MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

CaNaRY 23 Haziran 2007 05:04

Canda Can Ol!

Yüreğim hüzün yüklü, bulut olup, dolmuşum
Umut çiçeklerini birer birer yolmuşum
Issız zamanlardayım aynalarda solmuşum
Geceler buz bakışlı şafaklarım hardadır

Baharı görmeyince çiçek dalda açar mı
Yari görmeyen gözler ışığını saçar mı
Gülü terk eden bülbül! Bu kadar da naçar mı
Gül solmuş, boyun bükmüş, gönül ahu zardadır

Bu bir yürek sesidir seni sevdiğimi bil
Sevmiyorum desemde yalan söylüyor bu dil
Bende bir tek sen varsın geride ne varsa sil
Görmez senden başka yar, göz hayâda ardadır

Dilsiz çığlıklarımı rüzgarlara salsam da
Ayaz sensizliklerde ölümlere dalsam da
Korkma! Çalmam kapını, eşiğinde kalsam da
Seni sensiz yaşayan, can boranda kardadır

Bu gönül iflah olmaz ses vermezsen çağrıma
Eller çare bulamaz sinemdeki ağrıma
Yaban elde ölürüm basmaz isem bağrıma
Gönül düşmüş maraza, çare yalnız yardadır

Bir yanım yalnızlıktır bir yanım hepten kayıp
Coğrafyam kabul etmez! Senli düşlerim ayıp
Bu soluksuz yüreği bir garip hasta sayıp
Soluk ol! Canda can ol! Canan cansız dardadır...

Saadet Ün



Çakabey 23 Haziran 2007 12:11

Şimdi git!

Say ki Seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik

Say ki Gece mektuplarının en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik

Say ki Sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber bekledik

Sen git! Ben gelemem bu yürekle!

Ya da kal! Eylül yağmurlarını bekle!

Seni yağmurdan sonra seveceğim

Saçlarima ak düşmemiş halimle

Sen yaşlardayken 18inde-20inde

Seni yağmurdan sonra seveceğim

Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle

Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle,

Seni yağmurdan sonra seveceğim

Aşksız geçen onca yılı yakacağım

Sevda aleminde kendi ellerimle

Şimdi git!

Say ki Seninle sahilde ki çardakta hiç dondurma yemedik

Say ki oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı

Ve sevdadan hiç söz etmedik

Say ki Hiç gülmedik Aynı şeyleri sevmedik

Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik

Seni yağmurdan sonra seveceğim

Kimse bilmeyecek, herkesden gizleyeceğim

Yağmurdan sonra ki toprak kokusu olacak havada

Seninle gök kuşağının altından gececeğim

Seni yağmurdan sonra seveceğim

Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim

Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak

Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim

Ben seni yağmurdan sonra seveceğim

Ve bir gün ölürsem Yeşil gözlerinde öleceğim

Uğur ARSLAN


Çakabey 23 Haziran 2007 13:22

Mecnunum Leylamı gördüm
Bir kerece baktı geçti
Ne sordum ne de söyledi

Kaşlarını yıktı geçti

Soramadım bir çift sözü

Ay mıydı gün müydü yüzü

Sandım ki zöhre yıldızı

Şavkı beni yaktı geçti


Ateşinden duramadım

Ben bu sırra eremedim

Seher vakti göremedim

Yıldız gibi aktı geçti


Bilmem hangi burç yıldızı

Bu dertler yareler bizi

Gamzen okun bazı bazı

Yar sineme çaktı geçti


İzzeti der ne hikmet iş

Uyur iken gördüm bir düş

Zülüflerin kement etmiş

Yar boynuma taktı geçti



Aşık Veysel


RuYa 23 Haziran 2007 13:35

Kanatsız bir kuşum, artık uçamıyorum,
Kaçmak istesem de, senden kaçamıyorum,
Yüreğim seninle, öyle dolu ki,
Sensiz nefes bile, alamıyorum.

Her sabah çiçekler, sevgiler açsın,
Hiç solmasın yüzün, hüzünler kaçsın,
Gözlerin hep gülsün, neşeler saçsın,
Sen ömrüm boyunca, başımda taçsın.

İstemem olmasın, sensiz akşamlar,
Artık hiç akmasın, gözümden yaşlar,
Sen benim aşkımsın, alın yazımsın,
Solmasın gönlümde, yeşeren bahar... İLKNUR BOZKAYA


Çakabey 23 Haziran 2007 13:41

İşte böyle gideceksin
salına salına
ardına baka baka
Kimi bekliyorsun da bakarsın ardina
Demezler mi adama?
Sen bir gurursuzu sevmedin ki güzelim
Ki gelsin ardından
O asilce sevdi ve asilce gitti
Yaptığını çekeceğinden kuşkun mu vardı da

Şimdi elem içinde ağlarsın

Görünen köy misali var mıydı gerek klavuza

Şimdi yerli yersiz ağlama vaktidir

Çevrene ne yapacağım diye sorma vaktidir
Alacağın cevabı ben söyleyeyim güzelim
Bilmiyorum diyecekler
Kimin gücü yeter ki zamanı geri çevirmeye
Öyleyse sen sadece susmayı dene

İlk gittiğin gibi güçlü sansınlar seni
Bu beni daha mutlu eder
Bir çaresizi mi sevmişim dememem için

Sen öyle olmasan da ve ben bilsem de

Sen güçlüymüs gibi yap

Şimdi hoşçakal deme zamani

Amma sen hoşça kalmayi haketmiyorsun ki
Sevmenin ve sevilmenin hakkini verebilenendir o
Sana söylenecek tek sözüm var
Bu ömrü sevgiye hasret
Mecnun misali yaşaman dileğiyle...
Tel tel olsa yüreğim her tel sen olsan
Koparırım yüreğimi yine aramam seni..
Varsa söylenecek bir söz sevgi adına
Bırak ben söylerim gülüm sen sadece sus...


Fatih YEŞİLGÜL


RuYa 23 Haziran 2007 13:51


Zaman seni bana unuttururmus.
Hep oyle dediler.
Zamana birak muhakkak unutursun dediler.
O kadar uzun zaman gecti ki,gidisinden bu yana...
Eger zaman gercekten unutturuyorsa gideni,
bu kadar uzun zaman gecmesine ragman,
neden hala aklımdasın..?
Neden seninle ilgili her seyi hatirliyorum..?
Her ayritisina kadar...
Zaman zaman kendimi inandirmaya calisiyorum,
seni unuttuguma...
Soruyorlar,
yakinlarim...
Arkadaslarim...
Dostlarim...
"Unutabildin mi" diye.
"Evet unuttum"diyorum.
"onun hakkinda en ufak bir seyi bile,artik hatirlamiyorum"diyorum.
"Biz sana soylemistik"diyorlar.
"Zaman herseyin ilacidir,unutturuyor"diyorlar.
Icten ice guluyorum onlara.
Ve merak ediyorum,
onlar unuttuklarini iddia ettikleri asklarini,gercekten unutabildiler mi..?
Yoksa acilarini azda olsa hafifletebilmek icin "unuttum" numarasi mi yapiyorlar..?
Benim gibi...
Sen gittikten sonra,
cektigim acilarimi,
uykusuz gecelerimi kimseyle paylasmadim.
Belkide paylasamadim...
Kimsenin bilmesini istemedim.
En yakinimdakilerin bile...
Cunku ne kadar cok kisi bilirse,
acim o kadar buyuyecekmis gibi hissediyorum.
Hep mutlu gorunmeye calistim.
Hic etkilenmemis gibi davrandim.
Hatirliyormusun bitanem..?
Sen bana her zaman,cok guclu bir yapiya sahip oldugumu soylerdin.
Kendimi her gucsuz hişssedisimde,
senin bu sozlerini aklima getiriyorum.
Ve kendimi daha iyi hissediyorum.
Ama sen gittikte sonra anladim ki,
ben senin sandigin kadar guclu bir yapiya sahip degilmisim.
Aslinda ben gucsuzmus,sadece guclu gorunuyormusum.
Halada oyleyim...
Gucsuzum ama guclu gorunuyorum.
Gorenler cok sasiriyorlar.
Bu olaydan nasil hic etkilenmemis oldugumu merak edip,soruyorlar.
Onlara"demek ki sandigim kadar cok sevmemisim.Gidisi beni etkilemedi"diyorum.
Ama bunlarin sadece buyuk bir yalan oldugunu,
sende,benim kadar iyi biliyorsun.
Gidisini beni inanilmaz sekilde etkiledigini,
acilarimin inanilamayacak kadar derin oldugunu sende biliyorsun.
Zaten su koca dunyada bunlari bir sen,birde ben biliyorum.
Beni terkettigin,birakip gittigin icin sana kizabilmeyi isterdim.
Ama bunu bile basaramiyorum.
Her ne kadar bana yapmamis olsanda,
gecerli bir aciklaman vardir diyorum.
Zaten ben seni hala sevmeye devam ederken,sana nasıl kizabilirim ki..?
Eger bir gun,gittigine pisman olup,
geri donmeyi dusunur de,reddedilme korkusu duyarsan,
sakin korkma hayatım..!
Cunku ben;
seni hala bekliyor olacagim.
Ne kadar zaman gecmis olursa olsun.
Cunku ben;
Senin geri donecegin gunun umudu ile yasiyorum. BERNA ÖZGİLGİL


Sedef 21 23 Haziran 2007 16:47

Nostalji
Şimdi nisan ayında olmak vardı…
Yağmurlu ikindi… köy yollarında
bastığım çamurlar iz iz dolardı,
Kök kök sarı çiğdem avuçlarımda…

Evde soba hafif hafif yanıyor,
Kalaylı tencerede yine bir şey kaynıyor,
Ebem, seccadesinde dua mırıldanıyor
Dün kuzlayan koyunun kuzusu kucağımda

Önce ekmekle gelir günün çorba kokusu,
Bir de kavrulmuş belli şifalı dut kurusu
Ne kadar aç olsam da, sarar akşam Uykusu…
Öylesine yorgunum çardağın Kenarında.

Derken… misafir gelir teebessümler… hoş-sefa,
Emmiler hemen de dalar askerliğinden Lafa,
Demlikte çay tükenir… gönül ister ki daha...
O, gün görmüş sohbetler hala kulaklarımda…

Ordan burdan… Yine gelir sonunda sıra bana
Her gün de nazlanırım… Ama hiç kıramam da
Halam yine duygulu; illa “Yemen” der bana
“Giden Gelmiyor…” diyemem, kitlenir boğazımda

Anam Hacı’yı hatırlar yiğit, uzun boyuyla
Halam da Hüsnü’sünü… Kalan dört çocuğuyla
Ben hava değişsin Diye… Bir de… Yar arzusuyla
“Suna Boylumu” söylerim… Yürekten, duya duya

Sıradan bir gecedir, döşeğime uzanıp
Uykumu ürkütürüm hayalimle anlaşıp
Aklım şiir kesilir…. Sonra biraz uslanıp
Pınarda buluşuruz rüya rüya Suna'mla

Sabah ne eken gelir, horoz ne aceleci
Kuşların toy düğünü, koyun-kuzu sesleri
Akşam hüznünü çoktan atmış kır çiçekleri
Dalga dalga son bulur tan yeli yanağımda

Serinliğinde seni, canlılığında
Toprak kokularında… Kuş seslerinde
Günün mor ufuklardan yükselişinde Seni…
Mendil sallayışını, göz göze bakışını…
Kahvaltıda düşünmek, hep mi hep hayalimde…

Erdal Gişi


SAGOPATÖR 23 Haziran 2007 18:04

Gitmemeliydin
Yüzüm dayalı kalmamalıydı pencerede
Yokluğun bir başka yağmur
yağdırmamalıydı yanaklarıma
Kırık bir cam parçasıyken bedenim
Bırakıp gitmemeliydin yabancı ummanlara
Direnirken gözlerim gözlerinde
Yanmamalıydı sol yanımda duran deniz
Ayrılık dememeliydim adına
Senden baskaşı yokken
gözlerimin aynasında
Bükülürken gövdem sevdana
üşümemeliydim
bir türkünün yakarışlarında
Gitmemeliydin hüküm
giydirip suskunluklara...
FUAT EDİP


Mystic@L 24 Haziran 2007 01:51

Kirlibeyaz haylaz bir adamdan da başlanabilir sevmeye
Tertemiz kağıtlara mürekkep dağıtır da
sonra gelip yıkanır teninle
kara bir adamdan da başlanabilir sevmeye
upuzun yola düşse gece korkar da
sonra gelip sığınır gölgene

ucuz bir adamdan da başlanabilir sevmeye
tepeden tırnağa yağma durur da
hep ‘bi dostluk’ kalır geriye
Enver Ercan


CaNaRY 24 Haziran 2007 14:08

Mutlu musun?

Şimdi mutlu musun.?
Aylardır yolunu beklerken,
Gözlerimden düşmeyesin diye
Gözyaşlarımı içime atarken,
Sensiz geçip giden ömrüme sitemler yağdırırken,
Meğer sen çoktan gitmişsin benden.

Söyle şimdi mutlu musun.?
Sana istediğini veriyorum, alsana,
Yıkılmış bir duvarım şimdi, ağlasana.
Yarım kalmış bir masalım,
Gücün yeterse tamamlasana,
Gözlerime bakıp, yalanlar uydursana.

Söyle mutlu musun şimdi.?
Gelmen için açarken ellerimi göğe,
Gitmeni diliyorum içimden iç çeke çeke,
Gözlerimden düşmeyesin diye ağlamazken,
Haykırarak ağlıyorum, içimden çık git diye,
Yaralı yüreğime tuz bastın, merhem niyetine.

Söyle mutlu musun şimdi.?
Ben seni gerçekten sevdim,
Küçük bir çocuğun, tertemiz duygularını besledim.
Katran karası gecelere yandım, kan ağladım,
Ben sevdiğimi sahte gülüşlere satmadım sevgili,
Sana yar dedim. anlamadın...


Ayşe Manav


Sedef 21 24 Haziran 2007 19:10

Şehidim
Kaybedilmiş bir künyedir;
Vurulmuş Mehmedim'e ait
Eksi 20 Derecede,
Eriten yüreğidir, karları
Boğazına düğümlenen her cümleyse;
Yüreğindeki sevdasına ait.....

Düğümdür;
Kimine göre boğazda bağlanan;
Kimine göre ise ;
Cennet kapıları ardına açılan....

Alnından düşen iki damla sanma kanı
Odur bayrağa veren asil rengi
Toprak verimidir,
Ananın, giden evlada akııtığı,
Zemzemden asil gözünden damlayan yaşı...

Rüyalar görür Mehmed'im
Çatışma önceleri,
Geceyi gündüze bağlayan
Amansız Kuşluk vakitlerinde...

Bu Şehadetin şerbetidir,
Altın taslarla sunulan
Ve sırası gelen öne çıkar,
Tam tekmil boynunda Bronz künyeyle.....
Şehadet getirir Mehmed'im
Mubareğin elinden içerken şerbetini.

Açılır o an ardına kadar cennetin kapıları;
Selam dur tüm cümle alem
Yükseliyor Şehidim arşına,

Geceyi örten ağaçların yaprakları
Sarar kartaneleri,
Üşür elleri,
Postalları beyazlar içerisinde
Pusu kurmuştur hayinler sinsice,
Kahraman Mehmed'ime
Rüyası çıkmıştır Mehmed'imin
Çıkarır göhsünden yarinin asil resmini,
Öpüp koklar sonkez,
Gözü yaşlar içerisinde......

Kavuşma yolunda Taktir_i İlahiye
Ardında bırakır,
Onurlu ana, baba
Gözü yaşlı yari
Ve emanet bırakır evlada
Göhsündeki hilali,
Birde bronz künye;
Vatan sağ olsun diye.....


O zaman örselenerek duruyor
Batan güneş ardından
Bir güneş daha doğuyor
Gün batımı kızıl;
Gökyüzü kan ağlar,
Kayan yıldız ardından,
Yürekler yanar....

Mehmedim bilir;
Can Mehmed'im
Can verdiği kutsal emanetin değerini,
Ölmek faniye göre,
Kim demiş şehitler ölür diye,
İsmini suya yazsan ne çıkar;
Kaybolacak türden değil,
Tozlu eski kitabın sararan yapraklarında
Kaybolcakta değil,

Anafartalardan, Çanakkaleye
Diyarbakırdan akan,
Musul ve Süleymaniye
Vatan toprağı
Uğruna akan kanlar helal
Herşey yanlız vatan için

Vatan namusudur;
El değdirmez Mehmed'im;
Onursuz yaşamaktansa ,
Onuruyla şehadet getirir,
Benim Askerim......

Mahmut Tuğrul Ağsu


RuYa 24 Haziran 2007 21:28

Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..

Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler;
dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen! ..
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..

Her zaman fazla oldu söyleyemediklerim, söyleyebildiklerimden! ..
Her zaman; bir bilinmez lisandaki çözülmez şiirleri koklayıp, hissettirmeye çalıştım sana...
Her zaman biraz daha zaman kolladım seslenmek için sana, ve her zaman hayıflandım;
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..

Kendi karanlığında; güneşe görünmek için karar veren bir tohum gibiydim...
Zordu çıkmak gömüldüğüm çamurdan;
Ama güzeldi!..

Sen güzeldin ve ben, güzelleşiyordum seni düşündüğümde!..
Kendi karanlığında; güneşe görünmeye karar verip yeşillerini giyen bir tohum gibiydim...

Boyutları değişiyordu hayatımın...
Yani, değiştiren sendin boyutlarını hayatımın; büyüyordum, gelişiyordum, genişliyordum...
Söyleyebildiklerimden çoktu her zaman, söyleyemediklerim; bu yüzden kelimelerimin arası açılıyordu!..

Sığdıramadığım her duygu; iki kelimemin arasındaki boşlukta gizli...
O yüzden, yazdıkça parmaklarım,,, ve işte yine o yüzden söyledikçe dilim topallıyor!..
Toparlayamıyorum zihnimi...
Seni özlüyor, ve terliyorum özledikçe;
Seni koklamak için...
İçimdesin!

Muammer Erkul


scanner_11 25 Haziran 2007 07:01

Arkadaş

Olmasın o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gün gelip ayrılsak da
Seninle arkadaş

Bir kıvılcım düşer önce
Büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş
Yanmışsın arkadaş

Dolduramaz boşluğunu
Ne ana ne kardaş
Bu en güzel bu en sıcak
Duygudur arkadaş

Ortak olmak her sevince
Her derde kedere
Ve yürümek ömür boyu
Beraberce el ele

Olmayacak o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gün gelir ayrılsak da
Seninle arkadaş




Çakabey 25 Haziran 2007 09:24

Çok zamansız zamanlardan geçtim
Samanı mayalanmadan saklanmış zamanlardan.

Beni tanırsın sen!
Vaatlerin yanar döner hiçliğini,
Dağlari ateşe veren arzuların kalleşliğini,
Masumiyetin can yakan dönekliğini bilmişliğim de
Ayni zamanlardan...

Çocukluğumdan da uzak şimdi
Sevdaya hasretliğim
Aşkta kaybetmeyi marifet bilmişim
Ve yüreğimin limanina sokulan her kadını
Seve seve kaybetmişim.
Ben bana gelene değilde
Nedense hep benden geçene yeltendim
Bir yanım günaha
Bir yanım acıya öykünürdü
Aklıma hep düşen de
Düşünün gül yüzüydü...

Beni tanırsın sen!
Acının tadını sigarayla sevdim
Sigarasız acılar çekemedim
İçinde yar olmayan şarkıları ezberlemedim
'Sigaramin dumanı, yoktur yarin imanı'

Bütün hüzzam sözleri sanki ben besteledim.
Ud oldum, kanun oldum
Sadece ve ancak tellerime vuruldukça inledim
Unutamadiğim en güzel şarkıydı keza
Bana ağladığın efkarlı sesin...
Bak gülüm!
Sen bilirsin
Mardin'de unuttuğum gençliğim
Mardin'de yandığım cehennemim
Gözünü sevdiğim, gamlı yarim
Mardin'in yasında son nefesim

Beni tanirsin sen!
Küfür ederken de utanmadım
Ciğerlerimi patlatıp ağlarken de
Bir, seni seviyorum derken kızarırdı cemalim
Hala da içimden sevmeyi tercih ederim.

Beni bilirsin sen!
Ne param kaldı ne anam kald yitirmediğim
Hep söylerim, benim kaybetmişliğim doğuştan
Ne dostlarım, ne sen mahalle
Sadece biri vardı mazide
Bileceksin adını sende
Bilecek adını herkes
İnan hiç kimse değil
Bir o kaldi geçmişin içinde
24 yıl yaslı Mardin'e uğramadim
Ayrılıkların ana.sını belledim
Adam gibi bir ayrılık daha görmedim.

Çok zamansız zamanlardan geçtim
Samanı mayalanmadan saklanmış zamanları bildim
Yangınım aşkların ana.sını satmışlığımdı benim

Bak gülüm!
İnanma sakın! !
Zaman her derde derman değil
İçinden zaman geçmeyen yaralar var
Zamanin uğramadığı diyarlar.

Ugur Arslan



NiliM 25 Haziran 2007 09:28

Uğurlar Olsun


Bazen sözler yetmez anlatmaya
Akıl ermez olanlara
Anlam verilmez yalancı aşklara
Boşver gülüm hayatını yaşa!

Ne anlıyorsun aşk deyince?
Eğlenmek, gezip tozmak mı sadece?
Bir yürekte kaç sevgi olur sence?
Hayatında ki kişilerin çokluğu ne öyleyse?

Dedim ya; hayatını yaşa
Aşkın anlamını öğren, öyle gel bana
Büyü de gel çocuksun daha
Aşk yaşta değil, yürekte başlar unutma!

Aşık olanın kocamandır yüreği
Sevdiğinin gözleriyle görür çevreyi
Önemli değildir kimin ne dediği
Uydurma; seninki aşk değil ki...

Bana gelmiş, 'aşığım' diyorsun
Hala bahaneler bulmaya devam ediyorsun
Kuralları, insanları geçemiyorsun
Yeter bu kadar, sana uğurlar olsun...


Hatice Ay


Çakabey 25 Haziran 2007 09:34

Düzgün yaşa…
Şeytana uyma! Hayat deli doludur…
Aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur….
Gözlerini yum.! Gülümse ve vakur dur.
Aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur…
Hor görme azraili… Melektir…
Yadırgama işini cellat değil O'nun ki de yürektir…
Karşına dikildiğinde korkma
Dur! Gözlerinin içine bak…
Ve orda sevgiyi bul…
Unutma aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur…
İmdat dostlar bana ölüm geldi deme…
Ölüm sana geldiyse bundan başkasına ne?

Gelen şey sana özel değildir…
Bil ki her gün yeryüzüne göklerden binlerce ölüm iner…
Ve yine bilki her yeni gün binlerce yeni can, ana rahminde hayata döner…

Sadece bedenin toprağa gidecek… Sen ruhunla gökyüzüne gideceksin
Ve o an perde kalkacak… Sana yapılmış olan yalan dolan her şeyi
Yukarıdan ayna gibi göreceksin…
Kızma insanoğludur yüzü başka içi başka olur
Ama aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur…
Farzet ki su olup bir çiçekte hayat bulacaksın
Farzet ki toprakta bir selvinin yada bir çınarın
Bedenine karışacaksın…
Yüzlerce yıl yaşayacaksın onunla beraber
Nice başlangıçlara, nice yıkımlara şahit olacaksın
Farzet ki gölgende bir kadın doğum yapacak
Ve bir salıncak kuracak dallarına
O bebeğe ninniler okuyacaksın…
Sonra büyüyecek aşık olacak belki
Sevdiği ile başharflerini kazıyacak
Yüz yıllar üzerinde taşıyacaksın…
Sanmaki bir daha oğlun olmayacak
Gölgende nice evlatlar ağırlayacaksın…

Sinek bataklığı sever bal arısıda kırları çiçeği
Gökyüzüne doğru yükselirken dünyanın bataklığa çevrilmiş
Bir kır olduğunu göreceksin.. Kır çiçekleri kokusu gelecek burnuna
ve sen bir bal arısı gibi öleceksin….

Aşk acısı yaralar geçmesi zor olur…
Ayrılık bin beter insan çekmekle yorulur
Ölüm acısı diye bişey yoktur…
Bütün acılar o an gelene kadar olur…
Sen rahat ol telaş etme
Aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur…

İmdat dostlar bana ölüm geldi deme…
Ölüm sana geldiyse bundan başkasına ne?

Gelen şey sana özel değildir…
Bil ki her gün yeryüzüne göklerden binlerce ölüm iner…
Ve yine bilki her yeni gün binlerce yeni can, ana rahminde hayata döner…

Gözlerini yum.! gülümse
Ve Aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur…

Düzgün yaşa… şeytana uyma hayat deli doludur…
Aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur….

Uğur ARSLAN


Çakabey 25 Haziran 2007 10:29

Ben hep 17 yaşındayım
Demir kapının her açılışında
Her ayak sesinde içime sığmaz yüreğim
Her türlüsünü tattım acının ve ızdırabın
Yalnız seni özlerken kendimi yenemedim
Çünkü; senden gayrısı haram
Şu Metris'in önü bir uzun alan
Bir tek seni sevdim gerisi yalan

Cigara çekmedi canım hiç
Çıkarken havalandırmaya
Olmadı avluda atılmış voltam hiç
Hele masmavi bir denize atılmış oltam
Hiç mi hiç...
İçerde bıraktım dünyayı
Parmaklıklarla bölünmüş olarak

Görmeye alışık gözleri
Ve senin için yazdığım şiirleri, sözleri.
Sana olan aşkımı
Defterlere değil
Metris'in duvarlarına yazdım
Uykusuz geçen geceler akıllara zarar
Kıramazdı beni duruşmada kırılan kalem
Senin görüşlere gelmediğin kadar

Şu Metris'in önü bir uzun alan
Bir tek seni sevdim gerisi yalan
Senin hasretindi hücreme dolan
Yalnız seni sevdim gerisi yalan.

Parmaklıkların elime bulaşan pası
Havalandırmadan gelen hela kokusu
Işık ve ufuksuz hücremde
Gözlerim kuvvet kaybındaydı.
Bir sisin ucundaydı ölüm korkusu
Ve özgürlük kravatlıların avucundaydı

Bir kazaydı gelişin
Ya seni sevişim?
Bir masaldı.
17 yıl 15 gece
Bir ranzaydı yattığım
Bir de oturduğum masaydı

Ben gençliğimin en tutkulu aşkını
Kağıtlara değil
Gönlümün en derin naralarını
Kalemle değil
Tırnaklarımla
Metris'in duvarlarına yazdım
Ve kanayan ellerime tuz bastım

Çok mektup yazdım sana
Ama hiç yollamadım
Ben sana olan mektuplarımı
Metris'in duvarlarina yazdım
Ve üzerine zarf değil
Mapushane kapılarını kapattım


Şimdi bir şey yok yanımda senden kalan
Şu Metris'in önü bir uzun alan
Benim sevdam gerçek
Senin aşkın yalan



uğur arslan



Çakabey 25 Haziran 2007 12:41

Gönülden geçenler dile gelmiyor
Seni seviyorum diyemedim ki
Kismet uzanmadan ele gelmiyor
Seni seviyorum diyemedim ki

Utancim kördügüm oldu dilimde
Mahvoldu ömrümden ne varsa elimde
Kaç kere niyetlendim de
Seni seviyorum diyemedim ki

Faydasiz sevgilim gayri nedense
Ah! kaçan firsatlar bir geri dönse
Dillerim tutuldu sanki, nedense
Seni seviyorum diyemedim ki

Mustafa YILDIZDOĞAN


harunduran58 25 Haziran 2007 12:52

süperin karDeŞ


Sedef 21 25 Haziran 2007 13:31

Canım Sevdiğim





Önümde uzanan onca sensiz seneler
Düşünemiyorum nasıl geçecek bu kara geceler
Ucunda sen olmasan anlamsız tüm çileler
Katlanırım bir tanem yeter ki seni vaat etsinler.

Kim sevebilir ki seni, benim sevdiğim kadar
Hiç düşündü mü biri, seni düşündüğüm kadar
Varsa böyle biri söyletme beni bu kadar
Yok, daha güzeli, seni ölümüne sevmek kadar...


İsmail Yavuz


Mystic@L 25 Haziran 2007 14:40

İki elinde su dolu iki kova
Bahçe dibi serviye doğru
Fadime kız geliyordu
Anası çamaşırları yumuş
Çitin üstüne seriyordu
Ağası çömelmiş duvar dibine
Çenesi dizlerine dayalı
Tütün içiyor.
Oktay Rıfat


NiliM 25 Haziran 2007 14:45


Gözbebeğim


Sen hiç aşık oldun mu gözbebeğim?
Geceler boyu düşündün mü her gün?
Ben hep seni sevdim, hep seveceğim
O benim işte, karşında gördüğün.

Bir çift ela göz taktı mı peşine?
Gece gündüz yer etti mi aklında?
Tutuldun mu hiç sevda ateşine?
Eridin mi için için sonunda?

Sen aşk nedir, bilir misin güzel kız?
Aşk ateşi yaktı mı yüreğini?
Bendeki acılar şimdi sayısız,
Aşkın, acıya bıraktı yerini.

Sevenler için ızdırap derlermiş,
Doğru söze ne demeli, bilmem ki!
Izdırap da, acılar da bendeymiş,
Aşk, böyle de yaşanırmış, değil mi?

Aşk, sevilenler için gurur demektir,
Acılar benim oldu, gurur senin.
Mutluluğu bulur muyum? Kimbilir?
Son sevdiğim sensin, bir de gözlerin! ..


Mehmet Ali Çıbıklı


RuYa 25 Haziran 2007 15:44

Bıraktım artık
Yağmurda serçeleri beslemeyi
Şehrin yakamozlarını seyretmeyi
Bıraktım anne
Güzellikten yana nevarsa
Yaşamaya değer hayata dair nevarsa
Bıraktım artık

Bıraktım artık
Anılarımdaki sokakları çağırmayı
Terk edilmeden ayrılamamayı
Ölesiye sevip tutuk kalmayı
Yüreğimi ısıtmak için sözlerini beklemeyi
Hergün bu aşk sofrasında dil kurşunu yemeyi
Bıraktım artık

Bıraktım artık
Gündüzleri martılara ekmek atıp ıslık çalmayı
Akşamları mehtaba karşı türküler yakmayı
Geceleri o vefasıza o değmeze şiirler yazmayı
Uyumadan önce resmine sarılmayı
Uyanınca aynadaki resmi öpmeyi
Bıraktım artık
Bıraktım anne yemin olsun
Ona dair hayatımda ne varsa
Zerresini bile sildim gömdüm asra. MEHMET ARSLAN





jöly 25 Haziran 2007 21:16

SEVGİ
Nasıl söylesem bilmem,
Ve anlatsam ne ile?
Bu öyle bir duygu ki
Gelmez kaleme, dile...

Sen varsın bakışımda,
Her nefes alışımda,
İçimde ve dışımda,
Günahlarımda bile!

Gözümde, hayalimde
Hiç sorma ki neler var...
Sendedir ufukları
Ve ancak sana kadar...

Dünyayı iki şeyden
İbaret bilirim ben;
Biri, herşey olan sen!
Biri, sen olmayanlar!
Enis Behiç KORYÜREK



Mystic@L 26 Haziran 2007 01:31

Olmaz mı Zaman taş
Başı boş /
Bırakıp gitsen
Tutsan /
Taş olur da sapan olur /
Çocuklara eğlence...
Zaman taş
Başı boş /
Baş yarıp / Bir yere varır / Gider
Ev olur
Duvar / Eşik
Babil'e kule
Değirmene dibek...
Madem ki ışınan atom
Düşünen taş parçası
Cana can
Her şeyle her şey
Olmaz mı /
Sevişmek...
Fikret Kızılok


scanner_11 26 Haziran 2007 07:38

Arkadaş

Olmasın o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gün gelip ayrılsak da
Seninle arkadaş

Bir kıvılcım düşer önce
Büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş
Yanmışsın arkadaş

Dolduramaz boşluğunu
Ne ana ne kardaş
Bu en güzel bu en sıcak
Duygudur arkadaş

Ortak olmak her sevince
Her derde kedere
Ve yürümek ömür boyu
Beraberce el ele

Olmayacak o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gün gelir ayrılsak da
Seninle arkadaş




NiliM 26 Haziran 2007 08:22


Bir Yudum Aşktım! ...


Uykusuz gecelere başın koymadığın
Hasrete kucak açmadığın
Yüreğinle sarmadığın

Öpmediğin dudaklarım susayan sana
Uzanıp mavinin gizine
Avuçlarına alamadığın ellerim
Sıcaklığına hasret olan

Hiç bir şey değil
Bir yudum aşktım

Yağmur sonrası toprağın kokusu
Rüzgar esmesiyle ruhuna dolan
Gözyaşlarım senin için akan
Gözlerim sana nurunu sunan

Sebebim, yalnızlığım
Sol yanım da sızım
Yüreğim aşkınla yanan

Hasretim, sözlerine serçe misali konan
Umudum, yokluğunla beni saran
Rüyalarım, seni bana her gece
Yeniden yaşatan! ...

Hiç bir şey değil
Bir yudum aşktım! ...


Nisan Serap Muratoğlu


Misafir 26 Haziran 2007 09:02

Acı Ayrılık





Çalıyor zilim, alacaklım kapıda,
Açmıyorum, çünkü alacak seni benden.
Sende biliyorsun, kapımı çalan delicesine,
Adını duydukça delirdiğim, acı ayrılık...

Ben gitsin diye beklerken,
O daha da yaklaşıyor bana.
Ve hazırlanıyor tüm engelleri yıkmaya,
Adını duydukça delirdiğim, acı ayrılık...

Ayrılacağımı düşündükçe senden,
Kaynar sular boşalıyor bedenime.
Ağlıyorum gözlerimden kan gelene dek,
Ve gitmesi için yalvarıyorum ayrılığa,
Ama anlayışlı değil ayrılık, senin gibi...


RuYa 26 Haziran 2007 12:36

Ben deniz kızı.
Sen!
Aşkın efendisi....
.........
Zaptiyeli şehirlerin
mülteci hayallerinde
titreyen heyecanlarla....
firar gecelerin sabahına
gün gibi....
martı çığlıklarına
takalım sevinçlerimizi.

Deniz altı dalışlar
götürür ikimizi mercan kayalıklarına
midyenin incisini saklaması gibi
gizle gizemli kuytularına
düşelim dokunuşlara süngerimsi
süngerimsi içelim birbirimizi.

İkimizden sızan
ışık kırılmalarında
içimizdeki güneşe doyuralım
yedi renginden öte
çoğalıp karıştığımızda
ısınır yürekleri yakan ateş
ateşlere çizelim resimlerimizi

Paydos vakitlerinde zamanın
üçüncü vardiyasına
koşmalarda bulalım kendimizi
akrep yelkovan kovalaşmalarında
selamlaşan dokunuşlara
salalım tebessümlerimizi

Ardından
İnsanca ağlamalar dolsun pınarlara
deniz kızı okyanuslara uğurlanırken
aşkın efendisinden
yansırken hareler yanaklarda
tutulan nefes
duyulan ses
lâl ile lâ kalsın
sana,
bana.

Aşka
Aşkım!
Bu günkü şarkım…

Nevin Kurular




arwen 26 Haziran 2007 23:49

şimdi hayalimde boş bir yolda yürürdüm
sağından deniz sokuldu kenarına, ben onu düşündüm
rüzgar çıktı karşıma sardı beni üşüdüm
ay ışığı vuruyor tepeye,
ve orada duran yanlız bir adam, ben onu düşündüm
yakamoz yolum oldu sana
dön bi bak bana
hayallerimle suya düştüm
çok üsüldümm
şimdi gözlerimi yaşa bürüdüm
yoksun ya
kendimi çöle sürüdüm


hacer sarıibrahim


Mystic@L 27 Haziran 2007 00:32

Üç Selvi Kapımın önünde üç selvi vardı.
Üç selvi.
Selviler rüzgarda sallanırlardı.
Üç selvi.
Kökleri yerde, başları yıldızlarda
Üç selvi.
Selviler sallanırlardı rüzgarda.
Üç selvi.
Bir gece düman bastı evi.
Üç selvi.
Yatağımda öldürüldüm ben.
Üç selvi.
Kesildi selviler köklerinden.
Üç selvi.
Artık ne kökleri yerde, başları yıldızlarda
Üç selvi.
Selviler sallanmıyorlar rüzgarda.
Üç selvi.
Mermer bir ocakta parçalanmış yatıyor
Üç selvi.
Kanlı bir baltayı aydınlatıy
Üç selvi.
Nazım Hikmet


jöly 27 Haziran 2007 00:50

Ç

Ben uyurken
Duvarıma tırmandın
Güllerimi yoldun

Ve bütün şikayetin
Sen uyurken
Bahçene girenlerden

Özdemir Asaf


arwen 27 Haziran 2007 01:08

Sevgi nedir diye sorsan anlatmam gözlerimde aramanı isterim.
Ben aşkın resmini seni severken çizdim
ama sana anlatmayı bilemedim.
Yada sen anlamayı bilmedin.
Oysa hayallerim bu kadar acımasız değildi.
Sen ve ben vardık ama anlaşılmazlık yoktu biçiminde.
Yokluk vardı ama sensizlik ve bensizlik yoktu.
Açlık vardı ama sevgisizlik onun penceresinden bile esip geçemezdi.
Kısacası senle ben vardık.
Vardık ama diğerleri yoktu.
Sevgime kelepçe takanlar yoktu o hayallerde.
Dilenmeden istediğim tek şeydi.
Gururluydum ama bu sevgiye başeğmeyi bildim.
Kısacası seni sevdim.
Sensizliğe başkaldırıp savaşmayı bildim.
Ama sen ne ettin?
Tek kelime ile bu sevgiyi boğup beni ezdin geçtin.
İşte bu hayallerimde yoktu.
Sen beni asla bilemedin.
Nede o güzel hayallerimi anlayıp beni sevmeyi beceremedin.
Sevdin ama yüreğimin istediği gibi sevemedin.
Bencillik olmasın diye seni sessizce sevdim.
Kaybetmedim ve onurumla çekip gitmeyi bildim.
En azından sevgimi kirletlemene müsade vermedim.
Hayallerimin çiçeklerini kurutmana izin vermedim.
Can çekişen umutlarımı kopartmadım.
Kasırgalar kopan yüreğimi ezdin,
Sevgimi ezdirtmedim.
Dokunulmazlaığını sana ispat edip başkaldırdım senin sahtekarlığa.
Sevdim ve o hayallerimdeki seni kirlettirmedim sana.
Kısacası karanlık gecelere hapsedip seni bencilliği seçmedim.
Seni menfaatsizce sevip mutlu olmayı becerdim.
Ama senle olsa demeden de edemedim.
Yabancı saydığın beni sana gösterdim,
Sen görmeyi değil görmemeyi yeğlemene rağmen,
Seni erişilmezliğin en üstüne koyup,
Senin, sana ulaşmana müsade vermedim.
Ben estim sen serinlemeyi bilmedin ve gittin.
Sakın geri dönme, seni ben sensizlikle değiştim


yasemin kurt


CaNaRY 27 Haziran 2007 05:29

Affet sevdim

Tesadüf müydü aramadan bulmak

Yoksa bulduğumuz kişide mi arıyorduk aşkı?

Boş verdim

Ben alıştım da, seni bu kadar çok sevmeme

Omuzlarımdaki melekler şaştı

Ve bir bilsen, yokluğunda ne uykularım kaçtı

Kenar mahallenin fakir sokağında, oyuncakları kırıldı diye
annesinden dayak yemiş masum bir çocuğun


Gözyaşlarını biriktirdim sana...

Gidersen ağlarım belki

Ama sen hep gül

Gözlerindeki güneş batmasın yeterki...

Tabiata inat,

Hiçbir çiçeğe benzemeyen bakışların her an beynime kazılır.

Söylesene, sen şiir olmuşken, sana şiir mi yazılır...

Mecnundan nasihat aldı yüreğim

Ferhat tan kuvvet

Seni bu şiir rahatsız ettiyse, ne olur beni affet


Korkmaz Bıçkın


NiliM 27 Haziran 2007 07:23

Gonca Gülüm Nazlanma


Gözlerine sen gönlümü taktın yâr,
Kaldım sende sallanırım çengelde…
Sevda oldun bu gönlüme aktın yâr,
Sen sivri uç ben kalemim pergelde…

Yudum yudum sevda sundum hasından,
Sevgi verdim yüreğimin tasından,
Ben kurtardım seni gönül pasından,
Sen gülersin ben yanarım git-gelde…

Kâğıt defter doldu sevda türküsü,
Dile düştü bizim aşkın öyküsü,
Biter sanma bu gönlümün tutkusu,
Senin gözün her gün yeni engelde…

Bir kem sözde keserdim ben dilimi,
Kırardım ben sana kalkan elimi,
Aşığım gör sırılsıklam halimi,
Gönül söyler sevda çalar bu telde…

Cantekin der; gonca gülüm nazlanma,
Gönlüm derya yeter gayrı sızlanma,
Şu gönülde başlar ise buzlanma,
Biter sevgi mazi kalır tek elde…


Mahmut Cantekin


scanner_11 27 Haziran 2007 08:53

Arkadaş Dökümü

evvela dişlerimiz döküldü
sonra saçlarımız
arkasından birer birer arkadaşlarımız
şu canım dünyanın orta yerinde
yalnız başına yapayalnız
kırılmış kolumuz, kanadımız
tatlı canımızdan usanmışız

bir şüphedir sarmış yüreğimizi
ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi
bir şüphedir demir atmış ciğerimize
pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi
düğüm üstüne düğüm şöyle dursun
bir çalım bir kurum hepimizde
nereden inceyse oradan kopsun

bu canım dünyanın orta yerinde
hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize
yalan mı? gözünü sevdiğim karıncalar
işte: hamsiler sürü sürü
arılar bölük bölük geçer
leylekler tabur tabur

ya bizler? eşrefi mahlukat!..
boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz

bizler bölük bölük, bizler tabur tabur
bizler sürü sepet
yalnız birbirimizi öldürmüşüz.




MMDMR 27 Haziran 2007 09:24

Affettim Seni
Başımı döndürür hasretin senin
Yetmezki hiçbirşey yerini doldurmaya
Geceler yerini bırakmazki sabaha
Bilirim doğmayacak güneşim sensiz

Gel birtanem affettim seni
Gel gel sevgilim olamazsın sende bensiz
Gel birtanem affettim seni
Gel artık yeter yormasın ayrılık

Affettim seni dön bana
Affettim seni inan
Sakınırım herşeyden gözümden bile
Ben nasıl kıyarım sana


scanner_11 27 Haziran 2007 11:53

Arnavut Kızı

İstemedim...
Gitmeni istemedim...
Benim yüreği taş
Arnavut güzeli sevdiğim...

Şimdi ******** gecelerde
Yabancı uyruklu sigaralara
Kurban ettim ciğerimi
Ve sana yemin
Önüme gelen ilk eskiciye
Satacağım sana olan
Derin sevgimi...

Ama...
İstemedim
Gitmeni istemedim
Benim yüreği kara
Arnavut güzeli sevdiğim.

Oysa ben senin
Saçının tek teline kurban olurdum
Ama sen benim bir damla
Gözyaşıma acımadın
Ama...

İstemedim
Benim küçüğüm
Benim birtanem
arnavut güzeli sevdiğim...
Formun Üstü


scanner_11 27 Haziran 2007 12:29

Artık Ağlamıyoruz

sen her zaman güzeldin, ben de severdim
kırmızı gülü de hep sevdim, seni düşünmeyi de
penceremin kenarındaki kırlangıç yuvası gibi
şefkatliydin senli düşlerimde
ben de sevecendim - okşamak saçlarını, tenini -
gözlerini görmek,
ellerini koklamaktı ılık rüzgarda içimde dolaşan
özlerken, düşünürken ağlamak mutluluk verirdi
çünkü sonunda buluyordum seni, oluyorduk ikimiz tek
bakıyorduk bir tepeden şehrin kalabalık ışıklarına
içten, ağız dolusu gülmenin tarifi,
ayçiçeğindeki rengarenk kelebek olmak gibiydi
hıçkırıkların o kadar yaralayıcı,
o kadar masumdu ki kundaktaki bebek misali
çok geçmeden ben de ağlıyordum, ağlıyorduk
sarılıyorduk, seviyorduk birbirimizi
ve artık ağlamıyorduk
gülüyorduk, koşuyorduk kırlarda sarmaş dolaş;
artık hiç ağlamıyorduk
ne kundaktaki çocuk ağlıyordu,
ne de ayçiçeğindeki kelebek uçuyordu




*TeoDora* 27 Haziran 2007 12:53

Bi Damlacık

Duru bir yeşildi ortalık
Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu
Ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık,
Ağlarda sanki dargın bir kılınç balığı
Pullarını döküyor üstüme
Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir
Belki de anmak için
bi damlacık bir sessizliği

Can Yücel


Mystic@L 27 Haziran 2007 12:57



Gecede ayaklarım ağır kurşun mafsallarım
Yürüyorum bir dağ yolunda ateşe dönük
Biraz yaklaşır mısın kır çiçeğim öksüz papatyam
Silahsızım çevrilmişim yalnız sana anlatacağım
İşte ateşledim cigaramı bir soluk aldım
Tütün bastım yarama tuz koydum çaresiz
Oysa damarlarım vuruyor dağ başlarına
Eritiyor karanlığı ilkin gözlerin sonra dudakların
Yanan cigaramın dumanında görüyorum seni
Hep onsekiz Ağustos hep kızgın bir bakır
Sonra bir Akdeniz sabahı aydınlık yüzün

Rüzgarlı bir denizle kolkola kıyıda sen
Kırık bir aynanın parçalarında sen
İlkin saçlarını görüyorum tanıyamıyorum
Sonra yüzünü dönüyorsun biraz Temmuz güneşi
Öyle bir siluetin olmalı rüzgarda biraz sarı
Tek tek ufak ufak çizgiler kağıtta

Eğilirim suya yaprakların arasından bakarım
Yüzünün bir yanı başlar konuşmaya
Omuzumu sarsıyor anılar yürüyelim biraz
Kolay mı çılgınlıklara yürek tutmak
Biraz zehir sert içki sonra bir yudum soda
Bir soluk bir soluk daha tut beni düşeceğim
Yaklaştırıyor uzaklardan gelen bir türkü
Önce seni sonra bir kenar mahalleyi
İki saattir karamsarım ayakta duramıyorum
Dolduracağım sabaha yaklaşırken dağ başında
Mavi bir demir kadar sert olacağım

Ömer Faruk Toprak


Misafir 27 Haziran 2007 13:04

Kimsin Sen
Dünyada kendini çok büyük görebilirsin,
Çok şey de başarmış olabilirsin,
Hatta dünya’nın hakimi bile olabilirsin,
Ama aslında bu şu gerçeği değiştirmez,
Evren o kadar büyük ki ve sen orada bir kum tanesi bile değilsin.
Ve bu ölçeği düşünürsen sen de tıpkı benim gibi unutulup gideceksin.

Ceren Ağlargöz


RuYa 27 Haziran 2007 17:01

Yaz güneşini hatırlatıyor adın
Tenime değiyor söyledikçe dudaklarımı yakıyor tuzu
Bir deniz manzarasının serinliği yüzüme çarpıyor
Gözlerimi kamaştırıyor o güneş..
Aklıma geliyorsun!
Bir resim çiziyorum kafamda
Yine akşam olmuş,batıyorsun
Kıpkırmızı bir gökkube
Sana yakışan o mavi
Ve bir deniz kıyısında
Yine aynı sahilde
Adını anıyorum...
Ellerimi tuttukça ellerin
Yaz güneşini hatırlatıyorsun bilmelisin... NERMİN ÖZER



arwen 27 Haziran 2007 18:49

Hani bir zamanlar sen, ne çok sevmiştin beni
Bedenim de titrerdi, birden görünce seni
Demet demet güllerle, beklerdim hep gelmeni
Yavaşça gönlümüzden, esti bahar yelleri
Artık mâzide kaldı, o günler gelmez geri

Bir dünyâ kurmuştuk biz, ikimize sevgiden
Dün gibi hâtıralar, bir anda geçip giden
Niye bitti diye yâr, sorma bana sen neden
Yavaşça gönlümüzden, esti bahar yelleri
Artık mâzide kaldı, o günler gelmez geri

Yaşardık biz günbegün, sevdâyı en derinden
Her gün hazla dönerdik, senle aşk seferinden
Günler daha güzeldi, hep biri diğerinden
Yavaşça gönlümüzden, esti bahar yelleri
Artık mâzide kaldı, o günler gelmez geri

Kendimizden geçerek, sevgiyle bakışırdık
Gittiğimiz her yerde, kolkola takışırdık
Biz birbirimize yâr, ne de çok yakışırdık
Yavaşça gönlümüzden, esti bahar yelleri
Artık mâzide kaldı, o günler gelmez geri

Buğulu bir anıdır, senle hep yaşananlar
Kalbimde iz bıraktı, unutulmayan anlar
Biten bir aşk yangını, tütüyor hep dumanlar
Yavaşça gönlümüzden, esti bahar yelleri
Artık mâzide kaldı, o günler gelmez geri



timur ilikan


Sedef 21 27 Haziran 2007 19:14

Zamansız Aşk

Gece gündüzü bırakamaz gündüzde geceyi,
Gece hep çözerken gündüzdeki bilmeceyi,
Gece sessizce bekler gündüzdeki her heceyi,
Hecelerde bulurmuş çok sevdiği biricik eceyi.

Gün olur gece uzar gün olur gündüz kısalır.
Gün olur gece gündüze,gündüz geceye asılır.
Zaman sabırla geceyle gündüzün aşkında kasılır.
Kasıldıkça zaman kavuşamaz aşıklar öylece kala kalır.


Eray Aydemir


RuYa 27 Haziran 2007 20:30

Gözlerin umuttur. Yaşanmış bütün acılar şahit.
Yazık oldu denen ne varsa ukdedir mahzun bakışlarımda.
Dünyayı perçeminden tutmalıyım.
Geriye dönüp kahır yüklenmektense, şükrü bağrıma basıp yürürüm.
Biliyorum sen de istemezsin denize yalnız açılmayı
Yağmuru tek başına seyretmek sana da zor gelir.
Az kaldı diyoruz ya, ağlayalım işte, az kaldı.
Tüm yeisleri ve hevesleri sıyırıp üzerimden gözlerine bakacağım:
Yağmur bu şehre nasıl da yakışıyor.
Keşke hep sussam diyorum. Bir şiir yüreğime iner diye korkuyorum.
Ayakkabılarımın içi çöl dolu sanki,
Yürümek ve susamak ve gözlerini düşlemek tek çarem.
Şehrin kapılarına vardığımda:

Çatlamış dudaklarla alnından öpeceğim.

Zaman... Neler düşündüm kafamı eğip, Allah büyüktür.
Yazı tez gelir bazen. Savaşlar uzağında olmalı şehrin
Bu yazı bu şehrin neresinden gelir?
Yine de dert içimde büyür.
Anlamı yoksa eğer sesin ya vadilere esirdir kelime ya da sırra tutkun
Dua etmeli, her şey güzel olsun demeli. Gözlerini düşünmeli.
Güneş kıpkızıl batarken ay bembeyaz doğuyorsa
Vardır bir hikmeti tevekkülün.
Sabır şerha şerha yarılmasıdır toprağın
Lütuf yağmurun sağanak sağanak inmesi
Gözlerin yağmurdur gözlerin umut. ÖZLEM YEŞİLYURT


jöly 27 Haziran 2007 21:07

Papatya

Kalbimin iç cebinde sana sakladığım
Bir demet papatyayla,
Seviyor sevmiyor yaptım
Sevmiyor dedi papatya, her defasında
İnanmadım.
Şimdi kalbimin iç cebinde
Yalnız seni taşıyorum.
Ve sormuyorum kimseye
Seviyor mu sevmiyor mu diye.
Papatyalar yalan söylese de,
Biliyorum sen beni seviyorsun
Hiç kimseler bilmese de..

Eylül 2005
Süleyman Tutuş


fun_club 27 Haziran 2007 21:14

Ben Bir Eylül Sen Bir Haziran



Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgâr
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun..
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde
Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, off başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık
Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım onuncu aylara
Ben bir eylül,
Sen haziran...


jöly 27 Haziran 2007 21:34

Takvimdeki Deniz

Hasreti denizlerin,
Denizler kadar derin
Ve o kadar bucaksız...
Ta karşımda, yapraksız,
Kullanılmış bir takvim...
Üzerinde bir resim:
Azgın, sonsuz bir deniz;
Kaygısız, düşüncesiz,
Çalkanıyor boşlukta.
Resimdeyse bir nokta:
Yana yatmış bir gemi...
Kaybettiği âlemi
Arıyor deryalarda.
Bu resim rüyalarda
Gibi aklımı çeldi;
Bana sahici geldi.
Geçtim kendi kendimden,
Yüzüme, o resimden,
Köpükler vurdu sandım;
Duymuş gibi tıkandım,
Ciğerimde bir yosun.
Artık beni kim tutsun?
Denizler oldu tasam.
Yakar, onu bulmazsam,
Beni bu hasret, dedim,
Varırım, elbet, dedim,
Bir ömür geze geze,
Takvimdeki denize.
Ne var, bana ne oldu,
Odama nasıl doldu,
Birdenbire bu meltem?
Ve dalgalandı perdem,
Havalandı kâğıtlar.
Odamda kıyamet var!
Ah yolculuk, yolculuk!
Ne kadar baygın, soluk,
O gün bizde betbeniz;
Ve ne titrek kalbimiz
Ve eşyamız ne küskün!
Yola çıktığımız gün,
Bir sıraya dizilmiş,
Gözyaşlarını silmiş,
Bakarlar sinsi sinsi.
Niçin o ânda hepsi,
Bir kuş gibi hafifler,
Arkadan geleyim der?
Niçin o güne kadar,
Dilsiz duran ne kadar
Eşya varsa dirilir,
Yolumuza serpilir?
Ufak böcekler gibi,
Gezer onların kalbi,
Üstünde döşemenin.
Bir gizli didişmenin
Saati çala o ân;
Birden bakar ki, insan,
Her şey karmakarışık.
Ayırmak olmaz artık
Bir kalbi bir taraktan;
Ve kalb, ağlayaraktan,
Çekilir geri geri,
Terkeder bu mahşeri.
Bu mahşerin içinden
O gün ben de geçtim, ben;
Nem varsa, evim, anam,
Çocukluğum hatıram
Ve ne sevdalar serde,
Bıraktım gerilerde,
Kaçar gibi yangından.
Rüzgârların ardından,
Baktım da süzgün süzgün,
Kurşun yükünü gönlün,
Tüy gibi hafiflettim,
Denize hicret ettim...

1931
Necip Fazıl Kısakürek


RuYa 27 Haziran 2007 22:56

Bu ülkenin okullarında çok şey öğrendim...
Eklembacaklıları bile!
Solon'un kanunları için kaç gecemi feda ettim...
Ve kilolarca kitabın seneler süren hamallığı...
Hesapta eğittiler bizi.
Ama eğemediler.
Yıllar geçti...
Çok şeyin hesabını yaptım inceden inceye...
Sinüsler, polinomlar hiç işime yaramadı.
Ben bir şeyler arıyordum.
Gerçeği arıyordum.
Gerçek O'ndan ibaretti.
O'nu öğretemediler.
Sonra...
Bir aydınlık...
Bin dört yüz küsur sene evvel.
Buldum.
Gerçek sevgilinin, sevgilisi...
Dedim ki kendime:
"O'nun ve Ehli Beyit’in çektiği sıkıntının bir zerresine katlansak dünya dize gelir..."
Ve sonra...
Ya Allah, Bismillah...
O'nun ve Soyunun sevdasına tutunup çıktık meydana.
Biz kaç asırdır hep galip başlamışız mücadeleye...
Şuurumuzun hâkim edasından korkmuşlar meğer...
O'nu öğretmediler...
İnsanların Efendisinden, bahsetmediler hiç, bu ülkenin okullarında...
Ama öğrendim...
Aşk medresesi… IŞIK BULUT




Saat: 13:22

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık