![]() |
İstanbul Her sokağı, Başka bir sevdaya şahittir, İstanbul’un! Beyoğlu’nda deli dolu âşıklar… Fatih’te gizlice mektuplaşanlar… Kaldırımlarında tutkulu yalnızlar, Ki onlardır, Köşe başlarında, Tesadüfî bakışlarda, Yeni heyecanlar arayanlar. İstanbul’a bakarsan anlarsın, O da âşıktır! Her yanı ışıldar, baharla, Üzülür, ağlar ayrılınca. Bazen, kış güneşidir, İstanbul’a küçük bir kıvılcım çakan, Yazın o tatlı heyecanını hatırlatan. Ama, İstanbul’a sorsan, AŞK yalan… Sevda YAVAN… |
Acıya Alışılmaz Hangi çığlık bir çığ gibi yarıyorsa gecenin gerilmiş karnını bu saatte acı tükenip bitmiştir orada artık çırılçıplaktır tarihin bu sayfası Fiziğin armağan ettiği bu teller keçeleştirirken cinsel organımı haykırıyorum insan olduğumu ve çatlatıyor alnımın en gergin teli Acının Duvarı Aşılınca Kendisi çatlamadan Toprağı çatlatamaz tohum Asmışım sinirini mutsuzluğun Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum Acısını artık duyamıyorum Ki kendim öyle bir acı olmuşum Nasıl görmezse göz kendini Kendimi arıyor bulamıyorum |
Gezerim İstanbul'u Senin Gözlerinde İstanbul’u görürüm senin yeşil gözlerinde, Aşk vardır,mutluluk vardır,sen varsın İstanbul’da. Ama bir yerlerde bir İstanbul daha yok. Ne buralarda,ne de başka bir yerde. Hiç simit yedin mi oturup Sarıyer’de? Boğaza karşı oturup kafayı dinledin mi hiç? İstanbul’u görürüm senin yeşil gözlerinde, Yemyeşil masmavi,hasret kokan İstanbul… Gemi deniz fenerine bakar da bulur ya yolu; Bende tarihi koklayarak buldum İstanbul’u. Yeşil gözlerinde gördüğüm o İstanbul’u. Tarihi görürüm İstanbul’da. Hem de İstanbul vardır tarihte. Hala koruyor gibi İstanbul’u Fatih’in askeri, Silinmemiş duruyor tarihin ayak izleri. Gemiler nasıl da çekilmişti Haliç’te…. Artık başka amaca patlıyor,susmaz top sesleri, İstanbul da bir başka olur ramazan geceleri. İnsanın içi burkuluyor İstanbul’dan her geçişte, En güzel komutan ki İstanbul’u ele geçirmiş. İstanbul koskoca bir devri değiştirmiş. İstanbul’dan bir anı vardır belki geçmişte, Belki İstanbul vardır tarihin derinliklerinde. Camileri görürüm İstanbul’da. Minarelerin gözetlediği koca şehir.. Okunan ezanlar sanki gök kubbeyi devirir. İstanbul bu; dört dinin merkezi… Nasıl da bağrına basmış her dinden herkezi. Camiler bir başkadır İstanbul’da. Bir yanda Sultanahmet,Ayasofya,Eyüp Sultan, Nasıl da imrenerek yapmış, Süleymaniye’yi, Mimar Sinan. İstanbul canım memleketim,,, Dini öğeleri hep bağrında saklayan, Topkapıyı görürüm İstanbul’da…. Maviyi koklarım İstanbul’da. Bir tarafta Karadeniz’i,bir yanda Marmara’yı. Tadına doyulmaz İstanbul manzaraları. Ah sabah erken kalkıpta izlesen güneşle ayı, İzlesen bir tarafta ekmek bekleyen martıları, Bir de ekmek derdine düşüp simit satanları. Maviyi koklarım İstanbul’da. Bir taraftan Haliç’i,bir yandan boğazı, Boğaz nasılda ayırmış ikiye İstanbul’u, Bir tarafı Avrupa’nın gülü, Bir tarafı torosların nazlı kızı. Hasreti görürüm İstanbul’da. Şarkılar söylerim İstanbul’da. En güzel aşk şarkılarını, Senin için,İstanbul için söylerim. Yürürken İstanbul’da…. Ben canım,sen canan,İstanbul canan Daha sevdalanmaz bu kalbim,viran. Sen,İstanbul’un en güzel yanısın. Ben İstanbul’a mı aşığım sana mı? Yok yok ben galiba İstanbul’a aşığım. Çünkü İstanbul’da sen varsın. Utangaç aşıkları görürüm İstanbul’da. En güzel aşkların yaşandığı bu diyarda.. Geceleri yürürüm İstanbul’da. O ışıltılı parlak geceler… Yıldızların yerde parladığı geceler.. Bir sokaktan gitar çalar,bir yerde gramofon. İstanbul işte böyle bir diyar.. Bir yanı eski bir anı,bir yanı pavyon. Geceleri yürürüm İstanbul’da, Meşhur Sulukule, Beyoğlu geceleri. İstanbul; ışıltılı yıldızlı büyük bir salon. İstanbul’da hiç bitmez gece eğlenceleri.. Gezerim İstanbul’u dün akşamdan kalan… İnsanları görürüm İstanbul’da. Bin bir türlü her çeşit insanları… Kimilerinin cebinde akrep gezer. Kimi ayakkabı bulamazda çıplak ayak gezer. Düşmüş İstanbul’a milletimin zengini fakiri, Ben daha nasıl sevmeyeyim bu şehri…. |
Acıyı Bal Eyledik -Pir sultan ölür dirilir- Bak şu bebelerin güzelliğine Kaşı destan Gözü destan Elleri kan içinde Kör olasın demiyorum Kör olma da Gör beni Damda birlikte yatmışız Öküzü hoşça tutmuşuz Koyun değil şu dağlarda San kendimizi gütmüşüz Hor baktık mı karıncaya Kırdık mı kanadını serçenin Vurduk mu karacanın yavrulusunu Ya nasıl kıyarız insana Sen olmazsan öldürmek ne Çürümek ne zindanlarda Özlem ne ayrılık ne Yokluk ne yoksulluk ne İşşiz güçsüz dolanmak ne gün gün ile barışmalı kardeş kardeş duruşmalı koklaşmalı söyleşmeli korka korka yaşamak ne kahrolasın demiyorum kahrolma da gör beni kanadık toprak olduk çekildik bayrak olduk döküldük yaprak olduk geldik bugüne ekmeği bol eyledik acıyı bal eyledik sıratı yol eyledik geldik bugüne ekilir ekin geliriz ezilir un geliriz bir gider bin geliriz beni vurmak kurtuluş mu körolasın demiyorum kör olma da gör beni |
BENİM HİÇ SENİM OLMAMIŞ GİBİ Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, Sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak,boşbir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya " konuş konuş konuş" derdin, Haykırabilirmiyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnılığı, Artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilirmiyim dersin, susar mıyım,gülüp geçer miyim yoksa...? Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli,unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık, yeniden sevmenin,sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet,sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara,uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli,hazmedebilmeli,aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım,sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun.Sanki benim hiç senim olmamış sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmişlığına,yitikliğime hiç aldırmadan, Sanki benim hiç senim olmamış gibi... |
Istanbul Uzun uzun baktım yine Geceye yansımış İstanbul Gecede denize.......... Hazırda bekler kotralar kahkahalar haykırışlar Eller havada............ Kadeh kokuları yayılır Haydarpaşa'dan Üsküdar'a. Raydan çıkmış tramvay bir defa denize vurmuş insanlar Hız motorları uçarken çığlık çığlığa yürekler Uzun uzun baktım yine İstanbul'a Geceye dönmüş Heybeliada. Demirağlarda bedeni sabırdan tutuklu yüreği, Boğazda köpürmüş sular, Ay sabaha kalırken sevdalılar düğüm düğüm karşı sahilde Kaptan balık ağlarını çoktan toplamış bile Bir baştan bir başa yazdıkça istanbulu Okunur hece hece Yazdıkça bitmez istanbul'da binbir gece. |
Görmediğim bir bambaşka durum var Sizin şehrin kızlarında savcı bey Yaklaşanı ta yürekten vururlar Kan kokuyor gözlerinde savcı bey Gayeleri gönül kırmak dal gibi Bakışları çifte favül bal gibi Ülkeler fethetmiş bir kral gibi Gurur dolu pozlarında savcı bey Kaş yaparken, göz çıkarır elleri; Çok silahtan tesirlidir dilleri Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri Poyraz eser yüzlerinde savcı bey Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz İlk görüşte avladılar habersiz Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz Kebap oldum közlerinde savcı bey Bölüştüler gönlüm ile aklımı Davacıyım, ara benim hakkımı... Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı? Yorulmayın izlerinde savcı bey. |
Fırtınaları ayağınıza Meltemleri saçınıza yollayacağım. Yakamozlar tırmanacak göğsünüze Martılara söyleyeceğim gelsinler. Sivriada´nın boz tavşanları Kulağınıza fısıldayacak. Sandalsız balıkçılar da gelecek. Ay ışığını Martının sırtından alıp Akşam üstlerini Kordela balığından Karabataklardan karanlığı Ben alıp getirsem... Nisan yağmurları yağmış Levent´e Onlar tanıklık etsinler olmazsa. Nisan yağmurları tane tane. Benden yana konuşacaklar bakın Cümle balıkçılar Karidesler, pavuryalar, böcekler İstakozlar. Akdeniz adalarına haber yolladım Sardunya Adası benden yana çıkacak Yırtık yelkenler benden yana. Benden yana bu yas dökülmüş sandallar Medarı Maişet, Şemşiri Hücum, Maksut Kaptan Ceylanı Bahri, Denizkızı, Bereket motorları benden yana. Ama ben yine de tavşanları Sivriada´nın boz renkli tavşanlarını Kimselere değişmem. Onları göndereceğim kulağınıza Fısıldamaya Meremet yapan Ermeni kadınları var ya Kumkapı´da. Arslan gibi kadınlar Memelerinden sert balıkçılar süt emmiş Ak düşmüş saçlarına erkek yürekleri açılmış. Meremet yapan kadınlar Onlara da açtım bu sevdadan. Hepsi Marmara O canım su Sivriada O yalnızlık, kimsesizlik, balıkçının hürriyet heykeli. Dülger balığı O canavar görünüşlü O uysal balık. O sandallar, o tavşanlar, o motorlar Hepsi hepsi gelecekler. Deniz diplerinden yakamozlar Dikenleri batan süngerler Hepsi hepsi gelecek. Benim için konuşmaya, dinlersen Onlara da açtım bu sevdadan. Sait Faik Abasıyanık |
Kar Vakti kurtuluş parkında gece vakti kar yağarken gökyüzünden, ayaklarım çıplak, yürüyorum.. nefesim soğuk, ellerim soğuk, ben soğuk.. üşüyorum... kurtuluş parkında kar vakti gece yağarken aşk yüzünden, yüreğim çıplak, seviyorum.. kelimeler sıcak, şiirler sıcak, şair sıcak... yanıyorum.... |
Anlamak Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum Ne büyük nimet olduğunu ah ey güzel gün Boş yere üzülmekte mana yok anlıyorum Kadrini bilmek lazım artık her açan gülün Şükretmek türküsüne daldaki her bülbülün Yanmak da olsa artık aşk ile yaşıyorum. Cahit Sıtkı Tarancı |
| Saat: 07:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık