![]() |
Sebepsiz değil elbet Gelinlik giymiş bir mevsimde Lapa lapa yağan karın Bana bir şeyler söylermiş gibi Ahenkli ve duygulu yağışı. Senden bir haber mi var yoksa? Sebepsiz değil elbet Mahmur bir seher vaktinde Sütbeyaz güvercinlerin Yavrularını yalnız bırakarak Pencereme konuk olmaları. Senden bir haber mi var yoksa? Sebepsiz değil elbet Taze bir bahar gününde Yağmurun ıslattığı toprağın Taa ötelerin kokusunu getirir gibi Her tarafımı sarıp sarmalaması. Senden bir haber mi var yoksa? |
Anlatamadım Keyifli bir gunun sarhoslugunda Duygularım karısıktı, Hayallerim dagınık Yasamak iste soyle, boyle Dilim tutulur gibi oluyordu Beni sana anlatamadım. Nasıl baslasam dedim Kelimeleri secemedim Sustum, susa kaldım Basım one egildi Kendimi yargıladım. Mısralara doktum icimi Onlar seninle konussun Ben tanık olayım Anlatılamayan sevginin Mızrakları onlar olsun.:( (L) Z.S.U |
Eger Eger bir gun telefonun calmazsa Eger bir gun mektupların gelmezse Eger bir gun kapını calan olmazsa Uzulme .....yanında ben olacagım Eger bir gun aglayacak olursan Eger bir gun sarılacak olursan Eger bir gun haykıracak olursan Uzulme ....yanında ben olacagım Eger bir gun gunesler acmazsa Uzulme..seni ben ısıtacagım Eger bir gun yagmur yagmazsa Uzulme ..seni ben ıslatacagım Eger bir gun seni seven olmazsa UZULME SENİ SONSUZA KADAR SEVECEGİM 10/08/2006 England Z:S:U |
Tut Son kaya iniyor kuyu aydınlanıyor Ses insanın derinlerde parlayan Son isyan denemesi oluyor güzel İçimde yaman tutuk bir şair doğuyor Tut elimden Dosta düşmana karşı bir iyi konuşayım Tut Kulede saat kırılmasın Geyikler sağır Rüyalar boğuk olmasın Son kıral ağlıyor, üstünde son kuş yoruluyor Halkın kayıp annelere karşı saygısı yok Tut elimden Düşen tüyleri toplayalım Tut İsimsiz çocuk ağlamasın Kuyuda ışık sönmesin Kırk oda içiçe dönmesin Halayıklar sağır Dualar boğuk olmasın Son insan yürüyor Tut elimden kaçalım Kaçalım kaçalım Bizi kimseler görmesin Arıyanlar bulmasın Tren duvarları sarsmasın Yürek bu kadar hızlı çarpmasın Kan böylesine hızlı akmasın Askın kulakları sağır Sesi boğuk olmasın Sezai Karakoç |
ıÜüYuregimden Yuregine..... Yuregimden yuregine sesleniyorum Her sabah elim yuregimde, Gunaydın diyorum sana Her gece elim yuregimde, İyi geceler diliyorum sana Her saniye seni seviyorum diyorum Yuregimden yuregine.... Yuregin birden hızlı atmaya baslarsa Bırak adımı bile hatırlama Sadece beni yuregiyle seven biri bana sesleniyor de... Duysun yuregin yuregimin seslenisini Unutmasın yuregin unutulmadıgını Dinlesin yuregin yuregimin soylediklerini Bak ne diyor yuregim yuregine: Seni sadece seni sevdim ben Baska gozlerde aramadım Tilsimli gozlerini Seni sadece seni dusledim ben Baska hayallere dalmadım Seni sadece seni ozledim ben Seni seviyorum hep sevecegimde.... Z.S.U |
Susuyorum Hic İstemeden Hem de Seni uzdum kendimi uzdum elimde olmadan Dusmesin diye tutmaya calıstıgım kristal bir bardak gibi.. Ama ben tutamadım O simdi yerde Ve paramparca Ne yapsam olmayacak eskisi gibi Kucukken herseyin tamirini cok kolay sanırdı cocuk kalbim Birisi kırsa da oyuncagımı Ozur diledimmi yuzumde guller acardı Beraber oynamaya baslardık kaldıgımız yerden Cocuk cocuk nasıl gulerdim Hala bir resmim var oyle arasıra bakarım Ne zaman birisi kırsa beni ne zaman ben kırılsam birine Ama cocuklugumda ki gibi hissedemiyorum artık ben bile Unutmuyor yuregim bazen ne yapsam Ozurler artık pazarlarda satılık Ve uzuntuleri gozlerinden kimse okuyamıyor Anlatmak uzun zaman aldıgından degil Dinleyecek kimseyi bulmayacagından gonul susuyor Soylesem tesiri yok,sussam gonul razı degil desende Susuyorum hic istemeden hem de Z.S.U |
BİRAZ BEKLEYİNİZ [flash=http://www.uploadhut.com/upload/112022.swf]width=650 height=500[/flash] |
Adına Olumsuzluk Yazıldı Adına,olumsuzlugu yazdım. Satır, satır. mısra, mısra... Saclarından bir tel ver, olumum olsun. Gullerin icinde bul beni. yuregimdesin... Kalbinden bir yol ver. Gelenin olsun... Tum guzel cicekler, elinde solsun.. Gel tut ellerimi, bekletme;ne olursun... Cansin,canimsin, tatlısın,yüreğimdesin... Z.S.U |
Farkında mısın? Senin, o masum çehrenle bütünlesmis gözlerini; hafizama kaydettim... El yazmasi, göz nurun olan gül kokulu vecizeleri; kalbime hapsettim.... Seni bir daha silinmemek üzere benligime yazdim. O siyah, gür saçlari, yolunu gözlerken agarttim. Gülen gözlerimi aglattim.. Farkinda misin? Farkindamisin... Kirdim sana siir yazan elimi. Kestim ismini sayiklayan dilimi. Kör ettim resmine bakan gözlerimi. Ve kesecektim senin olan kalbimi; yapamadim.. farkinda misin, sana kiyamadim.. |
Bence Doktor, onu siz soyarak dinleyiniz; Hastalik çünkü degil öyle ehemmiyetsiz. Sade bir nezle-i sadriyyemi illet? Nerede? Çocugun hali fenalaşti son günlerde, Ameliyata çikarken sinif on gün evvel, Bu da gelmez mi? Dedim " Kim dedi, oglum sana gel? Nöbet üstünde adam kaçmali yorgunluktan; Hadi yavrum, hadi söz dinle de bir parça uzan." O zamandan beridir za'fi terakki ediyor; Görünen: bir daha kalkinmasi artik pek zor; Uyku yokmuş; gece hep öksürüyormuş; ateşin Oluyormuş biraz dindigi - Ben zaten işin, Bir ay evvel biliyordum ne vahim oldugunu Bana ihtara ne hacet, a beyim. Şimdi bunu? Maamafih yeniden bakalim dikkatle: Hükmü kat'i verelim, etmeye gelmez acele. - Çagirin hastayi gelsin. - Kapinin perdesini, Açarak girdi o esnada düzeltip fesini, Bir uzun boylu çocuk... Lakin o bir levha idi..! Öyle bir levha-i rikkat ki unutmam ebedi, Rengi uçmuş yüzünün, gözleri çökmüş içeri. Elmaciklar iki baştan çikivermiş ileri. O şakaklar göçerek cepheyi yandan sikmiş; Firlamiş alni, damarlarla beraber çikmiş, Betbeniz kül gibi olmuş uçarak nur-i sebab; O yanaklar iki solgun güle dönmüş, bitab! O dudaklar morarip kavlamiş artik derisi; Uzamiş saç gibi kirpiklerinin her birisi! Kafa yük gibi kesilip boynuna, çökmüş bagri; Iki degnek gibi yükselmiş omuzlar yukari. - Otur oglum seni dikkatlice bir dinleyelim... Soyun evvelce, fakat... - Siz soyunuz yok halim! Soydu bi çareyi üçbeş kişi birden, o zaman Aldi bir heykeli urya-i sefalet meydan Yok bu kemik külçesinin dinlenecek bir ciheti: "Bakmasak hastayi nevmid ederiz belki" diye; Çocugun gögsüne yaklaştim biraz dinlemeye: Öksür Oglum... Nefes al... Oldu, giyin; Bakayim nabzina... A'la... Sana yavrum, kodein Yazayim, öksürüyorsun, O, keser, pek iyidir... Arsenik haplari al, söylerim eczaci verir. Hadi git, kendine iyi bak... - Nasil ettin doktor? - Edecek yok, çocuk artik yola girmiş, gidiyor! Sol taraftan rienin zirvesi tekmil çürümüş; Hastalik seyr-i tabiisini almiş yürümüş. Devri salisteki asari o mel'un marazin Var tamamiyle, degil hiçbir eksik arazin. Bütün a'raz, şehikiyle, zefiriyle... - Yeter ! Hastanin çehresi meydan da! Insanda meger Olmasin his denilen şey... O degil, lakin biz Bunu "Tebdil-i hava" derde nasil göndeririz? Şurda üçbeş günü var... Gönderelim Yolda ölür.... "Git!" demek, hem, düşünürsek ne büyük bir zuldür! Hadi göndermeyelim... Var mi fakat imkani? Kime derd anlatiriz? Bulsan a derde anlayani! - Sözünüz dogru, Müdür bey; ne yapi yapmali; tek Bu çocuk gitmelidir. Çünkü eminim, pek pek, Daha bir hafta yaşar, sonra sirayet de olur; Böyle bir hastayi gönderse de mektep ma'zur. - Bir mubassir çagirin. - Buyrun efendim. - Bana bak : Hastanin gitmesi herhalde muvafik olacak. "Sana tebdil-i hava tavsiye etmiş doktor. Gezmiş olsan açilirsin..." diye bir fikrini sor. "Istemem!" de o fakat dinleme, iknaa çaliş; Kim bilir, belki de biçare çocuk anlamamiş? *** - Şimdi tebdil-i hava var mi benim istedigim? Birakin halime artik beni, rahat öleyim! Üç buçuk yil bana katlandi bu mektep, üç gün Daha katlansa kiyamet mi kopar? Hem ne içün Beni yillarca barindirmiş olan bir yerden. "Öleceksin!" diye kogmak? Bu kogulmaktir. Ben, Kimsesiz bir çocugum nerde gider yer bulurum? Etmeyin sokaklarda perişan olurum! Anam ölmüş babamin bilmiyorum hiç yüzünü; Sanki atideki mevhum refahim giderek, Onu çalkandigi hüsranlar, içinden çekecek! Kardeşim kurdugun amali devirmekte ölüm; Beni göm hurfe-i nisyana, ben artik öldüm! Hangi bir derdim için agliyayim, bilmiyorum. Döktügüm yaşlari çok görmeyiniz; magdurum! O kadar sa'y-i beligin bu sefalet mi sonu? Biri evvelce eger söylemiş olsaydi bunu, Çalişip ömrümü çilginca heba etmezdim, Ben bu müstakbele mazimi feda etmezdim! Merhamet bilmeyen insanlara bak, Yarabbi, Koguyorlar beni bir sail-i avere gibi! - Seni bir kerre kogan yok, bu sözün pek haksiz. "Istemem yollamayin" dersen eger, kal, yalniz... Hastasin... - Hem Verem'im! Söyle, ne var saklayacak! - Yok canim, öyle degil... - Öyle ya herkes ahmak, Birakirlar mi, eger gitmemiş olsam acaba? Dogrudur gitmeliyim... Koşturunuz bir araba. Son siniftan iki vicdanli refikin koluna Dayanip çikti o biçare, sefalet yoluna. Atarak arkaya bir lemba-i lebriz-i elem, Onu teb'id edecek paytona yaklaşti "Verem"! Tuttu bindirdi çocuklar sararak her yerini, Öptüler girye-i matem dökerek gözlerini; - Çekiver dogruca istasyona... - Yok, yok, beni ta, Götür Istanbula bir yerde birak ki; guraba, - Kimsenin onlara aldirmadigi bir sirada - Uzanip ölmeye bir şilte bulurlar orada |
| Saat: 13:03 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık