![]() |
Aç kapıyı yalnızlık, ben geldim Hayır, ağlamadım, gözlerim yaşlı değil. Cephedeydim, kurtaramadım yenilmekliği. Gece yarısı, uyumuştur sokaklar çoktan Bir sen varsın işte, bir de benim hayaletim... Bakma öyle, al elimden valizlerimi Bir şey yok içlerinde; balık kokusu sinmiş üç beş kazak, Kırık bir ayna, bir kaç tel siyah saç... Soğuk burası, yağmur kokuyor Geceleri uyku tutmaz insanı burda Bak, yıldızları görmem lazım benim dolunayda; çıldırırım Yıkarım üstüne bu mahzeni, kaçamazsın... Morarmış, çatlamış ellerim soğuktan görmüyor musun? Varsa sıcak bir çorba getir bana, tuzlu Yoksa uğraşma, aç değilim. Saat yok duvarlarda, o kadar yalın yaşamak Günışığı da yok, karanlık ruhun gibi yakın sana... Yalnızlık kapat kapıyı! Şuraya, şu soğuk taşların üzerine bir yatak ser bana. Uyumak istiyorum, Unutmak istiyorum, Unutulmak istiyorum... |
Şivar Önce yağmur yağdı ıslandık Toprak içine çekmeden Güneşe saldı kuruttu kuruduk yeniden Sonra rüzgar olup birileri esti üstümüzde Canda acı hissetmeden Savrulduk oysa bizim türkülerimiz vardı Deli türküleri taylarda söylerdik Ayaz başa çöktüğünden usukta kaldı duyamadık Ürkütmedi karanlık Biz katranın çocuğuyduk Kanı ayı aydınlattıği geceye 41 günün gözüyle baktık diye günü gördük Kaç söyleme söylendi Şivar usuk ta usuk ayaza saklı diye Duyulmadan bir candan bir cana Feda olduğu güneşe, aya Bu giden Bora Beyleri eline Tel tel sarılan fışkınlar değildi Kaç yol ağlamalı geçen geceyi Güne teslim ettik her çıkarmada Yeniden giyilen soğuk gömleğin içinde ateşe aşinayken Taşı elde kümeleyip Dağı bugüne büyüttük. |
İdam mahkumunun söz hakkı vardır Bari son arzumu sor da öyle git Arının çiçekte göz hakkı vardır Bir buse içimi dur da öyle git.. Madem gidiyorsun bura son durak Ne adres ne mektup ne resim bırak Kendinden bir parça, bir cisim bırak Saçından birkaç tel ver de öyle git.. Ardımdan bir damla yaş dökeceksen Adımı andıkça ah çekeceksen Kabrime bir gonca gül dikeceksen Ne olur yaşatma vur da öyle git.. Hem yıllarca oyna gönül sahnemde Hem perdeyi kapat en mutlu demde Sitem oklarına hedef sinemde Açtığın yarayı sar da öyle git.. Pişmanlık duyar da dönersen geri Gel de gör aşkından kalan eseri Seyret ateşinin düştüğü yeri Hasretin zulmünü gör de öyle git.. Ardımdan bir damla yaş dökeceksen Adımı andıkça ah çekeceksen Kabrime bir gonca gül dikeceksen Ne olur yaşatma vur da öyle git... |
Deniz kızı Yokluğunun katili bir çocuk başımda, Deniz, sana örülmüş zindanların kapısı. Kan çanağına dönmüş gözlerim Şimdi tuzlu bir suyla yıkanıyor musalla taşında. Kefenimdeki sökük kadar gizlisin, Tabutumdaki sessizlik kadar uzaksın bana. Biliyorum gelmeyeceksin cenazeme, Meleklere suçüstü yakalandım seni ararken gözlerimde. Gidiyorum şimdi, Ben omuzlar üstündeyim sense denizin koynunda. Aramalı mıyım seni bir balıkçı edasıyla Yoksa sonsuzluğa yelken mi açmalıyım? Hadi söyle! her zaman peşinden koşamam. Son kez dön desem, çok şey mi istemiş olurum senden? Yanıyorum denizin dalgalı ve hırçın yüzünde, Günbatımı kadar yorgun atıyor yüreğim. Martı çığlıkları seni çağırıyor Melekler beni götürmek için geliyor. Sen deniz kızı! Hiç olmadığın kadar güzel Bütün kızlar kadar kibirli İçimdeki nefret kadar temizsin. Bir neyzen son kez senin için ağlatıyor neyi, Paslanan sevgimizi bir demirci yeniden dövüyor. Söyledim ressama, beni yokluğa çiziyor. Bu kez olmayacaksın yanımda Çünkü gideceğim yer Yalnızların adresi. Şimdi, tebessümlü bir gülümsemeyle En masum yolculuğa çıkıyorum. Denizden uzaklara Sensizliğin toprağına gömülüyorum. |
Meçhul Sevgiliye Sen bilmezsin Şarkılarda seni dinlerim Açtığım kapılarda seni ararım geçtiğim yollarda tozunu çiçeklerde dallarda kokunu ararım... * * * * * Olmadığını bile bile Eve dönüşlerimde her köşeye bakarım Yine saklanmışsın diye ararım, ararım... Yıllar var kî hep aynı sahne Sen kaçarsın, ben hep ebe... * * * * * "Elma" dedim, "Erik" dedim Muz, şeftali, börülce... Ne göründün, ne bir ses verdin Yoruldum, tükendim pes artık Çay içirdim Hadi çık, gelsene... |
Erkekler Hep Yalnız Aglar Günlerdir sınırında yaşıyoruz aşkın Günlerdir uçurumunda Bu kaçıncı atışım kendimi Kollarından yalnızlığa Bu kaçıncı dargınlık Bu kaçıncı barışma Belli ki Sensizliğe sürgün artık bu gözler Sensizliğe sürgün bu dudaklar bu eller Şimdi yorgun bir çınar gibi kalbim Artık sana değil Sensizliğe yaslanacağım Hoşçakal güz çiçeğim hoşçakal Seni artık Göz yaşlarınla ıslanmış Yastıklara bırakacağım Oysa yıllarca Yemyeşil bir orman köyünde sakladım gözlerini Dağ başlarında çoban ateşleri yaktım üşümeyesin diye Ellerine kör gecelerin karanlığında sarıldım Ve haykırdım En dipsiz kuyulara adını Ezberlettim seni kurtlara-kuşlara Sense beni sokaklara vurdun Ve en zehir şarkılara Bilirsin Rüzğara bıçak Yağmura ateş Buluta kurşun işlemez Sende öylesine vurdun ki beni Artık bana Hiçbir acı kar etmez Neylersin Önce melekler terk etti bizi Sonra masmavi düşler Öpüşler- gülüşler-çiçekler Büyüsü kalmadı artık kavuşmaların Bundan böyle Bizi her köşede Bambaşka bir cehennem bekler Sen de bundan böyle İçi boş şarkılarla avut kendini En ucuz aşklarla yıka kirli ruhunu Açılırsın Taşlar yosuna sarılır bilirsin Sarmaşıklar duvarlara Geceler karanlığa Sende yalnızlığa sarılırsın Ve kadınsın Ağlayabilirsin gönlünce Göz yaşların pınarlar misali çağlar Unutma ki erkeğim ben Ve erkekler hep yalnız ağlar. |
Duru bir suya baktığımda eğer tertemiz yüreğin yansıyorsa gözlerime, BEN SENİ SEVİYORUM. Aramadığın sormadığın zamanlarda, eğer yüreğimde inceden bir sızı duyuyorsam SENİ ÖZLÜYORUM. Her şarkıda, her şiirde ve okuduğum kitabın tüm satırlarında seni yaşıyorsam SENİ ÖNEMSİYORUM. Ve uğrunda vazgeçebileceğim mutluluğumken, düşünmeden feda edebiliyorsam SEN BENİM İÇİN ÖZELSİN... |
Güneş yok. Ardında ufukta küflü bir sarı bırakarak dağların ardında kaybolmuş gök henüz kendi renginde gece bugün gelmekte aceleci değil ağır ağır süzülüyor karanlık, maviliklere küflü sarılıklara maviyle sarının buluştuğu yerde bulanık beyazın umudu sarıyor, geceye karşı gökyüzünü sarının sıcaklığı gecenin karanlığında ayrılığın hüznünü tattırıyor mavinin sonsuzluğu yalnızlığın kör kuyusunun kokusunu yayıyor her yana artık gece geliyor, uzak dağların ardında sarının sıcaklığı yetmiyor artık karanlığa mavi gökyüzü bulutlara direnmiyor ve bulanık beyaz da teslim oluyor geceye ağır ağır soğuyor hava artık gece geldi, tek teselli var, bulutlar yağmur getirir mi gecenin sessizliğini bozar mı yağmur dağların ardında tükenen yiten hayallerin kokusunu çıkarır mı topraktan yağmur göğün maviliğini boğan gece, toprağın karasından ümit olur mu sessizliğe gece geldi artık. bulutlar da yok yağmur, toprağın karasından gecenin karasını yırtmak istemedi gece geldi. ufuk kapkara ay yok yıldızlar hiç yok. |
Hüzün Sahili Dalgalar vurur kıyılara kalır kum taneleri Sahiller boyunca martı sesleri Güneş doğar sessizliğin üstüne Konar yavaşça... mahzun gözlerime Aynalar yalan söylemiyor Biten birşeyler var dönmemecesine Sessiz fırtınalarla tanıştım Gökgürlemedi, şimşek yoktu, Sadece yağmur gözlerimde Ve ayrılık, ta.. içimde. |
Şaraptı rakıydı şuydu buydu Kişi esrimeyi bir aşkta tatmalı ilkten Dedim ya ondan gayri korkuluğa güvenemem İçtiğim hep aşktı benim gerisi tortu Sevişik iki keçi yumukgöz oğlağına Özüne aşk sızmış o sütü emziriyor Yumurtasını bir kovuğa koyarken Aşkı da koyuyor anaç zargana Aşk mavisi tükendiyse o boşuna denizde Bil ki diken diken bir çamurla örtülüdür sığlığı Niye enez bu zambak diye sordular mıydı Aşksız geçen günlerinde örselenmiş,de Aşk bürünmeseydi de bak hiç şakır mıydı Şu bi damlacık isketeye ta gagadan kuyruğa Kişi gönlünü yitirdi mi ne yüzle çıkar sokağa Yaşamda nesi varsa aşk işte onun adı Ansıyın aşkla yağdı da sular Ondan kokulandı ıtır çekirdeklendi elma Doğayla el ele bizi üreten bir sevgi var Evrende en soylusu sezdim ki bu çoğalma Horozdan Korkan Oğlan |
| Saat: 13:42 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık