![]() |
Daha Ben Daha ben ilk kazmayı vurmadan Elime gelen Karabitki'li testi, Nefertiti'nin mutfağı sayılan yerde Koyu sır yeni hicret yollarını kesti. Terimler eşekarıları sözcüklerin, Acımasızdırlar, adsız ve sueldirler?, Önlerine katarak insan ve hayvan listelerini Sabah akşam kapınızın önünden geçirirler. Fazıl Hüsnü diyor ki, ne diyor Fazıl Hüsnü?.. Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Cemal Süreya |
Sevgi Emek İster ellerimde kaldı yüreğin bakışların düşlerde kimsesiz bir sevgiydi öylesine garip bir çocuk gibi aldım büyüttüm emzirdim sevdanın göğüslerinde sevgi emek ister diye şimdi istiyorum düşmeyi hüznün uçurumlarından yalnızlıkların koynuna Birsen Ateş |
Elimde kaldı umutlarım Her sabah hüzünle karışı bir umut var içimde. Sensizliğin hüznünü, yeni bir günün seni getirmesi umuduyla bastırıyorum. Her doğan gün yeni bir umut, yeni bir arayış benim için. Belki sana kavuşacağım ana bir gün daha yaklaşıyorum, bugün değilse yarın... Kim bilir belki de yanlızca kendimi avutuyorum. Gittiğinden beri hep yanlızlık şiirlerine takılır gözüm. Bir başıma değilim, sensizlikten yanlızım. Terk edilip gitmek en çok nasıl koyar insana bir ben bilirim. Gitmelerin, gidenlerin arkalarında bıraktığı çaresizlikleri, en koyu özlemleri... Senin gidişin de ateş gibi çöktü yüreğime. Hiç bir yağmur yetmedi içimdeki hasret ateşi küllendirmeye. Hiçbir sevgi yetmedi senin özlemini gidermeye. Ben her sabah beni sana götürecek yollarda yürüdüm, Senin duyacağın sarkıları söyledim yanlızca. Ve gelmeyişinin her akşamında aslında doğduğunu hiç anlamadığım güneşle Beraber ben de battım bir kez daha... Geceleri hep uyudum, uyudum; Gün boyu hasretini rüyalarımda biraz olsun giderebilmek için. Her şeye iyi gelen, yaraları iyileştiren zaman hiç bu kadar acıtmamıştı yüreğimi. Bin bir umutla sarıldığım sabahlar artık hiç doğmaz oldu. Benim günün de gecem de karanlık şimdi. Ne ay uğruyor gecelerime, ne sana benzettiğim yıldızlar parlıyor. Elimde kaldı umutlarım... Sensizlik öyle kötü bir yara oldu ki artık, içimde öyle bir yara açtın ki, bir gün Olurda geri dönersen kendi yaptığın boşluğa sende yetmeyeceksin. Orası hep bomboş, paramparça kalacak. Büsbütün cam kırıklarıyla kaplı kalbim. Ne zaman seni düşünsem, seni hatırlatacak en ufak bir görsem o kıraklarla dolu Yerim batmaya başlıyor yüreğime. Artık sabahları yanlızca hüzünle uyanıyorum. Hiçbir şey beklemiyorum günden, seni bile... Varlığında sensizliği yaşamaktansa içimdeki boşluklarla kırıklarla, boş umutlarımla Sensizken alışırım, alışmaya çalışırım yokluğuna... NURİ CAN |
Diyebilseydim Anladım diyemem ki ! Suçluyum. Belki ben anlatamadım sana kendimi Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi. http://www.kumru.net/konuksiirler/diyebilseydim/yildiz.gif Her gün her dakika seni özlerdim Bitmezdi kederim senin yanında bile Susardım, gözlerime baktığın zaman Mermer bir heykelin çaresizliğiyle http://www.kumru.net/konuksiirler/diyebilseydim/yildiz.gif Oysa neler düşünürdüm sen yokken Sana kavuşunca neler söylemek isterdim Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi Ayrılık başlayınca ben biterdim. http://www.kumru.net/konuksiirler/diyebilseydim/yildiz.gif En kötüsü beni koyup gitmendi O, öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz. http://www.kumru.net/konuksiirler/diyebilseydim/yildiz.gif Ve nice yıllar kovalardı birbirini Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler Bütün teselliler uzaklarda kalırdı Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler http://www.kumru.net/konuksiirler/diyebilseydim/yildiz.gif Ne olurdu saadetlerin en büyüğü İşte ellerimde al, diyebilseydim Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi? Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim. http://www.kumru.net/konuksiirler/diyebilseydim/yildiz.gif Ümit Yaşar Oğuzcan |
Maceram genç mi olunurmuş içerde a benim gülüm söyledim yedi yılda bütün türkülerini ömrün güz bir yandan uçuşur saçlarımda kış bir yandan ihtimal ki ben senden tam sekiz ilkbahar büyüğüm sen saçlarına ilkokul kurdelası taktığın gün dev adımlarla buluştu ayaklarım ah ne çabuk kanımı pompaladı yüreğimin çelik kasları kanım damarlarımda şaha kalkan atlardı beyaz atkılar gibi attım boynuma bulutları uçura uçura yürüdüm rüzgarında ölümün en güzel nakışını vururken kanatları kuşun delip geçti karaciğerimi karanlık bir kurşun onsekiz yaşım düştü ıslak aynasına asfaltın ılık bir ıslık gibi aktı kanım fakat ölmedim bir hemşirenin mavi gülüşüne tutundum gülüm anladım ki asla yenemez gülen insanı ölüm dokuzuncu gün haykırdım pencereden gökyüzüne heey kurşunların rağmına yaşamak ne güzel şey ben böyle hep uslanmaz kavgacı ve her güzele aşık durmuşken seksen mart akşamlarına bahar gibi ışık duvarlara zincirlere çıktı yolu umudumun şarkılar ne bilsin sorguevlerini istanbul'un gayrettepe'yi samandıra'yı... ah gülüm ne bilsin parmaksız bir el gibi bütün tanımları insanın insan işkencede susabilen bir hayvanmış meğer dur ağlama küçüğüm hiç yakışmaz yüzüne keder ta kökünden türükdüm dilsiz kalaçmışım ne gam işte böyle başladı benim yıllar süren maceram Ekim 1985-Haziran 19 Nevzat Çelik |
GİDİŞ VAR DA ne anlamsız duygudur bu, anlatılması imkansız,yaşansa da, bir gidiş var, ama dönüş yok hala..... inceden kulağıma geliyor türkü, düşündürüyor ister istemez geleceğin günü, bir sevdiğim var uzaklarda, bilinmez bensiz ne yapıyor oralarda, yarime şöyle doya doya sarılmak varda, engeller var arada, ilk ve son aşkım bıraktığın yerdeyim bekliyorum seni hala.. Nurgül Gündoğdu |
Mansur Mercan mercan, uçuk dudağında kan, İnci inci, soluk şakağında ter. Ne baş yedi, ne kan içti bu meydan Bu meydan aşıktan canını ister. Tatlıydı akrebin sana kıskacı, Acıya acıda buldun ilacı; Diyordun, geldikçe üstüste acı: Bir azap isterim bundan da beter. Sana taş attılar, sen gülümsedin, Dervişin bir çiçek attı, inledin, Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin, Halden anlayanın bir gülü yeter.. Necip Fazıl Kısakürek |
Geçici Bu Ayrılık Şimdi yoksun yanımda Elbet bir gün geleceksin buraya, Bensiz ağlama oralarda Unutma yüreğim hep yanında Sensizlik acıtıyor içimi, Çok özledim sevdam seni, Yoksun yanımda,gittin uzaklara Unutma sevgilim oralarda beni... Dünya gözüme boş geliyor, İçim sıkılıyor,yüreğim daralıyor, Sen yoksun yanımda, Bu şehir beni boğuyor... Senelerimi verdim sana, Yıllar dayanmadı bu aşka, Sakın gidip beni bırakma Seni çok seviyorum unutma.... Nurgül Gündoğdu |
Baba Bana Bağırma yol ıslanmasın diye şemsiye açanlara... baba bana bağırma bülbülleri kaçırdın ormanlarımdan kulaklarımın kapılarını havalara uçurdun kapılar baba kapılar pencereleri alıp gittiler tenorlar kaçtı ses tellerinden çevreye saçıldı yavru diktatörler seni ne sopranolar istedi de vermedik baba baba bana bağırma bayrak direklerine konan kartalları anlat uzun uzadıya nasıl da göremediler avcıları o keskin gözleriyle vah hah ha şans yıldızlara özgü bir yalan baba yıldızlara tükürüp tükürüp onları gezegen yaptınız savaşan halklar taktınız dünyanın boynuna yalanları yazdım defterime hiç unutmadım radyasyonu radyo istasyonu sanan Bakanları çiğleri, Meclis tavanını çiğ köftelerle çiğneyen doğum sonrası acılarını cüce ülkeler doğuran kadınların hiç unutmadım sakallarını yüzlerinde yüzlerini sakallarında unutan adamları ve ısırgan tarlalarındaki parçalarını Uğur Mumcu'yu biz yapan bombanın hiç unutmadım uzak yakın tüm tuzakları baba yolun ezdiği oyuncak bir kamyonsun sen bir gam ağacısın kar yüküne dayanamayıp kırılan ilkbaharı gerzeklere ödünç verdin geri getirmediler güneşin başına gelenleri biz ilkbaharsız nasıl anlarız baba baba bana bağırma bir kulağımdan giriyor sözlerin öbür kulağımı tıkıyor Buenos Aires'te olsaydım diyorum içimden Eva'nın peronunda karanlıktan kuşlar çalan bir tren bir bıçak kaçağı tangonun bacaklarını havaya kaldırdığı kentte ama iyi ki buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan burada bilginin bilgisizlikten daha çok acı verdiği yerde burada, tam karşında hapisanelerde hintyağı gibi bir şeydi zaman hastanelerde pıhtılaşmış kan gemisi gibi yol alırdı saatler karılarının namuslarını dillerinde saklayan adamlar vardı bir taraflarda televizyon kanallarında yitirilen çocuklar gökyüzüne düşmemek için denize yapışan balıklar ve depolara indirilen Lenin heykelleri vardı Sovyet Rusya'da kafandaki duvarları niye cebine koymuyorsun sen baba baba bana bağırma farkında değilsin arkasını ezilenlerin yaladığı bir posta puludur dünya bir kara delik yutana kadar uzayda bizi asansör boşluğuna itilen bir kedisin sen söylemenin tam sırası ülkeyi bu duruma senin oy verdiğin partiler getirdi baba ama ben buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan bir yaşamlık kaygı duruşundayım yakın tarihimiz için baba bana bağırma bacağından vurulursa bir şiir nereye kadar gidebilir bana bağırma baba kendine bağır yoksa her şey bitebilir Akgün Akova | |
Gizlerim Umutsuz sevdanın peşinden koşar, Yorgun olduğumu gizlerim senden. Ayrılık çölünde yollara düşer, Sürgün olduğumu gizlerim senden. Her yanım yaralı, attığın taşla, Ayrılmam dedikçe, ağıta başla. Yaz yağmuru gibi döktüğün yaşla, Vurgun olduğumu gizlerim senden. Her sabah dirilir, her akşam ölür, Bir tatlı sözünde bin umut bulur, Gönlüme yaptığın yanlışı bilir, Ergin olduğumu gizlerim senden. Ayrıldım desen de, bitmiyor göçün, Mağlubu olmuşum, hasretle maçın. Zoraki gülerim, hatırın için, Kırgın olduğumu gizlerim senden. Ne kadar kastetse alevin cana, Savrulan külleri göstermem sana. Bir tek selamını duymak uğruna, Dargın olduğumu gizlerim senden. Mehmet Nacar |
| Saat: 14:37 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık