![]() |
Canım, Sevdiğim, Yüreğim Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin... Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan... Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır... Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi. Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim. Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili... Bir gün akıp gideceğiz hayata... Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin. Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur... Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde |
Hayranlık Ne güzel enseyi geçmemesi saçların Alnımızda bitmesi Tane tane olması kirpiklerin Tel tel olması kaşların Ne güzel insan yüzü Elmacık kemiği ve on parmak Ya dünyamız bütün bu mevsimler Bulutlar telli kavak ve İstanbul |
Denizin Özlemi Mavi kovadaki berrak suyun özlemi, Deniz olabilmek…. Denizin özlemi ise, bir damla berrak su olabilmek... |
Nedenini Bilmeyeceksin Kurşun sıkacaksın birgün Şimdi yaslandığın bu kalbe. Gitmem gerekecek, Aynı zamanda hiçbir zaman dönmemem. Nedenini bilmeyeceksin. Ayrılık savuracak ikimizide iki farklı kıtaya, Sen Avrupayi gözyaşları dökerken, Ben Anadolu toprağını döveceğim Nasır tutatn ellerimle, Ve öyle hırçın biçeceğimki ektiğim hicranları, Ve öyle dimdik duracağımki ayrılığın karşısında, ''Ben ne yaptım ki'' diyecek, Aman dileyeceksin. Ama hiçbir zaman gidişimin Nedenini bilmeyeceksin! |
Hepsi bu Değişen ben değilim dönüşen savaş yaşlanmakla ıslanmak aynı şey bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlamak şimdi ölüm bile yetmiyor acılarımızı tartmaya dostlar alıngan bir sahili pinekliyorlar bir merhaba'yı bıçaklar gibi artık selamlaşmalar değisen ben değilim dönüşen savaş artık zaman bile yetmiyor yaşadığımız sanmaya yine de ışıklar bu kenti güzelmiş gibi gösteriyor geceleri... geceler yani Ahmet Hasim'in kafiyeleri.... seni aklıma düşüren yerçekimi değil yalancı yıldızlar üflesem soğuyacaksın sarılsam okyanus bir aşka yetecek kadar ve anımsatacak kadar sebepsiz bir ölümü, acılarımız ve kafiyelerimiz var... iste hepsi bu kadar... |
Sevdalı Şehir ve Gönül Ey şehr-i sevdayı pur şeng-u bi emsal, Sen hiç ecel-u evin nedir bilir misin ? Sen ışkı temsil eden cihandaki al gül, Didara varan yol nerde gösterir misin ? Bırak ey avare gönül gittiğin bu yolları, Bir ömür verdin boşuna seni takas etti didarın. Her yerde al inciler akıtıp meth ettiğin o yarin, Yanında mey kadehi kadar yok mu senin değerin ? Be insafsız gönül ışkta olur böyle şeyler, Tahtta saltanat sürüp yazılmaz ki nağmeler, Hamd-u sena et ki bu lütfü ihsan edene, Varlığın feda olsun yarin bastığı yerlere. |
Bir beyaz gemiydi ayıran onları Kadın güvertedeydi, adam rıhtımda Simdi unuttum yüzünü kadının Adamın gözleri aklımda Kana bulanmış bıçaklar gibi Uzun kirpikleri ıslaktı Adam dertli, adam darmadağın Dokunsalar ağlayacaktı Adam bitkindi, adam seviyordu Kalan kederdi, giden gemiyse Tas olduğu içindir dedim Rıhtım taşları erimediyse Derken bir düdük ottu ansızın Bembeyaz gemi gitgide ufaldı Korkunç yalnızlığıyla baş başa Rıhtımda bir adam kaldı |
Nedir Aşk? Sunam Anlatır mısın , Nedir aşk? Söyler misin , Eskisi gibi nostaljik, manidar mı hala? Düşünüyorum, Var olan ruh zenginliği mi yoksa? Anlıyor gibiyim, İnsanı canlı yapan olguların bil cümlesi galiba? Anlatır mısın , Nasıl yaşanır, doğru ya yaşanmadan anlaşılmaz değil mi aşk? Bak, Kalbim pırpır, yeni bir şey öğrenecek ya heyecanlı, Görüyor musun, Ağlayan gözlerim gülecek ya ilk defa bu denli tutkulu Düşün ki, Vuslat yüreğim kalbime bu kadar destek İnanmazdım, İnanıyorum bu sefer, büsbütün yaşayacağım sevdayı Yardım et sunam, Lütfet tanışalım, tanıştır bana ömrü uzatan muhteşem aşkı. |
Hele Bir Başlasın Hele bir başlasın ılık yaz yağmurları, içimdeki çocuk! Hele bir kanatlansın ufuklar, Hele bir içini çeksin orman, Hele bir kere güneşler yansın, Kertenkeleler üşümesin, Hele bir kere toprak kansın, Mevsim demlensin, Hele bir ballansın böğürtlen dikenleri! Gelincikler bedava, Gökler sahipsiz Bahçeler zilzurna.. Hele bir başlasın ılık yaz yağmurları, içimdeki çocuk! Dudaklarında kalın kabuklu bir portakal kokusu, Tabanlarında, kınalı keklikleri bol dağların rüzgarı karıncalansın.. Hele bir kere dallarda sallansın İri kalçaları şeftalilerin; Hele bir duyulsun uzaktan Yaylı çıngırakları Yıldızlar seslensin, Hele bir armut ağacı temmuzu yüklensin, Hele bir kerrecik daha yalınayak yere değsin içimdeki çocuk. . . |
Nedir Bu-2Nedir bu. Şiir mi? Yazarları tanınmayan. Nedir bu. Bir kitap mı? İçinde yazı olmayan. Nedir bu. Deniz mi? Islaklığı hissedilmeyen. Nedir bu. Ses mi? Yakınlardan duyulmayan. Nedir bu. Hasret mi? Hiç kavuşulmayan... Nedir bu. insan mı? Ağzı burnu olmayan. Nedir bu. Güzel mi? Çirkinlerin yanından ayrılmayan. Nedir bu. Yol mu? Hiç bitmeyen. Nedir bu. Balon mu? Patlaması imkansız olan. Nedir bu. Saat mi? Zamanı ileri saymayan. Nedir bu. Sen söyle… |
| Saat: 13:03 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık