![]() |
Bitmiş anlamamışım Usandırırmış gerçekten fazla naz aşkı... Yada zaman ilaçmiş sevda yarasına... Giden daha fazla acıyor kalandan... O sararken yaralarını Giden yas tutuyor gözü arkada... O üç gün ağlayıp unuturken Giden aciyor her gün düşündüğünü düşünüp kalanın... Oysa bitmiş anlamamışım Tükenmiş bu aşka ait her hatıra Bıraktığım yerde değil rüyalarımın daimi misafiri Gözyaşlarımın müsebbibi... Vedayı çoktan yaptım ama Maraz gibi kanıyor biryerimde izi... Ne unutmak mümkün ne kavuşmak... Bir ağaca sarılır gibi olur artık vuslat... Canlıdır sessizdir kalan Yani yine bana oldu olan... Bitmiş anlamamışım Bir de gül ağacı varmış bahçede Bulbule nazlanırken Kargaya yer açmışım... |
Yaşın tutmaz ayrılıklara güldüğün zaman yüzünde beliren diğer yüzü görecek kadar kalmayacağım bağışla ellerinin titreyip titremediğine bakmayacağım bağışla küçüğüm senin yaşın tutmaz ayrılıklara yine de aşk nasıl bir şeydir diye merak ediyorsan benden başla |
İstanbul; Duyuyorum Bağırma İstanbul... Tanrıların yaratmak için yarıştığı şehir. Çiçeğin özünü lütfederek verdiği, Petekte bal olma uğruna... Bülbülün gülle savaştığı şehir. Sus ne olursun, Biraz sus... Laleler içinde istanbul. Lale devrinde, Ve kıran kırana yorgun gözleri Haçlı seferli yüreğinde... Yorgun savaşçı,çiçeğe tutmuş tomurcuk, Bir avuç bir toprağında, bin yıllık hikaye... İstanbul... Beylerbeyi kadar vakur, Emirgan kadar ince... İçim yıkılıyor, Yarım kalmış hikayelerin Yüreğimin örsünde titrerken. Bir gemi bir sevgiliyi Balat'tan Üsküdar'a taşırken Ve o deniz, Doğu ile Batıyı kavuşamamacasına ayırmışken, İki el uzatmışken, Doğudan batıya,batıdan doğuya. Kalamadan ve kaçamadan, Kavurmuşken yedi tepesinde yağmurları, Sus ne olursun, Biraz sus. İstanbul... Acıyı her dilde söyleyen şehir, Sevinci her makamda çalan sazende... Seksenbir ilin memleketi, Kalabalık bi o kadarda tenha... Kostantine polis,yedi tepeli şehir, Masum paranoya. Eyüp kadar mubarek, Taksim kadar hayta... İstanbul... Kalanların ve kaçanların son durağı. Sadık dost, hayırsız evlat... Senden bakılsa hayata sonu yok, Hayattan sana bakılsa, yaşanacak çok şey var... Çok... İstanbul... Yaşanası dilemma... İhtiyar çocuklar gömerken, Çocuklar büyüten sokaklarında... Beyoğlu kadar çocuk,Rumeli kadar ana... İstanbul... Duyuyorum bağırma... |
Senden ayrı yaşamak yaşamak değil Bakma öyle arasıra tebessüm ettiğime Sensizde nefes alabiliyor sensizde görebiliyorum Lakin sensizliğe dayanamıyor yüreğim Sana hasret olan ben değilim canım Bir çift göz sana hasret ağlayan Ben değilim günboyu sensizliğe çıldıran Avuçlarım var avuçlarına hasret terleyen Yoksa ben yıllardır yalnızlığa alıştım Benim için gündüzün geceden farkı olmadıki |
Yaşıyor musun? Takmaya çalışırken kuyruğunu Birlikte yaptığımız şeytan uçurtmasının Görürdüm çırpınırdı ufacık kalbin. Hatırımdan bile geçmezdi Sana duyduklarımı söylemek. Acaba hala yaşıyor musun? Yaşanmamış Say Hasret kasırgasıdır bilinmez Dokunsalar patlayacakmış gibi Bir halim var Martılar süzülürken Ülkemden yana bir hoş oldum Onlar mı insan ben mi insanım İçimdeki itlerimi konuşturdum Konuşturdum bu gün Bir hayvanlık vardır aslında Her hırsta her öfkede Her amaçsız dövüşte Sevgilim iyisimi sen bu günü Afeyle unut, zından karası bu günü Yaşanmamış say Say yaşanmamış sevgilim. |
Adım Adım İstanbul Elimde şarap şişesi dolaşıyorum seni Galata kulesinden izliyorum heybetini Canım sıkıldığında inerim diye çıktım Heybetin büyüledi yüreğimi inemiyorum Altın boynuz Haliç tarihi barındırır içinde Mavimsi derinlikerinde Fatih'i saklar Süleymaniye'den ezan sesi yankılanır Beyoğlu,Kasımpaşa,Unkapanı sokaklarında Surlarda aşklar yazılı duvarlarda şiir gibi Feshanede eğlenceler olur masal gibi Pier loti kahvesi,yoktur başka bir eşi Taksim zamane gençlerinin sanki evi Kumkapıda balık yiyeceksin çok lezzetli Nağmeler eşlik edecek sana ahbab misali Neonlar öldürdü senin eşsiz güzelliklerini Bırak derdi gel karşıma içelim Çamlıca Bir yanda Marmara bir yanda Karadeniz Bir adımda Anadolu bir adımda Avrupa Elini uzatsan sanki değecek yıldızlara Cilvelisin işte kızma suçun yok haşa Her medeniyet seni istedi sen Türkleri Arzulanıyorsun hala en güzel kız gibi Hakkında yok değil hani eşsizsin yani Kışın kar yağdığında gelin misali Tarihi Fatih,bence senin kalbin gibi Ümraniye,Üsküdar,Sarıyer kalkan gibi Rami,Kartal,Pendik,Eminönü de görülmeli Gülhane bir günde gezilmez tam tatil yeri Kız kulesi,Sultan Ahmet,Dolmabahçe tarihi Topkapı Sarayı kutsal emanetlerin yeri Yedikule zindanı aslında eziyet yeri Harbiye tam sanat içinmiş gibi heybetli Haznedar,Güngören,Bağcılar aile yeri Topkapı,Kadıköy,Merter,Şişli iş yeri Boğazlar eğlencede sanki dünya merkezi Bırak insanları,doyasıya seni gezmeli |
Gelen gideni aratsa dahi Gelecek hayatıma baska bir fani Yas mı tutacağım sandın ne yani... Tutarım da bugün hiç vaktim yok. Yüzümde gölge içimde efkar Gözlerim yollarda sana bakar Arayıp seni yalvar yakar Ağlarım ama bugün hiç halim yok. Geçmişe derler bizde mazi... Ayrılık kaderde alında yazı Aklıma gelirsinde geceleri bazı Hatırlarım ama bugün hiç vaktim yok. Kelimeleri tükettim ben sana ait Anlamadıysan eğer edelim teyit Değil artık kalbim sana müsait Olurum ama bugün hiç sıtkım yok. Ilham geldi yazıyorum bunları Sanma düşünüyorum seninle anları Konuşmak bile istemiyorum olanları Anlatırım ama bugün hiç nutkum yok. Küçük bir parafsin hayatımda Aslında yalanmış sana aşkımda Geçmişteki sevdalarıma baktımda Göremedim bugün adın bile yok.. |
Ağladım gecelerin şalına sakladım alacakaranlığını son akşamların herşey usul usul bitti ne sen kaldın ne de ben bütün renkler bir bir silindi 'gidiyorum elveda' hep aynı sözler kulağımda lanetler yağdırdım... zamansız ayrılıklara ama hiç birşey yapamadım ben sadece düşündüm... ağladım... ne kadar inanılmaz geldi önceleri sonra; acı vurdu kalbimi en derin yerinden bir kez daha yıkıldım lanetler yağdırdım.. zamansız ayrılıklara.. ama hiç birşey yapamadım. ben sadece düşündüm ağladım. Seval Kemertaş |
MUTLU OLMA ŞANSI Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz, acısını acımız yaptık çünkü. Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın gözyaşı bile içimizi parçaladı. Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk... Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili... Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım. Yaşamak ne güzeldir be sevgili... Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek... Ve o vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın... |
Bir sabah umutsuzca haykıracağımı bilsem Acıdan ve aşkından Bil ki yine sana dönmem Yine senle konuşmam… Yürürüm yollarda gayesiz başıboş Nereye varacağını bilmem iki yanı kurumuş ağaçlarla dolu yolların Ve bilmem daha ne engeller var sonsuzda… Doluymuş gözlerim dolsun… Yaşlar aksın varsın da… Ben gülerim yine ve gökkuşağı çıkar o anda… Ben olurum ben ölürüm ben… ben… Siler atarım o anda beynimi…. Yürürüm yollarda gayesiz başıboş Ben yürürüm yollarda… Siyah beyaz bir türk filmi izlerim Yazlık sinemada Ben yakışmam oraya aslında Saklanırım en arkasında perdenin görünmem kimseye Ağlarım Ben sevmem eski filmleri Ama dayanamam dokunsan ağlayacak Türkan ablaya… Siyah beyaz bir Yeşil çam olur her yer sanki Bir ben yakışmam oraya… Dinlerim dağlara isyanın şarkılarını Bilmezdim bugüne kadar ne var dağlarda Hain eşkıyalardan başka, Uzak gelir ya insana bazı duygular Ve uzak gelir uzansan dokunacakmış gibi duran dağlar da… Oradaki bir kır çiçeği olduğunun hayalini kurmak gibi Sefil bir haldeyim ki Dinliyorum… isyanın şarkılarını dağlara… Kime güvenirim ben Kime inanır Ve kim anlar beni Suratına güldüğümde Çektiğim acılara rağmen Hala umutlu olduğumu kim anlar… Ben unuturum Ellerimi saklarım yüreğimin içinde Görmez gözlerim ellerimi Görmez gözlerim seni Unuturum bu aşkın yasak güftesini… Ve ben bir sabah umutsuzca haykıracağımı bilsem Acıdan ve aşkından Bil ki yine sana dönmem Yine senle konuşmam… |
| Saat: 20:37 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık