![]() |
Kaç kez, Dudaklarında tutuştu yüreğim… Kaç kez, Gözbebeklerinde eridim… Bir kez devindi ya ruhum ruhuna… O da yetti… Delirdim… Çölleri özleten susuzluklar içinde Serap da olsa Bir yudumluk mutluluk bekledim… Kaç kez, Tövbe ettim aşkına Ve sana kaç kez… Cehennemi aratan acılar içinde Kıvrana kıvrana, Yollarını bekledim, kaç kez… Gelmedin… Kaç kez, Kalbimde bıçakladım seni… Kaç kez, Kızgın şişlerle dağladım, kaç kez… Kardın… Tipiydin… Borandın… Bir an bile dinmedin… Tükenmedin hiç… Çoğaldın… Çoğaldın… Yine çoğaldın… Isırgan otu gibi Her yanıma dolandın… Oysa… Bir kez bile dokunmadın yüreğime Yüreğinle! ! ! Bekledim… Ben hep bekledim… Kaç kez gelmedin… Kaç kez… Bu aşkı Bütün acılarıyla Sana bırakıyorum… Sonsuz kere tövbe sana… Ve aşkına… Gidiyorum… Bursa, 10 Aralık 2009 Ali Özkan Asafoğulları |
Akşam kızıllığı gibi çöktü içime hüzün Alev gibi yanan saçlarınla dalgandı hüznün Çırpınıp can verdi içimde acaip bir hüzüzün Zümrüt gözlerin geçerken canevimden bugün sarmaş dolaş hayallerin batar dağlar ardında Bir sevda çıkar geceyle yan yana kol kola Düşüncelerim iflas etmiş, hayallerin bilinçaltımda Alevden saçların bağrımda dolandı bu gün Nişangahıdır yüreğim yitik bir namlunun Hatırasıdır canlanır gece yarısı sevdalının Bedenime yalnızlığı çöksede acılarının Kayboldum sevayın dehlizlerinden bu gün Itır kokuları serpilmiş seherde yer yüzüne Yakamozu sarar ışığının ay yerine bedenime Bir gün yok olup gitmek duruversin yeryüzünde Payitahtımı yere serdi bakışların bu gün Ahmet Selami Demir |
Aşk Aşk...Biçare yüreğimin yegane fırtınası... Hani şu kuşların bile kaçtığı kadar sert olan, Sonunda kırık dökük binalar bırakan... Tüm hayaller onunla gerçekleşir; canan, Ve tüm hayal kırıklıkları... Gözümden akan gözyaşları gibidir sevda, Aşkın zerafetiyle yanan... Çare bilmeden çöllerde yol alan... Gökteki yıldızları bilir misin ? Hani şu bir araya gelip ayı kıskanan... İşte sen o gökteki ay gibisin Yüreğimi yerinden oynatan... Sen takvim yaprakları gibiydin Hiç bitmeyecekmiş gibi başlayan... Ve ardına bile bakmadan sessizce dökülen, Kınından çekilmiş kılıç gibi,geri dönmeyen... Kendini bir de benim yerime koy, Geç aynanın karşısına ve kendinle yüzleş... Gör bakalım ardında bıraktığın harabeyi, Gör sevgi ve nefretimin ikilemini... Bir yalan bul ve saklan ardına Sonra da seyret oradan beni... Zavallı kalbimin nafile bekleyişini; Acı,hasret ve elemini... Bu haykırışlar çaresiz bir aşıktan... Şafakta bile güneşsiz kalan, Ruhu karanlığa mahkum bir çocuktan... Sıra bana geldi sanırım; Nokta koyma vakti o tarifsiz aşka... Aşk...Sonu gelmez gib rüyaydı gördüğüm... Aşk...Yalancı bir sahneydi öldüğüm... Hakan Yücel |
Olmasanda Yanımda Olmasan da yanımda..! Gülümsediğinde Çiçekler açardı içimde Yani sen varken; Mutluydum... İşte yoksun.. Bütün yüzler asık Çiçekler solgun Bütün aşklar yenilgin.... ...Sen içime düşen kadın.. Mutlu musun? Olmasan da yanımda..! Düşlerdim.. Gözlerinde zamanı unutur Saçlarını avuçlar koklardım Yani sen varken; Mutluydum... İşte yoksun.. Yaşam kırık dökük Koca şehir zifiri karanlık Bu kaçıncı paket sigaram Bu kaçıncı kadehim.... ....sen içime düşen kadın Mutlu musun? Olmasan da yanımda..! Kelimeler, sözcükler Pınar olur çağlardı içimde Cennet kuşları uçuşurdu Masal gibiydi yaşamım Yani sen varken Mutluydum.... İşte yoksun... Her şey karma karışık Gözlerim dolu dolu İçimde fırtına kalıntıları Güllerin boyunları bükük Seni gülümseten o adamda Yok artık.! Sen içim de dolaşan kadın Mutlu musun? Mehmet Tuncer |
Sıkıntıya Antibiyotik Gece ansızın çıkıveren bir geçmiştin benim için, Hiçbir zaman beklemiyordum seni, Sınırları zorlamanın bir anlamı yok zamanda, Kaybolan ve eriyen geçmişin ayak izleri, Karda yürürken izlerini belli ediyorsan geçmişte, Geleceğin kapılarını zorlama, Her sıkıntında bir antibiyotikim senin kalıplaşmış hayatında... Emre Türker |
Çok uzun zaman oldu Bir tek sen varsın yokluğumun farkında Bir tek sen hayalse bile yanımda Ağır öykülerin vefalı mağrur kahramanı Ödünsüz yaşamdan Parçamdan kılçıksız Diş bilemesiz hain dostlukta. Bir tek sen varsın özlemimin farkında Can cana gelince Yol yorgunu kapanası gözler Derin uyku canı çıkası Terin emek cilası Yerin gönül sevdası Sevdan ruhumun ekmeği Az biraz katık olup da Çok uzun zaman oldu Seni ciğer dolusu solumayalı. Bir tek sen varsın acemiliğimin farkında Dil sürçmesiyle yanlış söylenip Düzeltilmek istenirken hani daha da batan anların Sıkıntı teri gibi gece boyu İhaleli düşlerimin inşa yeri Kalbimin, damarımın umut neferi Az biraz özlem olup da Çok uzun zaman oldu Seni kokunla burnuma çekmeyeli. Namık Cem |
Seni Sevmek SENİ SEVMEK ÖLÜMÜ SEVMEK DEMEKMİŞ bir hayal bir yok oluşmuş seni yaşamak seni yaşamak ıssızlıkmış,sessiz sessiz kaybolmakmış gözlerden. seni sevmek nefes alamamakmış,boğulmakmış seni sevmek ölüme deli gibi aşık olup,ölümü deli gibi sevmek demekmiş eğer sevebiliyorsan sevdiğini nedensiz sevmelisin, eğer seviyorsan onun uğrunda herşeyi yapabilmelisin, eğer seviyorsan onun için ölmelisin çünkü onu sevmek ölümü sevmek demek olduğunu bilmelisin şimdi bir dilek tut içinden ama içinde ölüm kelimesi mutlaka olsun gözlerini kapat hayal et onun yanında olduğunu,aynı havayı teneffüs ettiğini düşün, gözlerine baktığını düşün düşünki kalbinden kopanları hisset, ona bakarken hayatının bir film şeridi gibi geçeceğini göreceksin,uyandığında onun yanında olmadığını gördüğünde, nasıl yaşayan bir ölü olduğunu göreceksin aşık olacaksın o zaman ölüme çünkü onu sevmek ölümü sevmektir,delice tutulmaktır sevdana bırakmamaktır,işte o anda anlayacaksın ellerini bıraktığında gözlerinden uzaklaştığında,ufak ufak uzaklaştıkça içindeki acıyı hissettiğinde,ölümü ve ona aşık olmanın ölüme aşık olmak olduğunu Yılmaz Tosun |
yaşarken ölmek seni yaşamak mı seni sevmek yok olmakmı seni için var olmak seni görmek bu hayatta ne bana dermisin zalim sana ömrümü herşeyimi verdim senden ben ne istedim biliyorum biliyorum sen benden kalbimi çalacasın ömrümü yedin be hayatımı mahpettin senin için çektiğim acıların hangisine layıksın sen bence nesin bilirmisin sen benim kıyamet alametimsin Alıntı... |
Kavak Yeli Ne de güzel bir sabah, mevsimlerden ilkbahar Bu mevsimde değişir, gönüllere düşer yâr Yüreklerde yangınlar, küle dönmüş, olmuş har .......... Nedir baştaki esen, yoksa kavak yeli mi? .......... Yangını söndürecek, coşkun sevda seli mi? Bu bahar papatyalar, bir başka mı kokuyor Arılar bal topluyor, hem de petek dokuyor Karıncalar çalışıp, kışa ışık yakıyor .......... Nedir baştaki esen, yoksa kavak yeli mi? .......... İçine sindirecek, coşkun sevda seli mi? Başları dumanlanmış, ulu ulu mor dağlar Yemyeşile boyanmış, üzüm veren o bağlar Nisan yağmuru yağar, sel olur coşar çağlar .......... Nedir baştaki esen, yoksa kavak yeli mi? .......... Başını döndürecek, coşkun sevda seli mi? Masmavidir gökyüzü, güneş bir başka doğar Yağmur olur bulutlar, yere bereket yağar Açar lale menekşe, güller kokuya boğar .......... Nedir baştaki esen yoksa kavak yeli mi? .......... Hasreti dindirecek, coşkun sevda seli mi? Başımda esen rüzgâr, meltem değil poyrazmış Yârin bana yaptığı, hep edaymış nazmış Yüreğindeki kormuş, aşkı dilde niyazmış .......... Nedir baştaki esen yoksa kavak yeli mi? .......... Gönlümü kandıracak, coşkun sevda seli mi Nilüfer Sarp |
AYRILIK ayrılık kıskançlığın ta kendisidir ayrılık güvensizlikten kaynaklanır ayrılık savaşın en büyük göstergesidir ayrılık ölümdür, ölüme kucak açmaktır ayrılık gururdandır, onurdandır ayrılık sevimsizdir ayrılık göreslemektir ayrılık düşünmektir ayrılık yolculuktur ayrılık gitmektir ayrılık şaşkınlık yaratır ayrılık en değersiz unsurdur ayrılık kavgayla başlar ayrılık umuda kaçmaktır ayrılık dört duvar arasındadır ayrılık aykırılıktır ayrılık bedeninden kopmasıdır insanın ayrılık deniz milidir, insanın pusulasıdır ayrılık zamandır ayrılık üzülmektir ayrılık şımartılmıştır ayrılık iki ipin ucuna tutunamamasıdır ayrılık sevdadan başlar ayrılık bir ezgiden başlar ayrılık bir anlamda doğruluktur ayrılık yanlışa neden olur ayrılık bir öyküde, bir şiirde, bir kitapta başlar ayrılık dağların tomurcuklarındadır ayrılık çiçek açtırmaz ayrılık yitirmektir ayrılık gece olunca başlar ayrılık gündüzün konuşmalarıdır ayrılık tutuklu kelimelerin imgesidir ayrılık şairlerin başını yakar ayrılık edebi yolculuğa çıkarır insanı ayrılık kimsesizliktir ayrılık beyazdan kararır ayrılık mutluluğa yol açacağını düşünür ayrılık kendini kandırmasıdır insanın ayrılık yabancılaştırılmıştır ayrılık eser, estirir ayrılık çözümsüzlüğü bitirir ayrılık ihtiyaç duyarsın ayrılık değişimdir ayrılık insanın elini şaraba uzatır ayrılık gözetmeksizin… ayrılık ilktir ayrılık hiç düşünmediğin yerde karşına çıkar ayrılık pazarlıktır ayrılık öfkeden başlar ayrılık mektuptadır ayrılık cesarettir ayrılık yasalara karşı değildir, içindedir ayrılık kanundur ayrılık insanın insana verdiği cezadır ayrılık gözyaşıdır ayrılık gül değil, gülün dikenidir ayrılık inanmaktır ayrılık yalnızlaştırmaktır ayrılık inadınadır, inadına… ayrılık küfürdür, küfürden başlar ayrılık insanı hasta eder, ilaçlaştırır ayrılık kültablasının içine sığınmasıdır insanın ayrılık yazmaktır ayrılık bu şiir gibi saçmalıktır Erdal Eksert |
| Saat: 04:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık