![]() |
Masal Güneş ve ay çalan bir kız çıkacak karşına yol ortasında boynunda capcanlı gümüş gerdanlık Uzun yolculuğa çıkarken al elma armağan eden bulutlu düşünün resmidir o sadece Boran ortasında eğer öten bir kuşla karşılaşırsan bileceksin: Şakır şakır şimşekler süpürmededir köyünü. Ölüm yumurtasından- hayat doğuyor Kuşla yolculuk ediyor taş kanatlı köyün. |
Ne Zaman Seni Sevsem Ne zaman sana baksam Gözlerinin ırmağında yıkanıyorum Kirim pasım gidiyor içimden Tertemiz oluyorum. Ne zaman seninle konuşsam Gönlümdeki kuşlar Cıvıldaşmaya başlıyorlar Üstüme kol kanat gerip Mutluluk ülkesine uçuruyorlar. Ne zaman seni düşünsem çiçek bahçesi oluyorum Çiçeklerde seni buluyor seni görüyorum. İkinci bir ben yerleşiyor benliğime Baştan ayağa sen oluyorum Seninle sende senin için Yaşamayı seviyorum. |
Acıları Kurşunlamak Yüreğimi aç , kapıları arala , Uçurumlarda yürütme beni. Çalınmış özlemlerin yası, Atılan kurşunlardan değil , Acılardan, tâ içlerdeki acılardan. Acıları kurşuna dizseydim , Ölürler miydi? Yoksa yüreğimi sakat mı bırakılardı ? Doğar mıydı özlemlerle yeniden ? Vursaydım yüreğinden sevdanın , Ölür müydü ölümüne ? |
Ne zaman? Yeter ki gönüller istesin. Bir parça kor eksik olsa da olur... Yeter ki yürekler sevsin sevgiyi... Hazan olsa da . Kış olsa da olur... Bitmesin hayallerin... Sönmesin beynindeki alevler... Bahar olsa da . Yaz olsa da olur... Bana sorma ne olur... Gözlerine sor... Dudaklarına sor. Tellerine sor saçlarının... Acaba... Acaba ne zaman olur... |
Lisan Güzel dil,Türkçe bize Baska dil, gece bize İstanbul konusması En saf, en ince bize Lisan sayılır öz Herkesin bildiği söz Manası anlasılan Lügata atmadan göz Uydurma söz yapmayız Yapma yola sapmayız; Türkcelesmis, Türkcedir; Eski köke tapmayız Acık sözle kalmalı Fikre ısık salmalı Müteradif sözlerden Türkcesini almalı Yeni sözler gerekse Bunda da uy herkese; Halkın söz yaratmada Yollarını benimse Yap yasayan Türkceden, Türkceyi inciltmeden İstanbul-un Türkcesi Zevkini, olsun yeden Arapcaya mayletme İran-a da hic gitme Tavcih-i halktan ögren Fasihlerden isitme Gayn-lı sözler emmeyiz Cocuk degil memeyiz Bir kac dil yok Turanda Tek dilli bir kümeyiz. Turanın bir ili var Ve yanlız bir dili var Baska bir dili var... diyenin Baska bir emeli var Türklügün vicdanı bir Dini bir, vatanı bir Fakat hepsi ayrılır Olmazsa lisanı bir |
Ne Zor Ne zor, olduğun gibi görünememek Ne zor, sevip belli edememek Ne zor, kanarken yüreğin dindirebilmek Ne zor, susarken anlatabilmek Ne zor, için ağlarken gülümseyebilmek Ne zor, bi köşede yalnızlık peşindeyken bende buradayım diyebilmek Ne zor, yüreğin bir an bile susmazken sessiz kalmak Ne zor, seni dinleyenin sadece duvarlar olması Ne zor, seni seviyorum demek Ne zor, sessizce uzaktan süzmek Ne zor, yüreğinde yanan ateşin seni üşütmesi Ne zor, zorluklarla mücadele edebilmek |
Lacivert gece Gülüşün kovamaz lâcivert geceyi Bir hilâl belirir gecede, sâdece... Kederle de kararmaz gözlerinin lâciverdi Yıldızlar belirir, kayan yıldızlar Yeryüzündeki bütün yalnızlar Ürperir, derler ki "çocuk kederli" Sert çocuk, sarp çocuk, lâcivert Çocuk, Biraz neşelensen bu ne dert Çocuk? Ürkme baykuşlardan, baykuşlar güzel Keşki bu kadar azalmasalardı... Hele kirpiler, yarasalar Hepsinin başımın üstünde yeri var. Ölü değil senin gecen, canlılarla dolu çocuk Sisli çocuk, puslu çocuk, buğu çocuk. |
iSTiKLAL MARŞI Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak! O benimdir, o benim milletimindir ancak! Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celal? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal. Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım; Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, 'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar? Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın, Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ. Rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli: Değmesin ma' bedimin göğsüne na-mahrem eli! Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli. O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım. Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım! Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl; Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet, Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl! Mehmet Akif Ersoy |
Lay/ya -simdi ask o kizla cirilciplak soyunmak ister elinde sarhos ve kanayan bir kahkaha ve yeryüzü denizi kopururken catlarcasina carkifelek taht kurar yepyeni bir sabaha- "itiraf ve gizem" den. ilk gülhane parkında uçurduğum kuş ürktü de konmadı dalına layya lâl oldum görmedin bak olan olmuş aç ruhunu bir bak falına layya yağmurun farkında uçurduğum kuş çıldırma salına salına layya atarım kendimi kapanmaz kuyu yazılar yazılır alına layya efsanem sonunda böler uykuyu gizlenir gözyaşın salına layya istanbul göğünde bir hayal layya limanda kimsesiz öyle kal layya bir karanlıklarda çok az kalmışsa zaman aşk için konuşmaya kaybolup gitmişse canan ve vakit yoksa ağlamaya onun aranan bakışlarından şiirlere can damarıma kan gibi bir alev dolanmıyorsa ben bu karanlıklarda susmaya dayanamam ırmak olmuş bakışlar akıyor akıyor böyle duramam aşk yarılmak üzere bir gökyüzüdür şimdi ki varolmak adına kanıyor kanıyor artık susamam ilk sezgi ilk rüya ilk kelimeler ben tutkunu oldum hıçkırıkların konuşan ve susan o inlemeler akar denizine tüm çığlıkların gül ay ilk sevgiler ve bilmemeler fakülte önünde bir rüzgar esse ne faytonlar geçer ne çocukluğum çırpınan halimi bilmiyor kimse yanağımda deniz ayağımda kum boğuldum boğuldum artık gülümse gülümse gülümse gülden yumuşak bir deniz gözlerin uçsuz bucaksız olsa da ufukta kanlı bir şafak gel anla bu aski mavi gözlü kiz gulumse gulumse atesten sicak urperir tum dunya aglar cocuklar ask yanar dayanmaz yakar bahari sendedir mevsimler ruzgâr sonbahar altin saclarinda renklerin sirri urperir gozkirpar beyaz bulutlar lambalar sonuyor yagmur yagacak artik bir kelebek intihar eder soyleyin layyaya neler olacak yuzumu yalayan mesut kediler lambalar sondukce artiyor sagnak atma cicekleri kuller ustune daglarda bir nevruz olup aglama cocuklar oynuyor bak dOne dOne inceden bir sizi dusmus yarama atma çiçekleri seller ustune yagmur cagiriyor o toprak damlar yagmur cagiriyor o muthis mavi golgeyle savasan cirkin adamlar opuyor durmadan bir kucuk devi yagmur cagiriyor bugulu camlar ben bu sehre artik veda edemem acmissa gul olup gogsunde olum bu aski bu halle sana diyemem yuruyen dehseti ben oldururum sen askin annesi sen cilgin matem bir dunya uzuyor bos odalarda sönmüsse yildizlar ne ariyorum cigliklar canverir gece ardarda sana ben sislerden yalvariyorum ben yeryuzunde ben sevdalarda kul edip birakma yanan basimi bir hal gelir sonra ben yasayamam gel bir ses bogmadan su genç yasimi tukenir sozcukler sureler tamam bir resim eylersin aglayisimi sonuyor gozlerim bos odalarda yalnizim boslugu yumrukluyorum ask ve ten bir yalan aska dalar da sonra olur diye çok korkuyorum gezginler kosuyor tum adalarda sessizdir yeryuzu ve kosar cinler dunyanin cebinde bir delikanli ses verir geceye ve sehri dinler uyur gencecik kiz gozleri kanli etsek de biz aska nice yeminler ey gorkemli kusmuk universitem kara kitaplara damliyor kanlar sevda perde perde bir yüce matem biz bir evren gizi bizi kim anlar layyada cigliklar ve bende sitem islakmis gozleri sevmisim diye nazlanir kahkaha atarmis sonra bir bulut etseydim ona hediye goklere karisir yatarmis sonra tutarmis sacini ibrisim diye tutarmis irmagi ve gozyasimi onun duslerinde olup bitenler getirse yagmurdan arkadasimi karisir yagmura karanlik tenler yeryüzü dizinden atar basimi tenimde ceylanlar bir yaris gece gözleri gozleri layyanin deniz geciyor ruhumdan essiz bilmece aglamak ki ucsuz bucaksiz bir iz giriyor trenler son donemece dunya tren tren akar yollardan bir adam savrulup gurbet oluyor anneler bakiyor tum balkonlardan ve annem eriyip hasret oluyor layya donup donup bakar yollardan gozler islak gozler ceylan ak gozler turnalar yagmura kapanir simdi akiyor akiyor bir irmak gozler carpar da ruhuma utanir simdi olunce topraga akacak gozler zakkum cicekleri kursuna donmus titriyor arzuyla kizin elleri kalbimde icice coller bolunmüs bir ruzgâr tutuyor butun selleri ruyalar karanlik lambalar sönmüs evinin icinde ruhum dolasir yagmur hafif hafif vurur camlara her guzel kalbinde bir hancer tasir ve bir ask yerlesir los aksamlara ruhunun icinde ruhum dolasir artik olum benim icime konmus umut etmem artik olecegimi kar yagar dizlerim yatagim donmus bilmezdim urperip gulecegimi neylersin yuregim gule dokunmus can gulum hulyalar ve seni sevmek ve soyliyememek aglatir beni konusma dillerin alevlenecek kar dolu bir goge al yatir beni kar altinda asklar karinca bocek isiktan da aydin kacak bakisin onune kendimi koysam duramam beni bir renk yakar kumral sarisin gunesin sirrini boyle bulamam isiktan kapisi sonsuz bir kisin ve suskun asklarin gozbebekleri icice gölgeler tanri ve kadin opuyor bir kara sevdali yeri ben yalan bir varlik sen bir ruyaydin ucurdun ruhunda kelebekleri merhamet pinari dagda bir peri bir masal icinde unutulmustur ben seni sevdigim o gunden beri kalbim mahkum gibi ve tutulmustur kalbine ki kalbin sevgi mahseri gonule iskence bir azap tasi bir mendil birakip ve gidiyorsun sigara ve kuller ask haritasi birak bos hedefe katiller vursun karanlik karanlik bir ask hatasi sehir bunaliyor intihar kadar gozlerin yok gibi donmus kurbana kim kime ve nasil canini adar dilin mi tutuldu kalk anlat bana ruhunda ruhumu ucuran rüzgar anlasana gece kara dert kara bembeyaz bir kader ve sessiz günah kalbimi actim ben sert rüzgarlara yenik isyanlara parca parca ah anlasana gece yara ask yara kosup pesinden ben nefes nefese yillar yili seni arayacagim kavussam sonunda buyuk hevese sevincten dizçokup aglayacagim el edip sirrimi soran herkese dus gordum sen yoktun cok uzaklarda yusuf ile kenan gorunuyordu bir cocugun gozu ak bayraklarda durmadan zuleyha olmez diyordu sen kendi gogunde ben sokaklarda boynu bukuk bukuk aciyor safak günler zor geciyor viranelerde ben daha ölmeden su evrene bak yakma ellerini al perdelerde herkes pisman herkes deli olacak safaklara vurur korpe çagrilar cogalir sancisi dudaklarimin bir sirri yakar bu yolunan sacclar inler arasinda parmaklarimin safaklara vurur sessiz agrilar gecelerde mini kediler uyur sessiz sessiz aglar kuçuk bebekler layya bu siiri dunyaya duyur yine de sirrimi bilmeyecekler bir sofra kur goge askini doyur o guzel kalbini nasil vururum surgunden sürgüne atsa da beni layya seni anar anar dururum gemiler arzuyla acar yelkeni korkular cagirir hain gururum bir gemi yelkeni kanlara acar ben surgun anlari anip aglarim kurtlar gezer dagda kuzular kacar kalbimi elime alip daglarim ne gokler alcalir ne kuslar ucar içimde bir hic var inanmadigim savastan savasa gelirmis veba bir nese içinde ben bir cigligim dost kardes sevgili anne ve baba ne kaldi dunyada tanimadigim bir mavi isigin elleri degmis disimda icimde hep cizgi cizgi ve layyam basini önüne egmis tutturmus kendince bir garip ezgi ruyasi göklerden düsen bir cigmis mahzun bos ellerim ah gulum layya gozlerim gercek mi yesil gozlerim bir daha donmedi bulbulum layya ondandir yaniyor karda dizlerim yaniyor her yerim ah gulum layya saskin saskin dusen kara bakma sen uzanir goklerin kaderi bize ddnussuz yollarda gidip beklesen verirler söylenmez haberi bize ruhunu birakip böyle cikma sen golgesi dunyanin nerelerdedir geceden geceye donermis geri asktan mi hulyama serilen sedir doner durur askla gogun dipleri ve uzaklar done done delirtir ey dudaklarimda zamanin pasi cildirma belasi gibi aramak kana boyanan bir gelin yazmasi agitlar icinde olume durmak olumler olumler hicligin yasi cennet ve cehennem ve gulum suna incecik ruhumun sarkisi agir yer ve gok yer ve gok donmus efsuna bin kapi ardindan bir melek cagir ve cagir cinleri ask uykusuna cagir gelsin hayat sonra intikam sevdalar dusumun salincaginda asklar yarim yarim garip bir aksam kederden bir nehir varlik daginda gelsin gözyaslarim gelsin ihtisam disarda insanlar vahsi ve yamyam ve asklar degismis asklar kudurmus icerde bu garip bu yalniz babam bir geyik postunda kiyama durmus belki sevmem daha belki uyanmam onlar ki dunyanin gariplikleri bu yoksul dünyada ben onlardanim onlar ki sevdanin son iplikleri bir ruya ugrunda yananlardanim yanmak ki dunyanin delilikleri ufukta bir sehir ve gulum layya elleri elleri asili goge sirtimda bir hancer bir olum layya gel cikar dönmeden kanli cicege bak kendini bogan bir golum layya istanbul ve bursa arasi yollar gozlerin yollari asiyor gibi ve olum askina acilan kollar kollarin içinde yasiyor gibi kalbimle kalbinin yarasi yollar ezmeden ezmeden kaldirimlari bu sehrin kalbini diri isterim bir kursun cagirir tum ruyalari ben o an en guzel yeri isterim denizi masmavi kuslari sari nisan yagmurlari ne zaman gelir kurak askimiza bir pinar gibi bizi anneler ve cocuklar bilir ne zaman gorunur denizin dibi denizi ne zaman birakir nehir gozlerini layya yukari cevir birsey sallaniyor ucsuz bucaksiz umutlar devrilir asklar devrilir yaz biter mevsim kis agac yapraksiz beyaz pencereden karanlik gelir delilik ve cinnet içinde suna topraga bir tohum birakiyorum agitlar düsüyor dudaklarina ben uzani goge gul takiyorum yakacak gunum yok artik yarina olumun alnindan opmek icin mi bu telas bu kosu bos anonslara ve hulya kurmayi bilmek icin mi sinema bileti son seanslara hayati hayata bolmek icin mi gokler ki yerlerde arar yildizi gunduzden de isik gece tum yollar ey sehrin kaybolmus efsane kizi gokler seni anar sabaha kadar gokler ki ruhunda sarar yildizi dondurma yiyen kiz hani dondurman dindirir mi artik izdirabini bosuna dusleri hep hayra yorman ruzgârlar dolanir arar rabbini bir esarp bir yildiz ates ve orman kuskun bir hatira bir alkis layya ben ki sehir sehir arar dururum topraga karisan yakaris layya seni siir siir arar bulurum titriyor istanbul bu son kis layya karanlik yalnizlik icre karanlik bakisin geceme damlarken benim sonra kalabalik sonra issizlik ruhunda ruhumu ararken benim kara kara akan deli yalnizlik bir gelin ruyasi atesten duvak icinde aklima sen geliyorsun az sonra geceden resmin cikacak yaptigim resimde hickiriyorsun sende bir deniz var beni bogacak ask nedir ask nedir diye sorana bir mahser icinde yalnizlik dedim sevda ates gibi girince kana uguldayan sehre issizlik dedim yikadim andimi geldim kapina gokyuzu uzakta degilse seni firat koprusune goturecegim bulmak icin gelen kara treni her gece bir turku bekleyecegim tanridan esinti yagmurdan ninni bir gelin ruyasi bir yalin duvak içinde aklima sen geliyorsun sende bir deniz var beni bogacak bir gulusun kalmis bir dus olmussun hersey ciglik ciglik hersey yalnayak kapilar kapanmis hickiriyorsun ve maviyi geri istiyor kuslar aydinlik aydinlik ama sen yoksun bir resim yaniyor sonra sususlar soyleyin oyleyse beni kim vursun iki leylaklar yas tutuyor bu sehrin otesinde zindanlarda gül acmis bu gece duyuyorum kaybolup gitmis sesim senin tatli sesinde bu gece bir kartali oldurmek istiyorum ruyamda bir mezarin son defa yanan mumu ve zakkum agaclari tirmaliyor ruhumu sana bu gece benim artik kayboldugumu soylenmemis sozlerle bildirmek istiyorum kimi uyur ve kimi dansa baslar delice biri bu dansa bakip matem tutar gizlice bense burda yapyalniz tam bu saat bu gece bu sehri bastanbasa yurumek istiyorum gulum layya istersen hancer daya gogsume kimse sahit olmadi sevdaya kustugume gecelerden bu gece bu sogukta ustume seni yalnizca seni ortunmek istiyorum evrende paramparcca guzelligin aynasi kivrim kivrim bir sevda uzun bir yilan dansi ve insanlar hep aski inkara hazirlanan bu inkarla delirip hep bu inkarla yanan uzaktaysa durmadan yagan dogu karlari daglarda sakli duran keklik yumurtalari ve mecnunun colunde karincalar böcekler bulunca o sarkiyi artik ölmeyecekler ve o sarki dilimle dilinin arasinda o sarki kanar durur bir ceylan yarasinda ceylanlar yaylalara mecnun gibi kosarlar uzanir mecnun mecnun sinemizde savkirlar inler durur sarkilar ki o bensiz ben onsuz bu duygu yakar beni o sarki kadar sonsuz sonsuz bir agit iner gercek kara habere gulum layya kendini atar harabelere harabelerde izler silinir sessiz sessiz ben layyadan uzakta olur muyum habersiz kara haber tez bulur bekleyen yurekleri doldurur birileri bosalan tufekleri cekilince kursunlar her ses kendine doner bir hayat yanar yalniz butun hayatlar soner her gece insan kendi kendini yakmakta ufuklar aglamakta ve bir tren kalkmakta bir tren midir yirtan geceyi bastan basa vurma be gulum vurma basini tastan tasa durma gulumse layya bak horozlar otmekte bu siir bitmemekte bu siir bitmemekte bak tedirgin ceylanlar araliyor zamani gulum layya gulusun yaraliyor zamani ve sen benim sunamsin ama ben gidiyorum caresiz ellerini kaldirsan da goklere bu askin inancina yeminler ediyorum ayrilik dua olsun kuslara boceklere layya seni buldugum anda kaybediyorum ne kadar benziyorsun renkli kelebeklere dogmamis bebeklere intikam diliyorum guneslerin ufkunda tutamayinca seni aradim hep aradim bir mumun isiginda ve mumlar alevlerde tuketince golgeni kaybettim ben kendimi cinlerle kafdaginda bir mezara gomulen hatiralar treni sakliyor seni beni bir mahser topraginda gunes gibi kendime katamayinca seni ey uyku zalimligi hizla eriyen zaman dansediyor yumulan gozlerimde yilanlar yanaklari dunyanin layya senin aglaman efsane haber tasir artik baylar bayanlar savurur sapkasini suya bir yavru ceylan vurulur ceylan gibi canandan ayrilanlar vurulur aglamanin ince parmaklarindan bir yudum cay içerek kahvelerde oturmak seni dusunmek için bahane olmus bana ve dogranan yudumdan tatli vakitler kurmak girmis hirsizlik gibi ruhumun arasina beni beklermis deniz akip gidermis irmak katarmis beni kizlar yurdundaki yasina bir yudum gokyuzuyle otelerde oturmak kalmadi lugatimda bu halin kelimesi nazli taze gunlerden isyana kosuyorum bir kiz gulumsemesi uzak bir bomba sesi ben bu müphem düyada acilarla sarhoflum olmadi hiç ruyamda bir guvercin kafesi dunyada olamadi benim bir sai kusum kalmadi ceblerimde gunlerin kelimesi layya yenikapida ruhunu aramasin aramasin ruhumu cagdas harabelerde onu sonsuzluklara bu tek siirle asin ceylanlar avcilari dusursun yine derde layyalar dogmaz diye anneler aglamasin gulumseyecek layya her kizdaki kederde hayat bende kaybolan huyunu aramasin ararsa beni layya baslarsa aglamaya parlar mi gokkusagi boynunda mevsim mevsim koynunda yalnizligin sehir kapali aya tenimin mendilinde dilim dilim bir isim ben ki minnacik acun guller fiskiran kaya alip gitsem ruhumu taninmasa cesedim baslarsa aglamaya ararsa beni layya ben yeni bir inanca gocerken tek basina dehset gozyaslariyla bir gece oruyorum geceler ki yürüyen sinirsizlik tasina tozlu yollar boyunca hep seni goruyorum bir cinnet opusuyum cigliga gozyasina bakis ince bir resim durmadan yuruyorum gok yeni bir intikam bicerken tek basina alip dola boynuna kimsesiz odalarda ta kalbinde kivranan kivranan ellerimi ayrilik ilik evren limansiz adalarda kosturur safaklara yalnayak seherimi gunesini al da gel konus karanliklarda kesmesin su ellerim burada kaderimi alip dola boynuna en sessiz adalarda yorulmam cilelerden cilelerle uyusam bir ninni siril siril yatsam su kenarinda bir evren tutsulenir senden bir nefes duysam ve yikanir oluler bengisu pinarinda kandan ve gozyasindan seni damitip yazsam canlanirsin dunyanin en derin duvarinda yoklugunda oteden gölgelerle uyusam birgun sona erince bu dunya cehennemi sen de anlarsin artik aynalar yalan söyler olum erken olmasin çok ozledim annemi o yagmurlu turkuyu simdi ancak can soyler hatirlanmaz sularda neyle sevisir gemi bir de boyle turkuyu yardan ayrilan soyler eriyince ufukta bu ruya cehennemi cobanlar kavallari damardan ufleyecek bakip bakip ruhumda kurdugun saltanata bir bulusma bahari bir gelincik bir cicek agliyor ötelerden hazan olmus hayata her hazan kivriminda bin bahar dirilecek baharlar uzar nile ve diceleye firata cobanlar kavallari bahardan ufleyecek uzanir sereserpe parka fakir adamlar kusdilini konusur uzakta bir yabanci günahkâr yüregime taze korkular damlar her yanda dilenciler kaderime duaci ne bu ask unutulur ne de o genc idamlar ne hoca anlar halden ne de cingene falci uzanir sereserpe goge cesur adamlar ki gokyuzu yeryuzu arasinda bu sevda nasil yolsun anneler sacini nasil yolsun oncesiz ve sonrasiz bir aclik aglamada sana ey yalan ruya kara yilanlar dolsun bendedir zalimlikler ve ak gozler layyada beyaz dusu karartan kara eller kahrolsun kahrolsun gokyuzune sicramayan her sevda gokkusagi altinda gelecegin kosusu yildizlar kanat olsun ve merhamet merhamet tukensin istiyorum yalan ölüm korkusu bir gelin bir bebege bir genç bir gence hasret açar artik sirrini colde sakli kalan su gunahsiz bir sevdaya acilir kutlu cennet ve layyanin alninda gelecegin kokusu artik veda edemem bavullarimi yaktim artik veda edemem yandi firat koprusu bütün günahlarimi artik sana biraktim giriyor gunahina bir kus bir ask dlusu cocuklar olmasaydi inan aglayacaktim sonkez söyleyecektim bir bulusma turkusu bense hain saclara kanli cicekler taktim gorunmez bir yerden optum dilini dilini dilini gizli dilini ask simdi bir yalan yalandir layya ve bahar ve basak talandir layya sen sicak bir yarim dusun gelini gelini gelini askin gelini bulandir denizi bulandir layya basini basimla dolandir layya bir sozcuk olsada tutsam elini elini elini nettin elini kandir bu inceden yanandir layya ve candir sevdadir canandir layya nasil savurdun oy sain telini telini telini altin telini asktir duramayan akandir layya derinden derine yakandir layya ask ki yakar birgun senin belini belini belini sicak belini bir gul ki kalbime dolandir layya dusun ki bu son ses son andir layya yitirmis dilini askin gelini gelini gelini askin gelini uc sehir yorulmus bir kirik testi sulara veda yolumu kesti aglayan bir kus daglara veda sila kul olmus bir ruzgâr esti in cin elveda sevda bir sisti kaldi arkada leylak yok olmus nevrûz daglarda guzel bir histi simdi kurumus deme hevesti bir askti layya içime konmus istanbul bir gece ve bir garip dus oluler mezardan kalkmis gibiydi yuruyus yuruyus yine yuruyus yaklasan mahserin sirli eliydi unutmam geceydi ve tam bu saat bir kadin koprude oksuruyordu sahlandi icimde sakli duran at kadin suna olmus ve yuruyordu ne bir ruyaydi bu ne hayaletti gordum bizzat gördüm ve kosuyordum kaba sigmaz bir ruh bir tutam etti ruhuyla layyanin konufluyordum varinca koprunun tam ortasina kaybolmustu layya oylece durdum kursunlar doldurdum azap tasina iste tam orada kendimi vurdum bir cift goz ve deniz kana bulandi depremler icinde siir ocagim uykudaymis meger bu ölüm andi uyandim busbutun kayip yatagim vurulur tutkular birgun arkadan tukenir gencligin kara sevdasi *****ler cekilsin artik aradan kana bulanmasin askin duasi bir mektup cigligi her gece veda uzakta uzakta koy bulbulleri kaçmak gibi belki aglamak yada minnacik gencecik kizin gulleri kararan yanima bir dunya dustu ac bana ey siir ilk yuzlerini kalbe dilim dilim bir ruya dustu diyemem diyemem ilk sozlerini asklar ki azaptan ve demet demet bir azap icin mi oter bulbuller yaklasan seslerin içinde hasret aciyor bu hasret icinde guller beni ey tanrim de asklardan yarat bir bengisu gonder cildiriyor ask dünya bir kahkaha inliyor saat korkular icinde yemyesil basak sonsuz cigliklarla derdi dinmeyen genclerin ruhunu ben hancerledim o cosan gonlune hukmedemiyen bir kizin sesine kendimi verdim bakip durdum sana cilgin ve saskin ve dustum o meshur belali derde sesler sirri gibi sendeki askin kayniyor kayniyor bilinmez yerde ask ver ey can gulum bize bir ask ver bu ask parca parca cinnet ve nese yagmurlar yagar da caddeler titrer ben bir sey ararim hep köse köse sen aski cildirtan bir garip kizdin ne sunaydi adin ne de canandi eridin eridin icime sizdin benim yalnizlikta hafizam yandi soldu menekseler kokular bitti ve kelimelerim bitecek gibi ask bizi birakip ilk ana gitti ellerim evreni itecek gibi zaman bir an gibi birden biterken ben son kelimeyi secemiyorum asklar için cok gec ya da cok erken siire bir kefen bicemiyorum bir siir yazilmis eksik ve yarim safaklarsa henüz kursunlanmamis layyanin uykusu ve ruyalarim alevler icinde henüz yanmamis bu siir ne diye sormadin layya bilseydin yeni bir mevsim olurdu sonunda kendini vurmadin layya gorundu kayboldu sevdanin yurdu cengelkoy kiyisi bekârderesi sokaginda yoksul bir evde simdi kaybolur sesimde layyanin sesi kimdim ben bilinmez ve layya kimdi kapanir senin de gozlerin layya fakulte kapisi yerinde durur beni deli etti bir garip ruya seni de perisan bir garip gurur son ben var miydim o var miydi bu sehrin kalbini yakan ates miydi kar miydi ve bir de gozleri vardi layyanin her gece kalbimi yardi gozlerin sirri soylenmemis sozler kadardi ben var miydim o var miydi sonra saclari yayildi layyanin donup donup evreni sardi ben var miydum o var miydi adi ne sunaydi ne de layyaydi ben var miydim o var miydi her gece bu sehirde bir insan sevmeyi bilemediginden kendini asardi asklar aglardi aglamak bir mahser kadardi ben var miydim o var miydi sahan olan bu canda leylak bir gunes ve gul ay miydi ben var miydim o var miydi adimiz bir damarda durmadan dogar miydi yesil gozlerim yesil gozlerim oyle durmadan maviye maviye durmadan akar miydi boyle mi bitsin bu oyku bitmeyen inleyen inildeyen bu oyku bitmiyor agliyor dyku agliyor sessiz eriyor eriyor sirrimiz mavi deniz eriyor guller aylar çizgisiz gonul yapraklarinda gonul yapraklainda bilmem bu oyku bu kadar miydi ben var miydim o var miydi soylenmez soylenmez geriye kalan askin dudaklarinda askin dudaklarinda varamam varamam varip bulsaydim onu bu siir beni hiç bu kadar yakar miydi ah ben var miydim o var miydi unutmak sozcukten olmasin ey sevgili acilir evrenin yuce kitabi zamanin arkalari gorunmez bir seste gurunur tanri gul ay ve bahar ve gece hep bana bakar miydi ben var miydim o var miydi ben var miydim o var miydi EFENDİM HASRET SANA BU GÖZLER, GÖNLÜM YOLUNU GÖZLER, HUZURA ERSEM BİR KEZ, BAHARA DÖNER GÜZLER.. ERSE PAYİNE BAŞIM, HEP ÇAĞLASA GÖZYAŞIM, "SEN SEN" DEYİP AĞLASAM, KALKAR BÜTÜN PÜRÜZLER... KÖYÜNÜN PEMBE RENGİ, BULUNMAZ ASLA DENGİ; TEMİZLENİP GİDERLER, GÜNAHLA GELEN YÜZLER GELENLER ERER NURA, HERBİRİ BİR SÜRURA, RAHMET YAĞAR HER YANA,KALIR MAHRUM GÖZSÜZLER... TOPRAĞINDAN TOZUNDAN, O MÜBAREK İZİNDEN ZULMETLİ DÜNYALARA AKAR GELİR GÜNDÜZLER... ÖLGÜN NE DESEM SANA, MEDHİN DÜŞMEZDİ BANA; BİRŞEY DİYEYİM DEDİM, VEFA ETMEDİ SÖZLER. O DERİN ŞEFKATİNDEN, ÇOK ENGİN HİMMETİNDEN, DÖNÜP BİR TEVECCÜH KIL; RUHUM LÜTFUNU ÖZLER |
Ne Zormuş inan ki her saniye aklımdasın içtiğim çayımda, sigaramın dumanında kurduğum hayalimde,aldığım nefesimde unutmadım unatamadım ayrılığın acısını, ne zormuş meğer |
| Saat: 20:37 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık