![]() |
[flash=http://www.resimload.com/141114/O86_beddua.swf]width=650 height=500[/flash] |
SÖYLEYEMEDİM Tek taraflı bir sevgiydi, beni sana bağlayan ve gözyaşına boğulan yüreğimdeki.. İki tarafına da dokunsan, hiçbir sonuç alamadığın, bir sevdaydı benimkisi.. Ben seviyordum ve içimden, bağıra bağıra söylüyordum. Ben sana aşıktım, ama sen hissetmiyordun.. Çıkaramıyordum içimdeki gücü. Anlatamıyordum ´seviyorum´lu biten o son sözü. Ve gözlerimle söylüyordum ve ben seni özlüyordum, ama sen görmüyordun...! Seviyordum çocuksu bakışını. Her yere ayak uyduran, o çılgın rahatlığını. Ve yerinde kullandığın, olgun tavrını seviyordum.. Her şeyinle hoşuma gidiyordun ve bana, her şeyinle çekici geliyordun.. Ben sana hayrandım, ama sen bilmiyordun.. Söyleyemedim sana.. Attığım her yeni adımda, risk alarak başlardım hayata. Ama, sana karşı kumar oynayamadım, rest çekemedim hayata. Seni kaybetmekti, sevginin yanında sevgimin yalnız kalmasıydı korkum ve ben bunu, bir türlü göze alamıyordum...! Sana söyleyemedim... Belki sen bunu, hiçbir zaman bilmeyeceksin.. Ama birgün öğrenirsen, suçu kendinde arama. Çünkü bütün suç benim.. Ve olur ya, birgün gelirsen bana, ben her zaman, her şeyimle seninim...! |
Soğuktan korkarsan küflenmiş gümüşle kaplanır bedenin Kendine kışkırtılırsın çiçekli mağarayı unutursan. Sana ikindi odaları yok anarşist ruhunu taşıyamazsan Kalbin gözlerini örterse flamalar düşer yerinden Yüzeyde kalır sevgin kendini abartırsan... Yağmurdan korursan sedeflerini kısalır ve karışır yollar. Haksız olur hep güneşe uçan kız kumların altında saklı kalır benlerin. Şımart içindeki sızıyı büyüklerin erişemeyeceği o yerde kal. Bırak içindeki kuş sadece ellerinle konuşsun... Kendini dokunulmaz bir güzel bulursan büyükler erişir sana Eğer irkilirsen yılanların çığlığından dünyayı kabullenirsin; dünya ki sıkıntı, kasvet, zehir...günaşırı intihar... Hadi önce benimle başla, gözlerime bak, kır beni yoksa...yoksa 'çaylar içine buz gibi akar' |
Aşk Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git. Gözlerin durur mu onlarda gidiyorlar. Gitsinler Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı, Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz Sanki hiç olmamıştı Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullular Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi ki sevmek Ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken Bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti Çünkü iki kişiydik Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız Seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra Sonrası iyilik güzellik. |
Küçücük kız çocuğu, Dokuz yaşında, Çiçeği burnunda, Ağlıyor'du... Anasının yokluğuna, Babasının varlığına. O, Küçücük kız çocuğu, Büyüdü otuz yaşında, Aklı başında kadın oldu. Yine ağlıyor, Dokuz yaşında, Çiçeği burnunda, kızı ağlamasın diye, AĞLIYOR... Alıntı |
Yakarış Susmayı biliyorsun, sevgilim, Gülümsüyor bana çıplak dudakların. Bir umut - kendini açan bir ruh gibi- Döneniyor dudaklarında, Biçim alıyor ve düşüyor. Derinliğine, derinliğine inmek isterdim - hükmeden, Kızaran yumuşaklık - Serin teninin, teninin dehlizlerinin. Bu öpüşle, bu öpüşün altında Seni arıyorum, seni istiyorum tepeden tırnağa. Gerçek, mutlu, çıplak, Parlak ve avutan. Karanlığın en uzak köşelerine Terkedilmişliğe karşı bir avunma, Bolluğun avunması Sonrasızlığa karşı çıkan. Susmayı biliyorsun, sevgilim, Gülümsüyor bana çıplak dudakların. |
aşka kafiye yazarken senden başka hece gelmiyor aklıma aklıma sen düşünce oluyor ne oluyorsa sanki avucumda uçabilme, uçup kaçabilme, kaçıp beni mahvedebilme ihtimali olan bir kelebeksin seviniyorum ara ara kötü günlere inat güzel günleri yadederken bakıyorum resmine birkez gözyaşların geliyor aklıma gözyaşlarım sana bir kez daha aşık oluyorum düşmeye dur bir salise aklıma zehroluyorum özlemle alakalı dertlerim var efkara muzdarip nefesim oluyor her hatırlayışın gecenin köründe ya da sabahın şaşısı farketmez sen beni ne zaman unutsan şair oluyorum mahvoluyorum ama bir duman gözümün önünden yükselen senden başka herşeye üfledim efkarımın filtreli nikotinini yalvarsam ne fayda uçma ne olur kelebek kaçma ne olur kelebek beni mahvetme kelebek olmasaydı ihtimallerim ne ben şair olsaydım ne sen şiir dağ başında talan olmuş bir çiçek olsaydım yeter ki bana konan tek kelebek sen olsaydın özümü alsaydın... sen sen oldukça ben sen oluyorum aslında neden çabuk geçiyor zaman seni anma faslında bilsen ne karamsarlıklarım var bilsen de beni bir kez daha eleştirsen aşka özürlülüğüm mesela senden başkasını sevemeyişim figüranlar sardı yörüngemi yokluluğunun set aralarında her sahnede sen oldun her "memnun oldum da" sen her "merhaba" da sen gölgen oldu tüm endamlar ben seninle yürüdüğüm caddelere bakarken bilsen dağ başındaki çiçeğin matemini ezipte geçsen yeter ki izi kalsın teninin yaprağımda zehirin olsaydı attığın adımın ilacı olsaydı en hoş senden duyduğum seslenişi adımın beni sesinle öldüren adımınla gömen bir intihar olsaydı kelebek beni de götür seni götüren poyrazla bırakma yarı yolda boşver yağsın yağmur belki filizlenirim sana boşver baran olsun boran olsun kar kış olsun yani farketmez ölüm olsun seyrinde her bakışım "ya seni kaybedersem"li zulüm olsun kalbime sen bana bir bak ben ölürüm sen bana bir bak zulmüne çözülürüm beter olsun seni üzen dünüden seni en az sevdiğim gün bu günüm olsun... |
Yak Sevdanın Çırasını Ne hüzünler kurtarır seni ne çeyiz sandığının ceviz gölgesi ve ne de acının ses duvarındaki yorgun ve bıkkın bekleyişler Acılar karartmışsa bile günlerin duvağını düşürmüşse de ilkyazın tomurcuklarını fırtınalar hayat kendini yeniden yaratan bir bahardır verecektir en olgun meyvelerini mutlaka yeter ki hüzünler sarartmasın yüzünü Yak sevdanın çırasını türkülerle barajını yıkan bir ırmak gibi katıl hayata hüznün isyana dönsün artık bitsin bezginliğin ölümcül suskunluğu evde kalmış bir cinsellik değildir çünkü dünya |
Ben bir insan, ben bir Türk şairi Nazım Hikmet ben tepeden tırnağa insan tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret... Ben hem kendimden bahseden şiirler yazmak istiyorum, hem bir tek insana, hem milyonlara seslenen şiirler. Hem bir tek elmadan, hem süpürülen topraktan, hem zindandan dönen insan ruhundan, hem kitlelerin daha güzel günler için savaşından, hem bir tek insanın sevda kederlerinden bahseden şiirler yazmak istiyorum, hem ölüm korkusundan, hem ölümden korkmamaktan bahseden şiirler yazmak istiyorum. Nâzım Hikmet |
Bir Yıldız Kaydı Gökyüzündeki yıldızlar kadar parlak umutlarım,arzularım ve hayallerim yüreğimin coşkusu,sevinciydi yatktan kalktığımda ilk işim yemeğimin hep ilk kaşığı gözlerimdeki yaşın yine ilki sadece bir hayaldi zaten bu benimki her hayal her zaman gerçekleşmeski o bir yıldızdı çok iyi parlayan malesef ama yıldızlarda kayar gider aynen oda öyle kayıp gitti hayallerimide yanına alıp ardına bile bakmadan yüreğindeki ince sızısıyla gözyaşlarıyla ufuklarda kaybolup gitti.... |
| Saat: 03:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık