![]() |
Nasıl özlemem seni Sabah penceremi araladı rüzgar, Yağmurun avuçlarında günü selamladı yüreğim, Gözlerim seni aradı durmadan sevdiğim, Geceyi unut,gülümse gül'e çalan dudaklarınla, Çiçekler açsın bahara bırak,rengi içimizde kalsın, Binlerce kelebek havalansın sevdaya umutlarımızla, Bir aşk yaşatır bizi,akşamı karşılayan her suskunlukla, Bir yüreği sevdalı geceler tutar ellerimizden, Hasrete tutkun yanlarımızla, Seni nasılda özlerim şimdi, Sen ne hayaldesin bana,ne bu acı ile yokluğunu tüketen günlerimde, Ve aşkı anlatmasın hayat,yaşatsın sınırsızca bize, Bir kendimize kalan aşk ile tutuşan gözlerimizde, Şiirler okunsun bizi bizde unutan gecelerimize, Şimsi sen nerdesin sevdiğim,hangi sabaha bırakıpta beni, Hangi düşte beklemektesin, Düşsem yollarına mevsimi eskicilere verip, Gelsem öpsem bir kez seni,uyandırsam uykularından, Kaçırsam seni içimi yakan Eylül'ün sabırsız sokaklarından, Yorulsamda bırakmasam sabahlarını, Yağmurlarında ıslansam,utanmasam aşk'a dokunuşlarından, Yine beni severmisin,seni seviyorum dermisin sevdiğim, Söyle bana sen hangi düşte,hangi seferdesin bilmediğim, Geceyi unut,bir sıcaklığın kalsın bana,bir aşk için atan yüreğin, Tende savrulan güz gibi şimdi yalnızlık,sen neredesin özlediğim, Gelsem yanına,koşabilsem düşmeden sonsuza dek kollarına, Yaşayabilirim belki bir gün elbet,birgün seni görebilirim, Gözlerine bakıpta sevdiğim, Şu sensizliği içimden, Belki de yalnız o vakit silebilirim..... |
Bir Hayal Üstüne Bilemem nerdedir şu gönlüme eş Hayaller dilekler cümlesi beleş Ben bir ufuk olsam sevgilim güneş Her gün bende doğsa hep bende batsa Eğilsem üstüne ince dal gibi Döksem dertlerimi bir masal gibi Dalından dökülen portakal gibi Kucağıma düşse kolumda yatsa Saçlar bulut bulut el kına kına Her nefeste geliverse yakına Birazcık utana biraz sakına Gönül meyvesini bu bağda tatsa Hasan Turan gene aşkın tığında Kolların Tanrı'ya açıldığında Sarmaş dolaş olsak ay ışığında Geceler dolusu ömür yaşatsa |
EVCİL ACI (1468 Hit) Su içiyor bardağımdan Karşımda tam karşımda duruyor Açsam ağzımı Benden önce o söylüyor Yastığımda onun baş izi Onun serinliği göğüs boşluğumda Kullanılmamış bir ev gibi Beni yenibaştan döşüyor Diyelim ki küçük, yerleşik bir saat içimde Kendi kendini durmadan kuruyor Hiç kimse aslında Bir yerlere gitmiyor Bütün süreçlerinde Bir yelken bezi gibi Rüzgara karşı inip kalkarak Suyunda dinleniyor İşte bir ağaç yanlış iki dalıyla Geceyle günü yine de karıştırıyor Sonra bütün pencerelerde gökyüzü Taş baskı gibi hiç değişmiyor Ben ki bir çocuk kadar yalnızım Böyle olsa ne çıkar Bir çocuk bile yalnızlığında Artık kendini kullanıyor |
YAĞMUR ŞİİR YAZIYORDU yağmur şiir yazıyordu Ren üstüne yapış yapış ıslanıyordu alnı kirli yüzler yüreğini kendi ayaklarıyla ezenlerin katran kara ter kusan tenlerinden irin dökülüyordu aşınmış ellerine kof bakışlı çürük alınlarıyla bir zamanlar Munzur çağlayan Toros’lar kokan gözler haraç mezat,üç kuruş hesap her yana saçılmış riyalarını satışa çıkarıyordu sokak aralarında inadına o terasta içtiğimiz kahveye kırk yıl hatır biçmedik biz ama biliriz ki kenetlenmişti dost yüzümüzde bir çift yürek şimdi hüzün kasırgası kan damlayan yüreğin toplasak parçalarını tuza bandırıp acılarını içsek geçilmemiş ıssızlar gibi baykuşlara mesken olan bağrımızın en yangın yeri susku çığları düşürür us’umuza vadilerimizde bulanık seller köpürür mavi balıklarını boğar ırmaklarımız şimdi yaralarımızı közle dağlasak her damlası hicran olur dizelerin bilirim can şimdi sürgünlüğümüzü taşımaz künyemiz vurgun yemiş bir yunus gibi dibe vursakta sesimizi etimize diken gibi batıra batıra susmayı da biliriz hadi kaldır başını yukarı kaldır ki o kalenin burcundaki bakır şovalye görsün gözlerinde Munzur gözelerini... |
Kaç Kişi Kaldık http://www.myehost.de/resim/images/eqO89621.gif uyuyor musun dedi telefon telinin diğer ucundan tanıdık bir ses öfkeli küs evet hayır dedim hem evet hem hayır kızdı aşina ses cevap vermedin uyuyor musun benim için uyanacak ve beni dinleyecek misin kim kaldı ki dedim çılgınlığın büyülü sınırında öte yana geçmeye an kala herhangi bir günün belirsiz saatinde ses bir dost sesi duymak istediğinde uyanıp sesiyle seni kucaklayacak ve konuş dinliyorum diyecek kaç kişi kaldı kaç kişi kaldık sustu yorgun ses hadi bir şeyler söyle dedim susma saçmala istersen bağır çağır küfret şarkı söyle bana ya da ağla nerdesin neylersin geçmişte mi gelecek misin nerede yitirdin şimdiki zamanı konuş anlat bana kaç kişi kaldı kaç kişi kaldık... http://www.myehost.de/resim/images/eqO89621.gif |
SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN Sen benim hiçbir şeyimsin Yazdıklarımdan çok daha az Hiç kimse misin bilmem ki nesin Lüzumundan fazla beyaz Sen benim hiçbir şeyimsin Varlığın yokluğun anlaşılmaz Galiba eski liman üzerindesin Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak Dudaklarınla cama çizdiğin En fazla sonbahar otellerinde Üniversiteli bir kız uykusu bulmak Yalnızlığı öldüresiye çirkin Sabaha karşı öldüresiye korkak Kulağı çabucak telefon zillerinde Sen benim hiçbir şeyimsin Hiçbir sevişmek yaşamışlığım Henüz boş bir roman sahifesinde Hiç kimse misin bilmem ki nesin Ne çok çığlıkların silemediği Zaten yok bir tren penceresinde Sen benim hiçbir şeyimsin Yabancı bir şarkı gibi yarım Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak Hiç kimse misin bilmem ki nesin Uykumun arasında çağırdığım Çocukluk sesimle ağlayarak Sen benim hiçbir şeyimsin Atilla İlhan |
Aç Kapıyı Yalnızlık Aç kapıyı yalnızlık, ben geldim Hayır, ağlamadım, gözlerim yaşlı değil. Cephedeydim, kurtaramadım yenilmekliği. Gece yarısı, uyumuştur sokaklar çoktan Bir sen varsın işte, bir de benim hayaletim... Bakma öyle, al elimden valizlerimi Bir şey yok içlerinde; balık kokusu sinmiş üç beş kazak, Kırık bir ayna, bir kaç tel siyah saç... Soğuk burası, yağmur kokuyor Geceleri uyku tutmaz insanı burda Bak, yıldızları görmem lazım benim dolunayda; çıldırırım Yıkarım üstüne bu mahzeni, kaçamazsın... Morarmış, çatlamış ellerim soğuktan görmüyor musun? Varsa sıcak bir çorba getir bana, tuzlu Yoksa uğraşma, aç değilim. Saat yok duvarlarda, o kadar yalın yaşamak Günışığı da yok, karanlık ruhun gibi yakın sana... Yalnızlık kapat kapıyı! Şuraya, şu soğuk taşların üzerine bir yatak ser bana. Uyumak istiyorum, Unutmak istiyorum, Unutulmak istiyorum... |
TUT ELLERİMDEN Sırat'tan incedir sevda köprüsü Beraber geçelim tut ellerimden. Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü Beraber uçalım tut ellerimden Gönüldeki birlik kalkandır dışa Aldırma ayaza, yele, yağışa Giden ilkbahara, gelecek kışa Beraber göçelim tut ellerimden. Birleşmek üzredir şafakla gurûp Korku beklenilmez kapıda durup İster zehir olsun, isterse şurup Beraber içelim tut ellerimden. Çağır hayallerin en ötesini Yakından duyarsın aşkın sesini Sonsuz mutluluğun penceresini Beraber açalım tut ellerimden. Hatırla kaybolan hatıraları Elmastan ışıklı, altundan sarı Zaman tortusundan işte onları Beraber seçelim tut ellerimden. Şüphe "başlangıç"tır, karar "nihayet" Zamanı zamana etme şikayet Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet Beraber kaçalım tut ellerimden |
seni düşününce içimi bi hüzün kaplıyo yüreyim yanıyo taa derinden... bilmiyorum neden böyle oluyo ama iiki oluyo mutlu gibiyim çünkü biraz seni düşününce yemek yiyemiyorum uyuyamıyorum... dedim ya içimi bi hüzün kaplıyo... bana naptın böyle bilmiyorum kimselere anlatamıyorum hem anlatsam ne deyişicekki biliyorum bu duygu hiç bitmeyecek eskiden aşk diye bişe yok sanırdım uydurma derdim bunlar hatta arkadaşlarıma kızardım saçmalamayın diye... ama artık anlıyorum onları... aşk diye bişe var ve insanı çokk deyiştiriyo insana şiir bile yazdıryo şarkıların asıl anlamının farkına vardırıyo deyerli olduğunu hatırlatıyo insanlara... ama yinede üzgünsün çünkü onu kaybetme duygusu var hep yüreyinde unutulma duygusu... ve en önemlisi ölüm korkusu ÖZEL |
Sonsuz Aşk Dalga ile kıyının askını bılırmısın Önce sizden baslayip sonsuza giden Dalga hep aska kavusma ozlemiyle atılır kıyıya Dalga seven kıyı sevilendir Dokunur parmaklarının ucuyla sevdigine dalga ve döner hep geriye Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsizca işte bende seni boyle severim yar ya bilirmisin dağ basinda açan uçurum çiçeklerini bilirler görünmeyeceklerini..... sevilmeyeceklerini...... koklanmayacaklarını....... okşanmayacaklarını....... ama inatla acarlar askla.. sevgiyle.. ozlemle.. hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını iste bende seni boyle beklerim yar ya ipek bocegini bilirmisin onun kozasinin icinde ördüğü o iplige olan askini bilir o ördügü ipliğin kendisinin ölümü olacağını ama aşkına feda eder kendini öyle verir kendini yarenine korkusuzca iste bende kendimi böyle veririm sana yar ya ağac ile meyvesinin aşkını bilirmisin meyvesini vermelidir ağac yeniden doğmak icin oyle zorludurki ayrilmalari verir meyvesini agac meyve tohum olur. tohum kök olur. ve yeniden doğar agac kendi meyvesinden işte bende boyle yar yok olmayi göze aldım tekrar sende doğmak icin |
| Saat: 11:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık