![]() |
eylul Akşamlarına hilesi ve hurdasıyla geçip gitti bir yaz daha geldi yine özlediğim o hüzünlü mevsim papatyalar bir çığlık kadar uzakta şimdi ve ben soru işaretleriyle gözlerimde baka kaldım yine gökyüzüne ağlayan: bulutlar sadece saman sarısıyla gökmavisini düşlerimde eskittim ne zaman yorulsam ağustosun gürültüsünden aldım başımı şiir dolu eylül akşamlarına gittim |
Bir bahçevanım gül bahçesinde Dererim en güzellerinden Elçiler çıkarırım yollara Rengarenk dünyamdan Bir garip bahçevanım Güller benim çocuklarım Batarken dikenleri yüreğime Gözlerimde yaş acıdan değil Ben bir deli bahçevan Güller çocuklarım Kimi dostun sessiz dili Kimi aşığın kan kırmızı yüreği Ben bir mahzun bahçevan Güller çocuklarım Mutlu olsun diye insanlar Dalından koparır canımı ellerimle Son yolculuğa hazırlarım Acıyı sevinci dolu dolu yaşarım Gül bahçesinde bir bahçevanım Güller benim çocuklarım |
böyle midir yaşamak can-ı gönülden? evrenleşmek bir su damlasında, güneşin ışıltısında, kavakların fısıltısında? böyle midir hüzün? yüreğinde sevinç solar, dolar gözün... böyle midir ayrılmak, her yaşadığın güzelliği hem genişletip hem de yalnız yaşadığına pişman yaşamak... |
Başka da Hiçbir şey beni bekleme acılar ve hüzünler bıraktım ardımda anlaşılmayan ve yalansız sözcüklerimi çürüyen gözlerimi, yalnızlığımı bıraktım sana sen dudaklarımda ay ışığı bir ıslıksın ayak izlerimin kaldığı İzmir sokaklarında ağlamanın ayıbını taşıyan gözlerimde gözlerinin izleri utançlı ve felçli ellerimde ellerinin izleri kaldı başka da hiçbir şey beni bekle. |
Sana Sevdalanmış Sana sevdalanmış bu yüreğim Sana aşık olmuş Seni sevmiş Ve yanıp kor olmuş Bir kor gibi yakıyor beni Onun sıcağı ile yanıyor bedenim Sana susamış damağım Olmuyor be gülüm seni bir kere görmekle Ne yangınım sönüyor nede susuzluğpum gidiyor Sönmeyen bir ateş gibisin Yanımda olmamış geçmez ne ateşin yaktığı yangın Nede susuzluğum Sigaram gibi içtikçe içesim geliyor....... O gözlerin |
AŞK HAYATI Sevmek gibi geliyordu her şey, sevmek gibi gidiyordu kadın adının anlattığı, canın tenini yakmasıydı bir bulut evet ama aslolan bulutun suyu yağmasıydı... "Bir insanı sevmekle başlıyordu her şey" ve boşanmak için en az iki şahit gerekiyordu |
Balzamin Sen el kadar bir kadınsındır Sabahlara kadar beyaz ve kirpikli. Bazı ağaçlara kapı komşu, Bazı çiçeklerin andırdığı. İş bu kadarla bitse iyi; Bir insan edinmişsindir kendine, Bir şarkı edinmişsindir, bir umut Güzelsindir de oldukça, çocuksundur da Saçlarınla beraber penceredeyken Besbelli arandığından haberli Gemiler eskirken, deniz eskirken limanda Sevgili. |
ANLAT HERŞEYİ. . . bana öyle bir şiir yaz ki anlat herşeyi, açıkla tüm bilinmezlikleri bensiz yaşadığın tüm günleri geçirdiğin geceleri herşeyi yaz. . . anlatamadığın konuşamadığın herşeyi içini dök . . . konuş artık! bu suskunluğun yetmedi mi yeter artık anlat herşeyi... |
Bakışsız bir Kedi Kara Gelir bir dalgın cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanır ağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. Hısım. Sayıklar bir dilde bilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. İçinde kırık çekmeceler. İçer içki Üzünç Teyze tavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan bakışsız bir Kedi Kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır Eskici Dede. Bir korsan gemisi! Girmiş körfeze. (Bakışsız Bir Kedi Kara) |
ZAMAN YOK Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın. Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda. Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini, hepsini yüzüme vuracaksın. Zor duruyorsun. Kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hâlâ... Yok... Boşuna arama. Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş sayılır... Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz, karanlık, dipsiz... Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan elini, dilini yakarlar. Canını acıtırlar. Benim de... Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte, kızgınsın... Senin olmayanları bırak, bana kendi kelimelerinle ulaş... Haydi söyle! Bağır, çağır, yüzüme haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur... Gözlerini kaçırma benden. Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle. Affedeceksen şimdi affet beni... Zaman yok. Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini uzaklara vurman... Zaman yetmezmiş gibi, bir de araya mesafeler koyman... Yollar, duraklar doğru değil... Bilesin. Boşuna bu kaçışın... Alıp kendini başka yerlere götürmen yeterli değil. Ben buradayım. Tam burada. Hiç değişmedi yerim. Bildiğin yerdeyim. Bildiğin gibi... Doğru değil bizi parçalaman. Kabul et bunu. İçin böyle istemiyor, farket, anla... Dokunacaksan şimdi dokun bana... Zaman yok. Ben de bekleyebilirim kır çiçeklerinin, ıslak çimenler arasından boy atmasını... Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu bulanık denizin, küçük sandalları sahilde bir o yana, bir bu yana yatırmasını, ben de... Evet, ben de önce şiirler söyleyebilirim sana, sonra küçük çekingen notlar gönderebilirim. Doğru kelimelerin peşinde, ben de küçük adımlarla dolaşabilirim, ben de... Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde yanına gelip, ilk serin geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için... Ben de yüreğimi nadasa bırakıp bir süre, bir başıma labirentlerinde dolaşabilirim hayatın, ben de... Ama bunu yapmıyorum görüyorsun. Önce sevdiğimi bilmen gerekiyor diye düşünüyorum. Yaşam bunun ardından geliyor. Adımlarım böyle daha sağlam. Buna inanıyorum, bunu yaşıyorum... Hadi sen de yap bunu. Seveceksen şimdi sev beni... Zaman yok! Fügen Ünal Şen |
| Saat: 13:03 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık