![]() |
Acımı anlatacak kelime aradım daha önce kullanılmadığını anladım ben çılgınca akan bir nehrin savunmasız içine bırakıldım her nereye baktıysam sen aynada yüzümü göremez oldum sen yüzüm oldun..ben oldun kendimi tanıyamaz oldum yaşanan sen yaşayan ben bu hayat benim değil sadece kıyısından tutundum yokluk ve varlık arası sen olamadığım pişmanlık bir kuru dal parçası misali içinde sürüklendiğim sonsuz karanlık beni ya yokedecek ölüm meleğim ya da aşkıyla hayat verecek varlık. *alıntı |
Haziran Şiiri Haziran üstümüzde dal dal moda çevremizde renk renk İstanbul bin dokuz yüz elli beşinde çimenler altımızda sık sık bulutlar üstümüzde seyrek eteklerin mode yelkenlerinde elin omzumda sıcak belin kolumda ince gözün gözümde ürkek ışık gölge bir oyun çiçek yaprak allı morlu haziran üstümüzde dal dal saçların yüzünde tek tek bir kuş bir kanat tenimizde bir rüzgar bir serinlik içimizde bir gök bir deniz mavi mavi şarkı bahçe düğün dernek İstanbul bin dokuz yüz elli beşinde etek yelken bir cümbüş yanak yanağa sürtünüş elin omzumda sıcak belin kolumda ince dilim kulağında titrek |
MANOLYA O zaman da aynı karanlık aynı yarasaydı, Manolya delirmezden önce. Büyükannemizin kocaman bakla bir evi, Uzun pencereleri vardı, sedirinde ölü doğmuş fareler pembeliği. Okurduk leziz balgamlı gazetelerini büyükbabamızın, Okşarken ve korkarken erkek anamızdan, Babamız bir gılman, pir şefkat, Acımızın cümbüşünde sarsak bir kukla, O yokuşta onursuz müezzin kuşları, Sabaha karşılar, akşama karşılar hep, Dizleri topunun diplerimiz olmuştu, Uzun uzadıya bir fener alayı... Karanlık aynı, yarasa ayna, bu eller bu yüz'den yıkandıktan, Manolya delirdıkten sonra. |
Ölümcül Aşk Fesleğen kokusu siner saçlarına Gözbebeklerinde yıldız ışıldar Kulak ver rüzgarın uğultusuna İnleyen ruhuma seni fısıldar Fesleğen kokusu siner saçlarına Lanet olsun demek gelir içimden Aklıma geldikçe menekşe yüzün Öyle bir bulut ki başıma çöken Dökülen her damla ayrı bir hüzün Lanet olsun demek gelir içimden İçtiğim su kadar mübarek olan Temiz bir duygu yüreğimdeki Yalnız güneş değil göz kamaştıran O masum ifade gözlerindeki İçtiğim su kadar mübarek olan Ellerim titrer seni düşündükçe Can verir sevdam avuçlarında Bir başkasıyla seni gördükçe Bir çukur kazılır selvi altında Ellerim titrer seni düşündükçe |
Hazin kurallar Kurgusu değişince hayatın, Şirin görünür ölüm; bu kuraldır. Sanırım ki korkumuzdan, Öyle bir duruma düşmüşüz... Düşler bile düz, mâcerasız; Duygular nehri mecrâsız, Yürek vadisi nehirsiz, Zehirsiz ve panzehirsiz, Bir ömür. Sözde özgür... Coşkudan uzak ve yavan Gök yerine bir basık tavan, Güneş yerine bir kandil. Bunun farkına varılınca Arkada tek geçit, bin menzil Önümüzde yolun sonu görünür; Bu da kuraldır. |
Sessizlik Hıçkırıkların geliyor aklıma inci gibi parlayan gözyaşların ellerin geliyor aklıma yumuşacık, sıcacık, ürkek dokunuşların gözlerin geliyor aklıma uçsuz bucaksız denizler gibi masmavi ötesi boş, ötesi gereksiz, ötesi isimsiz kimsesizim artık kimsesiz bir ben varım birde sensizlik sokaklar sakin, kaldırımlar sahipsiz gönlümde fırtına sensizlik ihtiyar bir ümit, yorgun bir gece anladımki senden hediye kalmış Sessizlik..... |
Hece Hece Yine seni düşünmekteydim dün gece Saat üç buçuğu beş geçe Yollara vuruldum, kaldırımlara kilitlendim delice Adını Mırıldandım an be an hece hece Her günüm seni bana getirecek diye beklerken Her gecem seni benden biraz daha koparıyor Kayboluyorsun yıldızların arasına karışarak Benide ardından ağlatarak Feleğin tokadından bir kez daha şaklatarak. |
Nedeni var Sevdiğimi söyleyemem Çünki gün geldi söylemek isteyince Susmak Gerekdi. Kollarımda Sana sarılacak güç yoktu şimdi Nedeni var... Gün geldi, Sarılmak isteyince kaybolup gittin Sonrada kırıldılar zaten Sen benim ilk sevgilimsin, mahremim, ilk sırdaşım, Sen benim ilk hasretimsin, ilk acım, ilk gözyaşım. Neylesem aklımdasın, gönlümdesin can yoldaşım, Sen benim ilk gurbetimsin, ilk acım, ilk gözyaşım.... |
Yayından fırladı ok! Menzil ırak, çok ırak, çok... Hedeften bir eser yok! ! ! Menzil ırak, çok ıraktı, ok uçuşta usta değil çıraktı. Havalarda kanlı kanat kırıkları bıraktı! .. Her an peşinde kalan bu ince uzun kuşun; medit ihtizazları çarpan ve çarpılan bir uçuşun! .. Bu uçuş yıllarca yıllar kadar yıl sürdü. Vaktaki gündoğusu kanla köpürdü ok hedefin kırmızı kalbini gördü... Ok uçuşta usta oldu gayrı çırak değil, O ırak menzili artık ırak değil... |
Gözleri İnanmazdım sevda ile gurbete Gurbet ele beni attı gözleri Sellerde boğulur oldum gitgide Selden sele beni attı gözleri Feleğin elinden gülmedim gayrı Aşkından bir parça almadım gayrı Çıkmaz yola düştüm, yılmadım gayrı Yoldan yola beni attı gözleri Yüce dağa yağan beyaz kar benim Hal-hatır sormayan dostum var benim Evrende çözümsüz bir tek sır benim Bir meçhule beni attı gözleri Dalında bülbüller öten bir güldüm Bahara ermeden sarardım,soldum Şimdi Leyla’sız bir Mecnun oldum Çölden çöle beni attı gözleri Coşkun ırmak gibi akardım ama Gözleri düşürdü dert ile gama Sandım merhem olur onmaz yarama Halden hale beni attı gözleri Ağlar idim bir tek onla gülüştüm Derdi-ızdırabı onla bölüştüm Dedikodu oldum, dilde dolaştım Dilden dile beni attı gözleri Bir avuç sevgiyle beni avuttu Çağlayan gönlümü yaktı-kuruttu Bunlar da yetmedi, bir de unuttu Bir hayale beni attı gözleri |
| Saat: 13:03 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık