MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -1- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/333-siir-nehri-1-arsiv.html)

TheGrudge 29 Ağustos 2006 22:51

İstanbul Kokusu


İstanbul kokusu sinmiş üzerine,
Boğaz ’dan mı geçtin güzel yar,
Marmara’nın mavisi çekilmiş gözlerine,
Eyyub’ un şefkatiyle beni kollarına sar.

Taç olmuş Sultanahmet başına,
Eteklerinde Yeni Camii’nin güvercinleri,
Sırtını dayamışsın Topkapı Sarayı’na,
Ellerinde taptaze Emirgan’ın gülleri.

En masum bakışınla bakarken Galata’dan,
Bir Rumeli rüzgarı savursa saçlarını,
Zaman çekiliverse aradan,
Kızkulesi prensesinden alsan selamı.

Üsküdar’ dan bir sesleniversem,
Adalar diziliverse gerdanlığına,
İsmini yazıversem İstanbul hecelerinden,
Çamlıca ‘ nın kar yağmış yollarına.

Tutuversem elini bir şair eli ile,
Mısralarıma kondursam kayıp yeditepede,
Cana can katan sevgili gibi,
Arayıp, bulsam seni İstanbul güzelliğinde.


Mystic@L 29 Ağustos 2006 22:51

Yirminci Yüzyılın İlk Yarısı

Yirminci yüzyılın ilk yarısı
Ölüm çağı oldu
Zulüm çağı oldu
Yalan çağı oldu.

Yirminci yüzyıl insanları
Asıp kestiler
Kesip biçtiler
Tepeler gibi ölü yığıp
deryalar gibi kan içtiler.
Çocukları ağlattılar
Kadınların ırzına geçtiler.
Yirminci yüzyıl, insanların
Ağlamasın da kimler ağlasın!


shaggy 29 Ağustos 2006 22:54

Bana bunu yapmayacaktın
Öyle sırtımdan vurmayacaktın beni
Gelişin gibi onurlu olmalıydı gidişin
Ve öylesine gururlu bitişin.
Gel gör ki kötü oynadın bu oyunu
Erken düştü masken yüzünden
Demek sen içimde büyüttüğüm bir dev değil
Bir hiçtin
Görüyorsun işte
Gittin
Ve de bittin…

Bana bunu yapmayacaktın
Böyle bir hançerle yıkmayacaktın beni
Bir ihanetin adresi olmamalıydı ayak izlerin
Yoksa ben mi yanlış tanıdım seni?
Yoksa hep böyle kirli miydi senin denizlerin?
İşte ellerimde
Suç ortağın bir sinema bileti
Bir pastane köşesi
Bir tiyatro gişesi.
Bu kadar ucuza gitmeyecektin
Sigara dumanlarında harcamayacaktın bu aşkı
Ve aşk cellatlarına meze yapmayacaktın beni
Şimdi boş bir mezar bulsam
Seni böylesine sevdiği için
Oraya bırakırdım kalbimi…

Bana bunu yapmayacaktın
Böyle küstürmeyecektin şiirlerimi
Kaz kırmızısı yağmurlar
Yağdırmayacaktın gecelerime
Kanatlarını kırmayacaktın umutlarımın
Beni böyle çıldırtmayacaktın!

Artık
Adın ihaneti çağrıştırıyor bana
Ve tadın bir yılanın en öldürücü zehrini
Söyle
Şimdi hangi yüreğe saplıyorsun
O acımasız hançerini? ..
Bil ki
Bundan böyle
Yasaklanmış kitaplarım gibisin bana
Yaklaşmam yasak
Dokunmam yasak
Ve ömrümce
Sarılmam yasak sana! ..


Mystic@L 29 Ağustos 2006 22:54

Yitik Kentler Büyütüyor Yalnızlığımız

Gök yolu sokaklarında kentin, mevsimlerden güz
Sönük lambalar gizliyor, deniz rengi gözlerini
Merdivenlerinde yolcular peronların,
Ertelenmiş buluşmalar getiriyor trenler
İstasyonlarını geçiyoruz bir bir çizgil kentlerin
Tere boğulmuş at sırtında gibi - erken -
Kırkında kadınların kösnül trajedileri sokaklarda
İstasyonlarını geçiyoruz bir bir kuşatılmış semtlerin...

Eski giysiler karşılıyor
Son tangoda takılı kalmış yüzleri
Atlı tramvaylar geçiyor tarih köprülerinden
Birlikte sürüyoruz yorgun izini dansların
Eğilen gökdelenleri utancın
Gülüyor sevi taşıyla örülü eski yapılar
Ağaçlar ağlıyor dal ucunda ve de tanrılar
Boşalması bu yağmur bulutlarının
Gülüyor sevi taşıyla örülü eski yapılar...

Ey kent uzaksın kocamış çınarlar görkeminden
Kavrulurken güneş acında karanlıkların
Kerbelalar çiziyorsun ortasında suların
Tulumbacılar çıkarıyor yangınları, çerçevelerden fırlayıp
Koca kent haraca kesiliyor
Kerbelalar çiziliyor ortasında suların...

Tiner kokluyor çocuklar , köprü altlarında, renkleri uçuk
Kaldırımlara uzanmış küçük dilenciler
Çiğneniyor sivri topuklarında rüküş kadınların
Gök yolu sokaklarında kentin mevsimlerden ilk yaz
Mecnunlar yiterken menevişinde çelik rayların
Kapatma dolsun gözlerine teni eski aşk şarkılarının
Sönük lambalar gizliyor deniz rengi gözlerini
Ay doluyor içimize, içimiz yakamoz aynası
İstasyonlarını geçiyoruz bir bir kuşatılmış semtlerin
Kiraz bahçeleri üzgün, frezyalar ve papatyalar
Yitik kentler büyütüyor yalnızlığımız
Sönük lambalar gölgesinde deniz rengi gözlerin...

Hüzzam bir hasret şarkısıdır eski İstanbul uykusunda
-Senden hatıra kalan bir sarı saçtı-


Dreamcatcher 29 Ağustos 2006 22:55

-Baharla Gelsen…

Bir dağ inşa etmeye koyulduk
Gözlerinden ruhsat alarak
Tam da şehrin bittiği yerde

Tan vaktinde tarifsiz bir sevinç
Yeni bir ufku olacak seherin
Ama gönlüne bıraksak
Güneş hiç doğmayacak

Gözlerinde zifiri karanlığın
O küstah egemenliği…
Dudaklarına hiç bilmediğim bir dilin
Bakir İtiraz sözcükleri sinmiş

Gözlerinden ruhsat alarak
Tam da şehrin bittiği yerde
İnşa etmeye koyulduğumuz
Mor sümbüllü dağa
Bir de kokunu versen
Baharla gelsen…

Böyle tatlı telaşlara alışık değiliz
Uğramaz semtimize şiddetli fırtınalar
Bir de kurtulsak boynumuza asılı dağlardan
Anlarız ki uzatmış pembe dudaklarını
Yumuşak huylu ilkbahar

Vahdet Nafiz Aksu


TheGrudge 29 Ağustos 2006 22:57



İstanbul Rüyası

Bir İstanbul rüyası gördüm dün akşam;
Masmavi denizin üstünde:
Pasparlak güneşin altında,
Boğazın bilmemki neresinde idim.
''o'' ne letafetti öyle...!
''o'' ne esrarengiz giz....!
Bir elimde sancak, bir elimde silah;
Koşuyordum İstanbul'u kurtarmak için,
Askerlerin en önünde.
Arkama döndüm ve şöyle bir baktım:
Ardımda Anadolu,önümde Avrupa! ...
''Eeeey gidi İstanbul ey''
Bir yanda Taksim,Karaköy,Mecidiyeköy....!
Diğer tarafta Kadıköy,Ümraniye,Maltepe...!
'''Ooof yüce Rab'bim...!
Bu ne saltanat böyle;
İki ayrı kıta'yı Boğaziçi bağlamış birbirine,
Dedimya İstanbul rüyası gördüm dün akşam...!
Halen ''o'' sarhoşluktayım,ayılamadım.
Zaten ayılmak isteyende kim ki''
Bırakın hep böyle kalsın uyanmayayım:
Bu İstanbul rüyası ile yaşayayım....!


Mystic@L 29 Ağustos 2006 22:58

Yolculuk ve gül

nerde o sarısabır, safran ve sarı sesi
akşamın? duymak sanki bir gülün
yolculuğu gibidir bahçeden sana doğru;
gelsin, bilsin ve sensin, yağdığın o yağmuru
alıp gidensin işte, daha ergin bir yaza...

bahçemde yer kalmadı, her taraf tıka basa
yaşlı yazlarla dolu... orda, elbet o çölün
ortasında yabansı, ürkek ve sanki garip
bir şeyler duyuyorum... sesler, şeyler? ölünün
son gördüğü o gülü çağrıştıran, -nedense...

ben yine bahçemleyim, bu belki kendimleyim
mi demek? yolcu ten'dir, eğer yollar bedense…


Dreamcatcher 29 Ağustos 2006 22:59

Çamurdan yaptım resmini

Küçüktüm küçücüktüm,
Oyuncaklarım çamurdan kilden olurdu hep benim.
Önce eşyalarımızı yapar şekil verirdim küçük parmaklarımla
Sıra sana gelir yetiremezdim, az gelirdi gözlerini anlatmaya

Hepsini birler topaklardım yeniden,
Senden başlardım bu sefer, uzun sarı saçların,
Sindi gibi,leyla gibi olurdun namerdim.
Birde çocuklarımız; onlara hiç çamur ayıramazdım.

Sığmazdı hayallerim çamurlara nedense
Birden aydınlanırdı yüzüm,bulmuştum!
Kardan bir evimiz olacaktı fındık bahçelerinde sarım sıcak,
Buzdanda çocuklarımız,
Nereden bilebilirdim bir gün güneş atıp
Hepsi eriyecek………..


arwen 29 Ağustos 2006 23:00

Ne Olur Gelmeeğer elindeyse ne olur bu gece gelme rüyama
sensizlikle uğraşmaktan yoruldum
düşte dahi olsa seninle ilgilenememekten
korkuyorum da
bu gece gelme ne olur
elindeyse eğer
o elle tutulur heyecanı yaşayamamak da olsa
bedeli, gelme
ne olur gelme...


Mystic@L 29 Ağustos 2006 23:04

yüzünde ağartıp

iki elinle
savunmasız
ne varsa
düştün ardına

oysa
kan kırmızı bakışlarını süzen
yoksul bir sokak ucuydu kalbin

teninde yeri olmayan
suskun çığlıkları uyandırıp
kırık dökük
bulup getirdikçe
çocuk pusularımda kuşatıp
yoldun üstüme
sarmaşık sürgünü bakışlarını

unutuldukça eskiyecekti
aklına düşürdün yine
suç sayılan karanfilin
tomurcuk halini



Saat: 02:27

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık