![]() |
Ağıt ve Raks Ben oyumu felakete veriyorum seyda sana dönük yanımda çengiler mat oluyor saadet-zedelerin morga çevirdiği bir dünyada bana alevden kostümlerle dans etmek düşüyor ve seyda ben oyumu felakete veriyorum Yolum uzadıkça kabaran direncimi her düştüğüm yeri öperek bileyliyorum kolay gele demek de nerden çıktı seydam gürbüz doğumlarda bir nice ananın harcandığını imbatla gelenin kabayelle gittiğini biliyorum senin aldanmak dediğin bana merhem oluyor gördüm kışı zorlu geçmeyen yılın baharını da saksıya dikme gülleri ilk güneşle soluyor işte bu kısrak yokuşta çatladı demen için seyda dünyanın tüm düzlüklerine kin besliyorum. Geç bi yol, nazlı güleryüzlü şiirler yazamam ben esenlik şölenleri bitti vakt-i cerağanda vakt-i kahırda hüzün fasılları demidir bu dem gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta ama ne Raks'ı ne Ağıt'ı ben Endülüs'ü evetliyorum Artık bol kahkahalı çok şükürleri bıraktım esenlik bildirilerini harcıalem mutlulukları denizi uslu gösteren kartpostalları yaktım fakat seydam bir avuç külü yakamadığım için ben oyumu felakete veriyorum. Mustafa İslamoğlu | |
- Az kaldı, döneceğim diyorsun – isyan saatimdeyim; Kağıtları yırtarcasına yazmak istiyorum bu gece. Sesim gidene kadar bağırmak. Oysa ne kadar açım sevdaya ve sana ne kadar uzak. Tam ortasındayım yangının ama üşüyorum. Bir şeyler değişebilse bu akşam… Tersine aksa zaman, Yıldızlar yanak yanağa dizilse mesela Tek olsa… Ve ay parça parça dağılsa Saçılsa düş kırıklarım. İsyan saatimdeyim; Yüreğimi koparırcasına dokunmak istiyorum yokluğuna Tenime sıvazlıyorum hayali öpüşünü Ve sevişiyorum usul usul satır arası anılarda bu yüzdendir bedenimde parmak izlerim mavi. “Tam ortasındayım aşkın” Ama özlüyorum. Bir şeyler değişebilse bu akşam Tersine aksa beyaz Gece tel tel dizilse saçlarıma Ve düğümlense kirpiklerim. Bedenimde dar ağacı kırılsa, uçsa kelebeklerim. Saçılsa gözyaşımın tüm renkleri. İsyan saatimdeyim; Ben, sensizliği biriktiriyorum an be an. Ben, sensizliği iğneliyorum günlüğüme. Parmakların…parmakların diyorum Hani dolaşsa kıvrımlarımda. Ilınsa ayaz yemiş mürekkep Sıcağa çalsa aşk Ve dökülsen en boş yanıma. Sen koksam artık. En sevdiğin yerimde şu an ellerin diyeceğim de; Saçlarım artık yok. Ve sarısını çaldı eylül Kara bağladı mevsim, suçsuzum. Ama bir o kadar da günahkar Dedim…isyandayım. Tenimi tırmalıyor bir şeyler Tırnaklarım avucumda Karşımda, suçlu aşk … Ve sen… sol yanında esaret… - Az kaldı, döneceğim! diyorsun – Ya döndüğünde ben olmazsam… Arzu Altınçiçek |
Karıma Mektup Bir tanem! Son mektubunda: "Başım sızlıyor yüreğim sersem!" diyorsun. "Seni asarlarsa seni kaybedersem," diyorsun, "yaşayamam!" Yaşarsın, karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı, en fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı. Ölüm bir ipte sallanan bir ölü. Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. Fakat emin ol ki, sevgili, zavallı bir çingenenin kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer ipi boğazıma, mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar Nazım'a! Ben, alacakaranlığında son sabahımın dostlarımı ve seni göreceğim, ve yalnız yarım kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim... Karım benim! İyi yürekli, altın renkli, gözleri baldan tatlı arım benim; ne diye yazdım sana istendiğini idamımın, daha dava ilk adımında ve bir şalgam gibi koparmıyorlar kellesini adamın. Haydi bunlara boş ver. Bunlar uzak bir ihtimal! Paran varsa eğer bana fanila bir don al, tuttu bacağımın siyatik ağrısı. Ve unutma ki daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun karısı. Nazım Hikmet Ran |
Ne Oldu Dağı duman dünyanın, iki yüzlü işine, Hakikat bir yüzümle, çattım ise ne oldu, Bura hakkın yeridir, berhavanın işi ne, Leb sokakta leblebi, sattım ise ne oldu. Toprağı taşı yalan, dağları yalan dünya, Ekmeği aşı yalan, bağları yalan dünya, İki göz yaşı yalan, ağları yalan dünya, Her nefeste merhamet, yuttum ise ne oldu. Ne usta var ne çırak, ortada kaldı keser, Testere seksek oynar, körebe tahta küser, Her yanda kahbe rüzgar her yandan kahbe eser, Sam yelinde gülleri, tuttum ise ne oldu. Ömür yutan mevsimler, ne bahardı ne yazdı, Düşü gece sevdamın, umutları beyazdı, Kazma kürek korkular, kudrete mezar kazdı, Her birine kefensiz, yattım ise ne oldu. Kelamla tevil olmaz, yürünür hak hak ile, Ne eder gölü ördek, avunur vak vak ile, Karga bile eminken, sesinden gak gak ile, Söze sultan bülbülüm, öttüm ise ne oldu. Rızkı ölüm yerlerde, çifte tuzak kurdurdum, Akrep yılan geçerken, canevinden vurdurdum. Vel hasıl kahbe çarkı, döner iken durdurdum, Haklı hakkın meydana, attım ise ne oldu. Koç yiğitler şahlanıp, kahramanca! pusarken, Hazmı iffet olanlar, sözü özü kusarken, Güle esen sam yeli, kahbe rüzgar susarken, Varıp tozu dumana, kattım ise ne oldu. Herkesi yolda bilip, kendime yol buyurdum, Taşa tohum ektiler, toprağımla doyurdum, Uykumu dahi bile, tomurcukta uyurdum, Bir gece de hasada, yattım ise ne oldu. Mansur derki devrimin, gelsin çakıl taşları, Tane tane örülsün, duvar olsun başları, Gayrı beni götürün, muzafferin kuşları, Canan ile vuslata, gittim ise ne oldu. Mansur İlhan Yakar |
Su Firuze rengi suların önünde diz çökmüş bir okçu, elinde altın yayıyla. Karalarla kaplanlarla oynuyordu, kemanıyla oynadığı gibi. Firuze rengi sularda yüzen sarı güller... lerin yansıttığı yanılsamalar... içindeyim... O uzun siyah eldivenimle yürüyorum sularda. sularla evlilik akuatik yeşillerle gri gözlerle bir anima-kadın soluk alıp verişi karanlık yaprakların ardında Bir yıldız gümüş notalar fısıldıyor onun da kulağına... dolendo... Seslerin ve notaların gümüş ağırlığıyla dalıyor sulara, dalıyoruz. bir denizaltı konuşması gibi artık kimsenin dinlemediği iki insan arasında boğulmamak için denizin dibinde konuşmaya çalışan İki insan gibi neredeyse dolendo O uzun beyaz eldivenimle tekrar çıktığımda sulara Miras'ım, alnıma saplanacak altın bir ok olabilir. Erden kızların önünde eğilmiş oturuyor olabilirim alnımda altın bir okla. Aramızda belirli uzaklıklarla eğilmiş şarkı söylüyor olabiliriz gri sulara. Aramızda kristal uzaklıklarla göğe çekilmiş olabiliriz, ağlayan ünikornlar gibi. Orion çekimi belki de yalnızca... ANONİM |
Gözlerim hayale daldığı zaman İçimde bir ateş yandığı zaman Arzularım yarım kaldığı zaman Boynum büker kaderime ağlarım Belli değil benim gecem gündüzüm Ellerim koynumda sanki öksüzüm Şu deli gönlüme geçmiyor sözüm Boynum büker kaderime ağlarım Sana olan aşkımı inkar edersen O mutlu günleri siler gidersen Benden başkasına gönül verirsen Adını nefretle anar ağlarım Yıllar geçsede sanma unuturum Sanma gönlümü sensiz avuturum Adını andıkça yanar dururum Bu kötü talihime yanar ağlarım ayhan okumuş |
Gönül seni yaktılar bu genç yaşında Bin bir dert dolaşıyor garip başında Hani gönül dostların varmı yanında Hepsi birer birer yok olup gitti Hani sana bin bir umut verenler Bir ömür boyu huzur vadedenler Hani bir zamanlar yüzüne gülenler Hepsi birer birer kaybolup gitti Gözlerimin yaşı döndü sellere Karışıp ta gitti sanki göllere Bir zaman sardığım ince bellere Başkasının kolunu sardıda gitti Anladım bu dünyada sevgiler yalan Kırık dökük anılar maziden kalan Söyle kime güvensin derbeder ayhan O bütün ümitlerimi yıktıda gitti ayhan okumuş |
İki Kalp İki kalp arasında en kısa yol: Birbirine uzanmış ve zaman zaman Ancak parmak uçlarıyla değebilen İki kol. Merdivenlerin oraya koşuyorum, Beklemek gövde gösterisi zamanın; Çok erken gelmişim seni bulamıyorum, Bir şeyin provası yapılıyor sanki. Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Cemal Süreya |
gözlerin kal diyor,dudakların git!.... Zoruma gideni icime attim Bitmesin diye bu büyü... yüzüne vurmadim hatalarini Seni bagrima bastim..kopamadim Bile..Bile! Icime sinmeden Ayrilamadim..! Biz Kirlendik.. Sana da, banada eller dokundu Azar..azar kaybettik birbirimizi Gitmelerin korkutmuyor artik beni Kokunu sök duvarlardan! Bütün esyalarini topla! Kapiyi hizli carp kararli olsun! Yalin ayak kaldi bir sevdam daha Kederim bana ders olsun..! Bu nasil ayrilik..? Bu nasil veda..? Gözlerin kal diyor...dudaklarin git Bakisin anahtar..sözlerin kilit Ellerin ac diyor..dudaklarin git Gidersen.. bir daha dönmeyecegim Kalirsan.. kalbime yenilecegim Cözemedim seni cözemedim..delirecegim Gözlerin kal diyor..dudaklarin git Ayrilik dönüsü olmayan bir nehir Yalnizlik yikilmis bombos bir sehir Kac sevda..kac sevda kül oldu böyle kim bilir Gözyasin kal diyor..dudaklarin git Duvardan insin mi resimlerimiz..? Yabanci olsun mu isimlerimiz..? Ya o dopdolu gecelerimiz..? Anilar kal diyor..dudaklarin git Bu romanda biter belki birazdan Ne asklar yikildi gururdan..nazdan Agliyor besteler yine hicazdan Sarkilar kal diyor..dudaklarin git Yine yokusa sürüyorsun herseyi... Yine kandiriyorsun beni... Ama unutma bu son sansimiz... Seni unutmak icin son defa özlüyorum..! Ahmet Selcuk Ilhan |
EY KOCA DÜNYA BENDE ÖLDÜM SEVGİLİ ARKADAŞLAR ELİME YENİ GECEN BU ŞİİRİ SİZİNLE PAYLAŞMA GEREGİNİ DUYDUM YORUM AÇIK TEŞEKKÜR EDERİM SAYGILARIMLA Hrant DİNK’ in ölümünden sonra yaşananların ardından, VATAN’ ı için (adını bile sonradan öğrendiğim) DİYARBAKIR Lice’ de şehit olan J.Komd.Astsb.Kd.Çvş. Kadir AYDIN’ a ithafen yazılmıştır. Ruhu şad olsun. EY KOCA DÜNYA BENDE ÖLDÜM Ey koca dünya bende öldüm. Belli ki hiç birinizin haberi yok. Hem de DİNK’ ten sadece bir gün önce. Ama sen ne duydun, ne gördün, ne de umursadın. Ölümünden hemen sonra kameralar gelmedi oraya. Halk’ ta toplanmadı ellerinde karanfil ve mumlarla, Hiçbir devlet büyüğü ve Amerika’da kınamadı ölümümü. Ve yazmadılar adımı mezar taşımdan başka, hiçbir yere… Hâlbuki benim adım öz be öz Türkçe idi, “Kadir AYDIN… Okunması, söylenmesi ve yazılması onunkinden daha kolaydı. Ama anmadı beni babamdan gayrı kimse, onu andıkları gibi, Ve yazılmadı başka hiçbir yere adım, anamın yüreğinden Ben gencecik fidandım, daha hiç tomurcuk vermemiş. Ve soldurdular beni Lice’ de, hayatımın baharında, Beni de vurdular ben de öldüm, bilmem duydunuz mu? Ama Bulamadılar beni vuranları 32 saatte, belki de hiç aramadılar… Ben kendi vatanımda, vatanımı vatansızlardan korumak için öldüm, Ben Türk’tüm, adım Türkçe, ama öğrenemedi adımı hiç kimse. Bir kez bile manşet de olmadım ya o gül yüzümle gazetelere, İşte EY KOCA DÜNYA BEN ASIL O GÜN ÖLDÜM… Sitemim Hrant Dink’ e veya Ermeni Cemiyetine değil, onlara bizden çok değer verenleredir. |
| Saat: 11:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık