![]() |
Avuçlarındayım Bir resime bürünüp Bin parçaya bölündüm Mavilerin ortasında, Bir sen vardın uzaklarda Hayal meyal gördüğüm... Çiçek tohumlarını ekiyordun Mektuplar yazıyordun Gözlerimi alamıyorum senden Çerçeveden çıkarcasına, Çizgiler çiziyordun semaya Dokunup, usulca Yalancı bir güneş boyuyordun Sıcaklığın senden gayrısında olmayan Yakınımda, fakat uzakta İçimde, ama dışımda Bir sen vardın yalnızca, Avuçlarında gizlediğin resmin... |
Ne Olur Gel Umutlar gözyaşi olmadan Sevdam sararip solmadan Yalnizlik seni bulmadan Ne olur gel..! Sevdayla yanan yüreğime Aşki gözlerinde bulan gözlerime Yüregimin en husran noktalarinin uğruna Solmaya yüz tutmuş sevdamin hatirina Ne olur gel..! Bitmeyen acilari dindir Gülmeyen yüzümü güldür Bitmeyen Geceleri sona erdir Ne olur gel..! Sevdayla yanan yürek senin olmadanmi sönecek Umutla bekleyen gözler seni görmeden mi körerecek Sensizligimi sen nerde nasil bilecek Ne olur gel..! |
Karanlıklar Prensi Karanlıkta çıkar gelir korkularım, Oturur yanı başıma. Bakar gözlerimin içine ta derine. Bu soğuk yüzleşmenin titremesi sarar her yanımı. Anlımda soğuk terler, Ve .. boğazımda belli belirsiz bir yutkunuş beliriverir. Gözlerimi her kaçırışımda , Yine oradalar karşımda. Sadece bakan, konuşmayan, konuşmamı bekleyen. Bir o kadar etkili ateş dolu. Anladım ki kaçışlar nafile, Gözler esir olmuş karanlıktaki gözlere. ........ Sonra günlerden bir gün, yine karanlıkta, Korkularıma misafir oldum. Oturdum yanlarına, Baktım gözlerinin içine ta derine... Gözlerimden gözlerine şimşek çaktı, Bu sefer ben istedim onlar kaçtı. Nice sonra bana dönüp gülümsediler, İşte istediğimiz bu dediler. Büyük korku karşıma geçip; Elimden tutup beni karanlıkla tanıştırdı, Beni karanlığa alıştırdı. Ve .. alıştıkça etrafımı gördüm nerede ve neyim. Sonunda anladım, Ben; KARANLIKLAR PRENSİYİM Gece Büyüyor gözlerim gecenin sırrına, Kelimeler yitik kalıyor yıldızının altında, Ne bırakacak bilmiyorum, Şahidi olacak mı? hafızam, Gecenin koynunda sabaha. Sen diyorum; Gelsen diyorum; Kabusu bitmez karanlık geceme, Işıltılar içinde girsen diyorum. Tüm arzuları, Sonu gelmez soruları, Çıkmaz sokakları, Benden alıversen diyorum. Bir seni, Bir beni, Tarifsiz sözleri, Geceden habersiz sabahı, Bana artık versen diyorum. Bir oktur ruhta yara açar, Sensiz gülüşüm, Nesneleri öpüşüm, Devrilmemek için ayakta durduğumu sanırken, Kanlar içinde sanadır sürünüşüm. Kaybetmişim benden öte seni, Geceyi, Sözleri, Son nefesi. |
AĞLADIM Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde, Bu gece yine için için yanıyorum, Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum, Seni, gidişini, sevişini, herşeyini... Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim, Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor... Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde... Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum, Onları sana benzetiyorum, Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali... Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece, Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü, Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu, Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını Ve birgün ansızın bırakıp gidişini... Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını, Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum, Bir daha çıkamasın diye... Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin, Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin? Gittin son bir veda ile gözü yaşlı, Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı, Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım... Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım, Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine, Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala... Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz, Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz... Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm, Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm, Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna, Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna, Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin, Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı, Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna, Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin... Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın, Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin... Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün, Ve ardına bakmadan gittin... Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım... Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz, Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil... Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç? Parça parça edilmiş, yıkık ve virane, Bir o kadarda vefasız... Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım... Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm... Unuttum dedim, unutacağım dedim, Unutamıyorum dedim, UNUTMAM dedim... Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden, Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde, Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde, Hatıraların, gözlerin ve sözlerin... Şiirlerini getirdiler bana, Beni öldüren şiirlerini... Vefasız dediğini duydum, yıkıldım, Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma, Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi, Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım... 3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim... Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde... Belki birgün sesini duyarım umuduyla Telefon bekledim günlerce, Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca Ağladım ağladım, Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım... Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye, Olurda içinde görürler beni diye... Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye, Olurda içinde seni görürler diye... Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken, Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye, Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın, Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce, Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle... Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum, Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde... Düşmüyor adın hiç dilimden, Öleceğim gülüm bir gün ben, Senin sevginden, senin derdinden... Bir gün göreceğim yine belki seni, Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni... İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım, Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım... Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye, Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi; Seni unutmam için öldürseler bile, Karşılık olarak dünyayı verseler bile, Darağacı kurup idam etseler bile, Senden başkasını asla sevmeyeceğim... |
Hayallerle İstanbul Yedi tepeden izliyorum istanbulu Çam gibi yıllanıp, nehir gibi akmakta Sirkeciden Beyoğlu’na, trenler dolaşmakta Nice asırlık aşklar, ağlara takılmakta… Kızkulesi akşam ışıklarıyla serpilmekte Kuşlar boğazı selamlamakta, soğuk rıhtımlarda Kapkara bulutlar, yemyeşil umutlar taşımakta İstanbul’a ayaz düşmüş, toprağa, Rumeliye, Anadolu ve Topkapı’ya. Destan yazmış Ayasofya, cihada Hissetmemek kolaymı o dalgaları Belki de İstanbul’a kar yağmakta. Gece yanıp sönen fenerler Yolunu bulamayan gemileri karşılamakta… Loş ışıklar altında Sultanahmet ayakta, huzuru anlatmakta Bir gömlek giymekte, sabahları İstanbul Caddeler tespih tespih, ezanlar okunmakta Fatihten süre gelen gökkuşağı altında. İstanbul âşık olmakta, İstanbul sevdalanmakta Kırpılmış bir yaprak gibi, rengârenk ruhuyla Dünyaya yar olmakta, rüyalara dalarken. İstanbul sessizliğe bürünüyor Bizim için, ağaç, su ve de toprak için Hıçkırmakta olan bir akşam rüzgârıyla… |
Anlatamıyorum (Moro Romantico) Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum. Orhan Veli HATIRINA DÜŞECEĞİM Kopkoyu bir sis içinde bir akşam Hatırına düşeceğim belki Bir an ıslayacak yağmur yüzünü Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın Sonra sıcak yatağında uzun uzun Ağlayacaksın Ağlayacak.! . Boğazında bir şeyler düğümlenecek Ah yanımda olsaydı diyeceksin Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak İliklerine işleyecek bensizlik Kahrolacaksın...! . Bir sigara tüttüreceksin ihtimal Ufku seyredeceksin saatlerce Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü Sonra hayalim gelecek karşına Bir şiirimi mırıldanacaksın Hıçkıracaksın..! . Gönlünden atamadığın gibi kafandan'da Silemeyeceksin beni, düşlerine gireceğim her gece İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman Anlayacaksın..! . Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin Kafan gibi kaleminde işlemeyecek Unutmak isteyeceksin herşeyi Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi Kıvranacaksın.!! . Necip Fazıl Kısakürek |
Adı: Gül Gülü vurmuşlar Gül Sokağı’nda, Uzanmış üç adım yatıyordu gül... Bir adam usulca bir uçuruma, "Sevi için" deyip atıyordu gül... Ve bir kız kanatıp hüznü boyuna, Hepten sevgisizlere satıyordu gül... Gülü vurmuşlar Gül Sokağı’nda, Uzanmış üç adım yatıyordu gül... |
Nirvana Beyhude solgun akşamda durgun gün hezimette Omuzda küfe ayakta kapan nifak on çünmü hizmette Bir tatlı söz bir gülen yüze gidilen bu vaziyette Aralanır kapı seviye sonsuz mutad birlik sancısı Bir nefes çek yaşamdan solu gelen varlığı muhteşem Ay ile güneşin buluştuğu vakit dolunan sathı bölüşen Gülenin içinde gözyaşları üzere mendilleri bölüşen Aynı toprak aynı ata aynı yol sunulan tan ağrısı Beşeri saltanatımız kendimize bak ağlıyor yalan dünya Akbabaya yem çocuk diğeri hırsı püryan varıyor aya Güneş söndüğünde ne ben kalır ne sizdeniz ne atlı ne yaya Uzat ellerini sevgiye güzellikler dilde kalp çağrısı Yarattığı hiç bir kula denilmez aşa bu güzel bu çirkin Yeşeren her tohumdan önce o dokunur her zerre ilkin Riyaya yalana talana hırsıza kabarırsa içindeki kin Sükuta gel geç yalan dünyadan kem söz söyleyenin hebası Arala düşüncelerini ışığın hazzında vuslat gam uyana Ne mutlu varla yokluğun arasında bir zerre can bulana Saki meclisinde meşkin tadından zemzem suyuna Yüzdüğün okyanuslarda sarıl yunuslara gelir hüdası Yum gözlerini handan içre nefsi kayından ormana dal Aşukun maşuka meşrebinden bir katre huzura kal Vaktin dolunca yanma pişmanlığın yanında bu hal Sonra vaki olur damarlarında kalır boş gözün kerbelası Hakkın divanında yazılır her kul gider kendi kendine Sevabın senin günahın senin doldur sedrini koy kefene Diktiğin fidanın meyvesi çiçeklerinden fayda ömrüne Nagihan dökülür kirpiklerinden iyiliğin son hasılası Atmandan gelir ah geçmez bu hükümranda kula Ne gelirse ondan gelir eğil hakikati zihninle yokla Yüreğinden geçen nefsin eksisi sana geleni fazlasıyla Biçtiğin ektiğine eşit tutulur kısa sözün velhasılası Nuh yüklenir gemiye asumanda nesilden birer dal alıp Seyyah çıkar yola hırkayı şerifin hakkına sarınıp Bencileyin evliyayı kakkın kuluna püryan dört dolanıp Tavaf ha tavaf bu meyanda aslının yara sarılması Kıtalar indiğinde sular altında heba insanlık Çıkar diğer tarafdan toprak doğaya sunulur varlık Günahları neydi düşünüp üzülme boştan yere bu saflık Biziz doğayı hor kullanan bu doğanın insanla kucaklaşması. Dört kitabın manasında hakkın yoluna insiye gelen avatar Çürüdükçe gönderildi beyinlerimizdeki delişmen ruhlar İdealizmin beşiğinde şimdi ilimle tez yoğrulman var Bir tarafdan aç açık insan diğer tarafta para teması Üç kitaba inen ahlak erdem aşk iki yön batında Herbirinin bileşiminden yazar insanlığı senin hak kitabında Ne cennet ne cehennem ulu o peygamberim gıyabında Tüm varoluşların içeriği tay burağın yüce hir nirvanası. |
Sana Hasret Tende canım, dünde anım, bu soğuk yatağım, Sana hasret. Bedenimi çıra gibi yakanım, Saçları amber kokanım, Titreyen ellerim, sana hasret. Gökte rahmet yağmurum, Dualarda umudum, Çatlayan dudaklarım , Bir tek sana hasret. Düşmüşüm ben çöllere. Düşmüşüm ben dillere. Ne anlatayım ben ellere, Bu can sana hasret. Sensiz gözlerime ışık girmez, Titreyen vücudum, güneş bilmez. Gün doğacak yine ah çekilmez. Gecelerim sana hasret. Gökte uçan kelebek, Yıldızlarda saklı dilek, Kundakta ağlayan bebek, Senin gülüşüne hasret. Çamlı yaylanın kütüğü, Denizlerin köpüğü, Gecenin derin mavisi, Senin gözüne hasret. Can çekişen şu zaman, Sensiz buralarda mekan, İçimi kemiren vicdan, Senin merhametine hasret. Sabahları öten kuşlar, Boynu bükük mahsunlar, Seni bekleyen bu CANLAR , Senin sesine hasret.. |
Rengini dünyaya ilk defa sunan Adsız bir çicek gibi parlıyorsa gözlerim Sevgilim Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman. Yalnız sana yazıyorum bu şiiri İstersen bir şiir gibi okuma Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu Soğukllar başlayıncı havalanıp Millerce yol katettikten sonra Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle. Ve yazmış olacağım bir de Her dönemde her çağda Sevdanın kendine özgü diliyle. Adımlar bir adım attığım yerde ne vardı ki gitmemle kayboldu her adımımda sonsuz ben'leri koyuyorum boşluğa ve yine ben dolmuyorum geçip gittiğim yerlerden iç içe öne ve arkaya bakan bir sürü ben ler koymuşumdur eskileri çocuk şimdikiler ihtiyar |
| Saat: 03:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık