![]() |
Canda Can Ol! Yüreğim hüzün yüklü, bulut olup, dolmuşum Umut çiçeklerini birer birer yolmuşum Issız zamanlardayım aynalarda solmuşum Geceler buz bakışlı şafaklarım hardadır Baharı görmeyince çiçek dalda açar mı Yari görmeyen gözler ışığını saçar mı Gülü terk eden bülbül! Bu kadar da naçar mı Gül solmuş, boyun bükmüş, gönül ahu zardadır Bu bir yürek sesidir seni sevdiğimi bil Sevmiyorum desemde yalan söylüyor bu dil Bende bir tek sen varsın geride ne varsa sil Görmez senden başka yar, göz hayâda ardadır Dilsiz çığlıklarımı rüzgarlara salsam da Ayaz sensizliklerde ölümlere dalsam da Korkma! Çalmam kapını, eşiğinde kalsam da Seni sensiz yaşayan, can boranda kardadır Bu gönül iflah olmaz ses vermezsen çağrıma Eller çare bulamaz sinemdeki ağrıma Yaban elde ölürüm basmaz isem bağrıma Gönül düşmüş maraza, çare yalnız yardadır Bir yanım yalnızlıktır bir yanım hepten kayıp Coğrafyam kabul etmez! Senli düşlerim ayıp Bu soluksuz yüreği bir garip hasta sayıp Soluk ol! Canda can ol! Canan cansız dardadır... Saadet Ün |
Şimdi git! Say ki Seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik Say ki Gece mektuplarının en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik Say ki Sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber bekledik Sen git! Ben gelemem bu yürekle! Ya da kal! Eylül yağmurlarını bekle! Seni yağmurdan sonra seveceğim Saçlarima ak düşmemiş halimle Sen yaşlardayken 18inde-20inde Seni yağmurdan sonra seveceğim Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle, Seni yağmurdan sonra seveceğim Aşksız geçen onca yılı yakacağım Sevda aleminde kendi ellerimle Şimdi git! Say ki Seninle sahilde ki çardakta hiç dondurma yemedik Say ki oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı Ve sevdadan hiç söz etmedik Say ki Hiç gülmedik Aynı şeyleri sevmedik Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik Seni yağmurdan sonra seveceğim Kimse bilmeyecek, herkesden gizleyeceğim Yağmurdan sonra ki toprak kokusu olacak havada Seninle gök kuşağının altından gececeğim Seni yağmurdan sonra seveceğim Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim Ben seni yağmurdan sonra seveceğim Ve bir gün ölürsem Yeşil gözlerinde öleceğim Uğur ARSLAN |
Mecnunum Leylamı gördüm Bir kerece baktı geçti Ne sordum ne de söyledi Kaşlarını yıktı geçti Soramadım bir çift sözü Ay mıydı gün müydü yüzü Sandım ki zöhre yıldızı Şavkı beni yaktı geçti Ateşinden duramadım Ben bu sırra eremedim Seher vakti göremedim Yıldız gibi aktı geçti Bilmem hangi burç yıldızı Bu dertler yareler bizi Gamzen okun bazı bazı Yar sineme çaktı geçti İzzeti der ne hikmet iş Uyur iken gördüm bir düş Zülüflerin kement etmiş Yar boynuma taktı geçti Aşık Veysel |
Kanatsız bir kuşum, artık uçamıyorum, Kaçmak istesem de, senden kaçamıyorum, Yüreğim seninle, öyle dolu ki, Sensiz nefes bile, alamıyorum. Her sabah çiçekler, sevgiler açsın, Hiç solmasın yüzün, hüzünler kaçsın, Gözlerin hep gülsün, neşeler saçsın, Sen ömrüm boyunca, başımda taçsın. İstemem olmasın, sensiz akşamlar, Artık hiç akmasın, gözümden yaşlar, Sen benim aşkımsın, alın yazımsın, Solmasın gönlümde, yeşeren bahar... İLKNUR BOZKAYA |
İşte böyle gideceksin salına salına ardına baka baka Kimi bekliyorsun da bakarsın ardina Demezler mi adama? Sen bir gurursuzu sevmedin ki güzelim Ki gelsin ardından O asilce sevdi ve asilce gitti Yaptığını çekeceğinden kuşkun mu vardı da Şimdi elem içinde ağlarsın Görünen köy misali var mıydı gerek klavuza Şimdi yerli yersiz ağlama vaktidir Çevrene ne yapacağım diye sorma vaktidir Alacağın cevabı ben söyleyeyim güzelim Bilmiyorum diyecekler Kimin gücü yeter ki zamanı geri çevirmeye Öyleyse sen sadece susmayı dene İlk gittiğin gibi güçlü sansınlar seni Bu beni daha mutlu eder Bir çaresizi mi sevmişim dememem için Sen öyle olmasan da ve ben bilsem de Sen güçlüymüs gibi yap Şimdi hoşçakal deme zamani Amma sen hoşça kalmayi haketmiyorsun ki Sevmenin ve sevilmenin hakkini verebilenendir o Sana söylenecek tek sözüm var Bu ömrü sevgiye hasret Mecnun misali yaşaman dileğiyle... Tel tel olsa yüreğim her tel sen olsan Koparırım yüreğimi yine aramam seni.. Varsa söylenecek bir söz sevgi adına Bırak ben söylerim gülüm sen sadece sus... Fatih YEŞİLGÜL |
Zaman seni bana unuttururmus. Hep oyle dediler. Zamana birak muhakkak unutursun dediler. O kadar uzun zaman gecti ki,gidisinden bu yana... Eger zaman gercekten unutturuyorsa gideni, bu kadar uzun zaman gecmesine ragman, neden hala aklımdasın..? Neden seninle ilgili her seyi hatirliyorum..? Her ayritisina kadar... Zaman zaman kendimi inandirmaya calisiyorum, seni unuttuguma... Soruyorlar, yakinlarim... Arkadaslarim... Dostlarim... "Unutabildin mi" diye. "Evet unuttum"diyorum. "onun hakkinda en ufak bir seyi bile,artik hatirlamiyorum"diyorum. "Biz sana soylemistik"diyorlar. "Zaman herseyin ilacidir,unutturuyor"diyorlar. Icten ice guluyorum onlara. Ve merak ediyorum, onlar unuttuklarini iddia ettikleri asklarini,gercekten unutabildiler mi..? Yoksa acilarini azda olsa hafifletebilmek icin "unuttum" numarasi mi yapiyorlar..? Benim gibi... Sen gittikten sonra, cektigim acilarimi, uykusuz gecelerimi kimseyle paylasmadim. Belkide paylasamadim... Kimsenin bilmesini istemedim. En yakinimdakilerin bile... Cunku ne kadar cok kisi bilirse, acim o kadar buyuyecekmis gibi hissediyorum. Hep mutlu gorunmeye calistim. Hic etkilenmemis gibi davrandim. Hatirliyormusun bitanem..? Sen bana her zaman,cok guclu bir yapiya sahip oldugumu soylerdin. Kendimi her gucsuz hişssedisimde, senin bu sozlerini aklima getiriyorum. Ve kendimi daha iyi hissediyorum. Ama sen gittikte sonra anladim ki, ben senin sandigin kadar guclu bir yapiya sahip degilmisim. Aslinda ben gucsuzmus,sadece guclu gorunuyormusum. Halada oyleyim... Gucsuzum ama guclu gorunuyorum. Gorenler cok sasiriyorlar. Bu olaydan nasil hic etkilenmemis oldugumu merak edip,soruyorlar. Onlara"demek ki sandigim kadar cok sevmemisim.Gidisi beni etkilemedi"diyorum. Ama bunlarin sadece buyuk bir yalan oldugunu, sende,benim kadar iyi biliyorsun. Gidisini beni inanilmaz sekilde etkiledigini, acilarimin inanilamayacak kadar derin oldugunu sende biliyorsun. Zaten su koca dunyada bunlari bir sen,birde ben biliyorum. Beni terkettigin,birakip gittigin icin sana kizabilmeyi isterdim. Ama bunu bile basaramiyorum. Her ne kadar bana yapmamis olsanda, gecerli bir aciklaman vardir diyorum. Zaten ben seni hala sevmeye devam ederken,sana nasıl kizabilirim ki..? Eger bir gun,gittigine pisman olup, geri donmeyi dusunur de,reddedilme korkusu duyarsan, sakin korkma hayatım..! Cunku ben; seni hala bekliyor olacagim. Ne kadar zaman gecmis olursa olsun. Cunku ben; Senin geri donecegin gunun umudu ile yasiyorum. BERNA ÖZGİLGİL |
Nostalji Şimdi nisan ayında olmak vardı… Yağmurlu ikindi… köy yollarında bastığım çamurlar iz iz dolardı, Kök kök sarı çiğdem avuçlarımda… Evde soba hafif hafif yanıyor, Kalaylı tencerede yine bir şey kaynıyor, Ebem, seccadesinde dua mırıldanıyor Dün kuzlayan koyunun kuzusu kucağımda Önce ekmekle gelir günün çorba kokusu, Bir de kavrulmuş belli şifalı dut kurusu Ne kadar aç olsam da, sarar akşam Uykusu… Öylesine yorgunum çardağın Kenarında. Derken… misafir gelir teebessümler… hoş-sefa, Emmiler hemen de dalar askerliğinden Lafa, Demlikte çay tükenir… gönül ister ki daha... O, gün görmüş sohbetler hala kulaklarımda… Ordan burdan… Yine gelir sonunda sıra bana Her gün de nazlanırım… Ama hiç kıramam da Halam yine duygulu; illa “Yemen” der bana “Giden Gelmiyor…” diyemem, kitlenir boğazımda Anam Hacı’yı hatırlar yiğit, uzun boyuyla Halam da Hüsnü’sünü… Kalan dört çocuğuyla Ben hava değişsin Diye… Bir de… Yar arzusuyla “Suna Boylumu” söylerim… Yürekten, duya duya Sıradan bir gecedir, döşeğime uzanıp Uykumu ürkütürüm hayalimle anlaşıp Aklım şiir kesilir…. Sonra biraz uslanıp Pınarda buluşuruz rüya rüya Suna'mla Sabah ne eken gelir, horoz ne aceleci Kuşların toy düğünü, koyun-kuzu sesleri Akşam hüznünü çoktan atmış kır çiçekleri Dalga dalga son bulur tan yeli yanağımda Serinliğinde seni, canlılığında Toprak kokularında… Kuş seslerinde Günün mor ufuklardan yükselişinde Seni… Mendil sallayışını, göz göze bakışını… Kahvaltıda düşünmek, hep mi hep hayalimde… Erdal Gişi |
Gitmemeliydin Yüzüm dayalı kalmamalıydı pencerede Yokluğun bir başka yağmur yağdırmamalıydı yanaklarıma Kırık bir cam parçasıyken bedenim Bırakıp gitmemeliydin yabancı ummanlara Direnirken gözlerim gözlerinde Yanmamalıydı sol yanımda duran deniz Ayrılık dememeliydim adına Senden baskaşı yokken gözlerimin aynasında Bükülürken gövdem sevdana üşümemeliydim bir türkünün yakarışlarında Gitmemeliydin hüküm giydirip suskunluklara... FUAT EDİP |
Kirlibeyaz haylaz bir adamdan da başlanabilir sevmeye Tertemiz kağıtlara mürekkep dağıtır da sonra gelip yıkanır teninle kara bir adamdan da başlanabilir sevmeye upuzun yola düşse gece korkar da sonra gelip sığınır gölgene ucuz bir adamdan da başlanabilir sevmeye tepeden tırnağa yağma durur da hep ‘bi dostluk’ kalır geriye Enver Ercan |
Mutlu musun? Şimdi mutlu musun.? Aylardır yolunu beklerken, Gözlerimden düşmeyesin diye Gözyaşlarımı içime atarken, Sensiz geçip giden ömrüme sitemler yağdırırken, Meğer sen çoktan gitmişsin benden. Söyle şimdi mutlu musun.? Sana istediğini veriyorum, alsana, Yıkılmış bir duvarım şimdi, ağlasana. Yarım kalmış bir masalım, Gücün yeterse tamamlasana, Gözlerime bakıp, yalanlar uydursana. Söyle mutlu musun şimdi.? Gelmen için açarken ellerimi göğe, Gitmeni diliyorum içimden iç çeke çeke, Gözlerimden düşmeyesin diye ağlamazken, Haykırarak ağlıyorum, içimden çık git diye, Yaralı yüreğime tuz bastın, merhem niyetine. Söyle mutlu musun şimdi.? Ben seni gerçekten sevdim, Küçük bir çocuğun, tertemiz duygularını besledim. Katran karası gecelere yandım, kan ağladım, Ben sevdiğimi sahte gülüşlere satmadım sevgili, Sana yar dedim. anlamadın... Ayşe Manav |
Şehidim Kaybedilmiş bir künyedir; Vurulmuş Mehmedim'e ait Eksi 20 Derecede, Eriten yüreğidir, karları Boğazına düğümlenen her cümleyse; Yüreğindeki sevdasına ait..... Düğümdür; Kimine göre boğazda bağlanan; Kimine göre ise ; Cennet kapıları ardına açılan.... Alnından düşen iki damla sanma kanı Odur bayrağa veren asil rengi Toprak verimidir, Ananın, giden evlada akııtığı, Zemzemden asil gözünden damlayan yaşı... Rüyalar görür Mehmed'im Çatışma önceleri, Geceyi gündüze bağlayan Amansız Kuşluk vakitlerinde... Bu Şehadetin şerbetidir, Altın taslarla sunulan Ve sırası gelen öne çıkar, Tam tekmil boynunda Bronz künyeyle..... Şehadet getirir Mehmed'im Mubareğin elinden içerken şerbetini. Açılır o an ardına kadar cennetin kapıları; Selam dur tüm cümle alem Yükseliyor Şehidim arşına, Geceyi örten ağaçların yaprakları Sarar kartaneleri, Üşür elleri, Postalları beyazlar içerisinde Pusu kurmuştur hayinler sinsice, Kahraman Mehmed'ime Rüyası çıkmıştır Mehmed'imin Çıkarır göhsünden yarinin asil resmini, Öpüp koklar sonkez, Gözü yaşlar içerisinde...... Kavuşma yolunda Taktir_i İlahiye Ardında bırakır, Onurlu ana, baba Gözü yaşlı yari Ve emanet bırakır evlada Göhsündeki hilali, Birde bronz künye; Vatan sağ olsun diye..... O zaman örselenerek duruyor Batan güneş ardından Bir güneş daha doğuyor Gün batımı kızıl; Gökyüzü kan ağlar, Kayan yıldız ardından, Yürekler yanar.... Mehmedim bilir; Can Mehmed'im Can verdiği kutsal emanetin değerini, Ölmek faniye göre, Kim demiş şehitler ölür diye, İsmini suya yazsan ne çıkar; Kaybolacak türden değil, Tozlu eski kitabın sararan yapraklarında Kaybolcakta değil, Anafartalardan, Çanakkaleye Diyarbakırdan akan, Musul ve Süleymaniye Vatan toprağı Uğruna akan kanlar helal Herşey yanlız vatan için Vatan namusudur; El değdirmez Mehmed'im; Onursuz yaşamaktansa , Onuruyla şehadet getirir, Benim Askerim...... Mahmut Tuğrul Ağsu |
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? .. Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler; dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen! .. Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? .. Her zaman fazla oldu söyleyemediklerim, söyleyebildiklerimden! .. Her zaman; bir bilinmez lisandaki çözülmez şiirleri koklayıp, hissettirmeye çalıştım sana... Her zaman biraz daha zaman kolladım seslenmek için sana, ve her zaman hayıflandım; Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? .. Kendi karanlığında; güneşe görünmek için karar veren bir tohum gibiydim... Zordu çıkmak gömüldüğüm çamurdan; Ama güzeldi!.. Sen güzeldin ve ben, güzelleşiyordum seni düşündüğümde!.. Kendi karanlığında; güneşe görünmeye karar verip yeşillerini giyen bir tohum gibiydim... Boyutları değişiyordu hayatımın... Yani, değiştiren sendin boyutlarını hayatımın; büyüyordum, gelişiyordum, genişliyordum... Söyleyebildiklerimden çoktu her zaman, söyleyemediklerim; bu yüzden kelimelerimin arası açılıyordu!.. Sığdıramadığım her duygu; iki kelimemin arasındaki boşlukta gizli... O yüzden, yazdıkça parmaklarım,,, ve işte yine o yüzden söyledikçe dilim topallıyor!.. Toparlayamıyorum zihnimi... Seni özlüyor, ve terliyorum özledikçe; Seni koklamak için... İçimdesin! Muammer Erkul |
Arkadaş Olmasın o ta içten Gülen gözlerde yaş Bir gün gelip ayrılsak da Seninle arkadaş Bir kıvılcım düşer önce Büyür yavaş yavaş Bir bakarsın volkan olmuş Yanmışsın arkadaş Dolduramaz boşluğunu Ne ana ne kardaş Bu en güzel bu en sıcak Duygudur arkadaş Ortak olmak her sevince Her derde kedere Ve yürümek ömür boyu Beraberce el ele Olmayacak o ta içten Gülen gözlerde yaş Bir gün gelir ayrılsak da Seninle arkadaş |
Çok zamansız zamanlardan geçtim Samanı mayalanmadan saklanmış zamanlardan. Beni tanırsın sen! Vaatlerin yanar döner hiçliğini, Dağlari ateşe veren arzuların kalleşliğini, Masumiyetin can yakan dönekliğini bilmişliğim de Ayni zamanlardan... Çocukluğumdan da uzak şimdi Sevdaya hasretliğim Aşkta kaybetmeyi marifet bilmişim Ve yüreğimin limanina sokulan her kadını Seve seve kaybetmişim. Ben bana gelene değilde Nedense hep benden geçene yeltendim Bir yanım günaha Bir yanım acıya öykünürdü Aklıma hep düşen de Düşünün gül yüzüydü... Beni tanırsın sen! Acının tadını sigarayla sevdim Sigarasız acılar çekemedim İçinde yar olmayan şarkıları ezberlemedim 'Sigaramin dumanı, yoktur yarin imanı' Bütün hüzzam sözleri sanki ben besteledim. Ud oldum, kanun oldum Sadece ve ancak tellerime vuruldukça inledim Unutamadiğim en güzel şarkıydı keza Bana ağladığın efkarlı sesin... Bak gülüm! Sen bilirsin Mardin'de unuttuğum gençliğim Mardin'de yandığım cehennemim Gözünü sevdiğim, gamlı yarim Mardin'in yasında son nefesim Beni tanirsin sen! Küfür ederken de utanmadım Ciğerlerimi patlatıp ağlarken de Bir, seni seviyorum derken kızarırdı cemalim Hala da içimden sevmeyi tercih ederim. Beni bilirsin sen! Ne param kaldı ne anam kald yitirmediğim Hep söylerim, benim kaybetmişliğim doğuştan Ne dostlarım, ne sen mahalle Sadece biri vardı mazide Bileceksin adını sende Bilecek adını herkes İnan hiç kimse değil Bir o kaldi geçmişin içinde 24 yıl yaslı Mardin'e uğramadim Ayrılıkların ana.sını belledim Adam gibi bir ayrılık daha görmedim. Çok zamansız zamanlardan geçtim Samanı mayalanmadan saklanmış zamanları bildim Yangınım aşkların ana.sını satmışlığımdı benim Bak gülüm! İnanma sakın! ! Zaman her derde derman değil İçinden zaman geçmeyen yaralar var Zamanin uğramadığı diyarlar. Ugur Arslan |
Uğurlar Olsun Bazen sözler yetmez anlatmaya Akıl ermez olanlara Anlam verilmez yalancı aşklara Boşver gülüm hayatını yaşa! Ne anlıyorsun aşk deyince? Eğlenmek, gezip tozmak mı sadece? Bir yürekte kaç sevgi olur sence? Hayatında ki kişilerin çokluğu ne öyleyse? Dedim ya; hayatını yaşa Aşkın anlamını öğren, öyle gel bana Büyü de gel çocuksun daha Aşk yaşta değil, yürekte başlar unutma! Aşık olanın kocamandır yüreği Sevdiğinin gözleriyle görür çevreyi Önemli değildir kimin ne dediği Uydurma; seninki aşk değil ki... Bana gelmiş, 'aşığım' diyorsun Hala bahaneler bulmaya devam ediyorsun Kuralları, insanları geçemiyorsun Yeter bu kadar, sana uğurlar olsun... Hatice Ay |
Düzgün yaşa… Şeytana uyma! Hayat deli doludur… Aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur…. Gözlerini yum.! Gülümse ve vakur dur. Aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur… Hor görme azraili… Melektir… Yadırgama işini cellat değil O'nun ki de yürektir… Karşına dikildiğinde korkma Dur! Gözlerinin içine bak… Ve orda sevgiyi bul… Unutma aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur… İmdat dostlar bana ölüm geldi deme… Ölüm sana geldiyse bundan başkasına ne? Gelen şey sana özel değildir… Bil ki her gün yeryüzüne göklerden binlerce ölüm iner… Ve yine bilki her yeni gün binlerce yeni can, ana rahminde hayata döner… Sadece bedenin toprağa gidecek… Sen ruhunla gökyüzüne gideceksin Ve o an perde kalkacak… Sana yapılmış olan yalan dolan her şeyi Yukarıdan ayna gibi göreceksin… Kızma insanoğludur yüzü başka içi başka olur Ama aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur… Farzet ki su olup bir çiçekte hayat bulacaksın Farzet ki toprakta bir selvinin yada bir çınarın Bedenine karışacaksın… Yüzlerce yıl yaşayacaksın onunla beraber Nice başlangıçlara, nice yıkımlara şahit olacaksın Farzet ki gölgende bir kadın doğum yapacak Ve bir salıncak kuracak dallarına O bebeğe ninniler okuyacaksın… Sonra büyüyecek aşık olacak belki Sevdiği ile başharflerini kazıyacak Yüz yıllar üzerinde taşıyacaksın… Sanmaki bir daha oğlun olmayacak Gölgende nice evlatlar ağırlayacaksın… Sinek bataklığı sever bal arısıda kırları çiçeği Gökyüzüne doğru yükselirken dünyanın bataklığa çevrilmiş Bir kır olduğunu göreceksin.. Kır çiçekleri kokusu gelecek burnuna ve sen bir bal arısı gibi öleceksin…. Aşk acısı yaralar geçmesi zor olur… Ayrılık bin beter insan çekmekle yorulur Ölüm acısı diye bişey yoktur… Bütün acılar o an gelene kadar olur… Sen rahat ol telaş etme Aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur… İmdat dostlar bana ölüm geldi deme… Ölüm sana geldiyse bundan başkasına ne? Gelen şey sana özel değildir… Bil ki her gün yeryüzüne göklerden binlerce ölüm iner… Ve yine bilki her yeni gün binlerce yeni can, ana rahminde hayata döner… Gözlerini yum.! gülümse Ve Aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur… Düzgün yaşa… şeytana uyma hayat deli doludur… Aslan parçası ruhunu teslim ederken belli olur…. Uğur ARSLAN |
Ben hep 17 yaşındayım Demir kapının her açılışında Her ayak sesinde içime sığmaz yüreğim Her türlüsünü tattım acının ve ızdırabın Yalnız seni özlerken kendimi yenemedim Çünkü; senden gayrısı haram Şu Metris'in önü bir uzun alan Bir tek seni sevdim gerisi yalan Cigara çekmedi canım hiç Çıkarken havalandırmaya Olmadı avluda atılmış voltam hiç Hele masmavi bir denize atılmış oltam Hiç mi hiç... İçerde bıraktım dünyayı Parmaklıklarla bölünmüş olarak Görmeye alışık gözleri Ve senin için yazdığım şiirleri, sözleri. Sana olan aşkımı Defterlere değil Metris'in duvarlarına yazdım Uykusuz geçen geceler akıllara zarar Kıramazdı beni duruşmada kırılan kalem Senin görüşlere gelmediğin kadar Şu Metris'in önü bir uzun alan Bir tek seni sevdim gerisi yalan Senin hasretindi hücreme dolan Yalnız seni sevdim gerisi yalan. Parmaklıkların elime bulaşan pası Havalandırmadan gelen hela kokusu Işık ve ufuksuz hücremde Gözlerim kuvvet kaybındaydı. Bir sisin ucundaydı ölüm korkusu Ve özgürlük kravatlıların avucundaydı Bir kazaydı gelişin Ya seni sevişim? Bir masaldı. 17 yıl 15 gece Bir ranzaydı yattığım Bir de oturduğum masaydı Ben gençliğimin en tutkulu aşkını Kağıtlara değil Gönlümün en derin naralarını Kalemle değil Tırnaklarımla Metris'in duvarlarına yazdım Ve kanayan ellerime tuz bastım Çok mektup yazdım sana Ama hiç yollamadım Ben sana olan mektuplarımı Metris'in duvarlarina yazdım Ve üzerine zarf değil Mapushane kapılarını kapattım Şimdi bir şey yok yanımda senden kalan Şu Metris'in önü bir uzun alan Benim sevdam gerçek Senin aşkın yalan uğur arslan |
Gönülden geçenler dile gelmiyor Seni seviyorum diyemedim ki Kismet uzanmadan ele gelmiyor Seni seviyorum diyemedim ki Utancim kördügüm oldu dilimde Mahvoldu ömrümden ne varsa elimde Kaç kere niyetlendim de Seni seviyorum diyemedim ki Faydasiz sevgilim gayri nedense Ah! kaçan firsatlar bir geri dönse Dillerim tutuldu sanki, nedense Seni seviyorum diyemedim ki Mustafa YILDIZDOĞAN |
süperin karDeŞ |
Canım Sevdiğim Önümde uzanan onca sensiz seneler Düşünemiyorum nasıl geçecek bu kara geceler Ucunda sen olmasan anlamsız tüm çileler Katlanırım bir tanem yeter ki seni vaat etsinler. Kim sevebilir ki seni, benim sevdiğim kadar Hiç düşündü mü biri, seni düşündüğüm kadar Varsa böyle biri söyletme beni bu kadar Yok, daha güzeli, seni ölümüne sevmek kadar... İsmail Yavuz |
İki elinde su dolu iki kova Bahçe dibi serviye doğru Fadime kız geliyordu Anası çamaşırları yumuş Çitin üstüne seriyordu Ağası çömelmiş duvar dibine Çenesi dizlerine dayalı Tütün içiyor. Oktay Rıfat |
Gözbebeğim Sen hiç aşık oldun mu gözbebeğim? Geceler boyu düşündün mü her gün? Ben hep seni sevdim, hep seveceğim O benim işte, karşında gördüğün. Bir çift ela göz taktı mı peşine? Gece gündüz yer etti mi aklında? Tutuldun mu hiç sevda ateşine? Eridin mi için için sonunda? Sen aşk nedir, bilir misin güzel kız? Aşk ateşi yaktı mı yüreğini? Bendeki acılar şimdi sayısız, Aşkın, acıya bıraktı yerini. Sevenler için ızdırap derlermiş, Doğru söze ne demeli, bilmem ki! Izdırap da, acılar da bendeymiş, Aşk, böyle de yaşanırmış, değil mi? Aşk, sevilenler için gurur demektir, Acılar benim oldu, gurur senin. Mutluluğu bulur muyum? Kimbilir? Son sevdiğim sensin, bir de gözlerin! .. Mehmet Ali Çıbıklı |
Bıraktım artık Yağmurda serçeleri beslemeyi Şehrin yakamozlarını seyretmeyi Bıraktım anne Güzellikten yana nevarsa Yaşamaya değer hayata dair nevarsa Bıraktım artık Bıraktım artık Anılarımdaki sokakları çağırmayı Terk edilmeden ayrılamamayı Ölesiye sevip tutuk kalmayı Yüreğimi ısıtmak için sözlerini beklemeyi Hergün bu aşk sofrasında dil kurşunu yemeyi Bıraktım artık Bıraktım artık Gündüzleri martılara ekmek atıp ıslık çalmayı Akşamları mehtaba karşı türküler yakmayı Geceleri o vefasıza o değmeze şiirler yazmayı Uyumadan önce resmine sarılmayı Uyanınca aynadaki resmi öpmeyi Bıraktım artık Bıraktım anne yemin olsun Ona dair hayatımda ne varsa Zerresini bile sildim gömdüm asra. MEHMET ARSLAN |
SEVGİ Nasıl söylesem bilmem, Ve anlatsam ne ile? Bu öyle bir duygu ki Gelmez kaleme, dile... Sen varsın bakışımda, Her nefes alışımda, İçimde ve dışımda, Günahlarımda bile! Gözümde, hayalimde Hiç sorma ki neler var... Sendedir ufukları Ve ancak sana kadar... Dünyayı iki şeyden İbaret bilirim ben; Biri, herşey olan sen! Biri, sen olmayanlar! Enis Behiç KORYÜREK |
Olmaz mı Zaman taş Başı boş / Bırakıp gitsen Tutsan / Taş olur da sapan olur / Çocuklara eğlence... Zaman taş Başı boş / Baş yarıp / Bir yere varır / Gider Ev olur Duvar / Eşik Babil'e kule Değirmene dibek... Madem ki ışınan atom Düşünen taş parçası Cana can Her şeyle her şey Olmaz mı / Sevişmek... Fikret Kızılok |
Arkadaş Olmasın o ta içten Gülen gözlerde yaş Bir gün gelip ayrılsak da Seninle arkadaş Bir kıvılcım düşer önce Büyür yavaş yavaş Bir bakarsın volkan olmuş Yanmışsın arkadaş Dolduramaz boşluğunu Ne ana ne kardaş Bu en güzel bu en sıcak Duygudur arkadaş Ortak olmak her sevince Her derde kedere Ve yürümek ömür boyu Beraberce el ele Olmayacak o ta içten Gülen gözlerde yaş Bir gün gelir ayrılsak da Seninle arkadaş |
Bir Yudum Aşktım! ... Uykusuz gecelere başın koymadığın Hasrete kucak açmadığın Yüreğinle sarmadığın Öpmediğin dudaklarım susayan sana Uzanıp mavinin gizine Avuçlarına alamadığın ellerim Sıcaklığına hasret olan Hiç bir şey değil Bir yudum aşktım Yağmur sonrası toprağın kokusu Rüzgar esmesiyle ruhuna dolan Gözyaşlarım senin için akan Gözlerim sana nurunu sunan Sebebim, yalnızlığım Sol yanım da sızım Yüreğim aşkınla yanan Hasretim, sözlerine serçe misali konan Umudum, yokluğunla beni saran Rüyalarım, seni bana her gece Yeniden yaşatan! ... Hiç bir şey değil Bir yudum aşktım! ... Nisan Serap Muratoğlu |
Acı Ayrılık Çalıyor zilim, alacaklım kapıda, Açmıyorum, çünkü alacak seni benden. Sende biliyorsun, kapımı çalan delicesine, Adını duydukça delirdiğim, acı ayrılık... Ben gitsin diye beklerken, O daha da yaklaşıyor bana. Ve hazırlanıyor tüm engelleri yıkmaya, Adını duydukça delirdiğim, acı ayrılık... Ayrılacağımı düşündükçe senden, Kaynar sular boşalıyor bedenime. Ağlıyorum gözlerimden kan gelene dek, Ve gitmesi için yalvarıyorum ayrılığa, Ama anlayışlı değil ayrılık, senin gibi... |
Ben deniz kızı. Sen! Aşkın efendisi.... ......... Zaptiyeli şehirlerin mülteci hayallerinde titreyen heyecanlarla.... firar gecelerin sabahına gün gibi.... martı çığlıklarına takalım sevinçlerimizi. Deniz altı dalışlar götürür ikimizi mercan kayalıklarına midyenin incisini saklaması gibi gizle gizemli kuytularına düşelim dokunuşlara süngerimsi süngerimsi içelim birbirimizi. İkimizden sızan ışık kırılmalarında içimizdeki güneşe doyuralım yedi renginden öte çoğalıp karıştığımızda ısınır yürekleri yakan ateş ateşlere çizelim resimlerimizi Paydos vakitlerinde zamanın üçüncü vardiyasına koşmalarda bulalım kendimizi akrep yelkovan kovalaşmalarında selamlaşan dokunuşlara salalım tebessümlerimizi Ardından İnsanca ağlamalar dolsun pınarlara deniz kızı okyanuslara uğurlanırken aşkın efendisinden yansırken hareler yanaklarda tutulan nefes duyulan ses lâl ile lâ kalsın sana, bana. Aşka Aşkım! Bu günkü şarkım… Nevin Kurular |
şimdi hayalimde boş bir yolda yürürdüm sağından deniz sokuldu kenarına, ben onu düşündüm rüzgar çıktı karşıma sardı beni üşüdüm ay ışığı vuruyor tepeye, ve orada duran yanlız bir adam, ben onu düşündüm yakamoz yolum oldu sana dön bi bak bana hayallerimle suya düştüm çok üsüldümm şimdi gözlerimi yaşa bürüdüm yoksun ya kendimi çöle sürüdüm hacer sarıibrahim |
Üç Selvi Kapımın önünde üç selvi vardı. Üç selvi. Selviler rüzgarda sallanırlardı. Üç selvi. Kökleri yerde, başları yıldızlarda Üç selvi. Selviler sallanırlardı rüzgarda. Üç selvi. Bir gece düman bastı evi. Üç selvi. Yatağımda öldürüldüm ben. Üç selvi. Kesildi selviler köklerinden. Üç selvi. Artık ne kökleri yerde, başları yıldızlarda Üç selvi. Selviler sallanmıyorlar rüzgarda. Üç selvi. Mermer bir ocakta parçalanmış yatıyor Üç selvi. Kanlı bir baltayı aydınlatıy Üç selvi. Nazım Hikmet |
Ç Ben uyurken Duvarıma tırmandın Güllerimi yoldun Ve bütün şikayetin Sen uyurken Bahçene girenlerden Özdemir Asaf |
Sevgi nedir diye sorsan anlatmam gözlerimde aramanı isterim. Ben aşkın resmini seni severken çizdim ama sana anlatmayı bilemedim. Yada sen anlamayı bilmedin. Oysa hayallerim bu kadar acımasız değildi. Sen ve ben vardık ama anlaşılmazlık yoktu biçiminde. Yokluk vardı ama sensizlik ve bensizlik yoktu. Açlık vardı ama sevgisizlik onun penceresinden bile esip geçemezdi. Kısacası senle ben vardık. Vardık ama diğerleri yoktu. Sevgime kelepçe takanlar yoktu o hayallerde. Dilenmeden istediğim tek şeydi. Gururluydum ama bu sevgiye başeğmeyi bildim. Kısacası seni sevdim. Sensizliğe başkaldırıp savaşmayı bildim. Ama sen ne ettin? Tek kelime ile bu sevgiyi boğup beni ezdin geçtin. İşte bu hayallerimde yoktu. Sen beni asla bilemedin. Nede o güzel hayallerimi anlayıp beni sevmeyi beceremedin. Sevdin ama yüreğimin istediği gibi sevemedin. Bencillik olmasın diye seni sessizce sevdim. Kaybetmedim ve onurumla çekip gitmeyi bildim. En azından sevgimi kirletlemene müsade vermedim. Hayallerimin çiçeklerini kurutmana izin vermedim. Can çekişen umutlarımı kopartmadım. Kasırgalar kopan yüreğimi ezdin, Sevgimi ezdirtmedim. Dokunulmazlaığını sana ispat edip başkaldırdım senin sahtekarlığa. Sevdim ve o hayallerimdeki seni kirlettirmedim sana. Kısacası karanlık gecelere hapsedip seni bencilliği seçmedim. Seni menfaatsizce sevip mutlu olmayı becerdim. Ama senle olsa demeden de edemedim. Yabancı saydığın beni sana gösterdim, Sen görmeyi değil görmemeyi yeğlemene rağmen, Seni erişilmezliğin en üstüne koyup, Senin, sana ulaşmana müsade vermedim. Ben estim sen serinlemeyi bilmedin ve gittin. Sakın geri dönme, seni ben sensizlikle değiştim yasemin kurt |
Affet sevdim Tesadüf müydü aramadan bulmak Yoksa bulduğumuz kişide mi arıyorduk aşkı? Boş verdim Ben alıştım da, seni bu kadar çok sevmeme Omuzlarımdaki melekler şaştı Ve bir bilsen, yokluğunda ne uykularım kaçtı Kenar mahallenin fakir sokağında, oyuncakları kırıldı diye annesinden dayak yemiş masum bir çocuğun Gözyaşlarını biriktirdim sana... Gidersen ağlarım belki Ama sen hep gül Gözlerindeki güneş batmasın yeterki... Tabiata inat, Hiçbir çiçeğe benzemeyen bakışların her an beynime kazılır. Söylesene, sen şiir olmuşken, sana şiir mi yazılır... Mecnundan nasihat aldı yüreğim Ferhat tan kuvvet Seni bu şiir rahatsız ettiyse, ne olur beni affet Korkmaz Bıçkın |
Gonca Gülüm Nazlanma Gözlerine sen gönlümü taktın yâr, Kaldım sende sallanırım çengelde… Sevda oldun bu gönlüme aktın yâr, Sen sivri uç ben kalemim pergelde… Yudum yudum sevda sundum hasından, Sevgi verdim yüreğimin tasından, Ben kurtardım seni gönül pasından, Sen gülersin ben yanarım git-gelde… Kâğıt defter doldu sevda türküsü, Dile düştü bizim aşkın öyküsü, Biter sanma bu gönlümün tutkusu, Senin gözün her gün yeni engelde… Bir kem sözde keserdim ben dilimi, Kırardım ben sana kalkan elimi, Aşığım gör sırılsıklam halimi, Gönül söyler sevda çalar bu telde… Cantekin der; gonca gülüm nazlanma, Gönlüm derya yeter gayrı sızlanma, Şu gönülde başlar ise buzlanma, Biter sevgi mazi kalır tek elde… Mahmut Cantekin |
Arkadaş Dökümü evvela dişlerimiz döküldü sonra saçlarımız arkasından birer birer arkadaşlarımız şu canım dünyanın orta yerinde yalnız başına yapayalnız kırılmış kolumuz, kanadımız tatlı canımızdan usanmışız bir şüphedir sarmış yüreğimizi ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi bir şüphedir demir atmış ciğerimize pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi düğüm üstüne düğüm şöyle dursun bir çalım bir kurum hepimizde nereden inceyse oradan kopsun bu canım dünyanın orta yerinde hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize yalan mı? gözünü sevdiğim karıncalar işte: hamsiler sürü sürü arılar bölük bölük geçer leylekler tabur tabur ya bizler? eşrefi mahlukat!.. boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz bizler bölük bölük, bizler tabur tabur bizler sürü sepet yalnız birbirimizi öldürmüşüz. |
Affettim Seni Başımı döndürür hasretin senin Yetmezki hiçbirşey yerini doldurmaya Geceler yerini bırakmazki sabaha Bilirim doğmayacak güneşim sensiz Gel birtanem affettim seni Gel gel sevgilim olamazsın sende bensiz Gel birtanem affettim seni Gel artık yeter yormasın ayrılık Affettim seni dön bana Affettim seni inan Sakınırım herşeyden gözümden bile Ben nasıl kıyarım sana |
Arnavut Kızı İstemedim... Gitmeni istemedim... Benim yüreği taş Arnavut güzeli sevdiğim... Şimdi ******** gecelerde Yabancı uyruklu sigaralara Kurban ettim ciğerimi Ve sana yemin Önüme gelen ilk eskiciye Satacağım sana olan Derin sevgimi... Ama... İstemedim Gitmeni istemedim Benim yüreği kara Arnavut güzeli sevdiğim. Oysa ben senin Saçının tek teline kurban olurdum Ama sen benim bir damla Gözyaşıma acımadın Ama... İstemedim Benim küçüğüm Benim birtanem arnavut güzeli sevdiğim... Formun Üstü |
Artık Ağlamıyoruz sen her zaman güzeldin, ben de severdim kırmızı gülü de hep sevdim, seni düşünmeyi de penceremin kenarındaki kırlangıç yuvası gibi şefkatliydin senli düşlerimde ben de sevecendim - okşamak saçlarını, tenini - gözlerini görmek, ellerini koklamaktı ılık rüzgarda içimde dolaşan özlerken, düşünürken ağlamak mutluluk verirdi çünkü sonunda buluyordum seni, oluyorduk ikimiz tek bakıyorduk bir tepeden şehrin kalabalık ışıklarına içten, ağız dolusu gülmenin tarifi, ayçiçeğindeki rengarenk kelebek olmak gibiydi hıçkırıkların o kadar yaralayıcı, o kadar masumdu ki kundaktaki bebek misali çok geçmeden ben de ağlıyordum, ağlıyorduk sarılıyorduk, seviyorduk birbirimizi ve artık ağlamıyorduk gülüyorduk, koşuyorduk kırlarda sarmaş dolaş; artık hiç ağlamıyorduk ne kundaktaki çocuk ağlıyordu, ne de ayçiçeğindeki kelebek uçuyordu |
Bi Damlacık Duru bir yeşildi ortalık Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu Ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık, Ağlarda sanki dargın bir kılınç balığı Pullarını döküyor üstüme Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir Belki de anmak için bi damlacık bir sessizliği Can Yücel |
Gecede ayaklarım ağır kurşun mafsallarım Yürüyorum bir dağ yolunda ateşe dönük Biraz yaklaşır mısın kır çiçeğim öksüz papatyam Silahsızım çevrilmişim yalnız sana anlatacağım İşte ateşledim cigaramı bir soluk aldım Tütün bastım yarama tuz koydum çaresiz Oysa damarlarım vuruyor dağ başlarına Eritiyor karanlığı ilkin gözlerin sonra dudakların Yanan cigaramın dumanında görüyorum seni Hep onsekiz Ağustos hep kızgın bir bakır Sonra bir Akdeniz sabahı aydınlık yüzün Rüzgarlı bir denizle kolkola kıyıda sen Kırık bir aynanın parçalarında sen İlkin saçlarını görüyorum tanıyamıyorum Sonra yüzünü dönüyorsun biraz Temmuz güneşi Öyle bir siluetin olmalı rüzgarda biraz sarı Tek tek ufak ufak çizgiler kağıtta Eğilirim suya yaprakların arasından bakarım Yüzünün bir yanı başlar konuşmaya Omuzumu sarsıyor anılar yürüyelim biraz Kolay mı çılgınlıklara yürek tutmak Biraz zehir sert içki sonra bir yudum soda Bir soluk bir soluk daha tut beni düşeceğim Yaklaştırıyor uzaklardan gelen bir türkü Önce seni sonra bir kenar mahalleyi İki saattir karamsarım ayakta duramıyorum Dolduracağım sabaha yaklaşırken dağ başında Mavi bir demir kadar sert olacağım Ömer Faruk Toprak |
Kimsin Sen Dünyada kendini çok büyük görebilirsin, Çok şey de başarmış olabilirsin, Hatta dünya’nın hakimi bile olabilirsin, Ama aslında bu şu gerçeği değiştirmez, Evren o kadar büyük ki ve sen orada bir kum tanesi bile değilsin. Ve bu ölçeği düşünürsen sen de tıpkı benim gibi unutulup gideceksin. Ceren Ağlargöz |
Yaz güneşini hatırlatıyor adın Tenime değiyor söyledikçe dudaklarımı yakıyor tuzu Bir deniz manzarasının serinliği yüzüme çarpıyor Gözlerimi kamaştırıyor o güneş.. Aklıma geliyorsun! Bir resim çiziyorum kafamda Yine akşam olmuş,batıyorsun Kıpkırmızı bir gökkube Sana yakışan o mavi Ve bir deniz kıyısında Yine aynı sahilde Adını anıyorum... Ellerimi tuttukça ellerin Yaz güneşini hatırlatıyorsun bilmelisin... NERMİN ÖZER |
Hani bir zamanlar sen, ne çok sevmiştin beni Bedenim de titrerdi, birden görünce seni Demet demet güllerle, beklerdim hep gelmeni Yavaşça gönlümüzden, esti bahar yelleri Artık mâzide kaldı, o günler gelmez geri Bir dünyâ kurmuştuk biz, ikimize sevgiden Dün gibi hâtıralar, bir anda geçip giden Niye bitti diye yâr, sorma bana sen neden Yavaşça gönlümüzden, esti bahar yelleri Artık mâzide kaldı, o günler gelmez geri Yaşardık biz günbegün, sevdâyı en derinden Her gün hazla dönerdik, senle aşk seferinden Günler daha güzeldi, hep biri diğerinden Yavaşça gönlümüzden, esti bahar yelleri Artık mâzide kaldı, o günler gelmez geri Kendimizden geçerek, sevgiyle bakışırdık Gittiğimiz her yerde, kolkola takışırdık Biz birbirimize yâr, ne de çok yakışırdık Yavaşça gönlümüzden, esti bahar yelleri Artık mâzide kaldı, o günler gelmez geri Buğulu bir anıdır, senle hep yaşananlar Kalbimde iz bıraktı, unutulmayan anlar Biten bir aşk yangını, tütüyor hep dumanlar Yavaşça gönlümüzden, esti bahar yelleri Artık mâzide kaldı, o günler gelmez geri timur ilikan |
Zamansız Aşk Gece gündüzü bırakamaz gündüzde geceyi, Gece hep çözerken gündüzdeki bilmeceyi, Gece sessizce bekler gündüzdeki her heceyi, Hecelerde bulurmuş çok sevdiği biricik eceyi. Gün olur gece uzar gün olur gündüz kısalır. Gün olur gece gündüze,gündüz geceye asılır. Zaman sabırla geceyle gündüzün aşkında kasılır. Kasıldıkça zaman kavuşamaz aşıklar öylece kala kalır. Eray Aydemir |
Gözlerin umuttur. Yaşanmış bütün acılar şahit. Yazık oldu denen ne varsa ukdedir mahzun bakışlarımda. Dünyayı perçeminden tutmalıyım. Geriye dönüp kahır yüklenmektense, şükrü bağrıma basıp yürürüm. Biliyorum sen de istemezsin denize yalnız açılmayı Yağmuru tek başına seyretmek sana da zor gelir. Az kaldı diyoruz ya, ağlayalım işte, az kaldı. Tüm yeisleri ve hevesleri sıyırıp üzerimden gözlerine bakacağım: Yağmur bu şehre nasıl da yakışıyor. Keşke hep sussam diyorum. Bir şiir yüreğime iner diye korkuyorum. Ayakkabılarımın içi çöl dolu sanki, Yürümek ve susamak ve gözlerini düşlemek tek çarem. Şehrin kapılarına vardığımda: Çatlamış dudaklarla alnından öpeceğim. Zaman... Neler düşündüm kafamı eğip, Allah büyüktür. Yazı tez gelir bazen. Savaşlar uzağında olmalı şehrin Bu yazı bu şehrin neresinden gelir? Yine de dert içimde büyür. Anlamı yoksa eğer sesin ya vadilere esirdir kelime ya da sırra tutkun Dua etmeli, her şey güzel olsun demeli. Gözlerini düşünmeli. Güneş kıpkızıl batarken ay bembeyaz doğuyorsa Vardır bir hikmeti tevekkülün. Sabır şerha şerha yarılmasıdır toprağın Lütuf yağmurun sağanak sağanak inmesi Gözlerin yağmurdur gözlerin umut. ÖZLEM YEŞİLYURT |
Papatya Kalbimin iç cebinde sana sakladığım Bir demet papatyayla, Seviyor sevmiyor yaptım Sevmiyor dedi papatya, her defasında İnanmadım. Şimdi kalbimin iç cebinde Yalnız seni taşıyorum. Ve sormuyorum kimseye Seviyor mu sevmiyor mu diye. Papatyalar yalan söylese de, Biliyorum sen beni seviyorsun Hiç kimseler bilmese de.. Eylül 2005 Süleyman Tutuş |
Ben Bir Eylül Sen Bir Haziran Bir eylüldü başlayan içimde Ağaçlar dökmüştü yapraklarını Çimenler sararmıştı Rengi solmuştu tüm çiçeklerin Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı Katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara Deli deli esiyordu rüzgâr Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar Neydi o bir zamanlar Sevmişliğim, sevilmişliğim O heyheyler, o delişmenlikler neydi Ne bu kadere boyun eğmişliğim Ne bu acıdan korlaşan yürek Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım Beni kötü yakaladın haziran Gamlı, yıkık eylül sonuma Bir ilk yaz tazeliği getirdin Masmavi göğünle Cana can katan güneşinle Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime Çiçekler açtı dokunduğun.. Çimler büyüdü yürüdüğün Ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi Oldurduğun yemişlerin ağırlığından Dallarım yere değiyor Güneşi batmadan saçlarının Bir dolunay doğuyor bakışlarından Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık Başım dönüyor, off başım dönüyor yaşamaktan Ölebilirim artık Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma Baksana; parmak uçlarım ateş Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan Benimle meydan oku her çaresizliğe Benimle uyu, benimle uyan Birlikte varalım onuncu aylara Ben bir eylül, Sen haziran... |
Takvimdeki Deniz Hasreti denizlerin, Denizler kadar derin Ve o kadar bucaksız... Ta karşımda, yapraksız, Kullanılmış bir takvim... Üzerinde bir resim: Azgın, sonsuz bir deniz; Kaygısız, düşüncesiz, Çalkanıyor boşlukta. Resimdeyse bir nokta: Yana yatmış bir gemi... Kaybettiği âlemi Arıyor deryalarda. Bu resim rüyalarda Gibi aklımı çeldi; Bana sahici geldi. Geçtim kendi kendimden, Yüzüme, o resimden, Köpükler vurdu sandım; Duymuş gibi tıkandım, Ciğerimde bir yosun. Artık beni kim tutsun? Denizler oldu tasam. Yakar, onu bulmazsam, Beni bu hasret, dedim, Varırım, elbet, dedim, Bir ömür geze geze, Takvimdeki denize. Ne var, bana ne oldu, Odama nasıl doldu, Birdenbire bu meltem? Ve dalgalandı perdem, Havalandı kâğıtlar. Odamda kıyamet var! Ah yolculuk, yolculuk! Ne kadar baygın, soluk, O gün bizde betbeniz; Ve ne titrek kalbimiz Ve eşyamız ne küskün! Yola çıktığımız gün, Bir sıraya dizilmiş, Gözyaşlarını silmiş, Bakarlar sinsi sinsi. Niçin o ânda hepsi, Bir kuş gibi hafifler, Arkadan geleyim der? Niçin o güne kadar, Dilsiz duran ne kadar Eşya varsa dirilir, Yolumuza serpilir? Ufak böcekler gibi, Gezer onların kalbi, Üstünde döşemenin. Bir gizli didişmenin Saati çala o ân; Birden bakar ki, insan, Her şey karmakarışık. Ayırmak olmaz artık Bir kalbi bir taraktan; Ve kalb, ağlayaraktan, Çekilir geri geri, Terkeder bu mahşeri. Bu mahşerin içinden O gün ben de geçtim, ben; Nem varsa, evim, anam, Çocukluğum hatıram Ve ne sevdalar serde, Bıraktım gerilerde, Kaçar gibi yangından. Rüzgârların ardından, Baktım da süzgün süzgün, Kurşun yükünü gönlün, Tüy gibi hafiflettim, Denize hicret ettim... 1931 Necip Fazıl Kısakürek |
Bu ülkenin okullarında çok şey öğrendim... Eklembacaklıları bile! Solon'un kanunları için kaç gecemi feda ettim... Ve kilolarca kitabın seneler süren hamallığı... Hesapta eğittiler bizi. Ama eğemediler. Yıllar geçti... Çok şeyin hesabını yaptım inceden inceye... Sinüsler, polinomlar hiç işime yaramadı. Ben bir şeyler arıyordum. Gerçeği arıyordum. Gerçek O'ndan ibaretti. O'nu öğretemediler. Sonra... Bir aydınlık... Bin dört yüz küsur sene evvel. Buldum. Gerçek sevgilinin, sevgilisi... Dedim ki kendime: "O'nun ve Ehli Beyit’in çektiği sıkıntının bir zerresine katlansak dünya dize gelir..." Ve sonra... Ya Allah, Bismillah... O'nun ve Soyunun sevdasına tutunup çıktık meydana. Biz kaç asırdır hep galip başlamışız mücadeleye... Şuurumuzun hâkim edasından korkmuşlar meğer... O'nu öğretmediler... İnsanların Efendisinden, bahsetmediler hiç, bu ülkenin okullarında... Ama öğrendim... Aşk medresesi… IŞIK BULUT |
| Saat: 13:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık