MsXLabs
Sayfa 8 / 161

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 16 Aralık 2006 17:57

Delikanlı

Sevdi o hep, yürekten sevdi,
İhanete uğradı;
Bıraktı tek kalemde boynunu eğdi,
Parası yoktu belki,
Parasıyla değil yüreğiyle sevdi, sevildi,
Hemde çok sevildi...
Belki sevdiğini cafeler götüremedi,
Ama satmadı sevdasını yüreğine ekti,
Haklının yanında idi,
Haksıza demir bir yürekti yıkılmadı,
Delikanlıydı o...
Üç şeyini çok sevdi, bırakamadı;
Yarini, sigarasını, birde silahını...
Kısa Camel içerdi parası varken, yani nadiren,
Yokende maltepe,
İki mekanı çok sevdi;
Biri her zamanki gittiği çay ocağı,
Biri O'nunla oturduğu ağacın altı...
Dostları vardı delikanlının,
Belki kendinden çok daha delikanlılardı onlar,
Çok severdi dostlarını...
Yağmurda yürümeyi birde O'nu çok sevdi,
O iki alışkanlığını hiç bırakamdı,
Duygusaldı, ağlamayı çok severdi,
Ama hep yalnız ağlardı,
O'ndan başka kimse görmedi delikanlının ağladığını,
O'ndan başkası silmedi, gözlerinden dökülen yaşları,
Onun için hep O vardı,
Öyle büyük bir aşkla seviyordu ki unutamadı,
Ne birkaç günlük, nede birkaç aylıktı onunki,
Bir ömür adını kalbine kazımıştı,
Satmadı asla sevdasını,
Çok acı çekti ama hiç ezilmedi,
Belki boynu bükük gezerdi,
Ama yüreği hiç bükülmedi,
Her zaman dimdik ayakta idi,
Dik yürüyüp yüreksiz olmaktansa,
Boynu bükük yürüyüp,
Demir bir yürek taşımayı arzu etti,
Ve hep unutulmak korkusu ile yaşadı,
Hep sevdiğini düşünüp ağladı;
Yapayalnız...
Korkma delikanlı O seni unutamaz,
Hiç unutamayacak,
O büyük aşkını kalbinden hiç silemeyecek...


yusuf turan


Mystic@L 16 Aralık 2006 19:06

Mor

Aşkınlığın gizli kafesinde barınan nedir,
tortulaşmadan, kaskatı?
Rüzgarın sürüklediği
ışıksızlık diliminde bizi birleştiren ortak çağrışım?
Bir ölünün sesi yoktur oysa, bize ulaşacak.
Ama nedir, en sağır böğrüme saplanan bu sancı?
Ya şimdi, ona doğru uzattığımız el kadar güneş?
Upuzun bir şahin geçiyor üzerimizden,
göğe doğru alçalarak.
Akşamın basamaklarına yönelirken,
gökte mürekkep balığı.

Enis Batur


ReaLin 16 Aralık 2006 20:22

BEŞİR FUAT



Gün doldu: Kendime bir aksisedayım
Ürktüm hep hayalâttan. Aklım
bana açıkla: Yırtılan
zaman mı gülün yaprağı mı? Elinde
buruşturuyordu validem. Kapatılmış
ve leyli bakışlı mecnune. Ömrüm
şimdiden "bir devr-i hüzün"
ve kapkara matem: Dizdizeyim
dalgın hayaletinle. Ufku
sen misin seyreyleyen
Darüşşifa'nın o tozlu
penceresinden, ben mi? Vehimler
ve cinnet korkusu
bana mirasın. Ölü oğul da
küçük, çıplak ayaklarıyla
geziniyor sofada, çatının
içindeki rüzgâr gibi.

Ey hafıza! Kanıyor
Ne varsa süzdüğün. Siyah zambak:
Koridorlarında usulca açan
o Cizvit mektebinin "Gecede
yazmayı mutad edindim"
daha o zamandan. Sırdır
çünkü yazı: Candan doğar
ve ayan ettikten sonra
sır olur

Nemsin benim
öteki zamanlardaki çocuk? Bir hasım
gibi mi büyüttüm seni kalbimde?
Sözüm sana yine de: Kimi gerçek
daha derin düşten. Düşler de
geleceğe gönderir ve Yitik Söz
dirilir okurun dilinde.
Yaşamım! Doğrusun
yanlış olduğun kadar. Bir diken
gibisin içimde.

Ah! Gülün yok.
Doğ karanlığın devâsa
rahminden de
okurum hisset beni:
"İntiharımı da fenne tatbik edeceğim:
Şiryanlardan birinin geçtiği mahalde
cildin altına klorit kokain şırınga
edip buranın hissini iptal ettikten
sonra orasını yarıp şiryanı keserek
seyelân-ı dem tevlidiyle terk-i hayat
edeceğim"

Zevcem! Kim kimin uçurumu?
Her ağuş, ne yapsak

bir serzeniş aslında. Metresim!
Kucaklaştık ama daha bir kez
buluşmadık. Tecilin
dolmasını bekledim ben.

Suret-İ Varaka
"Ameliyatımı icra ettim. Hiç
bir ağrı duymadım. Kan aksın
diye hiddetle kolumu kaldırdım"

Ki "kâğıt dahi kanla mülemma"

AHMET OKTAY


Mystic@L 16 Aralık 2006 20:26

Aşktı O

Askti o! Degistiren tum gecelerimi
Askti o! Beni durup durup yenileyen
Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi
Oydu, doludizgin gidisime dur diyen

Bir bicakin keskin yuzunde kan lekesiydim
Askti yine beni yikayan, aritan su
Boyle ak pak olacagimi bilir miydim?
Icimde acmasaydi o sevmek duygusu

Ben bir tutsagim simdi sevgiye, gonullu
Cozmeyin ellerimi, zincirlerim kalsin
Gorsun prangalarim o dogacak gunu

Ve bu dunyaya ask dolu siirlerim kalsin
Seninle her yerde guzel, her zaman yeni
Istemem, sensiz hatirlamasinlar beni.

Ümit Yaşar Oğuzcan


ReaLin 16 Aralık 2006 20:27

BİR GÜNÜN SONUNDA ARZU

Ne çok iz bedenimde senden:

İki siyah haşhaş açtı
düşlerinle ısırdığın omuzlarımda;

göğsümdeki bu onmayan yara
gözyaşının damladığı günden kalma;

"Mutlu aşk yok" diye inildemişti Aragon,
uçurum gibi parıldayan Elsa'ya. Ah!
Zakkumsu ses; gümrah
bir bahçe olsun isterdim,
kederin ve deliliğin arkası.

' Ne kaldı bana senden ' demiştin,
çürüyen güllerin anısı sadece
çürüyen güllerin anısı.

ah! Niye kesmedin
uyurken bileklerimi?

AHMET OKTAY


ReaLin 16 Aralık 2006 20:46

BOĞULMAK

Boğulmak benim hünerimdir
Yağmurlara uzak o topraklarda
De ki öldü bu adam
Halk diktatörlüğünün birinci yılında

Boğulmak benim hünerimdir
Su geçirmez şemsiyeler gibi kollarımı açıp da
Yeni geldim, kurundum, şöyle ne oldum
O mel'un yalnızlığın çorak sayfasında

Kendimi koşuya saldığım bir mevsimdir
Yağmur beni kovalar, ben yüzümü yıkarım
Kirliyim, arınmam, üç beş kadeh atarım
Üstüne de bir cigara yakardım, ben adam olsam

Derin uçurumlara tutkun bir ağaç gibi

Boğulmak hüner midir ah, bir elimi tutsan.

AHMET ERHAN


Mystic@L 16 Aralık 2006 21:57

Sen Kuzeyde

Sen kuzeyde;
Serin yelli, kırmızı güllü
-birazcık da gönüllü-
Yüksek duvarlarla,
Büyük pencerelerin
Ve içeriyi daha iyi gösteren
Renkli perdelerin
Arkasından
Sevda türküleri söylersin
İstersin ki herkes duysun
Duysun ve hepsi beğensin

Sen kuzeyde;
Mis kokulu, gül dokulu
-birazcık da sulu-
Atlas kanapelerle, kuş tüyü yatakların
Ve bir türlü insanı içeriye bırakmayan
Sokakların
Keyfini sürersin
Sürersin de,
Hiç bitmesin dersin

Sen kuzeyde;
İsli, paslı ve çok sesli
-birazcık da hevesli-
Müdür buyrukları, soğan kabukları
İnsan hakları ve şehvet solukları
Ev, iş, uğraş..
Onla gez, bunla dolaş
Yaşam kavgası, ekmek parası
Telaşında
Hep kazanmak istersin
Herşey mübah zannedersin
Ve de ´mecburum´ dersin

Sen kuzeyde;
İlgili, saygılı, duygulu
-birazcık da kaygılı-
Uzaktan, istediğin kadar
Ve hep kontrol ederek
Seversin, yüreğin yanar
Vazgeçersin, kalbin donar
Az kavga, çok muhabbet
Ve sürekli iltifat
´Rağmen´ bile seviyor ya
İdare eder gidersin! .

Hünkar Dağlı


Misafir 16 Aralık 2006 23:15

Ulu -orta
I
düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı bir asker miyim neyim
ekleyip duruyorum sabahları akşamlara
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.
II

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
üstü açık araba
dünya dediğin.
III

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe, benim için dua et:
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr şükrü öncüoğlu’ndan üç ayda bir reçete.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

IV
acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda,
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
siliniyor her şey, hatta uçurtma
takılıp kalıyor göğe.
V

yakar top oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler, dağları biçen
yolundaydı her şey ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

sorma,
kaldım altında
devirince kitabı.
VI

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

sorma
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.



İbrahim Tenekeci


Mystic@L 16 Aralık 2006 23:16

Y a r ı m K a l a n

İntikam çanları çalıyor beynimde
Şimşekler çakıyor yıldırımlar düşüyor
Zehrini akıtan bir yılan oluyor yüreğim
Vefasızlığının ilk gecesinde

Umutlarımız vardı henüz çiçek açmayan
Dağlar kadar yüce bir de sevdamız
Yaprak dökümünü yaşatmaz mı yokluğun
Paslı düşünceler kemirmez mi yüreğimi
Nasıl çiçeklenir umutlarım sensiz

Aşkın olmasa nasıl çekilir bu ruhsuz dünya
Üstüme gelmez mi bu koca şehir
Bu sokaklar nasıl gezilir sensiz
Hayata küskün ağlamaklı bu gece
İçimde yaşama savaşının yenilgisi
Ruhumun son direnişi umuda
Gülüşlerim yarım kaldı
Hasretinin ilk gecesinde

Hatice Göksu


Misafir 16 Aralık 2006 23:28

dipte aşk




sapanıyla geceyi avlayan çocuk
güneşi öpüyor kalemin kadife sırtında
yosun tuttuysa aşk kadehinde yakamoz
içilecek bir şarkı vardır
ve sarhoş küfür olur yalnızlık
dilin bahçe duvarında

sapanıyla dibi avlayan çocuk
kabuğuna isyan yürüyor dalgada midye
yağmalanmış ikindi gölgesi...ve kıyı
kırılacak dümenin sancısında
yırtıldıysa martı soluğunda düş
silinecek bir ada vardır
ve limansız gemi olur aşk
dip şiirin son kulacında

kapılarını örtüyor geceye dolunay
yüreğin aynasında...dişlenmiş göz
takılıyor suyun oltasına

sapanıyla kendini avlayan çocuk
denizde yürümektir aşk
ağlama





Ferhat Gülsün


arwen 17 Aralık 2006 00:00

Gecenin güneşi
Gündüzün yıldızları
Soğuk bir kışın yazları
Öz1ediği gibi
Ben de seni özlüyorum
Kıraç bir toprağın suyu
Ozlemle beklediği gibi.
Ben de seni bekliyorum
İstiyorum şuan yanımda olsan
Ellerinden tutsam hiç bırakmadan
Gözlerine baksam hiç usanmadan
Gece karanlığıyla örtse üzerimizi
yıldızlar bize eşlik etse
Bir anlık yanımda olsanda
Çektiğim acılar bitse


hilmi atasever


kambis 17 Aralık 2006 00:46


UMARIM BEĞENİRSİNİZ

Düşlerin doruklarına kar yağıyor şimdi,
Üşüyorum,
Hasret sancısı bu gelip geçici değil,
Tüm kalbimle seni bekliyorum demek istiyorum,
Söyleyemiyorum,
Bir hayalin gölgesinde,
Seni sensizlikte yaşıyorum,
Ne güzel başlamıştık oysa,
Sen vardın hayatımda,

Düşlerime kar yağıyor,
Sensiz üşüyorum buralarda,
Seni düşünüyorum gecelerin vefasız ayazında...
Ayrılık ateşten bir ok bağrımda,
Geleceğin günün düşleri hep aklımda,
Uzaklarda beni unutmuş olsanda,
Umutlarım hep yanı başımda,
Bir ruya gördüm ben,
Düştüm aşkın kapılarına,

Çaresizlik diz çökmüş yanı başımda..
Günleri saymaktan vazgeçtim
Çare değil bana,
Günler haftaları kovaladı,
Senden haber yok yarınlara,
Haftaları saymaktan vazgeçtim,
Derman değil gönül yarama,
Haftalar aylara sarıldı,
Sen kimlerin boynuna,

Yıldızlar düştü saçlarıma,
Bir ömür heba sana,
Zaman dondu kaldı yokluğunun ağrısında,
Saatler seni vurdu her gece oluşunda,
Ne umutlar beslemiştik oysa,
Sözümüz vardı doğacak yarınlara,
Fırtınalı bir ömrün kıyılarında,
Saman alevinde savrulduk,
Küle dönen bir aşkın masalında,

Hiç bir şeyin tadı yok sensiz,
Geceler boyu ağlarım sessiz,
Sensiz,..
Bir düş görmüşüz birlikte,
Sen benden habersiz,
Ben sensiz,

Ayşe Manav


arwen 17 Aralık 2006 00:53

Terkedermi simsiyah bulutlar
0 berrak masmavi gök yüzünü
Korkunç karanlığı yırtarmı güneş
Bir ağustos sıcağında bunalan yüreğime
Ilık ılık seher yeli esermi bilmem
Birgün alurda
Kırabilirmiyim esaret zincirlerini
Çözülürmü dilimdeki kelepçe
Haykıra bilirmiyim gerçekleri
Tutsak olmadan dolaşabilirmiyim ülkemde
Dalgalarla boğuşa bilirmiyim
Engin denizlerde
Bir balıkçı oltasına takılmadan
Başka balıklara yem olmadan
Yaşaya bilirmiyim bilmem



hilmi atasever


arwen 17 Aralık 2006 01:18

Hey kalbim,
burası dünya,
unuttun mu yoksa,
bu kaçıncı unutma,
bu kaçıncı hatırlama,
üzüldükten sonra,
hatırlamak ne fayda,
hiç ama hiç,
bıkmadın mı savaşmaya.

Ne oldu yine mi kaybettin,
ben söylemiştim sana,
anlayamazsın insanları,
sevme hiç boşu boşuna,
ağlaman, çağırman kime ne,
sen baksana işine,
senin işin beni yaşatmak,
damardaki kanı pompalamak.

Çok yüz verdim galiba,
bu aralar ben sana,
yine dinlemedin beni,
nefessiz bıraktın buralarda,
kapılıyorsun başka bir insanın,
kalp atışlarına,
onu kaybettikten sonra,
yine dönüyorsun bana.

Benden başka,
kimseden fayda yok sana,
kızdırdın beni,
bak içiyorum bir sigara daha,
gerçi sen anlamazsın,
aşk acısından sonra,
yaşamak istiyorsan kalbim,
sevmemeyi bilmelisin.

Beynimden azar yedim,
senin yüzünden,
neler dedi biliyor musun,
iyi dinle,
aşk yalan abi,
bakma bu deli kalbe,
seni iplemeyecek,
kaçıp gidecek yine,
kaç kere savundum,
ben seni beynime,
haksız çıkardın,
her defasında böyle.

Sus kalbim,

unutuyorum seni,
sende unut sevgiyi,
bundan gayrı sevme,
benden başka kimseyi.


saffet akkaya


arwen 17 Aralık 2006 01:31

acıldı yine pencerem sevdanin hüsranina
kapandi, yalan bir oyunun son perdesi
ne bir tad kaldi dudaklarimda özledigim
ne sustu yalnizligimin hazin sesi..


bülent özcan




arwen 17 Aralık 2006 02:02

Uykusuz gecelerim anlatsın
İnsanları ne çok sevdiğimi,
Hayatı, seni - ne çok sevdiğimi...

Öyle içesim geldi
Kullanmadığım sigarayı,
Öyle içesim geldi...

Öyle diyesim geldi
Diyemediğim sözlerimi,
Öyle diyesim geldi...

Öyle gidesim geldi
Ayrılamadığım Başkentten,
Öyle gidesim geldi...


vasfiye çetin


arwen 17 Aralık 2006 03:44

Utanıp elini tutmadım diye
Darılıp gitmiştin hatırladın mı
Çekinip dizinde yatmadım diye
Kırılıp gitmiştin hatırladın mı

Uzunca bakmıştın gülümseyipte
Yağmurlu bir gündü hani eyüpte
Artık gitmeliyim burdan deyipte
Sarılıp gitmiştin hatırladın mı

Nasıl oldu bilmem aşka düştük ya
Aşkı gözlerine bürümüştük ya
Bütün gün el ele yürümüştük ya
Yorulup gitmiştin hatırladın mı

Esmedi sevdanın yeli gönlüme
Aktı gözyaşımın seli gönlüme
Hani bir zamanlar deli gönlüme
Kurulup gitmiştin hatırladın mı

Şimdi gökyüzüm yer,yeryüzüm feza
Dayanılır değil artık bu eza
Bir halden bilmeze bir vefasıza
Vurulup gitmiştin hatırladın mı



oktay yıldırım


Misafir 17 Aralık 2006 13:02

Bekliyorum
Öyle bir havada gel ki,
vazgeçmek mümkün olmasın!
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifOrhan Veli KANIK


nazlisu 17 Aralık 2006 15:54

Korka korka değil usul usul deği
lElim yüreğimde çarpa çarpa geldim
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Bir senin ellerinden bir senin gözlerinden
Dişlerinden dudaklarından
Nergisler ocak ayında açtıKendimden bahsetmeyeceğim
Yediveren güllerden duvarlardan sarkan güllerden
Çocuklardan sabah erken okula giderlerken
Atlardan bahsedeceğimKan ter içinde atlardan
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım oynuyorlar
Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum penceremin dibinde açacak
Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı
Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim
Yüreğim daralıyor demiyeceğim
Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin
Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin
Bir baksan gözlerime
Dağda yakılmış ateşler göreceksin
Aç kapıyı kim geldi bakBak nasıl havalandı güvercin
Açmam diyemezsin artıkAç.
Berin Taşan


LaCRima 17 Aralık 2006 20:23

Kuşlar vardır, cana benzer havalarda;
Soğuksa kar, baharsa yaprak;
Bir başına büyür toprakta ömrümüz,
Güneşle yeşil elleriyle çıplak;

- Uslu ayaklarla başlamış yolculuk -
Yürünmez öyle, bazen durulur,
Ve iner erenler katına yorgunluk;
Kapanır sukun üzre kitaplar.

Nefeslerle sürüp giden yaşamamız
Bir su kenarına gelir durur;
Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;
Yürünmez öyle hep, bazen susulur.

CAN YÜCEL


nazlisu 17 Aralık 2006 20:25

Ten kokunu tenime, gece rüzgarı taşır.
Ilgıt, ılgıt esip de , öyle gel gecelere...
Sığınacak yer yoksa, sana sinem yaraşır.
Gündüzlere küsüp de, öyle gel gecelere...

Gözlerden ateşlenir, sevda bir kurşun olur.
Suya eğilirken de, güzel ceylan vurulur.
Sevdalandın bir kere, söyle nasıl durulur,
Yalnızlıktan kaçıp da, öyle gel gecelere...

Sığınmışız bir kere, gök kubbenin altına.
Yalnızlık akkor olur,içte eser fırtına.
Sevdaların yakarken, varmaz mısın farkına.
Alev,alev yanıp da, öyle gel gecelere...

Mevla aşık olana,güçlü bir sabır versin.
Ayrılık ateşine, dayanılır mı dersin.
Yemeninin ucuna, sevdanı düğümlersin.
Düğüm, düğüm çözül de, öyle gel gecelere...

Yürekte bu haykırış, hançer de çığlık varken.
Sinende olan ateş, seni durmaz yakarken.
Gözlerdeki özlemi, ay ışığı yıkarken.
Işık ,ışık süzül de, öyle gel gecelere...

Metin Uz


LaCRima 17 Aralık 2006 20:29

Boynuna o yeşil fuları sarma çocuk
Gece trenlerine binme, kaybolursun
Sokaklarda mızıka çalma çocuk
Vurulursun...

Attila İlhan


nazlisu 17 Aralık 2006 20:35

Sevdalı akşamlar tekin değildir,
Pek dolaşma gönül viranesinde
Gururlu güneşler boyun eğildir,
Şaka yoktur aşkın efsanesinde.

Çok mutlu yıldızlar çıktı çığırdan,
Farkı yoktur aşıkların sağırdan,
Önce dumanları başlar ağırdan,
Bir cezbeyim aşkın pervanesinde.

İhtimal vermezsin, hem inanmazsın,
Ateşler sarmıştır, sen uyanmazsın,
Mestolduktan sonra artık yanmazsın
Gönlüm gibi hikmet peymanesinde.

Taptığın mihraplar çöker bir anda,
Her şey olmuş bitmiş gibi meydanda
Tutuştu çırağlar, sevda devranda
Yanıyorum sazın teranesinde.

Bir serseriyim ki dur aman bilmem,
Kalbinden başka bir mekan bilmem,
Gök kandil olmuşum, asuman bilmem
Bu mavi gözlerin meyhanesinde.

Karanlık zülfünü bir görmek için,
Gök kanat oldum cin melek için,
Bana yeter artar buselik için
Hatıra telleri dil sanesinde.

Gönül rebabında olamaz düzen
Aşkım bu yıldızı yüzünden süzen,
Buluşuruz yarın, geceye Neyzen
Cananın kalbinde, gam lanesinde.

Neyzen Tevfik


LaCRima 17 Aralık 2006 20:41

Dağlar
..........dağlarla
karlar.............unutma
..........sakın
acılar..............unutma
..........acılarla
aşılır


Metin Altıok
Hesap-işi Şiirler, Promete Yayınları, 1992


nazlisu 17 Aralık 2006 20:52

Yürü: duvar beton, otur yer beton
Tavana bakarsın " bakma der" beton
- Yağmur kokan toprakların nerede?

Ne çiçekler açar, ne kuşlar öter
Yolların on adım ötede biter
- Serbest gezen ayakların nerede?

Her günü hasrettir haftanın ayın
Hani ya bayramın, düğünün, toyun?
- İlin, yurdun, konakların nerede?

Gönlün gamdan göçer, gama taşınır
Boş direkler boynu bükük düşünür
- Dalga dalga bayrakların nerede?

Deprem mi geçirdin, talan mı gördün?
Kanlı haydutlara haraç mı verdin?
- Obaların ocakların nerede?

İnancın cezalı, yüreğin tutsak
Konuşacak yerde çaresiz susmak
- Dudakların, dudakların nerede?


Abdurrahim Karakoç


LaCRima 17 Aralık 2006 21:04

Metinlerde buluştuk kopkoyu deyimlerde,
Koşut ve eş zamanlı okuduk kimi kitapları;
O arada iki de defterimiz oldu,
Biri babasına daha çok benziyor.

Bir türlü kotarılamayan uğraş,
C_ harfini daha yeni dönmüşüz;
Gözlerimizde İbni Sina bozukluğu,
Dostumuzsa, Bodrum'da, dönmez geri.

Uzaklardaydın, oracıkta, öbür kitada,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya


nazlisu 17 Aralık 2006 21:07

Kaderde senden ayrı düşmekte varmış
doğrusu bunu hiç düsünmemiştim
seni tanımadan
hele seni böyle deli divane sevmeden önce
yalnızlık güzeldir diyordum
al başını kaç bu şehirden
ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
rüzgarın iyot kokularının karıştığı denizlere git
git gidebildiğin yere diyordum
oysaki senden kaçılmazmış
bilmiyordum!
yine de dayanmaya çalışıyorum işte
bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
gezen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
rüzgar güzel bir koku getirmişse
saçlarını okşayıp getirmiştir diye avunuyorum
yaşamak seninle bir başka zamanı
bir başka zamanda seni yaşamak
herşeyden önce sen
elbette sen
mutlaka sen
ister uzakta ol, ister yanıbaşımda dur
sen ol yeterki bu zaman icinde
ben olmasamda olur
seni bir yumağa sarıyorum yıllardır bitmiyorsun
çaresizliğim gün gibi aşikar
su olup çesmelerde akan güzelliğin
inceliğin ışık ışık yüzüme vuran
sen güneş kadar sıcak
tabiat kadar gerçek
sen bahcelerde cicek actiran
sudan havadan günesten yüce varlık
sen o tek sevgi içimde sen
görebildiğim o tek aydınlık
bir nefeste benim için al
havasızlıktan öldürme beni
bulutlara yildizlara benim için bak
susadım diyorsam bir yudum su işmelisin
ben yorulduysam sen oturmalısın
ellerim sevilmek istiyor
saçlarım okşanmak
dudaklarım öpülmek istiyor
anlamalısın
ağaçların yeşilliği kalmadı, gökyüzünün mavisi yok
kim bu çaresiz adam, bu kıpkırmızı gözler kimin
kaç gecedir uykusu yok
gündüzü yok, gecesi yok, yok, yok
anladım
sensiz yaşamanın dünyada imkani yok
beni bunca saracak ne vardı
kanıma girecek
gözbebeklerime oturacak
bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek
ne vardı
hiç karşıma çıkmasaydın
bu kör olası gözler görmeseydi seni
ne vardı
güzelliğini hiç bilmeseydim
bir dua gibi bellemeseydim adını
ne vardı bütün gece
gözlerimi tavana dikerek
seni düşünmeseydim...


Ümit Yaşar Oğuzcan


arwen 17 Aralık 2006 23:32

Yıllanmış bir hüznü sakladım bugün gözlerimde...
Bir yaşına daha bastı hüznüm...
Kutlu olsun...
Mavisi mi solgundu bugünün ne? ...
Güneşi mi üşümüştü? ...
Yorgun mu düşmüştü bir anda kalbim hayata? ...
Nefes almak hiç yorar mıydı insanı? ...
Yıllanmış bir hüznü sakladım bugün gözlerimde...
Bir yıl sonra daha aktı yaşlarım...
Hiç azalmamış oysa damlalarım...
Hüznüm azalsaydı hani belki...
Görmek istemedim seni oysa bugün...
Bir daha hiç tanışılmayacak elden de elsin bana şimdi...
Bu bizim günümüz...
Ayrı ayrı kutlayalım...
Mümkün olduğunca gelme olduğum yere...
Tesadüflerden kaçalım,gözgöze gelmeyelim...
Bu bizim zaferimiz...
Büyük aşklar nasıl bir anda bitermiş öğretelim...
Yıllanmış bir hüznü sakladım bugün gözlerimde...
Bir yaşına daha bastı hüznüm...
Kutlu olsun! ...
Kutlu olsun ikimize! ...



sevnur şaylan


arwen 18 Aralık 2006 00:09

Yüreğim buruk, acılı bu gün
Duygularım kekremsi
Yüreğimi adadığım canımın çekirdeği
Hor baktın sevdama, neden?
Anlamadın beni sen
İncindim, kırıldım, küstü ruhum
Yoksa bu sevgiden çok şey mi umdum?

Ezildi yüreğim aşkın ellerinde
Duygularım tarumar oldu birden
Fakat, şimdi anlıyorum yanıldım
Gönlünü al ruhumun yar isen
Söyle bana duygularını
Aç yüreğini yeniden
Kaçak dövüşmek olmaz sevdada

Kirlenmesin güzelliklerim
Taçlandır duygularımı yeni baştan
Onurlandır yüreğimi
Ruhuma kıvanç olsun sevgin
Bana güzel bir şeyler söyle
Sevgimden pişmanlık duymayayım
Yalanlarla oyalama ömrümü
Ben yalanı sevemedim hiç

Güzelliklerle oya yaptım aşkıma
Nakışladım en güzel sözcüklerle
Yakamozladım geçtiğin yolları
Ateş böceklerinden fener alayı gönderdim
Yüreğinin en ücra köşelerine
Sense kırdın beni, incittin.
Merak ediyorum değer mi?

Yanıldım belkide,alındım birden.
Dökülsün yüreğinden güzellikler
Sese çevir sessizliğimi
İnanır, belkide affederim
Vaz geçerim bir an keşkelerimden
Severim seni belki yeniden.



serap yeşil


nazlisu 18 Aralık 2006 14:27

Göğüslediğim iplerde sen varsın
Tutamam bu şehri avuçlarımda
Ellerim dünden sancılı ellerim
Dokunma ellerime yanarsın

Ateşten sırılsıklam saçlarım
Yüreğim mayınların kucağı
Sevme beni sevmelere tutsağım
Beni her gece iplere asarsın

Bu benim son ölümüm olacak
Tepeden tırnağa zor bir yasağım
Bu benim son ölümüm diyorum
Sen bu sevdayı anlayamazsın


Bülent Özcan


arwen 18 Aralık 2006 19:21

İmtiyaz değildi
Tanrım
Yaşam için sunuların
Bir tek
Alaycı bakışlarına kızıyorum
Senin yaratıklarının
Bir de
Kendime bakıyorum
Sana
Körkütük bağlanmışlığım



arif doğramacı


nazlisu 18 Aralık 2006 20:17

Kaybolacak hüznüm bir gün bu dağlarda
sözüm şu ki arkamdan ağıt yakacak kadınlara
ben neden cenge tutuşmuştum
çürümüş zamanla
öğretin kuşlara aşk derdiyle avunanlara

söylediğim antika türküleri saydıkca,
sayıları tükettim
tükenmedim rüzgar törpüledikce
taze ümitlerimi
şiirim dedim can versin ağıtlarınıza.

Şen kızlardan dinlediğim
truvaya aşık adamın köhne hikayesine
şimdi de dağlarda sadalarca rastlamak ne kötü
bakışlarıyla türküleri altın yaldızlı yapan adamın
sömürüşü yamalı urbalı sevgilileri
ne kötü
yavrusunu yüreğine saran ananın yanında
kutsanmış ezgilere feda edilen anaları görmek

ölüm gecesinde mutluydu dedem,
ölüpte gidince
yaş bilmeyen gözlerim sel oldu dedi ninem

uysal kasırgalara yaktığım
türkülerden beni azad edin
kapanmış yaraları depreştirmemi hoş görün
tabiblerin yaşamaz dediklerini
kara bulutlarda saklayışımı da
şanlı suları zafer fermanlarını yakışımıda

olacaksa af'sız kalacak tek şeyim
bir gün bu dağlarda kaybolacak hüznüm.


Adem Özbay


Mystic@L 18 Aralık 2006 20:23

varlığı Yeter
yalnızlık zor, ecelden beter.
alem içinde gerçek bir yar yeter.
göz kimseleri görmek istemezken.
sevgilinin sararmış bir resmi bile yeter.

ipil ipil anlamsız yağmursa eğer
aşk denizinde boğulmak ne fayda eder.
bir damla bile olsun yüreğine yağsın
ahudan dökülen bir katre yeter

zaman hoyrat ve melun geçer
akrep yelkovan hızlı yarıştan beter
ahh keşke,şimdi,şu anda demektense
onunla geçen bir saniye bile yeter

yek iken çift olsun kader
yalnız yastık dikenden beter
fani zamanda sıcak bir yürek
içten bir seni seviyorum yeter
Yalçın Koçer


nazlisu 18 Aralık 2006 20:29

Kurur ıskalanan yapraklar
Dökülür su bile
Tam da yol ayrımında kırıldı pusula.
Ölümü de
Özgürlüğü de
Dökülmesinde yaprağın.
Orta mesafesi yok uzaklığın.

Bir yaprak sararır
Düşer
Ağacından
Uzaklaşır gövdesi.
Yağmurdan koruyamazsın yolları.

Yollar,
Rüzgar, zaman savaşçısı
Ağaçların şehitliği

Gidecek yeri olmayanların
Ufak adımlarından
Semah.

Yollar ki gidilmedi
Bundandır güzelliği.

Yapraklardan
Düş ormanına
Sonbahar.


Selçuk Yamen


Mystic@L 18 Aralık 2006 21:00

Alo
Hatırını sormak geldi içimden,
Nasılsın,iyimisin sen orada.
Bak seni misafir ettim dün gece,
Bana gülümsedin rüyalarım da.


Alo! alo! alo! alo,
Cevap ver Allah kulu.
Sakın sen de yüzüme,
Kapatma telefonu.

Beni sorma,buralar da sefilim,
Gurbet ayırdı,neyleyim sevgilim.
Üç-beş aya kalmaz bekle,gelirim,
Beni habersiz bırakma burada.


Alo! alo! alo! alo,
Galiba hatlar dolu.
Tekrar arayacağım,
Kapatma telefonu.

2006
Sezai Efiloğlu


nazlisu 18 Aralık 2006 21:09

Hasret kasırgasıdır bilinmez

Dokunsalar patlayacakmış gibi

Bir halim var

Martılar süzülürken

Ülkemden yana bir hoş oldum

Onlar mı insan ben mi insanım

İçimdeki itlerimi konuşturdum

Konuşturdum bu gün

Bir hayvanlık vardır aslında

Her hırsta her öfkede

Her amaçsız dövüşte

Sevgilim iyisimi sen bu günü

Afeyle unut, zından karası bu günü

Yaşanmamış say

Say yaşanmamış sevgilim.

Mehmet Söğüt



Mystic@L 18 Aralık 2006 21:21

^Hoş Geldin Kızım^
Hoşgeldin kızım,
Hoşgeldin baht^sızım^
Bugün akmaya başladı hayat pınarın.
Yavaş yavaş süzülecek derelerden tepelerden.
Bazen çağlayanlar boşalacak gözlerinden.
Her geçitte biraz daha büyüyüp 'NEHİR' olacaksın.

Uzun yollardan geçeceksin.
Gah çiçek açacak kıyılarında allı yeşilli.
Gah koparıp atacaksın onları deltalara.
Gün olup yakamoz salacaksın sevdalı bakışlara.
Gün olup bulanacaksın çağlarcasına.
Ama öfken hiç büyümesin,
Üzerinden köprüleri koparıp atarcasına.

Bir çok engel aşacaksın.
Sonuçta kendi doğru yoluna akacaksın.
Ya küçük bir gölde son bulacak hayatın
Ya denizleri bulacaksın.
Yada yürüyeceksin ta okyanuslara.

Bana sorarsan kızım;
Takalıp kalma derim ben küçük bir gölde.
Gün olurda gerçek aşkı bulursan gülde.
Besle onu solmuş olsada bir yaban elde.
Ama okyanusa akmak olsun hep gönlünde.
Doğanın tüm renklerini bağrında topla
Kendi mavini yarat onunla
Ve onu al okyanus mavisinde sakla.

Uzun ve duru aksın suların
Kıyılara vursun tüm acıların.
Hoşgeldin kızım,
Hoşgeldin benim baht^sızım^.
Murat Işık


nazlisu 18 Aralık 2006 21:22

Daha ne bekliyor, ne istiyorsun
Yıllardır sevdada aynı manzara
Çiçekler açmadan yaz bekliyorsun
Hele bir yetişsek önce bahara

Kırıldı zemberek, kaçtı ayarım
Islah günlerini üç-beş sayarım
Ne sen değişirsin, ne ben cayarım
Ne de iyileşir gönlümde yara

Kim destek verecek bu eserine
Basar melankoli, çeker derine
Karanlığa karşı senin yerine
Geceyi paylaşır kalem, sigara
Sen bilmezsin gülüm bu adresleri
Ritimi bozulmuş hırs nefesleri
Kadife toynaklı dörtnal sesleri
Gönlüm çayır-çimen, bedenim hara

Baştan beri yanlış bu pay, bu taksim
Üçü sırf kendine, bize bir mevsim
Onun da yarısı geçit, merasim
Diğer yarısı da çarpar duvara

Kokladın ağyarın tezeklerini
Suladın kurumuş çiçeklerini
Halbuki bu aşkın gerçeklerini
Sokak sokak gördü, şahit Ankara

Vuslat doldurmadık sevda tasına
Saklanıp vefanın tam arkasına
Bakıp, iç çekerek bir başkasına
Halel getirdik mi namusa, ara

Peki neden hala bu bigânelik
Çekildi damarlar, kurudu ilik
Tercihen sattığın üç-beş metelik
Hepsi bir daire.. bu mu çok para

Davul bile çalar dengi denginde
İhtirasın gemi, yüzer enginde
İstediklerinin hepsi zenginde
Bahtiyar edemez DAĞLI fukara!

Yüzden fazla değer verdin astara
Hep gözardı ettin, koydun kenara
En iyisi sen hiç girme zarara
Ancak Tanrı yardım etsin HÜNKAR´a


Hünkar Dağlı


gamble_ 18 Aralık 2006 21:24

Bir Ayrılış Hikayesi _ :*(


Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
- Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...

Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...

Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...

AYRILDILAR...

_______________________-Saygılarımla & Nazım Hikmet Ran


nazlisu 18 Aralık 2006 21:25

Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak
işleri düşünmekten
Kalabalığın içinde kalabalıktan biri
Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi
Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli
Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden

Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim
Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru
Kanatların yorulur, ter içinde kalıyorsun
Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun
Her sabah el sallıyorum metalle karışmana

Sevgilimsin, arasıra bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı
Otobüslerde ve trende kaçamak yaşanan
Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana


Ataol Behramoğlu


arwen 18 Aralık 2006 21:44

gül yine yeniden,
eskisinden daha güzel.
gamzelerin büyülesin cihanı,
tebessümün mutluluğun anahtarı.
gül yine yeniden,
eskisinden daha güzel.
unut bir an yaşadığın
unutulmaz acı hatıraları.
gülüşü yaralım.!
gül yine yeniden,
eskisinden daha güzel.
bana bakma sen
biliyordum bir gün
sessiz sedasız gideceğini.
kırgın değilim inan ki sana,
şimdi vakit ayrılık saatinin kurulduğu an.
gül yine yeniden,
eskisinden daha güzel.
şimdi sen en güzel gülüşünle
hatıralarımın baş köşesindesin.
dokunamasam da,göremesem de,
hep farklısın benim rüyalarımda.
sen;
gül yine yeniden,
eskisinden daha güzel...



güneyce yakılanlar


Mystic@L 18 Aralık 2006 21:44

Esti
Hiç iyi değilim ki sensiz böyle
İyi değilim ki sensizlikte çok özledim
Hiç iyi değilim ne gündüz ne gece
Kabus dolu her anım böyle

Kimse bilmez halimi şimdi
Esti bir çöl rüzgarı gibi geçti
Kaldım savunmasızım şimdi
Ben sensiz iyi değilim ki

Geçti yıllar beni dinlemedi ki
Bana bırak sevgini alma
Korkuyorum sensiz yaşamaya
Göremem baharı bir daha

Kim benim kadar sevebilir seni
Yetmez mi yaptığın gel şimdi sarıl bana
Kim koklar geceler boyu seni
Kokun tenime sinmiş gibi sarıl bana
Ümran Timur


arwen 18 Aralık 2006 21:49

sevgiyi yaşamak
anlasana...
'seni seviyorum'
iki kelime; kolayda söyleniyor,...
söyleyen söylerken duraksıyor ki, bilesin...
sevgiyi yaşıyor yüreğinde
'Hakketmek gerekir'! ! !
yaşamalı nefeste,
yürek atışında,
dilin lal olmalı...
gözlerin...
adını söylerken
gözlerine değmeli yüreğin,
uçan kelebeğin kanadı.
dudakların kurumalı....
çöl yangını sevdaya susamış olmalı
yüreğim aç,bedenim aç..
aç bedeni doyurmak kolaydır ama....
yüreği...?
öyle her yiğidin harcı değil be gülüm
aç yüreği doyurmak..!
baştan aşağı sevda kokmak,
sevda solumak,
sevda yasamak
dedim ya;
yangınsa yüreğin dudakların çatlak dilin lal....
sus ne olur Sus......! ! ! ! !
gitme desem.....



funda erdal şahin


Mystic@L 18 Aralık 2006 22:04

Gül Mevsimi
güllerin açtığı mevsimde
ağarmadan daha tanyeri
çimlerin üstünde
çiy taneleri
çiy taneleri
tomurcukların misafiri

henüz derya hasır gibi, uykuda
kurbağalar susmadan daha
bir su kuşunun dalmasından
bir dalgacık uzaklardan
kıyıya uzanmakta
dalgacık haleleri
sımsıkı sarmakta kıyı şeridini

seher yelinden üşümüş, kabarık
yuvasındaki serçenin kanatları
karıncalar bitmemiş rüyalarında, yarı uyanık
kelebeklerin kanatları kapalı,
unutmuş ötmeyi
cırcırböceği

güneşin yakmadığı soluk
dağlardan, ovalara kayarken
sallanır, açmaya üşenmeyen tomurcuk
cemre düşmemiş gibi,
toprak yeni güne başlarken
doldurur insanın içini
tutkulu yaşama sevinci

kaplar tabiatı sabahın çoskusu
böcekler istilacı bir ordu
meyveye dönüştürmek için her tomurcuğu
toprak cana dönşütürür tohumu
güneş ısıtıverir evreni
tomurcuk açıverir gözlerini

günaydın gün, günaydın doğa
gün başlıyor erdik sabaha, baharda
güzel bir gün başlıyor davranın
balarısı gözünaydın
doldurur içimi
yaşama sevinci

gözüm-aydın.
İbrahim Çelikli


Misafir 18 Aralık 2006 23:09

dipsedâ



üç kişiydik
sen.. ben..o

senin kanaviçe bohçan vardı
içinde ahenkli bozgunlar
ağularla aşkı oyaladığın

ben de
en galiz yakarışlar
yalvarışlar
sevdalıydım

beton bir ağrıydı ayrılık
çamaşır ipine mandal gibi
ne zaman aramız açılsa
küslük yapıştırırdı yakamıza

çavlan sanırdın kendini
bazen öyleydin aslında
asi yaban
huysuz biraz da

tarih dışı dramaydım karşında
kaderini dere yatağına bırakmış
tomurcuğa ebe kalem

bir tas suda kıyamet koparan
o fırtınaya dedin ki
hadi es!
en miniğinden
esti..
ne aşk bıraktı ne heves

şimdi katresin toprağa
kendi gözlerinden dökülen
acıyla akran şiirler benim
uyağı sonuna denk düşen
ses...



Sinem Sevinç YILDIZ


arwen 19 Aralık 2006 02:21

Buz kesmişti ellerin
ısıtmıştım ellerini ellerimle
zemheriye brakıp şimdi yüreğini
intizarı düşürdünmü diline.
Tutku demlerinin nihayetinde
asude feryatlar
yaşıyorum artık
yüreğin sustu,
dilin konuştu
intizarı düşürdün sen diline.
Nasıl bozgun bu böyle
ne gelirse senden kabulümdür
hiç ses çıkardım mı zulmüne
taş kesmiş yüreğin,
kaşların çatık
intizarı düşürdün sen diline.
Ferfecir gözlerinle bakarak
aşkını üç kuruşa,
pazarlarda satarak
Allah'ını unutup,
benliğine taparak
intizarı düşürdün sen diline.



ihsan altınışık


nazlisu 19 Aralık 2006 14:08

gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı
ne varsa uçurumlar eşiğinde
hüzünlerle yalpalayan ne varsa
gözlerimin önünde

ve hayat gül kokulu bir sağanak yine
birşeyler anlatmak istiyor hayat
ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına
gün batıyor
gün batıyor bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım

unutuyorum sevgilim suretini
durgunluğun "niçin"di unutuyorum

gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma
umurumda değil ne yağmur ne ayaz
ne de ker*** kokusu havada
unutuyorumsabahakadar gün batıyor
sonra bir akasyayı okşuyor gözlerim
geciken sabahlara koşuyor kuşlar
gözlerimin önünde
ve hayat gül kokulu bir sağanak yine
Yılmaz Odabaşı


arwen 19 Aralık 2006 17:27

Yatağım artık bomboş;
Geceler yalnız, ben nahoş;
Seni bana hatırlatan,
İki adet yastık ve bir yorgan,
Beni saran...



ilke düzyol


Rüya_Güzeli 19 Aralık 2006 17:52

Dağlarda Ateşler Yandıkça
Oda karanlık
Odadan dışarı çık
Şehir karanlık
Şehirden dışarı çık
Korkma
Yürü bir hayli yürü
Gördün mü
Dağlar başladı artık.

Korkun dağılır rüzgarda
Bekle biraz
Dağlarda ateşler yandıkça
Karanlıktan korkulmaz.

Dağlar karanlık
Dağlara yukarı çık
Korkma
Yürü bir hayli yürü
Az daha yukarı çık
Birbirinden uzakta
Gördün mü
Ateşler parladı artık.

Şimdi dağlar kaldı yine ardında
Odan yendi karanlığı, ölümü
Dağlarda ateşler yandıkça
Karanlıktan korkulmazmış, gördün mü?


Behçet Necatigil



arwen 19 Aralık 2006 18:02

İçine düştüğüm şu vuslata bak,
Gönül pınarlarıma boşalan hasrete bak,
Aşk ırmağından doldurduğum çileye,
Gamze yanaklarına kondurduğum buseye bak,

Çürüyen limanlara demirledi gemimiz.
Sağlam değilse aşkın temeline bak,
Pırpır dönüyorsa kuşlar gibi sevgimiz,
Aşkı istemeyen hasetlere bak,

Dağlarda konaklayan şu kartala,
Gözü çakmak çakmak yüreğime bak,
Dumanı bacayı,andıran,
Yana yana tüten cigarama bak

Zihnin berrak değil anlamıyorsan,
Uğrunda döktüğüm saçlarıma bak,
Önümüz kış ısınamam,üşürüm diyorsan,
Ateşsiz yaktığım mucizeme bak

Döktüğün diller işimi görmez,
Adına yazdığım şiirime bak,
Dili pabuç gibi konuştuğun bilmez,
Işıktan ışığa suratıma bak,


erkan gümüşsoy



Saat: 04:57
Sayfa 8 / 161

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık