![]() |
Açık Atlas Hayattan ders veriyor diye öğretmenleri kızdıran Tuzu bir bulmuş çocukları saklamadan güldüren dünyaya Su kaçırmaz bir eşeğin sesine açıktır penceresi Bir sınıfın, batı son dersinde, kuşluk vakti Meşeler yapraklanınca bir tuhaf olurlar işte Koparılmış kürt çiçekleri, hatırlayarak amcalarını Azınlıkta oldukları bir okulda bile, sorarlar soru Neden feriklerin ve eşeklerin memeleri vardır? En arka sırada çift dikişliler, sınavda en öne İntihara ve denizde nasıl boğulmaya çalışırlar Yalnız Orta Doğu'da el altında satılan bir atlas Kim demiş on sekiz yaşından küçükler okuyamaz Bakıldı ki kum saati, ters çevrilmiş, çıt, usul isa asi olmuş İkinci karnede babası yarısını silahıyla dışarda bırakıp Öyle öğretildiği için saygılı, sınıfa giren parmak çocuğun Boş yerine, girilmeyen bir dersin denizi, gelip oturmuş Açık kalmış atlası, deniz taşmıştır, darılmasın Fırat ama Hayatın orta öğretmeni sustu, dondu gülmeleri çocukların Bir cenaze töreninde daha ölümlü karşılamaya götürüleceğiz Efendiler! Eşekler susabilirler Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi? |
Ne yıllar yordu ne de sen Baksana aşkım; Bugün daha da ak düşmüş saçlarıma Gün geçtikçe sana ne çok benziyorum. Yüzümüz de buruştu birlikte, Ellerimizde… Sen de başladın hava tahminlerine, “Bu gece olmasa bile sabah mutlaka yağacak”.. . Ben sana ilk günden beri Hep “Aşkım” diye seslendim. Ne yıllar yordu ne de sen yordun. Seninle ilk bakışmamız vardı ya; Hani alı al moru mor olmuştum. İşte o günden bugüne ; Gözlerine bakarken Hiçbir şey değişmedi ben de… Hala ruhumu ısıtan o bakışlar, Hala “üşüdüm” bahanesiyle Sokulmalarım… Biliyormusun? Hiç düşünmedim ölümü. Biz sonsuza kadar eleleyiz ya… Ama artık kendine dikkat etmelisin, Neydi o geçen seneki halin. Sevda yüklü kalbin nasıl da üzmüştü seni. O gece hariç Hep bizim yatağımızdaydık. Ne zor geldi biliyormusun sensizlik. Sensiz gece… Düşümde Azrail'i gördüm Ona gitmen için bir sürü komiklikler yapıyordu. İlahi Azrail dedim kendi kendime, Sen adamı öldürürsün:) Bak bu gecede güneşi birlikte Yolcu edelim sevdalısına. Bilirsin bir bize bir onlara Döner durur… O taraftada, sen ve ben gibi bir çift Elele doğuşunu izleyecektir. Sonra çıkalım verandaya, Sen o hala gözün gibi baktığın Plaklarının arasından seç Aşk şarkılarımızı. Ama bu gece ilki “sympathy” olsun lütfen, Delikanlılık döneminin “by sympathy”si.!!! Nasıl da fır dönerdi kızlar Pervaneler gibi ardında. Ve sen nasıl da sıyrılır koşardın bana. Sakın karıştırma lütfen, Masada sen hep sağ tarafta oturursun. Şarap kadehlerimizde aynı halbuki. Yoksa, yoksa sen hala göğsümdenmi İçmek istiyorsun şarabını. Hep öyle derdin bir tanem bana. “Sanki seni içiyorum…” Tamam tamam söz veriyorum Bu gecede öyle olacak. Şimdi bir söz de senden istiyorum Aşkım, Yaz gecelerinde bile “üşüdüm” diye sarılmalarıma Verdiğin yanıtı , Bir daha ver bana Son kez de olsa… |
Gecedir; Çalarsın kapıları açan olmaz. Gecedir; Hem de yıldızsız göz gözü görmez, Bir ses duyar irkilirsin, Sarar korkusu yalnızlığın. Rüzgâr eser savrulursun, Düşersin kucağına karanlığın. Gecedir; Ararsın yolların bulunmaz, Gecedir; Kalbinin gürültüsünden durulmaz, Üşürsün... Sevdiğini düşünür, ısınırsın. Gözleri gelir aklına... Bir çift yıldız gibi Asılır kalır karanlık göğe. Gecedir; An olur yenersin korkuyu, An olur canın çeker Oturursun bir köşeye Dinlersin geceyi, hissedersin... Gözlerini yumup susarsın, An olur, gece olursun. |
Ne Zaman Ne zaman sana baksam gözlerinin ırmağında yıkanıyorum kirim pasım gidiyor içimden tertemiz oluyorum. Ne zaman seninle konuşsam gönlümdeki kuşlar cıvıldaşmaya başlıyorlar üstüme kol kanat gerip mutluluk ülkesine uçuruyorlar. Ne zaman seni düşünsem çiçek bahçesi oluyorum çiçeklerde seni görüyor seni buluyorum. İkinci bir ben yerleşiyor benliğime baştan ayağa sen oluyorum Yaşamayı seviyorum. |
Mağara Mağaranın duvarına Hayvanları taştan oydum Kükrediler karanlıkta Türkülerle karşı koydum Karanlıktı mağara Işığı taştan oydum Üşuyordum Bir de güneş koydum Aşk oydum magaranin duvarina Aşk oydum Ağrıdı taşlar Yarıldı mağara Ben doğdum Manzara Gülüşlü Kız öpüşmekte güçlük çeken bir kızdı işte üstelik düşlerimden ödü kopardı ne zaman farlar geceyi çizse teni sakallarımda yanardı soruları rahatlatan bir yanıttı belki şimdi evde olsak ne güzel yatıp uyumazdık derdi ev türkçesi ışırdı sesinde dilime dolaştıkça sözcükleri acıyı andıran bir anı artık odamın şaşkınlığı bundan düştutan akşam saatlerine usul usul damlıyor zaman gökyüzünde tuhaf bir baş dönmesi |
Ne Zaman Bir Yağmur Yağsa Ne zaman yağmur yağsa sen gelirsin aklıma Sen ve o masum bakışların Sonrada bana kızdığındaki o yüz ifadelerin İnan ben onları çok özledim bilemezsin Ne zaman yağmur yağsa gözlerimde başlar ağlamaya Ve sen gelirsin aklıma vede ayrıldığımız o gün Sana son kez seni seviyorum demek Hiç zor gelmemişti bu kadar inan bana Ne zaman yağmur yağsa gökyüzüne bakarım Yıldızlarla konuşmaya dalarım Acaba sizce oda şuan beni düşünüyormudur derim Onlar ise her zaman sessiz kalırlar Ne zaman yağmur yağsa kendimi dışarlara atarım Ve avazım çıktığı kadar lanet ederim bu hayata Sensiz geçirdiğim her dakikaya her zamana Sonrada her zamanki gibi sesizce başlarım ağlamaya |
[flash=http://www.resimload.com/141115/4T6_adimiunut.swf]width=650 height=500[/flash] |
Ne Zaman Gidersen Git söylemek istediğim ne varsa düğümlenir boğazıma sözler bile boyun büker sen giderken.. resimsiz çerçeve gibi bir gece birakip bana, alevini bir de avuçlarima yüreğimdeki yangının git.. "gitme" demeden git çünkü, ne zaman gidersen git nasılsa erken olacak gidişin hep erken... |
Maceram genç mi olunurmuş içerde a benim gülüm söyledim yedi yılda bütün türkülerini ömrün güz bir yandan uçuşur saçlarımda kış bir yandan ihtimal ki ben senden tam sekiz ilkbahar büyüğüm sen saçlarına ilkokul kurdelası taktığın gün devadımlarla buluştu ayaklarım ah ne çabuk kanımı pompaladı yüreğimin çelik kasları kanım damarlarımda şaha kalkan atlardı beyaz atkılar gibi attım boynuma bulutları uçura uçura yürüdüm rüzgarında ölümün en güzel nakışını vururken kanatları kuşun delip geçti karaciğerimi karanlık bir kurşun onsekiz yaşım düştü ıslak aynasına asfaltın ılık bir ıslık gibi aktı kanım fakat ölmedim bir hemşirenin mavi gülüşüne tutundum gülüm anladım ki asla yenemez gülen insanı ölüm dokuzuncu gün haykırdım pencereden gökyüzüne heey kurşunların rağmına yaşamak ne güzel şey ben böyle hep uslanmaz kavgacı ve her güzele aşık durmuşken seksen mart akşamlarına bahar gibi ışık duvarlara zincirlere çıktı yolu umudumun şarkılar ne bilsin sorguevlerini istanbul'un gayrettepe'yi samandıra'yı... ah gülüm ne bilsin parmaksız bir el gibi bütün tanımları insanın insan işkencede susabilen bir hayvanmış meğer dur ağlama küçüğüm hiç yakışmaz yüzüne keder ta kökünden türükdüm dilsiz kalaçmışım ne gam işte böyle başladı benim yıllar süren maceram |
Ne Zaman Seni Düşünsem seni anlatmak ulu orta çıplak ve yalın ayak ne zaman seni düşünsem dünya soyutlar kendini bir sen kalırsın çırılçıplak tabiatın düzeni alt üst ne zaman seni düşünsem depremler başlar fay hattı olur yıkılır el ele omuz omuza dolaştığımız her yer ne zaman seni düşünsem ahmet arif'ten bir satır ''seni anlatabilmek seni' ahmet telli'den iki ''gidersen yıkılır bu kent kuşlarda gider bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında'' ne zaman seni düşünsem acı verir seni sensiz düşünmek iç çekişlerim başlar sensizlik yüklenir omuzlarıma kaldırmaz bu yorgun beden ne zaman seni düşünsem hoşça kal deyişin gelir aklıma hoşça kalamayacağımı bildiğin halde kimsenin görmediği damlalar düşer sensizlik kokar toprak bir stem filizlenir toprağı yarıp adını sen koyarım büyüdüğünde ne zaman seni düşünsem budur halim........ |
| Saat: 20:37 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık