![]() |
Son Sevdadır İstanbul O müstesna gözlerin, sardı bütün gecemi, Sensiz solan gönlümün, izlerinde İstanbul. Bir tek sana müptela, bir tek hazan mevsimi, Yıldızların altında, ıslanırken İstanbul, O sahilde her sabah, ağlıyorken İstanbul. Şahit olmuştu bize, şu rıhtımda sandallar, Kız Kulesi üstünde, uçuşan şu martılar, Dinmiyor bak kalbimde, o acılar, o yaşlar, Yine sen hatıramda, canlanırken İstanbul, O sahilde her sabah, ağlıyorken İstanbul. Kadıköy'e vapurlar, kalktı bizden habersiz, Çamlıca'dan bu şehri, seyretmedim ben sensiz, Yine bülbüller sustu, kaldı gönlüm sevgisiz, Türabında goncalar, açıyorken İstanbul, O sahilde her sabah, ağlıyorken İstanbul. Görüyordum her zaman, ruyalarımda seni, Bilmem neden unuttun, uzaklarda sen beni, Şimdi bir bir savruldu, aşkımızın izleri, Şu Boğaz'da rüzgarlar, esiyorken İstanbul, O sahilde her sabah, ağlıyorken İstanbul, Ebrularda nakşetsem, o en güzel resmini, Alev alev yaksaydın, o küllenen sevgimi, Şimdi nerdesin bilmem, ne çok özledim seni, Derin derin maziye, dalıyorken İstanbul, O sahilde her sabah, ağlıyorken İstanbul. Gözlerine takılmış, denizlerde maviler, Ya İstanbul aşkı bu, ya da gönlüm derbeder, Artık bırakın beni, bırak geçsin seneler, Şu kalbimin attığı, son nefestir İstanbul, Belki saran tenimi, son sevdadır İstanbul. |
Ölüme Uyanıs Uyansam, uyandirilsam simdi, çok geç olmadan. Bu rüya kötüye gidiyor, uyandirin beni bu uykudan. Gördüklerim çok gerçekci, acaba yaniliyormuyum? Herkes yasiyorda, ben mi uyukluyorum! Yürüdügüm yollarin sonu çikmaz sokak. Hiç yabanci degil bu yol, ayaklarim önceden geçmis olacak. Bilmiyorum bu kaçinci geçisim bu yoldan, bir kisir dönence. Uyanmayi bekliyorum, ayni dönemeci tekrar görünce! Istiyorum kalkmayi, uyanmayi, herseyi silip bastan baslamayi. Gayretimi tazeleyip yola koyulmayi, O'nu aramayi. Bulmayi, beni uyandiracak olani, kapisina köle olmayi. O ki, beni yasatip, yapan imtihani, ögreten aklimi kullanmayi! Rüyamda bir dünya var, akarsulari soguk, denizleri derin. Bir de levhâ var, yaziyor: mânayi maddeden ayirt edin! Içimde bir fisilti; bir gün ayrilacagim ama bu kadar mi çabuk? Dünya hayati, bitirmem gereken yolculuk! Yollar eskisi gibi degil artik, sokaklar da degisik. Insanlar ayni, lâkin rüyalardan açilmis birer pencerecik. Bir uyanisa dogru ilerliyorum simdi, içimde haykiris... Rüyamin sonu belliymis meger, ölüme uyanis! |
Gözlerin Gözlerin,en çok sevdiğim, Düşmeye başlayıp da, Dibini bulamadığım, Bir kayboluş derinde, Daha da derinde. Özlediğim, Gözlerinin derinliği kadar, Sevdalanışım. Gel, Gözlerinle birlikte gel, O sıcacık bakışlarını da kat gel, Sen ve gözlerin,ayrı ayrı sevdiğim, Sen gözlerinle gel, Bekliyorum,hep bekledim Gözlerini al da gel. |
İstanbul'un Taşları Oturmuşum iSTANBUL'un taşına, Almışım AYASOFYA'yı karşıma, Vurulmuşum bir güzelin kaşına, Oturmuşum iSTANBUL'un taşına, Düşünüyorum yarınımı tek başına, Cebinde olmazsa metelik, Güzel de bakmaz gözlerinin yaşına, Henüz girse de onsekiz yaşına. Oturmuşum iSTANBUL'un taşına, Kalmışım sanki dünyada bir başıma. |
Ölümden Önce Diriliş Yitik sanıyorduk yitmemişiz Bunca korkutmalara tek tek etrafımıza çekilen bunca duvarlara stadyumlara cılız sevgilerle bunca şehzade masalına yittik sanıyorduk yitmemişiz ne güzel Yıkımlarla bulurmuşuz kendimizi anladım bir daha yıkılmamacasına ne güzel bir sigara söndürürcesine avucumuzda en ince yerinde derilerimizin bozgunlarla ezilmelerle zulumlarla Ne bilirdik nerden başlamalı neresinden bir yanda türkü bir yanda köpek havlaması Açmış ağzını esniyordu gırtlağının içini görüyorduk dişleri dökük bir arslan eskisi Bir çocuk okuma öğreniyordu Birden çekiliyorsa deniz tüm azalıyorsa suyu ırmaklarımızın bomboş dönüyorsa Yunus´tan kalma bir dolap martılar hep gagaları boş dalıp dalıp çıkıyorsa nasıl bilirdik nerden başlamalı neresinden Bizleriz yürüyen zaman değil Bizleriz yırtıla çizile kaybede kazana İşteyin verelim kan içinde ellerimizi de Biliyoruz artık nerden başlamalı neresinden Ne zaman sorarlarsa hep varız diyoruz Bütün çağrılara bütün çağrılara. |
GÖZLERİNE BAKARKEN Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyorum... Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum, durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin: sırrını her gün bir parça veren fakat hiç bir zaman büsbütün teslim olmayacak olan... |
Yıkılır kalırım bu sağır akşamlarda Önümde dağ gibi bir yalnızlık İçimde yıllanmış yorgunluklar Unutulmuş eski bir adrese çıkar yollarım Çayımın ilk yudumunda o Sigaramın son nefesinde o Anlarsa beni.. bir tek o anlar. |
Ve bir gün gelip, beni anlayacaksın. Oysa; vakit çoktan geçmiş olacak Ama sen yine de sözlerime aldırma. Gözlerin zamansız ıslanmasın. Çünkü, artık çocuk değilsin Güneşin nereden doğduğunu bilirsin Ve seni nasıl sevdiğimi bilirsin Ama gitmek istiyorsan, yine de sen bilirsin. |
Ne zaman canım sıkılsa, gitmek isterim uzaklara Ne vakit seni düşünsem ki düşünmesem olmuyor Gözlerin gelir aklıma, ah o çocuk gözlerin Tam göğsüme saplanır, bıçak gibi sözlerin Ne hayalin terk ediyor beni ne de geriye tek bir umudum kaldı. Yine de ne zaman bir şiir okusam mısralarındasın. Ne zaman bir şarkı dinlesem hala sözlerindesin. Bir kitap okuyorum dökülüyor sayfa aralarındaki kurumuş kır çiçekleri. Uzanıp alamıyorum düştüğü yerden. Ben ölüyorum ve sen bunu bilmiyorsun… Ne kadar kaçsam kendimden, bir o kadar yakalanırdım Ne kadar seni istesem, sen hiç yanımda olmazdın Gözyaşı biriktirdim, gözyaşım ince sızı Düşündüm de bir zaman, bunu ben hak etmedim Ne garip bir hayat bu yaşadığım, bir papatya falı gibi; mutluyum/mutsuzum diyerek koparıyorum hayatımın sayfalarını tek tek. Tüketiyorum yaşamı, tükeniyorum ağır ağır. Ben ölüyorum ve sen bunu bilmiyorsun… Her limandan bir gemi, alır götürür beni Hayal bu ya üstelik, gitmeler üzer bizi Geçmiyorsam içinden, sevemedim bu fikri Gidiyorum inadına, al aşkını ver beni Öyle çaresiz hissediyorum ki kendimi. Yine yağmur olup yağsan diyorum avuçlarıma, filizlense yine yok olan umutlarım. Yine geceler boyu bıkıp usanmadan yazsam, duvardaki gölgelerde seni bulsam, gözlerim kapansa senin sıcaklığın kaplasa bedenimi. Ama olmayacak biliyorum. Ben ölüyorum ve sen bunu bilmiyorsun… Sen beni öldürüyorsun Sen bunu bilmiyorsun Sen beni öldürüyorsun Sen bunu hep yapıyorsun Geceler büyüyor içimde, bir de yalnızlığım. Yıkılan umutlarım, hayallerim de terk ediyor artık birer birer. Gecenin koyu ve can yakan karanlığına inat bir tek çocuk bakan gözlerin terk etmiyor beni. Sen beni öldürüyorsun ve bunu hep yapıyorsun |
Ne sen değiş artık ne söylenip dur Bu tatsız kavgalar bitsin ne olur Bende bu mutsuzluk sende bu gurur İnata, kaprise, naza gerek yok Acı bir siteme söze gerek yok İnan ki bu sona çok geç kaldık çok |
| Saat: 02:27 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık