![]() |
Delikanlı Sevdi o hep, yürekten sevdi, İhanete uğradı; Bıraktı tek kalemde boynunu eğdi, Parası yoktu belki, Parasıyla değil yüreğiyle sevdi, sevildi, Hemde çok sevildi... Belki sevdiğini cafeler götüremedi, Ama satmadı sevdasını yüreğine ekti, Haklının yanında idi, Haksıza demir bir yürekti yıkılmadı, Delikanlıydı o... Üç şeyini çok sevdi, bırakamadı; Yarini, sigarasını, birde silahını... Kısa Camel içerdi parası varken, yani nadiren, Yokende maltepe, İki mekanı çok sevdi; Biri her zamanki gittiği çay ocağı, Biri O'nunla oturduğu ağacın altı... Dostları vardı delikanlının, Belki kendinden çok daha delikanlılardı onlar, Çok severdi dostlarını... Yağmurda yürümeyi birde O'nu çok sevdi, O iki alışkanlığını hiç bırakamdı, Duygusaldı, ağlamayı çok severdi, Ama hep yalnız ağlardı, O'ndan başka kimse görmedi delikanlının ağladığını, O'ndan başkası silmedi, gözlerinden dökülen yaşları, Onun için hep O vardı, Öyle büyük bir aşkla seviyordu ki unutamadı, Ne birkaç günlük, nede birkaç aylıktı onunki, Bir ömür adını kalbine kazımıştı, Satmadı asla sevdasını, Çok acı çekti ama hiç ezilmedi, Belki boynu bükük gezerdi, Ama yüreği hiç bükülmedi, Her zaman dimdik ayakta idi, Dik yürüyüp yüreksiz olmaktansa, Boynu bükük yürüyüp, Demir bir yürek taşımayı arzu etti, Ve hep unutulmak korkusu ile yaşadı, Hep sevdiğini düşünüp ağladı; Yapayalnız... Korkma delikanlı O seni unutamaz, Hiç unutamayacak, O büyük aşkını kalbinden hiç silemeyecek... yusuf turan |
Mor Aşkınlığın gizli kafesinde barınan nedir, tortulaşmadan, kaskatı? Rüzgarın sürüklediği ışıksızlık diliminde bizi birleştiren ortak çağrışım? Bir ölünün sesi yoktur oysa, bize ulaşacak. Ama nedir, en sağır böğrüme saplanan bu sancı? Ya şimdi, ona doğru uzattığımız el kadar güneş? Upuzun bir şahin geçiyor üzerimizden, göğe doğru alçalarak. Akşamın basamaklarına yönelirken, gökte mürekkep balığı. Enis Batur |
BEŞİR FUAT Gün doldu: Kendime bir aksisedayım Ürktüm hep hayalâttan. Aklım bana açıkla: Yırtılan zaman mı gülün yaprağı mı? Elinde buruşturuyordu validem. Kapatılmış ve leyli bakışlı mecnune. Ömrüm şimdiden "bir devr-i hüzün" ve kapkara matem: Dizdizeyim dalgın hayaletinle. Ufku sen misin seyreyleyen Darüşşifa'nın o tozlu penceresinden, ben mi? Vehimler ve cinnet korkusu bana mirasın. Ölü oğul da küçük, çıplak ayaklarıyla geziniyor sofada, çatının içindeki rüzgâr gibi. Ey hafıza! Kanıyor Ne varsa süzdüğün. Siyah zambak: Koridorlarında usulca açan o Cizvit mektebinin "Gecede yazmayı mutad edindim" daha o zamandan. Sırdır çünkü yazı: Candan doğar ve ayan ettikten sonra sır olur Nemsin benim öteki zamanlardaki çocuk? Bir hasım gibi mi büyüttüm seni kalbimde? Sözüm sana yine de: Kimi gerçek daha derin düşten. Düşler de geleceğe gönderir ve Yitik Söz dirilir okurun dilinde. Yaşamım! Doğrusun yanlış olduğun kadar. Bir diken gibisin içimde. Ah! Gülün yok. Doğ karanlığın devâsa rahminden de okurum hisset beni: "İntiharımı da fenne tatbik edeceğim: Şiryanlardan birinin geçtiği mahalde cildin altına klorit kokain şırınga edip buranın hissini iptal ettikten sonra orasını yarıp şiryanı keserek seyelân-ı dem tevlidiyle terk-i hayat edeceğim" Zevcem! Kim kimin uçurumu? Her ağuş, ne yapsak bir serzeniş aslında. Metresim! Kucaklaştık ama daha bir kez buluşmadık. Tecilin dolmasını bekledim ben. Suret-İ Varaka "Ameliyatımı icra ettim. Hiç bir ağrı duymadım. Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım" Ki "kâğıt dahi kanla mülemma" AHMET OKTAY |
Aşktı O Askti o! Degistiren tum gecelerimi Askti o! Beni durup durup yenileyen Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi Oydu, doludizgin gidisime dur diyen Bir bicakin keskin yuzunde kan lekesiydim Askti yine beni yikayan, aritan su Boyle ak pak olacagimi bilir miydim? Icimde acmasaydi o sevmek duygusu Ben bir tutsagim simdi sevgiye, gonullu Cozmeyin ellerimi, zincirlerim kalsin Gorsun prangalarim o dogacak gunu Ve bu dunyaya ask dolu siirlerim kalsin Seninle her yerde guzel, her zaman yeni Istemem, sensiz hatirlamasinlar beni. Ümit Yaşar Oğuzcan |
BİR GÜNÜN SONUNDA ARZU Ne çok iz bedenimde senden: İki siyah haşhaş açtı düşlerinle ısırdığın omuzlarımda; göğsümdeki bu onmayan yara gözyaşının damladığı günden kalma; "Mutlu aşk yok" diye inildemişti Aragon, uçurum gibi parıldayan Elsa'ya. Ah! Zakkumsu ses; gümrah bir bahçe olsun isterdim, kederin ve deliliğin arkası. ' Ne kaldı bana senden ' demiştin, çürüyen güllerin anısı sadece çürüyen güllerin anısı. ah! Niye kesmedin uyurken bileklerimi? AHMET OKTAY |
BOĞULMAK Boğulmak benim hünerimdir Yağmurlara uzak o topraklarda De ki öldü bu adam Halk diktatörlüğünün birinci yılında Boğulmak benim hünerimdir Su geçirmez şemsiyeler gibi kollarımı açıp da Yeni geldim, kurundum, şöyle ne oldum O mel'un yalnızlığın çorak sayfasında Kendimi koşuya saldığım bir mevsimdir Yağmur beni kovalar, ben yüzümü yıkarım Kirliyim, arınmam, üç beş kadeh atarım Üstüne de bir cigara yakardım, ben adam olsam Derin uçurumlara tutkun bir ağaç gibi Boğulmak hüner midir ah, bir elimi tutsan. AHMET ERHAN |
Sen Kuzeyde Sen kuzeyde; Serin yelli, kırmızı güllü -birazcık da gönüllü- Yüksek duvarlarla, Büyük pencerelerin Ve içeriyi daha iyi gösteren Renkli perdelerin Arkasından Sevda türküleri söylersin İstersin ki herkes duysun Duysun ve hepsi beğensin Sen kuzeyde; Mis kokulu, gül dokulu -birazcık da sulu- Atlas kanapelerle, kuş tüyü yatakların Ve bir türlü insanı içeriye bırakmayan Sokakların Keyfini sürersin Sürersin de, Hiç bitmesin dersin Sen kuzeyde; İsli, paslı ve çok sesli -birazcık da hevesli- Müdür buyrukları, soğan kabukları İnsan hakları ve şehvet solukları Ev, iş, uğraş.. Onla gez, bunla dolaş Yaşam kavgası, ekmek parası Telaşında Hep kazanmak istersin Herşey mübah zannedersin Ve de ´mecburum´ dersin Sen kuzeyde; İlgili, saygılı, duygulu -birazcık da kaygılı- Uzaktan, istediğin kadar Ve hep kontrol ederek Seversin, yüreğin yanar Vazgeçersin, kalbin donar Az kavga, çok muhabbet Ve sürekli iltifat ´Rağmen´ bile seviyor ya İdare eder gidersin! . Hünkar Dağlı |
Ulu -orta I düşen bir yaprağa bağladım hayatımı olsun artık diyorum ne olacaksa paralı bir asker miyim neyim ekleyip duruyorum sabahları akşamlara ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim hem de mayhoş elma tadında. sorma, elim kırılsın bir daha dokunursam güneşe. II kendimi de koysam ayağımın altına yine de yetişemiyorum ey aşk, omzunun hizasına. çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle. budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin nereye konsam geri sayım başlıyor kurcalıyor beni bir çırağın elleri ah, unufak olsam ve desem ki ağzın tat görmesin hayat kandırdın beni. sorma, üstü açık araba dünya dediğin. III kılpayı kaçırılmış bir şeyin bıraktığı ardında neyse oyum ben. yaralı serçe, benim için dua et: gök bir kayalık gibi şimdi üstümde dr şükrü öncüoğlu’ndan üç ayda bir reçete. sorma, yangın sönseydi suyla denizler her akşam böyle yanmazdı. IV acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda, ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması bir yastık arıyorum kuş seslerinden mühim değil sonrası. sorma, siliniyor her şey, hatta uçurtma takılıp kalıyor göğe. V yakar top oynayan melekler gördüm güneşle ve büyük çiftçiler, dağları biçen yolundaydı her şey ben bile yolundaydım ama kıyıya vardığımda kendimi unuttuğumu anladım karşı kıyıda. sorma, kaldım altında devirince kitabı. VI şiirler söyledim belki duyarsın diye çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin sana seslendim durdum bu küçük odadan acımı duy, sensin pusulam benim ki dünya silinmiş bir harita gibi yabancı bana. sorma usulca uzandığında bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran. İbrahim Tenekeci |
Y a r ı m K a l a n İntikam çanları çalıyor beynimde Şimşekler çakıyor yıldırımlar düşüyor Zehrini akıtan bir yılan oluyor yüreğim Vefasızlığının ilk gecesinde Umutlarımız vardı henüz çiçek açmayan Dağlar kadar yüce bir de sevdamız Yaprak dökümünü yaşatmaz mı yokluğun Paslı düşünceler kemirmez mi yüreğimi Nasıl çiçeklenir umutlarım sensiz Aşkın olmasa nasıl çekilir bu ruhsuz dünya Üstüme gelmez mi bu koca şehir Bu sokaklar nasıl gezilir sensiz Hayata küskün ağlamaklı bu gece İçimde yaşama savaşının yenilgisi Ruhumun son direnişi umuda Gülüşlerim yarım kaldı Hasretinin ilk gecesinde Hatice Göksu |
dipte aşk sapanıyla geceyi avlayan çocuk güneşi öpüyor kalemin kadife sırtında yosun tuttuysa aşk kadehinde yakamoz içilecek bir şarkı vardır ve sarhoş küfür olur yalnızlık dilin bahçe duvarında sapanıyla dibi avlayan çocuk kabuğuna isyan yürüyor dalgada midye yağmalanmış ikindi gölgesi...ve kıyı kırılacak dümenin sancısında yırtıldıysa martı soluğunda düş silinecek bir ada vardır ve limansız gemi olur aşk dip şiirin son kulacında kapılarını örtüyor geceye dolunay yüreğin aynasında...dişlenmiş göz takılıyor suyun oltasına sapanıyla kendini avlayan çocuk denizde yürümektir aşk ağlama Ferhat Gülsün |
Gecenin güneşi Gündüzün yıldızları Soğuk bir kışın yazları Öz1ediği gibi Ben de seni özlüyorum Kıraç bir toprağın suyu Ozlemle beklediği gibi. Ben de seni bekliyorum İstiyorum şuan yanımda olsan Ellerinden tutsam hiç bırakmadan Gözlerine baksam hiç usanmadan Gece karanlığıyla örtse üzerimizi yıldızlar bize eşlik etse Bir anlık yanımda olsanda Çektiğim acılar bitse hilmi atasever |
UMARIM BEĞENİRSİNİZ Düşlerin doruklarına kar yağıyor şimdi, Üşüyorum, Hasret sancısı bu gelip geçici değil, Tüm kalbimle seni bekliyorum demek istiyorum, Söyleyemiyorum, Bir hayalin gölgesinde, Seni sensizlikte yaşıyorum, Ne güzel başlamıştık oysa, Sen vardın hayatımda, Düşlerime kar yağıyor, Sensiz üşüyorum buralarda, Seni düşünüyorum gecelerin vefasız ayazında... Ayrılık ateşten bir ok bağrımda, Geleceğin günün düşleri hep aklımda, Uzaklarda beni unutmuş olsanda, Umutlarım hep yanı başımda, Bir ruya gördüm ben, Düştüm aşkın kapılarına, Çaresizlik diz çökmüş yanı başımda.. Günleri saymaktan vazgeçtim Çare değil bana, Günler haftaları kovaladı, Senden haber yok yarınlara, Haftaları saymaktan vazgeçtim, Derman değil gönül yarama, Haftalar aylara sarıldı, Sen kimlerin boynuna, Yıldızlar düştü saçlarıma, Bir ömür heba sana, Zaman dondu kaldı yokluğunun ağrısında, Saatler seni vurdu her gece oluşunda, Ne umutlar beslemiştik oysa, Sözümüz vardı doğacak yarınlara, Fırtınalı bir ömrün kıyılarında, Saman alevinde savrulduk, Küle dönen bir aşkın masalında, Hiç bir şeyin tadı yok sensiz, Geceler boyu ağlarım sessiz, Sensiz,.. Bir düş görmüşüz birlikte, Sen benden habersiz, Ben sensiz, Ayşe Manav |
Terkedermi simsiyah bulutlar 0 berrak masmavi gök yüzünü Korkunç karanlığı yırtarmı güneş Bir ağustos sıcağında bunalan yüreğime Ilık ılık seher yeli esermi bilmem Birgün alurda Kırabilirmiyim esaret zincirlerini Çözülürmü dilimdeki kelepçe Haykıra bilirmiyim gerçekleri Tutsak olmadan dolaşabilirmiyim ülkemde Dalgalarla boğuşa bilirmiyim Engin denizlerde Bir balıkçı oltasına takılmadan Başka balıklara yem olmadan Yaşaya bilirmiyim bilmem hilmi atasever |
Hey kalbim, burası dünya, unuttun mu yoksa, bu kaçıncı unutma, bu kaçıncı hatırlama, üzüldükten sonra, hatırlamak ne fayda, hiç ama hiç, bıkmadın mı savaşmaya. Ne oldu yine mi kaybettin, ben söylemiştim sana, anlayamazsın insanları, sevme hiç boşu boşuna, ağlaman, çağırman kime ne, sen baksana işine, senin işin beni yaşatmak, damardaki kanı pompalamak. Çok yüz verdim galiba, bu aralar ben sana, yine dinlemedin beni, nefessiz bıraktın buralarda, kapılıyorsun başka bir insanın, kalp atışlarına, onu kaybettikten sonra, yine dönüyorsun bana. Benden başka, kimseden fayda yok sana, kızdırdın beni, bak içiyorum bir sigara daha, gerçi sen anlamazsın, aşk acısından sonra, yaşamak istiyorsan kalbim, sevmemeyi bilmelisin. Beynimden azar yedim, senin yüzünden, neler dedi biliyor musun, iyi dinle, aşk yalan abi, bakma bu deli kalbe, seni iplemeyecek, kaçıp gidecek yine, kaç kere savundum, ben seni beynime, haksız çıkardın, her defasında böyle. Sus kalbim, unutuyorum seni, sende unut sevgiyi, bundan gayrı sevme, benden başka kimseyi. saffet akkaya |
acıldı yine pencerem sevdanin hüsranina kapandi, yalan bir oyunun son perdesi ne bir tad kaldi dudaklarimda özledigim ne sustu yalnizligimin hazin sesi.. bülent özcan |
Uykusuz gecelerim anlatsın İnsanları ne çok sevdiğimi, Hayatı, seni - ne çok sevdiğimi... Öyle içesim geldi Kullanmadığım sigarayı, Öyle içesim geldi... Öyle diyesim geldi Diyemediğim sözlerimi, Öyle diyesim geldi... Öyle gidesim geldi Ayrılamadığım Başkentten, Öyle gidesim geldi... vasfiye çetin |
Utanıp elini tutmadım diye Darılıp gitmiştin hatırladın mı Çekinip dizinde yatmadım diye Kırılıp gitmiştin hatırladın mı Uzunca bakmıştın gülümseyipte Yağmurlu bir gündü hani eyüpte Artık gitmeliyim burdan deyipte Sarılıp gitmiştin hatırladın mı Nasıl oldu bilmem aşka düştük ya Aşkı gözlerine bürümüştük ya Bütün gün el ele yürümüştük ya Yorulup gitmiştin hatırladın mı Esmedi sevdanın yeli gönlüme Aktı gözyaşımın seli gönlüme Hani bir zamanlar deli gönlüme Kurulup gitmiştin hatırladın mı Şimdi gökyüzüm yer,yeryüzüm feza Dayanılır değil artık bu eza Bir halden bilmeze bir vefasıza Vurulup gitmiştin hatırladın mı oktay yıldırım |
Bekliyorum Öyle bir havada gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın! http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifOrhan Veli KANIK |
Korka korka değil usul usul deği lElim yüreğimde çarpa çarpa geldim Aç kapıyı bak ne diyeceğim Bir senin ellerinden bir senin gözlerinden Dişlerinden dudaklarından Nergisler ocak ayında açtıKendimden bahsetmeyeceğim Yediveren güllerden duvarlardan sarkan güllerden Çocuklardan sabah erken okula giderlerken Atlardan bahsedeceğimKan ter içinde atlardan Aç kapıyı bak ne diyeceğim Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım oynuyorlar Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum penceremin dibinde açacak Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim Yüreğim daralıyor demiyeceğim Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin Bir baksan gözlerime Dağda yakılmış ateşler göreceksin Aç kapıyı kim geldi bakBak nasıl havalandı güvercin Açmam diyemezsin artıkAç. Berin Taşan |
Kuşlar vardır, cana benzer havalarda; Soğuksa kar, baharsa yaprak; Bir başına büyür toprakta ömrümüz, Güneşle yeşil elleriyle çıplak; - Uslu ayaklarla başlamış yolculuk - Yürünmez öyle, bazen durulur, Ve iner erenler katına yorgunluk; Kapanır sukun üzre kitaplar. Nefeslerle sürüp giden yaşamamız Bir su kenarına gelir durur; Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır; Yürünmez öyle hep, bazen susulur. CAN YÜCEL |
Ten kokunu tenime, gece rüzgarı taşır. Ilgıt, ılgıt esip de , öyle gel gecelere... Sığınacak yer yoksa, sana sinem yaraşır. Gündüzlere küsüp de, öyle gel gecelere... Gözlerden ateşlenir, sevda bir kurşun olur. Suya eğilirken de, güzel ceylan vurulur. Sevdalandın bir kere, söyle nasıl durulur, Yalnızlıktan kaçıp da, öyle gel gecelere... Sığınmışız bir kere, gök kubbenin altına. Yalnızlık akkor olur,içte eser fırtına. Sevdaların yakarken, varmaz mısın farkına. Alev,alev yanıp da, öyle gel gecelere... Mevla aşık olana,güçlü bir sabır versin. Ayrılık ateşine, dayanılır mı dersin. Yemeninin ucuna, sevdanı düğümlersin. Düğüm, düğüm çözül de, öyle gel gecelere... Yürekte bu haykırış, hançer de çığlık varken. Sinende olan ateş, seni durmaz yakarken. Gözlerdeki özlemi, ay ışığı yıkarken. Işık ,ışık süzül de, öyle gel gecelere... Metin Uz |
Boynuna o yeşil fuları sarma çocuk Gece trenlerine binme, kaybolursun Sokaklarda mızıka çalma çocuk Vurulursun... Attila İlhan |
Sevdalı akşamlar tekin değildir, Pek dolaşma gönül viranesinde Gururlu güneşler boyun eğildir, Şaka yoktur aşkın efsanesinde. Çok mutlu yıldızlar çıktı çığırdan, Farkı yoktur aşıkların sağırdan, Önce dumanları başlar ağırdan, Bir cezbeyim aşkın pervanesinde. İhtimal vermezsin, hem inanmazsın, Ateşler sarmıştır, sen uyanmazsın, Mestolduktan sonra artık yanmazsın Gönlüm gibi hikmet peymanesinde. Taptığın mihraplar çöker bir anda, Her şey olmuş bitmiş gibi meydanda Tutuştu çırağlar, sevda devranda Yanıyorum sazın teranesinde. Bir serseriyim ki dur aman bilmem, Kalbinden başka bir mekan bilmem, Gök kandil olmuşum, asuman bilmem Bu mavi gözlerin meyhanesinde. Karanlık zülfünü bir görmek için, Gök kanat oldum cin melek için, Bana yeter artar buselik için Hatıra telleri dil sanesinde. Gönül rebabında olamaz düzen Aşkım bu yıldızı yüzünden süzen, Buluşuruz yarın, geceye Neyzen Cananın kalbinde, gam lanesinde. Neyzen Tevfik |
Dağlar ..........dağlarla karlar.............unutma ..........sakın acılar..............unutma ..........acılarla aşılır Metin Altıok Hesap-işi Şiirler, Promete Yayınları, 1992 |
Yürü: duvar beton, otur yer beton Tavana bakarsın " bakma der" beton - Yağmur kokan toprakların nerede? Ne çiçekler açar, ne kuşlar öter Yolların on adım ötede biter - Serbest gezen ayakların nerede? Her günü hasrettir haftanın ayın Hani ya bayramın, düğünün, toyun? - İlin, yurdun, konakların nerede? Gönlün gamdan göçer, gama taşınır Boş direkler boynu bükük düşünür - Dalga dalga bayrakların nerede? Deprem mi geçirdin, talan mı gördün? Kanlı haydutlara haraç mı verdin? - Obaların ocakların nerede? İnancın cezalı, yüreğin tutsak Konuşacak yerde çaresiz susmak - Dudakların, dudakların nerede? Abdurrahim Karakoç |
Metinlerde buluştuk kopkoyu deyimlerde, Koşut ve eş zamanlı okuduk kimi kitapları; O arada iki de defterimiz oldu, Biri babasına daha çok benziyor. Bir türlü kotarılamayan uğraş, C_ harfini daha yeni dönmüşüz; Gözlerimizde İbni Sina bozukluğu, Dostumuzsa, Bodrum'da, dönmez geri. Uzaklardaydın, oracıkta, öbür kitada, Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Cemal Süreya |
Kaderde senden ayrı düşmekte varmış doğrusu bunu hiç düsünmemiştim seni tanımadan hele seni böyle deli divane sevmeden önce yalnızlık güzeldir diyordum al başını kaç bu şehirden ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara rüzgarın iyot kokularının karıştığı denizlere git git gidebildiğin yere diyordum oysaki senden kaçılmazmış bilmiyordum! yine de dayanmaya çalışıyorum işte bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen gezen bulutlara sesleniyorum ellerin diye rüzgar güzel bir koku getirmişse saçlarını okşayıp getirmiştir diye avunuyorum yaşamak seninle bir başka zamanı bir başka zamanda seni yaşamak herşeyden önce sen elbette sen mutlaka sen ister uzakta ol, ister yanıbaşımda dur sen ol yeterki bu zaman icinde ben olmasamda olur seni bir yumağa sarıyorum yıllardır bitmiyorsun çaresizliğim gün gibi aşikar su olup çesmelerde akan güzelliğin inceliğin ışık ışık yüzüme vuran sen güneş kadar sıcak tabiat kadar gerçek sen bahcelerde cicek actiran sudan havadan günesten yüce varlık sen o tek sevgi içimde sen görebildiğim o tek aydınlık bir nefeste benim için al havasızlıktan öldürme beni bulutlara yildizlara benim için bak susadım diyorsam bir yudum su işmelisin ben yorulduysam sen oturmalısın ellerim sevilmek istiyor saçlarım okşanmak dudaklarım öpülmek istiyor anlamalısın ağaçların yeşilliği kalmadı, gökyüzünün mavisi yok kim bu çaresiz adam, bu kıpkırmızı gözler kimin kaç gecedir uykusu yok gündüzü yok, gecesi yok, yok, yok anladım sensiz yaşamanın dünyada imkani yok beni bunca saracak ne vardı kanıma girecek gözbebeklerime oturacak bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek ne vardı hiç karşıma çıkmasaydın bu kör olası gözler görmeseydi seni ne vardı güzelliğini hiç bilmeseydim bir dua gibi bellemeseydim adını ne vardı bütün gece gözlerimi tavana dikerek seni düşünmeseydim... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Yıllanmış bir hüznü sakladım bugün gözlerimde... Bir yaşına daha bastı hüznüm... Kutlu olsun... Mavisi mi solgundu bugünün ne? ... Güneşi mi üşümüştü? ... Yorgun mu düşmüştü bir anda kalbim hayata? ... Nefes almak hiç yorar mıydı insanı? ... Yıllanmış bir hüznü sakladım bugün gözlerimde... Bir yıl sonra daha aktı yaşlarım... Hiç azalmamış oysa damlalarım... Hüznüm azalsaydı hani belki... Görmek istemedim seni oysa bugün... Bir daha hiç tanışılmayacak elden de elsin bana şimdi... Bu bizim günümüz... Ayrı ayrı kutlayalım... Mümkün olduğunca gelme olduğum yere... Tesadüflerden kaçalım,gözgöze gelmeyelim... Bu bizim zaferimiz... Büyük aşklar nasıl bir anda bitermiş öğretelim... Yıllanmış bir hüznü sakladım bugün gözlerimde... Bir yaşına daha bastı hüznüm... Kutlu olsun! ... Kutlu olsun ikimize! ... sevnur şaylan |
Yüreğim buruk, acılı bu gün Duygularım kekremsi Yüreğimi adadığım canımın çekirdeği Hor baktın sevdama, neden? Anlamadın beni sen İncindim, kırıldım, küstü ruhum Yoksa bu sevgiden çok şey mi umdum? Ezildi yüreğim aşkın ellerinde Duygularım tarumar oldu birden Fakat, şimdi anlıyorum yanıldım Gönlünü al ruhumun yar isen Söyle bana duygularını Aç yüreğini yeniden Kaçak dövüşmek olmaz sevdada Kirlenmesin güzelliklerim Taçlandır duygularımı yeni baştan Onurlandır yüreğimi Ruhuma kıvanç olsun sevgin Bana güzel bir şeyler söyle Sevgimden pişmanlık duymayayım Yalanlarla oyalama ömrümü Ben yalanı sevemedim hiç Güzelliklerle oya yaptım aşkıma Nakışladım en güzel sözcüklerle Yakamozladım geçtiğin yolları Ateş böceklerinden fener alayı gönderdim Yüreğinin en ücra köşelerine Sense kırdın beni, incittin. Merak ediyorum değer mi? Yanıldım belkide,alındım birden. Dökülsün yüreğinden güzellikler Sese çevir sessizliğimi İnanır, belkide affederim Vaz geçerim bir an keşkelerimden Severim seni belki yeniden. serap yeşil |
Göğüslediğim iplerde sen varsın Tutamam bu şehri avuçlarımda Ellerim dünden sancılı ellerim Dokunma ellerime yanarsın Ateşten sırılsıklam saçlarım Yüreğim mayınların kucağı Sevme beni sevmelere tutsağım Beni her gece iplere asarsın Bu benim son ölümüm olacak Tepeden tırnağa zor bir yasağım Bu benim son ölümüm diyorum Sen bu sevdayı anlayamazsın Bülent Özcan |
İmtiyaz değildi Tanrım Yaşam için sunuların Bir tek Alaycı bakışlarına kızıyorum Senin yaratıklarının Bir de Kendime bakıyorum Sana Körkütük bağlanmışlığım arif doğramacı |
Kaybolacak hüznüm bir gün bu dağlarda sözüm şu ki arkamdan ağıt yakacak kadınlara ben neden cenge tutuşmuştum çürümüş zamanla öğretin kuşlara aşk derdiyle avunanlara söylediğim antika türküleri saydıkca, sayıları tükettim tükenmedim rüzgar törpüledikce taze ümitlerimi şiirim dedim can versin ağıtlarınıza. Şen kızlardan dinlediğim truvaya aşık adamın köhne hikayesine şimdi de dağlarda sadalarca rastlamak ne kötü bakışlarıyla türküleri altın yaldızlı yapan adamın sömürüşü yamalı urbalı sevgilileri ne kötü yavrusunu yüreğine saran ananın yanında kutsanmış ezgilere feda edilen anaları görmek ölüm gecesinde mutluydu dedem, ölüpte gidince yaş bilmeyen gözlerim sel oldu dedi ninem uysal kasırgalara yaktığım türkülerden beni azad edin kapanmış yaraları depreştirmemi hoş görün tabiblerin yaşamaz dediklerini kara bulutlarda saklayışımı da şanlı suları zafer fermanlarını yakışımıda olacaksa af'sız kalacak tek şeyim bir gün bu dağlarda kaybolacak hüznüm. Adem Özbay |
varlığı Yeter yalnızlık zor, ecelden beter. alem içinde gerçek bir yar yeter. göz kimseleri görmek istemezken. sevgilinin sararmış bir resmi bile yeter. ipil ipil anlamsız yağmursa eğer aşk denizinde boğulmak ne fayda eder. bir damla bile olsun yüreğine yağsın ahudan dökülen bir katre yeter zaman hoyrat ve melun geçer akrep yelkovan hızlı yarıştan beter ahh keşke,şimdi,şu anda demektense onunla geçen bir saniye bile yeter yek iken çift olsun kader yalnız yastık dikenden beter fani zamanda sıcak bir yürek içten bir seni seviyorum yeter Yalçın Koçer |
Kurur ıskalanan yapraklar Dökülür su bile Tam da yol ayrımında kırıldı pusula. Ölümü de Özgürlüğü de Dökülmesinde yaprağın. Orta mesafesi yok uzaklığın. Bir yaprak sararır Düşer Ağacından Uzaklaşır gövdesi. Yağmurdan koruyamazsın yolları. Yollar, Rüzgar, zaman savaşçısı Ağaçların şehitliği Gidecek yeri olmayanların Ufak adımlarından Semah. Yollar ki gidilmedi Bundandır güzelliği. Yapraklardan Düş ormanına Sonbahar. Selçuk Yamen |
Alo Hatırını sormak geldi içimden, Nasılsın,iyimisin sen orada. Bak seni misafir ettim dün gece, Bana gülümsedin rüyalarım da. Alo! alo! alo! alo, Cevap ver Allah kulu. Sakın sen de yüzüme, Kapatma telefonu. Beni sorma,buralar da sefilim, Gurbet ayırdı,neyleyim sevgilim. Üç-beş aya kalmaz bekle,gelirim, Beni habersiz bırakma burada. Alo! alo! alo! alo, Galiba hatlar dolu. Tekrar arayacağım, Kapatma telefonu. 2006 Sezai Efiloğlu |
Hasret kasırgasıdır bilinmez Dokunsalar patlayacakmış gibi Bir halim var Martılar süzülürken Ülkemden yana bir hoş oldum Onlar mı insan ben mi insanım İçimdeki itlerimi konuşturdum Konuşturdum bu gün Bir hayvanlık vardır aslında Her hırsta her öfkede Her amaçsız dövüşte Sevgilim iyisimi sen bu günü Afeyle unut, zından karası bu günü Yaşanmamış say Say yaşanmamış sevgilim. Mehmet Söğüt |
^Hoş Geldin Kızım^ Hoşgeldin kızım, Hoşgeldin baht^sızım^ Bugün akmaya başladı hayat pınarın. Yavaş yavaş süzülecek derelerden tepelerden. Bazen çağlayanlar boşalacak gözlerinden. Her geçitte biraz daha büyüyüp 'NEHİR' olacaksın. Uzun yollardan geçeceksin. Gah çiçek açacak kıyılarında allı yeşilli. Gah koparıp atacaksın onları deltalara. Gün olup yakamoz salacaksın sevdalı bakışlara. Gün olup bulanacaksın çağlarcasına. Ama öfken hiç büyümesin, Üzerinden köprüleri koparıp atarcasına. Bir çok engel aşacaksın. Sonuçta kendi doğru yoluna akacaksın. Ya küçük bir gölde son bulacak hayatın Ya denizleri bulacaksın. Yada yürüyeceksin ta okyanuslara. Bana sorarsan kızım; Takalıp kalma derim ben küçük bir gölde. Gün olurda gerçek aşkı bulursan gülde. Besle onu solmuş olsada bir yaban elde. Ama okyanusa akmak olsun hep gönlünde. Doğanın tüm renklerini bağrında topla Kendi mavini yarat onunla Ve onu al okyanus mavisinde sakla. Uzun ve duru aksın suların Kıyılara vursun tüm acıların. Hoşgeldin kızım, Hoşgeldin benim baht^sızım^. Murat Işık |
Daha ne bekliyor, ne istiyorsun Yıllardır sevdada aynı manzara Çiçekler açmadan yaz bekliyorsun Hele bir yetişsek önce bahara Kırıldı zemberek, kaçtı ayarım Islah günlerini üç-beş sayarım Ne sen değişirsin, ne ben cayarım Ne de iyileşir gönlümde yara Kim destek verecek bu eserine Basar melankoli, çeker derine Karanlığa karşı senin yerine Geceyi paylaşır kalem, sigara Sen bilmezsin gülüm bu adresleri Ritimi bozulmuş hırs nefesleri Kadife toynaklı dörtnal sesleri Gönlüm çayır-çimen, bedenim hara Baştan beri yanlış bu pay, bu taksim Üçü sırf kendine, bize bir mevsim Onun da yarısı geçit, merasim Diğer yarısı da çarpar duvara Kokladın ağyarın tezeklerini Suladın kurumuş çiçeklerini Halbuki bu aşkın gerçeklerini Sokak sokak gördü, şahit Ankara Vuslat doldurmadık sevda tasına Saklanıp vefanın tam arkasına Bakıp, iç çekerek bir başkasına Halel getirdik mi namusa, ara Peki neden hala bu bigânelik Çekildi damarlar, kurudu ilik Tercihen sattığın üç-beş metelik Hepsi bir daire.. bu mu çok para Davul bile çalar dengi denginde İhtirasın gemi, yüzer enginde İstediklerinin hepsi zenginde Bahtiyar edemez DAĞLI fukara! Yüzden fazla değer verdin astara Hep gözardı ettin, koydun kenara En iyisi sen hiç girme zarara Ancak Tanrı yardım etsin HÜNKAR´a Hünkar Dağlı |
Bir Ayrılış Hikayesi _ :*( Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beşyüz yüzde hudutsuz kere yüz... Kadın erkeğe dedi ki: - Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana... Ve artık biliyorum: Toprağın Yüzü güneşli bir ana gibi En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini... Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olanın parmaklarına başımı kurtarmam kâbil değil! Sen yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak... Sen yürümelisin, beni bırakarak... Kadın sustu. SARILDILAR Bir kitap düştü yere... Kapandı bir pencere... AYRILDILAR... _______________________-Saygılarımla & Nazım Hikmet Ran |
Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak işleri düşünmekten Kalabalığın içinde kalabalıktan biri Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru Kanatların yorulur, ter içinde kalıyorsun Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun Her sabah el sallıyorum metalle karışmana Sevgilimsin, arasıra bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı Otobüslerde ve trende kaçamak yaşanan Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana Ataol Behramoğlu |
gül yine yeniden, eskisinden daha güzel. gamzelerin büyülesin cihanı, tebessümün mutluluğun anahtarı. gül yine yeniden, eskisinden daha güzel. unut bir an yaşadığın unutulmaz acı hatıraları. gülüşü yaralım.! gül yine yeniden, eskisinden daha güzel. bana bakma sen biliyordum bir gün sessiz sedasız gideceğini. kırgın değilim inan ki sana, şimdi vakit ayrılık saatinin kurulduğu an. gül yine yeniden, eskisinden daha güzel. şimdi sen en güzel gülüşünle hatıralarımın baş köşesindesin. dokunamasam da,göremesem de, hep farklısın benim rüyalarımda. sen; gül yine yeniden, eskisinden daha güzel... güneyce yakılanlar |
Esti Hiç iyi değilim ki sensiz böyle İyi değilim ki sensizlikte çok özledim Hiç iyi değilim ne gündüz ne gece Kabus dolu her anım böyle Kimse bilmez halimi şimdi Esti bir çöl rüzgarı gibi geçti Kaldım savunmasızım şimdi Ben sensiz iyi değilim ki Geçti yıllar beni dinlemedi ki Bana bırak sevgini alma Korkuyorum sensiz yaşamaya Göremem baharı bir daha Kim benim kadar sevebilir seni Yetmez mi yaptığın gel şimdi sarıl bana Kim koklar geceler boyu seni Kokun tenime sinmiş gibi sarıl bana Ümran Timur |
sevgiyi yaşamak anlasana... 'seni seviyorum' iki kelime; kolayda söyleniyor,... söyleyen söylerken duraksıyor ki, bilesin... sevgiyi yaşıyor yüreğinde 'Hakketmek gerekir'! ! ! yaşamalı nefeste, yürek atışında, dilin lal olmalı... gözlerin... adını söylerken gözlerine değmeli yüreğin, uçan kelebeğin kanadı. dudakların kurumalı.... çöl yangını sevdaya susamış olmalı yüreğim aç,bedenim aç.. aç bedeni doyurmak kolaydır ama.... yüreği...? öyle her yiğidin harcı değil be gülüm aç yüreği doyurmak..! baştan aşağı sevda kokmak, sevda solumak, sevda yasamak dedim ya; yangınsa yüreğin dudakların çatlak dilin lal.... sus ne olur Sus......! ! ! ! ! gitme desem..... funda erdal şahin |
Gül Mevsimi güllerin açtığı mevsimde ağarmadan daha tanyeri çimlerin üstünde çiy taneleri çiy taneleri tomurcukların misafiri henüz derya hasır gibi, uykuda kurbağalar susmadan daha bir su kuşunun dalmasından bir dalgacık uzaklardan kıyıya uzanmakta dalgacık haleleri sımsıkı sarmakta kıyı şeridini seher yelinden üşümüş, kabarık yuvasındaki serçenin kanatları karıncalar bitmemiş rüyalarında, yarı uyanık kelebeklerin kanatları kapalı, unutmuş ötmeyi cırcırböceği güneşin yakmadığı soluk dağlardan, ovalara kayarken sallanır, açmaya üşenmeyen tomurcuk cemre düşmemiş gibi, toprak yeni güne başlarken doldurur insanın içini tutkulu yaşama sevinci kaplar tabiatı sabahın çoskusu böcekler istilacı bir ordu meyveye dönüştürmek için her tomurcuğu toprak cana dönşütürür tohumu güneş ısıtıverir evreni tomurcuk açıverir gözlerini günaydın gün, günaydın doğa gün başlıyor erdik sabaha, baharda güzel bir gün başlıyor davranın balarısı gözünaydın doldurur içimi yaşama sevinci gözüm-aydın. İbrahim Çelikli |
dipsedâ üç kişiydik sen.. ben..o senin kanaviçe bohçan vardı içinde ahenkli bozgunlar ağularla aşkı oyaladığın ben de en galiz yakarışlar yalvarışlar sevdalıydım beton bir ağrıydı ayrılık çamaşır ipine mandal gibi ne zaman aramız açılsa küslük yapıştırırdı yakamıza çavlan sanırdın kendini bazen öyleydin aslında asi yaban huysuz biraz da tarih dışı dramaydım karşında kaderini dere yatağına bırakmış tomurcuğa ebe kalem bir tas suda kıyamet koparan o fırtınaya dedin ki hadi es! en miniğinden esti.. ne aşk bıraktı ne heves şimdi katresin toprağa kendi gözlerinden dökülen acıyla akran şiirler benim uyağı sonuna denk düşen ses... Sinem Sevinç YILDIZ |
Buz kesmişti ellerin ısıtmıştım ellerini ellerimle zemheriye brakıp şimdi yüreğini intizarı düşürdünmü diline. Tutku demlerinin nihayetinde asude feryatlar yaşıyorum artık yüreğin sustu, dilin konuştu intizarı düşürdün sen diline. Nasıl bozgun bu böyle ne gelirse senden kabulümdür hiç ses çıkardım mı zulmüne taş kesmiş yüreğin, kaşların çatık intizarı düşürdün sen diline. Ferfecir gözlerinle bakarak aşkını üç kuruşa, pazarlarda satarak Allah'ını unutup, benliğine taparak intizarı düşürdün sen diline. ihsan altınışık |
gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı ne varsa uçurumlar eşiğinde hüzünlerle yalpalayan ne varsa gözlerimin önünde ve hayat gül kokulu bir sağanak yine birşeyler anlatmak istiyor hayat ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına gün batıyor gün batıyor bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım unutuyorum sevgilim suretini durgunluğun "niçin"di unutuyorum gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma umurumda değil ne yağmur ne ayaz ne de ker*** kokusu havada unutuyorumsabahakadar gün batıyor sonra bir akasyayı okşuyor gözlerim geciken sabahlara koşuyor kuşlar gözlerimin önünde ve hayat gül kokulu bir sağanak yine Yılmaz Odabaşı |
Yatağım artık bomboş; Geceler yalnız, ben nahoş; Seni bana hatırlatan, İki adet yastık ve bir yorgan, Beni saran... ilke düzyol |
Dağlarda Ateşler Yandıkça Oda karanlık Odadan dışarı çık Şehir karanlık Şehirden dışarı çık Korkma Yürü bir hayli yürü Gördün mü Dağlar başladı artık. Korkun dağılır rüzgarda Bekle biraz Dağlarda ateşler yandıkça Karanlıktan korkulmaz. Dağlar karanlık Dağlara yukarı çık Korkma Yürü bir hayli yürü Az daha yukarı çık Birbirinden uzakta Gördün mü Ateşler parladı artık. Şimdi dağlar kaldı yine ardında Odan yendi karanlığı, ölümü Dağlarda ateşler yandıkça Karanlıktan korkulmazmış, gördün mü? Behçet Necatigil |
İçine düştüğüm şu vuslata bak, Gönül pınarlarıma boşalan hasrete bak, Aşk ırmağından doldurduğum çileye, Gamze yanaklarına kondurduğum buseye bak, Çürüyen limanlara demirledi gemimiz. Sağlam değilse aşkın temeline bak, Pırpır dönüyorsa kuşlar gibi sevgimiz, Aşkı istemeyen hasetlere bak, Dağlarda konaklayan şu kartala, Gözü çakmak çakmak yüreğime bak, Dumanı bacayı,andıran, Yana yana tüten cigarama bak Zihnin berrak değil anlamıyorsan, Uğrunda döktüğüm saçlarıma bak, Önümüz kış ısınamam,üşürüm diyorsan, Ateşsiz yaktığım mucizeme bak Döktüğün diller işimi görmez, Adına yazdığım şiirime bak, Dili pabuç gibi konuştuğun bilmez, Işıktan ışığa suratıma bak, erkan gümüşsoy |
| Saat: 04:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık