![]() |
Kanlı Çiçekler Kanlı çiçekler solsun diyorum Çünkü onlar dökülen Onca kanı hatırlatır bana İçime burukluk sokar Sancı girer bağrıma Ve içimden hep ağlarım Gözlerimden akan tuzlu Gözyaşları ıslatınca Sözleri dudağımda Haykırırım özgürlüğü Kısıtlayan insanlara Yaşamak hepimizin hakkı Bırakın kanlı çiçekler solsun Ve dinsin acısı bağrımda ÖZGÜRLÜĞÜN... |
Düğün Günü Düğün günümüzdür Sözcüklerin özü şiir ile Bugün… Buradalar tüm dostlar Duvakta birer yıldız, Birer harf her biri Kelimelerde parıldayan Dostluğun sevgi ışığı Beyaz örtüsü ile Sayfasıdır Nakış nakış işlenen Sözcüklerin azıyla Duvak altında uzayan Yaşamın… Düğün günümüzdür Sözcüklerin özü şiir ile Bugün… |
YALNIZLIĞA ÖVGÜ YALNIZLIĞA ÖVGÜ Mutluluğun gözü kördür, Yalnızlık sağır. Ondandır biri tökezleyerek yürür, Öbürü uykusunda bile bağırır. Mutluluk yalnız kendisini görür; Unutur bu yüzden ilkin kendisini. Yalnızlık kendi tutukluğunda özgür, Boyuna bekler dönsün diye sesini. Mutluluk alışır kendisine, ölümden beter; Borçsuzluğuyla övünür ama kedisi doğurmaz . Yalnızlığın gidecek bir yeri yoktur; Boyuna kapısına döner, açan olmaz. Mutluluğun mezarları, yalnızlığın heykeli var... Her ikisinin de saksılarında çiçek . Biri hep başka bir renkle solar, Öbürüyse ha açtı, ha açmayacak. |
Akşamı geciktirebilirsin belki - Feride için Gün batarken sula fesleğenleri balkonun kokusu sokağa taşsın sokaklar kayıp çocuklar gibi hırçındır, ürkek ve biraz şaşkın Sular bulutlanır sen susarsın ve kent çıngıraklı bir yılan kadar zehirlidir artık sevgilin mahpusken üstelik kirli bir lekeye döner umutlar Acılar katlanır mendil yerine sarışınlaşırsın bu kaçıncı güz ellerin üşür, çiy düşer çiçeklere beklediğin mektuplar da gelmez Bomboş sayfalara dönerken aklın tecrit’teki kitabı fareler kemiriyor ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular Akşamı geciktirebilirsin belki suladığın fesleğenlerle, kimbilir ama vaktin ayırdındadır şimdi kuşlar, çocuklar ve mahpuslar Usulca inse de koldemirleri Alacakaranlık Ben bu ışığı tanıyorum, bu amansız aydınlığı, Ve bir atlı arabanın sessizliği yırtan tekerlek takırtalarını, Büro pencerelerindeki demir parmaklıkları, Tanıyorum, soluksuz uykuya dalmış sokağın ıssızlığını. Gece devrildi yıllara, özgür ve çılgınca. Daha yanıyor yüreği sarsan güçlerin ateşi; Sert sabah ayazı sessizce yalıyor göğsümü ama. Kımıltısız donmuş evler, binlerce mezar sanki. Ölüler uyuyor o evlerde cifter cifter ve yapayalnız, Ya sırtüstü, ağız açık, yüzükoyun ya da. Ama gökyüzüdür benim istediğim derin ve engin, Ve görkemli uzaklıklar çıplak doğanın duru bağrunda! İki denk dünya var, iki denk şiir; Gündüzün dünyası ve dünyası gecenin, çılgınlığın ve aklın, Ama geceyarıyı vuran saattir iki dünyanın zor sınırı, Aydınlığın hükümsüz olduğu ve derinleştiği an karanlığın. Son bir arzuyla can atıyor ruhum Dönmek için gecenin düşünü gündüzün boş kalıplarına, Fakat boşuna savaşıyorum, ve boşuna mucize arıyorum: Sen, ey gündüz, güçlü düşman, yine boyun eğdiriyorsun bana! (Çev. Arif Berberoğlu) |
Yıktın viran ettin gönül sarayım Yerine koyacak taş bulamadım Öyle bir gülüşle çekip gittinde Haline ağlayacak yaş bulamadım Beni bir derde salıp gittinde Derdimi dökecek dost bulamadım Öyle manasız sözler ettinde Üstüne diyecek söz bulamadım Kalbime hançeri sokup gittinde Yarama basacak tuz bulamadım Sevgiyi parayla satıp gittinde Sana kul olacak kul bulamadım |
Beyaz bir gün üstüme kapanıyor Yeşilini süze süze ormanların Ah deniz dipleri neredesiniz Derin deniz dipleri Gözleri kadar güzel sevdalımın Uzayan gölgelere uzanıyorum Üstümde hırçın bir mavi Yeni bir zamana başlar gibiyim Batan günün ölgün kırmızısında Usulca koyuluyor akşam türküleri Gün bir koşuda dağıldı gitti İnsan, olursa olsun diyemiyor Dokunduğum ne varsa kayıyor ellerimden Ben, bir şey olmamış gibi Ölümsüz bir tutkuya davranıyorum Nasıl olsa geceye daha çok var Yasalarına sıkı sıkıya bağlı güneş Ufka doğru süzülüyor olsa da Her sevince yeniden başlıyorum |
KÖREBE http://ozel.balca.net/resima/cubuk/siir10021-cbk.gif KÖREBE Işıksız bir gölgedir yalnızlık , Arar bütünlemeye bir başka yalnızlığı; Yazık ki, taa kendine dek. İner dağından dağından. Bulamaz bir ses, gel deyen, çağıran.. Gözlerine yönelmiş bir ışık . Gölgesinde kendisi, Gölgesinde ışıksızlık. Gölge vermeyen bir ışık Yalnızlığını sürdürürken sonsuza dek , Arar kendini bütünlesin diye Bir gölge, sessiz , yumuşak , uyuyan . Arar tek başına, elleri yüzüne uzanık bir anlam , Kendisini gölgeleyecek. |
Olmayanlar Yüreğine ektiğim umutların Umutsuzluğunda gömülü yüreğim Ne bir aydınlık ne de Adam akıllı zifiri karanlık İyileştirmeye korktuğum Öldürmeye kıyamadığım Bir bocalama bir çaresizlik Adını çağıramadığım Sayısız dertlerim ve sen varsın Bir babama bir sana sarılamadım Öylesine doya doya Bir ikinize haykıramadım sevgimi Avazım çıktığınca, bağıra bağıra. Bazen düğümlenir isimleriniz Dudağımda Bazen çok özlediğim Bazen de kaçışlarımsınız Adına tatlı bela dedikleri Acılarım belki de Mutluluklarımsınız. |
Akşamdır I suları boğdu dalgalar ... ses hoyrat sevinç yılgın şakaklarım sonbahar II "muhbiri çoğalmış sevdanın" yapışmış tenime ter elime kir sessizliğin ortasında bir deli rüzgar akşamdır avuçlarında marmara’nın akşamdır şiire karıştı sular sularda çoğalır sevdalar ellerim ah! ellerim nasıl anlatsam gece gece kokuyor çocuklar |
İçkiye benzer bir şey var bu havalarda Kötü ediyor insanı, kötü Hele birde hasretlik oldu mu serde Sevdiğin başka yerde Sen başka yerde Dertli ediyor insanı, dertli İçkiye benzer birşey var bu havalarda Sarhoş ediyor insanı, sarhoş... |
| Saat: 08:50 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık