![]() |
İstanbul Sil Gözyaşımı Acılar ektin yüreğimin nadasına Üzüntüler verdi hasadı deniz yeşilinin ve gök mavisinin gölgesinde Her yağmur damlası yaktığın yeri deşti Zamansız ayrılık acısı gibi izi kaldı yüreğimde Topkapı’nın surlarına vurdun hassas kalbimi Toprağında çürüttün koklamaya kıyamadığım sevdiğimi Ağlattın beni ben gülmeye hasretken İstanbul sil gözyaşımı Kader oldu acı sonrası sessizliğim İsyan eder deliye dönmüş Uğur Mumcu anıtı Şu ağlamaklı halime Ey korkulu yüzlerin,kaçak güreşenlerin Bazı bazı küçücük elinde dev yüreğini tutanların şehri Nasıl ki sen ağlattın İstanbul sil gözyaşımı Sanırdım ki dindirirsin yedi göğsüne bastırıp acımı Oysa sen yedi kat dibine soktun beni acıların en olmazının Sitemkârım iki kıtayı birleştiren Fatih Sultan Mehmet köprüsüne, Beni ayırdığı için Ey yaşayamadığım şehir Yaktın 1453’ten beri ben gibileri Sürgün ettin beni ağlamaklı hasretlere İstanbul sil gözyaşımı Rumeli hisarında, Nisantaşında, Beyoğlu’nda,Beşiktaş’ta,Kadıköy’de, Denizin yedi kat dibinde ağlıyorum İstanbul sil gözyaşımı Eğer her gözyaşı damlasının hesabini sormayacaksan Eğer çağlayan acılarımı bitmek bilmez çığlıklarla karmayacaksan Eğer sevdaya isyan edenleri acılarla susturmayacaksan Yeter artık bırak İstanbul silme gözyaşımı |
Sevdalar Böyle Başlar Önce dünyama sesin girdi özlemli, kısık Bir mutluluk muştusu gibi ta uzaklardan Çok sonrası öptüğüm o gül dudaklarından Önce sesindi çağıran beni gür ve aydınlık Önce küçük ellerin kondu avuçlarıma Yolunu şaşırmış bir kuş gibi, ürkek Alıştım herşeyine, her yerine giderek Saplandın iğnelerce parmak uçlarıma Önce bir akşamdı gelen seninle dopdolu İnanılmaz, doyulmaz, anlatılmaz, kanılmaz Bir akşamdı sevgiden, apaydınlık, bembeyaz Bir akşamdı, alev alev istekli, duygulu Herşey gerçekti, öylesine güzel, yalansız Ağladım sensiz geçen ve geçecek günlere Sende olumsuzluğun çağrısını duydum önce Sonra tutuşup, yandım ben, sevdalandım apansız |
Kalk Uyuma Kalk uyuma sıçrıyor duygularım bak ne yazacağım yağmur bahara çarpıyor yağmuru yazacağım tut elimi titrek yıldızlar gözükmüyor çaresiz kalmış güneş bulutların arasında kalk uyuma sokul bana bahar olsun yüreğim erisin bedenim tükensin bitsin çaresizliğim deli desinler bana yağmur bitse de kalk uyuma güneş kurutamasın yansımasında ıslaklığımı toprak kokusu saçlarında burcu burcu kalk uyuma sarmaşıklara inat kollarım bedeninde dolansın kalk uyuma kış batarken bahar bizi kıskansın günahı neydi sevginin uyandırılmak mı kalk uyuma sevmeyi öğrenmeden mi uyuyacaksın umutların rüyasında mısın kalk uyuma otur karşıma zamanıdır yaramazlık yapmanın. Serdar San |
Nazlı Gülüm I Rüzgârlar semada bulutu sarıp Yağmurlar toprakta aşkı bulurmuş Derya-lar kurursa güneşe kanıp Balıklar çırpınıp öyle ölürmüş. |
Seni Bekleyişimin Adı Yok... Aslında bir kibrit kafi gündüzleri tutuşturup, Gecenin gerdanına dizi dizi yıldızlar yapmaya. Hani sabahın boyu yetişse uzanıp öpecek alnından Ay’ı Bir de hep geç kalınmış ömrün son deminde gelmese ölüm Belki böylesi dar gelmez giyindiğimiz mutluluklar Mevsimlerin peşine takılıp ta, Hüznü oradan oraya taşıyan yağmurlar gibiyim.. Sıcak avuçlarda buhar olup göğe karışan Soğuk bakışlarda buz kesip anlamdan alabildiğine uzaklaşan Seni bekleyişimin adı yok, Hasreti çeke çeke uzaklara götüren çok vagonlu trenlerin de. Hani giden gider de, geçmişi kalırya geride, Onu hep yaşlı gözlerle bekleyen. Zamanla dilindeki özlemi kırıverir zaman, en hassas yerinden Çok geçmeden, çok geçiyor yokluğunun üzerinden, Haram saatler diziliyor boğazıma uzadıkça sensizlik, Tenhasına sere serpe uzandığım düşler de yetmiyor Yorgun arzularımı kışkırtmaya Verdiğim sözlere saklanmış militan kılıklı yalanlar yakayı ele veriyor bir bir Tutuklayıp aynalara hapsediyorum Sonra vicdanım delil yetersizliğinden serbest bırakıyor Seni bekleyişimin adı yok Dursun diye duvarlara çivilediğim zamanın da Payıma düşen yalnızlığın zirvesinde, Saçlarımla gizlice siyahını paylaşıyor gece. O zaman, bu şehir bir kez daha düşüyor gözümden Kalabalık kaldırımlarında adım adım eziliyor günahlarımın gölgesi Sanki ben değildim külçe külçe acıların sahibi Ağır korkuların ezip yel değirmelerine verdiği Savrulmuş bedenimin, rüzgarında ölmeden dirildiği Sanki sen değildin bırakıp giden Üstüne üstlük hiç gelmemişken Seni bekleyişimin adı yok Kurulmamış köprülerden geçmeye çalışan benliğimin de Şiirlerim şahit olsun ki İki satır arasına sığmıyor yalnızlığım Ne nokta anlatabiliyor kararsızlığımı Ne de virgül koyabiliyorum yılların ardına Yenik düştü keşkelerim oynadığım oyunlara Yine de teslim olmadım Ama sen, namluda hüzün Beni tam on ikiden vurdun Seni bekleyişimin adı yok Gelmeyişinin de…! |
Tükenmez Tükenmedik; çık karşıma! Yeniden hayatıma karış! Yalnız seninle var olduğuma Sensiz dünyanın dar olduğuna Bir tek senin bana yar olduğuna ... ben alıştım, sen de alış! Çık karşıma; bakışalım! Başlasın yeniden yarış... Bakalım ben mi daha çok seveceğim Sen mi daha çok sevileceksin? Yok, değer inan, yorulduğuna! |
Nazlı Gülüm II Bir acıdır ki yanmaz kavurur Bir rüzgârdır ki esmez savurur Bir ateştir ki göğsüme vurur Yüreğim dağlanır “Nazlı Gül” diye. Yolcu yolunda gerek Nazlı Gülüm Tufanlara kapılmadan Girdaplarda boğulmadan İlkbahar kokulu yarınlara Yelken açman dileğiyle. Ellerimden uçup gidiyorsun işte Belki özgürlüğüne kavuşacaksın Güzel mevsimler göreceksin Sevda mevsimi Bir defa yaşanır Nazlı Gülüm. Yine baharlar gelecek Güller açacak Sen yoksan eğer gönül bahçemde Baharlar neye yarar ki. Bir gün özlersen eğer Sevenlerin dergâhına git Hasretini vur dağlara Dağ dayanır Ben dayanamam. Bense Nazlı Gülüm; S-evgimi yüreğimde Ç-ınar gibi büyütüp S-onsuzluğu beklerim. |
http://www.radio-top18.de/images/animated_rose.gif Gelecekmisin? bir gün gelecekmisin? öyle çok canım yanıyorki sevgilim, bu sensizlik,bu kimliksizlikten. bazen tüm dünyanın ağırlığı, kirpiklerime çöktü sanıyorum. öyle eriniyorumki sabahları, gözlerimi açmaya, sanki gözlerimi açsam, kirpiklerimin ucundan, dünya düşecek sanıyorum. neden bilmem, sen dönmezsen bana, dünya da dönmez diye korkuyorum, mevsimler olmaz , kar yağmaz, güneş doğmaz sanıyorum, birgün gelecekmisin? ehh geleceksen gel artıkk. dünyayı kirpiğimin ucunda, daha fazla tutamıyorum. http://www.radio-top18.de/images/animated_rose.gif |
GİTME KAL Batan güneşe doğru Sürerken atımı 'Gitme kal' Demeni bekliyorum Ama yalnızca Rüzgar çekiştiriyor atkımı.. |
Hiçbir yerinde yok asaletin ibresi Sesinde kamaşmasında tensel bir büyünün Atlas hani libas ve kuytu bakışlı mavi gözlerin Sanki hepimize bütün şiirleri hala fısıldayan Bir eski büyük şairmiş gibi Aşk bir erken didişme bir sorgu sualmiş de Mezbele ve yaralıymış eski yaraların yeniden kanamasından Hiçbir yerde yok asaletin ibresi Bir adamın yüzünde ya da yalana çok benzeyen Bir doğru sözünde belki..... Saçlarının çevriminde ıslak bir beyaz kadının Yüksek rakımlı göllerin buzul saflığında Ve kokusunda çiçeklerinin kanirej’in Elbet şiir olacak şairin tesellisi Ve en kötüsü bile işe yarayacak aşklaşmaların Yazana değilse bile okuyana faydalı "bak aynı başına gelmiş adamın benim başıma gelen" O da üzülmüş aynı benim gibi .... Benimki daha acıklı değil onunkinden, Fiyakalı değil onun acısı benimkinden.. Sade güzel olan kelimeler.. Sade kelimeler... Kelimeler.... Sen aşka aşıksın müsaitsin gördüğünü abartmaya Biz olsa olsa bir müddet aşklaştık aşkım aşık olmadık Bir elim sana uzanır, öteki berikinin zaten elinde Bırak yoluma gideyim bildiğimce Yabancısı olduğum bir şey değil yabancılar Baktım yerlisi yabancısı aşağı yukarı hepsi benzer erkekler.... Eğer bir söz, bir ses bekliyorsan bu adamdan İçinde hiç gönderme isteği bulunmayan bir git Lazımsa eğer... İşte orada duruyor... Ağzımın bir yerinde... Almak ister misin dilini sokup aklıma Sana ait olan herşeyi bir nefeste Bir göz yumma anında Bir soğuk telefon konuşmasında Geri alabilir misin? Seni benden geri alabilir misin? Kovabilir misin beni senden? Sevgilim.. Yoksa sen, Sevgilim olmayabilir misin?.. |
| Saat: 08:50 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık