![]() |
............BEN miyim..? ........................Bu yüz benim mi..? ........................Bu eller, ........................Bu gülüşler. Aynalar... Neden..? Durmadan doğru söyler. ........................Kim taktı ........................Yüzüme bu sahteliği ........................Elime kim verdi ........................Bu ufacık ........................Gerçeği. Zaman mı bu..? Alıp başını giden. Yoksa... Ben miyim..? Bu serseri..! Baki Son |
Ne Olursunuz Bırakmayın Ellerimi Size söylüyorum dostum,aşkım,arkadaşım Size size çünkü sizler benim tek varlığımsınız Evet yine ağlıyorum Çağresiz,yalnız ve tek Ne olursunuz Beni bırakmayın Ne olursunuz Benim her zaman yanımda olun Ne olursunuz Korkuyorum,üşüyorum Artık yaşamaktan bıkmış biri Konuşuyor sizle artık sevilmek isteyen biri konuşuyor sizle yalın ayak yürüyorum sokaklarda belki bi soran olurda onun lakonuşurum diye Kimse bakmıyor Neden neden Bende isterim bir sevgili Bende isterim bir arkadaş Size söylüyorum size Ne olursanız olun bana İster arkadaş İster sevgili İster yoldaş Ama ne olursunuz Ne olursunuz BIRAKMAYIN ELLERİMİ |
YÜREĞİM ÇİÇEKLENDİ Gözlerimde Ne yana baksam Sarı eflatun yeşil, Ne yana baksam Mavi mor pembe açar. Tüm renkler gözlerimin Tüm renkler bugün benim Yüreğim çiçeklendi biliyor musunuz Yüreğim. Karanfil yasemin papatya Leylaklar kır çiçekleri sardunya Açıyor içimde bir bir Görmüyorsunuz Yüreğim çiçeklendi diyorum Anlamıyorsunuz Anlayamıyorsunuz ama Umurumda değil. Kıraç dağlar açtırdı çiçekleri Nasıl haykırmak geliyor içimden Mutluluğu bir bilseniz. Bütün şarkıları size verdim dağlar Bütün şiirler gökyüzü sizin Bugün çok güzelsiniz Her bir toprağı, taşı öpmek Bulutları okşamak istiyorum Şükürler tanrım sana Verdiğin yürekle seviyorum. |
Size Bıraktım Bana Mevlana\'yı, Yunus\'u verin Mecnun\'u, Leyla\'yı size bıraktım Kırk yıldır susuzum, bir tas su verin Irmağı, deryayı size bıraktım Talipli değilim şöhrete, şana, Makamı, rütbeyi yük etmem cana Dostluk, sevgi, şefkat yetişir bana, Dövüşü, kavgayı size bıraktım. Zaman yoktur ekip, biçip, sürmeme Ham topraktan haram mahsul dermeme Bir tek gönül kâfi gelir girmeme Konağı, sarayı size bıraktım. Çokta değil, hakta buldum huzuru, İstediğim alınteri, göznuru Benliği, kibiri, iğrenç gururu Faizi, bankayı size bıraktım. Hiç biriniz telaş etmesin boşa Doyacak gözünüz toprağa, taşa.. Beni inancımla koyun başbaşa.. Topyekün dünyayı size bıraktım Abdurrahim Karakoç |
Gezerim İstanbul'u Senin Gözlerinde İstanbul’u görürüm senin yeşil gözlerinde, Aşk vardır,mutluluk vardır,sen varsın İstanbul’da. Ama bir yerlerde bir İstanbul daha yok. Ne buralarda,ne de başka bir yerde. Hiç simit yedin mi oturup Sarıyer’de? Boğaza karşı oturup kafayı dinledin mi hiç? İstanbul’u görürüm senin yeşil gözlerinde, Yemyeşil masmavi,hasret kokan İstanbul… Gemi deniz fenerine bakar da bulur ya yolu; Bende tarihi koklayarak buldum İstanbul’u. Yeşil gözlerinde gördüğüm o İstanbul’u. Tarihi görürüm İstanbul’da. Hem de İstanbul vardır tarihte. Hala koruyor gibi İstanbul’u Fatih’in askeri, Silinmemiş duruyor tarihin ayak izleri. Gemiler nasıl da çekilmişti Haliç’te…. Artık başka amaca patlıyor,susmaz top sesleri, İstanbul da bir başka olur ramazan geceleri. İnsanın içi burkuluyor İstanbul’dan her geçişte, En güzel komutan ki İstanbul’u ele geçirmiş. İstanbul koskoca bir devri değiştirmiş. İstanbul’dan bir anı vardır belki geçmişte, Belki İstanbul vardır tarihin derinliklerinde. Camileri görürüm İstanbul’da. Minarelerin gözetlediği koca şehir.. Okunan ezanlar sanki gök kubbeyi devirir. İstanbul bu; dört dinin merkezi… Nasıl da bağrına basmış her dinden herkezi. Camiler bir başkadır İstanbul’da. Bir yanda Sultanahmet,Ayasofya,Eyüp Sultan, Nasıl da imrenerek yapmış, Süleymaniye’yi, Mimar Sinan. İstanbul canım memleketim,,, Dini öğeleri hep bağrında saklayan, Topkapıyı görürüm İstanbul’da…. Maviyi koklarım İstanbul’da. Bir tarafta Karadeniz’i,bir yanda Marmara’yı. Tadına doyulmaz İstanbul manzaraları. Ah sabah erken kalkıpta izlesen güneşle ayı, İzlesen bir tarafta ekmek bekleyen martıları, Bir de ekmek derdine düşüp simit satanları. Maviyi koklarım İstanbul’da. Bir taraftan Haliç’i,bir yandan boğazı, Boğaz nasılda ayırmış ikiye İstanbul’u, Bir tarafı Avrupa’nın gülü, Bir tarafı torosların nazlı kızı. Hasreti görürüm İstanbul’da. Şarkılar söylerim İstanbul’da. En güzel aşk şarkılarını, Senin için,İstanbul için söylerim. Yürürken İstanbul’da…. Ben canım,sen canan,İstanbul canan Daha sevdalanmaz bu kalbim,viran. Sen,İstanbul’un en güzel yanısın. Ben İstanbul’a mı aşığım sana mı? Yok yok ben galiba İstanbul’a aşığım. Çünkü İstanbul’da sen varsın. Utangaç aşıkları görürüm İstanbul’da. En güzel aşkların yaşandığı bu diyarda.. Geceleri yürürüm İstanbul’da. O ışıltılı parlak geceler… Yıldızların yerde parladığı geceler.. Bir sokaktan gitar çalar,bir yerde gramofon. İstanbul işte böyle bir diyar.. Bir yanı eski bir anı,bir yanı pavyon. Geceleri yürürüm İstanbul’da, Meşhur Sulukule, Beyoğlu geceleri. İstanbul; ışıltılı yıldızlı büyük bir salon. İstanbul’da hiç bitmez gece eğlenceleri.. Gezerim İstanbul’u dün akşamdan kalan… İnsanları görürüm İstanbul’da. Bin bir türlü her çeşit insanları… Kimilerinin cebinde akrep gezer. Kimi ayakkabı bulamazda çıplak ayak gezer. Düşmüş İstanbul’a milletimin zengini fakiri, Ben daha nasıl sevmeyeyim bu şehri…. |
Yürağimde İntihar Eden Çocuk -1- Çığlık çığlığa bir çocuk koşuyor yüreğimde koşma küçüğüm düşeceksin diyorum boncuk boncuk ağlıyor; güvercinlerim yok, uçmuşlar amca diyor amcasının pır pır uçan kuşları gitmişler. -2- Çekik gözlü bir kız çocuğu seszisce ağlıyor balkona oturmuş avuçlarında kanlı bir güvercin hıçkırarak; n'olur amca bana güvercinimi geri getir onu balkon demirlerine asmışlar, n'olur amca ben geceleri onsuz yaşayamam diyor amcası kanla dolmuş, şaşkın, üzgün buz gibi bir suratla susuyor. |
Sis Diyor ki bana, sevdayı ateşten bir gömlek gibi giydin mi Diyorum ona, Ferhat'ım dağlar gürzümden inledi ve yol verdi sularıma. Acı dindi Diyor ki, hiç mi kıskançlık katmadım bakışlarına Diyorum ben de, göğsümden çıkan ah nice kartal vurdu, aşkla Soruyor, ölüm mü her zaman yenecek, nedir bu korku Diyorum, Lokman da bir zaman tanrı'ya bunu sordu Diyor, kırılırsa kanadı sevginin nasıl uçar, göklerde Diyorum, o bir umuttur, bilesin havalanır yine de Soruyor bana, kalacak mısın böyle adı yarına mahkum bir ozan olacak Diyorum ona, nice yollar var gidilecek, nice uçurumlar var daha, atlanacak Soruyor bana, bu sis nasıl dağılır tarih bile susarken. Anlat olanı Diyorum ona, şiirim bir uyaktır yiğitçe, ta kalbinden vurur zamanı. Ali Püsküllüoğlu |
Ne Sanıyorsun Hangi gönül sana dayanabilir? Yalnızlığı kolay mı sanıyorsun? Böyle derdi ancak düşenler bilir Gurbeti, hasreti ne sanıyorsun? Bir tek dostun yüzü dünyaya bedel Hele gülücüğü, bir ömre bedel Ölüm kaçınılmaz, ayrılık kader Gurbeti, hasreti ne sanıyorsun? Engin der, özledim ana-babayı Gözlerim görmüyor aşkı, sevdayı Hasretlerim hep burada sılayı Gurbeti, hasreti ne sanıyorsun? |
Seni Seviyorum İstanbul Yürüyorum,geçmiş zamanın çile torbası elimde Sakinim,usul usul yürüyorum,tüm umutlar denizinde Önce,Kız Kulesi dokunuyor masum bir buseyle yanağıma Sonra,denizin rüzgara fısıldıyor:git sırtını okşa Annemin hediyesi siyah ceket düşüyor omuzlarımdan Boğaza karşı içtiğim çayın tadı geçiyor o an aklımdan Ne garip! Ben döktükçe içimdeki karaları sen 'geçer'diyorsun İşte o zaman Fatihi anlıyorum,Sen sadık bir dostsun Martıların sesi bulut rengi bir huzurla kulağımda raks ediyor İçimdeki tüm çileler yumak yumak sökülmeye başlıyor Yedi tependen birine çıkıp haykırsam diyorum:'seni seviyorum' Utanıyorsun,'sakın bağırma'diyor bakışların,vazgeçiyorum Senden başka kim çilekeş yolculara teselli verir İstanbul? Vazgeçmekten vazgeçiyorum İstanbul,Seni seviyorum İstanbul Yürüyorum,bugünün dertlerini cömert tesellin boğdu Kapalı çarşının hareketliliği gibi adımlarım coştu Avludaki güvercinlere yem atmak geliyor içimden Beyoğlu'nda yankılanan bir şarkıyı bağırarak söylemek derinden Hani toprağının üstünde yalınayak koşmuştum ya bir gün Şimdi gözlerime akis oldu,dirildi o güzel dün Bir yandan,burnumda tarih tenli manzaranın kokusu Bir yandan da İzliyorum,Herkese eteğinden verişini umudu Güneş çekildi az önce,eyvah! elimde geçmişin çile torbası Ver diyor denizin, O benim için şerbet tadının tıpkısı Bir hışımla ağır çileyi kucağıma alıp atmaya hazırlanıyorum Yok yok yapamıyorum,kıyamıyorum,vazgeçiyorum Senden başka kim bu kadar çileyi bağrına basar İstanbul? Vazgeçmekten vazgeçiyorum İstanbul,Seni seviyorum İstanbul |
Yüreğim I Yüreğim ıslaktır benim kuytularda ağlamaktan ve hafif uçuktur rengi kurusun diye kaç kez günese asılmaktan II Barış yüreğimde çam kokulu bir orman varsın konsun dallarına savaş denilen yaşlı ağaçkakan III Yüreğim ilk şiirim |
| Saat: 03:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık