![]() |
Hey sen sosyete güzeli Sana sesleniyorum Bıktın mı allı pullu takılardan Dilediğini yiyip içmekten Eksik olan ne buldun da bende Benim neyi mi sevdin anlamıyorum Neden anlamıyorsun ANLAMIYORUM Bak kızım! Kaç defa söyledim sana Param yok pulum yok açım aç Neden anlamıyorsun Üç kuruşluk neyimi sevdin ANLAMIYORUM Sen hem! Benle kaşık atamasın sudan çorbaya Gün olur Kuru soğanla bayat bir ekmeğe Diş geçiremezsin Geçiremesin Emin ol abartmıyorum Alınma hiç Bana surat yapma hiç Gözlerini dik dik dayama öyle Alışmışımdır Bak gel sen beni dinle Çek git dön evine Bak bir halime Bak bir haline Beni nasıl yakıştırdın kendine ANLAMIYORUM Bak gel sen beni dinle Çek git dön evine Hem sen alışmışsındır bolluğa Bir yavan ekmeği bölemezsin benle Allı pullu vitrinlere takılır gözün Bakamazsın göz ucu boynu bükük Hadi git beni halime bırak Görmüyor musun? Konuşacak mecalim yok Kirlenecek yüreğim yok Güvenecek bir tarafım yok Art arası iki mısralık adamım işte Hadi git dön evine Görmüyor musun? Zati eşref saatini bekliyorum |
Beni ölmekten beter ediyorsun Bana yüzünü öyle asıyorsunya Sözlerimi ortadan kesiyorsunya Hele birde kurşun gibi bakıyorsunya Beni ölmekten beter ediyorsun Bir çalımla yerinden kalkıyorsunya Kapıyı yüzüme çarpıyorsunya Hele birde mırıldanıyorsunya Beni ölmekten beter ediyyorsun Durmadan bahane arıyorsunya Kafayı bana takıyorsunya Üstüne birde sigara yakıyorsunya Beni ölmekten beter ediyorsun Ben yaklaştıkça sen kaçıyorsunya Dokunsam elimi atıyorsunya Uyumadan uyumuş gibiyapıyorsunya Beni ölmekten beter ediyorsun Nazmi Yabangülü |
Sen Mi YaLancısıN Ben Mi ? yalan söyledin bana bırakıp gittin beni hani biz ayrılmayacaktık hani rüzgarlar yıkamazdı bizi hani biz depremde bile yıkılmayan binalardık hani ilerde evlenecektik yalan söyledin arkamdan vurup gittin al hançeri vur kalbime zaten ölmüşüm sen vursan işler mi yüreğime bak ölülerden ses geliyor mu dinle bende ölüyüm nasıl olsa basit bir oyundu senin için herşeyde yalan söyledin umut kurdeleleri bağlamıştık geleceğe aşkımızı duymuştu yıldızlar hani her tür olumsuzluk karşısında yanımdaydın nerelerdesin gittin arkana bakmadan hemde bıraktın beni öylece karşıma geçip yalan söyledin dedin bana söyle susma konuş hadi ne zaman hangi konuda sana söylediğim hangi cümlede senin gözlerin bile yalancı çıktı ben sana hiç yalan söylemedim hadi bul yalan kelimemi o zaman söyle ne diyeceksen suçum neydi söylesene sen mi yalancısın ben mi? kim yalan söylemiş söyle her konuda yalan söyleyen sonra yalanları gün ışığına çıkan sen mi? yoksa hiç yalan söylememiş deliler gibi seni seven ben mi? söyleyeyim sana sana duyduğum aşkta yalan değildi seninki gibi sahte değildi sen mi ben mi? hangimiz yalancı hangimiz yalan hangimiz doğru bir cevap ver bana olur mu? yalancı yarim... özlemin bile yalanmış bense suya hasret gibi senin adını sayıkladım... ne yapayım senin gibi değilim yalan söyleyemiyorum ben sevdim mi gerçek severim senin gibi yalancıktan değil... Cemile Özyurt |
Sustum! Ne kadar susulacaksa o kadar sustum! kendimle konuşuyorum şimdi yalnız... yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime kimse duymuyor... Sustum! Bin ah sürüp dudaklarıma ne kadar susulacaksa o kadar sustum! sustu benimle deniz, sustu deli dalgalar, sustu martılar... umutlarımı sarıp rüzgarlara uzaklara savuruyorum her gece yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne kimse görmüyor... Sustum! Tam acılarımı haykıracaktım ki, sustum ne kadar susulacaksa o kadar sustum! bir çığlık kanıyor demedim, en derininde yüreğimin... içimdeki volkanları boğarak sustum! açmadım kimselere yüreğimi hançeri sadece kendime sapladım sapladım ve sustum! hüznü yüzümde, acıları gözlerimde topladım sustum!.. Sustum! sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir yaraları yalayan rüzgar sokaklarında kahrolduğum şehir gözlerim konuşuyor yalnız! Saçı ağarmış hayaller nemli kirpiklerle bulutlandığında gözlerim gökte şimşek olup çakıyorum kimse görmüyor... Sustum! tuz basıp yaralarıma! ne kadar susulacaksa o kadar sustum! içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi yaslanıp yalnızlığın duvarına gül döküp kalabalıklara her gece kimsesiz geziyorum gönül ülkemi kimse bilmiyor... Sustum! tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak acılar konuşuyor şimdi yalnız yaralı gönlümün sızıları konuşuyor tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir atıyorum uçurumlardan kimse görmüyor Ne zaman dudaklarından öpmeye kalksam hayatı saçlarını koklasam rüzgarların içimde incecik bir sevgi ürperiyor sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme gelmiyor beklediğim bahar yaralar merhem tutmuyor gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara kimse silmiyor yağmur dinmiyor sevdiğim bilmiyor Sustum! sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu zaman yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata kimse duymuyor Sustum! İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi sustum sustu dudağımdaki şiir gözlerimdeki nehir gönlümdeki yara bulutlar haykırdı isyanımı şimşekler haykırdı sadece ben duydum sadece ben Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi yaralar merhem tutmuyor geceler avutmuyor ben sustum acılarım konuşuyor yalnız yaralı gönlümün sızıları konuşuyor Ben sustum! susmuyor yüreğimi kavuran kasırga pencereme vuran yağmur damlaları susmuyor dışarda inleyen rüzgar yıldızlar küs ay üzgün yağmur dinmiyor içimde binlerce şiir kanıyor her gece kimse bilmiyor kimse duymuyor sustum! sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu hayat, sustu zaman acılar konuşuyor yalnız acılarım konuşuyor kimse duymuyor... duymuyor... duymu... duy... |
Ah benim cam yapılı yüreğim Sıcaklığında eriyen Sensizliğimde katılaşan kırılgan yüreğim Gözlerindeki ışıldayan sevgin Sana yansır, odaklanır cam yüreğim. Ağlama sakın sensizliğime ne olur Gözyaşların leke tutar Kanar acımsı acımsı cam yüreğim. Bakışlarımda hep sen Cam yüreğimde saklı adın var N’olur üzme beni sevdiğim, Narinim, çabuk kırılırım… Halil Akyürek |
SESSİZ ÇIĞLIK Ölüme doğru bir koşuşturma söz konusu.. Korkuyorsun! Ayakların istemese de gitmeyi, Adımların seni zorluyor.. Beyninde esir olmuş sözcükler.. Yüreğine hapsolmuş söz geçiremediğin cümleler.. Dur! diyor bir ses Gitme! Dinlemiyorsun.. Bir adım atıyorsun, Ve bir adım daha.. Gözlerini açtığında uçurumun kenarındasın.. Korkuyorsun! Bir an için kapatıyorsun tekrar gözlerini Ve kendini mazide buluyorsun.. Gözünün önünde koltukta örgü ören annen, Gazete okuyan baban, Şömine başında sen.. Gülüşmeler,ardı ardına patlayan kahkahalar.. Sonra çığlık.. Düşüncelerle boğuşuyorsun.. Gözyaşların akıp iniyor ince gerdanına, İrkiliyorsun... Bir adım daha atıyorsun Ve acılarının son bulduğunu sandığın, Noktadasın artık.. Kevser Ceyhan |
Kadeh elimde kafam sarhoş Oturuyorum yalnız kendimle Düşünceler hoş, zaman durmuş Kafam boş. Bir yandan zorluyor gözyaşım Öte yandan hapsediyor duygularım Kendimle savaş veriyorum Genç olsam koymaz fazla ya Zaman geçmiş ihtiyardır yaşım. Sensiz olmuyormuş yaşam Gören gözlerim renksiz Daha perde inmedi çok şükür İnse de ne yazar ki Gören göz ne eylesin sensiz. Bu gece seni düşündüm Bir tek saniye bile ara vermeden Bırakıp giderken anlamamıştım hemen Yalnızlığın bu kadar zor olduğunu Erkekler ağlamazmış derlerdi Ağlamaz mıydım, bilseydim bu kadar kolay olduğunu. Fevzi Turan |
Mesire Yerleri Sonra yavaş yavaş siz de Kırlara gömüldünüz Yaşayan bir aleme doğru Açıldı hafifçe şemsiyeniz. Nasıl da kaynaşıyordu meydan Değişmemişti kırların hali Otlar fidanlar gibiydiniz Uzakta şimdi. Sıcakla beraber upuzun Dereyle akıyordunuz Yahut sallanıyordu rüzgarda Başaklar gibi kollarınız. Devam edin devam edin Gittikçe otlar karıncalar gibi İşte serçeler buğday sapları Günün civcivli vakti. Güneşle karışıvermiş Kırın içinde ne varsa Öyle gürültüsüz ferah Sıcak sıcağına dünya. Bir de şöyle düşünün Otlar fidanlar uzanış Arasında insanlar Kaynayıp gitmiş. - Edip Cansever |
Aşkımı hiç saklamam-alıntı-Müjgan Akyüz Aşkımı hiç saklamam Gecem seyyahe dalmış mâzide dolaşırken Bedenimde bir hoşluk unutamam buseyi Aşkıma zikirlerle benliğim şaşırırken Yârimin hatırına ben kıramam kimseyi Semazenin misali sarhoşluk hiç bitmese Ruhları birleştiren aşkımız hiç gitmese Dünlerimden süzülen yarınıma yâr olsan Başka kazanç istemem kaderime kâr olsan Aşkının alevinin dumanları boğsa da Vuslatın umuduyla yanmaya razı cürmüm Bin daha ölmez miyim tekrar tekrar doğsa da Gönüllü bir er gibi emrinde benim ömrüm Benim de dostum olur sana hayrı dileyen Düşmanlığı bırakıp sevgisiyle besleyen Merhameti dileyen her kalbe kucak açtım Kini lügatten silip en güzel aşka kaçtım Düş dediğin de ne ki güneşimdesin sanki Benliğime sız da gör ruhum sende arındı Gelecek ömrüm ise sensiz olmaz inan ki Gurur da ne kelime kalbe aşkın barındı Aşkımız kavi olsun maskelere aldanma Kıskananlar çok olur adlarını hiç anma Bozguncu oyun kursun sev beni inadına Seveni Allah görür al beni kanadına Sevgin bana süprizdi hiç ihtimal vermezken Aramızda sırlı bağ mucizeye inandım Hayatım çok rutindi yazgımı beğenmezken Yaradan tarafından aşkın ile sınandım Kullar hiç kusursuz mu elbet çok günahım var Allah'ın bilgisinde sana büyük aşkım var Cezası çekilecek, hesap günü aklamam Kullar da bilse n'olur aşkımı hiç saklamam Müjgân Akyüz MAJ... |
Her Sabah Çiğnediğin Ama sen O ihtimali tükettin... Biri İstanbul’a ayak basar da Vapursuz... Martısız.. Adasız.. Turnasız.. Kalır mı? Ve Elleri cebinde Maltepe sahilinde gezen bir adam Durduk yere Bursa’ya kaş çatar mı? Oturduğu kayalıklara şekil vermek Biraz Şair işidir.... Uzaktan gördüm Senin, Her sabah çiğnediğin Benim kahverengi gözlerimdir... (Seni yazan kalemin gözleri de nemlidir.. Hem.. İstanbul dediğin nedir ki? Bir küçük çekmece........... Tam saklayacaktım kendimi içinde Gözlerin beni kovuverdi.. Beceremedim, Riyakar bir gülüşe merhaba demeyi.. Aslına bakarsan Ben hiç denemedim İstanbul’da KARŞI’dan KARŞI’ya geçmeyi.... Okan Savcı |
| Saat: 11:42 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık