MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

scanner_11 12 Haziran 2007 15:36

Aranan

Yıllardır ben seni aramaktayım
Söyle güzel hangi çağdasın söyle
Dalından gönlünü düşürür yayım
Yeter ki sen hangi bağdasın söyle

Sen şimdi tanrıya varmış yar mısın
Yoksa tanrı gibi yok ve var mısın
Çok yüksek yerlere yağmış kar mısın
Kafdağı mı hangi dağdasın söyle




VerSchL@GeN 12 Haziran 2007 18:45

Süvârî

Şu bakır zirvelerin ardından
Bir süvârî geliyor kan rengi.
Başlıyor şimdi melûl akşamda
Son ışıklarla bulutlar cengi!

Bir bakır tasta alev şimdi havuz,
Suya saplandı kızıl mızraklar.
Açılıp kıvrılarak göklerde
Uçuyor parçalanan bayraklar!

Ahmet Haşim


jöly 12 Haziran 2007 21:14

BENİM GÖLÜME GEL TESTİNİ DOLDURACAKSAN
Ben hep ayaktayım seni bekliyorum
Benim gölüme gel testini dolduracaksan
Göreceksin sularım ayaklarını öpecek
Aşkımı anlatacak, göreceksin
Bu gölgesi kumlara vuran yağmur bulutudur.
Siyah zülfün üstüne kaşın, gözün üstüne
Bu bir tutamlık yağmur bulutudur vuran
Ben hep ayaktayım seni gözlüyorum
Benim gölüme gel testini dolduracaksan
Tüm bayırı yaban çiçekleri sardı
Taze çime otur, yüzüne peçeni vurma
Sularım seni bekliyor bakıp düşe dalacaksan
Ben hep ayaktayım seni bekliyorum.
Rabindranath Tagore



LaSalome 13 Haziran 2007 00:10

Senin Gemilerin Camdan Sevgili

Duydum ki yine umudunu kesmişsin insanlardan,
dostluklardan...
Duydum ki yine acımaya başlamışsın kendine...
Yolunu kimselerin bilmediği, bilmek de istemediği
sevginin o hayal ülkesinde birilerini beklerken çok üşümüşsün...
İnsan ancak kendisine sevgili olabilir, diyormuşsun.
Şimdi artık yollarda ve binbir hayalin peşinde
sürüklediğin ve yıprattığın sevgine minnet borcunu ödeyecekmişsin...
Acıyan sevgini şımartacak, onu örtülere
saracakmışsın. Onu kendini güçlü ve korunaklı
olduğunu hissetmediğin hiçbir yerde ortaya çıkarmayacakmışsın...
Sevgini yırtıcı bir kuş gibi yetiştiriyormuşsun.
En iyi savunmanın saldırı olduğunu ve yokolmamak
için yoketmek gerektiğini öğretiyormuşsun ona...
Ona onu,sabırlar, merhametler ve inceliklerle değil,
hazlar, hayranlıklar ve kıskanç ilgilerle
besleneceğini vadediyormuşsun.
Her gece uyumadan önce arkasında Che
Guevera’nın resmi olan aynanla konuşuyormuşsun:
Bir sen varsın önemli olan, bir sen varsın gerçek olan...
Hem onca acıya rağmen hala güzelim...
Ve artık kendime yasaklıyorum başkalarına acımayı ve hayatın acısını...
Aynadaki nefesinin buğusunu görüyorum buradan.
Gözlerinle gözgöze gelemediğim için tutup
aynadaki buğuyu öpüyorsun.
Yaralı kendini öpüyorsun...
Çekmeceden cüzdanının çıkarıp içindeki kredi
kartlarını seyrediyorsun zoraki bir hayranlıkla.
İçinde sevgini sakladığğın kaleyi daha da
güçlendirmeyi geçiriyorsun aklından.
Kredi kartlarını yalıyorsun dilinle ve onların zehirli
tadını içine akıtıyorsun.
Bankamatikten her para çektiğinde kulağına gelen
ölüm çığlıklarına alıştırmak istiyorsun kendini böylece.
Hem senden güçsüzlerin ölümü, hem bu ölümleri
gizleyen ve bütün katliamları anında temize çeken
teknolojinin zehirli tadı sarıyor şimdi sevginin yaralarını.
Bankamatikten her para çektiğinde kulağına gelen
çocukların ve kimsesizlerin ölüm çığlıklarına
dayanamadığını hissettiğin anlar, senin için hayatta
sadece annenin babanın ve kardeşlerinin önemli
olduğunu söylüyorsun kendine ve akşam iş dönüşü
onlara hediyeler alarak evine dönüyorsun...
Ve eskiden, sevgini bir kalenin ardına saklamadan
önce sadece kendi çocuklarını sevenleri kınadığını
unutmak içinse bu defa başkaları değil kendin kanatıyorsun sevgini.
Sonra küçük, tüylü bir köpek almak istiyorsun
kendine.
Köpegi severken, kucaklarken sana acımasızlık
eden dostlarının, seni sevginin o hayal ülkesinde
yıllarca bekletip düşlerini ve ömrünü çalan
sevgililerin yüzleri geçsin istiyorsun karşından.
Onların yüzleri geçtikçe sahibin olduğun için senden
başka kimseyi sevmeyecek ve bağlanmayacak
olan köpeğine daha da sıkıca sarılmak istiyorsun, öpüp koklamak.
Kendini öper gibi, yaralı ve belki de artık hiç
iyileşmeyecek olan kendini.
Hiç iyileşmeyeceğini artık kendinden bile
saklayamadığın böyle anlarda para kazanmak
istiyorsun, iş kurup daha çok para kazanmak.
Böyle anlarda bir kalenin ardında gizlediğin
herşeye yanlışlarla dolu olsa da senden izler
taşıyan tarihine bile düşman oluyorsun.
Seni bu hale getirenlerle bir olup bu belki de artık hiç
iyileşmeyecek yaralı kendini yoketmek istiyorsun...
Sonra yorgun düşüyorsun... Artık dinlenmek istiyorsun.
Yarına daha dinlenmiş ve korkularından kurtulmuş
olarak uyanmak istiyorsun...
Ve uykuya dalmadan önce vitrinlere bıraktığın
dalğınlığın geliyor aklına...Kendine bir kez daha
acıyorsun ve bu yüzden pahalı bulup da almadığın
giysileri almaya karar veriyorsun.
Bu pahalı giysiler sayesinde ilgilerin kölesi değil,
ilgilerin merkezi olmayı istiyorsun.
Bu giysiler sayesinde sızlayan sevgilerini örtmek,
örtmek, örtmek istiyorsun. Görünmez olmak istiyorsun.
Oysa senin gemin camdan sevgili...
İşte güçlü balığın güçsüz balığı yokettiği kanlı
denizin her tarafından seni görebiliyorum...
Sadece ben değil dost düşman herkes uykuya
daldığını görebiliyoruz buradan.
Çünkü senin gemin camdan sevgili.
Sıkıntından yediğin tırnaklarının kenarlarını...
Korkulu bir rüya gördüğünde birden silkinişini...
Yaralı sevgini korumak için aldığın onca kötücül
karara rağman nasılsa hep masum kalan
sayıklamalarını görüp duyuyorum buradan...
Kaleni ve kalenin ardında sakladığın yaralı sevgini.
Boşuna saklama sevgini. Senin gibiler hiç örtünemez sevgili...
Seni bu kanlı deniz ve düşmanların da dostların da hemen tanır.
Ya benzerini bulup gidersin buralardan.
Ya da seni yokederler sevgili...
Herkes gibi ve herşeyi bilerek yaşamaszın sen
Senin gibiler örtünemez...
Bu kanlı denizde senin gemin camdan sevgili.

cezmi ersöz


arwen 13 Haziran 2007 00:22

bu sözler benim için


Rüyalarım birbirine karışıyor,
İzlerini sürdürmek istesem de,
Yaşadıklarımın üzerine,
Dokunduğun an,anılar,
Yaşanmışlıktaki cazibesini yitiriyor.
O an ki parlaklığını,
Gerçek dostluğu,samimiyeti.
İnsanlar neden başaramıyorlar,
Neden yalnızlığım çok kutsal,
Kendini terk ederek yaşayan,
Bir sürü insanlar çoğunlukta.
Hayatım boyunca düşünüyorum,
Aşkım ve sevgim hep ağır bastı,
Sevgimi,aşkımı o denli,
İfade ettim ki insanlara,
Onları izledikçe koptum,
Benden ayrılmayı düşünen,
Aşkım dediğim kişinin,
Şiddetle terk edişini gördüm,
Bu kadar fazla görmek,duymak,
İnanın içimi acıtıyor.
Ona çare bulunamıyorsunuz.
Hayatı kullanmayı başarabilir misiniz?
Tadını çıkarabiliyor musunuz?
En önemlisi kendin,kendiniz için,
Ne olursa olsun,
Keyifli yaşamak çok önemli,
Kendin,kendiniz için yaşamak.
Meyve veren ağaç taşlanır mış,
Hiç umurumda da değil,
Erinç görüşümde değil,
Ruhumda,bilincinde olduğun,
Her şeyin keyfini çıkarabilirsin,
Bir su damlasını bile,
Sürüklese rüzgar,
Koskoca deniz küçülür,
Gerçeklik asla inkar edilmez,
Özgür bir su damlası,
Özgürce güzel bir bakış,
Hüzün deli dalgalarla gelse,
Özgür hüzünlerin,mutluluğu,
Taşımasıdır hep dileğim,
Ve yaşam,yaşamaya deymeli...



Sami ARLAN...


jöly 13 Haziran 2007 00:26

HER ŞEYDE SEN VARSIN
Bir karanfil, bir yâsemin, bir ıtır;
Bir yaprak üstünde parlayan damla,
Velhâsıl, her şiir seni anlatır.

İçim burkulur da o eski gamla,
Dudaklarım titrer, gözlerim dolar;
Ruha kurşun gibi çöken akşamla.

Sanırım ki bahçelerde sesin var,
Mehtap yine senin için doğacak,
Seni anlatacak bütün şarkılar...

Halbuki sen bir köşede en uzak
Hayâllere dalıp kalmışsın öyle,
Gözlerini kaldır, gözlerime bak:

Seni fazla sevmek günah mı söyle! ...
Gültekin Samanoğlu



Sedef 21 13 Haziran 2007 00:42

Mahvetme Sevgileri
Döneceksin arkana,geç olmuştur vakit,
Bakacaksın resimlere,yok olmuştur sevgin,
Dalacaksın hayallere,ağlayacaksın...
Birgün sende sevdiğini anlayacaksın..

Taşacak öfken her söze,her lafa..
Başka kimse istemeyecek,yalnızlık kokacaksın.
Dünü unutup hep ileriye,
Pişmanlığın engel,bakamıyacaksın.

Aşık olmayı basite vurduğun o an,
Aşkı oyuncak sandığın o an,
Gidiyorsun,farkında olmadığın bir boşluğa,
Gidiyorsun,keşkelerin diyarına..

Aşk uğrar belki sana yine,
Bari anla hatanı,hatanı anla
Tekrar mahvetme,
Kendini,
Ve inanmadığın vakt-i zamanında,
İnananların sevgilerini...


Yusuf Önaç


arwen 13 Haziran 2007 00:45

her an


Gök çıldırmış
Yagmur deli deli
Kara bulutları aglatıyor
Şimşekler çakıyor bir yandan
Gece yldızlarını yitirmiş
Elbistan derin uykuda
Sen ve ben,uykuları unuttuk
Gönlümde parçalanıyor hasretin
İçimde volkan gibi yangının
Sensizlik,dudagımda bir damla kan şimdi
Gözlerim düşüyor hatıralarının üstüne
Bakışlarım sende çakılı
Çaresizlik,dalga dalga beynimde
Özlemin dilimde
Her an düşen iki kelime
Yıgılıp kalmışım bir köşede
Ne canımda can
Nede yarına çıkacak bir hal
Hücrelerime doluyorsun
Nefes aldıgım HER AN.....


bahadır özen


Sedef 21 13 Haziran 2007 00:48

Unutamadım




Ağaç yaprakları, döker unutur
Can canı mezara, koyar unutur
Gece gündüz olmaz, küser unutur
İstesemde seni, unutamadım

Yapılan teselli, fayda sağlamaz
Bulutlar döktüğü, yaşa ağlamaz
Et Tırnaktan geçer, gönü dağlamaz
Sevgin kalbi dağlar, unutamadım

Çiçek dalda kalan, gülü kurutur
Kuşlar yuvasında, yavru unutur
Aşkın damarlarda, canı büyütür
Ben bu ayrılığı, unutamadım

Kuşlar unutulur, akşam dalında
Mecnunlar yok oldu, aşkın yolunda
Ben sana baglandım, sevgi kolunda
Prangaya vurdun, unutamadım .






Necati Keçeli


jöly 13 Haziran 2007 01:06

GECELEYİN ÇİÇEKLER
Geceleyin çiçekler daha bir güzel
Ve serin elleri, sıcacık gözleri diye dur...
Sana kim inanır ki, seni kim dinler,
Senin bol ışıkta, senin gündüzleri
Rahat göremediğini ne bilsinler,
Ne bilsinler çiçekleri sevdiğini?
O çiçekler ki geceleyin saksıda,
Geceleyin çiçekler saksıda diri
Karanfili, ortancası, yasemini.
Geceleyin çiçekler daha bir cömert,
Daha bir alımlı, daha bir kadınca diye dur...
En utangaç çağda görülen düş gibi
Geceleyin açılır sabahki gonca.
Her şey el yordamıyla bilinemez ki.
Yaprak yordamıyla, koku yordamıyla
Uzanır geceye bir asma gül; eski
Ve uzak bir dünyaya dökülmüş gibi.

Gültekin Samanoğlu



arwen 13 Haziran 2007 02:15

ve...bir daha söyle


Sevgi mi istiyorsun
Kolay
Anlat gönlüne
Ben sevgi istiyorum
Emir ver gözlerine
Ben sevgi istiyorum
Kazı belleğine
Ben sevgi istiyorum
İlle de sevgi diyorsan
Benliğine dön iste
Sana itaat edecektir
Ve… bir daha söyle hepsine
Ben sevgi istiyorum…


haluk kalkay


CaNaRY 13 Haziran 2007 07:06

Armağan.Ben ve Kuşlar...

Tanıdık bir deniz aramızdaki tuz, öfke, yağmur ve ateş
Fırtına yüklü gemilerin gidip gidip geldiği
Mor kanatlı kuş o, aramızdaki
Omuz başımızda durmadan öten
Bir kanadı aykırı mavilerde uçurum
Bir kanadı uçuk düşler ülkesi
Git işine Armağan şiir yazdırma bana
Girme bir bıçak gibi en kalabalık yerlerimde kanayan yalnızlığıma ...
-II-
Gündür, ağır çeker yaşamak bile
Kirpiğinden ateş damlar tutamam
İçin tuzlarda yıkar birikenleri
Hayatın kıyısı bu, bilirim bırakamam

Bak yine o ıslak kuş
Çığlıklara vurmuş yokuşlarını
Hangi yanı sustuğunun kapımı çalan bu kış
Konuştuğun, ölümün hangi serseri yanı

Yapma be Armağan
En aptal yalnızlık ölüm olmalı

Öyle durduğu yerde eskimemeli keder
Çiçek gibi çiçekler açmalı içimizde ipek gibi yağmurlar
Aşk gibi aşklar, yaşayan ve yaşanacak olan
İşimiz kolay değil Armağan
-III-

Direnmek bu, unutmamak azalmamak kendine ve insana
Paslı sürgü, demir kapı ve ısırgan otları arasında
Sığınmadan tenhalığa çoğalmaktır ağlamak bile belki
Ama senden olana
-IV-
Yeniyetme ürkülerdi cop yemek, sakat kalmak
Çocuk doğuramamak
Korkmazdık konudan komşudan dul kadın olmaktan

Şaşırma ve acı çekme ne olur
Anneni düşün, ya da benim annemi
Toprağın ve karın sessizliğini ve hâlâ ekin demetlerini
Doksan dokuzluk tespih sabrıyla çeken
Kırk olmadan yetmişini gösteren kadın çizgilerini
-V-
Kırgınsın biliyorum öfkelisin,
En çok da karanlığa karışan çoban yıldızlarına
Kopan kıyamet değil ki canım, bilirsin o şarkıyı
“Denizler durulmaz dalgalanmadan”

Yaralarım inançlarımdan değil
Gemisi kolayca yara alandan
Bana düşlerden söz etme Armağan
Bu gece uyuyamam
-VI-
Ne çok yıl be Armağan
Ne çok kırımsa
Her yenilgi bedenimize vurulan zincir
Beynimizde kırılan halka acılar
İki uçurum arası büyüyen çiçek ve sevinç
Gece yarısı birlikte pişirilen kurufasulye tadı

Zaman zaman kıyılar düşse de intihara
Borçlar ve alacaklar hâlâ eşit hayata

Bir tek şuna şaşıyorum
Hayatımız neden bu kadar kısa?
-VII-
Belki de kesişen sonsuz erimli iki aykırı çizgi
Belki çok daha derin bir düşün izi o aşina deniz aramızdaki

Tuz, fırtına, yangın ve kavga ve o bitmeyen sevda
Üstelik bunca gece varken daha sabaha
Bin direkli gemilerin gidip gidip geldiği

-VIII-
Keşke sana al kanatlı kuşlarla
Kehribar ve ipek yüklü atlastan uçuşlarla gelebilseydim
Keşke sana bilmediğin sevinçler
Gül iklimi erinçler verebilseydim
Getirdiğim sadece bu kır çiçeği
ıslak kanatlarımla iyi sakla
-IX-
Canım
Bu gece unut yalnızlığını
Beynimizin en eski yalanını

Haklısın bu saatlerde gece bizden kocaman
Ama söz sabahın ilk ışıklarından
Çiçekli bir şal dokuyacağım sana

Hadi
Sokulup yüreğimin kuytularına
Uyu şimdi usulca...

Ayten Mutlu...



SAGOPATÖR 13 Haziran 2007 09:30

ELLERİNİZE VE YALANA DAİR

Bütün taşlar gibi vekarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.

Arılar gibi hünerli, hafif,
sütlü memeler gibi yüklü,
tabiat gibi cesur
ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizliyen elleriniz.

Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.

Ve insanlar, ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki açsınız,
etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız.
Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.

İnsanlar, ah, benim insanlarım,
hele Asya'dakiler, Afrika'dakiler,
Yakın Doğu, Orta Doğu, Pasifik adaları
ve benim memleketlilerim,
yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
Avrupalım, Amerikalım benim,
uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandırılır,
kolay atlatılırsın...


İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
söz yalan söylüyorsa,
renk yalan söylüyorsa,
ses yalan söylüyorsa,
ellerinizden geçinen
ve ellerinizden başka her şey
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgân saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir
NAZIM HİKMET'TEN:)






scanner_11 13 Haziran 2007 14:37

Arar Oldum

Genç yaşımda girmiştim bu karanlık yollara
Bir kaç yılın içinde dünümü arattılar!
Karanlıklar içinde gözüm dalarken yola
Dört duvarın dibinde önümü arattılar!

Dönüp baktım maziye halime gülüyordum
Düşünüp o günleri deli miydim diyordum
Yollar kapanmış artık çıkmazda gidiyordum
Şaşırınca yolumu yönümü arattılar!

Nefsine yenilince dost görünen zalimler
Gözyaşıma ağladı yarınımdaki dünler
Gönlümdeki feryadım mısralarımda inler
Aklıma düştüğü an günümü arattılar!
Günümü arattılar.




Mystic@L 13 Haziran 2007 15:57

Kağşamış, yıkılırdı ahşap duyarlık
Kollar japon, etek jüpon kabarık
Esas çocuk, ince bıyık, haller Halivut
Cumbalar, rumbalar, işler karışık

Demir abim, beton ablam, cephe mozaik
Kim ne bilsin, cicozu yutulmuş mu hiç?
Sarayburnu, Büyük Sünnet (şehzade miyiz?)
Cümle yoksul İstanbul, Parkta taşınmış

Yaz günleri, mehtaplar, kürek şıpırtıları
Sahi, fotoğraflarda diri miyiz biz?
Vapurlar, tramvaylar, yitirdiğimiz giz
aslında kimlik: hem kadim, her arkaik.
Coşkun Yerli


kambis 14 Haziran 2007 00:24

Gitme Burada Kal


bir başka gülüş var dudağında.

söyledikleri belli.

söyledikleri,söylemese de belli.

"gitme,burada kal"diyor..

gözleriyle konuşuyor,

anlamamak mümkün değil..

gözlerinin anlattıkları anlatılır gibi değil!

"ne güzel gözlerin var"desem diyorum..

söylemeye meydan kalmıyor;

"gitme,burada kal"diyor..

söylemeye de,dinlemeye de alışkın bir hali var.

alışık değilim ya bunlara,

bu hali beni deli ediyor..

gülmenin doruğunu yaşıyorum onunla!

bir şeyler oluşuyor,

bakışlarımız buluşuyor..

her bakış bir dokunuş oluyor,

dokunuşun izi yanaklarımda;rengi kırmızı..

anlaşılmak ne güzel!

verdiğim herşeyi alıyor..

aldığı her şey gözlerinde;adı mutluluk..

sevgi dolu ,sevda dolu bir sesi var..

kulaklarım sesinin peşinde,

sesi içimde,yüreğimde..

ve o tekrar ,tekrar;

"gitme,burada kal" diyor..

ese®tunay




arwen 14 Haziran 2007 01:02

seni bana ekledim


Kendimden çaldım...
Sana ekledim herşeyimi! ! !
Kendimden çıkardım...
Sana getirdim herşeyimi! ! ! ...

Bir zamanlama hatası...,
Bir kaza sırası...
Bir hız hatası...
Kaza sonrası yine 1 ölü-2 yaralı...

Kendimden çaldım...
Sana ekledim...
Yetmedi...
Yetmezdim! ! ! ...

Zamanlama hatası...
Yine bir kaza! ..
Yine camdan çıkan ben! ! ! ...
Yine ölü...ben! ...

Kendimden çalma sınırımı aştım!
Hız hatası! ! ! ...
Alkollüydüm...
Çarptım! ! ! ...
Suç benim! ! !
KAza benim! ! ! ! ! !
Aşk da benim! ! ! ! ! ! !
Sen sadece yoldan geçen bir yaralı! ! ! ...

Ölüyüm ben...
Akıllanmış bir ölü! ...

Ya sen canım! ? ? ?
Sen bu yaranla nereye kadar gidebileceksin! ? ? ? ...
Hoşkal...
Güzel kal...

Suç benim....
İtiraf ediyorum ben! ! ! ...
Suç benim! ! ! ...
Mutlu kal sen...
Sen sadece mutlu kal...
Sar yaralarını...
Ben anlamasam da seni dinlerken...
Bir zamanlama hatası...
Ben çarptım...
Çarptım işte! ! ! ...
Haydi güzel kal küçük sewgilim! ! ! ...
HAydi güzel rüyalara dal! ...

Ben seni sewdim...
Senden kalanları da kendime ekleyip gideceğim...

Senimi bana ekledim...
Hep seweceğim...


aşkın egeli


arwen 14 Haziran 2007 01:43

aşk uzakta


hey sana sesleniyorum
deliler gibi sevdiğim,
kır gönlünün zincirini
yaklaş bana.
söz oldu dudağında,
nâmeler oldu kulağımda.
ama bak yine yoksun yanımda.
ıslak kumlara yazdım adını,
deniz de ise yakamozlar yazdı
aşkımızı.
dağlar ses verdi yankılandı
duymadın mı sevgimi.
oysa saatlerce bağırdım
seni seviyorum diye.
rüzgarlar bile iç çekti
ağaçların arasında,
fırtınalarla.
gök kubbe delindi
yağmurlar gözlerimde,
yaşlarla.
söyle sevdiğim,
yine mi duymadın
tabiat ayaklandı sen uyumakta.
bir uğultu geldi kulağıma,
aşk sana çok uzakta.
ne yapabilirim
peşinden koşmam mı gerek
bu hayatta.
aşk uzakta sen uzaksın bana.
ben de kalırım yalnızlığımla.


menekşe gülay


scanner_11 14 Haziran 2007 07:53

Ararım Seni

Akşam erken çöker yalnızlığıma
Sokak sokak gezer ararım seni
Hasretin gönlümün yangınlarında
Alev alev yanar ararım seni

Gözyaşlarım kurur yanaklarımda
Hüzünlü bir ıslık dudaklarımda
Sigaram sabahlar parmaklarımda
Nefes nefes çeker ararım seni

Gölgen düşer sanki hep yollarıma
Adım adım yürür izlerim seni
Bir çılgın özleyiş girer kanıma
Yudum yudum içer ararım seni...




HayLaZ61 14 Haziran 2007 08:36

DEPRESYONDAYIM

Elde ne var kuş çoktan uçup gitti uzaklara
Bilmem bir daha geri dönüp gelirmi buralara
Çoktan mevsim hazan olmuş kar düşmüş dallara
İhanetin alası var bir şeyler oldu zamanı sevdalara

İster istemez hal harap olmuş gelmiyor ki dolmuş
Vay benim memleketim meyerse çok şeyler olmuş
Atı alan çoktan sınırı geçmiş yaya ise çoktan yorulmuş
Kulağı duymayan gözü şaşı beş bakan şahıs ise buyurmuş!

Beni sormayın Allah aşkına inan inanma depresyondayım
Adım interpolde aranmakta vesikalık resimle elli milyondayım
Tabipler tablet veriyor bilin ki ben çok derin uykulardayım
Yanıyor içim dumansız ateş küllerim soğumaz alevlerdeyim

Batıdan doğuya güneşi kim doğurur memleket için
Bu zulüm çalıp çırpma bitsin artık söyleyin niçin
Boş konuşma hep peynir gemisi yürümez bunlardan geçin
Kapıları sonuna kadar özgürlük için bırakın inadı açın


SENER KAYA


Mystic@L 14 Haziran 2007 10:49

Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydum masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.

Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
Edip Cansever


recruit87 15 Haziran 2007 06:47

Hassas Terazi

Ben nerde a dediysem
orda a
önümde ibresi sağa sola
kımıldayan terazi.

Az uzağınıza gittiysem
böyle daha iyi göresiz
bir hafif yankı denizler ötede
ses eder siz.

Hep kendim için mi bazı şeyleri
gizlediysem bilmeseniz
başka dünyalarda a vardı
görülür hesabı ben/de a dediysem.

Behçet Necatigil


scanner_11 15 Haziran 2007 12:51

Aramizda daglar var
Aramizda uçurumlar
Yaklasma yanilirsin
Ben öldügümü bilirim
Sen yasadigini sanirsin
Kendini bilmeden daha
Beni taniyamazsin...

Günlerim atese gebe
Gecelerim sancili
Varamadik sabaha
Ben bir yumak dügüm dügüm
Sen karmakarisik bir kördügüm
Kendini çözmeden daha
Beni anlayamazsin...
Ahmet Selçuk Ilkan


jöly 15 Haziran 2007 14:42

Beyaz Göğsün Bana Karşı

Beyaz göğsün bana karşı
Açma beni öldürürsün
Ela gözler süze süze
Bakma beni öldürürsün

Öldürüp kanıma girme
Her bir yada gönül verme
Ela göze siyah sürme
Çekme beni öldürürsün

Gevheri der şah-ı bülbül
Beyaz gerdan bina-yı pul
Yanağına kırmızı gül
Takma beni öldürürsün

Gevheri |


jöly 15 Haziran 2007 14:56

A ve Ş ve K

Bir garip mengene yüreğimi sıkar
Bir kuşun kanadının gölgesi düşse yüreğine
Kıskanırım.
Ben mavzerde fişek
Ben ki kını da bıçağım
Gökyüzünü paslı bir maviye
Yeryüzünü kızıla boyarım
İsterim ki mutluluk gölgen olsun
Gözlerinin gülen tılsımı hiç bozulmasın
Ben bir bedevinin su aradığı gibi
Arıyorum şimdi seni
Ve nasıl özlüyorsa yarasalar geceyi
Bende seni öyle özlüyorum
Eylülün geldiğini
Sızlamasından anlıyorum dizlerimin
Bilir misin karanlık bir gecede
Yalnızlığın insana nasıl koyduğunu
Bilir misin kara bir karıncanın
Beyaz kalbi gibi bir hisle sevdiğimi seni
Bilir misin içinde aşk geçmeyen şiirleri yazmadığımı
A
Ve
Ş
Ve
K
Harfleri
Mazi urganın ucuna bağlıdır, benim gönlümde
Bir tren penceresinden el salladığım gün
Siyah saçlı bir kıza
Bir otogarda bıraktım bu harfleri
Sol göğsümün üstünde muska gibi
Sakladığım resmi uzayıp giden
Yollara bıraktım

K.Maraş
Ömer Arslan


RuYa 15 Haziran 2007 15:03

Ben en çok sonbahar'ı severim.
Ben en çok baharın sonunu severim.
ne kış kadar üşütür sonbahar
nede yaz kadar yakar içini.
hep bana yakındır çünkü sonbahar,
hep benden yanadır, bana döker için.
yapraklar bile iple çeker gelişini toprağa değebilmek için.
Hele kuşlar, onlar bile yolunu gözler sevdiğine kavuşmak için.
Sonbahar gelsede göç etsem sevdiğimin yanına diye.
güneş kendi halinden memnun zaten her zaman. O hep aynı ısıtır.
Ama sonbahar bunun adı. Onuda kandırır. çaktırmadan...
ben en çok sonbahar'ı severim.
yaz da güzeldir...
kış da beğenir kendisini bazen.
o bahar yokmuuu. Aklı sıra kafa tutar sonbahar'a...
Ama dedim ya ben en çok sonbahar severim...
Çünkü; Ben seni Sonbaharda tanıdım........ Uğur KÖROĞLU


jöly 15 Haziran 2007 15:08

SONNET
Kalbim sırrını buldu, manalandı hayatım.
Ölmez bir aşk aniden kapladı benliğimi.
Ümitsiz acı çektim ve herkesten sakladım,
O bile kendisini bilmedi sevdiğimi.

Ah! Şimdi çok pişmanım, yanında gölge gibi,
Hem ondan ayrılmadan kalacaktım, yalnız ben
Hem ölünceye kadar mesut bir köle gibi,
Hiçbir şey istemeden ve bir şey beklemeden.

Tanrı onu yaratmış melek gibi saf, temiz,
Yaşarken etrafını dinlemeden, habersiz
Bu aşkın şarkısıyla bir gün karşılaşacak.

O kalbe gömülerek yaşanılmış sevgiye,
Kendisinden başkası olmayan sevgiliye
"Kim bu kadın acaba?" deyip anlamayacak
Felix Arvers



RuYa 15 Haziran 2007 15:21

Hani bulutlarla bana haber yollayacaktın,
Sen her yağmur damlasına bir kelime yazacak;
bende o damlaları avuçlarıma alıp,
yazdığın mektubu okuyacaktım.
Kokunu çiçeklere iliştirip yollayacaktın hani?
Söz vermiştin...
Bülbüller sözlerini getirecekti bana.
Dalgalar, vurup vurup hasretini solumayacak mıydı?
Yıldızlar, sana giden yolu gösterecek,
mehtap, yolumuzu aydınlatacaktı.
Aşkımıza ondan başka kimse şahit olmayacaktı
Öyle sevecektik ki bibirimizi,
sorgusuz sualsiz girecektik cennete.
Kıskanacaktı nur'umuzu melekler bile...

Şimdi neden solgunsun böyle bir tanem,
Niçin açıp gözlerini ellerimden tutmuyorsun?
Uzat ellerini, al beni de yanına.
Bunca hasret yetmez mi çıkmak için katına,
Yoksa gittin ve unuttun mu beni;
Unuttun mu oralarda?
Göz kırp bana yıldızlardan.
Bir an bile durmam buralarda inan;
Davetini bekliyorum
Çağır geleyim artık,
Çağır meleğim artık. Coşkun Erdoğan


Sedef 21 15 Haziran 2007 20:30

Aşk Yarası
Yar mı sevilirmiş gizli gizlice
Aşk yarası derin aman efendim...
Kara sevda yaman incedir ince
Aşk yarası derin aman efendim..
***
Sevip alamayan gönül köşküne
Yaşıyom demesin boşu boşuna
Benzemez hançere yağlı kursuna
Aşk yarası derin aman efendim...
***
Çağları der gizli gizli sevmeyin
Varıp aşkı yare beyan eyleyin
Ser verinde gençler sırrı vermeyin
Aşk yarası derin aman efendim


Aşık Çağlarî


Misafir 16 Haziran 2007 12:05

Sensiz Ankara...
Dün yağmur yağdı Ankara'da bardaktan boşalırcasına,
Sanki benim yerime Ankara ağlıyordu,
Sanki senin gidişinle Ankara kahroluyordu...
Ankara'da biliyordu bu son gidişti;
Gelmeyecektin birdaha,dönmeyecektin Ankara'ya
Kendini bu kadar sevdirmişken zamansızdı bu gidiş...

Ankara bugün de ağlıyor dünkü gibi,
Alışamamıştı yokluğuna tıpkı benim gibi,
Sokaklarda çağlayanlar oluştu aynı gözlerimdeki gibi,
Dostlar bile fayda etmedi;çünkü sevmişim seni deli gibi...

Ankara'da yarın güneş açacakmış,ısıtacakmış insanları,
Umuda yelken açıp unutacakmış yaşananları,
Peki ben ne yapacağım yarın?
Unutabilecekmiyim yaşananları?

Söz verdim Ankara'ya seni unutmayı deneyeceğim;
Seni unutamayacağımı bildiğim için Ankara'yı terkedeceğim,
Yanlış anlama Ankara seni hep seveceğim;
Ama sevgilime söz verdim onun yanına;
Cennet'e gideceğim..


Aslıhan Erdal


RuYa 16 Haziran 2007 13:00



Her gece yarısında uykularım delinir,
Kör karanlık açılır, dev bir hayal belirir.
Yüreğim hızla çarpar, seven gönlüm delirir,
Kan ter içinde kalır, koşarım ona doğru.

Hıçkırıklı gönlümü geceler avutamaz,
Kapıldığı büyüyü gözlerim unutamaz.
Uzar yorgun kollarım, deler geçer tutamaz,
Kahırlanıp yüz dönsem, eğilir bana doğru.

Yanardağlar misali kor saçar bacalarım.
Bu hayalle tükenir, uykusuz gecelerim.
Gitmesin kalsın diye, çırpınır bocalarım,
İsteksizce ayrılır, ışıyan güne doğru.

Mehmet Nacar


RuYa 16 Haziran 2007 13:27

Gözlerin,
zifte bulanmış kanatlarımı
aşka geçit vermez barikatlarımı yıkıyorken
renkli çiçeklere inanmış bir bahar
güneşi arayan bir güne bakan
doğrulup ağır ağır sana bakıyorken
sen ne yöne ben oraya bir rüzgar
gül yüzüne adanmış umutlar doğuyorken

şimdi bırakıp gittiğin bu taze kavrulmuş yazın içinde
yalnızlık filizleniyor
gönül kabullenmiyor
bir mısra aşk,
bir mısra ayrılık anlatıyor şiirler
gönlüme gün doğmaz oldu,
gittiğin günden beri
aşkın boş beşiğinde yalnızlık büyüyor
ayrılık sevda sokaklarında geziniyor
bu özlem kendini ihbar ediyor
şarkılarla, şiirlerle
isyan değil, sitem sevgilim
sensizliği kabullenmiş bir ben bulamazsın
seviyorum inadına. ELCİN ORHAN


Sedef 21 16 Haziran 2007 16:40

Benden Götürdükleri





Tüm alınanlar benimdi İstanbul
Koynumdan, elimden avcumdan
Kimi zaman zehir yaşamımdan
Kimi zaman dilimden kopardıkları
Beynimden söktükleri
Öldürdükleri kimi zaman,
Hepsi...

Yırtık bir paltonun sol cebine düşen
Sıkı sıkı avuçta tutulan,yarım kalan
Kanla, canla başla
Savaşlarla, direnişlerle çığlıklarla ve
Yalancı gülüşlerin ardında saklanan acılarla
Çalınan umutlar, benimdi İstanbul

Sonra büyütülen,
Damarlara kadar gömülü yaşam,
Alınan, çalınan, bildiğin ne varsa işte,
Hepsi...
Benimdi...

Ve sen bunlara dur diyemedin koca şehir,
İncittin beni
Oysa giden umutlarımı sen vermiştin bana
Umutlarım...
Hediyendi...


Cüneyt Erdoğan


DrAm3vLH 16 Haziran 2007 16:47

Biliyorum yapmamalıydım
Kapatmalıydım kalbimi herkese ve herşeye
Yaşamalıydım hayatı en monoton haliyle
Kendime bir bitki almalıydım
Ve geçip karşına onu taklit etmeliydim

Biliyorum yapmamalıydım
Kapatmalıydım gözlerimi tüm güzelliklere
Yaşamalıydım hayatı en ışıksız haliyle
Kendime bir oda almalıydım penceresiz
Ve çıkmamalıydım ordan

Biliyorum yapmamalıydım
Kapatmalıydım kalp odacıklarımı
Yaşamalıydım bir başıma
Kendime bir ben almalıydım
Ve bir benle yaşamalıydım

Biliyorum yapmamalıydım
Sevmek senin neyine

Biliyorum yapmamalıydım
Aşık olmak senin neyine

Biliyorum yapmamalıydım
Umut etmek senin neyine

Daha ne yapmalı bu hayat
Daha ne kadar geri çevrilmen lazım
Daha ne kadar reddedilmen lazım
Daha ne kadar yanlızlık tokat gibi vurmalı yüzüne

Neyin uğraşındasın
Neyin çabasındasın
Neyin hayalindesin

Artık farkına varmalısın mehmet
Sen yanlızsın
Yalnız öleceksin
Aldığın o karanlık oda mezarın ve aldığın o bitki süsün olacak ...

huzeyfe 10/11/2006


RuYa 16 Haziran 2007 18:53

Zamansız gidiverdin gözlerimden
Hayalinle yaşıyor artık kalbim
Damarlarımda dolaşan senin sevginmiş
Şimdi anladım
Hasret vurdukça yüreğime
Seni arıyorum içimde
Bir ses duysam derinden
Hemen kulak veriyor, sonra ürperiyorum
Penceremdeki fesleğen kokusuymuşsun
Çayımdaki şeker
İçimdeki ben
Herşeyin tadı senmişsin
Sensizlikte anladım
Koşuyorum telefona, her çalışında
Belki eskilerden bir ses duyarım diye
Şöminenin başında uyukladığım gecelerde
Odunların alevinde aradım gözlerini
Şimdi bir ses gelse eskilerden
Neler vermezdim ki
Oturup yanıbaşına sessizce
Ağlardım, başım göğsünde
Ahh, şimdi bir ses gelse eskilerden... Hasan Hüsnü Güner


recruit87 17 Haziran 2007 09:10

Uluorta

-seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin-
-nazlanırsın ama bir gün gelirsin-

düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı asker miyim neyim ben
ekleyip duruyorum sabahları akşama
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe, benim için dua et:
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr. şükrü öncüoğlu'ndan
üç ayda bir reçete.

acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
yolundaydı herşey, ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda
kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçücük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

sorma,
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

İbrahim Tenekeci


RuYa 17 Haziran 2007 16:20

Hangi gözlere düşer serabın
Muradına tutsak iken ben
Vuslat hayali yüreğimdeyken
Bir yanım tipi , boran , kar düşer
Bir yanım alev alev kor düşer
Dağ susar bugün
Düşler mahkum çirkiniklere
Cellatlar basar bugün
Zehir de olsan kal bende
Say ki sabahına küsmüş bir ayazdım
Ne olur gel
Sana şiir yazdım

Kimin yollarına tebessüm eder dudağın
Yollarına turab iken ben
Öyle deli dolu
Öyle apansız
Çık gel
Sana söylerim tüm türküleri
Sanadır çığlıklanan her dize
Fermanım gözlerinde
Dermanım gözlerinde
Yorgun savaş mirasıyken sokaklar
Say ki senliğimde bükülmez bir bilektim
Ne olursun gel
Yokluğunda boyun büktüm , eyvallah çektim

Kimin ufkuna takılır adın
İstanbul ' un tüm duvarlarına yazmışken ben
Banklara , ağaçlara kazımışken
Namlu öyle soğuk ki
Horoz titrek
Ellerim kadar
Bir yanım lime lime kan düşer
Bir yanıma umut düşer , tan düşer
Gel gayrı takatim ol , gücüm ol
Geçmiş hesaplar sorulsun zalimden
İnancım ol , öcüm ol
Hasretin dert , hasretin işkence yüreğimde
Gel dermanım ol , ilacım ol
Esse savursa seni bir deli rüzgar
İlk defa ağladım gel gör yar
Say ki bir deli hançerdim belde
Kanım aksın , canım çıksın gel de... İmdat Özcan


Misafir 17 Haziran 2007 16:27

Ne Kaybederdin

Bir günah işledim bin af diledim
Üstünde durmasan ne kaybederdin?
Hemen her fırsatta bir tokat gibi
Yüzüme vurmasan ne kaybederdin?

Neyin eksilirdi beni affetsen ?
Ne vardı kalbimi tekrar fethetsen !
Ne olur birazda bizden bahsetsen
Hep onu sormasan ne kaybederdin?

Evli olmasakta keyfe kederdi
Gönül nikahımız bize yeterdi
Şeytana uyupta bu kadar derdi
Başına sarmasan ne kaybederdin?

Yakamı tutmasan yargılar gibi
Ahiret gününde sorgular gibi
Her yerde hatamı sergiler gibi
Önüme sermesen ne kaybederdin?

Üstüme gelmesen sıkana kadar
Üzmesen canımdan bıkana kadar
Dağ gibi sabrımı yıkana kadar
Dilini yormasan ne kaybederdin?

Kanattın yaramı günbegün deşip
Paramparça oldun gözümden düşüp
Çılgın seller gibi haddini aşıp
Üstüme varmasan ne kaybederdin?

Hiç şansın kalmadı dönsende geri
Yitirdin verdiğim bütün değeri
Aşkına emanet ettiğim yeri
Bu kadar kırmasan ne kaybederdin?

Cemal Safi


SAGOPATÖR 17 Haziran 2007 16:41

BEN KİMİM?
Ben kimim? Yaramaz bir çocuk
Sessizliğiyle kendine gizlenen
Bugün bile simyacılar, iyi-kötü
Bir şeyler bulup çıkarmak isterken
Ben kimim, zamanın kıyısında direnen?

Uçaklar uzaklara kanat vururken
Ben kimim, kırılıp kalmış
Eski bir tekne gibi?
Ben kimim, çocuk düşlerinden
Anlaşılmaz ülkülere uzanmış?

Ben kimim bilemiyorum
Açlığıyla olmadık sevgilerin
Bir küçücük bakışta oyalanan
Ben kimim olur olmaz zamanlarda
Kendine ve herşeye ağlayan?...

AFŞAR TİMUÇİN




RuYa 17 Haziran 2007 16:42

Seni öyle sevdim ben,
Öyle gözyaşı kurutan mevsimlerde,
Dağbaşı dumanlı türkülerle sevdim ben seni,
Ben seni sılada aşk bilip,
Yaşadığın acılara acı tüketerek sevdim,
Seni her yalnızlık ortası,
Yalnızlığımla sevdim,
Seni öyle sevdim ben sevdiğim,
Her mevsimde sonbahardı yüreğim,
Gözlerin vardı bende,bir ismin,bir sözlerin,
Ben seni yağmurlar kadar sevdim ey sevdiğim,
Anlamı bize kalsın sonu gelmeyen şiirlerin,
Ben seni böyle sevdim....

Birkan ASKAN


Misafir 17 Haziran 2007 16:48

Gurbet Akşamları

Hiç istemem yine gelir,
Çatar gurbet akşamları
Yüreğime hançer olur,
Batar gurbet akşamları.

Öldürecek beni dertler,
Bende geçti bini dertler,
Dertlerime yeni dertler
Katar gurbet akşamları.

Bilmiyorum dertten gamdan,
Zevk mi alır intikamdan?
Kanlım gibi şu yakamdan,
Tutar gurbet akşamları

Şimdi akşam bak şu anda,
Zindandayım ben zindanda,
Zindan ne ki zindandan da
Beter gurbet akşamları

Acılara beler beni,
Kesip doğrar diler beni,
Parça parça böler beni,
Yutar gurbet akşamları.

Memleketim ilim obam,
Kavim, gardaş, dost, akrabam,
Gözlerimde anam, babam,
Tüter gurbet akşamları.

Kadir Mevla’m yardım etsin
Ozan Arif yurda gitsin
Bitsin artık bitsin bitsin...
Yeter gurbet akşamları.


Ozan Arif


RuYa 17 Haziran 2007 18:50

Kimbilir hangi nehirin sesidir bu geceler,
Yakılırken dudaklarımdaki güz sevdaları,
Sanki herşey seni yaşamaktı,
Yarım kalan bir aşk'ı sessizliğimden devraldı,
Ay unutuldu kendi yalnızlığında,
Yüreğimde seni tanımanın ilk günü kaldı,
Seninle olmak sanki yüzyıllık bir masaldı,

Masumluğu çizdi bomboş duvarlara ayrılık,
Kimbilir hangi hayal tutup ellerimden,
Beni sabahlarına böyle yorgun bıraktı,
Ne zaman uyandı bu dağlar,bu taşlar,
Ihlamur kokusu ile yıkanan sokaklar,
Ve kavuşabilmek sana gecelerce,
Suretini tanımayan bir şehrin terkinden,
Terkedilmeyen bir ağıttı,

Asfalta düşen yağmurla birlikte,
Kollarımda geçmişin ayakizleri,
Göçebe kesilen yollarda anlamsız bakışlar,
Vitrinlerin sahte yüzleri,
Kimbilir ne zaman unutuldu bu akşamlar,
Tarihime sensizlik düşüren uykusuzluklar,
Virane kurgusu avare dolaşan bulutlar,

Ve ben anlıyorum,
Bu kent bana dokunuyormuş sevdiğim,
Özledikçe figüran kalıyor aşk,
Kapanıyor yokluğuna yüreğimdeki bütün kapılar,
Sensizliği,senden iyi tanıyorum....

Birkan ASKAN


Sedef 21 17 Haziran 2007 19:50

Ne Sen Bana Mecbur Oldun
Ne sen bana mecbur oldun

Ne ben sana bu ilişkide…

Emanet de değildi sevgimiz

Birbirimize…



Göçmen kuşu değildik

Konup, göçüp gidecek…

Kiracı da olmadık birbirimize…

Sen ben olduğum için beni sevdin

Ben sen olduğun için seni…

Ne sen bana mecbur oldun

Ne ben sana bu ilişkide…



Güçlü kanatlarımız vardı

İstersek uçup gidecek.

Güçlü bacaklarımız vardı

İstersek kaçıp gidecek.

Kendi özgür kararımızdı

Güçlü kollarımızla, güçlü ellerimizle

Kenetlenmek.



Diktiğimiz tohumlar

Önce fide verdi, kök saldı toprakta

Şimdi meyve veren koca bir ağaç var.

Ne sen bana muhtaç, ne ben sana.

Ne sen bana mecbur oldun

Ne ben sana bu ilişkide…


O.Yavuz İnal


RuYa 17 Haziran 2007 20:38

Bu gece gireceksen limana
Acele etme Kaptan,
Yarım yol ver gemiye,
Sonra pruva ışıklarını söndür,
Makinaları sustur tamamen,
Tornistan et dümeni bana doğru,
Bana doğru,
Şimdi, Cihangir'in camlarındayım,
Bütün gönül pencerelerim fora açık sana,
Sen de aç artık yüreğinin düğmelerini,
Sabırsızlanıyorum tutmak için ellerini,
Ama önce izin ver,
Söndürmeliyim şehrin ışıklarını bir bir,
Buluşmamız alaca karanlıkta olsun istiyorum,
Üsküdarda sabah olmadan az önce,
Hattâ mehtabı da Adalara doğru sürüyorum
Sürgüne gönderiyorum,
Şarap renkli bahçelerden geçerek geleceksin,
Ayların hasretinin zincirlerinden geçe geçe,
Ve Cihangir'in camlarında beni göreceksin.
nurdan


scanner_11 18 Haziran 2007 07:41

Anlarsın Bir Düş Gördüğünü

Bir kırlangıcın kanadındadır hayat.
Bazen yükseklere alır seni,
bazen umulmaz alçaklara,
beklenti geç doğan güneş gibidir,
gecikmekse yağan bir yağmur...

Bir damla su olursun bazen,
ya da bir hıçkırık boğazlarda yutkunan.
Bir ırmak olur akarsın tepelerden,
durgunlaşırsın hava kararırken...

Sonra susarsın biraz,
rüzgara karşı bir mum yakarsın, hep söner.
Pişman olursun nedense, ağlarsın.
O da eser kendi halince,
silip götürür bütün benliğini.
Belki çok seversin, belki az,
zamanı gelince anlarsın bir düş gördüğünü,
her şey bir kördüğüm olur,
bir ağrı geçer gider yüreğinden,
çok üşürsün sen kalabalıktaki yalnızlığında...

Belki çok düşünürsün, belki az.
Bir ateş düşmüştür önüne,
bir el tutmuşsundur belki istemeden,
belki bir güneş, belki...

Zamanı gelince anlarsın bir düş gördüğünü,
duyguların bulutlardan sıyrılıp önüne düştüğünü...




Misafir 18 Haziran 2007 13:41

Mutlu Kahraman Yoktur

Mutlu kahraman yoktur...
Ya kahraman olursun,
Ya da mutlu...
Kahraman olmak,
Es geçmektir mutluluğu;
Başkaları için, kendinden
Feragat etmek...
Başkalarına
Mutluluk armağan etmeyi,
Meslek edinmek...
Gülümsetebildiğin her yüze,
Mutluluğum diyebilmek...
Mutlu kahraman yoktur
O yüzden...
Ya kahraman olursun,
Ya da mutlu...
Ben senin için, senden geçtim;
Ben kahraman olmayı seçtim!
Şimdi git onunla; durma...
Kahramanın benim nasılsa!

(Bu da bir çeşidi mutluluğun!)

Burak Zorlu


Misafir 18 Haziran 2007 16:13

Gönlümdeki Gurbet

Dost ülkeler duman duman önümde
Dağların alnında gurbet yazılı.
Göv göcekler firez oldu gönlümde
Çamların dalında gurbet yazılı.

Ilgıt ılgıt yeller eser ovadan
Kuşlar tüm tedirgin kalkar yuvadan
Özümüz gövünür yanık havadan
Sazların telinde gurbet yazılı.

Gene yanar oldu bağrımın başı
Nasıl söner bu sevginin ateşi?
Oğuzlar soyunun savaş yoldaşı
Atların nalında gurbet yazılı.

Bir canım olsa da yurt için versem
Ufka nakış nakış kanımı sersem
Kalk gardaş sılaya gidelim desem
ÖTÜKEN yolunda gurbet yazılı.

Vur Emri(sh.122)


Abdurrahim Karakoç


scanner_11 18 Haziran 2007 16:17

Arayı Arayı Bulsam İzini

Arayı arayı bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasip eylese görsem yüzünü
Ey sevdiğim (ya Muhammet) canım arzular seni

Ali ile Hasan, Hüseyin anda
Sevdası gönüllerde muhabbet canda
Yarın mahşer gününde hak divanında
Ya Muhammet canım arzular seni

Yunus meth eyledi seni dillerde
Dillerde dillerde hem gönüllerde
Arayı arayı gurbet ellerde
Ey sevdiğim canım arzular seni




RuYa 18 Haziran 2007 20:40

Yokluğuna adandım,
Bir anlamda,
Mevsiminden tekerrür sabahlarına,
Çivi pasından avuçlarına,
Kırık uçlarında hayatın gözyaşı,
Sırça saraylara gün yüzü,
Mahkumluğumsun,
Varlıkta yokluğum,
Yalnızlığım,
Suyun bekleyiş çarpanı sesinden,
Nehirler doğuran suskunluğumsun,

Ki ben acımasız zamanın,
Yüreğine tutunan yelkovanı,
Kendi gezegenine doğmamış bir sabahtan,
Yaşanmamış bir aşkın arta kalanı,
Çocukluğum,
Masumluğun gibi büyür içimde,
Tomurcuk mevsiminden,
Yoksulluğum kalır dudaklarına,

Ve yazılmamış yitik tarihinden,
Rimbaud'un gözlerinde boğulan,
Gözlerimdir sığınan uykularına,
Deliren bir okyanus renginden,
Acının kıyısız isyanlarına,
Usulca,
Ardarda sahipsizlik dokuyan,
Mazeretsiz bir sevda gibi,
Fırtınalar kaldıran ellerinden,
Kendi aşkını,
Kendi yüreğinde sorgulayan,

Dinle,
Ey tanınmamış sevgilim,
Yalnız ikimiziz burada,
Bu şiirde,
Bu kayıp şehirde,
Şimdinin vaktindeyiz,
Gönlünce,
Birtek sen kaldırıyorsun havanın soğukluğunu,
Hergün artık fırtına,
Eskiyen evlerin çatı katı,
Değmez bendeki uykusuzluğuna,
Ardımsıra,
Ey tanınmamışlığı ile yüzüme gülen sevda,
Yaşamak herşeyi,
Hiçbirşeyden çoğalarak,
Kalandır kanayan bir yara gibi avuçlarına,
Sensiz düştüğüm büyülü uykularda,
Bilesin sevdiğim,
Yaşayamadığım herşeydi,
Seni hatırlatan mevsimlerde,
Yaşadığını sanan,
Yalnız senin uğruna... Birkan ASKAN


Sedef 21 19 Haziran 2007 00:49

En Hoş Hediyesin
Seher serinliği bekler yapraklar
Yağmura hasret topraklar misali.
Rüzgarlarla taranırken başaklar
Zülüfler gerdana düşer misali.

Eski bir şarkıdır dudaklarımda
Avuçlarının temmuz sıcaklığı
Gönlümün en hazin doruklarında
Gözlerindir yırtan kör karanlığı.

Verilmez bir söz yarınlardan yana
Yokluğun içimde tufan ertesi
Ah bir varabilsem ufuklarına
Güneş terketmeden al tepeleri.

İlk hayalimdin sevgi mihrabımda
Şebnemler çimlere düştüğü zaman
Seven sultandır benim kitabımda
Kalbinde ihanetler öldüğü an.

Mor bulutlar dönüşürken şimşeğe
Gül yüzün titretir iliklerimi
Yıldızlar ötesi bir geleceğe
Yürek kanımla yazacağım seni.

İsmiyin ak yeşil yokuşlarında
Yürür bıkmadan tozlu ayaklarım
Savaşlar çıkar sevda burçlarında
Senin için dikilir bayraklarım.

Maşallah yazılı senin kaşında
Sulara akseder ceylan nefesin
Yeşil yazma küçük güzel başında
Rabbim'den bana en hoş hediyesin.


Sadullah Çelik



Saat: 21:57

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık