MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

minessa_23 19 Haziran 2007 01:05

Vuslat

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar,
Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı
Görmezler ufuklarda, şafak söktügü anı...
Gördükleri rü'ya ezeli bahçedir aşka;
Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka.
Bülbülden o eğlencede feryad işitilmez;
Gül solmayı; mehtab, azalıp gitmeyi bilmez...
Gök kubbesi her lahza, bütün gözlere mavi...
Zenginler o cennette fakirlerle müsavi;
Sevdaları hülyalı havuzlarda serinler,
Sonsuz gibi, bir fıskiye ahengini dinler.

Bir ruh, o derin bahçede bir defa yaşarsa
Boynunda O'nun kolları, koynunda O varsa,
Dalmışsa O'nun saçlarının rayihasiyle,
Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle.
Yıldızları, boydan boya doğmuş gibi, varlık
Bir mucize halinde o gözlerdendir artık.

Kanmaz, en uzun buseye, öptükçe susuzdur
Zira, susatan zevk, o dudaklardaki tuzdur.
İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan...
Bir sır gibidir azçok ilah olduğumuzdan.
Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler.
Bir gün nereden hangi tesadüfle gelirler?
Aşk, onları sevkettiği günlerde, kaderden
Rüzgar gibi bir şevk alır, oldukları yerden.
Geldikleri yol, ömrün ışıktan yoludur o!
Alemde bir akşam ne semavi koşudur o!
Dört atlı o gerdüne, gelirken dolu dizgin,
Sevmiş iki ruh ufku görürler daha engin,
Simaları her lahza parıldar bu zaferle;
Gök, her tarafından, donanır meş'alerle!

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar
Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda,
-Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da-
Bir an uyanırlarsa leziz uykulardan,
Baştanbaşa, her yer kesilir kapkara, zindan...
Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak...
Günden güne, hicranla bunalmış gibi, yanmak...
Ey tali! Ölümden ne beterdir bu karanlık!
Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık!
Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et!
Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!


Yahya Kemal Beyatlı


recruit87 19 Haziran 2007 04:58

Bu Vatan Kimin?

Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır.
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.

Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutta gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır.

Ardına bakmadan yollara düşen
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.

İleri atılıp sellercesine
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir.

Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir.

Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil
Topun namlusundan görenlerindir.

Orhan Şaik Gökyay


scanner_11 19 Haziran 2007 08:03

Arayış

Bir tas zehir verin bana içeyim
Tek unutmak için acılarımı
Baksana; kırdılar kapılarımı
Yağmalandı kalbim, ömrüm, herşeyim
Kurşuna dizdiler anılarımı
Yenik düştüm bu savaşta neyleyim
Bir mezar nasılsa işte öyleyim
Unuttum en güzel şarkılarımı
Gündüzü yok upuzun bir geceyim
Yitirdim umut kırıntılarımı
Sevgimi, neşemi, bütün varımı
Çaresiz bir yokluğun içindeyim
Gömdüm içime yıkıntılarımı
Arıyor bir yarım öbür yarımı




Misafir 19 Haziran 2007 13:28

Hicrannâme

Aynalarda seni hissediyorum,
Hayal ırmağının çağıltısında
Umutların mecnun parıltısında
Rüyalarda seni hissediyorum...

Ey dost en güzelin nakışındasın,
Nurun karanlığa akışındasın,
Bir denizin şehlâ bakışındasın
Dalgalarda seni hissediyorum...

Şûledar eyleyip sundun elini,
Tayfuna çevirdin sevda yelini,
Tutuşturdun yüreğimin külünü,
Nevalarda seni hissediyorum...

Yürürken gecenin kalbine doğru,
Gönlümden beynime vuruyor ağrı,
Yalnızlık bir çöldür, ayrılık uğru,
Tenhalarda seni hissediyorum...

Akşamın renginde ay ışığında,
Bir gül yaprağının kırışığında,
Bulutta, yağmurda, gökkuşağında,
Semalarda seni hissediyorum...

Hüzün gözlerinden ruhuma düşer,
İçim acılarla yoğrulur pişer,
Ey hicran yıldızı ahsen-i beşer,
Dualarda seni hissediyorum.


Nurullah Genç


scanner_11 19 Haziran 2007 15:46

Arayış Gazeli

Bilmiyorum ne zaman geldimse dünyalara
Atıldım kurşun gibi amansız kavgalara

Sonrası yorgun düştüm baktım göçmen kuşlara
Onlar vardı bahara bense kara kışlara

Hep varmayı düşledim o gizemli çağlara
Bulamadım gider yol ben de çıktım dağlara

Geçit vermedi dağlar yine düştüm yollara
Varamadım bir türlü hakiki baharlara

Ha gayret deli gönlüm vur yine tabanlara
Yapamadım orada yıkıldım bulvarlara

Cesedimi alsınlar haber salın dostlara
Kaldı bütün umutlar öteki dünyalara



Vedat Şahin

Argo

Ağacı sevecektiniz,
Yoldunuz, dal bırakmadınız...
Yılına al bırakmadınız,
Yemişini yiyecektiniz.

Kadını sevecektiniz,
Aldınız, ver bırakmadınız...
Sevi'ye yer bırakmadınız,
Ona ben değil, sen diyecektiniz

Büyünürken zamanla,
Küçüldünüz zamanla,
Arıları kovdunuz dumanla,
Kovanda bal bırakmadınız.

Sobayı söndürdünüz,
Isıyı öldürdünüz,
Hava basıp üfürdünüz,
Mangalda kül bırakmadınız.

Parayla yamalı bohça'da,
Kapanık, dar bir açıda,
O caanım ikili bahçede
Bir renk, bir gül bırakmadınız.

Bir eliniz vardı, bir cebiniz,
Başınıza vurdu keliniz,
Alıp sattınız hepiniz,
Depoda mal bırakmadınız.



Özdemir Asaf


RuYa 19 Haziran 2007 17:29

SENİ SEVİYORUM
Ne güzel şey; SENİ SEVİYORUM demek
Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel...
Her baharda, gece-gündüz
Her saniye

SENİ SEVİYORUM
!
SENİ SEVİYORUM!
SEVİYORUM
SENİ!
Diyebilmek ne güzel...

Çünküsü yok, nedeni yok sevmenin
Zamanı hiç yok,
Dakikalar zaman üstü...
Utangaç bir gecenin kucağında
Yağmurlar vuruyor pencereme,
Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına
Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında
Aşkın ayak seslerini duyuyorum yüreğimde
Ve hasretini içimde,
SENİ SEVİYORUM!

Sesini duymak istiyorum uyumadan önce
Sabahlara kadar konuşmak,
Hiç kapatmamak telefonu...
Aynı düşlere uyumak sonra
Ve uyanmak aynı güneşe
SENİ SEVİYORUM!

Daha bir güzelleştim son günlerde,
Gözlerimin içi parlıyor,
Kabına sığdıramıyorum aşkı.
Gülmek geliyor içimden,
Sokaklarda koşar adım yürümek,
Tanıdık, tanımadık herkese selam vermek,
Merhaba ülkemin güzel insanları,
Hepinize, hepinize merhaba
SİZİ de SEVİYORUM!

Yağmuru, denizi, kokusunu toprağımın
Gök mavisinde güvercinleri, martıları.
Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı
Bindallılarıyla köy kızlarını
Ve elleri hamur kokan anaları
Hepsini sende seviyorum
SENİ SEVİYORUM!

Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı,
Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime
Ve daha çok seviyorum limonlu çayı...
Senin sevdiğin her şeyi seviyorum
Türkülerini memleketin,
feneri, kara kartalı senin için,
Davamızı ve şiiri sende seviyorum.
SENİ SEVİYORUM!

İyi ki doğdun iyi ki varsın.
Doğum günün kutlu olsun!
SENİ ÇOK SEVİYORUM!
SENİ ÇOK SEVİYORUM!
Yaşamaksa seni sevmek,
Ben hiç ölmedim...
SENİ SEVİYORUM!

Şebnem Kısaparmak


jöly 19 Haziran 2007 18:31

Açık Deniz Mavisi

Açık deniz mavisi gözlerine bakardım
Ellerini tutardım saatlerce
Hiç bıkmadan seyrederdik dalgaları
Sonra göz kapakların inerdi üstüme
Göğsüme yaslanırdın

Neden sonra açardık
Açık deniz mavisi gözlerimizi
Düşler kurardık
Açık deniz mavisi
Kimse bulamadı,
Bizde bulamadık o yeri
Bir gün çekip gittğinde
Açık deniz mavisi gözlerin yoktu artık
Yanlızca deniz vardı


Cengiz Azman


RuYa 19 Haziran 2007 19:05

Al da Gel Kendini

Sana yazdığım şiirleri özledim,
Sevgi dolu, sözlerime ne oldu?
Bilmem ki nasıl alışır?
Sana, ağlamaya gözlerim!
İçime akan, gülüşünü özledim...
Sen değil miydin halinden, anlayan sevenin?
Al da gel kendini, ne olur....
Satır arası sanki, durduğum bu yer.
Önümde, arkamda cümleler
Tek ses, yok senden!
Üstelik, sövüyorum da, suçlayıp kendimi!
Al da gel kendini, ne olur....
Kağıttan gemilerini al gel
Gel batır yalnızlığımda
Bu hasret senin, her tonuna
Sinen mavinin!
Sen değil miydin dilinden, anlayan kalbimin?
Al da gel kendini, ne olur...

Ayşen Gencer


NAIAS 19 Haziran 2007 23:24

elin de duran o fotoğrafı tanımazsın
bakma boşuna
seni sewen güreği nerden bilçeksin
sewmek neymiş hiç bilmezdim
seni le bidim aşkı
sana werdiğim degeri bulamazsın başka kalpte
ben seni bu kalbe yazdım
yaşam sewinçim oldu gözlerin
bakmazsam olamam sensiz
bu 2 kelime oldu ben de sır
sewdiğimi senden başkasına diyemedim
sen bunu hiç bilmedin
bu şiiri ben sana yazdım
ama sen bilmiçeksin
bakma o resme tanıyamazsın
gülen gözlerim aglamaklı
sen çok uzaklardasın
inan seni çok özledim
sen için ölüm bile yetmez
sewmek işte anlatamadım
şimdik beni anlıyormusun bilmiyorum
bu şiirimi okuyormusun
bensiz yaşam nasıl ki
seni çok özledim
seni çok sewiyorum
send beni özledinmi
sen de beni sewiyormusun
ZEYENP(NAIAS)


RuYa 19 Haziran 2007 23:28

KIRÇİÇEĞİNİN ÖLÜMÜ

Seni yolda buldum,
Hem koparıp, hem de atmışlar.
Oysa; ne canlı,
Pırıl pırıldı renklerin
Sen, koparılmadan önce.


Kaderi bana benziyen kır çiçeği
Gizleme n'olur gözlerini.
Ağlıyorsun...
Yokluğuna içerliyen
Dağ öksüz, arı kızgın.


Dokunmaya kıyamadım
Ama okşadım, sevdim.
Sessiz bir çığlık
Büyüdü yüreğimde.
Bir damla yaş,
Süzülürken yanaklarından
Söylenmemiş şeyler
Yarım kaldı dudaklarında.
Kimse de duymadı sesini
Dağdan, kelebekten ve benden başka.


Anlatılması zor, tarifi güç
Koptu benden birşeyler.
Kırçiçeğim, bir zamanlar
Sen de yaşıyordun
Sevgililerin
Eline geçmeden önce...




M.Fatih ÖZTEMİR


Sedef 21 19 Haziran 2007 23:58

Aşıklar Balosu
Gözlerindeki uçurumdan attım kendimi,
Düştüm, düştüm , derinlerden; derine,
İndim yüreğine,
Vardım en sonunda sevda yerine...

Bir balo başlamış, her seven orda,
Yürek orkestra,
Kan çeker halay,
Tüm bedenler oynar,
Zevkten dir, vayy , vay...

Kötülükler bitmiş,
Duygu; ışıktan,
Ayağın aşmasın,
Bir kez eşikten,
Görürsün ki, geçilmiyor aşıktan...

Güllerden gelinlik,
Sarmaşıktan taç,
Sevdalı bakışlar,
Binbir ışıktan...

Dudaklar arzulu,
Her söz bir şarkı,
Her bakış öykü,
Her gülüş roman,
Offf, amaaaan, aman...

Gönüller dopdolu,
Aşk balosunda,
Kimsenin kimseden,
Yoktur tek farkı...

Eller tivist eder,
Dansta duygular,
Hayatın her rengi,
Bu baloda var...

Ve benim yakamda,
En emsalsiz gül,
Ve yalnız olsam,
O baloda en güzel kadın sen olsan...

Ve ben desem , gülüm,
Ve dese gönlüm,
Bana bu dansı lütfeder misin ?
Ve lütfedip te isterim,
Kıskançlığı bile kıskandırasın...

Söyle lütfeder misin ?
Yine sen mi deyip ,
Balo'yu terkeder misin...

29.04.2004 Taşkışla/Taksim


Bayram Tunca


recruit87 20 Haziran 2007 06:51

Hangi Ayrılık

Hangi gün karar verdin,
Küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana,
Böyle inceden inceye?

Hangi otobüs söyle,
Hangi uçak, hangi tren;
Seni benden götüren,
Beni bir kuş gibi öttüren?

Hangi kırılası eller dolanır şimdi,
Kırılası belinde?
Hangi rüzgar şarkı söyler,
O ay tanrıçası teninde?

Hangi çirkin gerçek uğruna,
Tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin,
En mahrem sırlarımızı?

Hangi cama kafa atsam;
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip,
Hangi masaları dağıtsam?

Ben de bu sersem başımı,
Karakolun duvarına vursam!
Kendimi caddeye atıp,
Arabaların altına savursam!.

Hangi tercih beni,
En hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de
Ömür boyu süründürür?

Kayıp ilanı mı versem,
Şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri,
Seni bulup getirene?

Hangi ayrılık var ki,
Böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki
Böyle musluk gibi, içime damlasın?

Hiç sanmam, hasta kalbim,
Bunu bir süre daha kaldıramaz..
Feriştah olsa, böyle
Eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!..

Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder,
Ateşimi söndürmeye?

Olur mu be, olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi;
Buruşturup bir kenara atılır mı?

Vefa bu kadar basit mi?
Alınır mı, satılır mı?

Hangi hırsız çaldı
Seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı,
Bizi birbirimizden?

Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü,
Yerden bütün izini?

Hangi yaldızlı otel,
Çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara,
Seni kolayca kandırdı?

Hangi şarlatan imaj,
Böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaatler,
O saf kalbini cezbetti?

Dağ gibi adamı eze-eze,
Hangi anası tipli parlak çömeze
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?

Hangi yamyamlara yedirdin,
O masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi,
El değmemiş sevdamızı?

Hangi bıçak keser şimdi,
Benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır,
İnsanlara olan inancımı?

Hangi bekçi,
Hangi polis artık zapteder beni?
Ve hangi su bağışlatır,
Hangi musalla temizler seni?

Hangi sevgili var ki
Senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki
Benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki
Böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taşyürek var ki
Benim kadar ağlasın?

Kaynak: Gözleri İntihar Mavi
Yusuf Hayaloğlu


scanner_11 20 Haziran 2007 08:21

ACIYI GÖRMEK Mİ İSTİYORSUN? GÖZLERİME BAK

Acıyı görmek mi istiyorsun?
Gözlerime bak!
Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları,
Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin.
O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu.

Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi,
Umutla kurudum sensiz.
Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin.
Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan
Bir boşluktan içeri girdim her gece,
Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi.

Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? Ve parmakların ince uzun mu?
Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip,
Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik.
Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan,
Sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi.
Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim.

Acıyı görmek mi istiyorsun.
Gözlerime bak!
Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüzünlü şiir'ini oku,
Kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde.

Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık.
Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece.
Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü.
Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde.
Tek avuntum bu şimdilik.

Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben,
Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın?
Ölüm'müş, terk edilişmiş umurumda değil, gelme istersen.
Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde,
Kavuşma vakti olacak benim için ölüm.
Dudaklarımda ki acı tat?
Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek?
Ne yazık hiç bilemeyeceğim.

Acıyı görmek mi istiyorsun?
Gözlerime bak!
Sen uzakta çok uzakta
Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın,
Benim gibi.

Seni seviyorum,
Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime,
Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de
İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı,
Haykırışı bu sevdiğim.
Sana ulaşamasam da,
Biliyorum ki zavallı kalbim
Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde
Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın
Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun.

Biliyorum beni sevdiğini
Acıyı tattığını da benden uzaklarda
Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin?
Acı tek taraflı olsaydı,
Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu.
Ama yokluk kötü sevdiğim.
Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü.

Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların,
Yüzüne hasret kaldığım günlerde
Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim.
Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını
Ve eminim ağlayacaksın.
Ağlamak seni ben yapar sevdiğim
Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak.
Her gün Üsküdar’da oturup kendimi dinlerim
Oysa konuşan sendin hep benimle,
Ne martıların vapurlara takılışı,
Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim.
Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim.
Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında.
Gözlerim ve ben her Üsküdar’a inişimizde
Bir gün seninle bir bankta oturup
Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik.

Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda.
Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki
Adım adım yok oluşumu izliyorum
Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle.
Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara,
Karanlıklara bakıyorum mütemediyen
Kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum?
Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp
Rabbime ettiğim dualarım,
Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden
Rabbimin bir bildiği var deyip
Kabul olmadığında dualarımın
Tekrar tekrar yalvarmalarım.

Seni okyanusların diplerinde
Bir midyenin içinde ki
İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım
Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde
Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde
Tek bir şey düşündüm?

Dokunamadan tenine,
Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı.
Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama
İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler
Seni seviyorum meleğim.

Acımasız olan ne sensin ne de ben,
Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece
Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım.
İnsan yaşamın değerini
Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor
Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil
Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin
Gözlerinin önünden geçmesi değil.
Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim.

Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı
Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin
Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş
Ve ben o ateşle yanmayı,
Sırf seni sevmek olduğu için
İnan bana çok sevdim.

Oysa
Doğum günüme sadece 10 gün kalmıştı
Eğer yanımda olsaydın
Yaşama daha bir sıkı sarılacaktım..
Şimdi ölüm ne anlam taşıyor?
Yaşamak ne anlam?
Hiç anlayamayacağım
Sensiz bedenim toprağa girmedikçe




Misafir 20 Haziran 2007 11:35

Anladım Aşkın SonunU

İlk önce bakışlarınla tanıştım.
Gözlerindeki parıltıya alıştiı,
ve yalnızlığımı yenmeye çalıştım,
çalistim ama, aramıza koyduğun mesafelere takıldım.

Senin buhranlı gecelerime ışık saçmanı ben mi istedim?
İkide bir karşıma çıkmanı, elimi tutmanı ben mi söyledim?
Yoksa gönlümün her an seni anmasını ben mi arzuladım?
Ben yalnız bir kuru ümide, bir sıcak sevgiye sarılmayı diledim.

Bir hasret ki, günden güne vücudumu sarıyor,
sanki kör testereyle kalbim parçalanıyor.
Umudunu yitirmiş ellerim tutunacak dal arıyor.
İdrak içinde bedenim hakka yöneliyor.

Sende bir yıldız gibi kaymışsın ne çıkar?
Sevginin kaynagi o, sevmemeye imkan mı var?
Sahte sevgilere kanarak kalmışım bizâr...
Yaradana bir gün dönmemeye çare mi var?

Ahmet Arslan


RuYa 20 Haziran 2007 14:33

Hani bulutlarla bana haber yollayacaktın,
Sen her yağmur damlasına bir kelime yazacak;
bende o damlaları avuçlarıma alıp,
yazdığın mektubu okuyacaktım.
Kokunu çiçeklere iliştirip yollayacaktın hani?
Söz vermiştin...
Bülbüller sözlerini getirecekti bana.

Dalgalar, vurup vurup hasretini solumayacak mıydı?
Yıldızlar, sana giden yolu gösterecek,
mehtap, yolumuzu aydınlatacaktı.
Aşkımıza ondan başka kimse şahit olmayacaktı
Öyle sevecektik ki birbirimizi,
sorgusuz sualsiz girecektik cennete.
Kıskanacaktı nur'umuzu melekler bile...

Şimdi neden solgunsun böyle bir tanem,
Niçin açıp gözlerini ellerimden tutmuyorsun?
Uzat ellerini, al beni de yanına.
Bunca hasret yetmez mi çıkmak için katına,
Yoksa gittin ve unuttun mu beni;
Unuttun mu oralarda?
Göz kırp bana yıldızlardan.
Bir an bile durmam buralarda inan;
Davetini bekliyorum
Çağır geleyim artık,
Çağır meleğim artık...


Y.Bilinmiyor


Sedef 21 20 Haziran 2007 16:12

Ayrılmayalım
Yağmurla geldin sen, güneşim oldun
Kalbimi çaldın sen, tek eşim oldun
Seninle kaybolan benliğim buldum
Bitmesin bu dostluk, ayrılmayalım

Gönlümde solmuştu, hazan gülleri
Aşılmaz sanırdım, sevda yolları
Seni buldum aştım, karlı dağları
Bitmesin bu dostluk, ayrılmayalım

Yağmurları artık çok seviyorum
Her damlada seni hatırlıyorum
Sırılsıklam olsam, üşümüyorum
Bitmesin bu dostluk, ayrılmayalım


Engin Tunca


CaNaRY 20 Haziran 2007 16:21

O Vakit Erken Gel

Daldığın düşler seni ne zaman yıpratırsa,
Aklına hayal kırıklığı gelip giderse,
Yalnızlık içine kor misali dert olursa,
O vakit erken gel.

Çok düşünüp karar verdiğin anı unutmadan.
Yüreğine kararın tam yattığı dakikadan,
Geç kalmadan ,beni azraile kaptırmadan,
O vakit erken gel.

Sesimi ne zaman özlediğini hissedersen,
Beni ne vakit hatırlayıp,ağlar ,önemsersen,
Gururumu yerlere attığını düşünürsen,
O vakit erken gel.

Yaptığın hataları net hatırlayıp,
Vicdan denilen duyguları atmayıp,
Bana bir özür borçlusun saklamayıp,
O vakit erken gel.

Senin için zehir ettim ömrümü,
Soldurdun baharda açan gülümü,
Yakındır mahşer görürüm yüzünü,
Sen mahşeri beklemeden;
O vakit erken gel.

Gamze Güler


RuYa 20 Haziran 2007 17:51

MERHABA !
Merhaba!
Doğan gün
Dal uçları, tomurcuklar
Dağların esen rüzgârı
Sığırcık kuşlarının sevinci bahar
Güneşe koşan çocuklar
Merhaba!



Merhaba!
Sevgi düşüm
Utangaç gülüşüm
İlk yaşam çığlığım
Gelin duvağım
Türkü tadındaki yaşam
Yürekteki sevda, gözlerdeki ışıltı
Dudaktaki şarkı,
Özlemi çekilen yarınlar
İçerdekiler, dışardakiler
Hasreti kanayan dostlar
Merhaba!


Merhaba!
Ağaçta göveren dal
Güllerin güne gülüşü
Yerdeki çiy, gökteki ay
Yağmurun çimlere dökülüşü
Yedi iklim, dört mevsim
Evrenin renk renk cümbüşü
Salkım saçak umut
Merhaba!


Merhaba!
Güneşle beslediğim
Sevgiyle süslediğim
Dostluk diyarı ülkem
Hasretim, Asyam, Anadolum
Yüreğim, sevdam, yeni gelinim
Merhaba!

Nuri CAN


Mystic@L 20 Haziran 2007 18:51

Bir hasret ki, günden güne vücudumu sarıyor,
sanki kör testereyle kalbim parçalanıyor.
Umudunu yitirmiş ellerim tutunacak dal arıyor.
İdrak içinde bedenim hakka yöneliyor.

Sende bir yıldız gibi kaymışsın ne çıkar?
Sevginin kaynagi o, sevmemeye imkan mı var?
Sahte sevgilere kanarak kalmışım bizâr...
Yaradana bir gün dönmemeye çare mi var?
Ahmet Arslan


RuYa 20 Haziran 2007 21:56

GÜLE HASRET…
Ey gül! Sen bahar yağmuruna karışan,
Bize diriliş şarabı olan…korkma!
Güneş yakmaz, ay büyüleyemez artık bizi…
Kar kıyamet kopsa da bu şehirde,
Ölmez adam can vermeden…
Bilirsin ya!
Sen gönüllerde açan bir yarasın, her dokunuşta kanayan kutlu bir emanet…
Yürekte taşınan paslı bir hançer, gözyaşlarıyla arınan şehidimden ölüme son davet…
Sen alnı öpülesi topraktan…
Özgürlük gemisini hasrete tutsak bırakan…
Sancak sancak dalgalanan bayrağımın ilahi türküsü…
Sen olmazsan sanki hiç doğmayacak güneş,
Yaşamayacak kırmızı hem onurlu hem de çilekeş…
Düşünsene yüreklere hitap eden ilahi kuvvet!
Asrın çilekeşinin toprağın altında ki hicranını…
Unuttun mu; mabedim önce Allah’a sonra sana emanet.
Hatice Kübra TÜZÜN



jöly 20 Haziran 2007 22:04

Bülbül Olsam Varsam Gelsem

Bülbül olsam varsam gelsem
Hakk'ın divanına dursam
Ben bir yanıl alma olsam
Dalında bitsem ne dersin

Sen bir yanıl alma olsan
Dalımda bitmeğe gelsen
Ben bir gümüş çövmen olsam
Çeksem indirsem ne dersin

Sen bir gümüş çövmen olsan
Çekip indirmeğe gelsen
Ben bir avuç darı olsam
Yere saçılsam ne dersin

Sen bir avuç darı olsan
Yere saçılmağa gelsen
Ben bir güzel keklik olsam
Bir bir toplasam ne dersin

Sen bir güzel keklik olsan
Bir bir toplamağa gelsen
Ben bir yavru şahan olsam
Kapsam kaldırsam ne dersin

Sen bir yavru şahan olsan
Kapıp kaldırmağa gelsen
Ben bir sulu sepken olsam
Kanadın kırsam ne dersin

Sen bir sulu sepken olsan
Kanadım kırmağa gelsen
Ben bir deli poyraz olsam
Tepsem dağıtsam ne dersin

Sen bir deli poyraz olsan
Tepip dağıtmağa gelsen
Ben bir ulu hasta olsam
Yoluna yatsam ne dersin

Sen bir ulu hasta olsan
Yoluma yatmağa gelsen
Ben de bir Azrail olsam
Canını alsam ne dersin

Sen de bir Azrail olsan
Canımı almağa gelsen
Ben bir Cennetlik kul olsam
Cennet'e girsem ne dersin

Sen bir Cennetlik kul olsan
Cennet'e girmeğe gelsen
Pir Sultan üstadın bulsan
Bilece girsek ne dersin

Pir Sultan Abdal


RuYa 20 Haziran 2007 22:13

Anladım diyemem ki! Suçluyum
Belki ben anlatamadım sana kendimi
Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece
Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi
Her gün her dakika seni özlerdim
Bitmezdi kederim senin yanında bile
Susardım, gözlerime baktığın zaman
Mermer bir heykelin çaresizliğiyle
Oysa neler düşünürdüm sen yokken DUYGU AKYÜREK


DrAm3vLH 20 Haziran 2007 23:14

BAYRAK

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.


Sedef 21 20 Haziran 2007 23:46

Nasıl Seviyorum
Kokun hasretimin özlemin ızdırabı gibi sardı.
Tahammülüm de yok seni görmemeye
Ne güzel sevmişim.
Seni gülüşünü
Bakışını
Nefes alışın kadar yakın olmayı özlüyorum.
Ya da gözlerine bakmayı özlüyorum.....
Ne güzel seviyorum.
Avuçlarındaki falını
Sırma saçlarını
Sesini duymayı
Adımı söylemeni sevdiğim kadar seviyorum seni
Sana olan amansız sevdayı seviyorum.
Seni özlemeyi seviyorum.
Adını dağa haykıracak kadar,
Sana özenle seçilmiş kelimelerden şiir yazacak kadar seviyorum.
Seni sevmeyi seviyorum.
Elinle yanağımı okşaman kadar
Gözlerine bakarken sevdiğimi görmeni
Ya da söylememi bıkmadan sevdiğimi söyleyecek kadar seviyorum seni.
Martının suya dokunması ,
Turnanın hasretlere uçması,
Minik serçe yüreğinin heyecanı
Çocuk kalbinde oyunlar
Sevmekle başlayan umutlar kadar seviyorum seni
Seni seviyorum sevebildiğim kadar.
Özleyebildiğim kadar
Rüyalarımda kalbine dokunmak
Ateşe vermek aşksız günleri
Suya vermek sevgisiz dünü
Aşık olmak gelecek gün gibi
Doğacak güneşi beklemek gibi seviyorum seni.
Mehtap seyretmeyi beraberce
Sonbaharda yürümek
Ve bir bardak demli çay gibi
Bir sigarayı efkarında kürek çekmek misali
Bin nefesin alınışı kadar yürekli ve devamlı seviyorum seni.
Seni seviyorum yaşamak adına
Gece uyumak ve güne uyanmak gibi seviyorum.
Seni özlemek ve hasret duymak gibi seviyorum.
Yanında olduğumda duyduğum özlem kadar seviyorum.
Gözlerine vurulduğum ölmeyi istediğim kadar çok seviyorum

Hüsamettin Edebali


scanner_11 21 Haziran 2007 08:12

Âriflerin İrfanı Var

Âriflerin irfanı var
İki cihandan ileri
Âşıkların meydanı var
Kevn ü mekandan ileri

Her birinin bir hâli var
Yollu yolunca yolu var
Gerçeklerin beyanı var
Vasf u beyandan ileri

Her hâlin bir lisanı var
Bir can içre bin canı var
Ma'şukların nişanı var
Nam u nişandan ileri

Her zamanın bir ıssı var
Anınladır kevne karar
Tâlip isen isteyi var
Menzil yok andan ileri

Kaygusuz eydur velidir
Sözleri gerçek dilidir
Cumie hâl insan hâlidir
Ne var insandan ileri




RuYa 21 Haziran 2007 13:32

Saymadım kaç ay oldu sen gideli
saysam ne olacakki ayrıldık işte
bir fırtınadır alıp gotürür beni hasretlere
şimdi ben viraneyim
yaralı zavallı yüreğim...
unutmak istedim
düsşündüm uzun uzun uykularımı bölüp
aklıma geldi her defasında gözlerin
bırakmadı beni hayalin
uzaklara dalar gözlerim
yaralı kaldı ardında benim yüreğim...
çıkıpta gelsen bana umut versen
derman bulamadım ben sensen sonra
hüzünlü şarkılarda kaybolup gidiyorum
her gen her gece sana içiyorum
ağlıyor gözlerim
adına binlerce şiir yazıyor ellerim
ve ardında yaralı kaldı yüreğim...
haydi gel ben kaybolup gitmeden karanlıklarda
bırak inadı gülüm
inan günahıma giriyorsun
dertlere salıyorsun...
şimdi ellerim yokluğuna tutsak bense hasretine
bu ayrılık deli ediyor beni
yaralıyor yüreğimi
dayanamıyorum sevdiğim
dilimde hep o ayrılık şarkısı
bir başka yakıyor ayrılığın acısı
kimse bu ızdırabımı görmez
çekmeyen acımı bilmez
güneşimi getir bana gülüm gözlerin aydınlatsın dünyamı
ben kaybettim senden sonra rotamı
titriyor bak ellerim
ardından yaralı kaldı yüreğim...
olmuyor işte her kadeh her şarkı her şiir seni hatırlatıyor
inan yüreğimle ben artık dayanamıyorum
ve sana soruyorum
BEN ÖLÜNCE Mİ GELECEKSİN???
OKAN ERGÜVEN


Mystic@L 21 Haziran 2007 16:18

Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
Içtim yudum yudum güzelliğini

Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu

Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim

Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Omrumu değerli kılan bir şeydin
Sen benim bozbulanık gençliğimde

Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi? Sevdim, Ya sen beni?
Ümit Yaşar Oğuzcan


jöly 21 Haziran 2007 16:47

BENİ BAĞIŞLA, SENİ SEVİYORUM
Beni bağışla aşkım, aşkımı hoşgör artık
Beni hoşgör, beni bağışla, seni seviyorum.

Yolsuz yordamsız bir kuş gibi öksendeyim
Yüreğim tir tir, örtüsünden kurtulmuş
Şimdi yoksul, şimdi çırılçıplak, şimdi soyunuk
Acını esirgeme benden, ko sarınsın yüreğim
Ko giyinsin, ko kuşansın, ko örtünsün. Sonra
Beni bağışla aşkım, beni hoş gör, seni seviyorum.

Eğer bir lokmacık bile sevemezsen beni,
Hiç mi hiç sevemezsen eğer
Acımı bağışla, beni hoşgör, seni seviyorum.

Bana öyle eğri bakma, ırak durma ellerden
De, kuytuma çekilirim, de karanlığa kavuşurum
Sımsıkı tutarım ellerimle utancımı
Sarıp sarmalarım, dürüp bükerim
O an yüzün eğ benden aşkım, kaçır benden
Beni hoşgör, beni bağışla, seni seviyorum

Gün gelir, hayalin erişir karanlık yiter
Meyil verirsin bana, gün gelir
Şimdi çaresizim, yalnızım, kolum kanadım kırık
Beni bağışla aşkım, beni hoşgör, seni seviyorum

Seni seviyorum, yüreğim mutluluk selinde
Kapıp koyveriyor kendini gurbetlere varıyor
Gülme bu korkulu gidişime, gülme bağışla aşkım
Beni bağışla, beni hoşgör, seni seviyorum.
Rabindranath Tagore



jöly 21 Haziran 2007 17:06

EN İYİSİ

Dağ tepesinde bir çam olamazsan,
Vadide bir çalı ol.
Fakat oradaki en iyi küçük çalı sen olmalısın.

Çalı olamazsan bir ot parçası ol, bir yola neşe ver.
Bir misk çiçeği olmazsan bir saz ol.
Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.

Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmaya mecburuz.
Dünyada hepimiz için bir şey var.
Yapılacak büyük işler, küçük işler var.
Yapacağınız iş, size en yakın olan iştir.

Cadde olamazsan patika ol.
Güneş olamazsan yıldız ol.
Kazanmak yahut kaybetmek ölçü ile değildir.
Sen her neysen, onun en iyisi olmalısın.

Douglas MALLOCH


DrAm3vLH 21 Haziran 2007 17:10

VATAN ŞAİRLERİ Hürriyet Kasidesi
Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten

Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten

Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten

Vücudun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır
Ne gam rah-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten

Muini zalimin dünyada erbab-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten

Hemen bir feyz-i baki terk eder bir zevk-i faniye
Hayatın kadrini âli bilenler hüsn-i şöhretten

Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler
Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten

Cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kim
Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten

Felekten intikam almak demektir ehl-i idrake
Edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedametten

Durup ahkam-ı nusret ittihad-ı kalb-i millette
Çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten

Eder tedvir-i alem bir mekînin kuvve-i azmi
Cihan titrer sebat-ı pay-ı erbab-ı metanetten

Kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklar
Fütur etme sakın milletteki za'f u betaetten

Değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdamı
Felekte baht utansın bi-nasib- erbab-ı himmetten

Ziya dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir
hicâb etsin tabiat yerde kalmış kabiliyetten

Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmaniyânız kim
Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten

Biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd ü içtihâdız kim
Cihangirâne bir devlet çıkardık bir aşiretten

Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette
Bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten

Ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet
Kaçar mı merd olan bir can için meydân-ı gayretten

Kemend-i can-güdâz-ı ejder-i kahr olsa cellâdın
Müreccahtır yine bin kerre zencîr-i esâretten

Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten

Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler
Ki ednâ zevki aladır vezâretten sadâretten

Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâza dönmüş kim
Ayırmaz sâdıkân-ı aşkını âlâm-ı gurbetten

Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir
Vazifem menfaatten hakkım agrâz-ı hükümetten

Civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ye bidâd
Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten

Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet
Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret
Ezilmez şiddet-i tazyikten te'sir-i sıkletten

Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

Senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme
Cemâlin ta ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten

Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl
Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten

Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et
Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten

Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten
Şair : Namık Kemal


jöly 21 Haziran 2007 17:41

Ceviz Ağacı

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Balçik - 01.07.1957
Nazım Hikmet Ran


DrAm3vLH 21 Haziran 2007 18:14

VAKİT BELKİ ÖLÜM

bir kalabalığa sürüklenir gibi
vurdum kendimi o yola
(zaman: gece yarısı)
(mekân: bilinen ana cadde)
ölmek bir defa olur
sabaha yakın bir zamanda
işçiler henüz uyanmamıştır (mekân: önemli değil)
ama sen ol yanımda
ne güneş, ne su ne de ekmek
bir de 'hazin hazin ağlar gönül'

ah istemez miydim
güneşin bol
ölmenin kıt olduğu
bir ahir zamanda
hem senin de çok olduğun
ama vurdum kendimi o yola

o halde
ilke bir: asla geriye dönme
ilke iki: yaşamayı öğren
soru: bu saksıların içinde ne büyür ki?

KEMAL TAŞTEKİN


jöly 21 Haziran 2007 18:23

Bayrak

Ey bir muharebe meydanında
Avuçları kanımla dolu
Kafası gövdemin altında
Bacağı kolumun üstünde
Cansız uyuyan insan kardeşim
Ne adını biliyorum
Ne günahını.
İhtimal aynı ordunun neferleriyiz,
ihtimal düşman.
Belki de tanırsın beni
Ben İstanbul'da şarkı söyleyen
Tayyareyle Hamburg'a düşen,
Majino'da yaralanan,
Atina'da açlıktan ölen,
Singapur'da esir edilenim.
Alınyazımı kendim yazmadım.
Bununla beraber biliyorum,
O yazıyı yazanlar kadar olsun,
Çilekli dondurmanın tadını
Cazbant sesindeki sevinci,
Meşhur olmanın azametini.
Sen ne nimetler tanırsın biliyorum;
Çaydan, simitten ,
Kalınca bir paltodan gayrı
Zeytinyağlı enginar, kremalı keklik
Bir kadeh
Black And White viski,
Kıl pranga kızıl çengi bir esvap.

Yirmi yıllık çalışmanın
Bir kurşunluk hükmü varmış
Hayata
Harkof bölgesinde atılmakmış nasip
Aldırma
Biz bir bayrak getirdik buraya kadar
Onu daha da ileriye götürürler;
Şu dünyada topu topu
iki milyar kişiyiz
Birbirimizi biliriz.

Orhan Veli Kanık


RuYa 21 Haziran 2007 23:18

Bilmediğim o baharının güneşini ararım
Seni yalnızlığımın hazanın da bulmuştum
Güller seninle açmıştı, erguvanlar sarkmıştı
Sanki yaşam seninle bozkıra neşe saçmıştı

Bir anda yüreğim yekpareliğin keyfini andı
Umutlarım salkım saçaktı, seninle açmıştı
Yanağıma düşen damlalar yine baharı andı
Gecelerimin karanlığı yine seninle aydınlandı

Aklına geliyor muyum dahi bunu bilmiyorum
Ayak seslerin, klavyeye dokunan naif ellerin
Çayı yudumlarken nefesin senin hissettiklerin
Gecenin sessizliğinde ki gizemlerin o şiirlerin

Boğazıma düğümlenen ayrılığın fısıltıların da
Bir kez yüzüne hasretimi bile söyleyemeden
Giderken hayalin avuçlarımda mısralaşırken
Sessizliğine çekilerek bir umut vermiyordun

Bu aşkın bu sevdanın bu hazzın bu ahengin
Meşkine kanmama hiç bir fırsat vermiyordun
Anılarınla yaşıyordun, silinmezleri anıyordun
Benim için bir meşkin kapısını aralamıyordun
Mustafa Cilasun



jöly 21 Haziran 2007 23:29

KIŞ BAHÇELERİ
Dinmiş denizin şarkısı, rüzgar uyumakta,
Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı
Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta,
Mazi gibi sislenmiş Emirgan Çınaraltı.

Can verdi kışın sunduğu taslarla zehirden
Her gonca kızıl bir gül açarken yolumuzda,
Üstündeki son dallar ağarmış diye birden
Pas tuttu nihayet suların rengi havuzda.

Yerlerde gezen hatıralar var korulukta;
Yapraklar, atılmış nice mektuplara eştir.
Mehtaba çalan sapsarı benziyle ufukta,
Binlerce dalın verdiği tek meyve güneştir.

İçlenme tabiattaki yekpare kederden,
Yas tutma dağılmış diye kuşlarla çiçekler.
Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,
Onlarla giden günlerimiz dönmeyecektir.
Faruk Nafiz Çamlıbel



RuYa 21 Haziran 2007 23:32

Neler yapıyorsun diye sorma akşamları
kızıl guruplarda artar hüznüm
bir çocuk ürkekliğinde
sessizliğe bürünürüm
bu sessizlik, bu sensizlik
sarar bedenimi sarmaşıklar gibi
sıcak nefesini ararım ensemde
taze soluğunu
pür dikkat sesleri dinlerim
ağaçlardaki inilti
kapıdaki gıcırtı
pencerenin uğultusuna takılır kafam
hepsinden bir şeyler çıkarmak isterim
senin sesine benziyen
şikayetçi zannetme
sadece yokluğun üzer beni
ama ben umutlarımla yaşarım
aniden , birdenbire
kapıdan girecekmişsin gibi
bu saatlerde
kapının zili kadar
telefonun sesi kadar
hiç bir şey mutlu edemez beni.
selahattin arslan


Mystic@L 22 Haziran 2007 00:22

İki Şey

Silmeye çalışma yavrum
lekeni gözyaşlarınla,
çünkü bitektir leke
taşır görkemli düşlere
mahvolmaz renklerini dehşetin
karanlık yol açıp kendine
en yalın suda bile
bir uçurum özü tanır
güvenli derbentlere,
sıfatıdır ölüm
kavrulan işçi arının
azgın peteğinin içinde,
sayıklasa da ağaç
gövdesine kazılı adı
sürecektir yaprağını
bucurgatların sesine,
ve ay soğutacaktır
kıkırdağını
uçarı, gergin tayların,
silmeye çalışma yavrum
bir bildiridir leke
günden ve bedenden
yüreğe ve kansere

Sivas'ta mı Malatya'da mı
bir çocuk görmüştüm eskiden
kaşları uzaklardan geliyor
sımsıcak bitişiyordu alnında,
dişlerinde boylamların serinliği,
tam ben uyanıp
bir iki çift söz
söyleyecektim ki
bir şey oldu birden
nasıl oldu bilmiyorum
bir anda
çarpıtıverdi yeryüzünü
bir kelime mi söylemişti?
Bir şeye dikkat mi ettimşti?
Sivasta'mı Malatya'da mı_
baktım
her yaprak sarartıyordu şehri,
güz kanıtlarıyla işleyen bir kış
düzlükleri tutmak üzereydi,
baktım
mekkareleri güneşin
çekip götürüyordu patikalardan
saçı sakalına karışmış dağlara
ağır ağır bir ikindiydi.

İki şey: aşk ve şiir
bunlar kuşkuyla çiftleşir
bir şey eksiktir sanki
ve vakit vardır daha,
ikircikler içinde
sallamaz Eflatun'u
çünkü pazarlık
birazbilgi işidir,
çığlık çünkü
avurtlarından değil
iliklerinden kopar
öksüz çocukların,
Ferazdak'ın savunması gibi
şeytansı, cesur,
silmeye çalışma yavrum,
iki şey: aşk ve şiir
mutsuzlukla beslenir biri
biri ona dönüşür

ikisi de
düzeltilmez
gelişir

Cemal Süreya


Sedef 21 22 Haziran 2007 01:09

Bahar Ve Sen

Ne Zaman Seni Düşünsem
Ala Bir Ceylan Dolaşır Kırlarda
Ağaçlar En Güzel Yemişlerini Verir
Kuşlar Cıvıldar Dallarda

Ne Zaman Seni;
O Gülen Gözlerini Düşünsem
Al Bir Güneşdir Doğar İçimde
Umut Ekinleri Büyür
Sevda Rüzgarları Eser Gönlümde...
Kelebekler Konar Ellerime...

Ne Zaman Seni Düşünsem
Kekik Kokulu Yarim,
Bir Bahardır Kaplar Benliğimi
Havaya Aşk Kokusu Dolar
Alır Götürür Sana Yüreğimi.


Gökhan Buzdoğan


minessa_23 22 Haziran 2007 01:14

Çünkü Sen Beni Sevmiyorsun

Ne acı değil mi? sevmekten korkuyorum.
Seni, hem de seni sevmekten.
Ne acı değil mi? lanet okuyorum.
Gözüme kıymadığım,dilimden düşürmediğim..
Sana, hem de sana lanet okuyorum

Kendimi bilmiyorum, gâh gülüyor gâh ağlıyorum.
Aynı bandı sürekli çalıp duruyorum..
Aynı şarkılar, aynı mısralar hep dilimde.
Birde sen,seni dinliyorum,seni diliyorum

Uyuyorum,uyanmadan uyuyorum..
Rüyalarımda arıyorum.
Kapı kapı dolaşıyor, seni soruyorum.
Yılmadan,herkese soruyorum.
Gelmez,gitti diyorlar.
Ne yöne diyor,peşine koşuyorum.
Soluksuz,sadece seni arıyorum.

Üşüyorum,hem de çok üşüyorum.
Gözyaşlarım,akmadan donuyor gözlerimde.
Çok üşüyorum bir tanem.
Lanet olsun! bak halen seni seviyorum.
Bir tanem diyorum.
Ama sen duymuyor,anlamıyorsun.

Seni öyle sevmek istiyorum ki!
Ölümüne,her an,her saniye,sonsuza dek..
Bir tanem,canım,zaafım demek istiyorum
Ama olmuyor,boğazımda tıkanıyor.
Çünkü sen beni sevmiyorsun

Sevdikçe batıyor..
Kaçtıkça yaklaşıyorum..
Bir kor oldun,artık seni tutamıyorum.
Bir nur oldun,artık seni göremiyorum.
Bir rüya oldun,rüya gibi bir rüya.
Neden biliyor musun ?
Çünkü sen beni sevmiyorsun.

İçimi döktükçe,dökülüyor.
Meğer ne doluymuşum ben..
Kafiye yok,uyak yok,kural yok.
Sadece duygularımı yazıyorum..
Herkes gibi bende seviyorum.
Ama herkesten daha çok seviyorum.
Çünkü sen beni sevmiyorsun...

Mehmet Akif Ak


jöly 22 Haziran 2007 02:29

Sen ve Ben
Sen: Sevgisin yüreğimde taşıdığım
Sen: Gül goncasısın her gün kokladığım
Sen: Yüreğimde yanıveren ateşsin
Sen: Yüzüne bakmaya doyamadığım

Ben: Bütün sevgimi sana vereceğim
Ben: Yollarına gülleri sereceğim
Ben: Yüzünü bir gün bile göremezsem
Ben: Senin için mecnuna döneceğim

Sen: Karlı dağlarımda açmış çiçeksin
Sen: Çiçekli kırlarda ki kelebeksin
Sen: Hiçbir zaman yakalayamadığım
Sen: Eşi bulunmaz kanatsız meleksin

Ben: Olsam senin için bir bal arısı
Ben: Koynuna girsem bir gece yarısı
Ben: Konuversem kalbinin üzerine
Ben: Olsam yüreğinin diğer yarısı.


Hasan Yüksel


AY_ISIGI 22 Haziran 2007 02:59

ASKIMIZ
Senin kollarinda ölmek ne güzel
Gülen gözlerine baktiktan sonra
Senden ayrilmaya kiyamaz ecel
Ben seni böyle sevdikten sonra

Yas olan dökmem yanaklarimdan
Gül olsan koparmam ince dalimdan
Vazgeçmem senin askindan
Aglama istemem sil gözlerini

Vazgeçmem senin askindan
Aglama istemem sil gözlerini
Unutma verdigin son sözlerini
Ruhumda açilan ask izlerini

Melekler de anlar gördükten sonra
Öp ki dudagimdan tadi kalsin
Gel ki mezarimda güller açsin
Sula topragimi kuru kalmasin


Askimiz yesersin öldükten sonra..!


scanner_11 22 Haziran 2007 08:18

Arka Mahalle

Ağladım gözyaşlarım döndü denize
Ben derdimi kimseye söyleyemedim
Kurşunlara gelirken arka mahlede
Düştüm de yerlere bir of demedim

Başıma neler geldi sana diyemedim
Beni kaç kere dövdüler adını söylemedim
Off off yıkılsın evin

Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe
Yine de bu yangını söndüremedim
Bağıra bağıra yazdım seni içime
Bir kez olsun yüzünü güldüremedim

Başıma neler geldi sana diyemedim
Beni kaç kere vurdular adını söylemedim
Off off yıkılsın evin




SAGOPATÖR 22 Haziran 2007 08:25

Bu ne şimdi????....
Ay daha asılı dururken gecenin içinde ben güneşin meyve veren bahçeleri nasıl aydınlatacağını düşünüyorum.
Elimde okumaya çalıştığım saçma sapan bir kitap tüm o saçmalıkların ortasında sen çıkıveriyorsun aklımın orta yerinde.
Bilmem kaçıncı sayfaya geldiğimde fark ediyorum ben senin o bana gülümserkenki son halini düşünüyorum.
Bu sayfaya ne zaman geldiğimi de şimdi fark ediyorum.
Kitabı diğerlerinin yanına bırakıyorum, oda yarım kalıyor tamamlanmayı bekleyen diğerleri gibi.
Bugün bu kaçıncı karşılaşmamız bilmiyorum.
Fikrimin fikri uğramamalısın buralara. Ben gidiyordum sen çıkageldin.
ben gidecektim ama....
Tamda toparlamıştım iç dağınıklığımı yoksa daha da mı çok dağıtmıştım da sen gelmiştin.
Ya şimdi daha da dağıtıyorum yada topluyorum hangisi bilmiyorum.
. Fikrimin fikri rahat edemedin aklımda oradan oraya gidiyorsun.
Bir sigara yaktım karanlığa da bana da aklımdaki sana da iyi gelecek.
Ordasın işte aklımın ortasındasın bir tarafım yok ol diğer tarafım yok olma diyor.
Bu iyiye mi yoksa kötüye mi işaret bilmiyorum.

Hani bir dağa tırmanırsın ya dağın orta yerinde nereye düşeceğini bilmeden bırakırsın kendini.
Bıraksam aklımı sana nereye düşersem düşeyim.
Ama ya çok canım acırsa, kırılırsa kalbim aklımın sana düştüğü yerde.
Bu ilk olmayacak olsa da korkuyorum.
Tam bırakıyorum aklımı, sana düşmesine az kala bir yerlere tutunup asılı kalıyorum. Asılıp kalıyorum ortalarda bir yerde.
Aklım bende değil senin dağının yamaçlarında, düşeceğim yerde.
Belki de düşmek için iyi bir gün değil, aydınlık bir saati seçmeliydim belki de kim bilir..
Gecenin içinde asılı duran Ay'a değil,
meyve bahçelerine düşecek olan parlak güneşe de değil,
senin o bana gülümserkenki son haline aldandım.
Umarım aklımın kaçtığı dağ yamaçların yanıp kül olmaz.
Bunu da senden niye umuyorum bilmiyorum.
Sen biliyor musun? Vazgeçesim geliyor ama biliyorum aklım vazgeçmeyecek.
Ben vazgeçmek istedikçe aklım daha çok kaçacak sana.
Seni umuyorum düştüğüm o yerde.

Gitmeliyim belki de.
Seni hiç misafir etmemeliyim aklımın yetmediği yerde.
Korkuyorum çünkü.
Korkuyorum elim kolum olacaksın.
Sol anahtarım olacaksın ve tüm bunlar olduğunda sende diğerleri gibi gideceksin.
Ve yine yeniden düştüğüm o yerde senin dağının yamaçlarında kırıklıklarımı topluyor ve açık yaralarımı sarıyor olacağım.
Ve beni yine kan tutacak.

Kan beni tutmadan, belki de ben aklımda seni hiç tutmamalıyım...
AHMET ARİF


Mystic@L 22 Haziran 2007 10:24

Belli Belirsiz Gidişler Sonbaharda dolunaylarla belli belirsiz gidişler.
Derin uzaklarında ayın krater gözleri görülür.
Her yolcu belli belirsiz gider, bakışlara gider.
Gözler gözlere gider yolculara yoldaş gözler.
Tenler tenlere uzanırken yolcular ellerle gider.
Omuzlara özlem konar, ağırlaşır, biner de biner.
Ağır trenler gibi yaşlar raylarında akar dudaklara.
Belli belirsiz gözlerin peronlarında yollar başlar.
.
Her yolcusu yolunda gibi belli belirsiz yolların.
Belli belirsiz sevdalara gider yürekleri yolcuların.
Ömer Serdar


Çakabey 22 Haziran 2007 10:33

Yedi zılgıt tadında duydum acının ağıt yakışını.
Gözyaşlarına gözümü yumdum
Ölüm denilen şey ayrılık olsaydı susardım
Ve bir gün
Tekrar dönüşüne, gülüşüne susardım.

Yedi zılgıt tadında duydum ölümü.
Alnında hala lirası
Ve boynunda yüz görümü

Yedi zılgıt tadında sevdim ölümü.
Ekmeği bölmeyi
Azrail'e gülmeyi
Ölmeyi
Ve bir gün tekrar dirilmeyi
Ölüme bile giderken
Göğsüm dik, başım ilerde
Ardımdan yedi zılgıt duymayı sevdim.

Toprak damlarına yıldızlar yağar memleketimin.
Dilek tutasın diye yıldızlar kayar
Elazığ'ın camları Harput'a bakar
Sadece kayısı değil,
Malatya'dan delikanlı da çıkar
Munzur'la dertleşir gençleri Tunceli'nin
Kızlarıda ağıt yakar.
Uzun hava Urfa'dan
Türkücü Adıyaman'dan çıkar.

Yedi zılgıt tadında sevdim memleketi.
Yollara düşmeyi
Karlı dağlardan geçmeyi
Çeşmeden su içmeyi
Kaybolmuş bir izin peşine düşmeyi
Odun taşıyan analarla selamlaşmayı
Çocuklarla gülüşmeyi sevdim.
Beni memlekete gömün
Doğarken memlekete gömülmeyi sevdim.

Uğur Arslan


Çakabey 22 Haziran 2007 10:51

Gölgeli Adam Şehrin yakamozları
Fakir bir yansımayla
Denizin dalgaları arasında
Saklambaç oynamaya başladı
Kıyıda gölgeli bir adam
Dalgaları tutmaya,
Yakamozları bulmaya çalışıyor
Ve ağlıyor
Balıkçı motorları geçiyor açıktan
O,gözyaşlarını saklıyor
Ve belli etmiyor
Yenilmişliğini son lodosa
Ve hırpalanmışlığını gece yağmurlarında

Martılar da uçmuyor yağmurda
Banklar da ıslak, onun gibi
Kimsesiz ve yalnız duruyor
Sahilden geçen her gemi sanki
Yalnızlığını yüzünüe vuruyor
Kıyıda gölgede bir adam
Öylece duruyor
Dalgalar vuruyor kıyıya
Dalgalar kıyıya mı vuruyor
Yoksa onun yaralı gönlüne mi belli olmuyor
O sadece duruyor
Dalgalar vuruyor
Rüzgar vuruyor
Ama O aldırmıyor
Bize komaz bunlar sana gönül koduğum kadar der gibi
Sahilde gölgeli bir adama öylece duruyor
Yaralı gönlüne yaren oluyor

Bazen bir olta atıyor denize
Kısmetine küçük bir balık geliyor
Balığı avcuna alıyor
Bakıyor bakıyor, sonra onu denize geri atıyor
Bilmemki niye
Belki bir bekleyeni vardır diye
Sahilde gölgeli bir adam
Güya oltayla balık avlıyor
Belki avlıyor belki avlamıyor
Ama ağlıyor
ve gözyaşını balıklardan bile saklıyor

Bir sigara yakıyor gölgesinden gizli
Nemden tutuşmayan kibriti alev alıyor
Yüzünü aydınlatıyor
Kimsenin göremediği
Dönüp de bakılmayan
Ve balıkçı ağlarına takılmayan
Kıyıda gölgeli bir adam
Öylece duruyor
Ve gözleri seni soruyor
.
Uğur Arslan


Çakabey 22 Haziran 2007 11:24

Ben 19 yaşındaydım öldüğümde.

Daha ayaklarım yere basmamıştı

Konmamıştı aşkın adı

Gözlerim, bir dilberin gözlerine bir karış mesafeden dahi bakmamıştı.

Ve genzime inmemişti hiç yar kokusu

Bir dağ ceylanı, yayla kekiği aklımı başımdan almamıştı.

Ben 19 yaşındaydım öldüğümde

19 umdaydım şimdiye kadar söylenmiş tüm yalanlar gözlerimin önüne serildiğinde

Gerçek gibi görülen yalanların ve yalan gibi görülen gerçeklerin sahiciliği serildi önüme.

19 undaydım tüm doğruları gönül gözümle gördüğümde



Ben 19 undaydım öldüğümde

Daha saçlarıma ak düşmemişti

Babamın başı düştüğünde öne

Kırışıklık değmemişti yüzüme

Ne ayaklarım asker botuna girmiş

Ne de başım yaslanmıştı yar göğsüne

Ben 19 undaydım öldüğümde

Belki de herkes öldü

Ben dirildiğimde

Ölüm bile anamın feryadı kadar canımı acıtmadı

Ben 19 yaşındaydım öldüğümde

Köyün genç ve bekar kızları taşıdı tabutumu

Ola ki birinde gönlüm kalmıştır diye

Hiç olmasa gittiğim yerde ruhum huzur bulsun diye

Köyün genç bekar kızları taşıdı beni musalladan öteye

Ve en çok içlerinden biri ağladı

Adı Safiye..........


Ağlama cananım, ağlama anam

Dünya fanidir, hayat yalan

Ne kaybettiğine üzül ne yan yıkıl

Nede kazandığına gül hiçbir zaman



Köyün genç ve bekar kızları taşıdı beni musalladan öteye

Ola ki birinde gönlüm kalmıştır

Hiç olmasa gittiğim yerde ruhum huzur bulsun diye

Meğer ne çok mezar varmış bu köyde

Kim bilir kaç meçhul sevgili ve kaç yarım hikaye

Hiç dokunma sakın bizimkine

Hasrete ve sevdaya doymamış bir hayat işte

Her mezar yaralı güllerin ıssız aşk tepecikleri

Her tepecikte bir ulu dağın dumanlı gölgesi

Yazık ki bir avuç topraktı işte yaşadığının nihayeti

Her ölüm aşktan inan

Enfarktüs kalp şeker külliyen yalan

Son nefeste unutamadığınsa zira canan canan canan



Ağlama cananım, ağlama anam

Dünya fanidir, hayat yalan

Ne kaybettiğine üzül ne yan yıkıl

Nede kazandığına gül hiçbir zaman


Uğur Arslan



Çakabey 22 Haziran 2007 11:53

Telefon numaranı bana yönlendir bundan sonra
Arayan benden duysun sesini
Ben anlatayım her günün, bütün ömrünün efsanesini
Bütün hilelerini benden bilsinler senin
Bütün yalanlarını ben söyledim sevdaların
Her ayrılığın fâiliyim bundan sonra
Ben yalancı, ben zalim, ben kaçak
Ben sözünde durmaz, ben kazandığı gün çekip giden...
Benden bilsinler; Ben her hikayenin katili.
Gamzelerine astığın suçluluğu,
Gençliğimin firâri fikrine yönlendir
Arayan benden sorsun tarihinin ağır günahlarını
Bırak benden bilsinler bu ayaklanmayı
Bütün ipuçlarını bende arasınlar bu eylemin
Bende kurulsun adaletin mahkemesi
Yakınların çeksinler ipimi
Sen yine yalancı şahit, meçhul tanık
Sen hep olduğun gibi kal yani.
Sen yine bana ödet,
Harcadığın bütün kıymetli değerlerin bedelini
Benden bilsin herkes hayata taktığın borçları
Ben bağladım masumiyeti haraca
Ben kestim bütün sevmelerin yüklü hesabını
Aşkın sesini duyduğumda kaçacağım ben
Ben bütün uyruksuz oyunların öz vatanı
Ben yalnızlığın acı sitemi
Ben eylemci, ben firâri, ben yok!
Silah kullanmam hiç. Aldatırım ben
Sen dünyanın bütün denizlerini, kuraklığının terkisine yönlendir bundan sonra
Özleyen bende baksın gözlerinin mavi demine
Bırak benden bilsinler sulak yerleşim bölgelerine giden toplu göçleri
Çağların bütün savaşlarında beni yensinler
Bende arasınlar dünyanın aşka açlığının ekolojik nedenlerini
Sen ölü kuşların kanatsız ruhlarına takılıp cennete git.
Sen yine yalan söyle.
Sen ihanet et her sevgiye yine
Sen kavgalarımın ilk tokadını atıp kaçıver kalleşçe
Sen sancı ol, deliliğimin koğuşu ol.
Yokluk ol sen yine
Benden bilsinler bu evin viraneliğini
Ben yıktım duvarlarını bütün binaların
Ben korktum yüreğimi açık etmekten
Kaçtım iste bir aşkın esaretine düşmekten
Kaçtım iste
Bütün gidişlerin sebebiyim aslında
Ben korkak, ben deli, ben tokatçı.
Ne kadar asil bir eylem de olsa
Boyun eğilmez aşka!
İçimde esaretin kütlesini duyumsadığım an
geçerim verdiğin her güzellikten.
Ben asırlık sevdaların kelepçesine tüneyen
hain kusun ta kendisiyim.
Sen en iyisi hiçbir şeyini yönlendirme bana
Sen en iyisi beni sırtımdan vurmakla kal
Yalnızca benden götürdüklerinden ibaret dur orada
Yalnızlığımın bas ağrıları gibi kal aklımda
Sen bana hiçbir şeyini yönlendirme sakın
Sen aslında kendini benden sakın
Hiçliğine alışmak mümkün gibi
Sigarayı bırakmak gibi yani
alışkanlığını üzerimden silkelemek
Yani ilk gün çıkmıyorsun aklımdan
İkinci gün daha çok özlediğim de doğru
Diğer günlerin halini hatırlamıyorum bile
Bildiğim bir şey var lakin;
hala ara sıra sigara gibi sabrımı yokladığım.
Dumanımda bir görünüp kaybolduğum
Sen en iyisi hiçbir şeyini yönlendirme bana
Batak sularımda devir dur
Ara sıra ufkumda görünüp, kır dümenini sonra
İnsanlığımın tarihine çektiğin bıçağı taşıyamıyor gururum
Yokluğuna alışmayı sanki daha hassasiyetli buluyorum
Sen en iyisi benden uzak dur
Ben yalnızlığın acı sitemi
Ben eylemci, ben firâri, ben yok!
Silah kullanmam hiç aldatırım ben! .

Uğur Arslan


RuYa 22 Haziran 2007 14:09

Kavuşursak biteriz biz
Biz mutlu sonlar katiliyiz
Kavuşursak biteriz biz
Sevgiyle bakan gözleri kör ederiz
Herkesin bildiği bir aşk
Herkesin attığı bir imza
Herkes gibi değiliz biz
Belki biraz serseri
Belki biraz deliyiz
Ama kavuşursak biteriz biz
Pervane böceğinin mum alevine sevdası
Ateş böceğinin susuzluğuyuz biz
Yanar ama su içmeyiz
Etrafında döner, alevle dansederiz
Bize kimseden zarar gelmez
Biz zararı ancak kendi kendimize veririz
Severiz, özleriz, aşktan ölsek kimseye söylemeyiz
Biz artık biz değiliz
Ruhlar kavuşur ve konuşur gökyüzünde bir yerde
Ama bedenen kavuşursak biteriz biz
Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz
Onu bilir, onu söyleriz
Kavuşursak biteriz biz
İki sınır ülkenin dikenli telleriyiz
Dokunursak kanar ellerimiz
Kimselere söylemez gizli gizli severiz
Ama kavuşursak biteriz biz
Bir kor var içimizde yanan
Onu küllendiremeyiz
Görüşemeyiz, konuşamayız ve sevişemeyiz
Bir aşk var bizi biz yapan
Kavuşursak biteriz biz
Biz herkes gibi değiliz
İstadeğimiz zaman gelip
İstediğimizde gidemeyiz
Kahve içip, gülüp, konuşup, başbaşa yemek yiyemeyiz
Ne bir filmdeki mutlu son
Ne de göz yumulacak bir kaçamak değiliz biz
Sadece özlemle severiz
Ve kavuşursak biteriz biz
Sevda iki kişinin birbirine aşkı değil artık
Artık her aşk her ağızda sakız
Biz birbirimize aslında her aşıktan daha yakınız
Belki ayrı şehirlerdeyiz
Ama her gece aynı mehtapta buluşur
Yağmur yağarsa, çıkar
Aynı yağmurun altında ıslanırız
Bu aşkı ancak biz biliriz
Şiirleri güvercinlerin kulağına fısıldar
Mektupları suya yazarız
Biz belki ayrıyız
Ama her gün aynı geceyi sabahlarız
Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz
Onu bilir onu söyleriz
Kavuşursak biteriz biz

SEHER ÇEMBERLİAY


Sedef 21 22 Haziran 2007 22:59

Hoşçakal
seninle şehrin her sesinde sözlerimizi bıraktık
her yerde yürüdük gözlerimizle baktık
son bir defa ben baktım şehrin her tarafına
hayata anlamlar bulmaya çalıştık
tuhaf ilginç ve gıcık

sen başımı dizlerinin arasına koyup uyurdun
sana bakardım saatlerce bakmak isterdim
anlamak isterdim seni
o gülücükler saçan tatlı çocuk

ben hep platonik olmam derdim
hayaller gerçeklerle boy ölçüşemez
hayaller çocuklar içindir oysa gerçekler

sen hep büyü artık
bense bilmiyorum dedim

benim hep kafam karışık
canım sıkkın
miğdem kötüydü

sana hep sessizce sarılmak isterdim
ne bileyim sen hep...
ne düşünebilir ki insan sevdiği biri hakkında
önce konuştuklarını bile anlamadan
sonra tanımlayamadığım bakışları

sen gidince hiçbir hüzün bırakmayacağım içimde
tadında bırakacağım hüznü
hiç de ağlamayacağım sen gidince
istediğime bakma hiç huyum değildir
ağlayınca insan kötü olurum bilirim
sen gidince sensizlik de koymayacak bana
çünkü umursamamayı öğreneceğim dertleri
senin de dediğin gibi kadere inanmak bu olsa gerek
nerden sonrası kader
ve neden sonrası kader
işte bundan sonrası kader
"hoşçakal"



Saat: 10:59

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık