar agir olsun, isterse de kus tüyü!

Gözü yasli yasamak ve gülistan ve gülzâr.
Sen eski bir saatin eskimeyen vaktisin!
Aksam sana gelirken elde hep aydinlik var;
Çift yürekli gülzârin ebediyet aktisin!

Için dolu Ibrahim, ates yükün yanmakta...
Kaç ogul kurban ettin adin oldu Istanbul!
Issizinda bir sair söyle neyi anmakta?
Al üstüne de aski, nefes al öyle durul!

Durul sen ve sen kalbin masiva yumaginda;
Hatirla da de bana gemiler nerde yürür!
Kelime sana mebni siir ören aginda,
Güvercin mi hicret mi hangisi seni bürür!

Yakin sana sen ve o, fetih estiren rüzgâr!
Kus kanadi tadinda muhâcir esen hasret!
Diner bir gün demisti, dua kabule mazhar...
Simdi gamzen mi Fatih sen mi Fatih’te sûret!

Zihni soru gülzârin: Kaç bülbüllü bir gül bu?
Toprak desen kül tutmaz, içi rüzgâr yemini!
Aksam dedigin serin, serin sende ask ve su!
Sözü eskimez ahdin, eskise de zemini...

Zaman sende seyyahken, mülteci zaman sana;
Ey peygamber müjdesi, kaç dualik aminsin!
Sana dogar günes, bil; ay, yildiz her an sana...
Tut elimi tarihim tut da feryadim dinsin!

Günes gitmez korkma sen, gitmeden kalbin senin!
Güzelim saçlarinda gül tutarken sadakat!
Binbir renkli sirri bu sonsuzlugu çizenin...
Sana uzak düs kurmak inan kalbe mesakkat!


. Yahya Kurtkaya


Mystic@L 6 Haziran 2007 13:06

Her şeyi her şeyi aklına getir
Gece yarılarını aklına getir
Söylediklerini aklına getir
Sinsi yağmurlar yağıyordu
Soğuktu
Yaktığımız ateşi aklına getir

Nelerden geçiyorsun aklına getir
Gitme dünyamızın her yerinde
Yorgun eller gülleri derleyince
Ellerin sevincini aklına getir
Güllerin sevincini aklına getir

Ne’çok severdik seni aklına getir

Arif Damar


NiliM 6 Haziran 2007 13:26

Aşık Kendi Kanını


Helal kıldı ma'şuka aşık kendi kanını
Ma'şuk nakşından okur aşk eri Kur'anını

Yardan ayrı olunca asılıp ölmek yeğdir
Aşık kendi bırakır boynuna urganını

Gitmez aşık gözünden hergiz ma'şuk hayali
Nitekim zilha verir Yusuf'un nişanını

Dirlik budur aşıka ma'şuk yolunda öle
Sorarlar ise aydam aşıkın burhanını

Belkıys ile Süleyman aşka düştü bir zaman
İsteyip bulmadılar bu derdin dermanını

Gökteki Harut Marut aşk için indi yere
Zühre yüzün görecek unuttu Rahman'ını

Güzaf görmen siz aşkı kime oğradı ise
Sultanı iltir baştan yitirir hanmanını

Ferhat bu aşk yolunda başın külünge tuttu
Hüsrev Şirin derdinden dosta verdi canını

Leyli'yle Mecnun işi acebdür ( ür ) bu halka
Abdürrezzak terk etti aşk için imanını

Zemane vefaları cefa gelir yunüs'a
Bir doğru yer bulucak fidi kılar canını


Yunus Emre


Misafir 6 Haziran 2007 17:58

Hak Etmedik mi?

Bırak artık nazı, döndüm şaşkına,
Biz bu mutluluğu hak etmedik mi ?
Sen de bir şey söyle Allah aşkına,
Biz bu mutluluğu hak etmedik mi ?

Kavuşalım artık, bitsin bilmece,
Gönlümüz bir bayram etsin bu gece !

Açmadım ömrümde kimseye avuç,
Sana tutulduğum, sevdiğim mi suç,
Üç ayları buldu tuttuğum oruç,
Biz bu mutluluğu hak etmedik mi ?

Kavuşalım artık, bitsin bilmece,
Gönlümüz bir bayram etsin bu gece !

Bir hatırlasana ; önce ne derdik,
Saadet sırrına, sevince erdik,
Bu aşkın uğruna az şey mi verdik,
Biz bu mutluluğu hak etmedik mi ?

Kavuşalım artık, bitsin bilmece,
Gönlümüz bir bayram etsin bu gece !

Hasret ise hasret, çileyse çile,
Arzular geliyor bak artık dile,
Ruhum da emrinde bedenim ile,
Biz bu mutluluğu hak etmedik mi ?

Kavuşalım artık, bitsin bilmece,
Gönlümüz bir bayram etsin bu gece !
Mümtaz Beğen


Mystic@L 6 Haziran 2007 20:06

Gidişini Anlatıyorum Sen gidiyorsun ya işşine yetişmek için
Saçlarını, gözlerini, ellerini
Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
Termometrede yükselen çizgi çizgi
Kim bilir nerelerde soğuyorsun

Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
İnsan insan bakan gözbebeklerin
Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

Ne gelirse onlardan gelir bana
Çalışma gücü yaşama direnci
Mutluluk gibi kazanılması zor
Mutluluk gibi yitirilmesi kolay

Bir açarsın ki mutluyum
Bir kaparsın her şey elimden gitmiş.
Rıfat Ilgaz


recruit87 6 Haziran 2007 23:29

Dört Yapraklı Çiçek

Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse.
Oynamamız bundandır.
Kara toprakla binlerce yıl.

Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse.
Bundandır sevmemiz
kiraz ağaçlarını.

Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse.
Kardeşliğimiz bundandır
Mavi sularla binlerce yıl.

Çıkamaz çocukluğundan dışarı
Kimse
Bundandır inanmamamız
Kocaman bombalara.

Fazıl Hüsnü Dağlarca


arwen 7 Haziran 2007 00:03

Sensizlikte yürek susar
Ok vurulur bilir misin
Şiir biter sazlar küser
Tel kırılır bilir misin

Hoş sohbetsin nükten ince
Dünya benimdir sevince
Fırtınalar sen gelince
Tez durulur bilir misin

Yürek yanar için için
Yanıp gider bilmem niçin
Türlü hayâl senin için
Hep kurulur bilir misin

Gülemem asık yüzüne
Dayanamam kem sözüne
Yaralayan dil izine
Kalp yarılır bilir misin

Sana olan meylim niye
Sevgin aziz bir hediye
Kimdir bu Hiddetî diye
Çok sorulur bilir misin

Görmeyince ince sızın
Faydası yok karın buzun
Kalpten kalbe uzun uzun
Yol görülür bilir misin

Gelen kışla giden yazla
Günüm geçer kırık sazla
Hızın yüksek tempon fazla
Kul yorulur bilir misin

MAVİŞ yalnız senle gülmüş
Sözlerini düstur bilmiş
Sen bakınca dünden ölmüş
Can dirilir bilir misin


gülay oğuztürk


recruit87 7 Haziran 2007 06:31

Aç Kuşlar

1.

kana boyandi kirmenimde yün
kuşmarlara, tuzaklara düştüm
menevişlendi durgun sularim
sedef
bir biçak aldim dostlar

güneşi yiyorlar
aç kuşlar.

aç kuşlar, yorgun işçi
yeni çikan vardiyadan
elliyorlar yildizlarin
kinasini.

aç kuşlar, topraktan
güneşi bakir bir kap gibi
kalayliyorlar.

2.

bense, toy bir çirak
kirik keman
paslanmiş tabanca
küflü bir an
kurutulmuş papatyalarla
kitabin ortasinda

3.

hayat, aşip geçiyor
bütün kitaplari
yeni acilar gerek
yeni aşklar
yaşamaklar ve anlatimlar
beklemiyor bizi
hiçbir şey
hiçbir yerde
solgun hercaimenekşe
ve buna, bugulanip çarpiyor
benimle birlikte

buzlu bir camin arkasinda çarpiyor
bugulanip.
sesim
dişlilerin şarkisina karişiyor.

Kaynak: Karşi Gece Behçet Aysan


Mystic@L 7 Haziran 2007 11:46

Odur o, derin ve gizli dokunuşlarıyla varlığımı uyandıran,
o en içten olandır.

Odur o, altın ve gümüşten, mavi ve yeşilden uçucu renkleriyle
bu maya ağını ören, temasiyle beni kendimden geçiren,
ayaklarımı, elbisesinin katları arasından gösteren odur.

Günler gelir, asırlar geçer ve gönlümü pek çok isim ve şekil,
pek çok sevinç ve kederin neş’esiyle dolduran hep odur.
Rabindranath Tagore


scanner_11 7 Haziran 2007 15:09

Anlatamıyorum

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.




Sedef 21 7 Haziran 2007 15:10

Ayyüzlüm
Uykusuz gecelerde aklıma hep sen düşersin
O güzel gözlerin
O güzel uzun siyah saçların
O güzel bebek yüzün

Uykusuz gecelerde aklıma hep sen düşersin
Gözlerine bakıp uzaklara dalmak isterim
Güzel saçlarına dokunup kokusunu içime çekmek isterim
Bebeksi yüzüne dokunup seni hissetmek isterim

Uykusuz gecelerde aklıma hep sen düşersin
Rüyalarımda hep seninle olmak isterim
Sensizlik gerçekten çok zor
Uykusuz gecelerde ay yüzlüm...







Kemal Eminoğlu


Mystic@L 7 Haziran 2007 15:33

Odur o, derin ve gizli dokunuşlarıyla varlığımı uyandıran,
o en içten olandır.

Odur o, altın ve gümüşten, mavi ve yeşilden uçucu renkleriyle
bu maya ağını ören, temasiyle beni kendimden geçiren,
ayaklarımı, elbisesinin katları arasından gösteren odur.

Günler gelir, asırlar geçer ve gönlümü pek çok isim ve şekil,
pek çok sevinç ve kederin neş’esiyle dolduran hep odur.
Rabindranath Tagore


Misafir 7 Haziran 2007 15:54

Çünkü Seni Çok Sevdim


Beni görme diye
Zamanı geceye çevirdim;
Yıldız gözlerine mil çekip,
Dolunayı kurtlara yedirdim..
Unutmuştum ateşböceklerini,
Işıltılarında yol bulup yanıma geldin..
Çünkü seni çok sevdim...

Beni duyma diye
Araya dağları diktim!...
Rüzgarın hızını,
Kuşun kanadını kestim...
Gene de
Saatimin kurgusunda güç,
Yüreğimin atışında sestin..
Çünkü seni çok sevdim...

Beni bulma diye
Adres değiştirdim!...
Terk edip yaşadığım şehri,
Çöllere gittim...
Kum fırtınalarında özlemi savurup,
Savanlarda seni bekledim..
Çünkü seni çok sevdim...

Beni sevme diye
Yönümü çevirdim!...
Cennettin sen, gidip cehenneme girdim,
Gene de
Küllerimi göğsüne gül,
Günahlarımı su yapıp
Ateşlerime serptin..
Çünkü seni çok sevdim...

Çünkü seni çok sevdim!...
Çünkü sen de beni sevdin.....



Tayyibe Atay


Misafir 7 Haziran 2007 16:38

Gurbet

Ne evim var nede yurdum
Bırak artık zalim felek
Gurbet ele meskan kurdum
Yeter artık zalim felek

Zalim gurbet hain gurbet
Hain gurbet zalim gurbet
Birtek sevdiğim vardı
Onudamı aldın gurbet

Viran koydun sen yuvamı
Işıtmadın hiç dünyamı
Nettin anamla babamı
Yeter artık zalim felek

Zalim gurbet hain gurbet
Hain gurbet zali gurbet
Bir tek sevdiğim vardı
Onudamı aldın gurbet

Kaderim doğuştanmı kötü
Gezdirdin diyarı gurbeti
Bana çok gördün sadeti
Hain felek zalim felek

Çileli doğmuşum baştan
Öksüz koydun sen doğuştan
Kurtulmuyor başım dertten
Hain felek zali felek

Arif Delen Halk Ozanı


arwen 7 Haziran 2007 17:31

Sanma ki sadece bir sen hasretsin.
Özlemim içimi yakan bir volkan.
Ayrılık mı ah ah ALLAH kahretsin.
Beynimi çatlatır,kalbimdeki kan.
Ölmekle eşdeğer sensizlik inan.
Sen beni sensizken, yaşıyorum san.


Bana gel diyorsun nasıl geleyim.
Gözlerimde fer yok dizimde derman.
En kolay seçenek, öl de öleyim.
Boğazımda düğüm, elimde ferman.
İki aradayım bir deredeyim.
Düze çıktığım gün bilki sendeyim.



cihat adleyba


Misafir 7 Haziran 2007 20:20

Sancağ-ı Şerif Huzurunda

Ey rayet-i Peygamber, ey ümmid-i ahiri
Milyonla kulubun;
Ey nefha-i gaybiye-i nusret, ki safiri
Vecd- aver olur ruhuna şarkın ve cenubun;
Kudsiyyet-i feyzinle açıl, rengini göster,
Varsın soluk olsun

Bir hahzacık ey seyf-i cihad, oyna kınından,
Aksın koyu kanlar;
Vadeyliyor Allah, olacaktır sana kurban
İslam’a ihanet düşünen can-ü cihanlar.

Gafil medeniyyet, seni en sonra muhakkak
Hüsran ile tetvic edecek akl-i tebahın

Allahına şükret:
Şükret ve maasine olup taib-ü nadim,
Haktan talep-i ecr-i cihad et... Ne saadet,
Rabbin ne saadet ki, bugün din uğrunda
Emvalimi verdim;
Rabbim ne saadet, ne saadet ki yolunda
Emvalimi, eşgalimi, amalimi verdim.

Artık yürürüm... avn-i Hüda meşal-i rahım,
Biazm-ü iradet;
Peygamberimin sancağı oldukça penahım.

Elbet benimdir ebedi savn-ü selamet
Artık yürürüm... Yıldırım insin beni yakmaz,
Boğmaz beni tufan;
Ben hıfz-ı melaikteyim, elbette bırakmaz
Onlar beni düşmanlara, yoktur buna imkan.
Gözler yumulu, sine açık, can müteselli,
Vicdansa pür-ümmid.

Ben Rabbime doğru
Her an müteveccih, mütevekkil ve saburum,
Ölsem de ne mutlu bana, kalsam da ne mutlu!

1915 (Son Şiiri)

Tevfik Fikret


HayLaZ61 7 Haziran 2007 23:51

İstanbul'u Dinliyorum
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhanelerıyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geciyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.

Orhan Veli Kanık


Sedef 21 7 Haziran 2007 23:56

Nasıl Geçtin Ey Ömür
Bitmeyecek sanmıştım,
çok uzundu seneler.
Meğerki aldanmışım,
hani,şimdi nerdeler.?

Geçip gittin ey ömrüm,
hiç birşey anlamadan.
Sanki bir rüya gördüm.
Uyandım tez rüyadan.


Erman Ulusoy


arwen 8 Haziran 2007 00:42

Bugün
Mutluluk varsa
Geçmiş
Gururla yol açmıştır Bugüne

Gölge
Diz çökmüş minnettar
Işığa
Sen olmazsan
Ben hiç olmam diye

Umut
Gerçekleşmese de
Belki
Gerçek umuttan doğar

Üzüntü mırıldanır
Güller saçan
Neşeye
Senin kıymetin
Benimle belli olur

Sevgi
Elinin tersiyle iter Öfkeyi
Beni bilenlerden
Uzak dur diye


haluk kalkay


Mystic@L 8 Haziran 2007 01:17

Yağmurda dolaşmak istiyorum,
Saklamak gözyaşlarımı,
Yağmur damlaları arasında;
Ya da yağmur damlaları kadar
gözyaşlarına sahip olmak...
Yağmurdan kaçışan insanlardan
Kaçmak, yalnız olmak, tek başına.
Ve seni düşünmek sevgilim.

Bir sen , bir ben , bir de yağmur
Gerçek olsa düşler ne güzel olur...

Yağmurda dolaşmak istiyorum
Kaçmak, yalnız olmak, tek başına
Yağmur damlaları düşünce başına,
Kurtulursun istemediğin fikirlerden.
Kafanı uyuşturur damlalara,
Unutursun sorunlarını, çünkü
Seni yalnız yağmur anlar.

Bir sen ,bir ben, bir de yağmur
Gerçek olsa düşler ne güzel olur.
Mehmet Kızılkaya


arwen 8 Haziran 2007 02:17

aşkım


Geceler çok uzun sabah olmuyor,
Olsa bile gönlüme güneş doğmuyor.
Yardan ayrı kalan huzur bulmuyor
Unutayım desem de olmuyor aşkım.

Yalnızlık sırtıma dağ gibi çöktü.
Durdukça ağırlaştı boynumu büktü.
Zaten her şey bana fazlaca yüktü.
İndirmek istesem de inmiyor aşkım.

Düşüne,düşüne seni içim karardı
Bunalıma girdim aklım bunaldı
Sensizlikten dallar,yaprak sarardı
Aşk bahçeleri meyve vermiyor aşkım.

Asırlar geçse de ömür bitse de
Gönül viran olsa baykuş ötse de
Terk etse de seni herkes gitse de
Her şey bitti desem de bitmiyor aşkım.

Seni düşünmediğim bir an olmuyor
Bir an unutursam da kalbim duruyor
Tüm benliğim,tüm arzum seni soruyor
Seni unutup ta yatmıyor aşkım.

Mahir derki yalnızlığa ne çare
Benim bu sitemim o zalim yare
Yüzün dönsen ölürmüsün bu yane
Seni görmeyince susmuyor aşkım


mahir başpınar


scanner_11 8 Haziran 2007 07:31

ACIYI GÖRMEK Mİ İSTİYORSUN? GÖZLERİME BAK

Acıyı görmek mi istiyorsun?
Gözlerime bak!
Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları,
Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin.
O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu.

Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi,
Umutla kurudum sensiz.
Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin.
Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan
Bir boşluktan içeri girdim her gece,
Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi.

Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? Ve parmakların ince uzun mu?
Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip,
Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik.
Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan,
Sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi.
Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim.

Acıyı görmek mi istiyorsun.
Gözlerime bak!
Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüzünlü şiir'ini oku,
Kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde.

Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık.
Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece.
Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü.
Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde.
Tek avuntum bu şimdilik.

Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben,
Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın?
Ölüm'müş,terk edilişmiş umurumda değil,gelme istersen.
Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde,
Kavuşma vakti olacak benim için ölüm.
Dudaklarımda ki acı tat?
Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek?
Ne yazık hiç bilemeyeceğim.

Acıyı görmek mi istiyorsun?
Gözlerime bak!
Sen uzakta çok uzakta
Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın,
Benim gibi.

Seni seviyorum,
Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime,
Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de
İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı,
Haykırışı bu sevdiğim.
Sana ulaşamasam da,
Biliyorum ki zavallı kalbim
Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde
Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın
Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun.

Biliyorum beni sevdiğini
Acıyı tattığını da benden uzaklarda
Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin?
Acı tek taraflı olsaydı,
Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu.
Ama yokluk kötü sevdiğim.
Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü.

Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların,
Yüzüne hasret kaldığım günlerde
Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim.
Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını
Ve eminim ağlayacaksın.
Ağlamak seni ben yapar sevdiğim
Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak.
Her gün Üsküdar’da oturup kendimi dinlerim
Oysa konuşan sendin hep benimle,
Ne martıların vapurlara takılışı,
Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim.
Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim.
Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında.
Gözlerim ve ben her Üsküdar’a inişimizde
Bir gün seninle bir bankta oturup
Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik.

Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda.
Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki
Adım adım yok oluşumu izliyorum
Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle.
Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara,
Karanlıklara bakıyorum mütemediyen
Kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum?
Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp
Rabbime ettiğim dualarım,
Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden
Rabbimin bir bildiği var deyip
Kabul olmadığında dualarımın
Tekrar tekrar yalvarmalarım.

Seni okyanusların diplerinde
Bir midyenin içinde ki
İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım
Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde
Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde
Tek bir şey düşündüm?

Dokunamadan tenine,
Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı.
Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama
İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler
Seni seviyorum meleğim.

Acımasız olan ne sensin ne de ben,
Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece
Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım.
İnsan yaşamın değerini
Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor
Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil
Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin
Gözlerinin önünden geçmesi değil.
Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim.

Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı
Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin
Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş
Ve ben o ateşle yanmayı,
Sırf seni sevmek olduğu için
İnan bana çok sevdim.

Oysa
Doğum günüme sadece 10 gün kalmıştı
Eğer yanımda olsaydın
Yaşama daha bir sıkı sarılacaktım..
Şimdi ölüm ne anlam taşıyor?
Yaşamak ne anlam?
Hiç anlayamayacağım
Sensiz bedenim toprağa girmedikçe




Mystic@L 8 Haziran 2007 17:24

Yağmurda dolaşmak istiyorum,
Saklamak gözyaşlarımı,
Yağmur damlaları arasında;
Ya da yağmur damlaları kadar
gözyaşlarına sahip olmak...
Yağmurdan kaçışan insanlardan
Kaçmak, yalnız olmak, tek başına.
Ve seni düşünmek sevgilim.

Bir sen , bir ben , bir de yağmur
Gerçek olsa düşler ne güzel olur...

Yağmurda dolaşmak istiyorum
Kaçmak, yalnız olmak, tek başına
Yağmur damlaları düşünce başına,
Kurtulursun istemediğin fikirlerden.
Kafanı uyuşturur damlalara,
Unutursun sorunlarını, çünkü
Seni yalnız yağmur anlar.

Bir sen ,bir ben, bir de yağmur
Gerçek olsa düşler ne güzel olur.
Mehmet Kızılkaya


recruit87 8 Haziran 2007 22:44

Ya Râb Belâyı Aşk İle Kıl Aşina Beni

Ya râb belayı aşk ile kıl aşina beni

Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni

Az eyleme inâyetini ehli derdden
Yani ki çok belâlara kıl mübtelâ beni

Oldukça ben götürme belâdan iradetim
Ben isterim belâyı çü ister belâ beni

Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigarımın
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni

Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola getürmek saba beni

Nahvet kılıp nasib fûzûlî gibi bana
Ya râb mukayyed eyleme mutlak bana beni

Fuzuli


arwen 8 Haziran 2007 23:40

ve düştün ten'ime


Ve düştün ten’ime
Suskundu gece, sen kokuyordu Akasyalar
Mevsim gariban, yüreğim darma dağın
Kuşluk vakti, fırından nasibim ekmek, sen kokuyordu
Seni hatırlatıyordu Doğmayan şafak

Nisan yağmurlarında üşüyordu ellerim
Mevsim sanki eylül
Ürkek, Vicdansız, gittiğin gün gibi
Çiğ kokuyordu tenim, Gücendirilmişti

Şimdi,yani şuan veyahut aklına düştüğüm her an
Mapus bir yanım, sende bıraktım
Öküzün buzağısı körün topalı
Hatta bize dokunmayan yılanlar bin yılları devirdi
Bir sana bir seni bir ben – senleydim


Hani unuttuğun saçlarıma dokunuşların vardı ya
Ben sen diye erirken
Dilinden dökülmüştü yanlışlıkla iki kelime
Sen hep beni sevdiğini söylerken, sadece söylemişsin...

Eylül ayının emanetisin gönlüme artık
Gözleri kahve saçları kızıl
Artık sevdaya küstürmüştün be güzelim
Her eylül emanetin rahat ol – ihanetin - ... ben Onu da Yaşarım be Kahve gözlüm...! ! !


versac uzgun


arwen 9 Haziran 2007 00:25

izim kaldı gecede


De-ren daha on dokuzunda.
Yankılanırken eyvah dolu kara denizler dağlarda
yazgının yanlızlığı bulaştı koynuna, annesine, sevgilisine.
Toprağa kısmet seyirler göz ucunda ağarlarken onu
kimsesiz düşleri çıktı göğe, tek kişilik yağdı gözyaşı yağmurlarıyla.
İzi kaldı gecelerde gündüze muazzam özlem kanayan.
Türkçe seslendi defalarca, ahşap ses tonuyla,
dağılmadan köyde çeyiz yayma vakti gelmeliydi.
Deren, deniz ve birçokları düşlerin şahında kalkerken bu gece semaha
tek başına kalmış hiç sırası değiller, votka almış inkarlar.
Gediz'in tembel renkli suyu içimi karartırken, ölüm çoktan razıyken bana
Satır aralarındaki ömrün gerçeği yetişti imdadıma.
yüzüme bakıp söylesinler ben olmasamda, olduramasamda
dar varlıklara, bol yokluklara düşünce çakan üç tekerlekli bisikletim özgürlük
hiç değilseler yol gösterici olamaz, yanıtsız yalanların tamburu bu günde
hava dikilmiş hasta olmuş yüzlerden hesap sorarken, sofradan aç kalktım
Üşüdüm gerçeklerin alevli yellerinde, sordum ana dilimde kendime seslenene kulak verdim
Sıyrıldım yattığım kimsesiz evden ve açtım kendimi izinsiz gece yürüyüşlerine.

Ben daha, ben daha, her gün doğdum...öldüm.
O sırada ilişti, kısık gün gelirler yanıbaşıma
soruyordu sağır beynime, hayat aslında işte bu-mu?
Gözüme çarptı, belki yüreğime, belki yaşamıma
Beyaz eldivenlerini çıkardı, masaya koydu özgürlük
Kuşanmış gelirken boy sırasında efkarlar soğukkanlı
İlk gözüne çarpan dönebilme ihtimalsiz sevdalılar
türkçe katıl bize diyor, sonra sonra
dünden razı hoşçakallara savaş, seviyorum direnmeyi.
Kukladan askerler yolda uzanmış her biri kahverengi kanarken
Mavi özgürlük damlaları süzer her birinin üzerini...arındırır.
İzleyebiliyorum artık ateşlerde yanan gidişleri o yine
türkçe sesleniyor baygın güneşe aldırmadan
Öldürürken insanlar yaşam boranlarını, izni çoçuk edasıyla.
Kefenler militan kokarken, o yumruğu gevşemiş hayat alçaklığında,
bahçe çitleri çığlıkla kin saçar diğer kapalı gözlerde
Düş döken geleceklere aldırmadan, zeytin yaprakları başında
Ve özgürlük türkçe seslenir yılmadan bir kez daha
Çıkar şu bi karar kemik yılgınlığını aç tıknaz dişli kilitleri
Ve rüya bu gece arabacıyı kovalarken
Yaşam süsü verilmiş ömrü-zafiyetler bilmediğim bir dilde
Züğürt düşler kentinin bekçisi koştu soluk soluğa, yetişti özgürlük
Bu özürlü yaşamda, bu gecede icabçıyım laf anlatamadığım yüreksizler için.
Ve özgürlük satenden işlemeli eşitliğiyle seslenir ben yoksunluk nöbetinde
Oturtunca içime serinliğini, saçılırım izinsiz gece yürüyüşlerine.
Yetişemezsem ölümüme yaşam yıllığımın arkasına iliştirin
Geçti benden hiç demedim.


demet ıhkan


Mystic@L 9 Haziran 2007 01:16

Beni Alnımdan Öpmeyecekler beni anlnımdan öpmeyecekler
çünkü kimliğimde yazan herşeyi sildim
bir ananın, bir babanın oğluyum yalnızca
bulutlara yarsıyan gençliğim eyvahla son buldu
dikenli tellerde parçalandı vücudum
uysallığın hattında
yağmura aldırmıyorum artık
karatenli kızların kokularından bıktım
şairliğimle barıştım, sonra gökyüzüne giden
gözlerini öptüm, arasıra parmak uçlarını
ne yana düşer yüzüm, yüreğim orta yerde
parmağımı yak sevgilim
insanlar bakıyorken usulca, şamdanları yak
atları öldür imrahor yokken
bele bebeğini toprağa, yüzü yüreğine dönük
sezgisi zakkum ağaçlarında

1982
İlhami Atmaca


NAIAS 9 Haziran 2007 01:29

mühürledim seni kalbime
ben sen den de kapattım bu kalbi artık yok başka kapı
kilitlisin artık sen ben de
kilitlrim yok kayıp
sen den waz geçmek bana
mümkündeğil istesem de
mühürledim seni kabime
ayrılık acısı bile kazısa da silemez
bir seni hissetti bu can
can sen de war
mühürledim seni kalbime
tutsagım bu aşka
köleler gibi
kimse anlamaz bu aşkı
kilitlendi bu can senin gözlerine
sen sewmesen de mühürledim seni kalbime
zeynep (naıas)


recruit87 9 Haziran 2007 06:26

Adsız Bir Çiçek

Rengini dünyaya ilk defa sunan
Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
Sevgilim
Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman.

Yalnız sana yazıyorum bu şiiri
İstersen bir şiir gibi okuma
Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
Soğuklar başlayınca havalanıp
Millerce yol katettikten sonra
Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.

Ve yazmış olacağım bir de
Her dönemde her çağda
Sevdanın kendine özgü diliyle


Edip Cansever |


NiliM 9 Haziran 2007 06:49

Sevgi Sana Çok Yakışır


Kalpler sevgi diye vurur
Nefret sende çirkin durur
Hele kibir illa gurur

Sevgiyle kin hep çakışır
Sevgi sana çok yakışır

Kin kabukta sevgi özde
Servet gizli tatlı sözde
Hele hele mavi gözde

Sevgi damlar aşk akışır
Sevgi sana çok yakışır

Nefret senden uzak olsun
Sevgi kine tuzak olsun
Sevda aşka kızak olsun

Nefret aşkla hep takışır
Sevgi sana çok yakışır

Gözler sevgi gözler mermi
Gözler göze göz eder mi
Kimse sana Gözüm der mi

Maviş gözler hep bakışır
Sevgi sana çok yakışır


Fikret Oğuztürk


Mystic@L 9 Haziran 2007 08:29

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mı?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cıgaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...

Ahmed Arif


NiliM 9 Haziran 2007 08:59

Özümde 'Bir' Sen- BİRSEN! ..


İlk sevgi çiçeğim,ilk göz ağrımsan
Bir hoş SEVDASINA gurban olduğum
Kutupta güneşim, atan nabzımsan
Ceylan EDASINA kurban olduğum

Kalbime çizilmiş, aşk mühürümsem
Silinmez yazısı, gönlümde Birsen
Sözümde Birsen, sazımda `Bir` Sen!
Kış bahar olur, yazımda Birsen! ...

Duygumu yükledim, aras çayına
Aktı gitti, hicran düştü payıma
Yetiş bari son nefeste hayıma
Gavli GADASINA gurban olduğum! ...

Elimde Birsen, günümde `Bir` `Sen`
Sevda çiçeğim, gülümde Birsen! ...

Yürek sevgi eker, bulağ su döker
Sevda çobanıyam, kapında nöker
Galbim yaralıdır, gözüm yol çeker
Bir hoş SEVDASINA gurban olduğum!

ŞİAR figan eder, sen toy edirsen
Beni melül goyup, harya gedirsen
Deyiş, türkü, barak, dilimde Birsen
Toyda mahnısına gurban olduğum!

Bir hoş SEVDASINA gurban olduğum
Gavli GADASINA kurban olduğum! ...
Galbime çizilmiş aşk mühürümsen
Silinmez yazımsan, gönlümde Birsen!

Sözümde Birsen, sazımda Bir `Sen`
Kış bahar olur, yazımda Birsen
Elimde Birsen, günümde ‚Bir’ Sen
Sevda çiçeğim, gülümde BİRSEN! ...


Ozan ŞİAR Ağdaşan


NiliM 9 Haziran 2007 09:16

En Duygusal Anlarmızdı Yalnızlıklarımız


En güzel anlarımzıdı yanlızlıklarımız
Sevebilirmiyiz dediğimizde
Sevginin aleviyle yandığımız
Zamanların arkasında bağdaş kurduğumuz

Kor alevlere döndürdüğümüz
Sevda türkülerimizle övdüğümüz
Gün gelir kaçışlarımız
Kaybederken bile üzüldüğümüz

Belkide sevinebildiğimizdir
Sevdalarımız mı geyikti
Yoksa kayalıklarmıydı otu değerli kılan
Belkide bir deniz dalgasıydı köpüren

Sahillerde kumlara yazılan
Dalgalarla silinmiş olsa bile
Deryada kaybolmayan
İZLERİMİZDİ SEVGİLERİMİZ

Bildiklerimizi sevebiliyoruz ya
Severken öğreniyoruz ya
Öğretmen gibi davranıyoru
Çocukluğumuzdan esinlendiklerimiz
Masumca şımarmalarımız

Mehtapla güneşin batımı
Çakıştığı deniz sülüeti
Biri soldan diğeri sağdan
Vuruyor denizin maviliğine
Şehir ışıkları uzaktan
Yansıyor iyot kokularına
Ve müzik denizin üstünde
Yaşamak gecelerime


Hüseyin Yük


Mystic@L 9 Haziran 2007 13:17

Gitti gidiverdi
Bir sükenin içinde
bir parçam
Parçam sende kalsın çocuk
Ellerimi bana ver
Bedenimde uzayıp giden gül ağaçları
Oysa ruhumda son sevgi tılsımları
Gitme gel bana
Sesini duymalıyım
Bakire sevgimi alırsan koynuna
Tütün kokusunda dağıt etrafa beni
Ansızın bütün doğa
İsmimi geçirince dudakların
Kaybolup giden zamandı
Sakın ah çekme
Bende sendeyim.

Jale Bektaş


NiliM 9 Haziran 2007 13:32

Anısı Biz Olalım Bu Sokakların


Anısı biz olalım bu sokakların
öpüşmediğimiz tek saçak altı
hiç bir otobüs durağı kalmasın
Biz yürüyelim kent güzelleşsin
gürültüsüz sözcükler bulalım
yeni sevinçlere benzeyen

Biz gelince bir yağmur başlar
yüzün çizilir buğulanan camlara
bir uzun karartma biter
..........
..........


Ahmet Telli


SAGOPATÖR 9 Haziran 2007 14:35

YAŞAMAYA DAİR

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki, hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
NAZIM HİKMET


Sedef 21 9 Haziran 2007 14:40

Resmin
Sen gitsen bile
Aşkımızı bitirsen bile
Dünyada tek kalsam bile
Yinede resmin hep elimde

Umutlarımı yıksan bile
Hayallerimi kırsan bile
Gençliğimi harcasan bile
Yinede resmin hep elimde

Herkes unut dese de
Kalbinden sil dese de
Bu aşka son versen de
Yinede resmin hep elimde

Kalacak da ömür boyu benimle


Makanze & Tûana


recruit87 10 Haziran 2007 10:17


Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.

Orhan Veli Kanık


Mystic@L 10 Haziran 2007 12:16

Kucağımda Kıvrılan Gece tenimize sığınan yağmurun ürpertisiydi
kaldırımlarla buluşan bir dilek türevi
zührevi hastalıklardan muzdarip bir ******
geceye ilendi, gece kırıldı ve kıvrıldı kucağıma
artık ne im, ne çetele gerekir
ırayan kanımda tutuklu bir kızıl gül şiiri
cılız bir bağlama sesi takılır kulağıma
ve sevgilimin ürpertisi.
kaygılanma katıl kalbine direnen aşka
sen biriken bir yaşamak tövbesiz ve aşırı
aşkın öğütleyen sözleriyle büyüyen
sokak kedisi mırıltısı.
huzurun doğdugu ve kutsandığı
ölümün olduğu yerde nisyan
yüzün acılı bir kuş hafifliği
derdime derman
ey dile dolanan şarkı belirgin ol
kallavi bir acı ol ak kalbime
çiçeğin rengine karış, arının vızıltısına
şairin ruhu ol.
kucağımda kıvrılan gece, fahişeyi izledi
ve gölge dolanıp karnına oturdu gerçeğin
ve şiarı şairin ah oldu
ah uzandı sevgilinin kalbine dokundu
İlhami Atmaca


Mystic@L 10 Haziran 2007 23:29

Kucağımda Kıvrılan Gece tenimize sığınan yağmurun ürpertisiydi
kaldırımlarla buluşan bir dilek türevi
zührevi hastalıklardan muzdarip bir ******
geceye ilendi, gece kırıldı ve kıvrıldı kucağıma
artık ne im, ne çetele gerekir
ırayan kanımda tutuklu bir kızıl gül şiiri
cılız bir bağlama sesi takılır kulağıma
ve sevgilimin ürpertisi.
kaygılanma katıl kalbine direnen aşka
sen biriken bir yaşamak tövbesiz ve aşırı
aşkın öğütleyen sözleriyle büyüyen
sokak kedisi mırıltısı.
huzurun doğdugu ve kutsandığı
ölümün olduğu yerde nisyan
yüzün acılı bir kuş hafifliği
derdime derman
ey dile dolanan şarkı belirgin ol
kallavi bir acı ol ak kalbime
çiçeğin rengine karış, arının vızıltısına
şairin ruhu ol.
kucağımda kıvrılan gece, fahişeyi izledi
ve gölge dolanıp karnına oturdu gerçeğin
ve şiarı şairin ah oldu
ah uzandı sevgilinin kalbine dokundu
İlhami Atmaca


jöly 10 Haziran 2007 23:57

ANLAR
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ÖLÜYORUM...
Jorge Luis Borges



scanner_11 11 Haziran 2007 08:00

Liseli Kız

Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı
Beyaz dantel yakalı liseli bir kız.
Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren
Al karanfiller gibiydi aşkımız...

Gülünce içimde rengârenk güzel,
Güller açılırdı iri.
Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah
Geceler gibiydi gözleri.

Bir mermer çeşmeden akan su gibi,
Geçip gidiyordu günlerimiz.
Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi
Bütün yaratıklardan habersiz.
Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük
Serçeler gibiydik ikimiz.

Gözleri konuşurdu susunca, mahzun:
'Seni seviyorum' derdi.
Sevdadan, gurbetten, hasretten yana
Sıcak türküler söylerdi...

Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz
Ürkek halleri vardı.
Ayrılık deyince oturup sessiz
Çocuklar gibi ağlardı.

Bilmiyorum şimdi kaç yıl, kaç mevsim
İçli mektuplar yazdık.
Bazen yan yana yürür, beraber otururduk
Ama konuşamazdık.

Ben görmedim şimdi öyle diyorlar
Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş...
Unuttum her şeyi diyormuş
Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel
Sarışın çocukları süslüyormuş.

Görsem çocuklarını şimdi diyorum
Bakamam yüzlerine çaresiz
Bana bakar çocuklar sessiz.
Çocukları gözlerinden tanırım
Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama
Bakamam, utanırım




NiliM 11 Haziran 2007 10:24

Yazık


Seni sevmek en çok bana yakıştı
İtiraf ettim sana biliyordun
Senin gönlünde buna alıştı
Sevgi bende bir ürkek bakıştı
Sende utangaç bir kaçış
Seni sevmek en çok bana yakıştı
Yanaklarının al aldı elma değil
Dudakların kıpkırmızıydı kiraz değil
Kaşların hilaldi keman değil
Sana benzeyen hiçbir şey olamaz
Neye baksam sensiz sen değil
İtiraf ettim sana biliyordun
Senin gönlünde buna alıştı
Sevgi bende çaresiz bir yalvarıştı
Sende umursamaz bir bakış
Sen istemedin ama pişmansın
Bensiz geçen günlere düşmansın
Yoksun artık yanımda olamazsın
Sen istesen de eski yerini dolduramazsın
Sana sevmek yakışmadı yakışmazda artık
Seni sevmek en çok bana yakışmıştı
Senle geçen günlerime yazık etmişim yazık


Levent Kapısız


Misafir 11 Haziran 2007 11:39

Deniz

Mavi saçların
Deniz yosunu gözlerinle
Hiç kimseye bakmadın
Denizden başka.
Ki o deniz bendim
Seni ılık dalgalarımla sarmalayan
Kucaklayan engin sevimle.
Ve tuzlu dudaklarında
Noktalayan yaşamı


Ahmet Erol


scanner_11 11 Haziran 2007 12:21

Ansızın

Ben sensiz olanlara seni aratıyorum,
Ben sensiz kalanlara seni yaratıyorum,
Seni saklayacağım, seni yazıp-andıkça
Kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum.

Unutturmayacağım, seni yaşatacağım,
Kendimi çoğalttıkça seni kuşatacağım,
Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça
Senin evreninde sana seni aratacağım.




NiliM 11 Haziran 2007 19:06

Gözbebeğim


Sen hiç aşık oldun mu gözbebeğim?
Geceler boyu düşündün mü her gün?
Ben hep seni sevdim, hep seveceğim
O benim işte, karşında gördüğün.

Bir çift ela göz taktı mı peşine?
Gece gündüz yer etti mi aklında?
Tutuldun mu hiç sevda ateşine?
Eridin mi için için sonunda?

Sen aşk nedir, bilir misin güzel kız?
Aşk ateşi yaktı mı yüreğini?
Bendeki acılar şimdi sayısız,
Aşkın, acıya bıraktı yerini.

Sevenler için ızdırap derlermiş,
Doğru söze ne demeli, bilmem ki!
Izdırap da, acılar da bendeymiş,
Aşk, böyle de yaşanırmış, değil mi?

Aşk, sevilenler için gurur demektir,
Acılar benim oldu, gurur senin.
Mutluluğu bulur muyum? Kimbilir?
Son sevdiğim sensin, bir de gözlerin! ..


Mehmet Ali Çıbıklı


Misafir 11 Haziran 2007 20:02

Gece
Gece ayaz
Gece tutsak
Gecenin boynu bükük
Düşünce
Kaybetmek aniden yakaladığın yaşamı
Dalıp gitmek ıraklara
Farkına varmak insanların bir adım daha uzaklaştıklarına
Hatta belkide annen diye bahsettiğin
Canım dostum diye sevdiğin
Sevgilim diye aşık olduğun insan bile
Gece düşüncede
Gece umutsuzlukta
Gecenin dudakları çatlak
Düşünme
Umutsuzluğun geçtiği yolları
Darbenin en vurgununu
Unut her geçen gün daha kırılan kalbini
Gece sevgiyle
Gece umutla
Gece gün ışığıyla doğmakta
Aç kara gözlerini güzelim
Sil gözyaşlarını,sayma yıldızları artık
Gece ısınmakta güne verdiği aydınlık ile

Jale Bektaş


scanner_11 12 Haziran 2007 07:51

ARA, BUL, ŞEM'ANI YAK DA

Ara, bul, şem'anı yak da
Su gibi engine ak da
Ne tırnak idim ayakta
Ne taç gibi serde idim

Ne martıyım bahre daldım
Ne dili ummana daldım
Ne er gibi avret aldım
Ne zen gibi erde idim

Mahremiyim hak razının
Makesiyim âvazının
Âlem-i ervâh sazının
Kolunda bir perde idim

Seyrânî kader göçünde
Ne bir iki ne üçünde
Âlem-i ervâh içinde
Himmetli bir pîrde idim




Mystic@L 12 Haziran 2007 10:47

Belki rüyalarındır bu taze açmıs güller,
Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde,
Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde,
Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner.

Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda
Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan,
Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan
Kuru güz yaprakları ucusuyor rüzgarda.
Ahmet Hamdi Tanpınar



Saat: 03:40

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık