![]() |
Huzur ve güven nedir bana vereceğin söz almak için aşkım üstüne gerçek bir sevgi mi bilmediğim bir bakış bir dokunuş bir ten kokusu mu tatmadığım ateşli geceler mi vaat ediyorsun hiç yaşanmamış oysa huzur ve güvendir aradığım ki en büyük aşkları doğuran söze gerek kalmadan Enfal Törün.İzmir.24.08.2006 |
Ayın altında kağnılar gidiyordu. Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru. Toprak öyle bitip tükenmez, dağlar öyle uzakta, sanki gidenler hiçbir zaman hiçbir menzile erişmiyecekti. Kağnılar yürüyordu yekpare meşeden tekerlekleriyle. Ve onlar ayın altında dönen ilk tekerlekti. Ayın altında öküzler başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi ufacık, kısacıktılar, ve pırıltılar vardı hasta, kırık boynuzlarında ve ayakları altından akan toprak, toprak ve topraktı. Gece aydınlık ve sıcak ve kağnılarda tahta yataklarında koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı. Ve kadınlar birbirlerinden gizliyerek bakıyorlardı ayın altında geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine. |
Yaşam Gerçeği giydirilmiş kuklalar gibiyiz kısacık yaşamlarımız için o zengin, ben fakir o mektepli, ben alaylı çıkarız sahneye birer birer ağzımız açılır kapanır ama konuşan başkası oynarız oyunumuzu alırız alkışlarımızı işte, gerçek o zaman çıkar ortaya hepimiz gireriz aynı sandukaya. İzmir, 18.05.2006 |
Beni Kahreden Nedir mi beni kahreden Sana olan sevgimi Haykırmak varken haykıramamak Yalnızlığa istemeden boyun eğmek Şu özlem dolu günlerde seninle olamamak İşte budur beni kahreden... Etrafımda sürüyle insan varken Mutlu olamayıp mutlu gözükmek .......... .......... |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Dilek D eniz kenarında gün batımını seyretmektir seni sevmek, İ nanmaktır aşka uğruna ölümü göze almaktır L al olup konuşamamaktır seni sevmek E lini tutarken yüzüne bakarken titremektir K aybolmaktır seni sevmek ve her şeyden vazgeçmektir.... http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Deniz Kızıldı Bu Sonbaharda Alı al yosun Moru mor gökyüzü Esir kırmızısı denizin ortasında Ve bir sonbahar akşamında yazdım bu şiiri Gözümün yaşı, Ömrümün yarısıyla... Yaşadıklarımın değeri yok Yaşayamadıklarıma yanarım ben Gecelerim söner, özlemlerim kalır Ferim gider, gözyaşım kalır Ömrüm biter, kızıl sevdalarım kalır bu kağıtta Karanfili koklarsın Rüzgarın ıslığını duyarsın Ağlarsın hani, Dünya dursa umurun da değildir Sebepli sebepsiz döktüğün tek damlanın yanında Ben, o tek damlanın peşindeyim Bu sonbahar akşamı Alı al yosun Moru mor gökyüzü Esir kırmızısı denizin ortasında Ve bir sonbahar akşamında yazdım bu şiiri Gözümün yaşı, Ömrümün yarısıyla... |
Ey İstanbul Irak Dostların Yakın Gönlü Bir sihirli lamba yanar üstünde başımın Kaşının ortasında İstanbul’u görürüm Boğazda martıların kanat çırpışı gibi Hürüm elini çekse rüyamdan sevgili Saçlarında takılı kırmızı bir gül Çok aşkların yalnız şehri İstanbul. Bir martı uçar gönlümde sen gibi Hasret yanar surlarında ben gibi Üsküdar’da kendimi buldum Sırlı zatların uğrağı bir atar dükkanında Ümraniye’de aşkı Seni hissetmek ki tam yaşamaktı Selahattin solumak isterim ömrümün her günü Ey İstanbul ırak dostların yakın gönlü. Bir şehir kokar burnuma sen gibi Uzar ayağına yollar ben gibi Hangi türküyü söylesem sanadır yolum Okuduğum bir şiirde geçse adın Hasret tüter de yüreğimde Böğrümden kurşun yemiş gibi olurum Hangi türküyü söylesem sanadır yolum İstanbul, çok gün görmüş genç oğlum. Bir mısra düşer içime sen gibi Kelimeler buğulanır ben gibi Rüyamdan çıkmayan kırmızı bir gül Çok aşkların yalnız şehri İstanbul Ey İstanbul ırak dostların yakın gönlü Hangi türküyü söylesem sanadır yolum İstanbul, çok gün görmüş genç oğlum |
O Rüzgar Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan! Gür bir imanla damarlarda ateşten bir kan Birleşip böyle diyorlardı derin bir sesle, Yeri fethetmek için gelmiş o Fatih nesle. Böyle bir dersi alan ruha vatan dar görünür; Daima başka sefer, başka ufuklar görünür. O nesil duymuş akın zevkini rüzgarda bile; Bu duyuş varmış akınlardaki atlarda bile; Bilmemiş var mı geniş yeryüzünün serhaddi, Yıkmış ufkunda durup karşı koyan her seddi, Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgarına. Yahya Kemal Beyatlı |
Acaba Bin kez öptüm yine İstanbul'u bugün Yağmur mu yoksa ben mi ağlıyorum Yalnız bütün şehirden özür dile Bir gün gelirsen buralara Sayende İstanbul sırılsıklam... Herhangibir akşamüstü Sensizlik yine beni yakaladı suçüstü Şu an baktığım denizden Ne vardı sevdalarım bir bir çıksa İçimdeki karanlığı alsa Kızıl saçların omuzlarımda dolaşsa Birdaha ağlarmıyım acaba? Aşkın Kaç Beden Uzun zamandır yoksun Yoksun lu sabahlara uyanıyorum Aynı Bildiğin gibi Yeni bi şey yok Eski bi şey de yok Sen gibi.......... Bir ben kaldım O da... Ben miyim değilmiyim belli değil artık Arta kalan ne ki? Daha ne kadar özleyebilirim seni Şimdi yalvarsam geçmişime Bir gün daha yaşamak istesem misket oynadığım sokakta İlkokuldaki yerli malı haftasına katılsam? Bana 3 beden küçük gelir çocukluğum Sende öyle sevgilim Boşluğunu dolduramaz kimse demiştim giderken Gelme......... Sana bol gelicek artık bu aşk! Anlamadın hiç anlamadın beni bir geminin limandan ayrılmasına ağladığımı görmedin sen bilmezsin liman olurum ben giden her vapurun ardından bazen deniz.... ve bir geminin pervanesi değidir betona çarpıp üstünü ıslatan o damlalar! el sallamalar arasında göz yaşlarımı dalga sanır herkes |
Bundan da Öte Karanlığın göz ile görünmez sonu. Aydınlığın binlerce rengarenk tonu. Senin güzelliğin bundan da öte, Pırıl pırıl güneşin doğuşu gibi! Çiçeğin arıya açtığı kollar. Arının sindirip ettiği ballar. Senin güzelliğin bundan da öte, Arının çiçeğe uçuşu gibi! Yeşilin bakışa verdiği huzur. Maviye baktıkça bakasın gelir. Senin güzelliğin bundan da öte, Güneşin denize batışı gibi! Yağmurun güneşte düşüşü aşka. Bulutun yağmuru atışı başka. Senin güzelliğin bundan da öte, Güneşin damlayı öpüşü gibi! Sevdanın üstüne söylenmiş türkü. Kuğunun benzeri bulunmaz kürkü. Senin güzelliğin bundan da öte, Bülbülün ahenkle ötüşü gibi! Bembeyaz rengiyle her yeri örten. Pervasızca büyümüş beyaz kardelen. Senin güzelliğin bundan da öte, Bir gülün dalında duruşu gibi! Titreyen elleri terleten sıcak. Vurunca çeliği kesecek bıçak. Senin güzelliğin bundan da öte, Çeliğin ustaya varışı gibi! Hazanda yerde uçuşan yaprak. Yaprağa kucağın açıyor toprak. Senin güzelliğin bundan da öte, Rüzgârın bedeni sarışı gibi! Tertemiz doğuyor minik bir bebek. Süt dediğin bebeğe oluyor yemek. Senin güzelliğin bundan da öte, Bebeğin memeyi emişi gibi! Sularda salınır deniz yıldızı. Peridir dünyanın en güzel kızı. Senin güzelliğin bundan da öte, Perinin gerçeğe dönüşü gibi! Sevdalıya kurulmuş en güzel hayal. Çocuğa ninnidir en güzel masal. Senin güzelliğin bundan da öte, Masalın rüyaya girişi gibi! Toprağa direnip deliyor çiçek. Çiçeğin üstünde her daim böcek. Senin güzelliğin bundan da öte, Böceğin çiçeği yiyişi gibi! Baharda ağaçlar ediyor cümbüş. Çiftçide ta içten geliyor gülüş. Senin güzelliğin bundan da öte, Dallarda yemişin oluşu gibi! Kayalarda sekiyor bir yavru ceylan. Güzelden anlayan ceylana hayran. Senin güzelliğin bundan da öte, Avcının tetiğe küsüşü gibi! Balçık ele gelince oluyor sanat. Sanat anlayınca buluyor hayat. Senin güzelliğin bundan da öte, Ressamın fırçayı tutuşu gibi! Gözler bazen umman bir deniz. Gülün verdiği gonca bir filiz. Senin güzelliğin bundan da öte, Aşığın aşkına bakışı gibi! Tabiat içinde kurmuş çarkını. Bu çarkın kimse bilmez farkını. Senin güzelliğin bundan da öte, Kuzunun çaresiz kalışı gibi! Çatlamış dudağın suya hasreti. Bir yudum su değil mi onun kısmeti. Senin güzelliğin bundan da öte, Suyun dudağa değişi gibi! Anlatmaya yetmez ki üç-beş kelime. Söz dinletmek zordur benim dilime. Senin güzelliğin bundan da öte, Şairin şiiri yazışı gibi! |
Aşk bir tek senin görebileceğin bir yerden sana gülümsüyorum... onların duydukları kahkahalarım değil aşkı tarif gerekirse sana anlatayım aşk ne biliyor musun benim sana yaşadığım, senin durmadan üstüne bastığın... Ben.. Sen... Öylece durmayı seviyorum ben.. Durup ardından bakmayı.. Sen yürümeyi seviyorsun ama arkana bakmadan.. yaprak seviyorum ben yaprak.. Kuru, yaş ayırmadan.. Sen ezmeyi seviyorsun, neye bastığına bakmadan.. |
| Saat: 20:37 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık