MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -1- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/333-siir-nehri-1-arsiv.html)

shaggy 31 Ağustos 2006 00:59

Ne zaman otursam gecenin başına
Ne zaman müziğin;
yazamıyorum sözünü etmek istemediğim şeyleri
birbirinden ışığını saklayan uzak yıldızlar gibi
çekiliyor herşey kendi karanlığına
parmak uçlarımda yıldız tozlarıyla kapıyorum gözlerimi
Ey ruhumun en büyük şartı olan tedirginlik!
Şimdi saat on iki
Şimdi gece ve müzik

Ne zaman otursam gecenin başına
Ne zaman müziğin
göçüyorum boş kağıdın sessizliğine
kalbim, kapatılmış kireç kuyusu akıyor kendine
bakıyorum gençliğim geçiyor uzaktan
dudaklarında bir ıslık
kitapların on lira olduğu zamanlardan

anayurdum gece, kalbimi yazdım mürekkebinle

gün bir çocuk, yaralanmış
akşamın kıyılarına vuran
yürekteki gizli yemin
gidiyor bir şiirden ötekine
ardında yıkılmış kentler
bayındır düşler var ilerde
gün bir çocuk, yaralanmış
ütopyaları kalelerle değiştiren
güdümlü gündüzlerde

anayurdum gece,
öt pelerinini ışıkları sönmüş odalarda
radyo dinleyen çocukların üstüne

saf kokunun sindiği oturma odaları
zamanın tortusu eşyaların duruşunda
duvarlarda içi boşalmış resimler
yıllardır dağılmayan bir sis
akşam yemeklerinin yendiği muşamba masada
kilit altına alınmış duygular, düşünceler
bütün tetikler çekili durur
gerginliğin geometrik nizamında
ışıkları yanmamış akşam alacası
okul dönüşü saat beş radyoda fasıl çalar
bütün gün iç geçiren
ölgün kadın yüzleri sobanın etrafında
ağrı eşiği alçak,
acı frekansı yüksek
okul ve aile birliğinde parçalanmış çocuklar
bir oda, bir dönümlük dünya
kol demiri iner az sonra
çıplak yara gençlik
günden geceye ilerleyen
yüksek gerilim hattında

odam, yaralı hayvan
gecenin gümüş alaşımında gölgelenen eşyalar
müziğin dördüncü duvarı, karanlığın kundağı
sarıyor gündüzün yaralarını
kendime yerleşmek, kendimden uzaklaşmak için gözlerimi kapıyorum
dinliyorum uçurumlara oturmuş ağaçlar gibi başka odalardaki yalnızlıkları


arwen 31 Ağustos 2006 01:00

Nefret

Hayatın rüzgarı beni öyle bir yere getirdi ki.
Nerede olduğumu anlamıyorum.
Yüreğimde deli fırtınalar var
gözümde ise sonuna kadar dolan yaşlar
yere düşen yaşlarımı say ki
ne kadar nefret edildiğini anla.
Anla ki sevgiyi nasıl nefrete dönüştürdüğünü hatırla
şimdi sen yoksun hayatımda
sadece anılarım ve hatıralarım var
seni en güzel köşesinde yaşatabildiğim yüreğim...
seni yine bekliyor olacağım
tıpkı önceden olduğu gibi
sadece tek fark
seni seven biri olarak değil
senden sonsuza dek nefret eden biri olarak bekleyeceğim.


TheGrudge 31 Ağustos 2006 01:00



Anlatamam İstanbul


Kimisi İstanbullu dedi,
Kimisi de adımın önüne İstanbul`u koydu.
İstanbullu...
İstanbul da yaşadım,
İstanbul da doydum,
Her anlamda yani...
Suyun paldır küldür aktığını;
Marmarada da gördüm,
Gözleride de insanlarının.
Görmekten öte;
Anladım,hissettim...
Haa! yalan söyledim;
Beyoğlu`nda hiç tur atmadım,
Emirgan da hiç çay içmedim,
Yalan söyledim;
Kızkulesi`ne hiç çıkmadım,
Yalandı Topkapı müzesini gezdiğim,
Yalandı yalan...
Haydi bu güzelliklerini bir kenara bırakalım;
Adını okadar kullandım ki!
Çoğu kişi adımı bilmez.
Yani adın okadar çok şeye yetti ki;
Anlatamam İstanbul...


Misafir 31 Ağustos 2006 01:02

Ah Can..!
Hiç sormaz oldun halimi
Epeydir gelmez oldu haberin
Sağmısın, ölümüsün bilmiyorum
Ah can..!
Biliyor musun ne haldeyim
Tepe taklak dünya beynimde
Bağlar, bahçeler, köyler yok
Gezip dolaştığımız o yerler
Yüzdüğümüz o ırmaklar yok
Yada erik çaldığımız o bahçeler
O sarı saçlı kızlar yok
O gülyüzlü nineler
Ak saçlı dedeler yok
Ah can..!
NERDEYİM BİLİYORMUSUN
YIRTIK BİR GÖKYÜZÜNÜNÜN
KURŞUNLARLA ISLATILDIĞI
KATİL BİR SONBAHARIN
SAÇLARIMA TAKILDIĞI
UZAK BİR YERMİŞ BURASI
EYLÜLLERİN ADAM ASTIĞI
Ah can..!
Zaman yok
Çok uzaklarda diyorlar
Mavileri de silmiş süngüler
Bu yüzden uçmaz olmuş kuşlar
Söylemez olmuş beni türküler
Bir varmış bir yokmuş
ÖMRÜN EN GÜZEL ÇAĞI
KANLI BİR SONBAHARMIŞ
Ah can...!
Bu yılda senden haber alamadım..
Bu sekizinci senemde
Gelmez yarını beklerken hücremde
Geçip gitti mevsimler
Bir yarada sen açma sinemde
Ah can..!
Ya bir selam gönder
Ya bir haber
Kalkıp sana gelemiyorum..
Zincir, zincir ufuklar
Ellerinde kanlı urganlar
Şafakta adam asarlar

Ağlamak nisan yağmuru değil gözlerimde
Zamanın hükmü bu kurşunların ıslattığı
Sevdamın içimi cehennem gibi yaktığı
Geçilmez yollardan geçtim bir gece gülerek
Yanaklarımda ölümün parlaklığı
Alnımda duru şafakların aklığı
Bir gökyüzü istiyorum,
Süngülerin adam asmadığı



Mystic@L 31 Ağustos 2006 01:02

Hüzün Yağmuru

Bir gün sevdiğini anlayacaksın,

Çığlıklar yükselecek yüreğinden.

Gökyüzü çökecek gözlerine,

Akşam kuşları dağıtacak saçlarını,

Baktığın her yer kapkaranlık olacak,

Bir baş dönmesi gibi hatırlayacaksın hatalarını,

Sadece hasretimi içinde duyacaksın,

Ve yaşayacaksın hatıralarını,

Sonra, beni unutacaksın...


arwen 31 Ağustos 2006 01:05

Nefret



Hala şiirlerimde adın geçiyorsa,
Bu, seni seviyorum demek değil
Doğru unutamadım
Ama nefretimden
Sen kirli bir sayfaydın
Asla kapatamadığım
Gözlerim ıslanıyorsa
Sen aklıma düştüğünde
Bu, seni seviyorum demek değil
Sevgin değil bana acı veren
Vicdanım beni kahreden
Senin gibi birine sevdalanmanın
Senin gibi birinin tuzağına düşmüş olmanın
Çaresizliği beni bitiren
Hala adını her duyuşta ürperiyorsam
Bu,seni seviyorum demek değil
Jiletlerle kollarıma
Nefretimle yüreğime kazıdığım adın
Kahrolasıca
Çıkmadın hayatımdan
Bir türlü çıkmadın.
Senden sonra kimse olmadıysa hayatımda
Bu, seni seviyorum demek değil
Yıldım yıkılmaktan
Korktum yeniden terkedilmekten
Yeniden aldatılmaktan
Zaman zaman uykularım bölünüyorsa
Bu seni seviyorum demek değil
Kabusa döndüğünde düşlerim
Gecenin bir yarısında
Daha da büyür sana olan nefretim
Hey sen!...
Karbeyazı düşlerimin üstüne
Çığ gibi düşen kara leke
Seni öldürmüyorsam içimde
Bu seni seviyorum demek değil.


TheGrudge 31 Ağustos 2006 01:05



Sevdam İstanbul

Geldi baharlardan bir bahar
Eguvanlarda pembe giyindi dallar
Nasıl isterseniz…
Beyaz, leylak, mor
Misk ü amber sunar dallarda buhurdanlar
Bir güzellik yarışına girdiler onlar,
Mora, beyaza, yeşile donananlar
Baharlardan her bahar
Bu güzellikler ancak sende var,
Sevdam İstanbul…
***
Baharlardan bir bahar,
Fatih, gemilerine tepelerden, atına Haliç’ten yol arar.
Koşar Topkapı sırlarında Allah’ına,
Ulubatlı Hasanlar…
Surlar mübarek komutana, askerlerine yol olurlar
Peygamberden gelen müjdeli haber,
Çağ açar, çağ kapar…
Ve İstanbul’u Türk yapar.
Sevdam İstanbul…
***
Peygamber dostu bekçilerin var,
Aziz Mahmut Hüdai ile mutlu Üsküdar.
Haliç’i bekler Tokadi hazretleri,
Topkapı’da surdur Merkez Efendi.
Yahya Efendi boğazdadır…
Binlerce eren senin için niyazdadır,
Sevdam İstanbul…
***
Baharlardan bir bahar,
Kubbelerin yükselir
Tepelerine bedel,
Türklüğün zerafeti minerelerine siner.
Çeşmelerin gece gündüz yıkarmış ruhları,
Allah’ı zikrederek akarmış suları
Köşklerin başka güzel, yalıların ayrı şirinmiş
Her köşene manevi bir hava sinmiş.
Ayasofya da minarelerini beğenmiş
Gönülden yükselen bir kubbe olmuş
Mimar Sinan’ın elinde Süleymaniye
Sen güzelleşmişsin,
Sevdam İstanbul…
***
İnsanlar gelir geçer…
Kalır gökkubbende hoş sadalar;
Nedim Sadabad’da sarkı okur.
Türkçe ana sütü gibi helalleşir,
Seni söyleyen şairin dilinde,
Bayrak olur seslerden,
Seslenir gönüllere…
Sevdam İstanbul…
***
Baharlardan bir bahar! ...
Kararıyor bahtın,
İnsanlara kapkara bir gündeler,
Düşman gemileri Dolmabahçe önündeler…
***
Baharlardan bir bahar vardı,
İçimizi kor gibi yakardı.
O, Dolmabahçe’de Ata’mızı uğurladığımız sonbahardı.
***
Baharlardan Boğaz’ına
Gerdanlıklar taktık.
Bütün gönüller bir sel gibi sana aktık.
Anadolu’nun her köşesi sende yaşıyor.
Köylerin kasabalılaşıyor
Bir ümran belde oluyor Ümraniye,
Sen layıksın bu ilgiye, bu sevgiye…
Bütün baharlarda bizim ol.
Sevdam İstanbul,Sevdam İstanbul! …


arwen 31 Ağustos 2006 01:07

Nefret Ediyorum




Senin o bitmeyen gidişlerinden
sevgi bilmeyen yüreğinden
gerçeği görmeyen gözlerinden
nefret ediyorum...

uçup giden takvim kağıtlarından
çabucak akıp giden zamandan
senin o anlamsız tavırlarından
nefret ediyorum......

beni hiç hatırlamayışından
yüzüme hiç bakmayışından
sevgime hiç aldırmayışından
nefret ediyorum......

şu anda senden ilk defa nefret ediyorum


Misafir 31 Ağustos 2006 01:07

Geri sayım Bitti

1. Artık söyleyebiliyorum

2. Hep sana doğruyum:
................... çağırsan geliyorum

3. Anılar biriktirelim;
................ seni ölmeyinceye kadar
................ sevmek istiyorum

4. Çiçek yetiştirelim,
........ kedi besleyelim,
............ yemek pişirelim,
.................. hepsini seviyorum

6. Artık hayallerim senli hep,
...... en sevdiğim şeyi bile
...... sensiz sevmiyorum
...... gülersem sensin sebep
...... ve eğer ağlarsam bile
...... sen avut istiyorum

5. Beş mi?
.. ona ne oldu bilmiyorum!

7 -
8 -
9 -
10
... artık geriye değil, ileri sayıyorum



TheGrudge 31 Ağustos 2006 01:08



Güzel Sende Sevilir İstanbul


Güzel Sende Sevilir İstanbul

İstanbul, senle vuslat ömre bedel
Kollar düşse de sana uzanır el
Gel! Günüm dolarsa, gücenme sen gel
Kim ölmüş! Sende doğulur İstanbul.

Eyüp’te hafif bir ezan duyulur
Beyan üstü bir beyan duyulur
Herkes konuşsa bir susan duyulur
Nur yağmurunda ıslanır İstanbul.

Üsküdar’da tüter çayın dumanı
Muhabbettir demleyen zamanı
Kız kulesinde çalınan kemanı
Derin ve ağır dinlenir İstanbul.

Papatyalar… Papatyalar… sarı, ak
Çamlıca’da bahar yorgunu toprak
Asabi, kararsız, yürekli yaprak,
İklim iklim dirilir İstanbul.

Güneş nakış nakış Boğaz’da yollu,
Işıklar, yanar yüzer allı pullu
Işıklar ne de olsa Cemal’in kulu
Güzel sende sevilir İstanbul.

Hisar’da hülyalı zaman ve mekan
Taşında titreyen yorgun heyecan
Beklenen bir ben var bir de Hakan
Gönüllerce fethi özlüyor İstanbul.

Ey Nedim şehri, ne olacak sonumuz
Kesiştikçe ayrılıyor yolumuz
Uzansak şöyle değer mi kolumuz
Kaybettikçe bulunuyor İstanbul.



Saat: 20:37

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık